Dilek Öz
@Dilek Öz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Otostopçu 3 Hayat, Evren ve Her Şey

Birbirlerinden ayrı düşen kahramanlarımız, değişerek, zaman içerisinde bir araya gelmeyi başarıyor ve evreni kurtarma mücadelesi başlıyor. Serinin ilk iki kitabındaki , eğlenceli anlatım, sürükleyicilik bu kitapta maalesef eksik kalmış

Operadaki Hayalet
9/1023.06.2016

Baskı: Operadaki Hayalet

Etkileyici, sürükleyici ve şaşırtıcı. Kitabın ilk sayfasından itibaren Opera'nın Hayaleti sizi sarıyor. Hayaletin aşkının tutkuya, bu tutkunun trajediye dönüşmesini adım adım takip ediyorsunuz. Gerçek olaylardan esinlenerek, farklı olayları bir araya getiren yazar ilginç bir kurgu koyuyor ortaya. Dil akıcı, sıkmıyor insanı.

Çakırcalı Efe
10/1023.06.2016

Baskı: Çakırcalı Efe

Büyuk usta Ege'nin ünlü Efesi Çakıcı'yı tanıtıyor bize. Kendisini tanıyan insanlarla ve Albay Rüştü ile yaptığı görüşmeler sonrasında hazırlanan kitap bir kaynak niteliğinde. Babasının intikamı için efe olan Çakırkalı' nın dönemin toplumsal yapısı, ağalık düzeni gibi nedenlerle her düze inişte tekrar dağa çıkması, önceleri zenginden alıp fakire dağıtan, yardımsever kimliğinin, adaletinin, anlayışının zamanla nasıl değiştiğini adım adım okuyorsunuz. Mertliği ve cesareti ise örnek alınacak cinsten. Akıcı, doğal, yalın anlatımı ile usta Çakıcı' yı bizden, içimizden biri yapmayı başarıyor.

Baskı: Tehlikeli Diyardan Öyküler

Masalsı anlatımıyla şeker tadında güzel bir eser olmuş. Büyük Wootton Demircisi ve Hamlı Çiftçi Giles hikayelerini beğendim. Tom Bombadil'in Maceraları diğerlerine göre vasat kalmış. Fakat yine de hikayedeki şiirsel anlatım başarılıydı. Alıştığımız orta dünyaya da sadece bu hikayede atıfta bulunuyor zaten. Dili ve anlatımı yüzüklerin efendisine kıyasla daha yalın.

Baskı: Otostopçu 2 Evrenin Sonundaki Restoran

Arthur ve Ford maceralarına kaldığı yerden devam ediyor, ve akşam yemeği için evrenin sonundaki restorana yolculuk yapıyorlar, evrenin sonu olur mu demeyin burada bahsedilen son son zamandaki son... Esprili dille yazmaya devam ediyor, ince ince iğneliyor aynı zamanda. Özellikle akşam yemeğinde ineğin gelip "Ben akşam yemeğinizim" diye kendini tanıttığı, etini lezzetlendirmek için yaptıklarını anlattığı bölümde çok güldüm. Kitap saçma, ama kafa rahatlatmak ve eğlenmek için ideal. Yalnız çevirinin basitliği kitaba çok yansımış, imla hataları azımsanmayacak derecede fazla.

Baskı: Diriliş (Rizzoli & Isles, #11)

Tess Gerritsen bu kez bizleri Afrika'nın doğal hayatına götürüyor. 6 yıl önce, kaybolan/ölen bir grup turist, farklı noktalarda gerçekleşen ama benzer nitelikteki cinayetler, içgüdüsel hareket etmeye başlayan Maura, yüksek tempo, gerilim.... Kurgu gayet başarılı, dil alıştığımız Tess Gerritsen dili. Sürükleyici, yalın... Eksik noktası mı yine tahmin edilebilir son. Kitabın ortasında katili tahmin etmek sıkıyor beni, katil olarak ön plana a çıkarılan kişi neredeyse satır aralarından "O ben değilim! " diye bağıraracak, olay döngüsü ilerledikçe kurgu da kendini ele veriyor.

Siyah Kan
10/1023.06.2016

Baskı: Siyah Kan

Okuduğum en başarılı polisiye-gerilim kitabıydı. O kadar etkiliyor ki, okumaktan çok yaşıyorsunuz, hissediyorsunuz. Kitabın başından itibaren aslında katili biliyorsunuz, ama katilin derinliklerine indikçe iyice gerilip merakla çeviriyorsunuz sayfaları... Katilin psikolojisinden etkilenmemek elde değil, Granje başarılı bir iş çıkarmış. Dili, akıcı, aralarda betimlemeler yoğunlaşsa aslında bir nokta ile ilintili.

Baskı: Otostopçu 1 Otostopçunun Galaksi Rehberi

İlk kez bilim kurgu okudum, konusunu ve kurgusunu karışık bulduğum için ilk başlarda olaya adapte olmakta oldukça zorlandım. Fakat sade ve akıcı dili ile başlamam ile bitirmem bir oldu. Öyleki garip bir şekilde bırakamıyorsunuz kitabı bir sayfa bir sayfa daha derken bakmışsınız bitmiş, yazarın esprili dili ayrı bir hava katmış olaya.

Satranç
9/1023.06.2016

Baskı: Satranç

Sıkılmadan, yorulmadan, bir solukta okunacak başarılı bir öykü. Satranç'tan hiç anlamama rağmen, oyunlar sırasındaki hamlelerin anlatımında sıkılacağımı düşünmüştüm, ama tam kıvamında anlatmış yazar, anlamayanı yormuyor. Akıcı, ve sade dili de ayrıca etkiledi beni. Çevirmeni de tebrik etmek lazım. Hitler döneminin etkisinde kalan insanların psikolojik çöküşlerini o kadar iyi betimlemiş ki yazar, hayran kaldım. Bir insanın uğradığı psikolojik işkencenin sonuçlarının ruhuna yansıması, hayata ve akli dengesine tutunmak için kendine yeni bir meşgale bulması, delilik ve dahilik arasındaki incecik çizgiyi, gelgitleri başarıyla yansıtmış.

Yakamdaki Yüzler
9/1023.06.2016

Baskı: Yakamdaki Yüzler

Cem Karaca ve Ahmet Kaya bölümlerini çok beğendim. Kitabı okurken tanımadığım, ya da tanıdığımı sandığım kendini, siyasete, sanata, edebiyata, gazeteciliğe adamış insanlara veda niteliğinde güzel bir kitap olmuş. Dili sade, anlatım akıcı. Bölüm bölüm okunabilecek nitelikte.

Ziverbey Köşkü
9/1023.06.2016

Baskı: Ziverbey Köşkü

12 Mart dönemi İlhan Selçuk gözaltına alınır. 30 gün boyunca bilmediği bir yerde sorgulanır, işkence görür. Kitabında ise işkenceye pek değinmez, utanır, sıkılır. Ziverbey Köşkü 12 Mart cuntalarından sadece biridir. Zorla alınan ifadelerden 15 yıl sonra dönemin Tercüman Gazetesinin ünlü bir yazarı tarafından hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanır. Fakat farketmedikleri bir şey vardır. İlhan Selçuk'un ifadesine yerleştirdiği akrostişler.... Anlatım sade, sıradan, gazeteciliğin etkisiyle günlük diliyle yazmış. İsimleri vermekten hiç çekinmemiş...

Bir Dönem Bir Çocuk
10/1023.06.2016

Baskı: Bir Dönem Bir Çocuk

Kapağının köşesindeki ANI ifadesi yüzünden çekinerek okumaya başladığım, okudukça içinde kaybolduğum bir kitap oldu. Altan Öymen'in geçmişi anlattığı şuan için 4 ciltten oluşan serinin ilki. Altan Öymen seriye devam ediyor ki; iyi ki de öyle yapıyor. 1900'lü yılların başlarına kısaca değinerek, net şekilde hatırladığı 1938 yılından itibaren anlatmaya başlıyor olayları. Özel hayatı kitabın içeriğinde elbette var. Ama o yaşına rağmen toplumsal olayları o kadar özümsemiş ki, anlatımında o dönemin izlerini çok net görebiliyorsunuz. Kitabın içeriği çok geniş, 2. Dünya Savaşından, Savaşın Türkiye'ye etkilerine, iktidarın savaş sırası tutumlarına, dönemin politikacıları, gazeteci ve yazarlarına, sanatçılarına kadar her şey. Kitap çok partili hayatın başlaması ile son buluyor. Yakın tarihimizi merak edenler, okuyup öğrenmek isteyenler için gerçekten başarılı bir kitap. Gerçekten tarafsız. Dili sade, akıcı. Eski kelimeler elbette var ama Öymen farklı bir uygulama yapıp dipnot koymamış, eski kelimeyi parantez ile "o dönem biz buna böyle derdik, sonra zamanla değişerek..." gibi ifadelerle anlatmış, okuyucuyu dipnotla satır arasında gidip gelme zahmetinden ve dikkat dağılması probleminden kurtarmış. Ayrıca çeşitli, gazete, dergi kupürleri, resimler ve karikatürlerle zenginleştirmiş.

Yılanı Öldürseler
9/1023.06.2016

Baskı: Yılanı Öldürseler

Toplumun ince ince işleyerek nasıl bir katil yarattığını, cehaletini, masum Hasan'ın katil olmak ya da olmamak arasındaki gelgitlerini, köy yerinde dul ve güzel bir kadın olmanın zorluğunu, töreyi, sürükleyici , anlatımı, Anadolu aksanını kısacık bir kitaba sığdırmış büyük usta.

Kırmızı Pazartesi
9/1023.06.2016

Baskı: Kırmızı Pazartesi

Toplumdaki umursamazlığın, ilgisizliğin ve yetersizliğin sonunda el birliği ile "Namus Cinayeti" adı altında Santiago Nasar'ın adım adım ölüme gitme öyküsünü, sıkılmadan, yorulmadan okurken, sonunu en başından bilmeme rağmen ilgimi hiç kaybetmedim. Marquez'in yaşanmış bir olaydan esinlenerek yazdığı bu kısa öyküde, kendi toplumumuzdan da bir şeyler var. Akıcı ve sade bir dille yazılmış, Marquez'in tarzı gereği detayları bu kadar yoğun vermesi bende konu detaylar arasında dağılmış hissi yaratsa da hatta dikkatimi dağıtsa da, sürükleyiciydi.

Kan Gölü
6/1023.06.2016

Baskı: Kan Gölü

Sürükleyici, gerilim dolu. Anlatımın akıcılığıyla sayfaların nasıl ilerlediğini anlamıyorsunuz bile. Polis-Doktor-Avukat aşklarından sıkıldım, sanırım. Tess Gerritsen'ın biraz yeniliğe ihtiyacı var sanki. Konular o kadar sıradanlaştı, o kadar aşinalık hissettirmeye başladı ki, seri dışı kitapları öncelikle birbirlerini, ardından da Amerikan Filmlerini çağrıştırmaya başladı. Ayrıca yayınevi uğraşsa bu kadar imla hatalarını, anlatım bozukluklarını, devrik cümleleri bir araya getiremezdi. 2-3 sayfada ya bir imla hatası, ya da bir anlatım bozukluğu! Pes dedim.

On İki Gezici Öykü
6/1023.06.2016

Baskı: On İki Gezici Öykü

Kitabın içeriğinden çok Marquez ' in girişte anlattığı yazılış evresi dikkatimi çekti. Maquez'in çöp kutusu ile masası arasında gezintiye çıkan hikayeler. "Ben yalnızca telefon etmeye gelmiştim" en etkilendiğim hikayesi oldu. Okurken ve özellikle de sonunda çok gerildim. Dili sade, çok akıcı değil ama okuma hızınızı etkilemiyor.

Baskı: Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra

12 Eylül'ün yansımalarının Cide'ye ulaşması 1981 yılının ortalarını bulur, rahmetli Rıfat Ilgaz "Sınıf"tan yasaklılığını, göz altına alınışını, 70 yaş statüsünden yararlanışını anlatır. Ama öyle anlatır ki, sanki karşınızda bir ihtiyar anılarını anlatıyor. Hababam Sınıfını yayından düşürmemesine rağmen yazarının adını anmayan kanala olan sitemini, Cide gençlerine desteklerini, askerlerle olan muhabbetini çok içten anlatmış. Nur içinde yat Koca Çınar. ..

Gölgedekiler
9/1023.06.2016

Baskı: Gölgedekiler

Kurtuluş Savaşı yılları... Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda emeği geçen ama gölgede kalan insanların öyküleri... Bir yanda koşulsuz sevgisiyle Fikriye Hanım, diğer yanda çok partili sisteme geçme mücadelesinde İsmet İnönü, Fethi Okyar, Mustafa Kemal, parasız silahsız girişilen milli mücadeleye destek bulma çabaları ve 1. Dünya Savaşının seyrini değiştiren Çanakkale... Beğenerek okudum, hatta hiç duymadığım detaylara şaşırdım... Tarihi kitap okumayı sevenler beğenecektir.

Nazım
9/1023.06.2016

Baskı: Nazım

Nazım Hikmet'in Moskova yıllarını, yaşadığı aşkları, Türkiye sevgisini, vatan özlemini; bu aşkların, memleket özleminin şiirlerine yansımasını, belgesel tadında fotoğraflarla destekleyerek anlatan başarılı bir yapıt.

Abim Deniz
10/1023.06.2016

Baskı: Abim Deniz

Can Dündar'ın kalemini her zaman sade ve açık bulmuşumdur. Okurken kafa karıştırmaz, yormaz insanı. Konuya ilişkin bir çok kitap okudum, fakat ailelerin gözünden hiç bakamamıştım olaya, Can Dündar; Hamdi Gezmiş sayesinde bu eksiği tamamlıyor, Deniz Gezmiş'i okuduklarımın etkisiyle olsa gerek, çok farklı canlandırdım hep kafamda, bu nedenle kardeşinin ağzından okuduğumuz, o tatlı dalgınlıklarına güldüm. Kitabı okurken tam bir duygu karmaşası yaşadım, ilk sayfalarda, çocukluk dönemine, gülümserken, lise ve zamanla üniversite yıllarında, haksızlıklara kızdım. İlk önceleri, oğlunun sağ salim teslim olması için uğraşan bir babanın dönem sertleştikçe, hapishanede başına bir hal gelir korkusuyla oğluna teslim olmayın çağrıları yapışındaki tezatlıklara şaşırdım. Yine aynı babanın oğlunun sağ salim yakalanmasına duyduğu rahatlamaya, bu rahatlamanın idam kararının ardından bir acıya, bir çırpınışa, bir mücadeleye dönüşmesine şahit oldum. Bir baba oğlu için neler yapmaz ki? Ve son olarak, oğlunun infazını ajanstan duyan bir annenin çığlıklarıyla ağladım. Kısaca okumadım, yaşadım.

Değişim
9/1023.06.2016

Baskı: Dönüşüm

Son derece sade bir dille kaleme alınmış, kişilerin psikolojik tahlilleri iyi yapılmış, okuyucunun dikkatini dağıtacak unsurlar yok denilecek kadar az. Kolay okunmasına rağmen son derece ağır bir eser. Kitabı özümsemeniz, anlatılmaya çalışılanı anlamanız çok önemli. Bir çok listede ölmeden önce okunması gereken kitaplardan biri olarak geçen, okunmaya değer bir eser.

Düşüş
7/1023.06.2016

Baskı: Düşüş

Kısa bir kitap gibi görünse de zor okunan, ağır bir kitap. Sakin kafayla, düşünülerek okunmalı yoksa boğuluyorsunuz. Toplumsal hayat, modern inanın içerisine düştüğü çelişkiler, gelgitler, hırs, ikiyüzlülük üzerine eleştiriler, bir avukat aracılığıyla yapılmış oldukça iyi anlatılmış, ama dili zorluyor insanı. Bazı yerlerde anlamadığımı anlayıp tekrar okumak durumunda kaldım. Aslında her sayfada bir ders var, bir şey öğretiyor size. Fakat ben hakkını verebildiğimi düşünmüyorum.

Baskı: Sona Kalan (Rizzoli & Isles, #10)

Serinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak, Tess Gerritsen'ın son iki kitabında kendini aştığını düşünüyorum. Akıcı, sürükleyici, merakınızı,gerginliğinizi arttıran başarılı bir yapıt olmuş. Özellikle sonundaki karmaşayı ve ters köşeyi sevdim. Son 30-40 sayfayı inanamayan gözlerle okudum. Başarılı...

Baskı: Zekası ve Bilgeliğiyle Tyrion Lannister

Tamamen ticari düşünce ile hazırlanmış, içeriğinde seriyi okuyan herkesin zaten bildiği cümleler bulunan bir kitap. En azından, bir biyografi eklenerek belki biraz düzeltilebilirdi. Epsilon bunu yayınlayacağına Dunk ve Egg Hikayeleri, Prenses ve Kraliçe, Ejderhaların Dansı ( ilk danstan söz ediyorum), vs gibi yurt dışında yayınlanan kısa hikayeleri çevirmeye başlayıp yayın sürecine alsaydı daha faydalı bir iş yapmış olurdu. Yurt dışı hikayeleri okuyor biz bekliyoruz....

ÖncekiSayfa 3 / 15Sonraki