hulyami
@hulyami

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Rapsodi
10/1005.01.2013

Baskı: Rapsodi

Müthiş bir kitap bulan kaçırmasın.Özellikle klasik müzik severler çok sevecekler bu romanı..

Baskı: Fırtınalı Denizler - Wellingham Brothers # 1

Goodreads Puanı 5/3,52 Benim puanım 5/4,5 aslında daha yüksek verebilirdim notu ama Hah iste dedigim müthis bir hikayedi. Marsha Canhamin Demir Gülündeki kadin kahramanndan daha cok sevdim bu kadın korsani. Daha sıcak duygu yüklüydü hikaye. Tek kusur vardi kitap da Miranda halaya bir teyze bir hala diyen çevirmen. İşte o yüzden kırdım notu üzülerek.. Her sey kusursuzdu bu yazari daha sık okumak istiyorum. Araştırdığımda Wellingham Serisinin birinci kitabımış gelecek hikayeyi okumak için fazla beklemek istemiyorum.. Umarim devami hemen gelir.İkinci hikaye Asher Wellingham'ın hayatını kurtarırken kör kalan oğlan kardeşin hikayesi olacak.. Konusuna gelince Carisbrook Dükü Asher Wellingham uzak denizlerd iken hastalanıp ölem eşi Melanie'ni ölümünden sonra hayata adeta küsmüştü.Ama bir davette karşılaştığı tuhaf bir tipi olan Emma Seton ile karşılaştıktan sonra hayatının değişeceğini bilemezdi.. Emma Seton ise Asher'in tahminlerinin çok ötesinde çok uzak yerlerden Asher'de bulunan baston için Londra'ya gelmişti.Sahte isim kullanıyordu yıllar önce karşılaştığı Dükün hayatını kurtarmıştı ama Dük babasını öldürmüştü.O sırada babasının bastonu onda kalmıştı.Bastondan çok içindeki saklı olan şey önemli idi.Bir yolunu bularak o bastonu almalı bu oyuna bir son vermeliydi..Ama göz ardı ettiği şey birbirleri arasındaki çekim idi.. Tavsiyemdir.. Wellingham Serisi: 1.High Seas To High Society 2.One Unashamed Night 3.One Illicit Night

Baskı: Vahşi Bir Lordun Kollarında (Hellions of Halstead Hall, #4)

Vahşi Bir Lordun Kollarında Sabrian Jeffries Hellions of Halstead HallSerisinin Dördüncü kitabı idi..Serinin en güzel hikayesi Lady Minevra'nın olduğu hikaye idi bence..Bu hikayede çok zevkli idi ama biraz daha vasattı bence... Bu kitapta 4. kardeş Gabe ve Virginia Waverly’nin hikayesini okudum . Bundan yedi sene önce Gabe ve Virginia’nın ağabeyi yarışırken, Virginia’nın ağabeysi yarış sırasında ölmüştür. Gabe, bu ölümün üzüntüsünü ve acısını senelerdir çekmektedir. Virginia ise ağabeysinin ölümüne sebep olan adamdan intikam almak istemektedir. Amacı adamla yarışmak ve onu yenerek sosyeteye rezil etmektir. Buna karşın Gabe’in amacı ise genç kadınla evlenmek ve tüm bu olaylara son vermektedir. Virginia, yıllardır düşman olarak gördüğü Gabe ile evlenmeyi kabul edip onu sevebilecek midir? Gabe, genç kadınla sadece bir kefaret için mi evlenecektir yoksa bu uğurda Virginia’ya aşık mı olacaktır? Kısaca konu böyle.. Küçük oğlan kardeş Gabriel Sharpe'in hikayesi nedense beni sarmadı..Hikaye bence biraz vasat kaldı..Bu hikayenin çok da kötü olduğu anlamına gelmese de ikili arasında ki aşkı hissedemedim..İkisi de birlikte oldular ama aşık olamadılar birbirlerine..Arada çekim filan vardı aşk yoktu..Hikayede asıl ilgi çekici aşk büyükanne Hetty Plumtree ile Virginia Waverly'nin dedesi General Waverly arasındaki gelişen beklenmedik aşk idi..İkilinin konuşmalarına atışmalarına bayıldım.Hikayenin bence en güzel yeri idi.. Hikayenin diğer ilginç olan noktası ailenin anne ve babalarının öldürülmesindeki sır perdesinin biraz daha aralanması idi..Sanırım bu sır serinin 5.hikayesi olan Celia'nın hikayesinde çözülecek gibi..Serinin 5.hikayesinde en küçük kız kardeş Celia'nın hikayesi olacak ben asıl onu merak ediyorum..Çünkü büyük ihtimalle gizemli Bay Pinter ile kozlarını paylaşacaklar gibi görünüyor..Birbirleri ile her ne kadar atışşalar da aralarında bir çekim var..BU hikayeyi okumayı çok istiyorum..

Baskı: Gabriel Arafta (Gabriel's Inferno #2)

Gabriel Arafta Sylvian Reynard Orjinal adı Gabriel's Rapture olan kitabın Goodreads puanı 5/4,30 Benim puanım 5/4 Gabriel Araf'ta ilk hikaye kadar güzel olduğunu düşünüyorum. Kurguyu ilk hikaye kadar etkileyici buldum. Orjinalden okuyan arkadaşlar ne düşünür bilemiyorum ama çeviriyi başarılı buldum sadece Melek Bozan kelimesine takıldım araştırdığımda da anlamının hiç de çevrildiği gibi olmadığını gördüm..Bu da hikayenin çeviri ile yumuşatıldığını gösteriyordu.. Bir kitabı okurken kitabının anlamını mayasını bozacak bir yumuşatma olmasa da müdahale edilmiş hikayeye..Bence.. Hikaye tam da kaldığı yerden başlıyordu aslında..Kopma yoktu.Birlikte oldukları ilk gecenin sabahından başlıyordu..Başlarda ne hikmetse hikaye bana durağan geldi bir türlü ısınamadım...Ama sonrada sayfaları ilerledikçe sevgililerin ön balayından sonra sorunlar ortaya çıkmaya başladıkça kitabı elimden bırakamadım.Eski sevgili ve eski problemler okul derdi derken sorunlar çıkmaya başlaması,Gabriel'i elde edemeyen bir öğrencinin intikam planı derken hikaye çok ilginç geldi bana.. Beni en çok etkileyen ise aşıkların birbiri için fedakarlık yarışı yapmaları çok özeldi..İkisi de birbirinin zarar görmemesi için yapamayacağı şey yoktu..Ama gel gelelim olaylar onları mutlak bir ayrılığa doğru sürüklemesi sonunda ayrılığın kaçınılmaz olması.İki tarafında ayrı ayrı çektiği acı,hasret...İkisininde çektiği acıları okumak beni çok etkiledi.. Hele Gabriel'in Julia için çile çekmeyi seçmesi..Ondan sonra hiç bir kadını hayatına ve yatağına sokmaması..Julia'ya verdiğini sandığı mesajın gitmemesi bu yüzden Julia'nın kendisini terk edilmiş yüz üstü bırakılmış sanması.. Gabriel'in kendini affettirmeye çalışırken sevdiği kadına tapınması ..Bence okuyun ve aşkı iliklerinize kadar hissedin..Bu hikayede aşk var,fedakarlık var,sabır var..Kısaca hayatta olması gereken her şey var.. Şimdi Gabrel'in sevdiği kadına vermesi gereken son bir şey kaldı..Üçüncü hikayede yazar bence bunu işleyecek birde bence Gabriel'in nasıl profesör olduğunu o dönemi işlemeli ..Serinin üçüncü kitabından sonra ise bu serinin bitmesi gerektiğini düşünüyorum...Her şey tadında güzel..Tavsiye ederim....

Baskı: Özgürlüğün Elli Tonu (Fifty Shades, #3)

Özgürlüğün Elli Tonu/ E L James Şükür sonunda bitti diyorum..Uzun zamandır beni böylesini kilitleyen bir kitap okumamıştım..Konu çok basit milyoner yakışıklı karizmatik bir adam,tecrübesiz masum bir öğrenci olan genç bir kız.Adamın sıra dışı tercihleri geçmişteki acıları var.Tamam orası güzel de devamli cinsellik konudan kopartıp uzaklaştırdı beni..Birde serinin üzerine methiyeler filan düzenlenmesi beni çok kızdırdı.Ne vardı bu hikayede çok sıra dışı olan Christian'ın cinsel tercih ve zevklerinden başka..Bu hikaye bence hakim ve köle hikayesi idi..Tek farkı Christian'ın bu köleye aşık olması..Kölenin eşitliğe kavuşması.. Serinin en sıkıcı kitabı idi.Baştan itibaren evlenmeleri,birbirlerine adapte olmaları,alışmaları derken sayfalarca seks okumak beni sıktı..Keşke daha özgün bir hikaye olabilseydi.Serinin ilk iki kitabı yine okunabilyordu. Ama bu son kitap gereksiz tekrar ve uzatmalar mevcuttu.. Yazar aslında daha sıkı bir hikaye yazabilirdi de.Kitabın sonlarına doğru o havayı biraz yakalamış gibiydi..Hikaye tam renkleniyor derken aniden kesintiye uğradığını hissettim... Bu kitabı başından itibaren 500 kusur sayfaya kadar can sıkıntısı ile okudum..O kadar sayfadan sonra tam hikaye renklenirken yazar aniden kesiverdi..Birde kitabın sonunda Christian'ın bakış açısından paylaşılan bir iki sahne vardı ki o sahneleri okumak bayağı zevkli idi..Keşke iki tarafın iç seslerini verseydi yazar en baştan.. Ama duyumlarıma göre yazar birde Christian'ın bakış açısından serinin son kitabını yazacakmış ki o kitabı okumayı düşünmüyorum bu kadar Gri bana yetti...Daha fazla kilitlenmek istemiyorum..Serinin ilk iki kitabını okuduktan sonra keşke orada bıraksaydım diye çok düşündüm Özgürlüğün Elli Tonu'nu elime almasaydım ..Uzun zamandır bir kitap hakkında bu kadar sert yorum yapmadım..Bu kadar sert yorum yapmayı sevmiyorum da ama elimde değil ne yapayım... Yinede bu kitaptan çok zevk alanlar olacaktır..Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar...

Baskı: Kalbimdeki Mühür (Coin, #2)

Kalbimdeki Mühür-Andrea Kane Sikke(Demir Para) serisinin ikinci kitabı idi ...Sabırsızlıkla çıkmasını bekliyordum zevk ile okudum..Diyebilirim ki elime aldım ve yine bırakamadım..Daha önceki okuduğum Tenimdeki Mühürü okuduktan sonra Amanda Quick ve Stephanie Laurens severlerin bu yazarı çok seveceklerinden bahsetmiştim..Söylediklerim hala geçerli ki ben bu yazarı bu iki yazarsan daha çok sevdim..Çünkü konuyu anlatım ve işleyişi çok daha iyi ve akıcı..Aşkı ve tutkuyuda yazar çok iyi işlemiş..Devamlı takip edeceğim bir yazar olacak.. İLk kiatpda Anastasia ve Damen'in hikayesi vardı.İlk kitapta Anatasia amcasının kötülüklerinden kuzeni ve ikizi Brenna sayesinde kurtulmuştu..Ama amcasının tuutuğu bir yaralı kiralık katil vardı ki..Hikayenin sonuna kadar Brenna'ya rahat yüzü göstermedi...Anastasia'yı korumak isterken Brenna onu yaralamıştı..Fakat gelin görün ki bu kiralık katilin yüzünü kimse görmemişti..Yeni evlenen Anastasia ve Damen balayında iken tacizlere başlamıştı..Bu tehditler karşısında kontrollu olmaya çalışan Brenna kuzeni ve eşi balayından döndükten sonra bu tehdit mektuplarınıu daha fazla saklayamaz.. Damen bu iş için strateji uzmanı arkadaşı Royce Chadwick'den yardım istemeye karar verir..Tanıştıkları ilk andan itibaren Brenna ve Royce arasında özel bir bağ oluşur..Gerek karakterlerindeki benzerlik ve geçirdikleri zorlu çocukluktan dolayı birbirlerinden çok etkilenirler.. Bu arada kiralık katilde boş durmamakta iki kuzeni tehdit mektupları ile rahatsız etmeye devam etmektedir.. Bir an bile elimden bırakamadım desem yeridir..Hiç ummadığım bir kişi katil olarak karşımıza çıkıyor.. Yayın evine kitabı aynı çevirmene verdikleri için teşekkür ediyorum... Tavsiye ederim bu güzel kitabı..Hem macera,hem polisiye,hem tutkulu bir aşk okumak isteyenler için bire bir...

Baskı: Paylaşılan Hayaller (MacGregor Ailesi, #5)

The MacGregor Serisinin Beşinci Kitabı idi..Çok sevdiğim Daniel MacGregor'un kırk yıl önceki halini görmek çok zevkliydi...Serinin ilk dört kitabındaki kahramanları görmek çok zevkliydi..Daniel MacGregors sıra dışı inatçı bir adam ama Anna Whitfield'inde ondan geri kalır bir yanı yoktu.. Hikaye önce Daniel'in trafik kazası geçirdiği hastanede başlıyor..Sevimli İskoç'umuz ağır yaralı..Anna başında çocuklarını yanına çağırıyor.. Derken Anna kocası ile tanıştığı kırk yıl öncesine gidiyor.Tanışmaları Anna'nın ondan kaçmaktaki ısrarı. Daniel'in kararlılığı,sevgisi,şefkati..Hiç olmadık anda çıka gelen aşk ve Anna'nın kariyerinden vazgeçmemek uğruna yaptıkları çok güzeldi..Okurken kahkahalarımı çoğunlukla tutamadım.Bazı sahnesinde de gözyaşlarımı.. Diyebilirim ki MacGregor ailesinin anne ve babasının aşkı serinin en güzel kitabıydı..Okumanızı tavsiye ederim..Ama bence aşağıda sıraladığım şekilde okumalısınız..Paylaşılan Hayalleri alıp okumaya çalışırsanız diğer kitaplarla bağlantısı olduğundan kopukluklar hissedeceksiniz..Serinin Devamını sabırsızlıkla bekliyorum... Seri ŞU sırada: 1.Kumarbaz Aşk/Playing the Odds (1985) 2.Kader Bağladı Bizi/ Tempting Fate (1985) 3.Geçmişin Gölgeleri/ All the Possibilities (1985) 4.Yalnız Adam/ One Man's Art (1985) 5.Paylaşılan Hayaller/ For Now, Forever (1987)

Baskı: Büyülü Prenses (The DeBurghs, #5)

Büyülü Prenses Deborah Simmons Serinin Beşinci Kitabı çok severek okudum..Evllikten kaçan Robin'in hikayesi idi..Ne demişler yağmurdan kaçarken doluya tutulmak tam da Robin DE Burgh için söylenmişti sanki.. Babası dahil ağabeylerinin evlenmesi ve evlendikleri kadınların sözlerinden çıkmamaları Robin'i çok rahatsız ediyordu vee eski günlerini mumla arıyordu..Nasıl aramasın artık azınlıkta kalmışlardı..O ağabeyleri gibi evlenip karısının dizleri dibinde oturmayacaktı..Kanın son damlasına kadar mücadele edecekti..Ne demişlerrr büyük lokma yut büyük söz etme... Robin kendince kurnazlık yapıp kendini evlilikten koruma yollarını arıyordu ve bulduda:)) Kendini evlilikten korumak için büyü yaptıracaktı..Hemen bunun için kolları sıvadı kendine evllilikten koruma büyüsü yapması için bir manastıra yola düştü..Orada dünya güzeli bir rahibe adayı kız ile yolları kesişti..Tam o sırada manastırda bir rahibe öldürüldü..Bu cinayeti araştırması gerekiyordu...Rahibenin güzelliğinden kendini nasıl koruyacaktı?:)) Çok güzeldi..Tavsiyemdir...

Baskı: Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades, #2)

Karanlıgin Elli Tonu-E.L. James Sevdigini tekrar kazanmak ve kaybetmemek uğruna verilen tavizler bazen şaşırtıcı olabiliyor. Yarali Kücük bir oglan cocugunu icinde gizleyen ruhu yarali bir erkegin asik oldugu kadin ugruna gecirdigi muhtesem degisim. Anastasia ve Christian'ın elele tek tek astıklari engeller. Daha fazla ayrinti vermeden sunu söyleyebilirim okuyux ama malum sahnelere fazla takılmadan. Cunku bu sorunlu adam bu yolla savasiyor.En iyi bildigi şey bu. Ana'sıni kaybettikten sonra duydugu aci ona neredeyse aklini kaybettiriyordu. Hos durum Ana icinde oyle idi. Simdi yeni bir donem başlıyordu ikisi icin bu donemi okumak cok guzel ve ozeldi.Özellikle Christian'ın sevdiği kadın için içindeki şeytanlar ile savaşmasını sevdim..Kendisine dokunmasına izin verdiği sahne bence inanılmazdı..Çok etkilendim..Bazı sahnelerinde de çok kızdım ama..Bu sahneleri açıklayamam..Okuyun ve görün..

Baskı: Grinin Elli Tonu (Fifty Shades, #1)

Sonunda bende milli oldum ve Grinin Elli Tonu Bittii..Seriyi bir bütün olarak yorumlayacağım..İlk kitabı bitirdim .. "Beğendim yazarın anlatımı güzel.. Çok çok abartıldığı gibi değil bence..Ama BDSM sahneleri var bunu belirteyim..Bu sahnelere katlanamam diyorsanız alıp okumayın.Ya da o sahneleri atlayın.. Aşkı çok güzel hissettiriyor iki tarafında aşkı kaybetmemek uğruna yaptıkları okutturur bu romanı..Ebedi eser olmadığına katılıyorum. Ama cinsellik hayatın bir gerçeği bence evli çiftlerin kesinlikle okuması gereken bir roman.. Her okuyucunun bu kitaba tepkisi farklı olur..İlk önce bu kitabı Ön yargısız okumaya çalışın ..Hemen yargılamayın.Anlamaya çalışın..Yargılamak en kolayı..Ben Tavsiye Ederim.. Şimdi serinin ikinci kitabına başlıyorum..."

Uğursuz Kolye
8/1027.11.2012

Baskı: Uğursuz Kolye

Uğursuz Kolye-Nora Roberts. Orjinal Adı The Reef ,oodreads puaı 5/ 3.80 benim puanım5/4 Uzun zamandır ihmal ettiğim Nora Roberts Kitaplarından idi.. Hikayede ana konu Deniz Arkeolojisi ile ilgili olan deniz altında define arayan bu uğurda her şeyini yitirmeye göze alan kişilerin hikayesi vardı.Bu hikaye çok da güzel bir aşkla taçlandırılmıştı.. Özellikle Jaques Cousteau'nun belgesellerini izleyenler bilir..O belgesellerdeki tadı aldım bu hikayeden..Define aramanın bulmanın heyecanını çok da güzel aktarılmıştı.ki o heyecanı bire bir yaşadım... Romanın erkek kahramanı Mathew'in peşinde olduğu kolyenin hikayesi ve lanetinin hikayesi de ayrı bir güzeldi..Çok akıcı bir hikaye idi..Hikaye içine kurgulanmış aşk ise gerilim Bir de ruh hastası bir kötü adamımız da vardı..O daSilas VanDyke idi.Takıntılı multi milyarderin parası ile yapabileceği kötülükler,Aile ve ruh yapısını hikayeye heyecan katmıştı. Romandaki hikaye iki zaman dilimi ile kurgulanmış idi..Önce 8 yıl öncesinden başlıyordu.Anjelik Lanetine sahip kolyenin araması sırasında Mathew Leaster babasını şüpheli bir ölüm ile kaybetmişti..O sırada ortağı olan Silas VanDyke'den şüpheleniyordu..Ama bunu ispat edememiş bir şüphe olarak kalmıştır.. Bu sefer Ray Beamont ile anlaşarak birlikte define aramaya başlarlar..Anjelik Lanetine sahip bu kolyenin de izini sürerken Ray'in kızı deniz arkeolog adayı kızı Tate ile birlikte dalmaya başlarlar.. Mathew'in amcası da onlarla birlikte çalışmaktadır..Çok geçmeden bu ikili arasında yakınlaşma olsa da,Mathew Tate ile fazla yakınlaşmamaya özen gösterse de onun cazibesine daha fazla dayanamaz..O yaz tüm ekip ve onlar harika bir vakit geçirirler..Ama bu çok uzun sürmez hiç ummadıkları bir anda Silas VanDyke yine karşılarına çıkar.Uğradıkları felaketten tekrar yararlanır. Bu yıkımdan sonra Mathew Tate'in daha fazla fedakarlık etmesine müsaade etmeyerek ondan kötü bir şekilde ayrılır.. Hem Mathew hem Tate bu ayrılıktan fazlası ile yara alır..Her ikisi de hayatlarına geri döner. Tate tüm gücünü okuluna vererek ile Mathew'ı unutmaya çalışır. Mathew'da her zamankinden daha çok çalışarak onu unutmak ister.. Ama göz ardı ettikleri biri vardır..Silas VanDyke tüm aradan geçen zaman içinde Tate ve Mathew'i adım adım izler..Özellikle Tate'in peşini bırakmaz..Hatta kariyerinin önünü açmak için ona iş ile ilgili büyük olanaklar sağlar..tabii ki bunun bedelini zamanı gelince isteyecektir..Fakat hiç ummadığı bir anda Tate rastlantı sonucunda bunu öğrenir..Evine ailesine dönmeye karar verir.. Ama orada da büyük bir sürpriz kendisini beklemektedir..Çünkü babası Mathew ile tekrar çalışmaya karar vermiştir..Bu Lanetli kolyeyi tekrar arayacaklardır..İki aşığın yıllar sonra karşılaşmaları ise çok ses getirecek özelliktedir.. Özellikle denizaltı alemini seviyorsanız.Aşk,gerilim,maceradan hoşlanıyorsanız bu roman tam size göre..Tavsiye ederim...

Yaban Sümbülleri
9/1026.11.2012

Baskı: Yaban Sümbülleri

Bu ay ki Harlequin Historical olan Yaban Sümbülleri çok çarpıcı bir hikayeyi içinde barındırıyordu.. Verity'yi ilk gördiümde Lord Max ona istediği gibi yardım edememişti..O sıralarda Verity henüz 15 yaşındaydı..Babası intihar ettiği için ne evinin ne de babasının özel eşyalarını alamadığı gibi beş parasız kalmıştı..Sonraki dönmelerde hayatı daha da zorlaşmıştı.. Beş yıl sonra tekrar kaşılaştıklarında Max Verity'yi tanıyamamıştı onu hizmetçi sanmıştı..O zor hayatı onu derinden etkilemişti..Çünkü 5 yıl önce çaresiz bir kıza istediği gibi yardım edememesi onu çok üzmüştü..Şimdi bu kıza istediği yardımı yapabilirdi..Ama ona karşı hissettiği çekim onun daha değişik bir koruma sunmasına sebep olacaktı..Ama Verity bunu kabul edecek miydi.. Tipik bir Kül Kedisi hikayesi idi..Yazarın daha önce yayınlanan Thea'nın Suçu Ne? kitabından daha başarılı buldum..Tavsiye ederim.

Baskı: Arzuların Esiri (Immortals After Dark, #2)

Arzuların Esiri-Kresley Cole Orjinal adı: A Hunger like no other Goodreads Puanı 5/4,20 Benim puanım 5/4 Yeni tanıştığım bir fantastik seri..Çok akıcı bir uslup ile yazılmıştı.Yazarın kalemini çok sevdim...Bu kadar geçe bıraktığım için çok pişman oldum..Şimdi merakla serinin devamını bekliyorum... Bu seri Lara Adrianın,Jeanienne Frost severler için iyi bir alternatif olabilir bence ama serinin arası umarım fazla açılmadan devamını okumak nasip olur..Zira seri tam tamına 13 kitaplık bir seri ve 27 Kasımda serinin yeni bir kitabı çıkıyor.. Hikayemiz Kurt adam Lykae'lerin Kralı Lachlain MacRieve ile Yarı Vampir Yarı İnsan olan Valkyrie'li Emmaline Troy'un hikayesi..Lachlain bir İskoç..150 yıldır vampir sürüsünün elinde esirdi..Bulumduğu zindanda her gün her gece tekrar tekrar ölüp ölüp diriliyord korkunç işkencelere maruz kalıyordu.. Bu yukarıdan Emmaline 'nin kokusunu alıncaya kadar sürer..Çünkü Emma'nın yıllardır diğer yarısı aradığı eşi olduğunu anlamıştı..Bacağını koparmak pahasına zindandan kaçarak onu bulur..Eşi yapmak bir daha ayrılmamak için kaçırır..Ama göz ardı ettiği ve kaçırdıktan sonra anladığı Emma'nın vampir olmasıdır..Emma'nın yarı vampir olduğunu tabii ki bilmiyordu.. Emma'da insan olan annesini çok küçükken kaybetmiş vampir babasının da kim olduüğunu bulmak için Paris'ta araştırmalar yapıyordu..Lachlain onu kaçırarak rehin tutana kadar..Bu adam Ömründe görmediği kadar iri çok yakışıklı bir adamdı ne olduğunu anladığında ondan kaçıp kurtulmak istedi.Diğer taraftan da aralarındaki çekim ona doğru da itiyordu.. Romanın başından itibaren Emma devamlı şekilde kaçıp gitmek isteyen Lachlain'de onu ne olursa olsun elinde tutmaya çalışan taraftı..Lachlain onunla vatanı İskoçya'ya gitmek için yaptığı düzenlemelerde yakınlaşmanın bir yolunu bulmaya çalışacaktı onu elinden kaçıramazdı..Çünkü geleceği buna bağlı idi iyileşmesi de..Küçük kırılgan Emma'nın gücünü hiç ummadığı şekilde görecekti... Romantik Paranormal okumayı seviyorsanız bu kitap tam size göre..Tavsiye ederim..

Baskı: Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar

Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar-Erin Erin Quinn Orjinal Adı Haunting Desire OLan Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar'ın Goodreads Puanı 5/4,33 Benim puanım 5/4 Bu seriyi seviyorum...İrlanda'nın mistiszm havasını solumak hoşuma gidiyor..Her macerasında değişik hikaye..Sanki bayrak devri gibi her hikayede kahramanlarımız Fennore Kitabı ile savaşıyorlar.. Fennore kitabına hükmetmeye çalışan Cathan Mcgrath her bölümde insanlığından daha da bir şeyler kaybediyor..Bunun farkında olsa da onu bırakabilmesi mümkün değil..Bu bölümde biri daha ortaya çıkıyor bir nevi Tanrı Fennore Kitabının yaratıcısı Druid..Druid'i üç kişi görebiliyor bu hikayenim kahramanı Shealy O'Leary kızkardeşi Ellie ve Rory McGrath 'i arayan kız kardeşi Meaghan Ballagh ..Bu kadınların hepsinde sıradışı güçler var..Hele güçlerini birleştirdiklerinde yapabildikleri... Ayrıcalıklı Toprakların Lideri Tiearnan ablası Saraid'i kurtarmak için mücadele ederken Fennore kitabına zarar vererek içinde hapsolmuş başarısız olmuş bir lider..Bu başarısızlık ve uğradığı ihanet yüzünden amacı kalmamış bir adam..Yolları birden Shealy O'Leary ile onun yol açtığı bir geçitte kesisir Fennore kitabına Shaely ile birlikte döner.. Shealy O'Leary sıra dışı güçleri olan bir genç kadındır..Babası Donnell O'Leary Fennore Kitabının koruyucularındandır...Bu özelliği yüzünden eşi ile sık sık tartışan bu adam..Ailesi ile birlikte Fennore adasında bir kaza geçirirler..Eşi hamile iken ölür ve Shealy ise çok ağır yaralanır..Ve çok uzun tedavi maratonundan sonra sağlığına kavuşur..İşte Tam da İrlanda'ya gitme konusıu yüzünden babası ile tartışırken ne olduğunu anlamadan bir kapı açılır onun içine girer..Burada Tiearnan ile yolu kesişir.. Bundan sonra mücadelelerini birlikte sürdürmeye başlayacaklar aralarında oluşan bu muhteşem aşk ile bütünleşirken birbirlerine güvenmeyi,birlikte mücadele etmeyi öğrenip..Şimdiye kadar keşfedilmemiş sırları da keşfedeceklerdir..Aşkları o kadar güçlenecek ki mevcut kehaneti de birlikte yeneceklerdir... Güzel bir macera idi özellikle kitabın sonlarına doğru çok heyecanlı idi...Özellikle üç kadının güçlerini birleştirdikleri sahne müthişti.. Çeviride bir problem yoksada farkındalık kelimesini çok sık kullanılmıştı..Bu kelime bence sırıtıyordu..Sanki yapay kelimeler oluşmuştu..Yine de severek okudum.. Son macerayı da merak ediyorum çünkü bu macera Meaghan Ballagh ile Fenore kitabının yaratıcı Aedan'ın...Bu macerayı daha da merak ediyorum.. Fantastik kitapları ve İrlanda Mistiszm'ni seviyorsanız bu kitap tam size göre..Keyifli okumalar...

Baskı: Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar

Küçük Yalanlar,Yüksek Topuklar - Jane Graves Orjinal adı Hot Wheels and High Heels Goodreads Puanı 5/3,71 benim puanım 5/3 Uzun zamandır beklediğim bir kitapdı..Beğenerek okudum ama sanki Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar daha iyi idi..Okurken zevkle okudum da beklediğim derinlik yoktu hikayede..Sanırım beklentimi çok yüksek tuttum...Yazarın daha acemi iken yazdığı belli oluyordu..Hikayenin genel kurgusu iyi idi...Sıkılmadan severek okudum.. Zengin bir erkekle evli olan Darcy McDaniel 14 senelik evli idi ..Kocası ile evlendiğinde büyük bir aştan ziyade lüks hayatın peşindeydi..Bunu elde etti..Ama tatilden döndüğü gün hayatı tepetaklak olur..Sahip olduğu tüm mal varlığını kredi kartlarını her şeyini bir anda kaybeder..Evine gittiğinde oraya taşınmış yabancı insanlar olduğunu eşyalarının yerlerinde yeller estiğini görür.. Vee kocası da kayıplara karışmıştır..Elinde kala kala bir tek araba kalmıştır..Ama durun onun da sırası geldi..İri yarı yakışıklı bir adam ona el koyar..Aralarındaki savaş tam komedi filmlerindeki gibi idi.. John Stark idi bu adam..Polislikten ayrılmak zorunda kalıp kendine haciz şirketi kurmuştu..Darcy'nin arabasının da ödenmemiş borçları vardı..Bu arabayı kocası ona geçen doğum günüde almıştı..Borcunun olduğunu bilmiyordu.Kanının son damlasına kadar John ile savaştı.. Bu savaşta birbirlerine çekildiklerini fark etmediler bile..Nefret aşkı doğurur derler ya... Daha fazla ayrıntı vermiyorum..Keyifle okumanızı dilerim...

Kurt Ve Kumru
10/1016.11.2012

Baskı: Kurt Ve Kumru

Kurt ve Kumru-Kathleen E.Woodiwisi Orjinal Adı The Wolf and the Dove Goodreads puanı 5/4,14 Benim puanım 5/5 Şu ana kadar okuduğum en güzel orta çağ romanı ama oldukça da sert.. Çünkü roman Normanların İngiltere'yi işgal ettiği dönem yani Ortaçağın en sert dönemi olan 1066 da William’ın İngiltere’ye saldırdığı Saxson'ları esir alıp,topraklarını ele geçirdiği dönemde geçiyor..Kitabın daha ilk sayfalarında gerilmeye başladım diyebilirim.. Çünkü romandaki sahne çok acımasızca başlıyor..Normanlar tarafında işgal edilmiş bir kale ve İşgal edilen kalede yaşanan insanlık ötesi katliamlar..Kalenin efendisi öldürülmüş, .Boynuna bir ip bağlanan Darkenwald Malikânesinin kızı Aislinn ve kızını korumaya çalışan kalenin hanımının dizlerinin üzerinde süründürülmesi..Bu insanlık dışı manzaradan Demir Kurt Wufgar'ın kumandanı Ragnor de Maret sorumlu..İğrenç bir komutan.. Kalenin kızına iğrence tacavüz ettiği satırları nefret ederek okudum... Ertesi gün roman kahramanı Demir Kurt Wulfgar kaleye geliyor ..Aislinn'in karşılaşmaları..Aislinn Wulfgar'ın Ragnor'dan farklı olduğunu daha adil olduğunu anlıyor..Birbirlerinden nefret ediyorlar..Wulfgar onun güzelliğinden etkileniyor.. Ve Demir Kurt Wulfgarın nasıl biri olduğunu merak edersek, sevgisiz bir aileden gelmesi annesi kocasının savaşlara gidip kendisini ihmal etmesini bağışlayamamış şefkâtsiz bir annedir..Bunun acısını özellikle büyük oğlu Wulfgar'dan çıkartıyor..Babası ise onu piç olarak kabul edip uzaklara gönderiyor..Ailesinden sevgi görememiş bie adam..İşte bu sevgisizlik yüzünden kadınları sadece cinsel amaçla için kullanmış ve asla evlenmeyi düşünmüyor..Kadınları kullanmayı seviyor ama onlardan nefret ediyor... . Aislinn'i ilk iş Ragnor'un elinden alıyor..Aislinn'e Ragnor gibi acımasızca tecavüz etmiyor ama bir nevi baştan çıkararak tecavüzünü devamlı gerçekleştiriyor..Onu metresi ve kölesi yapıyor.. Aislinn'in ilk önce güzelliğinden büyüleniyor.Sonrada cesareti ve kişiliğinden etkilenmeye başlıyor.... Daha sonra kaleye Babası ve kız kardeşi geliyor.. Babası elindeki her şeyi kızı dışında kaybetmiş bir adam ve kız kardeş Gwyneth hani dersiniz koynunuzda yılan beslemek deyimi bu kadına çok da güzel uyuyor...Kaleye geldiği andan itibaren Aislinn ile devamlı uğraşıyor..akla hayale gelmeyecek entirakalar ile uğraşıyor..Tek zayıf yönü var Ragnor ona aşık olup neredeyse onu kölesi oluyor..O ne derse onu yapıyor...Ragnor ise Aislinn'i takıntı haline getiriyor..Onu Wulfgar'ın elinden almak için Gwyneth'i kullanmakta tereddüt etmiyor.. Aisslinn ise neredeyse kusursuzluk timsali başına gelenleri büyük bir vakur ile kabullenirken cesaret ve gücünü asla kaybetmiyor...Wulfgar'ı o iyiliği ve güzelliği ile dize getiriyor..Güzellik derken karakter ve huy olanından bahsetmek istiyorum.. Wulfgar ona o kadar bağlanıyor ki Ragnor ile dövüşmekten kaçınmadığı gibi kaybetmekten de çok korkuyor..Onun hasretini çektiği satırları okumak çok güzeldi..Özellikle odalarında her yerde Aislinn'i görmesi onu araması...Okuyun bence çok seveceksiniz... Yazar mekanı çağı ve aşkı o kadar güzel harmanlayıp bize aktarmış ki..Tekrar tekrar bu yazara hayran oldum...Kitabı özellikle sonlarına doğru elimden bırakamadım..Wulfgar'ın Aislinn'e aşık olduğunu ve yaşamının ondan başka öneminin olmadığını anladığı sahne müthişti..Kucağındaki bebeğin babası olup olmadığını bilmediği halde onu kucağında tutup o koca şövalyenin kollarında uyuttuğu sahne çok özeldi... Çok sevdim..Tavsiye ederim..Ama Rüzgarda Savrulan Küller benim için yazarın bir numarasıdır.. Keyifli Okumalar...

Baskı: Ateşle Oynamak / Ürkek Dokunuş

Ateşle Oynamak...Cathy Williams Cathy Williams sevdiğim bir yazardır..Bu hikayede ikiz genç kızların çocuklukta sık sık birbirlerinin yerine geçip çevresindekileri kandırmaya benzemeyen bir olay içinde bulurlar kendilerini...Ama bu çok da tehlikeli bir oyuna dönüşecektir..Kurgu güzeldi ama bazı sahnelerinde çok gerildim...Özellikle Marcus sinir etti beni.. Konusu: Laura ve Beth fiziksel olarak tıpatıp benzeselerde karakter olarak tam zıt ikiz kardeştiler..Laura ne kadar dışa dönükse Beth bir o kadar içine kapanık bir genç kadındı..Laura onu terk eden sevgilisnden hamile kalmıştı.Ama hamileliğin getirdiği rahatsızlıklar yüzünde işini aksatıyordu..Aklına bir çözüm geldi..Beth onun yerine geçip o bebeğini doğurana kadar çalışabilirdi..Çolgınca bir plandı.Patronunun ruhunun bile duymayacağını tahmin etmişti.Ama Marcos Adrino Beth'in farkına varmıştı... Ürkek Dokunuş-Anne Mather Orjinal Adı Wicked Caprice Anne Mather'in kalemini çok severim..Hikayelerindeki derinliği özellikle..Ürkek Dokunuş'da güzeldi beğendim.. İsobel Herriot sakin bir kasabada hediyeli eşya satan dükkanını işletiyordu..Ve onunla ilgilenen erkek vardı bu adam ile çok da yakınlaşmak istemesede başına büyük bir dert açacağını bilemezdi elbet.. Onunla ilgilenen Richard Gregory'nin eşi olan Jillian ağabeyinden çıkmaza giren evliliğinin kurtarmasına yardımcı olmasını ve aralarına giren kadın ile konuşmasını istiyordu..Patrick Shanon yoğun olan işlerinden her ne kadar ilgilenmek istemesede kız kardeşini kıramaz İsobel ile konuşmak için kimliğini gizleyerek kasabaya gider..İşte bu olayların başlamasına her iki taraf için zor günelere neden olacaktır..Zira Patrick ve İsobel hiç ummadıkları anda yakınlaşacak buda olayların iyicek çıkmaza girmesine neden olacaktır..Sevdim...

Gönül Sesi
10/1012.11.2012

Baskı: Gönül Sesi

Muhteşem bir duygu sağanağı vardı bu hikayede bayıldım..Bence bu ay çokan en güzel harlequin..Yazarın daha önceki çıkan romanından çok çok daha başarılı idi..O kötü değildi ama buradaki hikaye muhteşemdi..Yürğinizin en umulmadık yanınadn yakalayan bir hikaye idi...

Bizans'ta Bir Güzel
7/1007.11.2012

Baskı: Bizans'ta Bir Güzel

Bu ay ki Harlequin Historical sayısının yazarı Carol Townend'in Bizansta Bir Güzel Orjinal adı Bound to the Barbarian'ın Goodreads puanı 5/3,33 benim puanım 5/3 Güzel bir romandı yazarın kalemini sevdim..Araştırdığımda üç kitaplık bir seri olduğunu gördüm..Bizans'ta Bir Güzel serinin ilk kitabıydı.. Birde İstanbul'da geçmesi kitap ile daha çok ilgilenmeme neden oldu.. Konusu oldukça ilginçti..1069 yıllarında yani orta çağ da geçmekte hikayemiz..Giritli bir çömlekçinin kızı Katerina ülkesini Normanların istilası yüzünden terk etmiş olan Saksonyalı bir askerin hikayesi idi.. O çağlardaki kadınların haklarının olmayışı mal gibi alınıp satılabiliniyordu ki..Prenseste olsa durum değişmiyordu..Bizans İmparatoru'nun yeğeni olan Prenses Thedora'ya çok sevdiği nişanlısı öldükten sonra Larissa Dükü Nikolaos ile nişanlandırılmıştı..Onun yanına götürlmek üzere Ashfirth Saxon görevlendirilmişti.Prensesin sığındığı manastırdan almak üzere mansatırun kapısına asakerleriyle birlikte gelmişti..Fakat Theodara'nın bu evlilikte hiç gönlü olmasa da amcasının isteiğini yerine getirecekti ama yeni doğurduğu bebeğini bırakmaya kıyamıyordu..Onunla olabildiğince çok vakit geçirmek istiyordu.. Birden aklına azat ettiği Giritli kölesi Katerina geldi.Onu yerine geçirebilirdi..Prenses olarak bir süreliğine yerine Katerina geçerse o da çocouğ ile ilgilenebilirdi..Ama hesaba katmadığı kumandan Ashfirth vardı..İmparotorun paralı askerlerinin kumandanı idi Ashfierth..Ülkesini terk ettikten sonra Bizans İmparatorluğunun emrine girmişti..Kendine yeni bir yaşam kurmuştu.. Katherina ise babası tarafından köle tüccarlarına satılmış Giritli bir genç kadındı..Ona ilk ihanet eden babası yzüzünde erkeklere hiç güvenmiyordu..Köle tüccarlarının eline geçtikten sonra ayakta dırması kolay olmamamıştı..Ta ki Prenses oTheodora onu satın alıp özgürlüğüne verene kadar..İşte bu yüzden Katherina prensese vefa borcunu ödemek istiyordu ama Ashfirth'in dikkatini çekmemeliydi.. Hesaba katmadığı kumandan ile arasında oluşan o muazzam çekimdi..Kumandan kendisinden çok etkilenmişti ve oda ona karşı boş değildi..Yolculuğu olaysız bir şekilde tamamlamak istiyordu..Ama bu o kadar kolay olmayacaktı.. Bu seriyi sevdim..Tavsiye ederim..

Baskı: Sonsuza Kadar (Sequel, #1)

Sonsuza Kadar Judith McNaught, Orjinal adı Once and Always Gopdreads puanı 5/4.16 Bence puanı 5/5 hatta daha yüksek olmalı..Ne söylesem ne yazsam az gelir bu unutulmaz hikaye ile ilgili. Çocukluğun da inanılmaz şekilde kötü geçen normal bir insanın çekemeyeceği acıları çocukken çekmek zorunda kalan bir Dükün gayrimeşru oğlu olan Lord Jason Fielding..Kötü bir çocukluktan sonra başından geçirdiği kötü evlilik..Tek varlığı olan oğlu uğruna sürdürdüğü evlilikten sonra ,oğlunu kaybetmesi..Jason Fileding'i hayata bağlayan pek de bir şey kalmamış gibiydi..Yaşıyordu ama ruhu ve kalbi ölmüştü.. Onu ve hayatını kökünden sarsacak olan Sevgi dolu bir yuva da büyüyen özgür ruhlu güzel Victoria Seton hayatına bir domuz yavrusu ile kapısında belirene girip karıştırması ile Jason üstüne serili olan ölü toprağı ile yaşaması son buluyordu..Ah tabii ki Kara Panterimiz buna en başından itibaren karşı çıkıp direnecekti.. Bu hikaye de ikilinin kaderini belirlemede Charles Fielding'in yani Atherton Dükünün de büyük bir rolü vardı.. Onun hikayesi de çok anlamlı idi..Mazide mutluluğu elinin tersi ile tepip sevdiği kadının da hayatını sevgisizliğe mahkum etmişti..Sevdiği kadını para uğruna terkedince o da İrlandalı bir doktor olan Patrick Seaton ile evlenerek Amerika'ya göç etmişti..Bu sonsuz ayrılıktan çok ama çok pişman olmuştu....Katherine'nın mutsuzluğuna sebep olmaktan hep vicdan azabı duymuştu..İşte bunu bir parça olsun telafi etmek istiyordu..Bu da gayri meşru olan oğlu Jason Fielding'in hayatına sevgi katarak olabileceğine inanıyordu..Victoria ile tabii ki. Victoria'yı kendi kızı gibi bağrına basmıştı..Hem çok sevdiği yegane kadının kızı le oğlu evlenmesi omun geçmişte birleşemediği sevgilisi ile bir anlamda birleşmesi sayılırdı.. Bunun için her şeyi yapabilirdi...Yaptı da..Victoria'nın aşık olduğu ve beklemeye söz verdiği nişanlısının mektuplarına el koydu..Hasta rolü yaptı..Sonunda canı kadar sevdiği oğlu ve sevdiği kadının kızını evlendirmeyi başardı.. Geçmişte cesur olup elini tutamadığı kadının kızıydı Victoria Seton anne ve babası kazada öldükten Londra'da olan akrabalarının yanında kalmak için Amerika'dan kız kardeşi Dorothy ile birlikte gelmişlerdi..Annesi son nefesinde Atherton Dükü Charles Fielding ve Claremont Düşesi olan büyük annesinin ismini vermişti.Ama büyük annesi onu annesine çok benzediği için kabul etmeyince Charles Fielding'in evinde kalmak Victoria'ya düşmüştü.. Jason ilk başlarda ne kadar karşı çıkarsa çıksın bu yüreği büyük genç kızın evine geldikten sonra saçtığı ışık ile yaşamı aydınlanmaya başladığını görüyordu..Ne yaptısa ondan vazgeçemedi..onu bırakamadı...Aslında ilk kapısına kucağında domuz ile geldiğinden beri onu seviyordu..Bu sevgiyi kabul etmek iki taraf için zor da olsa ömür boyu sürecek unutulmaz bir aşka kavuşmak o kadar da kolay değildi... Her satırı duygu yüklüydü..Özellikle Victoria'nın babası tarafından aşılanan hayat felsefesi anlam yüklüydü ki bu Jason'ın o sertliği,duygusuzluğu ardındaki maskelediği sevgi dolu ruhunu görmesinde etkili olmuştu...Bunu görebilmek Victoria'ya sevdiği adamı kazanmasında büyük bir etken olmuştu..Gördüğünü değil ardındakine bak demişti babası..Başka bi erkeğe aşık olan karını ölünceye kadar sevmekten vazgeçemeyen Patrick Seaton..Belkide kendisi mutlulukla tanışamamıştı ama kızının mutluluğundaki ana zemini oluşturmuştu..Çünkü Jason'ın kabuğunu kırdıktan sonra gelen mutluluk sanırım herkese nasip olabilecek bir mutluluk değildi... Daha yazmak istiyorum yazabilirim de..Historical romanlarının kraliçesi Judith McNaught'un kalem gücü işte burada okudukça her satırda tekrar keşfediyorsunuz..Her okumamda sanki ilk defa okuyormuşçasına başka bir tat alıyorum romanlarında.. Hala okumayan varmıdır? Ama varsa çok şey kaçırıyorsunuz derim..Tavsiyemdir..Bir kez ve daima....

ÖncekiSayfa 13 / 31Sonraki