
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kıskançlık (Lüks Serisi 3)
19.yy Amerika sosyetesinden, dört ayrı leydinin hayatını anlatan 'Kıskançlık', Lüks serisinin 3.sü olan kitapta; ikisi kardeş bu dört genç hanımın etrafında ve kendi içlerinde dönen entrika, kıskançlık, ihanet ve aşk oyunlarını okuyabilirsiniz. Bazı seriler tek tek okunabilir. Fakat bu seri öyle değil. Sanki dizi izler gibi. Önceki kitabı okumadan, diğer kitaba hakim olmak zor. Kitap bitince de, doğal olarak yarım kalmışlık hissi uyandırıyor. Ben ilk olarak 'İhtişam' kitabını okudum. Yani son kitabı ve aynı yazdığım gibi hissettim. Bu kitabı okumaya başlayıp karakterler tanıdık gelince, seri olduğunu anladım. Okumak isteyen arkadaşlar; kesinlikle seri sırasına göre okuyun. Ben yandım, siz yanmayın :) Kitaplar sırayla ''Lüks'', ''Fısıltılar'', ''Kıskançlık''; '' İhtişam''. Sırayla okusam puanım belki daha yüksek olabilirdi fakat genel itibariyle cömert davrandığımı söyleyebilirim.
Baskı: Aşk Nedensiz de Güzel (The McCarthys of Gansett Island #5)
Serinin 5.si olan ''Aşk Nedensiz de Güzel'' kitabında; McCarthy ailesinin müzisyen olan oğulları Evan ve adada kötü bir olay sonucu mahsur kalan eczacı Grace'nin, kaçınılmaz olarak aşkla sonuçlanan hikayesi anlatılıyor. Bunun yanı sıra yazarın, özellikle 4. kitabında abarttığı yan karakterlerin hikayesini de okuyabilirsiniz. Bu kitapta biraz daha buna az yer vermiş. Bu karakterlerin hepsinin de, başlı başına kitap olabilecek ilginç hikayeleri var. Yazar bunları bir kitaba serpiştirmek ve yüzeysel geçmek yerine, her kitapta belki az ipuçları vererek ve böylece asıl hikayeyi daha hakkıyla işlese idi, bu seri daha iyi olabilirdi.
Baskı: Kurtlara Söyle Eve Döndüm
Kitabın kapağına ve ismine bakarak, eğlenceli bir kitap olduğunu düşünerek almıştım. Fakat neşe haricinde bir çok farklı duyguya sürükledi. Kitapta bir kaç konu ele alınmış. Abla kardeş ilişkisinin bozulup, son noktasına gelmesi; küçük bir kız çocuğunun dayısına olan aşkı; ardından dayısını AIDS yüzünden kaybetmesi; daha sonra da dayısının hayat arkadaşı olan kişiye aşık olması ve onu da aynı hastalıktan yitirmesi; annesiyle dayısının gençliklerinde kopardıkları bağlarınının hikayesi. Farklı bir konusu olsa da, kitap beni rahatsız etti. Sonuçta bu olayları yaşayan kız çocuğu 13 yaşında anlatılıyor. Ve öyle de kalıyor. Sonu, kız çocuğunun büyüyüp bunun aşk değil de sevgi olduğunu anlamasıyla bağlansa, kitaba biraz daha olumlu bakabilirdim. "2007 yılında Kurtlara Söyle Eve Döndüm adlı ilk romanını yazması için kendisine Sanat konseyi tarafından cömert bir fon tahsis edildi" diye yazar tanıtım kısmında bir cümle var. Bir çok listede de en iyi kitaplar arasına girmiş. Bunlar da beni maksatlı ve planlı yazılmış bir kitap sonucuna götürüyor. Bilemiyorum belki ben öyle düşünüyorum fakat öyle listeleri zorlayacak bir kitap değil.
Baskı: Bu Güller Senin (Bride Quartet, #2)
Düğün organizasyonu yapan dört arkadaşın hikayesinin anlatıldığı serinin, ikincisi olan kitapta; çiçek işleri ile ilgilenen Emma ve neredeyse çocukluk arkadaşları olan Jack, ne kadar kaçmaya çalışsalar da, aralarında olan çekime karşı koyamazlar. Yine de Emma'nın korkusu, işlerin yolunda gitmeyip dostluklarının bozulma tehlikesidir. Seriyi sırayla okumaya başladım. Bu kitabı 1.sinden daha çok beğendim. Yine de yazarın o çok sevdiğim kitaplarından biri değil. Organizasyon işleri, çiçek yapımları fazla ayrıntılı anlatılmış. Eğer organizasyon işleriyle uğraşıyor veya düşünüyorsanız eminim siz daha çok beğenirsiniz. Yazar sonraki kitaplarla ilgili bazı ipuçları vermiş. Hal böyle olunca insan merak ediyor :) Sıradaki kitabı okumaya başlayacağım, bakalım o nasıl?
Baskı: Ömrüm Senindir (Bride Quartet, #4)
Serinin son kitabı "Ömrüm Senindir" de; üç kız arkadaşından üçünü de nişanlayan Parker'a sıra geliyor. Okuyanlar bilir diğer üç kitap da birbirine benzerdi. Bu kitap da aynı. Bol bol düğün organizasyon olayları anlatılıyor. Sinyalleri verilen Parker ve Mal aşkı ve kaçınılmaz son. Ayrıca kitapta Mac ve Carter'ın düğününü de okuyabilirsiniz. Son kitap olduğu için yazar, diğer çiftlerin düğününü de kitabın sonunda anlatsa, hikaye bütünlüğü açısından güzel olurdu. Sanki eksik birşeyler kalmış veya yarım kalmışlık hissettim. Benim bildiğim son kitap. Belki de yazar serinin devamını getirmek adına açık kapı bırakmıştır.
Baskı: Cambazhane Köpeği
Michael isimli bir İrlanda köpeğinin deniz kaptanı sahibinden ve kardeşinden ayrılarak; Dag adında bir tayfa tarafindan manipüle edilerek sahiplenir. Birbirlerini gerçekten çok severler ve Dag onun içindeki cevheri keşfeder. Onun üzerinden para kazanmaya başlar. Böylece meyve veren ağaç taşlanır misali, onu elde etmek isteyenler çeşitli oyunlara baş vurur. Dag ile ayrılmak zorunda kalırlar ve Michael için bu kabusların başlangıcı olur. Beyaz Diş' ve 'Vahşetin Çağrısı' kadar olmasa da, bir köpeğin yaşadıklarını çok güzel anlatıp; hayvanların duygularını adeta okuyucuya yansıtan, yaşatan bir eser olmuş. Belki de kısa olduğu için, belki de diğer iki kitabı önce okuduğum için, onları bir tık daha yukarıda gördüm, bilemiyorum. Sirkte gösteri yapan hayvanlara yapılan işkence ile eğitim yöntemlerini okudukça kanım dondu, yüreğim ezildi. Bunun yanında Jack London'ın kalemine bir kez daha hayran oldum. Tek sıkıntı yayınevi kaynaklıydı. Kim, ne dedi? Ne zaman dedi? Anlamak mesele. İki kişinin diyaloğu bazen birbirine karışıyor. Yazım hataları çok fazla. Okumanızı kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap, hem de her yaş için. Bunun yanında, var mı bilemiyorum fakat başka yayınevini tercih etmenizi öneririm.
Baskı: Kader Ağları (Graham Clan #1)
12.yy İskoçya'sın da toprak savaşlarının hüküm sürdüğü yıllarda, İskoçya kralı; babasını kaybeden yarı Viking, yarı İskoç olan Melloyora ile kralın sadık askerlerinden Waryk'ın evlenmesini emreder. Böylece hem vaftiz kızı olan Melloyora güvende olacak hem de topraklar, kale ve yaşayan insanları ile Waryk'e geçerek onu ödüllendirecektir. Yalnız hesaba katmadığı, Viking kızının krala bile karşı gelecek kadar inatçı olmasıdır. Bu kararını açıklamasından sonra, macera ve kovalamaca da tüm hızıyla başlamış olur. Tarihi aşk kitapları okumayı severim. Yakın zamanda da bir İskoç dükünün kızının romanını okumuş ve beğenmiştim. Fakat bu kitap da fazlasıyla İskoçya, İngiltere, Vikingler, Normandiyalılar ve daha bir kaç ırkın da katıldığı savaşlar, entrikalar anlatılıyor. O kısımları sıkılarak ve ne yalan söyleyeyim anlamaya çabalamayarak okudum. Yine de yazarı tarihi bilgileri araştırıp, yazdığı için takdir ediyorum. Çevirmen ve editörlere de ayrıca kınama gönderiyorum. Ben okumayı sevdiğim için okuyorum ve yanlışlıkları anında farkediyorum. Fakat bu işleri olduğu için, bu kişilerin ayrıca özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Sırf okumak için okurken bile göze çarpan bariz harf ve anlam hataları var kitapta. Bazen cümleyi anlamayıp yeniden okudum. Bir de bir olaydan, mekandan, kişiden diğerine geçerken bırakın satır atlamayı aynı paragrafta anlatılmaya devam edilmiş. Sonuçta bir hikayesi güzel bir kitabın, el birliği ile 'idare eder' sınıfına nasıl getirildiğini görmüş oldum.
Baskı: Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk (Jolie Wilkins Serisi 1)
Jolie Wilkins kendi halinde, sakin bir yaşam süren bir medyumdur. Bir gün, Rand Balfour isimli biri onu görmeye gelir ve Jolie kendini bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Rand bir warlock(erkek cadı)dır ve Jolie'nin de cadı olduğunu iddia eder. Bütün bu olanlara inanmayan Jolie, yine de Rand'ın iş teklifini kabul eder ve onunla çalıştıkça yeteneklerini keşfeder. Bu yeteneklerin en başında da ölüleri diriltmek vardır. Yer altı dünyasında da, böylesi bir yetenekli bir cadıya sahip olmak isteyen bir çok varlık mevcuttur. Aynı zamanda bu varlıkların başına geçip, onların yönetimini ele almak isteyen bir cadı, savaş hazırlığındadır. Jolie ve Rand bu varlıkları kendi tarafına çekmek için ellerinden geleni yaparlar. Cadılar, vampirler, periler, kurt adamlar yani aklınıza gelen ne kadar fantastik canlı varsa, hepsi kitapta var. Fakat korku ve gerilim arıyorsanız işte o yok. Eğlenceli bir anlatım tarzında, yormadan okunan, biraz macera, biraz da aşk katılmış ve merak uyandıran bir kitap. Sonu da hoş ve farklı olmuş. "Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk" Jolie Wilkins serisinin ilk kitabı ve beğendimi söyleyebilirim. Yorucu olmadığı ve devamını merak ettiğim için ara vermeden 2. kitaba geçiyorum.
Baskı: Çifte Bela (Jolie Wilkins Serisi 2)
Dikkat! Dikkat! Seri sırasına göre okunması gereken kitaplardandır. Ve bu kitap, Jolie Wilkins serisinin 2. kitabıdır.Eğer ki okumadıysanız, ilk kitap olan 'Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk'ı okuyup, sonra 'Çifte Bela'yı okumalısınız. Jolie, başlayacak olan savaşta kendilerinden yana olması için, perilerin kralına meydan okumasının ardından kazanır fakat perişan haldedir. Yaşanan karşılaşmanın sonucunda, kazanmış olmasına rağmen, günlerce komada kalır ve felçli olarak uyanır. Büyük aşkı Rand, yanından bir an olsun ayrılmaz ve iyileşme sürecinde elinden geleni yapar. Diğer taraftan savaş hazırlıkları ve çalışmaları son hız devam etmektedir. Rand, Jolie'nin savaşa katılmasını istemez. Fakat Jolie Rand'dan habersiz savaşa girebilmek için, vampir Sinjin'den yardım alır. 1. kitapta gizemli olan bazı olaylar, bu kitapta açıklanıyor veya daha netlik kazanıyor. Ayrıca bazı sürprizler de var. Bunun yanında da, diğer kitapta çözümleneceğini umduğum, geride soru işaretleri bırakılarak, kitap sonlanıyor.
Baskı: Cadıca Düşünceler - Jolie Wilkins Serisi 3
"Cadıca Düşünceler" Jolie Wilkins serisinin 3. kitabı ve bağımsız okuyamayacağınız, sırasını takip etmeniz gereken serilerden. Hoş sırf bu kitabı okusanız bile, diğer iki kitabı okumuş gibi hissedebilirsiniz. Sonunu saymazsak, kitap durağan ilerliyor. Kendini çok tekrar ediyor. Ayrıca diğer iki kitaptan da alınmış sayfalar mevcut. Hani aşıkların bir türlü kavuşamadığı, iki saat oynayıp da, bir kaç önemli mevzu dışında pek ilerlemeyen diziler gibiydi. Yalnız hakkını yememek lazım final güzeldi. Aslında final dememek gerek, çünkü devamı geleceği belli. Hem de ilginç bir şekilde. Umarım bu kitap gibi hayal kırıklığı olmaz.
Baskı: İt Dalaşı (Wolfe Brothers #2)
'Köpek Düşleri'nin devamı olan kitapta; anlatıcı karakterimiz Cameron ve ağabeyi Rube biraz daha büyümüşlerdir ve ailelerine yardımcı olmak adına, dövüşlere katılırlar. Bu onlara aynı zamanda kendilerini kanıtlama ve işe yaradıklarını gösterme gücü verecektir. Wolfe kardeşlerin yaşantısı, çabaları ve ilginç aile ilişkilerinin kaleme alındığı serinin bu kitabı; esprili, düşündüren ve sıra dışı anlatım tarzıyla ilgi çekici. Fazla duygusala bağlamadan, aile ve kardeşler arasındaki iletişimin güzelliğini anlatıyor. Hem kolay okunan ve de akılda kalıcı, zihinde yer eden kitaplardan olduğunu düşünüyorum.
Baskı: Aşk Mektupları
'Aşk Mektupları' adlı kitabında; Halil Cibran'ın "Gönlümün Sevgili Eşi" dediği Mary'sine 1919 ve 1929 yılları arasında, Amerika'dan yazdığı mektuplardan bazıları bulunmakta. Her mektubun başında, yazarın kendi fotoğrafı ya da aynı zamanda ressam olan Cibran'ın yaptığı resimlerin fotoğrafları var. Ayrıca kitapta, mektuplardan sonra yine yazara ait olan şiirler yer almakta. Yazarın Lübnan da yaşayan sevdiğine yazdığı mektuplar; ne uzaklarda diye iç karartıcı ve kasvetli, ne de sıkıcı derecede aşka boğulmuş. Halil Cibran sevgisini, aşkını çok incelikli anlatmış, yazmış. Gelin görün ki, Mary arkadaşlıktan ve mektupların ötesinde bir aşkı kabul etmemiş. Paulo Coelho' un dediği gibi: "Cibran’ın mektuplarına bakınca, Mary’nin ona nasıl direnebildiğini anlamak zor!" Nedendir bilmiyorum, 'Halil Cibran' ismini ilk duyduğumda çok sevmiştim. Hâlâ da söylerken çok hoşuma gidiyor. Şimdi artık, yalnız ismini değil kalemini de beğeniyorum.
Baskı: Korkuya Yer Yok (Detective D. D. Warren, #7)
Çekici ve farklı bir hikâye; akıcı ve sürekli genişleyen kurgu; hızlı ve sürükleyici bir polisiye; fakat sönük kalmış hatta yavan olarak bile nitelendirebileceğim bir son. Bu noktada spoiler uyarısı verebilirim. Katilin ortaya çıktığı sahnede neredeyse her şey çözülmüştü yani sarsıcı bir son olmadı. Eğer ki öyle olsaydı, tam puanı hak eden bir kitap olurdu. Her ne kadar kaliteli polisiye olarak adlandırsam da tavsiye konusunda kararsız kaldığımı söyleyebilirim.