periyodik neşriyat
@periyodik neşriyat

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sol Ayağım

Engelli insanların yaşadıklarını içerden ve samimi bir bakışla anlatıyor kitap. Müthiş bir başarı öyküsü, bir kahramanlık destanı tablosu çizmediği için de samimiyeti artıyor. Sade, anlaşılır bir dili var; yazar da bunun için uğraştığını söylüyor zaten. Güzel bir hikaye anlatılan, gerçek ve güzel. Okuması keyifli, sıkmıyor, kısa bir kitap. Geride belirgin izler bıraktı; boş bir kitap değil. Ucu açık bitti, sanırım Christy Brown'ın yaşam öyküsü diğer kitaplarda devam ediyor. Şikayetim, yayıneviyle ilgili: Nemesis yayınevi, kitabı o kadar çok baskı hatasıyla yayınlamış ki bazı anlarda siznirim bozuldu. Çeviri iyi ama baskı hataları bazen anlamı bile yok edebildi. Satış kaygısıyla yayına çok hızlı ve özensiz hazırlanmış muhtemelen.

Baskı: Seks Hakkında Bilmek İsteyip de Sormaya Asla Cesaret Edemedikleriniz...

Kitap filmin senaryosundan oluşuyor: Sahneler, kamera açısı vs. belirtilmiş; tamamı diyalog. Woody Allen, cinsellikle ilgili sıklıkla sorulan sorulara kendince cevap veriyor. Filmi izlemedim ama kitabın genel olarak vasat olduğunu söyleyebilirim. Belki ekran için yazılan bir metin kağıt üzerinde o denli etkili olmuyordur; ama son iki bölümü güzel: -Cinsellik konusunda araştırmalar yürüten kliniklerin ve doktorların tanıları gerçekten doğru mu? -Boşalma sırasında ne oluyor? Özellikle son sorunun cevabını beğendim. Eğlenceli olmuş.

Baskı: Kendini Aslan Sanan Şola

Şola adlı dişi bir köpeğin aslan olmaya çabalamasını ve bundaki tatlı başarısızlığını öykülüyor. Çok komik. Türkçe'de önce "Şola ve Aslanlar", sonra "Kendini Aslan Sanan Şola" adıyla Günışığı Kitaplığı'ndan çıkmış; çevirmen: İlknur Ayaşlı. Kitabın şirin çizimlerini Mikel Valverde yapmış, eline sağlık. 1997 bask çocuk edebiyatı ödülü alan bu eser, beni şu yaşta güldürdü. Zorunlu ek: yaşım 29.

Kan Kitapları 1
7/1027.02.2013

Baskı: Kan Kitapları 1

Bir hayli mide bulandırıcı ve ürpertici öykü var kitapta; lakin çoğu edebi açıdan zayıf. Son öykü "Tepelerdeki Şehirler" hem edebi açıdan hem de olay örgüsü bakımından en iyi öykü, ışıl ışıl.

Görünmez Canavarlar
10/1027.02.2013

Baskı: Görünmez Canavarlar

Çok etkileyici, çok farkı, çok sarsıcı. Bu adam okuyucunun yumuşak karnına yumruk indirmeyi seviyor.

Dünya Tarihi
10/1027.02.2013

Baskı: Dünya Tarihi

Çok büyük keyifle okumuştum bu kitabı. Özellikle Nuh'un gemisi ile ilgili kısım çok eğlenceliydi. Mutlaka okuyun.

Teşekkür Ederim
7/1027.02.2013

Baskı: Teşekkür Ederim

Daniel Pennac'ın ödül törenlerinde yapılan teşekkür konuşmalarını eleştirdiği kısa kitabı. Tüm eserleri için "grand prix metropolis bleu" ile ödüllendirilen yazar, kendi teşekkür konuşmasını tasarlarken doğurduğu bu metni tiyatroya uyarlayıp oynamıştır da. Kitabı okurken hissedegeldiğiniz tiyatro metni havası buradan esmektedir. Güzeldir. Eğlencelidir. Düşündürür.

O'nun Karısı
6/1026.02.2013

Baskı: O'nun Karısı

Yarım saat sürmüyor kitabı bitirmeniz. Rahat okunuyor. Romanın temel izleği bir bayan doktor ile bir müteahhit arasında geçen tutkulu beraberlik. Tüm bu beraberlik doktorun hisleri üzerinden anlatılıyor. Kadının erkeğe olan tutkusu kusursuz bir biçimde aktarılıyor. Cümleler kısa ve sade. Olaylar gerçekçi ama anlatı bazen garip bir biçimde kesiliyor. Hikaye öngöremediğiniz bir sonla bitiyor ve sizi sonuçsuz bırakıyor; ama bu sizi rahatsız etmiyor. Giriş-gelişme-sonuç meraklısı iseniz okumayın; ama bir kadının hayatından yoğun (ve yer yer garip)bir kesit okumak istiyorsanız buyrun.

Pis İş
10/1026.02.2013

Baskı: Pis İş

Kendi halinde kahramanımız Charlie Asher'ın güllük gülistanlık hayatı birden tepetaklak olur çünkü tanrı ona pis bir iş verir. Charlie Asher, bir yandan bu pis işi yaparken bir yandan da küçük kızını büyütmeye çalışır. Bunun yanında bir dizi garip komik olay da cabası. Gülerek, şaşırarak okunacak harika bir kitap. Çok komik, çok farklı, çok akıcı, çok yaratıcı. Douglas Adams ve Tom Robbins seviyorsanız, mutlaka seveceksiniz.

Eleştirel Teori
7/1026.02.2013

Baskı: Eleştirel Teori

Özellikle edebiyat alanında eser eleştirisinde kullanılan kuramları kısa kısa tanıtan ve metinleri çizimlerle destekleyen güzel bir kitap. Marksizm, feminizm, göstergebilim, psikanaliz vb. alanların edebi eseri daha iyi anlamlandırma adına nasıl kullanıldığını kısaca anlatıyor. Benim gibi yarım yamalak bilgisi olanlar için iyi bir başlangıç olacaktır. Tüm anlattıklarını belirli bir bağlamda birleştirdiği için eleştirel teori alanına genel bir bakış atabiliyorsunuz. Kitabın arkasına, daha ayrıntılı okumalar için bir kitap listesi ve bilinmeyen terimler için bir sözlükçe eklenmiş. Denk gelirse bir göz atın derim.

Dante Kulübü
9/1023.02.2013

Baskı: Dante Kulübü

İlahi Komedya'nın İngilizce'ye çeviri sürecini gerilimle harmanlayan yaratıcı bir kitap. Sizi Dante'ye yaklaştıracağına eminim. Müthiş bir polisiye beklemeyin, çeviri sürecinin ve İlahi Komedya'ya dair verilen bilgilerin keyfini çıkarın.

Dalga
8/1023.02.2013

Baskı: Dalga

Dalga heyecan dolu bir kitap. Bir düşüncenin ne kadar hızlı ve korkutucu bir biçimde yayılabileceğini gösteren bir deney.

Bay Mükemmel
7/1023.02.2013

Baskı: Bay Mükemmel

Üniversitedeyken büyük bir heyecanla okumuştum kitabı. Şimdi okusam aynı tadı alır mıyım bilmiyorum ama son sahneleri zihnime kazınmış.

Ağaçkakan
10/1023.02.2013

Baskı: Ağaçkakan

Her Tom Robbins romanı gibi çok uçarı, çok eğlenceli. Marlboro, bombacı, prenses ve piramitler... Daha ne olsun.

Katya'nın Yazı
10/1023.02.2013

Baskı: Katya'nın Yazı

Başından sonuna farklı bir kitap Katya'nın Yazı. Trevanian'ın ne kadar yetkin bir yazar olduğunu suratınıza çarpıyor bu farklılık. Klasik bir aşk öyküsü gibi görünen yönünde bile farklı tınılar var kitabın. Doktor Montjean ile Katya arasındaki bağ, aşkın basit bir sunumu değil. O şok edici sonu olmasa bile çok güzel ve gizemli bir aşk bu. Okuyanı kendi geçmişine sürükleyecek kadar etkili. Hızı hiç kesilmeyen bir anlatım hakim kitaba. Tek bir noktasında bile sıkılmıyorsunuz. Hikayenin arkasından kendini belli belirsiz gösteren gizem, heyecanı sürekli ayakta tutuyor. Bir kendinizi bıraktınız mı tadından yenmeyecek harika diyaloglar var. Karakterler o kadar kuvvetli ki zihinde canlandırmak için hiç çaba sarf etmiyorsunuz: Montjean, Katya, Doktor Gros, Paul, bay Treville ve hatta Bask festivalindeki delikanlılar, kızlar. Hepsinin hislerini duyabiliyor, zihinlerini okuyabiliyorsunuz. Bunları 1. tekil şahıs anlatıcıyla okura yansıtmak her yazarın harcı değil bana kalırsa. Trevanian okumaya Şibumi'den başlayan tutucu bir okursanız, Katya'nın Yazı'nı beğenmeyebilirsiniz; ama çok akıllı, eğlenceli ve gizemli karakterlerle dolu, harika bir kurguya sahip iyi bir kitap okumak niyetindeyseniz zevkle okuyacaksınız. Kitapta yer alan özdeyiş kıvamındaki cümleler ise zevkinizi katlayacak. Tabi bu güzel cümlelerin harika çevirisi için çevirmeni de anmak gerek: Belkıs Çorakçı Dişbudak, zihni dert bulmasın, harika çevirmiş kitabı; sarkan, tökezleyen bir cümle bile yok.

Kitab-ı Duvduvani
10/1022.02.2013

Baskı: Kitab-ı Duvduvani

Muhteşem bir eser. Tarihi-fantastik türde bir başyapıt bana kalırsa. Çok yaratıcı. Okuması kısmen zor, çünkü çok fazla eski kelime var. Ama alıştıkça harika bir okuma keyfi yaşatıyor.

Fahrenheit 451
9/1021.02.2013

Baskı: Fahrenheit 451

Kusursuz bir dil ve hiç dinmeyen bir hız var bu kitapta. Heyecanlandıran, hep daha fazlasını istemenize sebep olan buluşlar da cabası. En çok dilinin üzerinde durmak gerek tabi: Çok kuvvetli, büyüleyici bir dili var, benzetmelerin tadı hala damağımda. Sıradan, düz bir anlatım biçimi kullanmadığı anlarda şaha kalkıyor bu dil. Bu açıdan kimi okuyucu için anlaması zor olabilir. Benim yaptığımı yapıp uzun bir okumaya dönüştürmeyin sakın çünkü kitabın hızı süratli bir okumayı talep ediyor ve kitap böylece asıl doygunluğuna ulaşıyor. Ben yarısına kadar iki haftada geldim (tamamen benim tembelliğim tabi), kalan yarısını da bir gecede okudum. Müthiş.

Açınız
4/1020.02.2013

Baskı: Açınız

Temel olarak, sözcüklerin birbirleriyle konuştuğu bir tiyatro metnine benziyor. Belirli bir kurgu yok. "siz" ile "sen" atışabiliyor mesela bir sahnede ya da başka bir sahnede "hadi görüşürüz"ün duygusuzluğundan dem vurabiliyor diğer sözcükler. Böyle bakınca bir hayli eğlenceli ve farklı bir kitap gibi durabilir ama öyle değil. Bu denli ilginç bir fikir kitap boyunca heba oluyor. Baştan sona sıkıcı. Sözcüklerin arasında geçen konuşmaların ilgi çekici hiç bir yanı yok. Tamamıyla diyaloglardan oluşan metnin belirli bir kurgusu olmadığı için her şey birbirinden kopuk. Sarraute, “yeni roman” akımının temsilcilerinden olduğu için bu kitabında da ana akımın anlatım yönteminden ziyade kendi benimsediği farklı bir anlatım yöntemi uygulamış olabilir. Bildiğimiz, beklediğimiz, alıştığımız anlatım yöntemini parçalamak için giriştiği bu biçem, ilgiyle okunabilecek konuyu okunmaz hale getirmiş sanırım. Çevirmene suç bulacağım ama Aysel hanım işinin ehli: Andre Gide, Milan Kundera, Balzac, Sartre dahil bir çok yazardan kırkın üstünde kitap çevirmiş. Hülasa, okumayın sevgili kariler, 94 sayfa da olsa çekilmiyor.

M. Butterfly
7/1004.02.2013

Baskı: M. Butterfly

Etkileyici bir metindi. Sahnede izlemeyi isterdim.

Baharda Yine Geliriz
8/1004.02.2013

Baskı: Baharda Yine Geliriz

Her öykü bir hale yayıyor, kısacık olmalarına rağmen zihninize bir devam bırakıyor; Barış Bıçakçı öyle güzel, öyle gerekli ayrıntıları seçiyor ki siz gerisini rahatlıkla tamamlıyorsunuz. Barış Bıçakçı büyük bir yazar, onun edebiyatı sadeliğin de erişilmez olabileceğini gösteriyor.

Ekmek Parası
10/1002.02.2013

Baskı: Ekmek Parası

Tekrar tekrar okunacak, hayat dolu, sıcak bir kitap. Başucum.

Kutsal Aile
2/1019.01.2013

Baskı: Kutsal Aile

Çok kötü bir kitap. Kitap boyunca ana roman kişisi İsmail'in zihninden geçenleri okuyoruz ama bunlarda insanı meraka sürükleyecek hiç bir şey yok. Tamamıyla sıkıcı. Kitaba dair söylenebilecek, onu da zorlayarak söyleyebiliriz, en iyi şey: İsmail zihninde başka bir İsmail'le konuşuyor, bu da nadiren ilginç konuşmalara sebep oluyor.

Kraliçe Kitap Okursa
7/1022.12.2012

Baskı: Kraliçe Kitap Okursa

Çok keyifli. Eğer uzunca bir ara verdiyseniz okumaya ve bir kitap bitirmenin keyfini yaşamak istiyorsanız bu kitap ilk tavsiye olabilir. Okudukça içinde bahsedilen coşkun okuma heyecanına hemen kapılıyorsunuz ve siz de kraliçe gibi bir kitaptan diğerine akıp gitme hevesine tutuluyorsunuz. Çeviri gayet iyi, çevirmen: Süha Sertabiboğlu

Denizlerin, İstanbul
8/1009.12.2012

Baskı: Denizlerin, İstanbul

Çok zengin bir dili var Zeyyat Selimoğlu'nun. Öykülerin hepsi merak uyandırıcı olaylarla dolu ve herbiri farklı bir dille yazılmış. Zevk alarak okudum.

ÖncekiSayfa 5 / 6Sonraki