
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Son Yıldız (The Fifth Wave, #3)
Büyük beklenti içinde olduğum içindi sanırım bu kadar hayal kırıklığı yaşamam -_- Yazar ilk kitapta kucağımıza müthiş bir hikaye, aksiyonu bol bir kitap bıraktı. Ardından ikinci kitap ile tempo azaldı. Bunda ise tempo yavaşlığını falan da geçtim kendi içinde bol bol tekrarlara da düştü. Evan, hileci, zombi falan neyse de ben tam bir Cassie hayranıydım. Onun bölümlerini okumayı dört gözle bekliyordum. Çünkü öyle samimiydi ki sanki karşılıklı oturup konuşuyormuşsunuz gibi hissettiriyordu. Yazık ettin güzelim karaktere!! Fedakarlık bu tarz kitapların evet, olmazsa olmazıdır belki ama çok yanlış kişiye bunu yaptırttı yazar bence :( ---- "Adil olup olmamasını takmıyorum. Mesele adelet değil. Mesele ihtimaller. Bir de risk. Mesela küçük kardeşimin bir sonraki Noel'i görebilmesi. Bunu benim için yapabilecek biri olsa şahane olurdu, Parish ama yok. İş bana kaldı. Çünkü ben hala oradayım, Ben, otobandaki o arabanın altındayım, oradan hiç çıkmadım ve ayağa kalkmadım. Canavarın gelip beni almasını bekliyorum hala. Ve şimdi hiçliğe doğru kaçarsam, o canavar beni bulacak. Sam'i bulacak. Evan Walker'ın bir uzaylı, bir insan ya da uzaylı insan kırması bir ucube olması umrumda değil. Ne senin ne de Hileci'nin ve özellikle de benim yükümü umursuyorum. Dünya çok uzun zamandan beri var ve bu yedi milyar kere milyar atomun varoluşundan bile önce buradaydı, o atomlar etrafa dağıldıktan sonra da var olmaya devam edecek."
Baskı: Tandem (Çoklu Dünyalar Serisi 1)
fringe hayranı olupta paralel evrenleri konu alan bir kitabı beğenmemek olur mu hiç? :D ilk başlar tempo biraz düşüktü yarım puanı o nedenle kırdım. ama sonrası aktı.. bugün hatta kitap fuarına gittim serinin ikinci kitabını alayım olmazsa diye bir fiyat söylediler neyse kalsın dedim internetten daha ucuza alırım dedim ayrıldım standtan :D yalnız üçüncü kitabın basılmayacağını öğrenince yıkıldım. umarım bu durum düzelir..
Baskı: Adam
"Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri, zor ve gerçek olanı. Öbürü kolayı, oyun olanı. Topraksızı topraklandırmadan... İşçiyi sağlama almadan... Halkı esaslı eğitmeden... Olmaz. Birincisi, köklü değişim ister. Zordur ama, gerçek demokrasidir. İkincisi, sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin... Toprağı, işi olsun olmasın... Demagojiyle serseme çevrilen halk, elindeki kağıdı sandığa atar. Böylece... Kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu, oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor. Biz de demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha... "
Baskı: Bir Şafak Vakti
Yeni yazarlarla tanışma hikayeleri ilk başlarda sancılı olabilir. Ancak Kristen Heitzmann kalemi ve kurgusu ile beklentilerimin üstüne fazlasıyla çıktı. Her kesime önerebileceğim, insanın içinde acı-tatlı her anı oluşturan çok sevimli hikayeydi. Kitabı ilk elime aldığımda açıkçası bir seriye bağlı olduğunu, hele bir de serinin 3. kitabı olduğunu bilmiyordum. Goodreads'te araştırırken keşfettim. O nedenle biraz çekimser kaldım okumak konusunda ya konular iç içeyse diye. Ama iyiki okumuşum dedim.
Baskı: Yolcu
kitabın ilk birkaç bölümü bana 'Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer' serisi ile 'Outlander' serisini çağrıştırdı. Aslında benzerliği yok sadece zamanda yolculuk içerdiği için ister istemez bu ikisi kafama üşüştü :)) Ben şahsen kitabı baya beğendim. Karanlık Zihinler serisinin son kitabının vuruşu benim için sağlam değildi o nedenle sıfır beklenti ile başladım. Sonra zaten tempo arada ufaktan yavaşlasa da kitap beni içine çekti. Tek sevemediğim nokta kitapta birçok defa ten renginin üzerine basa basa tekrarlanması oldu. Hele kitap sonunda öyle bomba patladı ki seri nasıl devam edecek gerçekten çok merak ediyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. "'Hayır, hayır, yok bunlar,' diye araya girdi Alice. 'Gözyaşları, sırlar yok. Yaşamam gereken hayatı yaşamak istiyorum, Etta. Bu kadar basit. Babam her zaman, hayatı gerçekten yaşananın yolunun, onu beklentisiz bir şekilde ve seçimlerini etkileyen korkular olmaksızın yaşamak olduğunu söylerdi. Gerçi siz yolcular böyle gelip giderken bu epey zor oluyor. Günün birinde, senin beni tanıdığın gibi seni tanımak istiyorum. Kemanımı çalmak, hatalar yapmak, aşık olmak, mümkün olduğunca çok şehirde yaşamak istiyorum... Bunu gerçekten benden alacak mısın?'"
Baskı: Taş Bebek
Bu benim ilk SEP romanımdı. Yazar ile bu kitapla tanışmakla doğru mu yaptım pek emin değilim açıkçası. İlk başlarda biraz zaman dilimine alışmakta sıkıntı yaşadım. Gereksiz uzatmaların da etkisinde kaldım. Olay gelişimlerine lafım yok o konuda iyi ilerledi. Ardından iki baş karakterin ilişki gelişimine çok çok geç ulaştım. Açıkçası daha çok bu ikiliye odaklı olmasını isterdim. Belinda ve Alexi için diyebilecek laf zaten yok. Böyle aileler olmaz olsun.. Fleur içinse ona da yer yer kızdım. Özellikle evden kaçışına kadarki olan Alexi ile ilişkisine. Belinda ile olan ilişkisini saymıyorum bile deli etti beni. Tamam ailesinden ilgiye aç bir şekilde büyüdüğü için bu şekilde davranmış olabilir ama daha da aklı başında olmasını dilerdim. Belinda'dan yiyeceği kazığı beklemesine gerek kalmadan da uyanabilirdi. Bir de cep boy mu yapsam yoksa normal kitap boyunda mı çıkarsam kararsızlığında kalıp aman ikisi arasında bir şeyler yapayım bir de üzerine parıltı ekleyeyim ki 30 lira etiket fiyatı basayım mantığındaki sevgili yayınevi... Ben biriken puanımla almıştım yoksa sahafıma gelirse alırdım ya da almazdım zaten ki yazarın birkaç kitabını da sahafımdan almıştım. Yayınevinin fahiş fiyat politikasına girsem sabaha kadar konuşurum zaten o nedenle susuyorum!.
Baskı: Aşk - Esaret
goodreadste 3.96 puanı alabilmeyi nasıl başarmış hayret ediyorum. yazarı daha önce okumamış olsaydım bir daha adını gördüğüm kitaplardan arkama bakmadan kaçardım. bu kitabı hiiiiç yakıştıramadım kalemine. saçmalıklarla doluydu. genelde illa bir karakter ön plana çıkar sizin için. seversiniz falan ya.. bu kitapta tek bir karakteri bile sevmedim, sevemedim o derece :D
Baskı: İskoç Savaşçı (Campbell Trilogy #1)
hatun gene döktürmüş. keşke yayınevi her ay bir kitabını yayınlasa. historical denildiğinde aklıma gelen isimlerin en başında gelir kendisi. yine yine enfesti. Jamie'nin gözlerine baktı. "Seni seviyorum Jamie Campbell." Jamie, Caitrina'nın dudaklarına hafif bir öpücük kondurdu. "Ben de seni seviyorum. Ama bu iki kelimeyi asla bir arada duymamıştım." "Ne?" "Sevmek ve Campbell." Caitrina gülümsedi. "Buna alışsan iyi edersin çünkü sonsuza del bu iki kelimeyi yan yana duyuyor olacaksın."
Baskı: Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum
hayatına ufacıkta olsa bir pencereden bakabilmek çok keyifliydi benim için. ilk defa bir kitabını okuyorum, daha çook okuyacağımı da biliyorum :)) "İnsan doğuyor, yaşıyor, ölüyor. Doğmak ve ölmek bizim elimizde değil. Ama o aradaki yaşamak var ya... Hah, işte o tamamen bizim. Hayatımızda başka sorumlu bulunmuyor. O arayı iyi yapmamız gerekiyor. Çifte standart yok. Edebiyattan on aldım, matematikçi üç verdi. Yok öyle dava... İkisini de sen aldın, onu da, üçü de... Bunu hep yaparız biz. İnsanoğlu başarısızlığı sevmiyor. Oysa onu başarılı yapan en önemli mesele başarısızlıktan alacağı derslerdir. Benim başarısız olduğum pek çok konu, sonradan en başarılı olduğum konular haline gelmiştir. Hayat sorumluluk ister mi? İster. Her şeye boşver diyemeyiz. İyi ve yararlı yaşamalıyız. Dünyaya ne ekersen kardır."
Baskı: Yolcu (Tutsak #2)
devam kitabını da yine çok çok sevdimm :)) Gray ve çetesi iş başında :) Aralarında ilişkilerin iniş çıkışları kitaba ayrı bir tempo katmış. Elbette şok edici, üzücü durumlar da bol bol mevcut :( Gray tam bir yaşının karakteri bana göre. 18 yaşında ve fevri ve hala ne istediğini bulma yolunda tereddütleri olabilen bir genç. Çoğu yerde kızmak istesem bile kızamadım. 3. kitabın çıkmasını dört gözle bekliyorum. Kesinlikle tavsiye ederimm ;)
Baskı: Triton Varisi (The Syrena Legacy, #2)
ilk kitabın sonu herkesi merak içinde bırakacak şekilde bitmişti. bu kitabın başı da o yükseliş ile devam etti sonra bir duraklama dönemine girdi sebepsizce. en sonunda bombayı patlattı direk gerileme dönemine geçiş yaptı. halbuki ne de güzel başlamış, heyecan dorukta gidiyordu kitap oysa... ara kitapları yazmak zordur, başarılı olan yazar sayısı da malum zaten. ama 3. kitap puanına baktım bundan bile düşük :(
Baskı: Kırmızı Saçlı Kadın
Bu benim ilk Orhan Pamuk kitabım o nedenle nasıl bir eleştiri yapabileceğimi bilmiyorum açıkçası. Yazara karşı malum nedenlerden dolayı önyargılıydım. Bu huyumu sevmesem de zaman zaman kişinin yaptığı iş ile kişiliğini birbirinden ayrı tutamıyorum. Tavsiye üzerine başladım bu kitabına. Kitap, giriş bölümü olmadan direk gelişme ile başladı gibi geldi bana en azından. Ve sonra Mahmut Usta ve hikayeleri kısmını sevdim. Ve keşke ustadan daha fazla hikaye dinleyebilseydim dedim. Kitabın ikinci kısmına geldiğim zaman da zaman atlamasının hızına yetişemedim. Ana karakteri de zaten sevemedim. ilk andan itibaren ısınamadım. Kırmızı saçlı kadın ve oğlu desen o da ayrı bir hikaye. Kitabın sonunun ise öyle bitmesine nedense hiç şaşırmadım. İlk sayfalardan itibaren gözümüze sokulduğu şekilde bitti. Yazarın dili okumayı zorlaştırmıyor. Ama bu kitap bana aceleyle yazılmış gibi geldi. Olayın can damarına inmeden çok yüzeysel kaldığına inanıyorum.