hulyami
@hulyami

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Ruhundaki Zehirle Yüzleş

Arka arkaya bu ara Tess Gerritsen kitabı okudum..Sanırım polisiye roman okumayı çok özlemişim bu romanı da çok beğendim.Ama diğer romanlarından daha durağan olsa da daha derin bir konusu vardı..Bilinmeyen bir uyuşturucu türünden ölen insanların konusunu işliyordu.. Yine çok güzel bir film olacak konusu vardı aksiyon sahneleri müthiş idi..Bu konuya bir de güzel bir aşk işlenmişti..Kısaca kurguyu beğendim..Kitabın ortalarından sonra katili en zayıf ihtimal verdiklerimden biri çıkarak beni ters köşeye yatırdı.. Araştırmalarında ikiside birbirlerini daha da yakından tanımaya ve anlamaya başlarlar.. Kate'in Adam'ın zenginliği hakkındaki ön yargısını kırmak Adam için oldukça zor olacaktır..Ayrıca bu önyargıya da İsabel'in katkısıda epeyce güçlü olacaktır..Soruşturmalarını yaparken Kate'in saldırıya uğraması işleri daha da kızıştıracaktır..

Baskı: Aşk Ölümden Uyanıştır

Adı: Aşk Ölümden Uyanıştır Yazar Adı: Tess Gerritsen Orjinal Adı :Keeper of the Bride Yayın Evi : Martı Yayınları Çevirmen: Bahar Yaldız Çelik Goodreads Puanı: 5/3,42 Puanım :5/5 Romantik Gerilim türündeki Tess Gerritsen'in Aşk Ölümden Uyanıştır kitabını 1996 yılında Harlequin Gerilimden daha önce çıkmıştı..Fakat ben bu kitabı bulamamıştım..Çıkar çıkmaz da hemen kitabı aldım..Çok beğendim..Bundan yıllar önce yazarın bu kitabı yazdığı yıllarda moda olan polisiye TV filmlerine benziyordu konusu..Aşk,macera,tutku,polisiye temalarında harmanlanmış bir hikaye idi..Bu kadar beğenmemin nedeni de sanırım bu temaları çok sevmem.. Bu romanı Sandra Brown,Linda Howard severler çok beğenir diye düşünüyorum..Ama Tess Severler yazarın daha aksiyonlu kanlı hikayelerini okuyanlar sever mi bilemiyorum..Bunu belirtmemde fayda var ama bu kitap yazarın eski eserlerinden Harlequin'in Gerilim Serisinden bir kitap..Müthiş idi.. Yazar kitabın başından itibaren hikayeyi hem çok iyi kurgulamış hem de duygusal tema ile harmanlamış,bombalama sahneleri ile de yerinde bir adrenalin katmıştı..Elimden bırakamadım alıp okuyup bitirmem bir oldu.. yazarın Harlequin'den çıkan başka romanları varsa ısrarla okumak istiyorum.. Romanın Konusuna Gelince:) Acil servis hemşiresi Nina Cornier nikahına yirmi dakika kala nişanlısı tarafından terk edilir..Ardından kilisede bomba patlayarak mutlak bir ölümden kıl payı kurtulur..Büyük hayaller ile beklediği günü bir karabasana dönüşmüştür.. Patlamanın faillerini bulmak dedektif Sam Navarro'ya düşmüştür..Zira kentin başka yerinde de bombalar patlamış olayların bağlantılı olup olmadığı araştırılmaktadır..Şüpheliyi bulmak için önce Nina'nın ailesini araştırır..Bu araştırma da genç kadının ailesi ile çok da sıcak ilişkiler içinde olmadığını ailenin kara koyunu olduğunu fark eder..Arda arda gelen olaylar ile genç kadının direnme gücüne,metanetine de hayran kalır.. Sam Navarro yıllardır yalnız yaşayan genç bir adamdır.Adeta mesleği ile evlidir..Çok sert gözü pek bir adamdır.Yıllar önce mesleğe ilk başladığı yıllarda bir olay ile ilgili tanıştığı bir genç kadın ile yaşadığı gönül ilişkisi ve yşadığı ayrılık yüzünden aşka adeta tövbelidir..Özellikle müşterileri,kurbanları ile gereken mesafeyi hep başarı ile korumuştur..Fakat Nina onu çok derinden etkilemiştir..Mesafeyi korumayı çalıştıkça girdaba kapılmış gibi ona doğru çekilmektedir..Özellikle Nina'nın tekrar öldürülmek istenmesi sonunda onu korumak için devamlı birlikte olmak zorunda kalmaları Sam açısından içinden çıkılmaz bir durum yaratmaya başlamaktadır.. Nina ise sadece annesini ailesini memnun etmek için evlenmeye karar verdiği adam için terk edilmesi öz güvenini yeterince sarsmaya yeterli olmuştur..Ayrılmış anne ve babasından,ablasından gerekli ilgi görmeyen Nina'nın Sam Navarro gibi adamdan etkilenmesi de kaçınılmazdır..Nişanlısı Robert de Nina'nın patlamaya hedef olduğu öğrendikten sonra geri dönmesi ile Nina Robert ile yüz yüze hesaplaşmaya karar verir.. Kesinlikle bu güzel romanı tavsiye ederim... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/ask-olumden-uyanstr-tess-gerritsen.html

Baskı: Aşk Hiç Bitmez (Matchmakers #3)

Kitap Adı Aşk Hiç Bitmez Yazar : Candace Camp Yayın Evi : Pegasus Yayınları Goodreads Puanı :5/3,81 Puanım : 5/4 Sonunda kusursuz dükümüzün kız kardeşi Leydi Calandra'nın hikayesini de okudum...Yazarın kalemini çok seviyorum oldukça sade ve akıcı yazıyor.. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz..Yanlızca erkek karakterin iç seslerini vermiyor yazar...Bu kitap da çok belirgin gibi gelmedi bana..Başlar da hikaye yazarı biraz zorlamış sanırım pek ilerlemedi...Ama sonra oldukça güzel açıldı..Kitabı çok rahat okudum..Bu hikayede de en merak ettiklerim Rochford Dükü İle Leydi Francesca'nın durumunda bir gelişme olup olmadığı idi.. Serinin bu kitabında bu iki eski dostun? ve iddiacını durumları hakkında epey bir bilgi edinmiş oldum..Bu hikayede oldukça çarpıcı bir şekilde yer alıyor..Hele bir sahnesinde Francesca ve Rochford'un bakışmaları oldukça nefesimi kesti..O ufacık sahneyi yazar öyle güzel hikayenin sonuna kurgulamış ki..Yazarın kalemine bir kez daha hayran oldum..Bu hikayede çevirmen farklı idi ama bende çeviriden gelen bir rahatsızlık olmadı.. Serinin diğer kahramanları da bu hikayede vardı özellikle Söz Dinlemez Kalbimden İrene ve Gideon'a sık rastlıyorduk..Özellikle İrene Francesca'ya çok yardımcı olduğu sahneler vardı.. Konusuna Gelince: Leydi Calandra mevkii,serveti ve güzelliği sayesinde talibi oldukça çoktu..Fakat ağabeyi Rochford Dükü'nin aşırı korumacı tavrı ve sertliği yüzünden de çoğu buna cesaret de edemiyordu..Hoş Callie'nin pek de umurunda değildi..Taa ki Gizemli kontumuz Early Bromwell ile karşılaşıncaya kadar..Bir davette onu zor durumdan kurtaran Bromwell ile Caallie'yi gören ağabeyi buna oldukça çok büyük tepki verir..İki erkek birbirlerinden nefret etmektedir..Öyle Rochford Callie'yi dinlemez görüşmesini anında yasaklar..Duruma anlam veremeyen genç kız aslında bu genç kont ile oldukça yakınlaşmış ve ondan çok etkilenmiştir.. Kont Bromwell içinde durum farklı olmasa da onun amacı geçmişte yaşadığı olay yüzünden Dükü huzursuz etmek amacında dır..Bu yüzden Callie'yi kullanmakta tereddüt etmez..Ama niyeti genç kızın şerefini lekelemek de değildir..Bromwell'den çok etkilenen Callie ağabeyinden gizli gizli onunla görüşürken bu arada Francesca'dan kendisini evlendirmesini de istemiştir..Bu son olaylar ile kendine ait bir evi yuvası olmalı hayatına kimse müdahale etmemelidir.. Bromwell ise sık sık görüşmeye başladığı Callie'den gün geçtikçe etkilenmeye başlar.. Ablası Daphne olaylara karışmaya başlayınca her şey kontrolden çıkmaya başlar..Francesca olayları tüm gücü ile önlemeye çalışırken Callie bu iki kadın arasındaki ölümcül rekabet ve kinin farkına varır.. Oldukça güzel bir hikaye idi..Ben çok severek okudum ama asıl serinin dördüncü ve son hikayesini okumak istiyorum..Pegasus Yayınlarından isteğim bu son kitabı bir an önce çıkarmaları.. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar... Matchmakers (Çöpçatan Serisi) 1. The Marriage Wager (2007) Aşk Engel Tanımaz 2. The Bridal Quest (2008) Söz Dinlemez Kalbim aka The Bridal Conquest 3. The Wedding Challenge (2008) Aşk Hiç Bitmez 4. The Courtship Dance (2009) http://hulyami.blogspot.com/2013/07/ask-hic-bitmez-candace-camp.html

Baskı: No Rest for the Wicked (Immortals After Dark #3)

"Bu seriyi çok beğendim çok..Ama ilk kitabı okuduğumda diğer fantastik kitaplara benzetmiştim. Beğenmiştim ama bir türlü ısınamamıştım. Bunda önemli etken ilk kitap ile ikinci kitabın yayın süresinde biraz ara verilmesi..Fakat ikinci kitap Tutkuların Pençesinde''yi çok beğendim ..O yüzden diyorum ki son zamanlarda çıkan fantastik serileri içinde en güzellerinden diyebilirim..Fakat bence yayın evi bu seriyi daha sık aralıklar ile yayınlamalı...Çünkü zaman geçince olayları ve kahramanların arasındaki olay bağlantılarını unutabiliyoruz...Çok güzel bir hikaye vardı bu hikayede Kurt adamlar,vampirler ,periler ,iblisler hepsi mevcut..Yetişkin Serisi olduğunu da belirtmeliyim..Aksiyonlu bir seri..Heyecan katışıksız hiç kesilmiyor..Yazarın kalemini bu ikinci kitap da daha da beğendim..Fantastik severler bu seriye bayılacak bence hala okumayan varsa... Kesinlikle tavsiye edeceğim bir seri kesinlikle okuyun derim. Dikkatimi çeken bir şey de serinin ilk kitabı Sebastian''ın ağabeyi Nikolai''nin yani Sebastian''ı dönüştürmek zorunda kalan ağabeyi..Bu kitabı niçin ilk önce yayınlanmadı yazarın bilemiyorum ..Umarım onu da okumak çok kısa bir zamanda nasip olur..tutkuların Pençesinde''den sonra gelen hikaye Bowen''in hikayesi..Kaderin ödül için onunla yarışıyordu..Çok uzun bir seri bu umarım arka arkaya okumak nasip olur... "

Baskı: Geçmişten Gelen Ölüm (Eve Dallas, #14)

Klasik bir Eve ve Roarke hikayesi değildi bu bence.. Serinin son zamanlarda yayınlanan serüvenlerinden daha başarılı buldum..Sanki hikaye akıyordu heyecan aşk polisiye ve bilim kurgu temaları ile harmanlanmış idi..Okumak büyük keyif idi..Bu anlatımı ilk kitaplarda yakalıyordum çoğunlukla benim için sürpriz oldu diyebilirim.. Roarke ve Eve ikilisinin ilişkileri,Mcnab ve Pebody'nin süre gelen ilişkisi ve Pebody'nin sıra dışı anne ve babasının ziyareti..Bu ziyaretin Eve'i huzursuz etmesi..Eve'in sonunda geçmişi ile yüzleştiği sahne beni çok etkiledi çok..O acıyı çekerken Roarke'in sevdiği kadının acısını tam da içinde hissetmesi..Geçmişte kalan bu acılara müdahale edememesi yüzünden duyduğu öfke..Sanırım bu tür ilişki biz kadınların tam da istediği türde bir evlilik..Eve'in dikbaşlılığı ve bunu Roarke'in kırdığı sahneler çok eğlenceli idi.. Hala daha bu seriye başlamamış olanlar bence çok şey kaybediyorsunuz..Muhteşem bir seri..Bir an önce başlayın bence..2059 yılında geçen Dedektif Eve Dallas ve kocası Roarke'in hikayesi..İlişkilerinin başlaması ilerlemesi. Roarke'in sicili karanlık geçmişi birbirlerinin ufkunu açması..İlişklerinin oturması Çok özel çok... Durum öyle bir yere geliyor ki bu inatçı sert ama kalbi yumuşak ama bunu göstermekten nefret eden bu sıradışı kadın serüvenin çoğu yerlerinde kocası ile çalışmaya başlaması kaçınılmaz elbette..Süper milyarder Roarke'in imkanları çok geniş istediği her şeyi anında karısının önüne serebilecek güçte..Ama bizim sert dedektifimiz geçmişinden gelen önemsenmeme bir yere atılma durumlarına alışık olduğu için bir türlü alışamamış bu duruma. Ama Roarke ona herşeyini vermek istiyor..Ama Eve için maddiyatın önemli olmaması yüzünden çoğunlukla tartışma çıkıyor aralarında. Mesleği ile ilgili teknolojik yardımları başta almak istemese de sonunda kocasından bu desteği kabul ediyor..Çoğu davalarda birlikte çalışıyorlar,birlikte tehlikeye giriyorlar..Evlilikleri de bu aksiyonu bol maceraların birinden sonra gerçekleşiyor..İki farklı çevrenin insanları olmaları zorlukları getirse de onları birbirlerinden asla uzaklaştırmıyor..Bir de Summerset var Roarke'in uşağı..Hiç ama hiç anlaşamıyorlar Eve ile aralarındaki çekişme diyaloglar müthiş komik..Ama ihtiyaç halinde birbirlerine bir aile gibi destek oluyorlar.. Ondördüncü kitabımız İşte bu şartlarda başlıyor..Eve'in Roarke ile evlenmeden önce mesleğe yeni başladığı dönemlerde hapise attığı dişli bir kadın Julie Dockport sistemi aldatarak hapisten çıkar..Psikoljik uzmanları aldatır ve serbest kalır..Geçmişte evlendiği kocalarını öldürerek yüklü bir servet elde etmiş erkeklerden nefret eden cani ruhlu bir kadındır..Sicilinde yok yoktur..Özellikle annesinin evlendiği bir erkeği de baştan çıkararak hem annesinin hem üvey babasının hayatını alt üst etmiş annesi onu evlatlıktan red etmiştir... Çok pahalı zevklaeri olan bu kadn Eve ile hesaplaşmak için çıkar çıkmaz vakit kaybetmeden cinayetlerine tekrar başlar..Onun hapisten çıktığını öğrenen Eve ile aralarında amansız bir mücadele başlar..Julie onun burnunun dibine kadar gelip cinayetlerini işleyip onunla resmen dalga geçmektedir.. Çok güzel bir hikaye idi..Tavsiye ederim...Kesinlikle kaçırmayın...

Pencereme Aşk Kondu
10/1012.07.2013

Baskı: Pencereme Aşk Kondu

Pencereme Aşk Kondu Yazar Adı: Lavyrle Spencer Orjinal Adı: Morning Glory Sayfa Sayısı: 546 Goodreads Puanı: 5/4,22 Yayıevi : Koridor Yayınları Puanım :5/5+++ Uzun zamandır bu kadar güzel sıcak bir hikaye okuduğumu hatırlamıyorum..Eskiden televizyonlarda oynayan eski Hollywood filmlerindeki aile bağları,zorluklar,ekonomik sıkıntıları veren filmler..O havayı soludum ben bu romanda..Yaşamı hissediyorsunuz..Asla pespembe bir aşk yok bu romanda.Gerçek hayatın zorluklarını büyülü bir uslup ile anlatıyor yazar..Yazarın okuduğum ilk romanı kalemini anlatımını çok sevdim..Kaleminde öyle bir yetenek var ki hayatın zorluklarını yaşayan geçek insanların büyülü hikayesini yazmış.. Hikayenin geçtiği yıllar İkinci Dünya Savaşının hemen öncesinde basit sıradan insanların destanlaşan hikayeleri..Kurgu,aşk,aile bağları,çocuk sevgisi,açlık,iktidar hırs müthiş güzel bir şekilde harmanlanmış..İşte diyorum ben böyle ayakları yere sağlam basan içinde her şey olan hikayeleri seviyorum..Hem dram,hem romans severleri çok memnun edecek bir hikaye bu bence.. Konusuna gelince... Sevgiye aç iki insanın destansı hikayesi..İkisi de bizim deyimimizle gün yüzü görmemiş.Hayatta mutluluk nedir bilmemişler romanın kahramanları ..Romanın erkek karakteri Will Parker gayri meşru bir çocuk..Aile sıcaklığını bırakın insan gibi yaşayamamış bile . Ne sıcak bir yemek ne de düzenli bir yaşam..Oradan oraya savrulmuş bir genç adam..Hapise bir kaza sonucu genelevdeki bir kadının ölümüne sebep olduğu için düşmüş..Olaya tanık olan arkadaşının da ihanetine uğramış.. Beş yıl hapis yatıp çıktıktan sonra da yolu Whitney kasabasına düşüştür..Orada girdiği iştende çıkmak zorunda kalır..Amaçsız çaresizdir..Cebindeki üç beş kuruş para ile yine karnını nasıl doyuracağını düşünürken,tam o sırada gazete de bir ilan görür o gazete ilanına başvurmaya karar verir..Bu kararın hayatını kökten değiştireceğini bilemezdi tabii ki..İlanda genç bir erkek koca aranıyordu..Elly Dinsmore tarafından.. Hikayemizin kadın karakteri Elly Dinsmore kasabada ki herkes ona katışıksız deli gözü bakıyordu..Bu sıra dışılığının ardında Elly'nin yetiştiriliş tarzı sıradışı ailesin de rolü büyüktür..Özellikle yarı deli Büyük anne ve büyük baba tarafından devamlı hor görülmesi..Annesinin de kızını bu iki kaçıktan yeteri kadar koruyamaması Elly'nin kişiliğinde derin izler bırakmıştır..Elly 'de sevmeye sevilmeye açtır.. Belki de o yüzden kocası ile arka arkaya gelen ailesindeki ölümlerden sonra evlenmiş onun da kendisine ihtiyacı olduğunu düşünmüş onunla bir yuva kurmuştur..Ama evlendikten sonra dış dünya ile ilişkisini kesmiştir.. Fakat kocasını umulmadık bir şekilde kaybettikten sonra hamile olduğunu farketmiştir.İki çocuğu ve yolda gelmekte olan bebeği ile gerçekten de çaresiz bir durumda dır.. O yüzden evlenmeye karar verir..Fakat mevcut durumu ile bunun pek de kolay olmayacağının da farkındadır..Çünkü sonuçta kapıyı aşındıran taliplileri yoktur.. İşte bu mevcut durumda ikilinin yolları kesişir..İkisi de çaresiz durumdadır..İkisi de ayakta kalmak durumunda dır..İşte hikayenin de güzelliği ve yazarın becerisi bundan sonra başlıyor zaten.. Muhteşemdi muhteşem..Okuyun..Tavsiyemdir... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/pencereme-ask-kondu-lavyrle-spencer.html

Yağmurla Gelen
8/1011.07.2013

Baskı: Yağmurla Gelen

Yazarın en güzel hikayesi bence..

Baskı: Yatağımdaki Yabancı (Historical #2)

Yatağımdaki Yabancı-Sylvia Day Orjinal Adı:The Stranger I Married Yayın evi: Pegasus Yayınları Sayfa Sayısı: 380 Goodreads Puanı :5/3,9 Benim Puanım : 4,5 Yazarın daha önce okumuş olduğum Günaha Davet kitabını beğenerek okumuştum..Yatağımdaki Yabancı konu olarak daha cüretkar bulduğumu söylemeliyim..Hatta beşlerde oluşan evlilik şartları vs. beni rahatsız da etti..Ama yazar konuya bu durumu o kadar güzel harmanlayarak adapte etmiş ki bu oldukça olağan görünüyor hikayenin konusu içinde..Çoğu kişiyi okurken bu durum rahatsızlık verebilir de vermeyebilir de..Bu romanda klasik bir aşkı ararsanız bence yaklaşmayın.. Özellikle aşk romanlarında erotizmi fazla sevmiyorsanız da uzak durun..Ama bence yazar aşk ve tutkunun ayrılmaz olduğunu çok da güzel işliyor..Sıra dışı olan durumlar beni başta rahatsız etti..Ama konu ilerledikçe hikaye beni içine alıverdi.Yazarın kalemi müthiş bence..Hikayenin başlarında aşk yoktu çiftimiz arasında o sonradan geldi..Ama birbirlerini kıskanma ve sahiplenme vardı ki o da sonradan oldu... Kısaca ben bu hikayeyi bana ters gelen çok özelliği de olsa sevdim..Kitabı çok kolay bitirdim..Kesinlikle takip edeceğim bir yazar olacak..Okuduğum iki kitabını da çok beğenerek okudum..Bir de yazar sanırım erkek kahramanları kadınlardan küçük oluyor..Bunu da belirtmeliyim..Çünkü Gray İsabel'den dört yaş küçük.. Kitabın konusuna gelince: İsabel ve Gray özel yaşamlarını perdelemek evlenmek zorunda kalmamak için Grayson Markisi Gerard Fauklner ile evlenmeye karar verirler..İkisinin de sevgilileri vardır fakat evlenmeye hiç niyetleri yoktur.Bu mevcut durumu sürdürmek için evlenmek özellikle Gray için kurtuluştur..Zira Gray'ın çok sevdiği evli olan sevgilisinden bir çocuğu olacaktır o yüzden de evlenmek istememektedir...Bir de hiç anlaşamadığı katı yürkeli annesini çileden çıkarmak için bir de fırsat doğmuştur.. İsabel için ise durum daha başkadır..İsabel kocasını beş yıl önce kaybetmiştir.Onu çok evmiş fakat ihaneti ile çok sarsılmış evlenmemeye yemin etmiştir..Zira kocasının ihaneti ile kadınlık gururu,yüreği derin bir yaralamıştır..Bir daha da böyle bir duruma düşmemeye yemin etmiştir..Fakat erkeklere ne kadar güvenmese de onlardan vazgeçememektedir..O da bu durumu kendine sevgili bularak çözümlemeye karar vermiştir..Fakat her ne kadar çok sayıda olmayan sevgilileri evlenmek istediğinde de onlara nazikçe kapıyı göstermektedir..Kocası öldükten sonra birlikte olduğu sevgililerini bu yüzden terk etmiştir.. İşte Gray'ın teklifi ile bu evlilik cenderesinden kurtulmak oldukça çekici gelir..Sonuçta bu evlilik kağıt üzerinde olacaktır..Gray ile ayrıca oldukça da iyi dost ve arkadaşlardır.. İşte Gray ve İsabel bu şartlarda evliliklerini gerçekleştirirler..Bir süre böyle devam ederler.. Gray sevgilisini doğumda kaybedene kadar..Emily ve çocuğu doğumda hayatını kaybeder ve Gray bu üzüntüye dayanamayarak bulunduğu ülkeyi terk eder.. Tam dört yıl gelmez ve bir sabah ansızın tekrar İsabel'in hayatına girmeye karar verir.. Oldukça değişmiş olarak ve karısını geri isteyerek.. Oldukça güzel bir romanda bence..Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dilerim... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/yatagmdaki-yabac-sylvia-day.html

Baskı: Son DeBurgh (The deBurghs # 7)

Bir serinin daha sonuna geldik..Çok severek okuduğum bir seri oldu.Ama bu son De Burgh'da bende mi bir şey vardı anlamadım ısınamdım kitaba.Konu güzel ama hikaye akmadı. Çeviride bir şey yoktu.Sorun ben de idi sanırım..

Baskı: Raintree: Sığınak (Raintree # 3)

Raintree Üçlemesinin son kitabı sığınak ile bu muhteşem seriyi bitirmiş bulunuyorum..Serinin En güzel serüveni idi bence.Bir an bile elimden bırakamadım desem.. Sayfaları nasıl çevirdiğimi bilemedim.Aşk,Tutku,macera,savaş,temaları ile harmanlanmış bu serüven bittiğinde çok üzüldüm..Daha 224 sayfa olsa okuyacaktım.. Serinin son kitabında Dante ve Gideon'dan sonra ailenin dişi üyesi Mercy Raintree'ye aitti. Serinin en heyecanlı hikayesi olması bir bakıma önceki maceraların yarım kalması ve Dante ve Gideon'un Sığınak'a gitmek için yola çıkarken kesilmesi idi.. Romanın erkek kahramanı ise Raintree'lerin can düşmanı bir Ansara idi..Hemde onların hanedan soyunun en başı..Judah Ansara..Fakat Mercy bunu bilmiyordu.. İkisinin yolları tam yedi yıl önce kesişmiş aralarında bir yakınlaşma ile tek gecelik bir ilişki olmuştu.Mercy Judah'ın kim olduğunu bilmiyordu ama Judah onun kim olduğunu anlamıştı..İkisi de birbirlerini unatamamışlardı fakat bunu kendilerine bile itiraf edemiyorlardı..Bu yakınlaşmadan özellikle Ansara Klanının hiç onaylamayacağı bir çocuk dünyaya gelmişti Eve Raintree..Dış görünüşü annesine benzeyen ama babasının güçlerini de alan bir kız çocuğu.. Mercy onu herkesten özellikle babasından saklamıştı.Ağabeyleri de Eve'in babasının kim olduğunu bilmiyorlardı. Onlardan da saklamıştı..Kızını böyle koruyabileceğini sanıyordu ama yanılıyordu..Önce Judah'ın amansız bir düşmanı vardı üvey kardeşi..Cael Ansara..Kelimenin tam anlamı ile bir şeytandı..Raintree'lerle savaşmanın Judah'ın aksine zamanı geldiğini düşünüyordu..Judah'ada suikast yaptırarak öldürmeyi planlıyordu..Bunda başarılı olamayınca Mercy Raintree'ye suikastçı göndererek öldürmeyi planlar.Bunu son anda öğrenen Judah onu öldürme hakkının sadece kendinde olduğunu düşünmektedir.İşte bu yüzden engel olmak için Sığınak'a kadar gider..Ve yolları Mercy ile yedi yıl sonra tekrar kesişir.. İşte bundan sonra görülecek hesaplar ortaya çıkacak olan sırlar ve verilmesi gereken savaşlar vardır. İlk savaşları birbirleriyle ve en çetin olanıdır.. Çok güzel bir seri idi..Serinin tüm kitapları çıktığına göre arka arkaya okumanızı şiddetle tavsiye ederim..Seri müthiş idi..Harlequin umarım bu Mystery serisine devam eder..Tavsiyemdir... Raintree Serisi: 1.Cehennem (inferno) Linda Howard 2.Adalet (Haunted) Lİnda Winstead Jones 3.Sığınak (Sanctuary) Beverly Barton

Baskı: Aşk Bir Ayrılık Ötede (Texas! Tyler Family Saga, #3)

Sandra Brown'un Texas serisinin son kitabı Orjinal adı:Texas! Sage Aşk Bir Ayrılık Ötede ile seri bitmiş oldu..Serinin en güzel kitabı bence Chaase'in hikayesi idi.En çok onu beğendim.Fakat bu hikayede çok güzeldi ve çok güzel bir son ile hem hikaye hem seri bitmiş oldu. Hikayeye başlarda nedense adapte olamadım. Sage'in nişanlısı Travis ile olan diyaloğu terk edişi biraz beni sinirlendirdi.. Hikayenin kurgusunu çok beğendim olayları yazar çok güzel kurgulamış Aşk,Macera,Aile,Gizem temalarında ve duygusal olarak da güzel harmanlanmıştı..Diğer kitaplarında olduğu gibi bu seride polisiye teması pek yok ilk kitap Yarınlar İçin'de vardı .. Fakat Sage'in inadı kararlılığı bazı yerlerde hoşuma gitsede bezı yerlerde bu kadar da olmaz dedirtti bana. Ama sebepleri gerçekçi ve geçerliydi..Aile olmanın,ağabey olmayı,küçük kardeş olmayı yazar çok güzel aktarmış.Çok sımsıcak bir aile vardı Tyler ailesinin sıcaklığı sarıp sarmalıyor sizi okurken..İlk hikayenin kahramanları Lucky ve Devon yeni çocuk sahibi olmuşlar,ikinci kitabımızdaki kahramanlarımız Chase ve Marcie ise de bebek bekliyorlardı..Vee anneleri Laurie de yeni bir aşka Pat ile yelken açmıştı..İşte hikayemiz bu şartlarda başlıyordu.. Sage Tyler ailenin deyim yerinde ise kazandibi idi.. Ağabeyleri Lucky ve Chaase tarafından çok sevilsede içlerine onu yaşı nedeni ile alamamaları onu ciddiye almamaları,onu dinlememeleri genç kadında inanılmaz izler bırakmıştı.Kendini ispat etmek istese de bu yaşına kadar pek de bir şey yapamamıştı.Kendini ispat edememişti. Zengin bir ailenin oğlu olan Travis ile nişanlı idi ve bu resmiyete tam dökülmek üzere iken nişanlısı tarafından terk edilir.. Ağabeyleri eve dönmesi kolay olsun diye gönderdikleri şirket çalışanı Harlan Boyd'u göndermişlerdir. İki nişanlının bu ayrılık sahnesine de tanık olmuştur. Harlan her ne kadar basit bir adam olarak görünse de öyle basit bir kişi olmadığı gibi sırlarla dolu bir adamdır.. Karşılaştıkları andan itibaren Sage ile aralarındaki çekişme hiç bitmez.Sage nişanlısından ayrıldığını ailesine söylemesini istemez..Bunu uygun zamanda kendisi söyleyecektir..Fakat eve döndüklerinde ise Sage epeyce şeyin değiştiğini annesinin yeni bir hayata başlamak üzere olduğunu ağabeylerinin ailesi ile dopdolu olduğunu görünce kendisinin elinde bir şey olmadığını bir yol dönümünde olduğunu anlar..Bunun hırsını da Harlan'dan çıkarmaya çaılışırken aralarındaki çekim onu hem şaşkına uğratır hem de korkutur.. Çok güzel bir seri bence mutlaka okuyun..Size hem güzel vakit geçirtecek hem de sevginin aile sıcaklığının içinde sarmalanacaksınız... Texas! Serisi 1. Texas! Şanslı (1990) (Yarınlar için ) (5/3,85) 2. Texas! Chase (1991)(Hep Aşk Vardı) (5/3,92) 3. Texas! Adaçayı (1991) (Aşk Bir Ayrılık Ötede) (5/3,89)

Sizi Tekrar Görmek
10/1028.06.2013

Baskı: Sizi Tekrar Görmek

Sizi Tekrar Görmek Orjinal Adı:Vous Revoir İngilizce adı: Finding You olan bu kitap Keşke Gerçek Olsa'nın devamı.. Yazarın ilk kitabı Keşke Gerçek olsa o kadar çok sevilmiş ki ısrar üzerine kaç sene sonra Sizi Tekrar Görmek'i yazmış..İkinci kitabı daha çok sevdim ne diyebilirim ki.. Gerçek aşkın sevmenin ne demek olduğunu yazmış yazar..Aşkın Kitabını yazmış bence..Gerektiğinde sevdiğini serbest bırakabilmenin,yolundan çekilmek gerektiğini üstüne üstüne basa basa bu mesajı vermiş yazar kitap da..Bu fedakarlığı romanın beklentini aksine kadın değil erkek karakter yaptı..Büyülendim bu hikayeye ve yazara ilk işim yine bir Marc Levy kitabı almak olacak..Çünkü o sade ve yalın kalemi ile bu yazar beni mest etti.. İlk kitapda doktor olan Lauren aylarca süren komadan çıktığında ilk roman bitmiş ve yoruma açık bir son olmuştu.Bu koma süresince Lauren'in ruhu sürekli başarılı karizmatik mimarımız Arthur'un yanındaydı..Aralarında dev bir aşk oluşmuştu.Ama Lauren'i ondan başka kimsede göremiyordu.. İkinci kitap da aradan epeyce bir zaman geçmiştir.Arthur Lauren komadan çıktıktan sonra sessiz sedasız hayatından çıkıp gitmiştir.İkisi de kendi hayatlarına savrulmuştur. Arthur bu çok sevdiği kadının hayatından da tamamen çıkmak için Paris'e gitmiştir orada ilk defa başarısız olduğu bir projede çalıştıktan sonra geri döner.. Hayatına yüzeysel olarak devam etse de yüzeysel ilişkiler yaşasa da Lauren'i kalbinden söküp atamamıştır..Belki de onu en çok yaralayan Lauren'in onu hiç hatırlamaması dır. Lauren'de kazadan önce birlikte olduğu sevgilisine geri dönmüş onunla birliktedir.O da mesleğine kendini adamış ara sıra görüşüğü annesinin kazadan sonra ki kontrolcu hareketlerinden oldukça rahatsızdır.Annesi ise ötenaziye izin verdiği için kendisi ile hesaplaşmakta Lauren'e bunu açıklayamayacağını düşünmekte vicdan azabı çekmektedir..Fakat bu duruma bilen Arthu'a Lauren'e söylememesi için rica etmiştir..Ama Arthur Lauren'in hayatından çıkmıştır. Fakat Arthur ve Lauren'in yolları Arthur'un bir kaza geçirmesi ile tekrar kesişir.Bu sefer komaya giren Arthur'dur.. Kesinlikle tavsiye ederim..Muhteşem bir yazar... http://hulyami.blogspot.com/2013/06/sizi-tekrar-gormek-marc-levy.html

Baskı: Aşkın Baharına Uyanmak

Sonunda Alex ile tanıştım daha önce Serseri Kalbimden tanıdığımız Arthur Christian'ın ağabeyi Sutherland Dükü Alexander Daniel Christian 'ın hikayesi tam da istediğim gibi imkansızlıklar içindeki bir aşk ..Hikayenin en etkileyici sahneleri Lauren ve Alex'in ilk karşılaştıkları sahne ve sonuna doğru iki aşığın da ağladığı sahne idi.. Bu hikaye bana duygusal sahnelerinde Judith Mcnaught izleri taşıyordu sanki. Yazar kraliçeden çok etkilenmiş ama bu daha çok duygusal sahnelerde kendini gösteriyordu..En çok kitabın sonundaki sahne bana İçinde Aşk Saklı'nın bir sahnesine epeyce benziyordu o sahneden çok etkilendim..Yine de beğeni ile okuduğum bir kitap oldu..Hikayede istediğim duygusal derinliği bulduğumu söyleyebilirim.Duygusal gelgitleri çok olan bir hikaye idi. Alex'in Lauren'i devamlı meleğe benzetmesi ona Meleğim diye hitap etmesi çok hoşuma gitti.. Çok severek okuduğum yer yer Judith Mcnaught esintilerinin olduğu çok güzel bir romandı...Özellikle duygusal sahneler ve ikilinin ne yaparsa yapsın birbirlerini kaplerinden söküp atamadığı sahneler beni çok etkiledi..Tavsiye ederim.. Hulya YILMAZ http://hulyami.blogspot.com/2013/06/askn-baharnda-uyanmak-julia-london.html?spref=tw

Baskı: Kusursuz Gelin (Warenne Dynasty, #8)

De Warren Ailesinin 10. Macerası Leydi Blance Harrington ve Rex De Warren'in hikayesi idi..Kalbindeki duygularından arınmış bir kadın ve Her şeyden ümidini kesmiş bir adam..Çok duygusal ve dramatik bir hikaye idi.Okurken çok etkilendim..Serinin en güzel en etkileyici kitaplarında idi..Bu seride en çok beğendiğim Maskeli Balo'dan sonra en sevdiğim hikaye idi..Kapaktan çeviriye kadar kitap harika idi..Nasıl okuyup bitirdiğimi anlamadım bile..Emeği geçen herkese teşekkürler.. Blanche Harrington Tyrell De Warren ile nişanlı olan asil bir kadındı..Bu hikayeyi biliyoruz..Tyrell ve Lizzie'nin aralarından çekilerek nişanı bozmuştu...Daha önceki maceralarda Rex ile ilişkilerinde bir takım işaretler vermişti yazar bu ikili ile ilgili...Blanche Harrington hiç bir zaman romantik hayaller peşinde olmamıştı..Kalbinde hiç bir duyguyu besleyemiyor,hissedemiyordu..Tyrell'dan da o yüzden ayrılmıştı onun sevgisine saygı duymuş ama ne olduğuna dair bir hissi yoktu bile.. Babasını kaybedeli altı ay olmuştur..Matemden yeni çıkmıştır ama babasının ölümünün acısını bile hissedememiştir..Kendisini duygu yönünden eksikiliğine artık alışmıştır.Annesine dair hiç bir şey hatırlamayan Blanche hayatında mucizeyi beklememektedir..Babasından kalan servetin hatırına da talipleri oldukça atmış deyim yerinde ise ev onunla evlenmek isteyen bekar ve soylu erkeklerle dolup taşmıştır.. Eski nişanlısı De Warren'lerle görüşmelerine devam etmekte Rex'i yaklaşık 1,5 yıldır görmek bir yana başsağlığı bile dilememiştir..Arkadaşları da ona harıl harıl uygun bir koca bulması için akıl verirken konuşmaları sırasında Rex'i önermeleri ile her şey başlar..Daha doğrusu yakın arkadaşı Bess'in işgüzarlığı ile işler değişir.. Rex De Warren 9 yıl önce Fransa savaşında arkadaşı Tom'u kurtarırken bacağını kaybetmişti..Ama bu güçlü adamı yıkan çifte ihanet idi..Hayatı kurtardığı adam ve nişanlısı Julia'nın ihanetinden sonra Rex münzevi bir hayat sürüyordu..Ara sıra da güzel hizmetçilerin hizmetlerinden faydalanıyor ve içki kadehlerine sığınıyordu..Leydi Blanche Harrington ile de yıllar sonra onu hizmetçisi ile basması yollarının tekrar kesişmesi ...Bu sıra dışı rastlantı sonucunda ilişkileri de eski normal bir dostluğa dönüşmesi iki tarafta ne kadar bunun aksine çabalarsa çabalasın imkansız idi..Blanche tanık olduğu sahnenin etkisinden kurtulamıyor Rex'de çok saygı duyup gizlice aşık olduğu bu kadına böylesi bir durumda yakalanmaktan çok utanç ve azap duyuyordu..Belki de böyle bir karşılaşma ikisi arasındaki görünmez duvarların yıkılmasına sebep olur. Bu duvarların yıkılması ile Blanche eski durgun kontrollü kadın olmaktan çok uzaktır..Rex'in içinde uyandırdığı duygulara hiç alışık değildir..Birdenbire annesi ile ilgili hatıralar göz önüne gelmeye başladığı gibi şimdiye kadar olmayan krizler ile mücadele etmek durumundadır.. Çok etkileyici çok güzel bir hikaye idi.Kesinlikle tavsiye ederim... Hulya YILMAZ http://hulyami.blogspot.com/2013/06/kusursuz-gelin-brenda-joyce.html

Baskı: Raintree : Adalet (Raintree # 2 )

Bayıldım harika bir macera idi.Bence ilk kitap Cehennemden her bakımdan daha iyi idi..Üzgünüm ama bu sefer Linda Howard gölgede kaldı Lİnda Winstead Jones'ın yanında..Hikayede hiç bir kopma kafa karışıklığı yoktu..İlk kitapda da yoktu ama sanki bu hikayede aşk,macera romantizm müthiş idi..Vee Dante'den Gideon karakterini daha çok beğendim..

Baskı: Raintree: Cehennem (Raintree #1)

Harlequin Türkiye'nin Mayıs ayından itibaren yayınlamaya başladığı bir Mystery serisinden Raintree Serisi'nin ilk kitabı Cehennem..Çok ilginç ve serinin her kitabı başka bir yazar tarafından yazılmış bir seri bu..Serinin ilk kitabını en sevdiğim yazarlardan olan Linda Howard yazmış..İyi bir çeviri ile bu yazatın neredeyse her kitabını okurum dediğim bir yazar.. Raintree Serisi Fantastik Paranormal Romance türünde bir seri..Linda Howard'ın alanı kısaca.Kitabı okurken yine yanılmadım kurgu müthiş kiatbı okurken kesinlikle olay döngüsüne filan takılmıyorsunuz kitap akıyor elinizden bırakamıyorsunuz hani Linda Howard'ın kaleminin farkını hemen hissediyorsunuz..Fakat kitap tam da yerinde aman tanrım gerisi nerede dedirtecek kadar tam yerinde birden bitiveriyor..Ama okuma hissiniz ile kalakalıyorsunuz.. Konusu müthiş,aşkı,çekim gücü müthiş..İşte o yüzden bu kitabı aldığımda hemen elime alıp okumadım yarım kalmamak için..Şimdi serinin ikinci kitabına başlıyorum.. Cehennemin Konusuna gelince: Bu seride üç paranormal güçleri olan ve Raintree Klanından gelen üç kardeşin hikayesi var..İlk hikayede Dante Raintree'nin hikayesi diğer kardeşleri Gideon ve Mercy Raintree hepsinin paranormal ,psişik güçleri var..Rantree klanının kralı Dante..Rakip bir klan ile savaş halindeler Ansaralar bu klanın adı..İki yüz yıl önce savaş halinde iken bu klanı yenip krallığı ele geçiriyorlar..Savaş geride kalmış ama hala daha mücadele halindeler..Yani hala daha arkalarını kollamak zorundalar..İşte Dante ve Lorna'nın karşılaşmaları bu şartlar içinde iken oluyor..Dante'nin bir kumarhanesi var adı Cehennem..Lorna Gray rakamlara karşı çok büyük yetenekleri olan bir kadın. Daha başka psişik yetenekleri var ama farkında değil bile..Bu Dante ile karşılaştıktan sonra ortaya çıkıyor ve büyük şoklara ,olaylara giriyor Dante ile karşılaştıktan sonra..İlk karşılaştıkları sahne de birbirlerinden etkileşimlerini yazar çok güzel canlandırmış adete gözümün önünde canlandırdım diyebilirim..Lorna'yı kumarda hile yaptığı ama bu hileyide yakalayamdığı için karşısına sorguya çekiyor..Ama onu gördüğü anda içindeki tüm ateşler patlama noktasına geliyor.. Kısaca güzel bir romandı daha fazla ayrıntı verip okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum..Tavsiye ediyormusunuz diye sorarsanız ederim ama kitabın sonundaki yarım kalmışlık hissine hazırlıklı olun derim..

Baskı: Kadınlar Ne İster? (Wilde Brothers 2)

Güzel bir kitapdı Sandra Morton çoğunlukla aniden oluşan tutkulu aşkları işliyor.Wilde Kardeşler serisinin ikinci kitabı Kadınlar Ne ister de öyle bir kitap idi.. Sage'i mutlak bir tecavüzden kurtaran Calep Wilde bu güzel kadının etkisine girdikten sonra ondan ayrılamaz aralarındaki önce mutlak bir tutku sonra yakıcı bir aşktır..Aralarında yanlış anlamalar olur birbirlerini kırarlarsa da..Yollarının tekrar kesişmesi kaçınılmazdır... Sevdim ben bu romanı...Kafayı dağıtmak için birebir...

Baskı: Tutkular ve Gerçekler - The Wilde Brothers # 1

Wilde Kardeşlerden Jacop Wilde'in hikayesi idi..Savaş Kahramanı Jacop Afganistandan gözünü kaybederek dönmüştü.Yaraları ve kabusları vardı..Evine döndüğünde geçici olarak dönmeyi düşünmüştü ama olaylar planladığı gibi gitmedi.. Sandra Marton'un kurgusu yine devrede idi..Jacop tedavi olduğu süre içinde kesinlikle cinselliği aklına getirmediği gibi bununla ilgili bir isteği yoktu bile. Fakat karşısına çıkan Addson'u gördüğü andan itibaren bu adam yeni yetme ergene dönüşmesi bana çok ilginç geldi..Fakat Addison çok zor bir kadındı geleceğinde Jacop gibi buyurgan bir adama yer yoktu.. Aralarındaki çekim ne kadar yakıcı olursa olsun..

Anlaşma
6/1008.06.2013

Baskı: Anlaşma

Baskı: Fırtınada Bir Gece - Wellingham Brothers # 2

Orjinal Adı One Unashamed Night olan Welligham Serisinin ikinci kitabı Fırtınada Bir Gece'yi genel anlamda beğenerek okudum..İlk kitapta Ağabey Asher Wellingham'ın hikayesi vardı..Bu ikinci hikaye onun kadar çarpıcı olmasa da daha derin bir hikaye idi bence.. Kocasından evli olduğu on iki yıl içinde zulüm gören Beatrice Maude(Bea) kendisini pek güzel bulmayan eğitimli bir kadın..Kocasından gördüğü zulüm nedeniyle onun ölümünden sonra elde ettiği özgürlüğün tadını çıkarmak istemektedir..Ölen eşinden kalan miras ile rahatça yaşayabilecek bir gelirede sahiptir..Fakat bu gelir nedeni ile hayatı da tehlikede dir..Bunun farkında da değildir. Asher'in küçüğü Taris Wellingham ise karizmatik oldukça yakışıklı ama görme yeteneğini kaybetmekte olan bir genç adam..Bu görme yeteneğini yengesinin babası ile ağabeyinin hayatını kurtarmak üzere girdiği mücadelede sırasında aldığı darbeden dolayı olmuştur.. Fakat Taris'in görme yeteneği iyice bozulsa da bundan sadece en yakınlarının haberi vardır.. Bu ikilinin yolları bir yolculukta kesişir.bu yolculuk sırasında geçirdikleri kaza yüzünden yardım bulmaya çalışırken bir ambarda bir gece geçirmek durumunda kalırlar..Aralarında oldukça ateşili bir yakınlaşma olur.İkisi de bir daha ykarşılaşacaklarını düşünmemişlerse de..Çok yanılacaklarını kısa sürede anlarlar.. Güzel sade bir anlatımı var Sophia James'in zevk ile okudum..Şimdi serinin üçünçü kitabını merakla bekliyorum.. Wellingham Brothers Series: 1. High Seas to High Society (2007) 2. One Unashamed Night (2010) 3. One Illicit Night (2011) 4. The Dissolute Duke (2013)

Baskı: Tatlı Bela (Beautiful, #1)

Tatlı Bela Orjinal Adı: Beautiful Disaster olan Jamie McGuire kitabını nasıl buldum?.. Bu kitap bir bomba gibi düştü piyasalara normal olarak çok daha iyi bir kurgu ve daha da duygusal bir roman bekliyordum..Çünkü öyle yorumlar okudum ki o yüzden beklentim çok yükseldi..Fakat araştırdıktan sonra anladım ki bu roman New Adault kategorisinde yani Genç yetişkin dilimize çevirirsek..Bu benim sevdiğim bir tür değil....Ama yine de okurken büyük keyif alsam da benim beklentilerimi karşılayan bir kitap olmasa da bu romanı okurken büyük bir zevk ile okudum birincil ağızdan yani kahramanın tarafından anlatılan bir hikaye idi..Ben şahsen birincil ağızdan yazılan hikayeleri okumayı sevmiyorum belki o yüzden istediğim gibi ısınamadım..... Bu kitap liseli gençlerin aşkını liseli gençlerin beklentilerini,hayallerini anlatan bir hikaye idi..Eh aşkların en güzelleri de o çağlarda yaşanmaz mı zaten..En güzel şiirleri o yaşlarda yazar,en coşkulu aşkları o yaşlarda yaşarsınız.. Bu hikayede yazarı biraz Stephenie Meyer biraz E L. James'den etkilenmiş olduğunu gördüm..Fakat daha çok Stephenie Meyer'den etkilenmiş gibi geldi bana..Kitabın çevirisi ve editini de vasat buldum.Roman çok akıcı da olsa bazı yerlerde hatalar sırıtıyordu.. Bazı yerlerde kullanılan tuhaf kelimeler okuma keyfimi bozdu.. Hikayedeki aşk biraz fazlaca saplantılı gibi geldi..Travis kitabın en başından beri Abby'ye kafayı inanılmaz bir şekilde taktı..O yüzden bu saplantıya kadar varan aşk beni biraz huzursuz etse de güzel bir hikaye idi..Erkek karakter kötü çocuk kadın karakter ise iyi kızı oynuyorsa da ondan etkilenen iki erkeğe de tam açık olmadı..Böyle insanları oldum olası pek sevmemişimdir..Bir ara tam olarak olmasa da kısmen iki erkeği idare etti bence..Çünkü arkadaş olarak nitelendirdiği erkeğin evinde kalırken ve aynı yatakta uyurken başka erkek ile çıkması bana çok ters geldi..Tamam kendinden emin değildi vs.vs. ama sevmedim bu durumu..Bence insanlar gerek özel yaşantısı,iş,sosyal yaşantısında bir takım duruşları vardır Abby'de o duruşu ben göremedim...İşte en çok bu belki durum yüzünden belki de mıymıntı kendinden emin olmayan geçmişi dolasıyla ikili ilişkilerinde güvensiz Abernathy karakterini pek sevemedim ..Karar verdiği zaman direkt söyleyebilen bir karakter değildi..Hikayenin çoğu yerinde beni sinir etti diyebilirim...Zoru görünce kaçan bir tip olarak gördüm..Bu belki de geçmişi ile de alakalı idi..Belki de ailesi ile ilgili bir durumdu... Romanın bir sahnesinde Travis'in başka hatunlarla oynaşması vs..bu sahne mesela beni çok rahatsız etti..Kısaca iki tarafta birbirlerini deli etmeyi bayağı iyi başardı...Okurken de ben saçımı başımı yoldum bazı sahnelerde Bundan etken sanırım iki tarafında çok genç,tecrübesiz karakterlerinin özellikle Tavis'in baskın olmasının rolü büyüktü.....Kadın karakterin bir türlü ne istediğini bilememesi ve kendini ifade edememesi beni kitabı okurken oldukça gerdi... Travis Maddox karakteri ne kadar saplantılı olursa olsun aşkına sahip çıkışı sevdiği kadın için kendini düzeltme çabaları çok güzeldi.. Travis Maddox'un ailesini çok sevdim o birbirlerine sahip çıkmaları Maddox erkeklerinin çılgınlığı delişmenliğini,Abby'yi aralarına almaları aile sıcaklığı nedir pek bilmeyen Abby'ye o sıcaklığı hissetirmeleri çok güzeldi.. Yazarın kurgusunda yan karakterlerin de hikayeye katılımı çok güzeldi Abby'nin arkadaşı America ve Shepleyîn aşkları,arkadaşlıkları,dostluklarını okumayı sevdim..Özellikle kriz zamanlarında bu çift de çok etkileniyordu bu iki deli aşığın durumundan.. Yine de bazen bana ters gelen şeyler olsa da güzel bir hikaye idi..Son zamanlarda çok moda olan erotik aşk romanı adı altında neredeyse pornoya kaçan bir kitap değildi..En azından erkek karakter sahiplenici ve çok seven,aşkına sahip çıkan bir erkekti..Bir kaç sahnesinde çok etkilendim çok..Travisin aşkını Abby'nin aşkından daha çok hissettim..Ama bence aşkı saplantılı idi..İyi ve Kötünün aşkı,özellikle sevilmeye ihtiyacı olan iki sevgiye aç insanın sevme sevilme hikayesi idi..Belki sevgilerini ifade tarzları değişikti...Sevgiyi aramanın ifade etmenin değişik yolları vardır..Bu hikaye de öyle bir şeydi.. Kısaca özellikle gençlerin çok beğeneceği bir roman bence..Her yönü ile bana hitap etmezse de tavsiye ederim...

Baskı: Arzu Şövalyesi (All the King's Men, #1)

Arzu Şövalyesi Margaret Mallory Orta Çağ romanları okumayı gittikçe daha çok sever oldum..Nedense bu dönemdeki romanların konuları bana daha etkileyici geliyor..O dönemlerde yaşam koşullarının daha çetin olmasından tutun da tarihin sihirli yapraklarında güzel bir yolculuk yapmış oluyoruz..Margaret Mallory bu romanı Gall İsyanı zamanlarında kurgulamış..Romanın kurgusunu oldukça beğendim..Aşk,Savaş,İsyan,İhanet,Sadakat temaları üzerine kurguluydu..Ayrıca araştırdığımda yazarın ilk romanı olduğunu görüyorum.. Arzu Şövalyesi All the King's Men serisinin de ilk kitabı üç kitaplık bir seri bu..İlk romanda William FitzAlan'ın hikayesi var ikinci romanda da Kardeşi Stephen'in hikayesi.. Kitabın çevirisi bence iyi idi.Hikaye çok akıcıydı çevirden rahatsız olmam için garip kelimelerin kullanılması,yazar ile arama girilmesi yeterlidir..Fakat Arzu Şövalyesi Başarılı bir kitap idi..Özellikle kapağı..Orjinal kapaktan daha iyi idi bence.. Hikaye de baskın bir kadın karakter vardı bu historical romanlarda sıradışıdır..Yani Alfa karakter...Erkek kahramanımız ise Beta karakter daha az baskın..Romanı okurken kadının gözü pek acar olması hoşuma gitse de bazı yerlerde beni sinir etti...Fakat fazla takmamaya çalışarak okurken zevk ile okudumsa da..Kocası ile olan ilişkilerinde kendince bulduğu çare pek hoşuma gitmedi... Kısaca Konuya Gelirsek: William FitzAlan gözü pek,cesur bir topraksız şövalyedir..Kral onu son hizmetin de ödüllendirerek Gal sınırında toprak verir..Ödülünü kontrol etmek için gittiğinde de onu başka bir ödül daha beklemektedir..Topraklarını aldığı soylunun güzel karısı Leydi Catherine Rayburn..Catherine'nin kaderei sadece ve sadece ona bağlıdır..William daha onu görmeden nikahına almaya karar vermiştir..Kaleye varıp da onu karşılayan güzeller güzeli kadını gördüğünde şok geçirir..Çünkü yıllar önce Catherine evlenmeden bir gece önce aralarında sıra dışı duygusal bir yakınlaşma olmuştur..O geceyi aradan yıllar geçse de unutamamış,karşılaştığı kadınlarda o geceki güzel kızı aramıştır..Fakat Catherine onu tanımamıştır.. Fakat Catherine kocası Lord Rayburn'un hainlik ve ihanetlerini Kral'a bildirmiş,kocasıda öldürülmüştür..Geçmişte kocasından inanılmaz şiddet ve zülum gören bu genç kadının hayatı cehenneme dönmüştür..William kocasına ihanet eden bu kadına güvenebilmesi kolay değildir..Bir yandan yıllarca bereber çalıştığı kader arkadaşı Edmund'da Catherine'ye cephe almış William'a onu kötülemektedir.. Catherine William ile evlendikten sonra yeni kocasının ilk Rayburn'e benzemediğini hatta sevgi dolu olduğunu fark etmesi uzun sürmedi..Fakat yaşadığı çok çetin evlilik şartları onu da güvensizleştirmişti... Aralarındaki tutkunun alev alması da uzun sürmedi..Tutkuları her ne kadar onları yakınlaştırsa da en büyük problemleri güven idi.. Oldukça zevk alarak okuduğum bir roman oldu..Serinin devamını merakla bekliyorum... Keyifli okumalar... All the King's Men 1. Knight of Desire ( Arzu Şövalyesi) 2. Knight of Pleasure 3. Knight of Passion

Baskı: Yabani Aşık (Legend of the Four Soldiers, #4)

Legend of the Four Soldiers Serisinin 4. ve son kitabı Yabani Aşık orjinal adı To Desire a Devil ile .Seri bitmiş oldu.Ülkemizde yayınlanan tüm serilerin darısı başına diyorum..Çünkü senelerce süren bekleyişler hiç hoş olmasa gerek..Serinin ilk üç kitabını çeviren Seden Gürel yerini Gizem Onat'a bırakmıştı bu sefer.Çeviride beni rahatsız eden bir şey yoktu..Kitabı okurken rahatsızlık duymadım şunu anlamadım diye geri dönüş yapmadım..Bence gerek kapak gerek edit,gerek çeviri ile başarılı bir kitap idi..Bu seride beni rahatsız eden ilk kitap Günahkar Aşık'taki kapak bunu her zaman da yazacağım..Umarım bu kitabın ikinci baskısı olursa bu korkunç kapağı değiştirirler... Seriyi genel olarak değerlendirirsem, bu serinin çok daha iyi olmasını beklerdim ki bence yazar bu seri ile kendini tekrar etmiş ...Hani Monica Mccarty'nin kitaplarını okurken dikkatimi çeken şey her kitabın diğerinden iyi olduğunu yazarın kaleminin büyülü olduğunu düşünüyorum..Elizabeth Hoyt'un Aslerler serisinde bunu bulamadım sadece Seni Kalbime Yazdım serinin en güzel kitabıydı o bence tüm seriye değerdi.. Seriyi vasat bulmam yazarı sevmediğim anlamına gelmiyor tabii ki.. Elizabeth Hoyt benim için üst seviyelerdeki bir yazardır..Onun anlatımını çok seviyorum..Takip edeceğim bir yazar olacak... Kısaca konusuna gelirsek: Spiner Falls'taki baskında yaralanan askerlerin hikayesi olan bu seri Yabani Aşık ile bitmiş oldu...İlk hikaye Günahkar Aşık'tan itibaren Spinner Haslls'teki Baskının da yer alan hainin izi bulunulmaya çalışılıyordu..Tam yaklaştık derkenkahramanlarımız hep elleri elleri boş dönüyorlardı..Ve son serüvenimiz Yabani Aşık'ta hain yakalanıyordu.Bu hain de baştan beri benim şüphelilerimin arasında idi..Yabani Aşık başlarda bana biraz durağan geldi fakat sonradan açıldı..Bu hikayede ölü bilinen Reynaud St.Aubyn tam yedi yıl sonra evine unvanını geri almak için geri gelmişti..Hem de nasıl geliş bir bomba gibi giriş yaparak yüksek ateşli ve delirmiş bir şekilde.. Öldüğü farzedilen Reynaud'un ünvanı Blanchard Kontluğu ise Beatrice Corning'in pinti amcası Reggie'niye devredilmişti.... Reynaud ünvanını ondan geri alacaktı..Fakat esir düştüğü kızı derilerden yedi yılda kurtulmaya çalışmak yaşadıkları onu hem çok katılaştırmış hem de deyim yerinde ise katılaştırmıştı... Beatrice amcasının yanında anne ve babasını kaybettikten sonra birlikte yaşamaya başlamıştı..Amcası ile huzurlu yaşantısı vardı taa ki Reynaud'un yaşamlarına girmesine kadar..Reynaud'un vahşi ruhunun ardında ki gerçek kişiliğini de fark etmesi uzun sürmemişti..Evlerine perişan halde gelen bu sabık kontun eski resimine amcasının yanında kalmaya başladığından beri seyrediyordu ve şimdiye kadar hiç bir erkek onu bu tablodaki erkeğin etkilediği kadar etkilememişti... Reynaud'da ,Beatrice'den anlaşılmaz bir şekilde etkileniyor du..Zaman geçtikçe aralarında ki çekim dahada belirginleşiyor idi...Reynaud esirlik günleri ile ilgili hatırlamak istemediği anılarını Beatrice'ye kendine şaşırarak anlatıyordu.. Fakat onun geri dönmesini istemeyen ve rahatsız olanlar vardı..Geldikten kısa bir süre sonra saldırıya uğraması da gecikmedi..Bu saldırıları kim düzenletti ise onun dönüşünden hiç memnun olmadığı ve yaşamasını istemediği de ortada idi.. Serinin son macerasında serinin önceki kahramanları da vardı; ilk kitaptan Samuel Hartley ve Leydi Emeline ikinci kitaptan Lord Vale ve Leydi Melisande ve favori kitabımdan Sir Aliastir Munroe ve Helen Fitzwilliam'da vardı..Leydi Emeline Reynaud'un kız kardeşi idi ve hamile idi tıpkı Melisande gibi Lord Vale ile birlikte onlarda bebek bekliyorlardı.. Kısaca beğendiğim ama tekrar okumayacağım bir kitap oldu..Ama bence yinede bu kitabı Hoyt'severler büyük bir zevk ile okuyacaklarından eminim..Keyifli okumalar.. Legend of the Four Soldiers Serisi 1. To Taste Temptation (2008) Günahkar Aşık 2. To Seduce a Sinner (2008) Bana Aşkını Söyle 3. To Beguile a Beast (2009) Seni Kalbime Yazdım 4. To Desire a Devil (2009) Yabani Aşık

ÖncekiSayfa 8 / 31Sonraki