
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Varolmayan Şövalye
Atalarımız üçlemesinin son kitabı. İdeal, hatta mükemmel; ancak varolmayan bir şövalye (Agilulfo) başrolde. Tam zıddı olarak ete kemiğe bürünmüş ama adeta bilinçten yoksun Gurdulu yanında. Temsil ettikleri değerler ve bu değerlerin eleştirisi açısından çok kilit karakterler olan Bradamante, Torrismondo ve Rambaldo da cabası. Harika adam şu Calvino. Absürd, eğlenceli ama bir yandan da ciddi.
Baskı: Bir Psikiyatristle Sohbetler
Yer yer kendini tekrar ediyor. Dili gayet anlaşılır. İsminin hakkını içeriğinde veriyor, sohbet havası var kitapta çünkü. Ancak yine de bir psikiyatristle sohbetlerden çok kişisel gelişim kitabı tadında olmuş bence.
Baskı: Yunus Emre Divan-ı İlahiyat
Tam bir akademik çalışma. Birden fazla Yunus Emre'ye (Yunus Emre, bizim Yunus vs.) ve Yunus'ların eserlerine dair olabildiğince detaylı bir araştırma. Baskı olarak da gerek sözlüğü, gerek düzeni olsun gerçekten çok güzel. Emeği geçenlerin eline sağlık.
Baskı: Ruhi Mücerret
100 yaşında bir adamın kafasının içinden geçenleri bu kadar düzgün ve başarılı yazabildiğine göre (bana göre yani, ben ikna oldum çünkü) Murat Menteş vampir olsa gerek. Acayip, doludizgin bir kitap yazmış yine. Bitsin istemedim; ama bitti. Kitabın okunma hızını da şöyle özetlemek mümkün: Koş, yoksa düşersin. [Şimdi reklamlar.]
Baskı: Kırık Kanatlar
Cibran, bu kitabında merkeze yine bir aşk öyküsü koymuş. Ancak satır aralarında kadına dair, kadının hor görülmesine dair müthiş tespitler yapmış; kadının değerini bilmiş, hakkını vermiş. Yani çok güzel bir eleştirel eser de diyebiliriz aslında Kırık Kanatlar için.
Baskı: Yoksulluk İçimizde
Bu kez dini tarafı oldukça ağır basan bir kitap. Dil her zamanki gibi çok akıcı. Günlük hayat dili gibi bir yazım dili var Kutlu'nun.
Baskı: Biz Böyle Delikanlılar Değildik! (Tefrika Romanlar Cilt:1 1947-1951)
Kemal Tahir'in tefrika romanları. Dönemin gazete ve dergilerinde yer almış kısa romanlarının derlenmesiyle oluşmuş iki cildin birincisi. Daha sonraki kitaplarında göreceğimiz karakterlerinin temelini buralarda atmış diyebiliriz. Dönemin insanına ve hayat şartlarına göz atmak için güzel bir referans. Hapis döneminde yazdığı için sanırım bazı romanların sonu yok. Sansüre uğramış. Yazık olmuş.
Baskı: Can
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı bu. İnsanı, insan olmayı, insan olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor diyebiliriz sanırım. İnsan ne için yaşar, nasıl yaşar, gerçekten yaşamakta mıdır? Sorular çoğaltılabilir. Ayrıca Stalin dönemine dair bir referans olarak da okunabilir.
Baskı: Asi Ruhlar
Üç kısa, bir uzun öyküyle yine ahlak ve ruh üzerine derin düşüncelere dalmış Cibran.
Baskı: Stepançikovo Köyü
Dostoyevski bu kitabında Foma Fomiç diye bir karakter yazmış. Öyle bir karakter ki okurken gerildim, sinirlendim, utandım, darlandım ve daha bir sürü şey. Adam adeta mendebur! Öte yandan bu kitapla beraber bir kez daha Ruslara saygı duydum. Hafızaları mükemmel olsa gerek. (bkz: Rus karakterler ve elli bin farklı şekilde söylenebilen güzide isimleri)
Baskı: Veciz Sözler
Bu kitabı tanımlamak için kullanılabilecek kelime 'naif' olabilir herhalde. Yine başladığı gibi biten, bölümsüz, kendi halinde karakterlerle örülü bir Barış Bıçakçı eseri. Çok hoşuma gittiği için eklemeden geçemeyeceğim. Kitabın bir yerinde şöyle bir ifade geçiyor: "Böylesine ancak Oğuz Atay kahramanları katlanabilirdi". Çok hoş bir kitap olduğunu söylemiş miydim?
Baskı: Grapon Kağıtları
Çok güzel şiirler var bu kitapta. Belli ki Didem Madak da çok güzel bir insanmış. Keşke böyle güzel insanlar bu kadar erken göçüp gitmese. "Yıllardır kendini bulutlarda saklayan İllegal bir yağmurum. Bir yağsam pahalıya mal olacağım." (Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım)
Baskı: Makyaj Yapan Ölüler
Üçüncü sayfa haberlerini bir de böyle okuyun dercesine yazılmış bir deneme. Bazı durumlara çok farklı bakış açıları getirdiğini söyleyebilirim.
Baskı: İsimle Ateş Arasında
Osmanlı dönemini, yeniçerileri, öyküleriyle padişahları, turnanın hikayesini, ismi, ateşi, suyu, yangını, yanmayı, dayanmayı şiir gibi bir düz yazı üslubuyla kurgulamış Nazan Bekiroğlu. Okuduğum en güzel kitaplardan birisi. Hiçbir şey kaçırmamak, her kelimesinde verilmek istenen her anlamı almaya çalışarak ağır ağır okuduğum ve öyle okunması gerektiğini düşündüğüm kitap.
Baskı: Vadinin Perileri
Üç farklı öyküden oluşan bu kitabı yirmili yaşlarının henüz başlarında yazmış Cibran. Özellikle Yuhanna karakterinin dilinden dini kullananları eleştirdiği kısmın gayet güzel olduğunu söyleyebilirim.
Baskı: Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet
Satirik bir dille cinayetleri incelemiş de Quincey. Yer yer mizahi bir üslubu da var. Hani olan olmuş, ölen ölmüş; bari işin estetiğine bakalım biraz dercesine yazılmış bir metin. Farklı bir bakış açısı, ilginç bir yaklaşım; okumakta fayda var.
Baskı: Trainspotting
Uyuşturucu bağımlılığının sonuçlarından çok neden uyuşturucu kullanıyor bu insanlar penceresinden bakan bir kitap. Epeyce karakter ve isim var, haliyle karışabiliyorlar; ancak bu karışıklık, bu kafanın dağılması durumu kitapla çok uyumlu. Bir şans verilmeli bence.
Baskı: Hikayem Paramparça
Afili Filintalar'daki yazıların kitap olarak derlenmesine gerek var mıydı bilmiyorum. Kitabın sonundaki öykü (Galip İşhanı) sanki sırf bunun için, 'yeni bir şey' olsun diye, kitabın satılmasını sağlasın diye var. Halbuki güzel de bir hikaye. Sanırım ben de bir şeye taktım mı takıyorum.
Baskı: ol/an
Felsefi kitaplarından sonra şiirlerden ve şiirimsi metinlerden oluşan bu kitabı biraz daha yavan buldum açıkçası.
Baskı: Döşeğimde Ölürken
On beş farklı karakterin dilinden yazıldığı için okuması biraz zor bir kitap. Anlamak için değişen karakterlere, cinsiyetlere, yaş gruplarına ve ruh hallerine uyum sağlayabilmek lazım. Tabii Faulkner'ın kendine özgün yazım dili de cabası: kısa, karışık, tuhaf cümleler...
Baskı: Barbarları Beklerken
Yer yer Tatar Çölü'nü anımsattı bu kitap bana. Baş karakter olan hakimin iç dünyasındaki sorgulamalar ve başına gelenler insana ve doğasına dair çok güzel tespitler barındırıyor. Ayrıca kitabın ismi ve içeriği (olan biten) çok uyumlu.
Baskı: Çocukluğun Soğuk Geceleri
Kısa ama yorucu bir kitap. Sayfa sayısı (altmış küsür) tek seferde okumaya müsait diye elime aldım, bitirdiğimde kafam uğulduyordu. Yaşadığını ve düşündüğünü olduğu gibi kaleme dökmüş, o yüzden biraz sert.
Baskı: Hayvan Çiftliği
Şahsi kanaatimce bir 1984 değil; ancak yerdiği kavramlar arasında tarafsız kalması açısından harika ve objektif bir eser.
Baskı: Beyefendiler
Değişik ve eğlenceli bir okuma deneyimi. Kısa kısa, kimisi gerçekten dahiyane fikirlerden ve ifadelerden oluşuyor. Bay Valery'ye buradan selamlarımı gönderiyorum.