
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İki Hayat Arasında
İlk başlarda kitap bir o hayata bir öteki hayata gidip durduğu için kafam ambale oldu. Bu yüzden adapte olmakta zorlanmadım değil. Ama kitap oldukça akıcı ve farklıydı. Ben çok beğendim. Kitabın sonunu hüzün ve hafif tebessümlü duygularla bitirdim. Tavsiye derim.
Baskı: Ölüm Falı (Ölüm Oyunları, #1)
Bence yazılış tarzı historical romanlar gibiydi. Duygular, korkular yansıtılamamış.Cinayet stili farklı ve güzel bir konu olabilecekken saçma, çirkin bir aşk hikayesi moduna girmesi kitabı ucuzlaştırmaktan öteye gidememiş. Bir kadının bu tarz bir olay yaşayıp da böyle hissiz olması, önüne gelen ilk yakışıklı kişiyi hiçbir neden olmadan sevmesi olacak şey değil. Katilin baştan itibaren belli olması da ayrı bir konu... oraya hiç değinmiyorum bile...
Baskı: Uyuyan Adam
Saatler, günler, haftalar, mevsimler boyunca her şeyden kopuyor, her şeyden soğuyorsun. Bazen, neredeyse bir tür sarhoşlukla, özgür olduğunu, seni bunaltan, senin hoşuna giden ya da gitmeyen hiçbir şey olmadığını keşfediyorsun. Ve oyun kâğıtlarının ya da kimi gürültülerin, kendine sunduğun kimi gösterilerin sana sağladığı bu yıpratıcı olmayan havada, anların heyecanından başka şeye yer vermeyen bu yaşamda, mükemmele yakın, büyüleyici, bazen de yeni heyecanlarla dolu bir mutluluk buluyorsun. Tam bir huzur içindesin, her an esirgeniyor, korunuyorsun. Çok mutlu bir parantez içinde, hiçbir şey beklemediğin, vaatlerle dolu bir boşlukta yaşıyorsun. Görünmez, duru ve saydamsın. Yoksun artık: Saatlerin ardından, günlerin ardından, mevsimler geçerken, zaman akarken, neşelenmeden, hüzünlenmeden, geleceksiz ve geçmişsiz, öylece, düpedüz, apaçık yaşaya duruyorsun... Yazının insanın içine işleyişi, anlatımı, yalnız bir insanın derin düşünceleri, düşündürücü ve bir o kadar da tanıdık bazen..
Baskı: Siyah Kan
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu kitap benim ömrümü yedi. Bir kitabı azimle ve inatla okuyup da bu kadar geç bitirdiğimi daha hatırlamıyorum. Peki değdi mi? Pek sayılmaz.Tabi ki kötüde sayılmazdı ama gereksiz uzatılması ve sonunun tatmin etmemesiyle birlikte oldukça tahmin edilebilir olması rahatsız ediciydi.Böyle bir son belki 2003 yılında insanlara farklı geliyordu ama şimdiyse sıradan ve bayağı. Marc'ın sinir bozucu karakteri ve Hatica'nın garip düşüncelerine değinmiyorum bile... Ayrıca bana mı öyle geldi yoksa herkes de böyle mi düşündü bilmiyorum ama yazar sanki bazen alttan alttan bazense üstten üstten Müslümanları yeriyormuş gibi bir hava vardı. Bu çok sinir bozucuydu. Bunların dışında kanla ilgili bilgiler ve ilginç öldürme tekniği fazlasıyla hoştu. Ve kitapta ki adam akıllı tek karakter bence Jacques'ti. Her zaman -yaptıkları iğrenç olsa da- karakterine uygun biçimde hareket edişi, belli hedeflerinden şaşmayışı vb. şeyler de bunun kanıtıdır. Bir de son olarak Jacques sana iki çift lafım var; o Aşkım lafları da neyin nesi ıyk.
Baskı: Satranç
"Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz..." Çok güzel bir kitaptı. Dr. B. satranç oynarken çok fazla gerildim. Satranç sevenlere Kevin Kline'ın oynadığı Joueuse (Satranç Kraliçesi) yi öneririm hoş bir Fransız filmidir. Kitap ve film tavsiye olunur.
Baskı: Küçük Prens
“Yıldızlar, başka başka insanlara farklı şeyler ifade ederler. Bazıları için sadece gökyüzünde titreyen ışıklardır. Yolcular içinse, bir rehberdirler. Bilim adamları için fikir kaynağıdırlar. Ama herkes için sessizdirler. Sen hariç...” “Ne demek bu?” “Geceleri gökyüzüne baktığında, yıldızlardan birinde benim yaşadığımı ve orada gülüyor olduğumu bileceksin. Bu yüzden sana sanki bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Bütün dünyada yalnızca senin gülen yıldızların olacak.“ Ve bunu söyledikten sonra yine güldü. “Ve üzüntün geçtiğinde – çünkü zaman bütün acıları iyileştirir- beni tanıdığına memnun olacaksın. Daima benim dostum olarak kalacaksın. Benimle birlikte gülmek isteyeceksin. Be zaman zaman, sadece bunun için gidip pencereyi açacaksın... Gökyüzüne bakarken güldüğünü gören arkadaşların buna çok şaşıracaklar. Sen de onlara: “Ah, evet, yıldızlar beni hep güldürürler” diyeceksin. Onlar da senin deli olduğunu düşünecekler. Görüyorsun, sana ne kadar kötü bir oyun oynadım...” O kadar güzel ve anlamlı bir kitaptı ki her cümlesi üzerinde düşünülmesi gerek...