HA
@HankR

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: İşadamı İçin Felsefe

Özellikle Edwin Locke, Jaana Woiceshyni Richard Salsman ve Leonard Peikoff'un yazdığı makaleler oldukça verimliydi. Ayn Rand'ın daha önce de okuduğum iki makalalesi dışında kitapta makalesi bulunmuyor. Kitabın yakın zamanda yazılmış olması olayları objektivizm felsefesi ışığında değerlendirmeye oldukça katkı sağlıyor. Ekonomi, iş dünyası,adalet, ve hükümet düzenlemeriyle ilgili bilgiler sade bir dil kullanılarak kafayı zonklatmadan anlamayı sağlıyor. Kitapta tek sevmediğim makaleler Harry Binswanger'ın yazdıkları. Konuyu çok dağıtmış, felsefi ve epistemolojik dayanakları daha zayıf argümanlar ortaya koymuş. Çok akıcı bir haldeyken kitaba neredeyse demir attırmış. Ayn Rand'ı, kitaplarını, felsefesini benimseyen birisiyseniz okumalısınız. İş adamı olmak veya iş dünyasında yer almak zorunda değilsiniz. Ama ekonomilerin, refah düzeylerinin bu kadar bozuk olmasının nedenlerini çok net bir şekilde görebiliyorsunuz.

Veba
8/1027.01.2014

Baskı: Veba

Sıradan bir kentin sıradan insanları sıradışı bir salgın olan vebayla yüzleşip tecrit altına alınınca neler yaşar? Camus o bilindik düz ve açık anlatımıyla, hiçbir karakteri kahramanlaştırmadan ya da yermeden sanki o süreci yaşıyormuşcasına yazmış. Bütün ağırlığını, karamsarlığını, arada sırada olan ilginç olaylarıyla anlatmış. Ne ders çıkartabiliriz bu kitaptan? Camus'nun hep dediği şeyi. Bir amaç için doğmadınız, hayatınız düşündüğünüz gibi anlamlı değil. Yaşayabiliyorken elinizden gelenin en iyisini yapın, keyif alın, başkalarına zarar vermeyin.

Kayboluş
9/1019.01.2014

Baskı: Kayboluş

Yarım bırakma noktasına geldim neredeyse. O kadar girift bir girişi vardı ki toplayamadım okuduklarımı. Abartıldığını düşünüyordum. Kitaba tutunmamı sağlayan mizahi ve absürd öğeleri oldu. Gerçekten insanı ters köşeye yatırıyor. Kitap bildiğiniz birbirine geçmiş yün yumağı. Yavaş yavaş çözülmeye başlıyor ama okuyucuyu da yoruyor. Çok fazla referans, gönderme var. Ama anlatış tarzı olsun, bitişi olsun insana çok farklı bir okuma tadı veriyor. Yalnız bir daha okumam gerekiyor başını. Anlamadığım şeyler var hala sanırım. Ama anladıklarım bile çok büyük keyif verdi.

Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Zamanının en sıra dışı yazarlarından Zweig. Bir kadının kafasına girecek kadar iyi bir analist bundan kitap yazacak kadar da iyi bir yazar. İyi kelimesi burda muhteşem, olağanüstü, mükemmel, vs. gibi alternatiflerle değiştirilebilir.

Hilekar
10/1011.01.2014

Baskı: Hilekar

Frederick Forsyth'ın yazdığı soğuk savaş romanları gibisi yok. Okurken sabır ve dikkat istiyor. Sizi sürekli olayın içersinde tutuyor ve ortamla ilgili detaylar vererek kafanızın içinde birinci sınıf bir casus filmi izlemenizi sağlıyor. Bu kitap aslında tam roman sayılmaz. Aynı baş karakterin rol aldığı dört olay birbirlerine İngiltere'nin ünlü casuslar evi Yüzyıl Evi'ndeki bir masa başı toplantısındaki hararetli tartışma esnasında bağlanıyor. Özellikle ikisi mükemmel sürükleyici ve detaylı. Anlatılan olayların bir çoğu gerçek karakterlere ve olaylara dayanması ise kitabın keyfini bir seviye daha arttırıyor.

Baskı: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

Hayat sizin için öyle güzelse ve yüzeysel yaşıyorsanız hiç okumayın. Bu kitapta ciddi bir hastalık olan şizofreni ilk elden anlatılıyor. Çok bunaltıcı, çok üzücü tecrübeleri yazarın kaleminden okuyorsunuz. Kitap bittiğinde insanın hayata dair umutları gerçekçi bir biçimde artıyor. Hayatın mükemmel olamayacağını, fakat yine de sorunlarımız ne olursa olsun, sahip olduklarımızdan en iyi şekilde yararlanabileceğimizi kavramamızı sağlıyor.

Köşeye Kıstırmak
6/1004.12.2013

Baskı: Köşeye Kıstırmak

Başı iyiydi, sonu da çok iyiydi ama aralar biraz yavandı. Kitabı okurken Auster'ın bunu takma isimle, zor günlerinde para kazanabileceği klişe bir cinayet romanı olarak yazdığını hatırlamakta fayda var.

Ferman
9/1004.12.2013

Baskı: Ferman

Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut

Hikaye ilginç olsa da kurgusu çok hoşuma gitmedi. Bazı olaylar birbirinden oldukça kopuktu. Çok daha ilginç ve heyecanlı bir kitap olabilirmiş. Kitabın girişindeki olaylar size daha farklı şeyler vaat ederken, sonuna gelmeden öyle olmayacağını görüyorsunuz. Daha derine çekmiyor kitap sizi, hep yüzeyin biraz altından gidiyorsunuz.

Cyrano de Bergerac
10/1022.11.2013

Baskı: Cyrano De Bergerac

Of ulan of!

Gece Kanatları
9/1019.11.2013

Baskı: Gece Kanatları

Silverberg'ün olayları tasviri, anlatımı hiç görmediğiniz bir çağın ve dünyanın içinde yaşamanızı sağlıyor. Bu okuduğum ikinci kitabı ve ikisinde de aynı özelliği sayesinde çok akıcı okuyabiliyorsunuz. Usta bir hikayeci. Bu kitaba Steven Spielberg ön söz yazmış. İyi bir Spielberg filmi olacağını düşünüyorum.

Cesur Yeni Dünya
9/1022.10.2013

Baskı: Cesur Yeni Dünya

Kitap ile ilgili detayları öğrendikçe yeni bir değerlendirme yazma gereği duydum ve daha önce yazdıklarımı silmeye karar verdim. Cesur Yeni Dünya distopyaların arasında insanı en az rahatsız edenidir. En az korkuncudur. Ama biraz araştırdıktan sonra gördüm ki aslında kitabın az rahatsız edici olması en korkunç yanı. Dünya korkunç diktatörlükler tarafından değil, insanların günlük hayatlarıyla daha çok meşgul olarak düşünsel hayatı terkederek yıkılacak. İnsanlar hayatlarının kontrolünü yavaşça ve kendi istekleriyle verecekler. Kurbanın kendi isteğiyle gelmesi sağlanacak. Burda Huxley'in George Orwell'a yazdığı mektup var. http://www.edebiyathaber.net/aldous-huxleyden-george-orwella-mektup/ Orijinal metin için http://www.dailymail.co.uk/news/article-2111440/Aldous-Huxley-letter-George-Orwell-1984-sheds-light-different-ideas.html

Krallık (Fargo, #3)
8/1019.10.2013

Baskı: Krallık (Fargo, #3)

Fargo çifti Indiana Jones'un karı-koca versiyonu. Okuması oldukça keyifli bir roman. Clive Cussler'ın yeni kahramanları da Dirk Pitt seviyesine yakın maceralara sürüklüyor insanı.

Sakıncalı Piyade
10/1008.10.2013

Baskı: Sakıncalı Piyade

BU ülkede yaşayan her insanın okuması gereken bir kitap Sakıncalı Piyade. Oğuz Atay absürdlüğünü aratmayacak derecede gerçek olaylar ve karakterler dolu. Bu ülkede "Sakıncalı" nasıl olunabilir? "Sakıncalı" olmak için akan suyla beraber akmamanın yeterli. O an güç kimdeyse hoşuna gitmeyen bir şeyler söyleyin, yapın; hooop gözaltı. Kalemine sağlık Uğur Mumcu. Huzur içinde yat.

Hayatın Kaynağı
10/1003.10.2013

Baskı: Hayatın Kaynağı

Öncelikle bu ikinci okuyuşumdu. 5 sene önce ilk okuduğumda Atlas Silkindi sarhoşluğundan kurtulamadığımdan beni o kadar etkilememişti Hayatın Kaynağı. O zaman işsizliğin ne demek olduğunu da çok iyi bilmiyordum, insanın sevdiği bir işi yapmaktan mahrum bırakılmasının ne demek olduğunu da. İkinci kez okumaya başlamadan önce bunları biliyordum. Uzadi biraz, çok not aldım, iki satır okudum sonra hakkında iki saat düşündüm, üzüldüm, sinirlendim, sevindim, kendimi buldum. Ama bitti. Ben de kendi granit ocagimda çalışıyorum. Şehre geri dönecek miyim dönmeyecek miyim bilmeden. Kitap bitti, işten çıktım kitapçıdan İngilizcesini de aldım. Asıl kelimeleri, cümleleri de okumak istedim. Kitapta uzun bir zaman sürecine yayılmış mükemmel bir roman yazılı. Okurken siz de yaşlanıp olgunlaşıyorsunuz okurken. Bir toplum entellektüel ve ahlaki açıdan çöktüğünde neler olacaklarını görüyorsunuz. Şu anda olanları görüyorsunuz. İnsanların kendi düşünceleri, amaçları, inançları, değerleri değil de sürekli başkalarının düşünceleri, inançları ve değerleriyle kendisini tanımlamasının toplumu nasıl çöküşe ilerlediğini görüyorsunuz. Fikirleri olmayan bireylerin oluşturduğu bir toplumun fikirlerine dayanarak yaşamanın sonuçlarını, güç peşinde olmanın sonunda kişiyi vurmasını görüyorsunuz. Bu kitap Atlas Silkindi'ye hazırlıktır. Okuduktan sonra, Atlas Silkindi de bu olayların dünyayı nasıl etkilediğini görüyorsunuz. "Yanılıyorsun Peter, cebimde tam 14 dolar 57 sent var"

Biz
8/1001.09.2013

Baskı: Biz

Bu kitabın ilham verdiği üç kitabı yani 1984, Cesur Yeni Dünya ve Fahrenheit 451 okuduktan sonra kendisini de okudum. Belki çeviriden, belki gerçekten üslubundan kaynaklıydı ama okurken o dünyayı yeterince iyi özümseyemedim. 1984'ü okurken bütün mizanseni kafamda oluşturabilmiştim. Sonra filmini de izlediğimde kafamdakilere çok benzeyen sahneler izledim. Distopya çok güzel tasvir edilmiş. Kişilerin ruh halleri, yaşanılan ortam, benzetmeler, diyaloglar. Beni kitaptan tutan şey olayların geçişleri arasında akıcılığın olmayışı. Bunun dışında da bir iki eksik yön olabilir ama şimdi hatırlamıyorum. Not almam lazımdı kitabı okurken. Dikkatimi çeken başka ama benim çok hoşuma giden şey ise Zamyetin'in matematik kuramlarını, geometriyi romanın içinde oldukça çok kullanması. Konuya hakim olduğu belli. Onun dışında tarihten, incilden alıntılar da güzeldi. Sırf bahsettiğim üç kitabın fikir babası olması nedeniyle bile okunması gerektiğini düşünüyorum. Ama 1984, distopik bilimkurguda benim için zirvedeki yerini yine korumayı başardı.

Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar

Okuduğum yabancı bir değerlendirmede "bir davası olmadan isyan eden insan"ı en iyi betimleyen kitaplardan birisi olarak gösteriliyor. Benzerlerini hiç okumadığım için en iyilerinden birisi mi bilemiyorum ama kesinlikle çok iyi. Bu kitabı lise yıllarımda ya da üniversitenin ilk yıllarında okumayı isterdim. Çünkü o yıllarda bir erkek çocuğunun duygularına tercüman olacak bir kitap. 15-20 yaşlarındaki özellikle erkeklerin okuması gerekir. Erken Kaybedenler bu kitabın ucuz bir uyarlaması. Onu söyleyebilirim. Kitap başlarda ve ortalarda daha çok çeviri olmasından kaynaklı nedenlerden ötürü çok sıkıcı olabiliyor. Çünkü İngilizce'de günlük konuşmada çok doğal olan cümleler, Türkçe'ye çevrildiği zaman çok iğreti duruyor. En basitinden "Son of a bitch", bizde "Orospu Çocuğu"nun kullanıldığı gibi kullanılmaz. Sürekli bu tip cümleler okuyunca "bu ne ya?" isyanını yaşıyorsunuz. Ama kitap özellikle sonlarda asıl mesajını vermeye başlıyor. Sizi düşünmeye zorluyor. Özellikle de çocukluğunuzda siz de benim gibi biraz Holmen gibi hissetmişseniz. Kitabın anlatmak istedikleri bir kaç sayfada en fazla. Ama o anlattıklarını anlamak için kalanını da okumalısınız. Başka türlü vurucu etkisini yapması mümkün olmazdı zaten.

Baskı: Kayıp Kent (Numa Files, #5)

Kitap, ortalarda akıcılığını yer yer kaybetmeseydi ve biraz daha gerçekçi olsaydı daha iyi olacaktı. Ülke ülke geziyorsunuz yine, çok çeşitli konularda çok ilginç bilgiler öğreniyorsunuz. Eğlenceli, sürükleyici.

ÖncekiSayfa 3 / 13Sonraki