persephone.
@persephone.

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Bağımsızlık Benim Karakterimdir

“Ben, manevi miras olarak hiçbir kesin yargı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar önünde, belki amaçlara tümüyle eremediğimizi, ancak asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi kılavuz edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, ulusların, toplulukların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek yargılar getirdiğini savunmak, aklın ve bilimin gelişimini yadsımak olur.”

Baskı: Ejder Ateşi (Draki, #1)

Yazarın daha önce tarihi aşk romanlarını büyük keyif alarak okumuştum. Bu kitabında ise farklı bir yönüyle tanıştım. Ancak ilk kitabı şimdiye kadar beni biraz üzdü. Çok büyük bir beklenti içerisinde değildim ancak yine de bu kadar kötü olabileceğini tahmin edemezdim. Evet yaş ortalaması 16-18 olabilir ancak yine de yaşına göre çok daha olgun duruş sergileyen birçok karakter okuduk bu türde. Konu olarak başarılı olunabilecek bir seriydi. Avına aşık olan avcı hikayesi kimi cezbetmez ki.. Bir sonraki kitaplarının beni yanıltmasını ummaktan başka bir şey istemiyorum şuan :)

Baskı: Işığın Anahtarı (Key Trilogy #1)

"Güzelliği, doğruluğu ve cesareti aramalısın. Sadece bir tanesi asla yetmez. Üçüncüsü olmadan ilk ikisi yeterli olmaz. Bilmen gerekeni kendi içinde ara ve öğren. Karanlığın en çok sakladığı şeyi bul. Işığın gölgeleri, aşkın acıyı yenilgiye uğrattığı yerlerde ara onu. Onun orada söylediği şarkıdan gümüş gözyaşları akıyor, çünkü o şarkı ruhtan kaynaklanmakta. İleriye ve arkaya bak, güzelliğin nerede yeşerdiğini ve tanrıçanın nerede şarkı söylediğini gör. Orada korku ve keder olabilir, ama doğru bir yürek ikisini de yener. Aradığını bulduğun zaman, aşk büyüyü bozacak ve yürek anahtarı yaratıp ışığa çıkaracaktır."

Baskı: Kanatlar ve Küller Sarayı (A Court of Thorns and Roses, #3)

Ademelması kalkıp indi. "Ve sen de Gece Sarayı Yüce Leydisi'nin?" "Ha şunu bileydin." Kanım dondu. Arkamda yayvan yayvan konuşan bu ses... Beni saran, uyandıran bu koku. Arkamı döndüm. Oturma odasının kemerli girişine sırtını vererek kollarını kavuşturan, kanatları ortalıkta görünmeyen, tertemiz siyah ceketi ve siyah pantolonuyla Rhysand. Ve o menekşe gözler benimkilerle buluştuğunda, yüzündeki tanıdık yarım gülümseme kaybolup giderken... Yüzüm buruştu. Dudaklarımdan küçük, çatlak bir ses döküldü. Rhys hemen yerinden fırladı ama bacaklarım çoktan pes etmişti. Dizlerimin üstüne çökerken neyse ki antredeki kilim darbenin bir kısmını emdi. Geçen onca ay içime otururken ellerimi yüzüme kapattım. Rhys, dizleri dizlerimde, önüme çöktü. Nazikçe, ellerimi yüzümden çekti. Nazikçe, yanaklarımı ellerinin arasına alıp gözyaşlarımı sildi. Başımı kaldırıp karşımdaki muhteşem gözlerdeki neşeye, ilgiye, sevgiye bakarken, etrafımızda bizi izleyenlerin olması umurumda bile değildi. "Aşkım," diye mırıldanıp beni öperken Rhys'in de umurunda olduğu söylenemezdi.

Baskı: Kalbimin Kanıyla Yazdım Kısım II (Yabancı, #8)

"Anne babanı gençken kaybettin, mo nighean donn ve dünyada yurtsuz bir şekilde dolanıp durdun. Frank'i sevdin..." Bir an dudaklarını birbirine bastırdı ama sanırım bunu bilerek yapmamıştı. "Ve tabii ki Brianna ve Roger Mac'i ve çocukları da sevdin... Ama Sassenach- senin kalbinin gerçek yurdu benim ve bunu biliyorum." Ellerimi dudaklarına götürdü ve avuç içlerimi öptü, önce birini sonra diğerini - parmaklarıma değen nefesi ılıktı ve kirli sakalı yumuşaktı. "Başkalarını sevdim ve birçok insanı seviyorum, Sassenach ama kalbimin tümüne yalnızca sen sahipsin, tamamı senin ellerinde," dedi usulca. "Ve bunu biliyorsun."

Yarasa
9/1020.02.2018

Baskı: Yarasa

"'Niye uğraşıyorsun ki? Neden vazgeçip kendi hayatına devam etmiyorsun? Böylesi hepimiz için çok daha kolay olur belki de...' Sözcükler zihninden geçtiği anda dudaklarında yer bulmuştu. Alçak, ruhsuz bir fısıltıyla... 'Tedavisi olmayan hastalıklar nasıl olur, biliyor musun?' Genç kız adamın duygusuz sesiyle birlikte kaşlarını çattı. Ancak ona cevap vermedi. 'Uğraşırsın, çabalarsın, kurtulmak için sonuna kadar çırpınırsın! Fakat bir işe yaramaz. Hastalık bedenine sızmıştır, giderek yayılmaya başlamıştır ve seni istiyordur. Sonunda seni almadan asla yok olmaz.' Adam hafifçe dönerek bedenini ona çevirdi. Derin bir iç çekişle birlikte usulca elini kaldırdı. Genç kızın tenine dokunmadan hafifçe bedeninin üzerinde dolandırmaya başladı. 'Sen hastalıksın. Benim hastalığım. Sana baktım. O anda bana işledin. Sonra yavaş yavaş içime yayıldın. Görmeyeceğim dedim. Görmeye geldim. Bakmayacağım dedim. Ama baktım. Bu son dedim. Fakat aslında hiç sonum olmadın. Bilmediğim, başlangıcım olduğunda.'"

Sahte Kraliçe
9/1020.02.2018

Baskı: Sahte Kraliçe

"'Hayatlarımız bize ait değil canım,' diye mırıldanmıştı. 'Biz, sadece bu büyünün muhafızlarıyız. Onu kendimizi korumak için kullanmayız, sadece Kuparileri korumak için kullanırız. Bize 'kraliçe' diyorlar ama aslında hizmetkarız.' Sesinde hiç de içerlemiş gibi bir hal yoktu. Gerçi sadece kendimi bildim bileli günlük derslerimin başında bana söylenen şeyi tekrar ediyordu. Omzuna doğru, 'hiç adil değil,' diye mırıldanmıştım. Koridorda ilerleyen yardımcıların ayak seslerini duyabiliyordum. Onunla geçirdiğim vaktin sonuna gelmiştik. Ya onu bir daha hiç göremezsem? Parmaklarım elbisesinin koluna dolandı. Saçımı öpmüştü. 'Biz bunun için yaratıldık. Sen ve ben. Ve bunun anlamı da baş edebilecek kadar güçlü olduğumuzdur.' Nazikçe ellerimden sıyrılıp parmaklarını parmaklarımın üstüne koymuştu. Soluk mavi gözleri azimle parlıyordu. 'Sen, her şeyle baş edebilecek kadar güçlüsün Elli. İşte bu yüzden yıldızlar seni seçti.'"

Bir Rüya Gibi
9/1019.02.2018

Baskı: Bir Rüya Gibi

"Ağaçların sağlam, sürekli bir yanı var"dedim sessizce. "Mevsimler içinde değişiyor olsalar da hep aynı yerdeler. Güvenilirler. Ve meyve bahçesi orman gibi büyük değil. Beni tutmaya yetecek kadar büyük sadece. Kendimi şey hissettiğim zamanlarda..." Düşüncemi nasıl bağlayacağımı bilemeyerek sustum. "Nasıl hissettiğin zamanlarda?" "Korunmasız hissettiğim zamanlarda galiba." İtirafımdan ötürü biraz utanarak halime güldüm. "Kulağa tuhaf geliyor. Ama bazen insanlardan uzak kalmak istiyorum ve orada kendimi güvende hissediyorum."

Baskı: Kalbimin Kanıyla Yazdım Kısım I (Yabancı, #8)

"Sence birbirimize uygun olduğumuzu düşünürler miydi?" "Baktığımı görmediğin zamanlarda sana nasıl baktığıma şahit olsalardı Sassenach, o zaman evet, öyle düşürlerdi." Bu seri şu zamana kadar okuduğum tonla seri arasından açık ara en en en iyisi!! 1. kitabı bitirmemek için kaplumbağa hızıyla okumama rağmen maalesef bitti. Şok edici gelişmeler son hızla devam ediyor. İlk sayfalarda adapte olmakta biraz sıkıntı yaşadım. Çünkü serinin bir önceki kitabını taaaa 2015 aralık ayında okumuşum. Ama sonra her şey rayına oturdu kafamda. Hangi birini anlatayım size ben şimdi :)) William'ın hala beni çıldırttığını mı yoksa Claire'in her bölümde beni hala da büyülemeye devam etmesini mi. Yoksa canım Bree'nin başına gelenleri mi.. Neyse spoiler yok :)) Gelsin kısım 2. Jamie elimi sıkıca tuttu ve gözlerimin içine bakarak, "Bunu takmadım demiyorum, çünkü takıyorum. Daha sonra bu konuda karışıklık çıkarmayacağım demiyorum, çünkü muhtemelen çıkaracağım. Ama demek istediğim şu ki bu dünyada seni benden ya da beni senden ayıracak hiçbir şey yok," dedi. Bir kaşını kaldırdı. "Sen de böyle düşünmüyor musun?" "Ah,evet," dedim tutkulu bir biçimde. Tekrar nefes aldı ve omuzları gevşedi. "Sadece bir soru," dedi. "Benim karım mısın?" "Elbette öyleyim," dedim çok büyük bir şaşkınlıkla. "Nasıl olmam?" Yüzü o zaman değişti; derin bir nefes aldı ve beni kollarına aldı. Ona sarıldım, sertçe ve beraber derin bir iç çektik, bu konuda uzlaştık. Başı benimkinin üzerine eğilmişti, saçlarımı öpüyordu. Yüzüm omuzlarına dönüktü, boynuna değen ağzım açıktı. Dizlerimiz yavaşça doğal bir şekilde rahatladı, böylece kenetlenmiş bir biçimde yeni kazılmış toprağa diz çöktük. Tıpkı bir ağaç gibiydik, bir sürü dalı olan fakat tek bir sağlam gövdeye sahip bir ağaç...

Baskı: Örümcek Ağındaki Kız (Millennium, #4)

serinin ilk üç kitabının büyük bir hayranı olarak diyebilirimki bir şeyler eksikti. En büyük eksiklik ise bana göre Lisbeth. Kadın karaktere bayılıyorum. Her durumdan daha da güçlenerek çıkmasını okumak büyük bir hayranlık uyandırıyor bende. O nedenle bu kitapta istediğim kadar okuyamamak üzdü beni Lisbeth'i. Evet kabul ediyorum kitabın içinde çok çok fazla karakter vardı ancak bu kitabın baş karakteridir Lisbeth. Onun çok daha fazla olması gerekirdi. Yazar kesinlikle bir Larsson değildi. Ancak kalemi sıkmadı. Akıcı ve okuyucusunu hikayeden koparmadı. Ama diyorum ya Lisbeth ve tabi Camilla. Diğer kitap nasıl ilerleyecek merak ediyorum

Kaçış Adası
4/1022.01.2018

Baskı: Kaçış Adası

koca kitap boyunca konu hep havada kaldı. hiçbir şekilde bir okuyucu olarak yapılmaya çalışılan açıklamalar beni tatmin etmedi. sonu da çok çok oldu bittiye getirilmişt

Baskı: Ülkemin Güzel Yüzü

"...Türkiye'de bir oyuncu olmanın, sanatçı olmanın gereklerinin en önemli yerlerinden bir tanesini yüklenilmesi gereken bir görev olarak üstüme almışım ben. Ülkenin laik, demokratik, çağdaş bir yapıya oturması için neler lazımsa onlar için bir şeyler yapılması gerektiğine inanan bir kişiyim. Bunları da seçtiğim ve olmak istediğim bütün filmlerin içerisine sokmuşumdur. Çünkü benim dünya görüşüm bu. Buna inanıyorum. Başka türlü bu toplumun rahata kavuşması imkansız diye düşünen kişilerdenim... Bunu bir görev olarak koyuyorum kendime."

Baskı: En Karanlık Yalan / Karanlığın Efendileri 6. Kitap

Bu kadar işkence dolu bir kitap olduğunu bilseydim seriye asla başlamazdım. Resmen cehennem içinde kavurdu beni. Gideon’u zaten oldum olası hiç sevmedim! Scarlet içinse hiç mi hiç kahrolmadım.. Koca kitap boyunca Paris’i gözüm hiç mi hiç aramadı. Aeron’u cehennem yolunda takipçileriyle çok sevdim! Gözlerim hiç mi hiç Maddox’u aramadı. Serideki şimdiye kadar çıkan son kitabı elime aldığım için hiç mi hiç üzülmüyorum.. Bu kitapta genel olarak ikilinin ilişkisine odaklamasına ise çok sevindim. Yani ah Paris.. Ve Amun.. Ve nedense Galen’in son haline hiç mi hiç üzülmedim. Serinin diğer kitapları için de zaten hiç mi hiç sabırsızlanmıyorum.."Finger cross"

Baskı: Dünya Kazan Ben Kepçe 1 - Irak ve Mısır

Özellikle Irak notları benim açımdan çok doyurucuydu. Ancak Mısır'a geldiğimizde bir geçiştirmelik, acelecilik hissettim. Sanki tam bağlayamamış gibi hissettim. Gezi yazılarında özellikle ülkenin içinde bulunduğu siyasi ortamı soluması ve onu kalemine dökmesini çok başarılı buldum. Açıkçası ben bu yaşıma kadar özellikle komşu Irak ve orada yaşayan Türkmenler hakkında kapsamlı bir bilgiye sahip değildim. Ama bu kitap bana o döneme çok başarılı bir şekilde ışık tuttu. Yer yer yaptığı nükteler ile okuyucusunu sıkmadan karışık dönemi aktarmayı başarıyor. Ben okurken keyif aldım, tavsiye ederim.

Baskı: En Karanlık Arzu (Karanlığın Efendileri Serisi, #5)

"Onu asla unutmasın diye, izini bırakmak istiyordu. Onu asla hatırlamasın diye kendini hafızasından silmek istiyordu. Ayrıldıkları zaman acı çekmek istemiyordu. Bir başkasını bulsun istiyordu. En az o bir başkasını kendi elleriyle öldürmek istediği kadar. Ama daha çok mutlu olsun istiyordu. Gülümsesin. Eğlensin.."

Aşk Kırıkları
9/1025.12.2017

Baskı: Aşk Kırıkları

"Lütfen beni uyandır! Kendimi hatırlamak istiyorum." Colin tepki vermedi. Kolumu aldı, parmak uçlarımı öptü ve beni sıkıca kendine çekti. Sanki üzerimizden yıllar akıp gitmişti; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış aynı anda. Sırtımda güneşin sıcaklığını, saçlarımda fırtınayı ve ensemde buz gibi kar tanelerini hissediyordum. Beni öpüp sivri tırnağını çok hafifçe sırtıma batırmadan önce, "Elveda, Ellie," dedi Colin. Bu acıyı seviyordum. Hatta şimdi beni ele geçirmeye çalışan kederi de. Ama Colin hala buradaydı. Hala bana bir şey yapamazdı. "Neden beni uyandırmıyorsun?" diye sorarak elimi yanağına koydum. Yüzünü ezberlemem gerekiyordu, tüm duyularımla. Sonsuza dek. "Veda etmek fazla acı verici olduğu için," diye yanıtladı ve Louis'in sırtına binip karanlığa doğru ilerlemeden önce bana son kez gülümsedi.

Baskı: Kehribar Dumanı (Firar #1)

Yazar grubunun gece evi serisinden sadece ilk iki kitabını okumuş ve hiçç sevmemiştim. Şimdi hangi akla hizmet bu kitabını merak ettim cidden anlam veremiyorum kendime. Belki mitolojisiydi beni çeken. Bilmiyorum ama bu sondu. Karakterlerin analizine bile girmeye gerek yok. Baştan sona -bullshit-

Baskı: İskoç Sürgünü (Campbell Trilogy #2)

Monica McCarty'nin yeni çıkan kitaplarını dört gözle bekleyen bir kitleyiz değil mi? :D Ama bu kitap bana yazarın Monica olduğuna inandıramadı. Sanırım yazarın diğer kitaplarını büyük keyifle okuyunca bu kitabında da ister istemez o çıtaya ulaşmasını bekliyorsunuz. Kitap baştan sona çok olağan seyirde ilerledi. Bir atraksiyon yok gibiydi son bölümleri saymazsak eğer. Kadın karakter.. Nasıl desem bana çok pasif geldi. Bu tarz hikayelerde inatçı, dediğim dedik kadın karakterleri çok seviyorum. Kadın karakterle bu yüzden yıldızımız tutmadı. Patrick ise.. Daha bir sevilesiydi :D Ben bu sürede bir de okuyamama haline girince kitap elimde süründü baya. Ve çeviri.. İllet etti beni. Neredeyse her cümle başı ya Patrick ya da Elizabeth ile başladı. Yok Elizabeth derin bir nefes aldı. Yok Patrick yumruklarını sıkıp durdu gibi. Kendimi birinci sınıfta cin ali serisini okurken hissettim biran resmen.

Kış Nefesi
7/1008.11.2017

Baskı: Kış Nefesi

Kitapta belli bir yere geldikten sonra özellikle tam adını koyamadığım bir hale büründüm. O nedenle biraz süründü elimde. Böyle sanki bir şeyler eksikmiş gibi hissettim. Yazarın daha iyi kitaplarını okumuştum. Kalemi yine iyiydi ama dediğim gibi bir şeyler eksikti. :) Belki o kadar reddedilmenin üzerine, aradan geçen 2 yılın ardından işlerin arapsaçına dönmeden yola konulmasıydı.. Belki de Beatrice'in Carter'ı daha fazla süründüreceğini düşünmemdi.. Adam geldi falan neyse çok sürmedi hadi evlenelim, iyi peki hadi evlenelim o zaman durumu oldu. :D Carter için Beatrice baya kolay oldu sanki :D

Baskı: Gülünün Solduğu Akşam

"Reis, sen iyi belgeliyorsun," dedi. "Che Guevara'yı belgelediğin öykün çok iyiydi. Belgeye dayalı iyi şeyler yazacaksın sen. Yazmalısın. Bizi de yazmalısın." Şaşırmıştım. "Bizi sen yazacaksın," dedi. "Bizim şu anda tek görgü tanığımız sensin. Boku bokuna asılıp gideceğiz. Yanımıza sokulan tek yazar sensin. Bizlerden sen sorumlusun reis. Bizleri iyice incele incele. Bize sorular sor, gerekli her şeyi öğren, yaz bizi. Yazar mısın?"

Benimle Saklan
8/1002.11.2017

Baskı: Benimle Saklan

çok güzel bir kitaptı. sadece yarı çıplak bir halde çiftlikte dolanıp kaslarını sergileyen değil harbi harbi bir kovboy karakteriydi Zeke :) Carlin'in ise başına bela olan sapığı yüzünden önce kaçışlarını ardından kaçmaya son verip her adımda nasıl güç kazandığını okumakta ayrıca keyifliydi :) Seri olarak duruyor hani ben devam eder miyim çıktığında pek sanmıyorum ama yine de tavsiye ederim. Özellikle izban yolculuğuma sabahları ayrı bir renk kattı kitap sağolsun :)))

Baskı: Karanlık Sırlar (Scandal & Scoundrel, #1)

Sarah MacLean'in yeni kitabını yine keyif alarak okudum. Özellikle kadın karakteri. Ve bu kitapta ekstra keyif aldığım kısım ise ikili arasında geçen bol diyaloglar. Öyle hazır cevaplı geçti ki karşılıklı konuşmaları okurken sırıtmaktan kendinizi alamıyorsunuz :) Tek sorun bana göre yayınevi. Nemesis 28 lira?? Sen de mi?!?

Sen Kimsin?
10/1026.10.2017

Baskı: Sen Kimsin?

Cibiliyetsiz'sin. Vampir'sin. İki cihanda lekeli'sin. Gavur'sun. Hasta kafa'sın. Milletin malının peşkeş çekilmesine karşıysan, sermaye ırkçısı'sın. Vatan haini'sin. Bizzat başbakanımız izah etti, hazımsız tip'sin, şizofren tip'sin. Kudurmuştan beter'sin. 1959'dan beri AB'ye gireceğiz diye kandırıldığımızı hatırlatıyorsan, vizyonsuz'sun, cahil'sin. Bahtsız bedevisin. Keriz feneri rezaletini yazıyorsan, iftiracısın, İsrail ajanısın. Seçmene avanta kömür, bulgur, buzdolabı dağıtılmasına itirazın varsa, çirkinsin, antidemokratsın, halk düşmanısın. Hukuku guguk yaptılar diyorsan, ergenekoncusun, darbecisin, beyinsizsin, soytarısın, geçmişin lekeli, çete avukatısın, mafyasın, densizsin, ahlaksızsın, müfterisin, karanlık komplocusun, kirli senaristsin. Hükümetimizin referandumlarına hayır diyorsan, ya bakanımızın söylediği gibi, aklından zorun vardır ya da liboşun yazdığı gibi, vicdansızsın, bağnazsın. Tayyip Erdoğan'ın canını sıkarsan ucubesin. Bülent Arınç'ın asabını bozarsan, yaratıksın. Devrimciysen, dudakların lekeli, ülkücüysen, contaları yakmışsın. AKP'ye ak demiyorsan, edepsizsin. Seçmensen, kaz güdemeyene, koyun güdemeyene oy vermeyeceksin, güdüleceksin. Bakanlarımızı gördüğün zaman, takla atacaksın, göbek atacaksın. Anan ağlıyorsa, ananı da alıp gideceksin. İşsizsen nankörsün. Cebine ilaç parası sokuşturulduğunda, dilenci değilim diyorsan, olsa olsa ruh halin bozuktur. Çocuklarımızı hastanelik eden süt bozuk olamaz, senin çocuğunun psikolojisi bozuktur. Madenciysen güzel ölüsün. Gazeteciysen, tasmalarından kurtardılar seni, bildiğin köpeksin. Şehitsen, kellesin. Alt tarafı, birkaç mehmetsin.. Gaziysen, gaziliğini bileceksin, istismar etmeyeceksin. PKK'yla masaya oturduklarını iddia ediyorsan, şerefsizsin, müfterisin, haysiyetsizsin. Türban takmıyorsan, dinsizsin. Kızlı-erkekli bahçede oturuyorsan, yoldan çıkarsın, kızlı-erkekli bankta oturuyorsan, kucakta oturuyorsun, kızlı-erkekli yurtta kalıyorsan, orası fuhuş yuvasıdır. Tüsiad gibi düşünüyorsan, pornocusun. Kürtaj yaptırdıysan, katliamcısın, sezaryen yaptırdıysan, katilsin. Dindar gençlik değilsen, tinercisin. İmam hatibe gitmediysen, satanistsin. Ayyaşsın. Alkoliksin. Çapulcusun. Vandalsın. Zavallı kemirgensin. Ulan'sın.. Be'sin... Atatürkçüysen, terörist holigansın. Türk bayrağıyla yürüyorsan, marjinalsin. Alt kimliksin. Ulusalcıysan, kafatasçısın, ırkçısın, faşistsin. Milliyetçiysen, ayaklar altındasın. AKP milletvekili söyledi. Kanın bozuk. AKP valisi söyledi. Gavat'sın. En son ne öğrendik? AKP yöneticisi söyledi. Türk değilsin... Türk filan yok. Haklı olabilir aslında. Çünkü bırak Türk'leri... Yabancılar bile Türk milletine bu kadar hakaret edilmesine sessiz kalmazdı heralde!!

Baskı: Şimdiki Zamanın Kusursuzluğu (Perfect Serisi 1 )

Duygusal olarak baya inişli-çıkışlı bir kitap oldu benim için. Amanda'ya kızdım. Noah'a kızdım. Amanda'nın kendine bu kadar güvensiz olmasında en büyük pay sahibi olan ailesine kızdım.. Ama o son bölümler darmaduman etti beni. O kısımlarda en çokta Noah'a kızdım.. Sonunda mektupların olduğu bölüme geldiğimde bende ipler koptu zaten. Sonu kötü bitseydi zor toparlanırdım.. Kitabı henüz okumayanlar için not: Amanda'ya aslında çokta kızmayın. Kendini bildi bileli sahip olduğu, kendini yanında güvende hissettiği tek kişiyi kaybetmemek adına böyle saçma sapan hareketler yaptığını ve bunları yaşarken henüz lise çağında bir genç kız olduğunu lütfen unutmayın ve kendinizi onun yerine de koyup o şekilde okuyun karakteri..

ÖncekiSayfa 1 / 5Sonraki