Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Köle
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/2017/05/kole-isl-parlakyldz.html?m=1#more Kitap hakkında bir şeyler yazmak istiyorum ama tekrar sinirlenmek istemiyorum o yüzden merak edenler linkten okuyabilirler. Puan verirken adil olmaya çalıştım ama fazla iyimser olmuş olma ihtimalim yüksek.
Baskı: Fatıma Fatımadır
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/2017/05/kadn-fatma-fatmadr-ali-seriati.html#more
Baskı: Bin Damla Gözyaşı
https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=5422728070702391451#allposts/postNum=0 Bin Damla Gözyaşı'ndan önce Bir Litre Gözyaşı ile tanıştım. Kendisi bu günlükten yola çıkarak çekilmiş 12 bölümlük bir dizi. Hayatımda hiç bu kadar uzun, bu kadar içten ağlamamıştım sanırım. Dizi beni öyle bir çarptı ki hala müziklerini dinledikçe gözlerim doluyor, tanıdığım herkese tavsiye ediyorum. Dizinin bir günlükten uyarlandığını öğrendiğimde araştırmış ama Türkçe çevirisini bulamamıştım. Ve sonra bir gün tesadüf eseri çıktı karşıma. Kitap için şurası şöyle burası böyle diyemem. Eleştiremem de. Çünkü bu, önce küçük bir kızın mücadelesinin, genç bir kadın oluşunun hikayesi. Bir günlük. Edebi bir değeri olsun diye değil, konuşamadığında sesi, yorulduğunda enerjisi olsun diye yazılmış. Gücü olmuş Aya'nın. İyi ya da kötü olmasının hiç bir önemi yok. İlham verici, hüzünlü ve hayat hakkında acımasız bir ders niteliğinde.
Baskı: İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto
Kitapta bütün ergen klişelerini yaşamaya ant içmiş gibi davranan nur topu gibi bir ergenimiz var. Daha 17 yaşında ve her ergen gibi hayattan nefret ettiğini düşünüyor. Ama bu esas kız aynı zamanda yazar olmak istiyor, hem de kitapları basılan yazarlardan. Bunun için ise insanların hakkında okumak isteyeceği kadar ilginç olması gerektiğini fark ediyor ve başlıyor bir projeye. Sonuç olarak ben Bree'yi hiç sevmedim. Kitap boyunca kendisinden nefret ettiği aşikardı ancak ben bunun için bir neden göremiyordum tabi ergenlik dışında. Okul korkunç bir yerdi, her gün kötü cadılar küçük çocukları yiyordu orada ve ben kişisel olarak lise yıllarının hayatın en güzel ve en önemli yıllarından olduğunu düşünüyorum tabi. Kısaca namı diğer esas kız pek bir şımarıktı. Kitap boyunca biraz burnu sürtülsün dedim ve buna kavuştum, mutluyum. Kitapta kötü çocuğun yaptıklarının cezasını çekmesi gerektiğinden bahsedilirken, Bree'nin de davranışlarının sorumluluğunu alması gerektiği biraz atlanıyor gibiydi. Sonuç olarak herkes büyüdü, olgunlaştı, alınması gereken dersler alındı. Öyle çok sürükleyici, heyecanlı sayılmazdı ama insanı içine çektiği bir gerçek. İlk kitapta gördüğüm sığlık yoktu ki bu mutluluk vericiydi. Tabi Bree'nin sona doğru okulda yaptığı konuşmayı yapay buldum. Bu günlerde gerçek arkadaşlık, gerçek dostluk hakkında bol bol düşünüyorum. Bu kitap da bu düşünme sürecini had safhaya taşıdı. Ve bir önceki kitaptan daha iyi olduğunu düşünmemin en önemli sebebi bu. Konu iyi. Ben Bree'yi şımarık bulmuş olsam da Bree'nin türünde milyonlarca ergen olduğu bir gerçek ve çoğunun da yardıma ihtiyacı var. Bir problemin gerçekten var olup olmamasından ziyade kişinin bunu nasıl algıladığı ve beynimizin bize neler yapabildiği önemli olsa gerek. Kitaptaki karakterler gerçekçi sayılırdı. Ve bana gerçek bir arkadaş nasıl olunur diye düşündürdü. Onu olduğu gibi kabul ederek mi? Ne kadar acı verici olursa olsun ona acımasız gerçekleri söyleyerek mi? Müdahale ederek mi, rahat bırakarak mı? Ben kendi cevaplarımı buldum ve herkesin nasıl iyi bir arkadaş olunması gerektiği hakkında düşünmesi gerektiğini düşünmeden edemiyorum. http://expectokitabum.blogspot.com.tr/2017/01/holly-bourne.html#more
Baskı: Taş Bebek
Yazarın en yeni benim de en son okuduğum kitabı olurlar kendileri. Yazarın her zamanki haline göre biraz hayal kırıklığı olduğunu belirtmem gerekir. Beklediğim bol kahkahalı hikayeyi bulamadım. Duygusaldı ancak diğer dram ağırlıklı kitapları kadar insanın gönlünü de fethedemedi. Kitap çok uzun bir zaman aralığını anlatıyor. Esas kızın annesinin hikayesinden başlıyor anlatmaya. Dolayısı ile insan bir an önce esas olaya gelmeyi bekliyor. Bu şekilde yazmanın karakterlerin daha iyi anlatılmasını sağladığı açık ancak bir aşk romanı için olayların biraz ağırlaşmasına da sebep oluyor. Fleur'un biraz olgunlaşmasını ve daha çok akıllanmasını hevesle bekledim kitabın sonuna kadar. Ve tabi mutlu son beni de mutlu etti. Hayatımda bu kadar çok çekmiş, bu kadar herkesten darbe yiyen insanı çok az görmüşümdür. Kitap boyunca ne çektin be Fleur deyip durdum. En sonunda o da buldu mutluluğu çok şükür. Sonuç olarak kitap sürükleyiciydi ve aşk romanları kategorisinde değerlendirildiğinde gayet iyiydi.
Baskı: Kaçırıldım Galiba
Bir kitaba verdiğim en düşük puan bu olabilir. Iki gündür kendime bunu niye yaptım diye düşünüyorum. Wattpad kitaplarına karşı değilim ve de ergenlik çağında çok popüler olan kitapları arada sırada ne var bunların içinde diye okurum. Bunu da böylece okumuş oldum ama hala merak ediyorum hafızamdan komple silmem mümkün mü diye. Koskoca altı yüz otuz beş sayfa bir de. O nasıl bir tutarsızlık nasıl bir saçmalıktır. Dil desen herhangi bir yorum yapmak bile istemiyorum. Bırakmayı bir çok kez düşünmüş olsam da iki günde bitirdim. Hakkını yememek lazım kızın, oturmuş yüzlerce sayfa yazmış. Kitap kendisini öyle yada böyle okutuyor da zaten. Ama hadi bu yazarlar genç de bu yayınevlerinde çalışan editörler nasıl çalışıyor merak etmeye başladım.
Baskı: Taş Kağıt Makas
Okumuş olan herkes Yeşil Yol filmini ya da kitabını hatırlamıştır muhakkak. Ama beni sıkmadı bu durum. Sonu hayal kırıklığına uğratmamakla birlikte şaşırtıcı olduğu da söylenemezdi. Dili akıcı, yine sorulacak bir çok soru var. Ve çekilen çokça acı. İnsan sevdikleri için neler yapar? Sevdiklerimizi kaybetmeye ne kadar katlanabiliriz, nasıl katlanabiliriz? Ve daha pek çok soru. Özellikle her bölümün başında verilen alıntılara da bayıldığımı belirtmem gerekir. Yazar çok iyi seçimler yapmış. Her zaman cesur konularla karşımızda olsa da dini sorgulayan, dini konu edinen böyle bir kitap yazdığı için de kendisini bir kez daha tebrik etmek gerektiğini düşünüyorum. http://expectokitabum.blogspot.com.tr/2016/12/jodi-picoult.html#more
Baskı: Sığ Sularda Kaybolan (Into the Deep #2)
http://expectokitabum.blogspot.com.tr/2016/12/sg-sularda-kaybolan-samantha-young.html
Baskı: Derin Tutku (Into the Deep #1)
http://expectokitabum.blogspot.com.tr/2016/12/derin-tutku-samantha-young.html#more
Baskı: Pi
Aslında tek bir kitaptan ziyade tüm seri hakkındaki düşüncelerimi yazacağım. İlk kitabı okuduğumda fena değil ama reklamı yapıldığı kadar da değil diye düşünmüştüm. ikinci ve üçüncü kitaplara geçtikçe hakkındaki düşüncelerim gittikçe iyileşti. Birbirinden bu kadar farklı, ama bir o kadar da hayatın içinden karakterler görmek güzeldi. her birini anlamaya çalıştım kimine kızdım kimini sevdim. Bahsi geçen kişilerden bazılarının hepimizin bildiği kişilerle bu kadar benzer anlatılması hem cesurcaydı hem de hoş bir sürprizdi benim için. Yine de söylemeden geçemeyeceğim Duru kadar sinir olduğum, itici bulduğum karakter azdır yine de böyle bir karakter üretmeyi başarı sayıyorum. Kitabın dili mükemmel değildi tabi. Yer yer acemice bulduğum, düzeltilmesini ümit ettiğim kısımlar vardı. Ve de kitabın sonunu fazla hayalci ve optimistik buldum. Serinin genel havasına uymayan bir sondu bence.
Baskı: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
16 yaşında bir genç kızın şizofreni ile mücadelesinin öyküsü. İnsanı etkileyen kitaplardan, tekrar tekrar düşündürenlerden. Şizofreni bir çok kitapta görebileceğimiz bir konu olsa da hastaneleri, oradaki hasta dinamiklerini, hatta akıl hastanesi kültürünü anlatmasını daha çok beğendim. Gerçekten yaşayanın ağzından, gerçekten yaşıyorsunuz hastalığı. Ve kitap öyle bir anlatıyor ki hastaları da hastaneleri de anlamak birden çok daha kolay hale geliyor. Popüler kültürün bu psikiyatrik hastalıkları toz pembe gösteren, aşık olduktan sonra birden iyileşiveren romantik yaklaşımına karşı gerçekçi bir duruş göstermiş, içindekileri anlatmış yazar. Başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum kitap kendi kendini yeterince anlatıyor.
Baskı: Az Mantıklı Konuş
Kitap için kullanabileceğim en iyi sıfat 'hafif' sanırım. Hafif bir anlatımla insanı eğlendirerek, güldürerek içine çekiyor. Bir kaç saatte de bitiyor. Bir filme ayırdığım vakti ayırarak bir çok filmden daha fazla eğlendirecek bir kitap okumak isteyenler için.
Baskı: Belki Hüzün, Belki de Aşk
Kitap akıcı, kolay okunan, aynı zamanda da edebi olarak değersiz sayılamayacak kadar yetenekli bir yazar tarafından yazılmış. Kitabın geçtiği tarih günümüzden 1000 yıl önce neredeyse. yine gerçekçilik sağlanmış. Ama benim için kitabı değerli kılan bir kadının kininin nerelere varabileceğini, zeka ile kindarlığı harmanlayan bir kadının başkalarının hayatlarına neler yapabileceğini göstermesiydi. Okunmaya değer olduğunu düşünüyorum ancak bu tarz konulara ilgi duymayanlar için sıkıcı olabilir.
Baskı: Şeytani Düşler (Anita Blake Vampir Avcısı, #12)
Anita Blake serisi fantastik bir seri orası kesin. Canavarlar olacak, vampirler olacak, kurt adamlar olacak, büyü olacak tamam da Anita'da her şeyden önce aksiyon olması gerekirdi. Ama olmamış. Bu kitapta beklediğimi bulamadım o yüzden. Aksiyon yeterli olmadığında canavarlar da büyüler de sıkıcı olmaya başlıyor haliyle. Üstelik kitap 1060 sayfa. Kalın olması biraz daha aksiyon daha az büyüsel saçmalık olsa avantaj olurdu ama bu haliyle sıkıcı olmuş. Tabi bir Anita Blake kitabı ne kadar sıkıcı olabilirse. Seri ilerledikçe karakterler büyük değişim gösteriyor. İyi yönde olanlar da var kötü yönde olanlar da. Anita'nın bu kadar kasıntı olması sinir ederdi beni, şimdi ise bütün kurallarını bu kadar kolay çiğnemesi. Yazar yine çok canlı bir anlatımla anlatmış olayları. Beklediğimi bulamamış olsam da devamını heyecanla beklemeden de duramıyorum.
Baskı: Zincirlenmiş Narkissos (Anita Blake Vampir Avcısı, #10)
Aslında Anita Blake kitapları hakkında yorum yapmak istemiyordum pek. Çünkü yorumun kitap için değil seri için olacağını biliyordum. Böyle serilerde kitabı seriden bağımsız değerlendirmekte zorlanıyorum. Yine de bu kitaba yazmak istedim. Son iki kitaptan sonra onuncu kitabı çok daha iyi buldum çünkü. Her ne kadar cinselliğin çok ön planda olması nedeniyle eleştirilse de kurgusu çok daha sağlam, çok daha akıcı bir hikaye olmuş. Seri ilerledikçe tekrar da artmış haliyle. Okurken bırak şunların kara kaşını kara gözünü anlatmayı da olaya gel dediğim çok yer oldu. Ama benim gibi kitapları üst üste okumayan insanlar için faydalı olacaktır. Kitabın hızlı bir temposu ardı. Hatta ben yoruldum artık karakterler adına. Seriye ve bu tarza alışık olmayan okurlar için de daha da yorucu olduğunu gördüm çevremden. Ama bence romanın en çekici yanı da bu zaten. Bu seriyi insanlara sevdiren şeyin edebi özelliklerinden çok karakterleri olduğunu düşünüyorum. En azından benim için öyle. Ve çok az yazar olayları böylesine canlı bir şekilde anlatabilir diye düşünüyorum. Diğer kitaplardan farklı olarak bir çok karakterin büyük değişimler geçirdiğini gördüm. Ben sevdim gerçi. Çok yerde Anita kaçmayı bırak bahane arama sen böyle biri değilsin demek istememe rağmen. Richard da beni tam anlamıyla çıldırttı. Gerçi ilk ortaya çıktığı andan beri mızmız halleri beni sinir ederdi ama artık iyice gıcık oldum. Seriyi de bu onuncu kitabı da bu türü sevenlere tavsiye ederim. Ben Zincirlenmiş Narkisos'u diğerlerine göre daha bir sevdim. Özellikle sekiz ve dokuza göre. Çok daha akıcı, çok daha sert, kurgusu çok daha sağlamdı.
Baskı: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Kitabın ismi içeriğini gayet açık bir şekilde ifade ediyor. O yüzden kitabın özetini yazmaya gerek yok. Kitapta müthiş bir bilgi birikimi olduğu da kesin. Binlerce yıllık bir tarihi sadece 408 sayfada bu kadar güzel ifade edebilmek de yine müthiş bir başarı. Kitabın dili akıcıydı. Bu kadar çok bilgi içeriyor olmasına rağmen edebi olarak da dikkate değerdi. Kitabın ilginç olmasının yanı sıra dili de sıkılmadan okunmasını sağlıyor. İnsan kendini, türünü, yaşadığı dönemi, geçmişini ve geleceğini sorgulamadan edemiyor. Yazar farklı teorileri gerçek olma olasılıklarını tek tek değerlendirmiş bir çok konuda. Yine de bazı düşünce biçimlerini öne çıkardığını ve savunduğunu da düşündüm okurken. Bunun kötü bir şey olduğunu düşünmedim. Kitapta herkesin bildiği şeyler de vardı pek bilinmeyen ilginç bilgilerde. Çoğu yerde beni araştırma yapmaya da sevk etti. Kısaca herkese gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir kitaptı. Keyifli okumalar.
Baskı: Sonuna Kadar
Klasik bir hikaye aslında. Ama yeni nesil aşk romanlarının sürekli ergenler ya da ergenlikten yeni çıkmış kahramanlar arasında geçmesi nedeniyle böyle kitaplar hoş bir değişiklik oluyor. Yazarın üslubunu da sevdim. Tabi klasik İtalyan sahipleniciliğini, cinsiyetçiliğini sevdiğim söylenemez. Sürekli 'Al beni' ler; 'Ben hep sana aittim' ler; 'Beni İstediğini söyle, teslim ol' lar beni baydı açıkçası. Ama kitabı ve de yazarı okumayı bıraktıracak kadar da değil. Kısacası hoş bir kitaptı. Eğlenmek, kafa dağıtmak için, bir kaç saatlik bir molada okunabilecek bir romandı.
Baskı: Ay Bahçesi
Kitapta mantıklı olan pek bir şey yoktu bence. Ama mantıklı olmaması kitabı sevmemi engellemedi. Yazarın en sevdiğim kitaplarından biriydi. Yine de Ian ve Elliot'un akıl almaz bencillikleri uzun süre beni sinir etti. Kitaptaki erkek karakterlerin sorunu ne diye düşünmedim değil. Selena'nın her şeyi en baştan öğrenmesi gereksiz yere hayatı ne kadar zorlaştırdığımızı gözler önüne seriyor. Bilimsel olarak daha fazla araştırılması gerektiğini düşünüyorum. Dönem özelliklerine dair de pek bir bilgi yoktu. Zamandan bağımsız yazılmış gibiydi. Kendime bir kaç kez olayların geçtiği yılı hatırlatmak zorunda kaldım. Ama tabi sevdiğim, ailenin ne olduğu, nasıl olması gerektiği ile ilgili olan aynı zamanda da aşkı ve dünyayı sorgulayan bir romandı. Yazarın önceki kitaplarını sevmişseniz bunu da mutlaka seversiniz.
Baskı: After - Karşılaşma
Zamanında Wattpadde uzun zaman geçirmiş bir insan olarak tekrar döneceğimi, bir Wattpad kitabı okuyacağımı sanmıyordum. Ama okudum. Çünkü bir Wattpad kitabı okuduğumun farkında değildim. Yine de beklediğimden iyi olduğunu da söylemem gerekir. Beklediğimden iyiydi de beni benden aldı tabi. Okuduğum en dengesiz karakterlerdi sanırım, ki daha önce pek çok dengesiz karakter okumuşluğum vardır. Hardin saplantılı, tutarsız, hatta muhtemelen de klinik olarak hasta bir karakter. Bu tavırları ile kızı da gittikçe kendisine benzetti. Kitap aslında bir kaç popüler kitabın karışımı gibiydi. Yer yer bir romana yer yer başka bir romana fazlasıyla benziyordu. Tessa'nın sürekli ağlayıp durması da bende kafamı duvara vurma isteği oluşturuyordu. Kitabın sonunu da ortalarında tahmin etmiştim. Gerçi ne kadar tahmin etsem de yazar öyle bir sahneyle bitirmiş ki o kadar şikayet ederek okuduğum kitabın devamını merak ederken buldum kendimi. Muhtemelen de çıkar çıkmaz okuyacağım. İnsan okurken kendime bunu neden yapıyorum diye soruyor ama merak etmeden de duramıyor. Aslında bu tarz kitapları sevenlerin çok beğenebileceği bir kitap olduğunu da inkar edemem.
Baskı: Fırtına (Tempest, #1)
Uzun zamandır zaman yolculuğu temalı kitap okumamıştım. Hoş bir değişiklik oldu. Edebiyatta çokça örneği olan bu temayı yazar bir şekilde özgünleştirmeyi başarmış. Basit ve akıcı bir dili var. Gerçi kitap ara ara durgunlaşıyor. Zaman yolculuğu yapan bir baş kahraman olunca işler biraz karışıklaşabiliyor tabi. Kavranması gereken çok şey var ama yazar pek bilgi vermemiş. Belki de devam kitaplarına saklıyordur cevapları. Benim için fazla sıkıntı yaratmadı ama rahatsız olabilecek insanlar da vardır muhtemelen. Kitap benim dikkatimi çekmeyi başardı. Devamını da okumayı düşünüyorum ancak bir yer yer biraz yavan buldum ve eksiklerinin olduğunu düşünüyorum.
Baskı: Tek İsim, Tek Kader
John Green'in diğer kitapları kadar sevmedim. Daha basit buldum. Özellikle eşcinsel olan Will'in olduğu bölümlerin dilini pek sevmedim. Ama bol bol güldüm. Bir solukta bitti ve eğlenceliydi. Pek gerçekçi bulmasam da eşcinsellik dünyasına böyle eğlenceli ve farklı bir bakış okuduğum için mutluyum.
Baskı: Bir Buluşma
Kitabı kütüphaneden deneme olduğunu bilmeden aldım. İyi ki almışım tabi. Denemeleri ne kadar sevdiğimi hatırladım. Tabi yazarı Kundera olunca ayrı bir tat almamak mümkün değil. Tavsiye ederim.
Baskı: Ateşböceğinin Şarkısı (Ateşböceği Yolu, #2)
İlk kitap kadar iyi olmadığını söylemek lazım. Ama tabi artık her şeyi öğreneceğimiz bir devam kitabı olması çok güzel. Keşke dili bu kadar basit olmasa diyorum bazen. Yazar duyguyu çok iyi bir şekilde verdiği için bu eksikliği biraz olsun kapatıyor. İlk kitabı okuyan ve seven insanlara gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
Baskı: Eve Dönüş Şarkısı
Yazarın okuduğum diğer kitaplarına göre daha basit yazılmış bir kitap. Aynı havayı vermediği de kesin. Ancak çok daha espirili ve farklı da. Kitabı sevdim tabi diğer kitaplar kadar mükemmel bulamadım. Eksikleri çok. Hem konusu hem tarzı nedeniyle de okuduğuma mutluyum. Kesinlikle tavsiye ederim ancak yazarın diğer kitaplarına göre beklentinin biraz daha düştük tutulması iyi olabilir.