
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Nefes Uzakta
"Muhteşem bir hikaye idi..Okurken dehşete düştüm..15 Yaşındaki masum bir genç kızın hayatının nasıl paramparça edildiğini dehşet ile okudum. Sanki bir film seyreder gibi okudum romanı. Çocuklar anne ve babasının suçunu çeker diye bir söz vardır. Belle''nin de kaderi bu sözü doğrular nitelikteydi. Hikaye de aşk,dram,macera,intikam,dostluk her şey vardı. Hikaye 1910''lu yılların İngiltere''sin de başlayıp Amerika,Fransa''ya kadar uzanıyordu. Lesley Pearse''in her zamanki kurgulama yeteneği bu romanda da kendini gösteriyordu. Bazı sahneler romantik ki bu sahneler çok azdı. Bazı sahneler ise çok acımasızca kurgulanmıştı..Acımasız olan sahneler bir kadının başına gelebilecek en kötü olay olan tecavüz sahneleri idi. Okurken yüreğim parçalandı çok sinirlendim.. Muhteşem bir hikaye idi.Hikayenin sonu mutlu son ile bitse de sanki yarım kalmışlık vardı..Araştırdıktan sonra bu kitabın iki kitaplık Belle isimli bir serinin ilk kitabı olduğunu gördüm. İkinci kitabının ismi ise Promise..Umarım çok fazla ara vermeden bu ikinci kitabı da okumak nasip olur. Tarihi Kurgu,dram,macera,tutku temaları ile bezenmiş bu romanı çok sevdim.Ama öyle romantik bir historical kitap okumak istiyorsanız bu roman size göre değil.. Fakat ben bu yazarı yine de şiddetle tavsiye ediyorum.. Belle 1. Belle ( 2011 ) Bir Nefes Uzakta 2. Promise ( 2012 ) "
Baskı: Beni Bulun
Bir Nefes Uzakta Lesley Pearse'i okuduktan sonra yarım bıraktığım Beni Bulun Kitabını tamamlamak istedim. Yarım bırakmamın nedeni kitabın kötü olmasından değildi. Bir genç kızın hem cinsleri ile maruz kaldığı işkenceler idi. Evet okudum umarım hiç bir genç kızın başına bu tür olaylar gelmez. Hani derler ya taş yakından gelir bu hikaye de aynı ata sözünü yansıtıyordu. Kaçırılıp tecavüz edilmesinin yanı sıra kendisi ile aynı kaderi paylaşan genç kızlarda vardı. Çok iğrenç kötü sahneler vardı.Okurken kitabı fırlatıp attığımı hatırlıyorum. Hatta bir ara yarım bırakmıştım. Fakat bu roman gerçek hikaye idi. Bu romandaki olaylara gerçekten maruz kalmışlar katlanmışlardı. İşte o yüzden tekrar okuyup bitirdim ama yürek dağlayıcı bir hikaye idi. Maalesef üst üste okuduğum iki romanda da kadının her millette ve dinde de olsa kaderinin aynı olduğu görmek bir kadın olarak beni çok üzdü. Bence her kadının okuyup ders alması gereken bir kitap. Gerçek hayatta da geçmiş olması insanların ne kadar acımasız olabileceğinin kanıtı... Kadınlara bu tür hareketleri,işkenceleri reva görenleri ne yapmalıyız? Bunun iyice irdelenmesi gerekiyor.. Sinirlerinizin düzgün,moralinizin yerinde olduğu zaman okumanız gereken bir kitap. Sanırım üst üste iki ağır romandan sonra uçuk bir kitaba ihtiyacım olacak...
Baskı: Gül Yaprağı Kumsalı
Geçen yıl Benden Önceki Kadın ile keşfettiğim Dorothy Koomson yine müthişti. Kalemi harika bu yazarın onun hikayelerini okurken her bakımdan ters köşe olmaya hazır olun. Aşkın en güzelini hissettirebilirken maceranın da en güzelini yaşatıyor bu yazar..Topu topu sadece iki kitabını okumama rağmen en sevdiğim yazarlar arasına girdi bile. Tam da benim istediğim türde bir yazar hikayeyi enfes şekilde kurgularken kahramanların duygularını o kadar güzel işliyor ki bire bir yaşıyorsunuz hikayeyi. Kitabı ı okurken en güzel aşkları,sevgileri okurken; en büyük ihanetleri de okuyabilirsiniz. Kitabı bir an bile elimden bırakamadım..Üç kadın görüş açısından olaylar anlatılıyordu. Kitabın ana karakteri olan Tami'ye hayran kaldığımı söylemeliyim insancıllık, merhamet, sevgi timsaliydi bu kadın. En ağır ihanete uğramasına rağmen hem de. İnsanlığından hiç bir şey kaybetmediği gibi asaleti ile hayran oldum bu güzel kadına..Hikaye Tami üzerinde kurgulu idi..Hikayenin anlatımın da masalımsı bir tat vardı. Romanını nefret ettiğim karakteri ise Scott oldu. Tami'nin kocası. Bu kadar bencil ve sapık bir karakterden nefret ettimse de onu anlamaya çalıştım..Ama bu adamın gözünü sadece bedensel zevk ve ihtiyaçları kör etmişti. Roman Scott'un evde polisler tarafından alınarak tutuklanması ile başlıyor. Tami'nin yıllarca süren yapay mutluluğu bu olay ile bozuluyor..Çünkü kocası Tami'nin yakın arkadaşı Mirabelle'ye tecavüze yeltenme suçundan tutuklanmıştır. Olayları bir oya gibi işleyen yazar kitabın sonunda da beni ters köşeye yatırdı..Katili tahmin bile edemedim.Harika bir kitap idi. Yalnızca başlarda birazcık sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Fakat sonradan müthiş bir tempo ve final ile yazar muhteşem bir iş çıkarmış.. Derinliği olan hikayeler ve tema çeşitliliği istiyorsanız Dorothy Koomson'u kaçırmayın bence..Tavsiye ederim...
Baskı: Meleğin Çağrısı
Orjinal Adı : L'appel de l'ange Edisyon Adı : Meleğin Çağrısı Yazar : Guillaume Musso Goodreads Puanı : 5/4 ,07 Puanım : 5/5 Guillaume Musso'nun okuduğum ikinci kitabı idi. İlk işim yazarın bende bulunmayan diğer kitaplarını toplamak olacak..Bu yazarın kalemi çok farklı, oldukça da akıcı.Meleğin Çağrısı'nın tanıtımını ilk okuduğumda bende bir aşk hikayesi olacağı izlenimini vermişti. Ama kitabı alıp okumaya başladıktan sonra çok yanılmış olduğumu anladım. Hikaye de oldukça da heyecanlı polisiye bir macera da vardı. Hem de bol aksiyonlu idi.Okurken oldukça da heyecanlandım. İlk okuduğum Kağıt Kız romanına göre bu hikayeyi daha çok sevdim. Bölüm başlarındaki ünlü yazarlara , düşünürlere ait sözler hikayenin gidişatına göre yer alması çok hoşuma gitti. Bazı kişilerin kaderinde, birbirleriyle karşılaşmak vardır. Her nerede olurlarsa olsunlar. Her nereye giderlerse gitsinler. Günün birinde mutlaka karşılaşırlar. Claudie Gallay Hikaye bu alıntı söz ile başlıyordu. Hikayenin ana karakterleri Jonathan ve Madeline'nin kaderinde de bu büyük tesadüf vardı. Karşılaşmaları oldukça ses getiren bir çarpışma idi. Bu çarpışmadan ikisinin de cep telefonları birbirinde kaldı. Cep telefonlarında kişilerin en özel bilgileri de olabilir.Jonathan dünya çapında bir ahçı şefi idi. Karısından olaylı bir şekilde boşanmış ve iflas etmişti. Bir sanatçı ruhu ile icra ettiği mesleğini bırakmak zorunda kalmış. Şirketinin telif haklarını başka bir vakıfa devretmişti. Mütevazi bir şekilde açtığı lokantayı işletiyordu. Karısının barışma tekliflerine de onun ihaneti yüzünden kabul etmiyordu. Madeline'in ise bir çiçekçi dükkanı vardı.Yıllardır hayalini kurduğu gibi hayatına çeki düzen vermek üzere idi. Onu çok seven değer veren bir erkek ile evlenmek üzere idi.Fakat Newyork Kennedy Havaalnında ki çarpışma ile her şey kökten değişecek idi. İlk önce birbirlerinde telefonlarının olduğunu farkettiler. Sonra bunu değiştirmenin bir yolunu bulmaya çalıştılar. Fakat ikisi de ayrı şehirlerde idi. Hemen birbirlerine telefonlarını iletemediler. Sonra merak öne çıktı..Ve birbirlerinin telefonlarını araştırıp karıştırmaya başladılar. İki tarafta birbirnin karşısında çırılçıplak kalacak sırlarını telefonlarına yüklemişti. Resimler,müzikler,video dosyaları gibi. Sonra birbirlerinin hayatı hakkında daha fikir sahibi oldukça... Olaylar inanılmaz ölçüde gelişti.O kadar ki polisiye filmlerinde olacak aksiyon sahneleri ve dedektifçilik oynamaya başladı kahramanlarımız. Birbirlerini mıknatıs gibi çekmeleri.. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Şiddetle tavsiye ederim... Geçmişe olan bağımlılığın yerine geçebilecek tek şey, geleceğe olan bağımlılıktır. John Dos Passos http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/melegin-cagrs-guillaume-musso.html
Baskı: Kara Cadı (The Cousins O'Dwyer Trilogy - 1)
Nora Roberts'in Kara Cadı romanı ilk çıkacağı zaman çok sevindiğimi hatırlıyorum.Maalesef beklentilerimi karşılayan bir roman olmadı. Çok şey havada kaldı benim için. İlk başta bana oldukça durağan geldiğini söylemeliyim. Kitabı okurken çok beğendiğim severek okuduğum sahneleri de oldu. Fakat yazarın eski kitaplarının tadını Eve Dallas dışında bulamıyorum doğrusu. http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/kara-cad-nora-roberts.html
Baskı: Milyonluk Kirli Sır (Million Dollar Duet #1)
"Bu ara çok tutulan gündemde olan erotik romans türünde yazılmış bir roman idi.Grinin Elli Tonu serisini sevenler bence bu seriye bayılacaklar. Kendine özgün hikayesi varsa da oldukça benzer yanları da vardı. Yazarın kalemi akıcı idi. Birinci şahıstan hem kadın hem erkek karakter tarafından anlatımını sevdim. Genel de beğendiğim bir hikaye olsa da bazı yerlerini yazar deyim yerinde ise pas geçmiş. Hiç değinmemiş. Hikayenin konusu duygusal sahneler ile işlenseydi süper olacak bir hikayesi olurdu. Hem ağlar hem duygulanırdık. Hem de ikili arasındaki tutkuyu daha güzel hissedebilirdik. Ama yazar E.L:James''den çok etkilendiği için yer yer bazı deyimleri onun başka isim verilmiş hali idi. Aslında konu olarak yazar kurguyu derinlik katarak işleyebilse idi muhteşem bir hikaye olurdu. Roman sonlara doğru oldukça düzeldi..Seks sahnelerini kararında buldum bu tür romana göre..Yine de serinin ikinci romanını merakla bekliyorum.. Aşk romanı severler ve erotizmden hoşlananlar tam da size göre bir hikaye.. "
Baskı: Aşka Düşünce (The McCarthys of Gansett Island #2)
Marie Force ile ilk tanışmam serinin ilk kitabını okumadım ve okumadığıma çok pişman oldum. Yazar karakterleri özellikle erkek karakterleri rüya gibi yazıyor. Gerçek olamayacak kadar muhteşem karakterler. Tam anlamı ile çok güzel bir tatil kitabı. Elinize alacaksınız,güneş kreminizi sürdükten sonra şezlonga kurulup okumaya başlayacaksınız. Güneş kreminizi fazlaca sürmenizi tavsiye ederim zira kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Bana da aynısı oldu kitabı elimden bırakamadım. Yazarın çok akıcı bir uslubu var. Aynı yayınevinden çıkan Bella Andre'den Marie Force'ı daha çok beğendim. Daha güzel yazıyor erotizmi işliyor ama daha kıvamında. Kısaca takip edeceğim bir yazar olacak.Fakat aldığım duyumlara göre yazarın oldukça duygusal hikayeleri de varmış.Umarım onları da okumak nasip olur. McCarthys of Gansett Island 1. Maid for Love (2011) Bir Aşk Çarpıntısı 2. Fool for Love (2011) Aşka Düşünce 3. Ready for Love (2011) 4. Falling for Love (2012) 5. Hoping for Love (2012) 6. Season for Love (2012) 7. Longing for Love (2012) 8. Waiting for Love (2013) 9. Time for Love (2013) 10. Meant for Love (2013) 10.5. Chance for Love (2014) 11. Gansett After Dark (2014) http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/aska-dusunce-marie-force.html
Baskı: Hoşça Kal Demeden
Hoşçakal Demeden- Harlan Coben Orjinal Adı : Play Dead Edisyon Adı : Hoşça Kal Demeden Yazar: Harlan Coben Goodreads Puanı : 5/3,69 Puanım :5/4,5 İlk defa bir Harlan Coben romanı okudum.Kitabın başında da şlk Harlan Coben kitabınız ise başka kitaba geçin diye de bir uyarı da var aslında. Yazar bu kitabı acemi olduğu dönemlerde yazdığını belirtmiş kitabın giriş sayfasında.Ben yine de kitabı almışken okumak istedim. Ben bu yazara bayıldım. Kurguyu çok beğendim. En kısa zamanda yazarın diğerin kitaplarını edinip okuyacağım.Yazar aşk,cinayet,aile sırları,gerilim temalarında kurguladığı bu eserini arka kapaktaki açıklamasını inceledikten sonra okumaya karar verdim. Bence Tess Gerritsen kadar iyi bir yazar. Uslubu çok akıcı. Çeviri ise harikaydı hiç bir şekilde kitapdan kopmadım. Sayfaları nasıl çevirip okuduğumu anlamadım.Kitabın sonunda katil kim tahmin edemedim. İnsanların hırsları uğruna,tutkuları uğruna neler yapabilecekleri ile ilgili güzel örnek olabilecek bir kitap idi. Yazarın acemilik dönemindeki kitabı böyle ise diğer kitapları nasıldır onu merak ediyorum. Kitabın konusuna gelince eski model olan Laura Ayars ile yıldız baskebolcu David Baskin'in hikayesi vardı. Bu ikili Laura'nın annesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen evlenmek için gizlice Avusturalya'ya giderek orada evlenirler. Orada balayılarını geçirmeye başlarlar.İkisi de birbirlerini çok sevmekte ne olursa olsun kalan ömürlerini birlikte geçirmekte istemektedir.Fakat David bir gün tuhaf bir not bırakarak ortadan kaybolur ve bir daha dönmez. Tüm araştırmalardan David'in boğularak öldüğü sonucu çıkar.. Ama zaman ilerledikçe gerek ailesi gerek David ile ilgili sırlar yumağının içinde bulur kendisini. Bu sırlar ile ilgili inanılmaz olaylar gelişmeye başlar.David'in ölümünü araştırdıkça bilmediği olaylar ile mücadele ederken en yakınındaki insanların ihaneti ile de yüz yüze gelecektir. Çok da detay verip kitabın güzelliğini bozmak istemiyorum. Hala benim gibi Harlan Coben okumadısanız hemen başlamanızı tavsiye ederim. http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/hosca-kal-demeden-harlan-coben.html
Baskı: Sonrası Şiir Gibi (The Sullivans, #2)
Sullivan Ailesinin ikinci macerası da bitti. Bu hikayede ailenin en büyük oğlu Marcus ile Pop Yıldızı Nicole'in hikayesi vardı.Serinin İlk Kitabı uzun Yağmurlardan Sonra'dan konusunu daha çok beğendim. Yazarın kalemi güzel fakat erotik sahneleri çok uzun yazıyor. Bu da çok hoşuma gitmedise de aşırı da rahatsız etmedi. Konunun daha fazla işlenmesini tercih ederdim. Beyaz Dizi okumayı seviyorsanız bu yazarı da seveceğinizden eminim. Hafif bir romans okumak istiyorsanız tavsiye edebilirim.Bu seri bana hafif de gelse tam da kafa dağıtmak için birebir bence. Marcus'un başlarda Nicole'i kırmasına rağmen aşkına sahiplenmesi ve kararlılığını sevdim.Güzel bir hikaye idi. Gelecek hikaye İtfaiyeci kardeş Gabe'in onu da okumak istiyorum..Sullivan ailesini okumak çok hoşuma gitti...Sevdim.. Smith - Aktör Marcus - Şaraphane sahibi Chase - Fotoğrafçı Ryan - Pro beyzbol oyuncusu Zach - Oto servis zinciri sahibi Gabe - İtfaiyeci Lori Dansçı / kareograf Sophie - Kütüphaneci Sullivans Ailesi. 1. The Look of Love (Uzun Yağmurlardan Sonra) 2. From This Moment On (Sonrası Şiir Gibi) http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/sonras-siir-gibi-bella-andre.html
Baskı: Gerçek Aşkın Peşinde (Kız Kardeşler #3)
Gerçek Aşkın Peşinde-Deneane Clark Orjinal Adı : Charity Edisyon Adı : Gerçek Aşkın Peşinde Goodreas Puanı : 5/4,03 Puanım :5/2 Sayfa6 Yayınlarından çıkan Kızkardeşler serisinin 3.Kitabı Charity ve diğer ikizi Amity'nin hikayesinin yer aldığı bir romandı.. Sanırım bu romanı büyük beklentilerle okudum ama maalesef hikaye gitmedi kaç gün süründü durdu elimde..Hikaye kötü değildi ama başlarda epeyce yavaş gitti. Bir türlü kendimi kitaba hikayeye veremedim. Yarısından neredeyse 113. sayfadan itibaren toparlanmaya başladı.Sonradan da kitap hızlandı ve bitiverdi. Ama başlarda beni kilitledi diyebilirim. Başka bir gözlemimde bu hikayenin de özgün olması. Yani Judith McNaught'tan alıntılar yoktu. Vakit geçirmek için okunabilir bir romandı ama bence çok fazla şey beklemeyin.. Bu hikayede Ackerly kızlarının ikizlerinin maceraları özellikle Charity'nin hikayesi vardı. İki genç kızın karakterleri birbirinden çok farklı olması. Charity'nin karakterindeki fevrilik,Amity'nin uyumluluğu ve sağduyusu ile olaylar apayrı yerlere taşınıyordu. Amity ile evlenmek isteyen Dük Lachlan'ın iki genç kızı karıştırması ile patlak veren olaylar.Amity'nin soylu olmayan birine aşık olması yüzünden Charity'den yardım istemesi. Lachlan'ı oyalamak isterken meydana gelen yakınlaşmalar. Hikayede ne ararsınız vardı aslında macera,cinayet,aşk. Ama ben nedense ısınamadım hikayeye. Fakat siz sevebilirsiniz. Historical hikayelerden hoşlanıyorsanız. Grace,Faith,Charity hikayesinden sonra sıra Mercy'nin hikayesine geldi. Yayınevi umarım çok bekletmeden bu hikayeyi de bir an önce yayınlar.. Virtue 1. Grace (1998) Kalbim Evine Döndü 2. Faith (2009) Issız Bir Aşkın Kıyısında 3. Charity (2009) Gerçek Aşkın Peşinde 4. Mercy (2012) http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/08/gercek-askn-pesinde-deneane-clark.html
Baskı: Kış Masalı
Bu kitabı hiç ama hiç beğenmedim. Anlatımı çok ağdalı idi..Devamlı şekilde tasvirler vs. okumaktan dikkatim dağıldı.. Fakat filmini seyrettiğimde de filmine bayıldım.Kitabın bu kadar kötü olmasında çevirinin büyük bir rolü vardı bence... Parama acıdığım kitaplardan biri oldu..
Baskı: Tesadüfen Aşk
Daha önce Buselik isimli kitabını okuduğım Başak Kızıltan'ın ikinci kitabı Tesadüfen Aşk. Buselik'ten Tesadüfen Aşk'ı daha başarılı buldum. Daha samimi geldi bana. Romanda neredeyse çocukluğundan beri aşık olduğu adamın gerçek yüzünü acı bir şekilde öğrenmesi..Çevresi en yakınım dediği kişiden yediği darbe..Haklılığını ağabeyi hariç hiç kimseye kabul ettirmemesi. Onun ismini bile bilmeden aşık olan bir adam. Romandaki kadın kahramanımız Yeşim zengin bir ailenin bir kreşta öğretmenlik yapan kızı... Erkek kahramanımız Ayaz uluslar arası ünde bir basketbolcu.. Yeşim neredeyse çocukluğundan beri babasının ortağının oğlu olan Cenker'e aşık.. Cenker ise iflah olmayacak derece de çapkın bir erkek. Yeşim'in ağabeyi ile de arkadaş.. Yeşim çok sevdiği adam ile nişanlandıktan sonra onun gerçek yüzünü çok acı bir şekilde öğrenir..Ondan hiç de güzel olmayacak bir şekilde ayrılıp kendine yani bir hayat kurmaya çalışırken,ağabeyi Yiğit ona yardımcı olacaktır. İşte bu ara da yolları Ayaz ile kesişir.. Onunla yolları Boston'da iken de kesişmiştir. Bu tesadüfler ile aşkları oluşmaya başlar. Aşklarının başlangıcı güzeldi. Hikayenin dili çok akıcı idi. Birincil anlatımları pek sevmesem de bu romanda hiç rahatsızlık duymadım anlatım dilinden.Olayları yazar bir Yeşim bir de Ayaz tarafından anlatım ile işliyorken olaylar karşısındaki bakış açısından okumak oldukça güzel idi. Mesela bazı yazarlar gibi birinci kitap da kadın; ikinci kitap da erkek tarafından olaylara bakış açısını işlememesi oldukça da iyi idi. Özellikle kapak kitabın konusuna göre oldukça uyumlu ve güzeldi..Bana Susuan Eizabeth Philips'in Chicago Stars serisindeki kitapların kapaklarını anımsatıyordu.. Özellikle Ah Şu Kalbim Kapağı.. Kısaca okumaktan zevk aldığım bir romandı..Diyaloglar da bazen kızdım..Bazen de kahkahalar ile güldüm. Özellikle Ayaz'ın yeğeni Emir'in Yeşim'i kıskandığı sahneler çok güzeldi.. Güzel bir aşk romanı okumak istiyorsanız tavsiye ederim..
Baskı: Gabriel'in Cenneti (Gabriel's Inferno #3)
Orjinal Adı : Gabriel's Redemption Edisyon Adı : Gabriel'in Cenneti Yazar Adı . Sylvain Reynard Goodreads Puanı : 5/4,23 Puanım :5/4 Gabriel Cennette kitabı ile bir seriyi de bitirmiş olduk.Benim için okumaktan çok da zevk aldığım bir seri idi. Grinin Elli Tonu ile mukayese edilemezdi. Çünkü bu seride sayfalarca erotizm okunmadığı gibi yazar cinselliği gerektiği zamanlar da kullanmış. Bu hikayede İki aşığımız evlenmiş olduğu için biraz daha tutkulu sahneler mevcuttu bu da hikayenin gerekliliğinden kaynaklanıyordu. Sonuçta bence çok güzel duygusal bir romandı. Gabriel'in Cennet'inin ilk iki kitap kadar güzel olsa da yazarın çok istekli olarak yazmadığı kanaatındayım. Bazı yerlerinde biraz zorlama vardı özellikle başlarda. Çünkü her yönden doyurucu bir kitap olsa da başları durağan gibi geldi bana.. Fakat sonradan hikaye ilerledikçe hikaye toparlandı aralarındaki kişilik çatışmaları ve çekişmeleri, Gabriel'in sevgisindeki mükemmelliyetçilik beni sarmaladı. Okurken kah kızıp sinirlendim bazı yerlerde kahkahalar ile güldüğüm okumaktan büyük bir zevk aldığım roman oldu. Özellikle Gabriel'in bazı sahnelerde fedakarlıkları Julia'nın daha çok mesleğine odaklanmak istemesi ile aralarındaki çekişmeler ve sonra tatlıya bağlanmasını okumak çok hoşuma gitti. Yazar hikayedeki kahramanlara onlara yaraşır bir son kurgulamıştı..Özellikle Simon ve Christa ...Fakat arada Rachel kaynadı gibime geldi...O da elindeki olanlar ile yetinip mutlu olmayı öğreniyordu.. Çiftimizin düşmanları Simon ,Natalie ve Christa'nın hak ettiklerini bulmak bana inanılmaz tatmin hissi verdi. Aslında daha kötüsünü de hak etmişlerdi. Ama burada Julia'nın bağışlayıclığı ve Gabriel'e bunu öğretmesini okumak.... Gabriel'in biyolojik ailesini ararken keşfettiği yalın gerçekler..Çarpıcı idi.. Roman içinde mevcut olan argo kelimeler yerinde ve dozunda idi. Şahsen yazar ile arama girilmesinde çok rahatsızlık duyarım..Yazar ne yazdısa onu okumak isterim... Bence bu seriyi tüm kitaplar arka arkaya tekrar okunmakta fayda var.. En kısa zamanda bunu yapmayı planlıyorum.. http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/gabrielin-cenneti-sylvain-reynard.html
Baskı: Fısıldayan Kaya (Virgin River, #3)
"Bu kitabı deyim yerinde ise iple çekiyordum.Okumaya başladığımda serinin ilk iki kitabındaki Peder Preacher''e terfi etmişti ve vaiz anlamına geldiği de belirtilmiş idi. Yani bu kadar mı yayınladığınız kitaba yabancısınız?!!! Aynı şey başımıza Karen Marie Moning''de de gelmişti. Çoğu kelimeler anlam mana değiştimişti. Bu kelime yüzünden üzgünüm ama hikayeye girmekte çok zorlandım. Asıl sürpriz ise kitabın sonunda kadın kahramanımız Brie oldu Brenda... İnanamadım bu kadar özensiz çeviri ve editteki hatalara rağmen benden 4 yıldız alması mucize olmalı..Çünkü hikaye çok güzeldi. Kitabın başlarındaki durağanlığa rağmen çok sevimli sıcak bir romandı.. Bu sefer ki kahramanlarımız polis memuru Mike Valenzuela ile Brie Sheridan idi.. Brie çok sevdiği kocası Brad ile yeni boşanmış onu en yakın arkadaşına kaptırmıştı.. Erkeklerin bir pislik olduğunu düşünüyordu.Büyük bir ihanete uğramıştı. Mike ise çok başarılı olduğu polislik mesleğinde 13 yaşında bir suçlunun tuzağı sonucu ölümcül şekilde yaralanmıştır. Kendini Virgin River''e atarak tekrar sağlığına kavuşmanın hayatına devam etmenin yollarını ararken, Jack''in ordudan da yakın arkadaşıdır. Brie ona yüz vermemiştir. Peder ve Paige''e gelince yeni evli çiftimizin mükemmele yakın evlilikleri vardı. Ama Paige Peder''den bir çocuğu olsun istiyordu. İşte bu sürede komik olaylar da başından geçmişti Peder''in. Mel ise genç kızlara sarhoş edip kendinden geçirerek tecavüz eden birilerinin peşinde idi. Bu yüzden Mike''den yardım ister. Kasabaya Hope sayesinde gelen Mel gibi Mike''da bir nevi polislik yapmaya başlamış bu tecavüz olaylarını araştırmaya başlamıştı. Başka yeni kahramanımız Paul ve Vanessa''nın hikayesi Vaneesa''nın oğlan kardeşi Tommy ve aşık olduğu genç kız Brenda. Karakterleri yazar çok güzel kurgulamıştı çok güzel sımsıcak bir hikaye idi. Bir de özellikle editte gerekli özen olabilseydi muhteşem bir kitap olacaktı. Umalım serinin diğer kitaplarında o özeni bulalım ve 20 kusur kitaplık bu seriyi senede bir kitaplarını yayınlarsanız sanırım bu seriyi bitirmeye ömrümüz yetmeyecektir.. Ne diyebilirim ki güzel bir seri tavsiye ederim..İkinci şansların serisi..Aile,ikinci şans,aşk,dostluk,dram,macera temalarını seviyorsanız kaçırmayın bu seriyi... Virgin River Serisi 1.Virgin River Aşk Yeniden 2. Dağ Kulübesi 3. Fısıldayan Kaya " http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/fsldayan-kaya-robyn-carr.html
Baskı: Bir Umut Daha (Inn BoonsBoro Trilogy #3)
Orjinal Adı : The Perfect Hope Edisyon Adı : Bir Umut Daha Goodreads Puanı : 5/4,09 Puanım : 5/4 Bir seriyi daha bitirmiş bulunuyoruz. Nora Roberts'in biraz,gizem,biraz fantastik,aile ve aşk temalarında yazdığı bir romandı. Seriyi genel anlamda beğendim. Fakat otel inşaatının detaylarında kaybolmuştu kendi adıma bu kadar da detay öğrenmesem de olurdu diyesim geldiği çok zaman oldu. Fakat serinin son kitabı daha akıcıydı diğerlerine göre. Fakat Hope ve Ryder'in macerasını sanırım çok beklenti ile okuduğum için duygusal yönden çok da istediğimi bulamadım. Ancak olay örgüsü çok güzeldi. Duygusal yönden benim istediğim gibi olmasa da kurgu ve akıcılık yönünden çok güzeldi. Severek okudum. Montgomery Kardeşlerin bitmeyen otel tadilatları içindeki aşkları ve yaşamlarını anlatan İnn BoonsBoro üçlemesinin üçüncü kitabında otelin yöneticisi Hope ve Momtgomery kardeşlerinin en büyüğü Ryder Montgomery'nin hikeyesi idi.. Serinin ilk kitabında Beckett ve Claire ikinci kitabında Awery ve Owen'ın hikayesi vardı..Claire ikizlerine hamile idi..Awery ve Owen ise nişanlanmışlardı. Sevimli hanımeli kokulu hayaletimiz Lizzy yine iş başındaydı.Diğer iki çifti bir araya getirdiği gibi Ryder ve Hope'inde arasını yapmayı başarıyordu..Mükemmel Hope BoonsBoro kasabasına büyük bir otelden transfer olmuştu. Kalp kırıklığı macerasından sonra buraya adeta sığınmıştı. Daha en baştan Ryder ile aralarında bariz bir mesafe vardı işte o mesafe sevimli Lizzy'miz sayesinde bertaraf ediliyordu. Eski kötü günlerinin etkisinde sıyrılarak kendisine burada güzel bir yaşam kurmuştu. Burada çok mutlu olduğunu eski sevgilisi Jonathan'ın gelmesi ile fark etmesi ise oldukça manidar idi. Jonathan'ın kendine güveni , egosu ve kibri ise yaka silkeliyecek büyüklükte idi. Fakat Montgomery ailesinin Hope'a sahiplenmesi çok güzeldi doğrusu.. Eski sevgilis Jonathan'ından kurtulmak için Ryder'den yardım istemesi ile de çiftimizi arasındaki çekim elle tutulacak kadar hissediliyordu. Sevimli hayaletimizin Hope ile akrabalığının ortaya çıkmasından sonra araştırmayı hızlandırara onun hikayesindeki gizem de ortaya çıkıyordu.. Onu bence kitaptan okuyarak öğrenin... Nora Roberts'in gerçek hayatında da sahibi olduğu otelinden esinlenerek yazdığı bu üçlemeyi severek okudumsa da eski kitaplarının tadını bulamadım. Sanki bir şey eksik. Biraz daha duygu yüklü olmalıydı. Yazar bence kendini tekrar etmeye başladı.Bence polisiye yazmalı..En güzel yazdığı tür ..Eve Dallas'ın yeri bambaşka o ayrı... Böyle düşünsem de her yeni kitabı çıktığında alıp okumadan edemiyorum. Çünkü yine de yazarın bir kalitesi var Inn BoonsBoro Trilogy 1. The Next Always (2011) Yarın ve Daima 2. The Last Boyfriend (2012) Son Sevgili 3. The Perfect Hope (2012) Bir UMut Daha http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/bir-umut-daha-nora-roberts.html
Baskı: Gece Yarısı Külleri (Gece Yarısı Nesli, #6)
Bu seriye bayılıyorum.. Ne kadar çabuk bitti. Çok duygusal hikaye idi. Şimdi gel de yeni kitabı bekle.. Romanın çevirisi bence iyi idi. Kitap nasıl bitti anlayamadım. Bir de yazar diğer maceralardan ip ucları vererek kitabın akıcılığına yardım etmişti. BU maceradaki kahramanlarımız Önceki kitapta aniden ortadan kaybolan Andreas Reichen ile Başka soylu ile evli olan Claire Roth idi. Hikaye bir aşk üçgeni ile kurguluydu. Claire Roth yaklaşık 30 yıl önce aşık olduğu Andres'in onu aniden terk edip gitmesinden sonra kırılan kalbini Wilhelm Roth ile onarmaya çalışmıştı. Akabinde de onunla evlenmişti. Ama onların evlilikleri diğer soyluların evliliği gibi değildi. Yaklaşık on yıldır kocası ile birlikte de değildi. İkisi de kendi hayatını yaşıyordu. Wilhelm Rooth Claire'e karşı bir sınır çizmişti asla onu geçmesine izin vermiyordu. Claire; onu terk eden Andreas'ı öldü biliyordu. Evine düzenlenen bir saldırı da onu karşısında tekrar görünce çok sevinir ama Andreas kin ile doludur. Kocası Wilhelm Roth'u ailesine saldırı düzenleyip yok etmek ile suçlamaktadır. Buna başta inanmayan Claire daha sonra Andreas'ın haklı olduğunu ve ona hala daha aşık olduğunu görecektir. İçindeki intikam duygularına rağmen Anderas için de durum aynıdır. Fakat Claire bir soylu vampir ile evlidir. Bu ömür boyu bir bağlılık gerektirmektedir. İkisin de önünde büyük bir engeldir. Bir yandan intikam diğer yandan aşk arasında sıkışan Andreas seçimini hangi yönden kullanacaktır. Bir türlü idare edemediği Ateşi yönetme yeteneği yüzünden Claire'i terketmişti. Bu yeteneği ile onun kocasını öldürmeyi planlaması ve Dragon'un tekrar ortaya çıkması..Kocasının gerçek yüzünü görmesi.. Claire'in de olağanüstü yeteneği rüyalara girmek idi. Andrea ile rüyalarındaki sahneleri yazar çok güzel yazmıştı.. Çok severek okuduğum bir macera oldu.. Özellikle sonlara bir sahne de çok duygulandım...Birbirlerinden vazgeçemeyeceklerini anladıkları sahneler çok güzeldi... Fantastik Paranormal hikayeleri seviyorsanız..Bu seri tam size göre...En sevdiğim serilerden..Lütfen çok geçikmesin yeni kitap... Midnight Breed Series 1. A Kiss of Midnight (2007) Gece Yarısı Öpücüğü 2. Kiss of Crimson (2007) Kızıl Öpücük 3. Midnight Awakening (2007) Gece Yarısı Uyanışı 4. Midnight Rising (2008) Gece Yarısı Çığlığı 5. Veil of Midnight (2008) Gece Yarısı Tuzağı 6. Ashes of Midnight (2009) Gece yarısı Külleri http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/gece-yars-kulleri-lara-adrian.html
Baskı: Adım Adım Mutluluk (Marriage to a Billionaire #3)
"Jennifer Probst bende bağımlılık yarattı. Kalemi müthiş kafa boşaltıyor. Akıcı,sürükleyici tarzı var. Her ne kadar diğer çağdaş romantizm yazan yazarlara göre kalemi hafifi ve biraz acemi gibi görünse de kendini okutturuyor. Tam da deniz kıyısında şezlongda veya çok stresli üzüntülü zamanınızda okuyabileceğiniz bir yazar. Serinin ilk kitabını okuduğumda seriye devam etmeyi düşünmemiştim. Ama malum günümüz , çağımızın şartları üzerine yazar devam etme kararı aldım. Çünkü yazarın kaleminde sizi günlük sıkıntılarınızdan kurtaran bir sihir var. Kitabın kapağını açıp okumaya başlıyorsunuz.Onun sihirli dünyasına dalıyorsunuz. Bir tespitim de kaleminin gittikçe düzeldiğini yönünde kalemi gittikçe daha iyiye gidiyor ama sanırım çeviriden kaynaklı sorunlarda vardı imla hataları veya son kontrol gibi. Yine de güzel okunabilir, keyifli saatler geçirebileceğiniz bir hikaye. Serinin dördüncü kitabı Carina''nın ablası işkolik Juietta ile karizmatik iflah olmaz çapkın Sawyer arasında..Bu hikayeyi merak ediyorum çünkü serinin son kitabı olacak.. Aşk, romans kitaplarını özellikle beyaz dizileri seviyorsanız, günün sıkıntısından uzaklaşmak istiyorsanız tam da size göre deneyin derim...Ama büyük beklentiler içinde olmadan... " http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/adm-adm-mutluluk-jennifer-probst.html
Baskı: Aşkın Peşinde (Lone Stars Sisters #4)
Efsanevi Titan Kardeşlerin son macerasını da bitirdik. Çok güzel bir seri idi benim için.Önce Lex ve Cruz ikinci kitapta Skye ve Mitch Üçüncü kitapta İzzy ve Nick'in maceralarını okurken Titan Kızkardeşlerinin babaları Jed Titan ile mücadelelerini üvey ağabeyleri Garth Duncan ile savaşlarını işliyordu. Son kitabı daha hareketli olmasını bekliyordum ama kötü de değildi hikaye.Umduğum gibi değildi.. Susan Mallory'nin Lone Stars Sisters serisi yazar hakkında fikrimi değiştiren bir seri oldu.Yazarın daha önce başka yayın çıkan kitaplarını pek de sevmemiştim. Ama Lone Stars Serisinin her bir kitabı kendine has güzellikte idi. Serinin tüm kitaplarını severek okudum..Bence çok başarılı da bir seri oldu.. Yazarın diğer kitaplarını da Pegasus Yayınları'ndan bekliyoruz.Umarım fazla beklemeyiz. Bence bu seri aşk,romans,entrika,aile bağları,dram ,macera tarzında kitap okumayı sevenler için .. http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/07/askn-pesinde-susan-mallery.html
Baskı: Ah Şu Kalbim (Chicago Stars, #5)
Yine SEP,Yine Aşk,Yina ikili hikaye muhteşem bir final.Çok seviyorum bu yazarı bunu tekrar tekrar yazmaktan söylemekten bıkmıyorum. Yazarın kitabını okurken çok duygulanırken, kahkahalar da atabiliyorsunuz.Okurken düşündüren bir yazar..Yani benim en favori yazarlarımdan Susan Elizabeth Phillips Muhteşem bir yazar.Karakterlerin tahlilerini o kadar güzel yapıyor ki sanki aileden bir kişi gibi o kişileri yakından tanıyabiliyorsunuz.Ve yan karakterler asla geride kalmıyorlar sanki hepsi baş karakter...Bu romanda ki yan karakterlerde müthiş idi.. http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/06/ah-su-kalbim-susan-elizabeth-phillips.html
Baskı: Mustafa Kemal'e Aşklanmak
Son zamanlarda en merak ettiğim kitaplardan idi Mustafa Kemal'e Aşklanmak. Halil Bezmen'in okuduğum ilk kitabı idi.Başlarda biraz durağan gitse de sonradan hikaye güzel bir şekilde açıldı. Zevk ile okuduğum bir roman oldu. Hikayenin Kurtuluş Savaşı zamanında özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün olması benim için müthişti.Kitabı okurken o dönemi yazar adeta yaşatmış.Dönemin şartlarını ilişkilerini toplumsal çalkantılarını, zorluklarını yazar çok güzel işlemiş. Kitabı yazarken epeyce araştırılıp yazıldığı belli. Kitabın sonunda yararlandığı kaynakçaları belirtmiş yazar. Kitapdaki karakterler çok güzel hikayeye adapte edilmişti. Tabii ki kitaptaki kahramanım Mustafa Kemal Atatürk idi. Farkı hemen ortaya çıkıyordu. Ona aşık olan Cemile'nin hayat ile mücadelesi ve Atatürk'e olan sevdasını işlemişti yazar. Ama aslında dönemi işleyip sorguluyordu. Yardımcı karakterleri de çok sevdim. Mesela Cemile'nin süt kardeşi Vasili çok etkileyici bir karakterdi. Cemile'ye aşık olan Mehmet Ali, Kürt Mehmet, Hediye karakterleri kitabı alıp sürükledi. Dönemin olaylarını sinema seyreder gibi okudum. Hepsinin ayrı ayrı bir hikayesi vardı. Cemile hemşire idi nişanlısından ayrıldıktan sonra başladığı hemşirelik mesleği sayesinde tanıştığı Mustafa Kemal Atatürk'e aşık olur ve o sevgi ile olgunlaşmasının hikayesi müthiş idi. Hikayede Kurtuluş Savaşındaki isimsiz kahramanlarının hikayesini çok severek okudum. Ümidim bu dönemin romanlarının daha çok artması.Bence okuduğumuz historical romance türünün en güzel örnekleri çıkar bu dönemden keşke bu dönemi daha çok işleyen yazarlar olsa. Bir elin parmakları kadar azlar.. Tarihi romanları seviyorsanız,özellikle Cumhuriyet Dönemini seviyor ve merak ediyorsanız tavsiye ederim... http://hulyami.blogspot.com.tr/2014/06/mustafa-kemale-asklanmak-halil-bezmen.html