FR
@freebird55

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Yaşam ve Yazgı
10/1027.04.2020

Baskı: Yaşam ve Yazgı

Bu kitap sıradan bir romandan ziyade binlerce insanın yaşamından damıtılmış başka bir hayat gibi. Savaş atmosferini bu kadar çok yönlü ve topyekün ele alabilen başka bir roman okumadım. Nazilerin insanları gaz odasına gönderdikleri bölüm, romanın duygu yoğunluğu açısından zirve yaptığı yerdi benim için, bir kez daha "ne çok acı var" dedirtti. Kitabın bunun kadar değerli bir niteliği daha var, totaliter rejimin insan özgürlüğüne ve dolayısıyla insan onuruna ne kadar zararlı olduğunu adeta yaşatarak anlatabilmesi. Edebi yetkinlik konusunda bir Tolstoy ustalığı yok, özellikle başlarda karakterlerin çok olması ve farklı yerlerde hikayelerin anlatılmaya başlanması nedeniyle zorlanmalar oldu ancak üç cilt olmasına rağmen sonuna doğru bitmesini istemedim, -burdan sonra spoiler olabilir- mert bir adam olan novikov'un aşk acısından ve politikacıların hainliklerinden kurtulup hayatına devam ettiğini, yine bir yönden dürüst bir adam olan krımov'un atılan iftiralardan ve çalışma kamplarından kurtulduğunu görmeyi isterdim. Ama ştrum'un inanmadığı halde mektuba imza atarak yaptığı hataya karşın kendine ders çıkarması, gelecekten yana umutlu olduğunu görmem, belki de romanın en çok benimsediğim ve cephede sürekli karısından ve çocuğundan mektup bekleyen beryozkin'in romanın son sayfalarında adı verilmeden eve dönen asker olduğunu anlamam da onca acıya rağmen mutlu etti. Bunlar eninde sonunda roman kahramanı, fakat gerçek her zaman kurgudan tuhaftır sözüne atfen, aynı zamanda bunlar aynı zamanda, yaşamış insanlardan birer parça olduğundan roman bittiğinde boğazım düğümlendi, ki bana göre iyi roman bittiğinde okuyucunun boğazında bir yumruk bırakan romandır.

Baskı: Ferahlık Anına Övgü

tam olarak tasavvufla ilgili bir roman değil aslında, daha çok seküler bir yaşam tarzına sahip, kariyerinde tıkanıklık yaşayan bi ressam olan ana karakterin bir tasavvuf tarikatından aldığı duvara hat boyama işini yaparken yaşadığı duygular, etrafındaki kişilerle temaslarını anlatıyor. bu haliyle tasavvuf tarikatı ve ona dahil olan karakterler pek romana etki edememiş, biraz daha derinlikli işlenebilirdi bence, ama güzel bir romandı, yazarın diğer kitaplarını da merak ettim.

Hapishanenin Doğuşu
7/1018.07.2018

Baskı: Hapishanenin Doğuşu

ağır bir kitap, fakat ağırlığının bir kısmının da çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum malesef. ayrıca akademik yönü ağır basıyor bence, pratiğe dair pek bir derdi yok. bu nedenle hukuk, sosyoloji gibi alanlarda akademik çalışma yapmayan birine önermem.

Baskı: Wittgenstein'in Metresi

benim için fazla deneysel bir kitaptı, averaj okuyuculara hitap etmiyor, nasıl başladıysa öyle gidiyor, okumayı düşünenlere tavsiyem almadan önce en az birkaç sayfasını karıştımaları...

Baskı: Döşeğimde Ölürken

Çeviriyi hiç beğenmedim. Tavsiye etmiyorum. İletişim Yayınları ise iyidir demiştim, ama zaten Murat Belge de bu kitabı çevirdiğinde 18 yaşındaymış, olmamış.

Baskı: Aşk Neden Acıtır : Sosyolojik Bir Açıklama

Kafa açan bir kitap, zannettiğimden -başlığına, kapağına bakıldığında- daha ağır bir kitap çıktığını söyleyebilirim fakat sonuçta sosyolojik bir kitap olduğu göz önüne alındığında ağır denemez, aksine kendine has bir sürükleyiciliği var. Yazar büyük bir işe girişmiş ve alnının akıyla altından kalkmış, saygı duyulası. Aşk, ilişkiler, kadın ve erkek gibi olguları modern ve modern öncesi zamanlardaki halleriyle karşılaştırmalı olarak analiz etmiş, bolca saha kaynağı koymuş, kendi fikirlerini bilimsel sorgulama düzeyinde tutmuş ve bu da elimizdeki çalışmanın ciddi ve değerli olduğunu hissettiriyor. Çevirmenin de ellerine sağlık bu arada.

Günlükler
6/1023.07.2014

Baskı: Günlükler

Günlüklerin daha geniş bir çerçevede olmasını bekliyorum fakat hayli dar bir yelpazede yazılmış: hemen hepsi hristiyanlık üzerine. önceden inançsız olduğunu tahmin ettiğim yazar dine döndükten hemen sonra bu günlükleri tutmaya başlamış. daha serin kanlı yazılsaymış hepsine tahammül edebilirdim fakat genel tutum hristiyanlığın tek doğru, tek çıkar yol olduğunun anlatılması olduğundan ve bu da ilgimi çekmediğinden yarım bıraktım, okuyacak daha iyi kitaplar var. bu kitabı teoloji, ilahiyat alanlarıyla ilgilenenler ya da hristiyanlıkla ilgili felsefi metin arayanlara tavsiye edebilirim ancak.

Baskı: Bir Tereddüdün Romanı

adını öss'ye hazırlanırken yazarları ve eserlerini ezberlediğim zamanlarda öğrendiğim ve tesadüfen elime geçmese okumayacak olduğum için bu roman, bana göre saklı bir hazine. her sayfada peyami safa'nın ne kadar güçlü bir yetenek olduğunu gördüm. ikinci kez okumak isteyeceğim az sayıda kitabın arasına girdi. fakat oldukça karanlık atmosferi ve ağır/derin konuları eşelemesi nedeniyle herkesin sevebileceği bir kitap değil. bir de çok sayıda eski kelime içeriyor, gerçi bana göre bir eksi değil bu. kitabın sonunda bazı kelimelerin anlamlarının verildiği sözlük de iyi iş görüyor.

Biz
7/1027.01.2014

Baskı: Biz

Biz, distopya temalı Cesur Yeni Dünya, 1984 ve Fahrenheit 451 ile birlikte anılan ve hepsinden önce yazılmış, dolayısıyla hepsine ilham kaynağı olmuş bir kitap. Ama aynı zamanda bunlar arasında en az beğendiğim kitap oldu. Evet, öncü olması nedeniyle belli bir önemi var; fakat diğerlerindeki o netlik ve derinlik yok. Bu kitabın değeri daha çok bu temayı gün yüzüne çıkarması, distopya tablosunu ortaya koyması olsa gerek. Kitabın en olumsuz bulduğum yanı okurken çok zorlaması. Çünkü -zannetmiyorum ama belki de çeviridendir- karman çorman bir anlatım var önümüzde. Neyin nerede başlayıp bittiği çoğu zaman anlaşılmıyor, cümleler kopuk kopuk, betimlemeler sadece peş peşe kelimeler şeklinde vuku buluyor... Bu belirsizliği, adeta bir zihin bulanıklığını andıran tarzdaki anlatımı belki de yazar özellikle seçmiştir bilemem ama dozunun ayarlanamadığını düşünüyorum.

Zamanın Kısa Tarihi
9/1007.01.2014

Baskı: Zamanın Kısa Tarihi

Müthiş bir kitap kesinlikle. Aklını kullanmaya değer veren her insanın okuması gereken bir kitap. Çünkü içinde sadece fizik yok, fiziği ortaya çıkaran o en temel sorular ve bunlara tarihin en büyük bilim insanlarından bazılarının cevap bulma arayışı var. Stephen Hawking de hiç şüphesiz bunlardan biri, yaşayan bir efsane desem yanlış olmaz galiba. Birçok sağlıklı insanın bile aciz kaldığı bir bilim dalında, büyük engeline rağmen başardıklarıyla şimdiden tarihte kendine yer edinmiş bir insan. İşte, bu kitap da bir yerde aslında onun kendi macerasının sonucu. Kitabın ilk bölümlerinde evrene dair görüşlerin gelişimini, değişimini anlatıyor. Kopernik, Galilei, Newton gibi bilim insanlarının deneyimlerine değiniyor. Sonra 20. yüzyıla geliyor, big bang fikrinin doğuşu Einstein ve görelilik kuramları, kuantum kuramı ve daha neler neler... Fakat kitabı mükemmel olmaktan alıkoyan bir yanı var: aşırı kompleks meseleleri anlattığından, her ne kadar Stephen Hawking herkesin anlaması için konuları elinden geldiğince basitleştirmeye çalışsa da sıradan bir kişiye göre ağır olduğunu kabul etmek gerek. En azından benim gibi eşit ağırlık çıkışlı olup fizik gördüğü her yerden sıvışmış bir geçmişiniz varsa, bütün o kuramlar anlaşılması zor konular olabilir :) Gerçi bu halinden daha basit olabilir mi, sanmam. Yine de kitabın sonuna eklenmiş kavram sözlüğü büyük iş görüyor. Okuma sürecim boyunca hissettiğim şaşkınlık ve heyecandan etrafıma bakınıp durdum paylaşacak birini bulmak için. Keşke dedim, bu kitabı okurken anlamadığım yerleri alanında bilgili biriyle tartışabilseydim, müthiş olurdu... Evet okuduklarımın büyük bölümünü anlamadığımı kabul ediyorum, fakat anladığımı düşündüğüm yerler bile bu kitabı iyi ki de okumuşum dememe yetiyor. Çünkü düşünebilen bir varlık olarak insan, bu kabiliyetinin hakkını vermeli ve yaşadığı süre boyunca evren hakkında düşünmelidir. Böyle kitaplar da bu faaliyetler için birer hazine...

Godot'yu Beklerken
8/1002.01.2014

Baskı: Godot'yu Beklerken

şu ana kadar okuduğum şeyler arasında hiçbir şeye benzemiyor, oldukça tuhaf doğrusu. fakat bana öyle geliyor ki, üzerinde saatlerce tartışılabilecek bir potansiyel taşıyor.

Ezilenler
8/1020.10.2013

Baskı: Ezilenler

Yüzyıllık Yalnızlık'ın Arap versiyonu gibi. Ama bence ondan çok daha başarılı. Bir ailenin nesiller boyu süren hikayesine eşlik ediyoruz. Hayatta ne varsa onu görüyoruz: iyilikler, kötülükler, erdemliler, sefihler, açgözlüler, güçlüler, ezilenler... El-Naci ailesiyle aslında insanlığın hikayesi anlatılıyor, yükselişler ve çöküşler... Ama hep umut var. Bu romanı farklı kılan şey, ustaca kaleme alınmış olması yanında ait olduğu kültürden beslenmesi ki bu kültür aslında bize hiç yabancı olmayan bir kültür. Dervişler, aşiret reisleri, kocakarılar, camiler tanıdık figürler.

Baskı: Taşıdıkları Şeyler

savaşın nasıl bir şey olduğunu, savaşın insanın iç halini nasıl etkilediğini, savaş öncesi ve sonrası psikolojisini birinci elden bütün çıplaklığıyla gözler önüne seren bir kitap. şu ana kadar savaşa dair izlediğim filmler ve okuduğum kitaplar arasında savaşı en iyi gösteren şey bu kitap sanırım...

Logicomix
9/1002.10.2013

Baskı: Logicomix

Okuduğum ilk çizgi roman ve tadı damağımda kaldı. 19. ve 20. yy'a damga vurmuş kişiler eşliğinde mantık, matematik ve felsefe yolculuğu... Ama başrolde Bertrand Russel ve daha küçükken hissettiği kesin bilgiye ulaşma arzusu... Her insanın hissettiği bu arzuyu, tutkulu bir şekilde yaşayan ve ömrünü bu uğurda harcayan bir insan var, doğrularıyla ve yanlışlarıyla. Bu deneyimler okuyucu için en büyük kazanç tabi ki. Kitabın müthiş olmasının bir nedeni de bu girift hikayeyi ustaca, yormadan anlatması. Akıcı anlatım okuyucuyu alıp götürüyor, neredeyse tek oturuşta bile bitirilebilir.

Sinema Ve Felsefe
9/1027.09.2013

Baskı: Sinema Ve Felsefe

Sinemanın seçkin örneklerinden yola çıkıp, felsefeye yöneliyor yazar. Hakikat yolculuğu dediği şey bağlamında yaşadıklarını, düşüncelerini paylaşıyor. Altı çizilesi birçok cümle, paragraf var. Dücane Cündioğlu ülkemizin kayda değer entelektüellerinden bence. Okunmalı. Fakat iyi bir sinema altyapısı şart, zira yazıda geçen filmi izlemiş olmak okuyucunun yazıları daha iyi anlamlandırmasını sağlıyor. Örn. Tarkovski, Kurosawa, Lars von Trier izlenmeli.

Baskı: Bayan Jean Brodie'nin Baharı

Yazarın zamanla oynayışı etkileyici. Kısa ve akıcı bir roman.

Baskı: Kayıp Eserler Müzesi

Sanat hırsızlığı teması etrafında okuyucuya resim sanatından örnekler ve bilgiler veriyor. İşin üzücü yanı, hayranlıkla bakılan bu resimlerin çoğunun bulunamamış olması. Kitabın baskısı çok hoşuma gitti, ansiklopediyi andırıyor, kuşe kağıt ve onlarca ünlü ressamın eseri bulunuyor, bazıları tam sayfa olmak üzere. Az da olsa heykel, rölyef vs. de var. Okuması kadar izlemesi de zevkli bir kitap.

Baskı: Arabesk (Toplumsal ve Müzikal Analiz)

Üzerinde konuştuğumuz kadar düşünmediğimiz bir müzik olan arabeskin ne olduğunu anlamak bakımından kayda değer bir kitap. İlk yarısı arabeskin doğumuna neden olan toplumsal gelişmeleri ele alıyor, bu bağlamda arabeskin köklerinin tanzimata kadar gittiğini görüyoruz. İkinci yarısında ise doğduğu 1960'lardan bugüne arabesk ele alınıyor. Bu arada müzikal bazı terimleri anlamadığımı itiraf etmeliyim, ayrıca kitabın son bölümünde belli başlı arabesk şarkıların notaları bulunuyor(ilgilisine). Sonuçta, arabeski sevelim ya da sevmeyelim, sırf toplumumuzda çok önemli bir yeri olması bile bununla ilgili bir kitap okumayı gerekli kılıyor bence. Bu kitap da gayet yerinde bir seçim olacaktır.

Çitrî
8/1016.09.2013

Baskı: Çitrî

Büyük bir duygu yoğunluğu, çarpıcı ve insanı yüreğinden vuran tespitler... Bu kitabın tarihin tozlu raflarında unutulmuş olması üzücü.

Baskı: Şifrepunk (Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma)

Günümüz insanının nasıl bir dünya içinde yaşadığını fark edebilmesi adına önemli şeyler söyleyen bir kitap. İnternetin gözetleyici ve denetleyici yönünün özgürleştirici yönünün önüne geçtiğine dair önemli tespitler var. Ve bu uğurda yapılanlara karşı duran 'şifrepunklar'. Julian Assange da bunlardan en bilineni. Okunası bir kitap.

Apaçi Gençlik
7/1002.09.2013

Baskı: Apaçi Gençlik

Adı aldatmasın, yer yer ağırlaşan bir metin:) Zira aslında bir sosyoloji tezi. Ülkemiz toplum yapısını, daha doğrusu yoksul, kenar mahlle kesimini daha iyi anlayabilmek adına okunası bir kitap, önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Apaçileri dışlamak kolay, fakat esas yapılması gereken onları anlamaya çalışmak. İşte bu kitap da buna fazlasıyla yardım ediyor.

Fahrenheit 451
9/1002.09.2013

Baskı: Fahrenheit 451

Etkileyici bir bilim-kurgu kitabı olmaktan öte, insanlığa dair önemli şeyler söyleyen, hissettiren bir kitap. Altı çizilesi birçok cümle var. 1984 ve Cesur Yeni Dünya ile iyi bir takım oluyorlar kesinlikle.

Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık

En abartıldığını düşündüğüm kitaptır. Fena sayılmaz ama bu kadar övgüyü hak etmiyor bana göre. Bir de kalın yani zaman alıyor. Ama aldığı zamanın karşılığını kuru hayal gücüyle ödemeye çalışıyor. Çok zorladım ama yarıda bıraktım. Not: Büyülü gerçekçilik mi olur ya :D

Yanılsamalar Kitabı
6/1008.08.2013

Baskı: Yanılsamalar Kitabı

Sadece iyi anlatılmış bir hikaye. Duygusal bir bağ kuramadım ben, bitince de pfff bu muydu yani deyip attım bi köşeye...

ÖncekiSayfa 1 / 2Sonraki