Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (4. Kitap): Yılan Büyücüsü
Dördüncü kitap da diğer serilere göre güzel başlıyor , diğer dünyalara nazaran burası daha huzurlu gibi gözüksede Alfred'in gözükmeyen taraflara bulaşma gibi bir huyu olduğundan başı derde giriyor. Sartan'cıların memleketini ve yobazlaşmalarını , Alfred'in güvenebileceği tek kişinin Haplo olduğunu farketmesi daha da çıkmaza sokuyor her şeyi. Bir noktadan sonra tüm diğer dünyaların olumsuzluklarına karşın artık; "yeter, bir şey de düzgün ilerlesin be arkadaşım" diyebiliyorsunuz :)
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (3. Kitap): Ateş Denizi
Durup düşündüm , evet serinin en beğendiğim kitabıydı bu. Çaresizliği iliklerime kadar hissettim. Ölümsüz ve aklı olan zombimsi yaratıkların karşımda olduğunu hayal etmiştim okurken. Eh hayal gücünüz birazcık genişse tedirgin olmamak mümkün değil. Başarılı ve harika bir kitaptı. Serinin diğer kitapları daha da ilgi çekici olma yolunda.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (2. Kitap): Elf Yıldızı
5 yıl kadar önce okuduğum bir kitaptı. Durdum ve düşündüm bu kitapta neler olmuştu diye. Sonra aklıma titanların elfler ile insanların peşinde oluşu geldi.Gerildiğim , çaresiz hissettiğim kitaplardan biriydi. Etkileyici anlatımıyla 7 kitabı 7 günde bitirdiğimi hatırlıyorum :) İlk kitaba aldanıp hızınızı yitirmeyin , ilerledikçe daha da güzelleşiyor.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (1. Kitap): Ejder Kanadı
Çok harika bir başlangıç kitabı. Hiç sıkmadan olayların içinde buluyorsunuz kendinizi. Zaten başlangıcı bile ayrı bir heyecan veriyor =) * Sadece başlangıç kitabı değil , serinin diğer 6 kitabıda birbirinden harika , soluksuz okutacak türde.
Baskı: Martı
"Keşke genç yaşlarda okuyabilseydim de geç kalmasaydım bu kadar" dediğim tatlı Jonathan'lı kitaptır. Ah Jonathan ah , gel al benide nirvanaya :D
Baskı: Kiralık Adam
Basit ve berrak bir üslupla aktarılmış kitap , hiç sıkılmadan rahatlıkla okunabileceğini söyleyebilirim ama herhangi bir edebi tarafı veyahutta size kattığı bir şey olmadığını da belirtmem gerekir. Konusu aşk ve cinsellik. Roman okumaya yeni başlayabilecekler veyahutta edebi bir yan beklemeyenler için iyi bir başlangıç kitabı olabilir, o da "belki".
Baskı: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları, #3)
Seriye başladım diye artık bitsin gözüyle okumaya devam ettim. Çok sıkıcı değildi ama Katniss'in hep aynı cümlelerden oluşan bunalımlı ve ürkek cümleleri artık çok bayağı ve yavan gelmeye başlamıştı. Sonunda bitirebildim. Kötü değildi ama sonu tahmin edilebildiğinden iyi de değildi. Birinci kitabında yakaladığı heyecanın yanına hiçbiri yaklaşamadı. Karakterlerin pat diye duygu içermeden ölümü zaten hiçbir etki bırakmaya fırsatta vermedi. Güzel , heyecanlı sahneleri vardı ama maalesef ki son olaylardan sonra kitap , saman tadında bitti :)
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Açıkçası herkes gibi övemeyeceğim 2.kitabı. Çünkü 1.kitaba göre bence durağan kalmış bir kitap. Betimlemeler ve iç dünyalara değinilmesi güzel olmuş ama tam istenileni verememiş, o duyguları tam yansıtamamış, oldu-bittiye gelmiş. Katniss'in biraz katıksız odun olması da çok can sıkıyor ama elden bir şey gelmeyecektir sanırım :) Onun haricinde kitabın sonu çok güzel bırakılmış. Haymitch'in ağzından duymak isterdim bu hikayeyi açıkçası. Kurnazlıklarını birbir sıralasa kötü olmazdı :)
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Çok iyi kurgusu olduğu zaten ortada. Açıkçası beni en çok etkileyen sahnesi Katniss'in Rue'ye olan ağıtıydı ve 11.mıntıkanın hediyesiydi. Gerçekten duygulandım orada. Nasıl bir şehir bu , nasıl bir mantık bu diyerekten 1. kitapta soru işaretlerimle kalıyorum. İnsanı kesinlikle 2.kitabına yönelten bir havası var. O ne teknolojiymiş öyle arkadaş demekten de alamadım kendimi. Diğer bölgeler açlıktan , sefaletten ölürken asıl şehir harikalar diyarı gibi her istediğine sahip oluyor. Ayrıca mutantlarda da ciddi ciddi kasıldım biraz. 2. kitapta bakalım nasıl bir hikaye çıkacak ortaya , gerçekten merak ediyorum. * Bu heyecanlı yorumuma bakıyorum da 2. ve 3. kitaplar maalesef ki hayal kırıklığı oluyor benim için :)
Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut
Wladimir Bartol öyle bir Hasan Sabbah portresi çizdi ki gözümde sormayın. Artık Alamut kelimesi geçti mi bir yerde bu kitap ve içindeki Hasan Sabbah figürü gözümün önünden hiç ayrılmayacaktır. Tarihi roman olarak içinde tarih kırıntılarınında olduğunu göz önüne alırsak harika bir kitap olmuş diyebilirim. Haşhaşilerin sorgusuz sualsiz canlarını verişleri ve Sabbah'ın cennetimsi şeytani planına hayran oldum gerçekten. Sanırım Sabbah'ı kendimce bir tarife oturtmam gerekirse ; :) Yaşam onu piyon olarak görüyordu ama o , kendisini vezir yaparak tüm herkesi oyuna getirdi :)
Baskı: Sil Baştan
Her şey bir noktadan sonra ne kadar da sıradanmış gibi geliyor. En başta heyecan verici olan her yeni hayat sonrasında çekilmez bir cehennem azabına uğruyor. Bugün Aslında Dündü filmiyle aynı neredeyse tek fark orada 1 gün devamlı aynı kalıyor burada da yıllar. Her ilk , ilk olma özelliğini kaybetmediği sürece gerçekten inanılmaz heyecanlar verebiliyor :) Yazar , Jeff'in 2. yaşantısını öyle güzel anlatmış ki her insanın ilk yapmak isteyeceği şeyi dökmüş kağıda. Ve sonrasında da yine öyle güzel anlatmış ki artık bilinmeyenin olmadığı bir yerde her şeyin ne kadar da basit gözükebileceğini. Ben sevdim , hoşlandım. Bir nefeste okunabilecek tadımlık kitaplardan.
Baskı: Zar Adam'ın Peşinde
İlkinide 2.'sinide beğendim. Bakış açısı bakımından çok farklı ve güzel geldi bana. Luke kitapta uçarıya kaçmasa belki de daha fazla kişi tarafından beğenilecek türde bir kitap olabilirdi.
Baskı: Zar Adam
Zar Adam aslında çok güzel bir bakış açısı kazandırabiliyor insana. Tabi bu bakış açısı insanların ödünü kopardığı için bundan kaçınarak , ona kötü gözüyle bakılarak büyük tepkiler de toplayabiliyor. Tamam , kurgusu ve işlenişi zayıf olabilir ama anlatılmak istenen ince detaylardan çıkan sonuçlar çok güzel bana göre. Misal bazı yerleri gerçekten de düşündürtüyor. Biz insanlar hayatlarında ufakta olsa heyecanlar arıyor ve bunlara cesaret edemediğimizden her şeye sıkıcı gözüyle bakabiliyoruz , şikayet edebiliyoruz. Kendimize bir şans vermeyi reddediyoruz. Ama en azından burada o şansı kendine veriyor Luke. ( kitapta aşırıya kaçıldığının farkındayım sadece örnekleme sunuyorum ) Aynı şekilde Luke'un kitabında dediği gibi ''ebeveynler aslında çok uyumsuzlar ama tek bir kişilik olduklarını da göstermeye çalışıyorlar.'' Örneğin kitapta yer alan ''Sütünü döktüğün için seni bazen tokatlarım , bazen de buna hiç aldırmam. Bazen bana kafa tutman hoşuma gider oğlum , ama bazen de kafanı kırmak istiyorum. '' gibi tutarsız davranışlar sergileyebiliyorlar. Ve bizler de bu davranışları çok rahat uygulayabiliyoruz. Bu verilen bilgiler yanlış bir bilgi değil , çok doğru bir noktaya değiniyor burada. Eh herkesin gözünde bütünlük bakımından saçma bir kitap olarak gözükebilir ama bana göre gerçekten çok etkileyici ve farklı bir kitaptı. Kitapta en çok hoşuma giden bölüm ise babasının Larry'e zarları kullandırtarak kendisine kabadayılık yapan alt komşusunu dövüp sonrada onun yüzüne ben sarhoştum demesi beni cidden çok güldürdü :)
Baskı: Empati
Kitapta beni en çok hayrete düşüren şey son sayfaydı :) Okuyucuyu hayrete düşürmek için sanırım son sayfayı bekletmiş Adam Fawer. Valentinus'un gizi sanırım buna değerdi. Okurken haz aldığım ve Olasılıksız kadar iyi olduğunu düşündüğüm güzel kitaplardan biri.
Baskı: Olasılıksız
Başlarda hafif bir tereddüt ettiysemde ortalara ve hele ki sonlara doğru kendi hakimiyetini gösterdi kitap, hele ki poker muhabbetindeki olasılıklar çok hoştu. Ben kitabı kesinlikle başarılı buldum ve sonlarına doğru Caine'nin ön plana tam çıkması daha da heyecanlı yaptı kitabı. Biraz da Nicholas Cage'nin Next filmine benzettim açıkçası :)
Baskı: İhanet
Açıkçası okurken keyif almadığım bir kitaptı. Her şeyi tahmin edilebilirdi ve tabiki basit bir konusu vardı. Artık dayanamayıp sonuna bakayım da bitsin gözüyle kitabı çevirirken olayın nasıl gerçekleştiğini merak ettiğim için okuyup sonunun biraz farklı bittiğine şaşırdım sadece. Ama yine de bana göre bir kitabı final bölümü kurtaramaz.
Baskı: Sineklerin Tanrısı
Yasaklar, sınırlandırmalar ve kurallar olmadan biz de basbayağı onlar gibi olabilirdik. Kitabı okurken çoğu zaman onların çocuk olduğunu unutuyordum ama sonunda bunun farkına varınca tabi ki bunlar çocuk diyebildim düşünememeleri doğal diyebildim. Ve henüz her şeyde taze oldukları için , tamamen yetiştirilmedikleri için , doğru ile kötü yol ayrımını yapamamalarının gösterilmesi kitabı daha bir okunulabilir kılmış. Kimse saf iyilikle doğmaz , nötr doğar. Bir çocuğa kötü olmasını öğretirsen kötü , iyi olmasını öğretirsen iyi olur. Ve son olarak ,Sineklerin Tanrısının anlamını da öğrenince yazar gerçekten de hakettiği ismi kitap için bulmuş diyebildim. Baalzebub hiç aklıma gelmezdi =)
Baskı: Ağıtsız Kadınlar
Töre cinayetlerinin ne denli acımasız , gözü kara olduğunu anlatan bir kitap. Çaresiz kalıpta hayatlarında tek bir umudun olmadığı o vakitte tek kurtuluşun intihar olduğunu düşünen o kadınlar. Kendisini okutuyor ama öyle edebi bir yanı yok kitabın. Basit bir dilde yazılıp kısa bir şekilde bitmiş ama konu bakımından ve töre denilen o saçma adeti devam ettirenlerin akıllarında yatan "leke" kelimesini temizlemek için akıllarında yatan tek arınma yöntemini kullanarak hiç acımadan,içleri cız etmeden kendi kanlarından ve canlarından olanları ,töre ile dini birleştirip bir kıyımı gözler önüne seriyor.
Baskı: Felatun Bey ile Rakım Efendi
Ünv yıllarımda okumuştum , iki zıt karaktere baktıkça Ahmet Mithat'ın bu aktarım şekline hayran olmuştum. Gözden kaçırılmamalı , okunmalıdır bu eser de.
Baskı: En Son Yürekler Ölür
Ben beğenerek okudum ama tabiki biraz zamandan ve olaylardan sanki kopukmuş gibi hissettiriyor kitap ,onun haricinde Deniz kavramını ve ona olan aşkı çok güzel yazmış Canan Tan :)
Baskı: Ölümcül
Bir günde bitirdiğim sonu tahmin edilebilir ama heyecanı dinmeyen bir kitaptı.
Baskı: Yüksek Topuklar
Hayatım içimden geçen cümleler içinde geçti. Okurken ilk izlenimim profesyonel kötümser oldu onun için. Sonraları yalnızlığına dikkat çekti. İyi bir şeymiş gibi gösterip aslında insanı ne kadar hırpaladığı ve aksi yaptığını gösterdi. Kendisini güçlüymüş gibi gösterip aslında ne kadar kırılgan olduğunu kimsenin bilmesini istemedi hatta kendisinin bile bilmesini istemedi. Geçmişinde sevgi ve nefreti birbiriyle karıştırdığını ve zamanla bunları birbirinden ayırmayı başarabildiğine tanık olduk. Arkadaşı olarak gözüken şahsın arkadaşlıkla hiçbir ilgisi olmadığını ve oradan da yara aldığına tanık olduk. Ve büyümüş , çevresinde kim varsa onlar hakkındaki düşüncelerine tanık olduk. Bu düşünceleri bizi çoğu kez güldürdü , eğlendirdi. Çoğu kez yeter artık bırak içinden konuşmayı dedirttirdi. Sonuç olarak kitap inanılmazdı. Bir çok kadın karakterine şahit olup vay canına daha neler dedirtecek şekilde hepsine tanık olduk. Kitapta çok hoşuma giden bazı sözler de yer alıyor : Biz ne dersek diyelim , yaşam, çoğu kez kendi yarattığı klişeleri kullanıyor. Sevdiklerimizin hayatına ya erken girer,ya geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten. Tansırı tunsuru , ölme etme can sürü!
Baskı: Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
Bir çok efsane , bir çok doğru olarak bildiğimiz hikaye bize farklı sunuluyor. Bazılarına inanabiliyor insan , bazılarına da inanmak istemiyor. Yada inanmak istiyor ama daha çok kanıta ihtiyaç duyuyor. Ve merak ediyorum eğer bu anlatılanlar doğruysa ne diye hala sahte bilgilerle devam ediyoruz ? Daha fazla kanıt , daha fazla belgeye ihtiyaç vardır mutlaka. O zaman da bu bilgilerin ne kadar doğru olduğunu merak ediyoruz bu sefer de. Okurken çok şaşırdım. Bir çoğuna kendim de açıklama getirerek ve araştırarak inandım. Ama diğer kısmına ise bunu yapamadım. Sanırım daha fazla ortak görüşe ve temelden sarsacak bilgilere ihtiyaç var. En azından kendim için...
Baskı: Sırça Fanus
Yazarın kendi hayatını anlatmasının yanısıra, kitap yayınlandıktan 1 ay sonra ölmesi daha da çok insanın ilgisini çekiyor. Okurken insanın aklına devamlı gelen soru bu oluyor : Acaba neden kendini öldürdü ? Neden? Bu kadar başarılı bir insan , çocuğu ve eşi olmasına karşın nasıl buna cesaret edebildi ? bu ve buna dayanan sorularla okuduğum bir kitaptı. Her şey düşündüğümüz gibi olmak zorunda değil maalesef. Bazıları hayatın üstüne gider , bazılarına da artık fazla gelir her şey.