persephone.
@persephone.

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kadınımın Şarkısı

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/kadnmn-sarks-eda-tuzcal-yorum.html#more "Biyografime internetten, özel hayatıma da magazinden ulaşabilirsin. Ama gerçek Sea'ye gelirsek eğer sana kendimi nasıl anlatabilirim? Sinirliyimdir, eğlenceliyimdir, kıskancımdır, öfkeliyimdir, tuhafımdır mı demeliyim? Ben anı yaşayan biriyim. Duygularım da tıpkı an gibi değişkendir. İçim kan ağlarken gözlerimdeki yaşları silip, karşımdaki kişinin mutluluğunu paylaşarak onunla gülebilirim. Hiç tanımadığım biri için üzülebilirim. Sokakta gördüğüm kimsesiz bir köpeği sevebilirim. Ama tüm bunları sadece o an geldiğinde yapabilirim. Belki de sırf bu yüzden kendimi anlatmaktan hiçbir zaman çok hoşlanmadım. Yani biri seni tanımayı gerçekten istiyorsa sana zaman ayırır, değil mi? Bu durumda seni kendisi tanıyabilir. Fakat tanımayı zaten istemiyorsa da anlatmak da bir o kadar gereksiz oluyor. Haksız mıyım?"

Baskı: Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/beraber-yuruttuk-biz-bu-yollarda-ylmaz.html#more Zekat hırsızlarını koruma altına alan bir güç var. Ben bu güce "hırsızların imparatoru" diyorum. Hem altında yer alan figüranlarını koruyor, hem de kendisine ulaşılmasını engelliyor. Anayasa'ya göre hukuki zeminde çalışması gereken tüm kurumları kontrol altında tutuyor. Soruşturma savcılarını görevden aldırıyor, delilleri yok ediyor, zekat hırsızlarını da kamuoyuna masum maskesiyle pompalıyor. Her şey apaçık ortada... Hani halk arasında tabir vardır, arife tarif gerekmez, damda gezer miyav der. Bu ülkede hala vicdanının sesini dinleyen yargıçlar var. Gün gelecek, hırsızlar imparatoru da adil yargılanmaya, hakkaniyete ihtiyaç duyacak. O gün geldiğinde, adalet kavramı hakkında söylediklerimiz çok daha iyi anlaşılacak. Deniz Feneri soruşturmasında "savcıyken sanık" haline getirilen Cumhuriyet Savcısı Abdülvahap Yaren

En Sevdiğim Hatam
9/1017.03.2015

Baskı: En Sevdiğim Hatam

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/en-sevdigim-hatam-chelsea-m-cameron.html#more İçini çekip, "Taylor, keşkelerle yaşayabiliriz ama bunun bize bir faydası olmaz. Yapmamız gereken tek şey olanları aşmak. Bu çimento dolu bir çukurda yürüyormuşsun hissini verse de." "Hatta omzunda yüklerle." "Aynen." "Aradaki tek fark senin şeytanının insan formunda olması." Eli kolumda geziniyor, beni rahatlatıyordu. "Seni dövdüğüm için hala üzgünüm," dedim yüzüne dokunarak. "Yüzüm ne durumda?" Ona baktım. Yarın yine çok tatlı görüneceği kesindi. "Biraz hırpalanmış gibisin." "Önemi yok. İnsanlara barda kavgaya karıştığımı söylerim." "Ne? Bir kızdan dayak yediğini söylemeye utanıyor musun yoksa?" "Hayır ama ev içi şiddetten hapse girmenden korkuyorum," dedi gülümseyerek.

Sahile Aşk Vurunca
8/1014.03.2015

Baskı: Sahile Aşk Vurunca

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/sahile-ask-vurunca-kate-perry.html#more Greg listeyi inceledi. "Tayland mutfağı kursuna gitmelisin. Ben Tayland yemeklerini çok severim." "Canım hangi kursu isterse ona gideceğim." Ona, kendisinin de Tayland mutfağı kursuna daha meyilli olduğunu söylemesine gerek yoktu. "Belki bir ara benim için yemek yaparsın." Freya,"Tabii," deyip kafa salladı. "Güneş donup denizler yandığında neden olmasın..." Greg sırıttı. "İklim değişiklikleri bu tip mucizelere olanak sağlayabilir, biliyorsun değil mi?"

Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/bana-askn-soyle-elizabeth-hoyt-yorum.html#more "Bu gece çok hoş görünüyorsun," dedi konuyu değiştirmek için. "Mum ışığı sana yakışıyor." "Hayal kırıklığına uğradım." Başını hüzünle iki yana salladı. "Londra'nın ünlü aşıklarından biriyle oturuyorum ve bana mum ışığının yakıştığını söylüyor." Dudağı seğirdi. "İşte azarı işittim Madam. O zaman gözlerinize kompliman yapabilir miyim?" Gözlerini iyice açtı. "Ruhumu yansıtan küçük göllere mi benziyorlar?" Şaşkınlıkla bir kahkaha patlattı. "Hanımefendi, son derece acımasız bir eleştirmensiniz. Baş döndürücü bir gülümseyişiniz olduğundan bahsedebilir miyim?" "Olabilir ama olsa olsa esnerim." "Vücuduna övgüler yağdırsam." Kaşlarını eğlenerek kaldırdı. "Ruhunun tatlılığından bahsetsem." "Ama ruhumun acı mı, tatlı mı olduğunu bilmiyorsun ki," dedi. "Beni tanımıyorsun."

Baskı: Yetenek (Yedi Krallık Üçlemesi, #1)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/yetenek-kristin-cashore-yorum-alntlar.html#more "Sizce onun sorunu ne, Prenses Leydi?" diye sordu Patch. Bir kar tanesi gelip Katsa'nın avucunun içine düştü. "Sorunu derken neyi kastediyorsun?" "Şey, neden insanlara acı vermekten keyif alıyor?" Katsa omuz silkti. "Yeteneği bunu basitleştiriyor." "Ama herkesin insanları incitebilecek gücü vardır," dedi Patch. "Bu yaptıkları anlamına gelmez." "Bilmiyorum," dedi Katsa, Randa'nın, Murgon'un ve diğer kralların haksız uygulamalarını düşünürken. "Bana göre oldukça fazla insan, gücü yetebildiği kadar kötü davranıyor ve bundan ötürü de mutlular, ama hiçbiri Leck kadar güçlü değil. Neden yaptığını bilmiyorum, tek bildiğim onu durdurmamız gerektiği."

Beni Yine Sev
7/1001.03.2015

Baskı: Beni Yine Sev

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/03/beni-yine-sev-katie-cotugno-yorum.html#more Okulda bir bahar sabahı, günün sonunda rehberlik servisine gitmem gerektiğini söyleyen bir not aldım. İçimi korku ve endişe kapladı. Daha önce hiç çağrılmamıştım. Farkında olmadan yaptığım bir şey için başımın belada olup olmadığını merak ettim. Belki de iyi niyetli biri lisede yaşadığım zorluğu görüp yardımcı olmak istemişti. "Sosyal yetilerinin olmadığını fark ettik," dediğini canlandırdım gözümde rehberin. Ne kadar dikkatli dinlediğini göstermek için çenesini çıkık suratını yana doğru yatırdığını hayal ettim. "Sürekli camdan dışarıyı seyrediyorsun. Saplantıların var ve beyninin içinde fazla oyalanıyorsun." "Hadi ya," diye cevap verdim hayalimde. Sırt çamtamı omzuma takıp koridora yönelirken, "Bana bilmediğim bir şeyler söyleyin," diye de ekledim.

Baskı: İçinde Aşk Saklı (Westmoreland, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/icinde-ask-sakl-judith-mcnaught-yorum.html#more Neden?" diye sordu Clayton aniden. "Neden benimle evlenmek istiyorsun?" Whitney Clayton'ın odada ona doğru yaklaşmak yerine Whitney'in yanına gelmesini beklediği andan bu yana kendisinden kayıtsız şartsız bir teslimiyet beklediğini biliyordu; genç kadın şimdi Clayton'ın kendisinden duymak istediği şeyin ne olduğunun da farkındaydı. Whitney mutluluk ve huzur gözyaşları arasında bir soluk aldı ve, "Çünkü seni seviyorum," dedi usulca. Clayton ona sımsıkı sarıldı. "Eğer doğru söylemiyorsan Tanrı yardımcın olsun!" dedi sert bir sesle, "Çünkü seni bir daha asla bırakmayacağım."

Baskı: Beni Bırakma (Bana Dokunma, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/beni-brakma-tahereh-mafi-yorum.html#more "Se-sen arkadaşlık istediğini söylemiştin..." "Evet," diyor, yutkunuyor. "Öyle söyledim. Hala da söylüyorum. Arkadaşın olmak istiyorum," Başını salladığını aramızdaki havanın hafif hareketinden hissediyorum. "Ümitsizce aşık olduğun arkadaşın olmak istiyorum. Kollarına, yatağına, kafanın içine kısılmış gizli dünyana aldığın arkadaş. O tür bir arkadaş olmak istiyorum. Konuştuğunda sözlerini ve dudaklarının aldığı şekli aklına kazıyan arkadaşın. Bedeninin her kıvrımını, her çilini, her ürpertisini tanımak istiyorum Juliette..."

Baskı: Seni Beklerken (Sequel, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/seni-beklerken-judith-mcnaught-yorum.html#more "Hayır, lütfen ölme!" diyerek ağladı boğuk bir sesle ve nabzını hissetmek için çılgınca bir istekle onun gevşemiş elini tuttu. "Lütfen ölme!" Belli belirsiz atan, ancak hala orada olan nabzı hissetti ve onunla konuşmaya devam etti. Onu sıkıca tutarak yalvardı, "Beni bırakma Alex! Tanrım, beni lütfen bırakma! Sana söylemek istediğim binlerce şey, sana göstermek istediğim binlerce yer daha var. Ama sen gidersen bunların hiçbirini yapamayacağım. Alex, sevgilim lütfen. Lütfen gitme." Jordan ısrarla yakardı, "Dinle beni". Sanki onun için ne kadar önemli olduğunu anlatabilirse ölmeyecek olduğuna inanıyordu. "Sen hayatıma o zırhla girmeden önce hayatımın neye benzediğini bir dinle. Hayatım anlamsızdı. Renksizdi. Sonra sen geldin ve daha önce var olduklarına inanmadığım duyguları keşfettim. Bana daha önce hiç görmediğim şeyleri gösterdin. Bunlara inanmıyorsun, değil mi sevgilim? Ama doğru ve kanıtlayabilirim." Serbest bırakmadığı gözyaşları yüzünden akarken boğuklaşan sesiyle kanıtlarını saymaya başladı. "Çayırdaki çiçekler mavi, derenin yanındakiler beyaz. Ve kameriyenin oradaki kemerin üzerindekiler de kırmızı." Alexandra'nın ellerini yanaklarına götürdü. "Tek fark ettiğim bunlar değil. Kameriyenin yanında mezar taşımı yerleştirdiğin çiçekli alanın tıpkı düello yaptığımız alana benzediğini de fark ettim. Ah sevgilim, sana bir şey daha söylemem lazım. Seni seviyorum Alexandra." Artık sel olan gözyaşları sesini acılı bir fısıltıya dönüştürdü. "Seni seviyorum ve eğer ölürsen bunu sana asla söyleyemeyeceğim."

Baskı: Kaderimde Sen Varsın (Last Man Standing, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/kaderimde-sen-varsn-victoria-alexander.html#more "Ben sadece bir koca dilemiyorum. Bunu net olarak belirtmem gerek. Bir kocam olabilirdi, aldığım birtakım teklifler vardı. Hem de kabul edilebilir teklifler. Dileğim ise... Dileğim ise..." Felicity bulunduğu yerde iyice doğrulup omuzlarını dikleştirdi. "Ağırbaşlı, sıradan ve sıkıcı olmayan bir gelecek. Hayatımın bundan sonraki her bir gününü ayrı bir maceraya çevirecek bir erkek istiyorum. Maceraların en büyüğünü istiyorum. Dileğim bu." Felicity duraksadı. "Lütfedersen."

Baskı: Kan ve Yıldız Işığı Günleri (Duman ve Kemiğin Kızı, #2)

Bir varmış bir yokmuş, bir melekle bir şeytan birbirlerine aşık olmuş ve yeni bir dünya hayal etmiş. Katliamların olmadığı, boğazların parçalanmadığı, ölenlerin şenlik ateşlerinde yakılmadığı, dirilenlerin piç ordularıyla savaşmadığı, çocukların öldürmek ve ölmek için annelerin kollarından koparılmadığı bir dünya. Aşıklar, ayın gizli tapınağında sarmaş dolaş yatarken, mücevhersiz bir mücevher kutusu hayal etmiş. Kendilerinin keşfedeceği ve içini mutluluklarıyla dolduracakları bir cennet. Ama bu, o dünya değildi. http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/kan-ve-yldz-isg-gunleri-laini-taylor.html#more

Hayal Avcısı
8/1003.02.2015

Baskı: Hayal Avcısı

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/02/hayal-avcs-laura-kinsale-yorum-alntlar.html#more "Zenia yüzünü de örttü. Ve onların karşısında nasıl değiştiğini gördü - siyah örtüsünün altında neredeyse saydam olmuştu; görünmezdi. Bir kadın. Ötesine bakıyorlar, etrafına bakıyorlar ama asla ona bakmıyorlardı. Hatta Lord Winter bile gözlerini onunkilere kaldırmamıştı. Lord bir yabancı gibi görünüyordu. Zenia ona karşı bir öfke dalgası, peçeyi çıkarıp atma ve yüzünü kendisine çevirmesi için zorlama isteği hissetti. Ama yapmadı. Anlayış daha şimdiden sessizce gelmişti - bir gece önce yaşananların geleceği olmayan bir hareket olduğunun anlayışı."

Baskı: Scarlet (The Lunar Chronicles, #2)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/01/scarlet-marissa-meyer-yorum-alntlar.html#more Bir zamanlar küçük bir kız çocuğu varmış... Babası ayyaşın tekiymiş, annesi ise onları bir başlarına terk edip gitmiş. Paris sokaklarında yalnızlığına sarılır bir halde, sevgi beklerken birgün babaannesi onu yanına, çiftliğe getirmiş. Babaanne ve torun, yol arkadaşı olmuşlar birbirlerine. Birlikte çiftlikle uğraşmışlar, huzurlu bir şekilde hayatlarına devam ediyorlarmış. Sonra Doğu'da patlak veren olaylar Paris'e de sıçramış.. Ve birgün hayatta en sevdiği kişi, babaannesi her şeyi geride bırakarak ortadan kaybolmuş. Derken...

Baskı: Tatlı Ceza (Blakewell/Kenleigh Family Trilogy #1)

Alec, nöbetçiler onu kapıdan geçirirken, "Seni seviyorum, Catherine Blakewell," diye bağırdı. "Eğer Tanrı'nın yarattığı bu alemde zerre miktar adalet varsa, sen ve ben tekrar bir araya geleceğiz. Buna tüm kalbinle inanmalısın!" http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/01/tatl-ceza-pamela-clare.html#more

Baskı: Cinder (Lunar Chronicles, #1)

Bir varmış bir yokmuş.. Evvel zaman içinde günümüzden yaklaşık 126 yıl önce dünya insanı yine birbirini katletmeden geri kalamamış, bu yolla 4. Dünya Savaşı patlak vermiş. Savaşın bitimi ile Dünya büyük bir krize girmiş.. Sonra bir gün.. Daha toparlanamadan Ay Ülkesi'nin varlığını öğrenmişler ve bu sefer yeni bir sorunla karşı karşıya kalmışlar. Derken.... http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/01/cinder-marissa-meyer.html#more

Baskı: Sana Vuruldum (Crash, #1)

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/01/sana-vuruldum-nicole-williams.html#more "Sahip olduğumuz itibarlar gerçekte iz değiliz, onlar sadece insanların olduğumuzu sandığı kişiler. Diğerleri hayatları boyunca özgürlükleri için savaşırken bazılarımız bu tuzağa düşer. Herkesin beni tanımladığı şekilde iğrenç bir sürtük değildim, Jude da geleceği olmayan kötü çocuk değildi. Bize biçilen roller arasındaki fark Jude'un bunu bir hatasına kefaretmiş gibi kabullenmesiydi." "Hayat gittikçe darmaduman bir hale geliyordu ve bu ben lanetlendiğim için mi böyleydi yoksa hayat doğası gereği böyle bir şey miydi emin değildim. Bunca zamandır bir kişinin bile bir şeyleri değiştirebileceği inancıyla yaşıyordum ama keşfetmiştim ki dünya berbat bir yerdi."

Ölüm Oyunu
9/1020.01.2015

Baskı: Ölüm Oyunu

http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/01/olum-oyunu-koushun-takami.html#more "Şuya ve Noriko'nun bu sözlere verecek bir cevap bulamadıklarını fark eden Şogo konuşmaya devam etti. 'Bakın, bu ülke tamamen aptal bürokratlardan oluşan bir grup tarafından yönetiliyor. Zaten sadece aptallar bürokrat olabilir. Benim tahminim, bu güzel oyun ilk önerildiğinde- büyük ihtimalle çılgın bir askeri strateji uzmanının fikriydi- karşı çıkan kimse olmadı. Konularında uzman kişileri sorguya çekerek işleri karıştırmak istemezsiniz. Ayrıca artık yerleşmiş bir şeyi sona erdirmek çok zordur. Her şeye burnunuzu sokarsanız işinizden olursunuz. Daha da kötüsü ideolojik sapma sebebiyle çalışma kampına gönderilirsiniz. Herkes bu oyuna karşı olsa bile kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Bu ülkede boktan sayılabilecek pek çok şey var ama hepsinin özü aynı: Faşizm.' Şogo, Şuya ve Noriko'ya baktı. 'Aynı şey sizin ve benim için de geçerli; biz de hiçbir şeye karşı çıkamıyoruz. Bir şeyin yanlış olduğunu bilseniz bile hayatınız buna karşı çıkarak riske edilemeyecek kadar değerli, değil mi?'"

Baskı: Çarpılma (Çarpılma, #1)

"Bir kız var. Bir süre önce bu sokağa taşındılar. Onun U-Haul'la araba yoluna girdiğini gördüğüm ilk anı hatırlıyorum. O şeyi sürerken kendinden çok emin görünüyordu. Araç ondan yüz kat daha büyüktü, ama yardım istemeden onu geri geri eve yaklaştırdı. Park ettikten sonra onun her gün U-Haul sürüyormuş ve sanki bu çocuk oyuncağıymış gibi rahatça ayaklarını kaldırıp gösterge paneline koymasını izledim. İşe gitmem gerekiyordu, ama Caulder çoktan yolun karşısına koşmuştu. U-Haul'den inen küçük çocukla hayali kılıcıyla dövüşüyordu. Arabaya binmesi için ona seslenmek üzereydim, ama kızın dikkatimi çeken bir yanı vardı. Onunla tanışmalıydım. Yolun karşısına geçtim, ama kız beni farketmedi bile. Dalgın bir ifadeyle kardeşinin Caulder'la oynamasını izliyordu. U-Haul'un yanında durup onu izledim. Kız üzgün ifadeyle dalgın dalgın bakmaya devam ederken ona baktım. Ne düşündüğünü, aklından neler geçtiğini bilmek istiyordum. Nihayet U-Haul'dan inip ona kendimi tanıttığımda, kızın elini bırakmak için tüm irademe başvurmam gerekti. Elini sonsuza dek tutmak istedim. Yalnız olmadığını bilmesini istedim. Üzerinde taşıdığı yük her neyse, onun yerine taşımak istedim."

Baskı: Gözyaşı (Teardrop #1)

Bu kadının kapak editörleri her kimse kesinlikle işlerini çok iyi biliyorlar. Hikayeleri her ne kadar dış görünüşü gibi pek tatmin etmese de.. İşte kapak ve satış stratejisi ile çok satan biri olabiliyorsunuz. Eureka, annesiyle yaptığı bir araba yolculuğu esnasında yakalandıkları fırtınada kaza geçirir ve annesini kaybeder. Olayın üzerinden 4 ay geçer ve Eureka kaldığı yerden hayatına devam etmeye çalışır. Ander, bir tohumtaşıyanlardandır. Kayıp kıta Atlantis soyundan gelmektedir. Atlantis sular altından kalmadan kurtulmayı başaran birkaç insandan biridir ailesi. Ve tohumtaşıyanların tek bir amacı vardır Selene soyundan gelen, göz yaşı potansiyeli olanları kaza süsü verip öldürmek. Bu noktada Ander, hayatının büyük kısmını Eureka'yı izleyerek geçirmiştir ve ona aşıktır. Ki kızın annesiyle geçirdiği kazada aslında ölmesi gereken Eureka'dır ama Ander buna izin vermez ve onu kurtarır. Hikaye genel olarak böyle. İtiraf etmeliyim ben bu kitabı Düşüş serisinden daha fazla sevdim. Ve sadece serinin 2 kitabının olduğunu görünce de derin bir nefes aldım, çünkü diğer seri gereksiz yere uzamıştı da uzamıştı.. Yazar bence hikayeye çok geç girmiş kitapta. Yani 100. sayfalara gelmeme rağmen hala olaya hakim değildim. Tahmin ediyorsunuz ama o tahminleriniz istediği gibi tatmin etmiyor sizleri. Kitaba o nedenle geç adapte oldum, yoksa çoktan bitirmiş olurdum. Bu saate kadar elimde kalmazdı. Mesela Ander'i daha fazla okumak isterdim. Çoğu zaman Eureka'nın çevresinden yalıtılmış halde buldum. En yakın arkadaşı Cat'e ise ısınamadım. Son sayfadaki olaya kadar kızın aklı fikri erkeklerdeydi. Yani kitap boyunca kaç herife yazdı çetelesini tutamadım bile. Brooks var bir de.. Küçüklüklerinden beri birlikteler. İyiydi araları ta ki kazaya kadar. Ondan sonraysa nam-ı diyar Atlas çıktı karşımıza. Ve içler acısı bir baba. Kızını ne dinleyen, ne yardım eden, ne destekleyen, ne de savunan.. Ve en önemlisi de ona gram inanmayan.. Acayip sinir oldum. Tabi bir de üvey anne Rhoda vardı. Kızı resmen evinde kalmasına izin verdiği için ayaklarına kapanması lazımmış gibiydi. Koca kitap boyunca Eureka için ağzından tek iyi kelime duymadım. Hep bir tersleme, kızma. Ve babanın da buna müsade etmesi. Kitap, bir diğer tohumtaşıyı Solon'u arama macerası ile devam edecektir büyük ihtimalle. O da en son Ander'in dediğine göre Türkiye'de imiş. Yani bakarsınız ikinci kitap en azından bir bölümü bizim buralarda geçer ;)

Baskı: İpeğin Fısıltısı (The Dressmakers, #1)

Puanım :5/3,5-4 Bu tarzlarda daha iyi kitaplar okumuşken 4'ten fazla puan vermeye gönlüm razı gelmedi. Marcelline, Sophia ve Leonie anlatan serinin ilk kitabı. Terzi dükkanı açmış bu üç kardeşin entrikaları ile donatılmıştı çoğu sayfalar. Gerçi okurken Marcelline'nin dik duruşuna, azmine, kararlılığına hayran olmamak elde değil. Başladıkları ile geldikleri noktaları okuduğunuz zaman ' vay be helal olsun ' demeden duramıyorsunuz. Rahatsız olduğum bir konu vardı mesela. Okurken sürekli Marcelline'ne Madam denmesi. Tamam kızın başından bir evlilik geçmiş ve ondan bir çocuğu olmuş olabilir ama kız baksan en fazla 25 yaşında. Tamam o dönemin toplumsal kuralları bla bla ama ben nedense ona Madam veya Bayan Norriot dendiğinde sanki kadın en az 40 yaşında falan gibi hissettim. Yani Madam Madam diyerek bu kadar gözümüze sokmalarına gerek yoktu. 6 yaşındaki kızı Lucie ise tam bir cin, tilki.. İstediğiniz sıfatı koyun ama çok sevimli yine de :) Clevedon Dükü ise aslında bir bakıma 5 yaşından beri tanıdığı Leydi Clara ile nişanlı gibi. Ama son 3 senesini Londra'dan kaçarak hovardalık yapmaya Avrupa turuna gidiyor. Bu yüksek sosyeteyi anlamak güç. Herifin Avrupa'ya gitme nedeni belli ama kadın oturmuş elleri kucağında onu bekliyor. Niye beklersin ki o dışarıda gününü gün ederken. Bir de herif tutturmuş bir Clara'yı seviyorum nidalarını. O zaman Marcelline'e niye takarsın bu kadar? Heralde son sayfalara kadar erkek karakteri öyle seve seve okumadım. Yazarın okuduğum ilk kitabı, biraz değişik bir havası var. Kadın karakterinin gücünü sevdim. O nedenle diğer kitaplarını da eminim en kısa zamanda tüketirim :) Tavsiye ederim ;) "Siz aristokratlar ne kadar iki yüzlüsünüz, sizin altınızdaki bir kadını sırf altınıza almak için peşinden koşmakta bir sorun görmüyorsunuz ama iş onu seçkin bir topluluğa sokmaya gelince, bunun düşünülmesini bile kabul etmiyorsunuz."

Deha (Efsane, #2)
9/1015.11.2014

Baskı: Deha (Efsane, #2)

" Anden Cumhuriyet'teki en güçlü adam olabilirdi... ancak Day, üzerindeki giysileri ve gözlerindeki samimiyetinden başka hiçbir şeyi olmayan bu sokak çocuğu, kalbimin sahibiydi. Her şeyiyle güzeldi. Karanlık dünyadaki umuttu. Işığımdı... "

Baskı: Kar ve Kül Kısım II (Yabancı, #6)

"Eğer ölürsem," diye fısıldadı karanlıkta, "beni takip etme. Sen çocuklara lazimsin. Onlar için kal. Ben beklerim "

Sessiz İntikam
9/1011.10.2014

Baskı: Sessiz İntikam

"Bunun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun. Müziği duyamıyorum." "Ben müziği senin yerine duyarım."

ÖncekiSayfa 4 / 5Sonraki