Ülkü Ciner
@Ülkü Ciner

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Bay Hiç Kimse
8/1009.08.2016

Baskı: Bay Hiç Kimse

'Bay Hiç Kimse' ilginç bir kitap ismi, ilgi çekici... Kitap da öyle... Yıllar süren eğitimin ardından öldürme odaklı, mükemmel bir asker gibi eğitilen 16 yaşındaki, adı her görevde değişen genç bir erkek. Genç asker, son görevine kadar duygusuz hareket eder. Fakat burada duyguları önüne engeller çıkarır. Bunun sebebi elbette bir kız. Sonu alışılagelmiş sonlardan farklıydı. Bence en güzel kısmıda oydu. Son derece aksiyonlu bir kitap ya da son iki okuduğum kitaplar  durağan olduğu için bana öyle geldi. Genel itibariyle hoşuma gitti. Genellikle fantastik kitaplarda dünyayı kurtaran, ortalığı dağıtan, imkansızı yapan ana karakter 16 yaşında olur. Ona alıştık da burada bir de 12 yaşında bir çocuk var ki...  Tek taktığım buydu. Devam kitabı da varmış. Belki onda bu durum daha akla yatkın halde işlenmiştir. Fakat kötü haber Türkçeye henüz çevirilmemiş. Yakın zamanda olur umarım :)

Uçurum İnsanları
10/1009.08.2016

Baskı: Uçurum İnsanları

'Uçurum İnsanları' Jack London'ın büyük bir yazar oluşunun kanıtı. Sadece hissederek değil yaşayarak yazdığı bir eser. 1902 yılında dönemin altın çağını yaşayan Londra'nın, Doğu yakası diye adlandırılan semtinde aç, evsiz, yoksul ve işçi sınıfının arasına onlardan biri gibi karışan yazar, deneyimlerini ve gördüklerini kaleme almış ve kitap 1903 yılında basılmıştır. Kitapta yazar tek göz odalarda yaşam mücadelesi veren aileler, sokaklarda yaşamaya çalışan ve gece uyumanın yasak olduğu parklarda banklarda sabahlayan evsizler, iş bulacak kadar şanslı olup da ailesine bakmaya çalışan insanların hayatları mücadeleleri anlatıyor. London bu insanların hayatlarını irdeliyor, mahkemelere giderek davaları inceliyor, gazetelerden araştırma yaparak yaşanan insanlık ayıbını, yüksek kesimin ve yerel gazetelerin yokmuş gibi gösterdiği sorunları gözler önüne seriyor. Jack London'ın 26 yaşında yazdığı bu kitapta beni ağlatan bölümlerden birini paylaşmak istiyorum: "Size son anlatacağım bu savaşa umutsuzca katılan on yedi yaşındaki Harriet olacak Harriet A. Walker. Bir emaye fabrikasında çalışırken hastalanmış, babası ve kardeşi aç olduğundan hastalığını saklamış ve her gün altı kilometre yürüyerek işine gidip gelmiştir. Ölümüyse on yedi yaşını bitirmeden olmuştur."

Baskı: Sonsuza Kadar (Sequel, #1)

Kitap 19. Yy. da Amerikalı  genç kızla, İngiliz Lordunun zoraki birlikte olmalarını ve böylelikle ortaya çıkan komik, eğlenceli, üzücü ve entrika dolu hikâyelerini anlatıyor. Aşk romanı okumayı sevenlerin beğeneceği kitap, yazarın okuduğum ilk romanı olmasıyla birlikte beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı.

Baskı: Genç Werther'in Acıları

Kitap yorumlarken karakterler ile hiç konuşmamıştım, fakat müsaadenizle bu defa bir iki şey söylemek istiyorum; Ah Werther ah! Başka kız mı kalmadı gittin nişanlı birine aşık oldun? Yaşamını kararttın. Hadi sen yaptın yapacağını, senden sonra da kaç genç senin yolundan gitmeyi seçti. Al sana vebâl! Ya sen Lotte başın bağlanmış senin otur evinde, elin adamlarıyla dans partilerinde işin ne? Kıydın gül gibi çocuğa! Şimdi kitap yorumuna geçebilirim:) Goethe'nin 25 yaşında iken, o dönem asistanlık yaptığı yerde nişanlı bir bayana karşılıksız aşık olmuş ve o sırada arkadaşı olan Wilhelm isimli bir gencin intihar etmesinden esinlenerek 'Genç Werther'in Acıları' eserini yazmıştır. Mektup tarzında olan romanda, Werther mektuplarını Wilhelm isimli arkadaşına yazmış ve Lotte'e olan aşkını anlatıyor. Yazıldığına göre yayınlandığı dönem çok ses getirmiş, bir çok intihar vakası olmuş ve gençler sarı pantolon, mavi ceketlerle ortalıkta dolaşmış. Belki çeviriden dolayı fakat bazı satırları iki defa okuduğum oldu. Yine de sayfa sayısı az olduğu için sıkılmadan okudum.

Baskı: Köpek Düşleri (Wolfe Brothers #1)

On beş yaşında bir çocuk olan Cameron Wolfe hayatı, kendi yaşamını, ailesini ve kendisine davranış tarzlarını sorgulamaktadır. Yine de hepsinin haklı sebepleri olduğunu düşünerek, onların mutluluğu için dua eder. Ergenlik döneminde erkek çocuklarının yaptığı saçma sapan eylemlerin, düşünce ve davranış şekilleri sebeplerinin de karakterin ağzından anlatıldığı kitap, bildiğim kadarıyla yazarın ilk kitabı. Kitap kapağı ve isimden dolayı, eğlenceli ve komik bir kitap olabileceğini düşünüp almıştım. Fakat kitaba gençler için aileyi, ebeveynler için çocuğunu anlama kılavuzu diyebiliriz. Kolay anlaşılır ve akıcı uslüba sahip olan 'Köpek düşleri' her yaşta okunabilir.

Balayı
10/1007.08.2016

Baskı: Balayı

Kumarbaz
8/1007.08.2016

Baskı: Kumarbaz

Kan Yemini
7/1007.08.2016

Baskı: Kan Yemini

1867 yılında, Boston limanının dışında bir balina avcı gemisinde, bir kişi hariç bütün mürettebatın öldüğünü hatta vücutlarında hiç kan kalmadığını, yaşayan tek kişinin de kucağındaki cesetten kan emdiğini gören donanma askerleri, genci derhal etkisiz hale getirip tutuklarlar. Vampir dedikleri genç, ölüme mahkum edilir fakat sebebi anlaşılmayan biçimde, dönemin ABD Başkanı tarafından canı bağışlanıp, 1879 yılında ölene kadar bir tımarhanede yaşar. Bu gerçek bir hikâye. Bundan sonrası ise yazarın gerçekle kurguyu harmanlaması ve sonuç Başkanın emrinde kötünün iyisi bir vampir 'Nathaniel Cade'. Vampirin yanı sıra kitapta neler neler var. Ölümsüzlük iksiri içen ve yaşlanmayan doktor( zamanında Hitler için de çalışmış ve Cade onu durdurmuştur), Mary Shelley'nin o dönem Frankenstein 'ı yazmasına vesile olan olaylar, zombiler, Amerikaya düşman devletlerin çevirdiği sözde dolaplar, 9/11 sonrası alınan önlemler, ajanlar, CIA den ayrılma vatan haini şirket, Beyaz Saray içindeki sızıntı... Saymakla bitmez. Bir de her bölüm başında genellikle Brifing Kitab'ından (başkanlık tarafından oluşturulan) alıntılar var ki, doğa üstü canlılar ve olaylar hakkında bayağı bilgi sahibi oluyorsunuz :)) Fantastik ve gerçek olayların karışımıyla kurgulanmış 'Kan Yemini' Amerika aşkı ve bağlılığıyla harmanlanmış olup, kitapta bol bol macera ve aksiyon da var.

Baskı: İki Yeşil Susamuru: Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri

Kitabı, arka kapakda "Yazar mizah dolu, çarpıcı ve gerçekçi üslubuyla..." diye devam eden yazıdan ve kitabın adından dolayı eğlenceli olduğunu düşünüp almıştım. Sonuçta aldandım! Mizahi bir anlatım tarzı göremediğim gibi, gerçekçi üslupla ne karakterleri, ne kurguyu, ne de kitabın sonunu bağdaştırdım. Hikâye 80'li yıllarda geçiyor. Fakat yaşam tarzı günümüzü aşmış, değil zamanın Türkiyesi Avrupa da bile o yıllar için normal karşılanmazdı diye düşünüyorum. İki çocuklu evli bir kadın, ara ara bunalıp başka adamlarla ilişki yaşayıp, tatillere gidiyor. Annesi "Artık sıkılmadın mı kızım? Eve dön, bak kocan başkasını bulursa karışmam, fazla naz aşık usandırır, kocanı bıktırma" gibi laflar ediyor. 15 yaşında ki kız öğretmeniyle beraber ve ara ara onda kalıyor. Sevgililer birbirinin yanına taşınıp, beraber yaşıyor. Bir de kitapta ki anne figürleri özellikle kız çocuklarına karşı soğuk, mesafeli, umursamaz ve anne olmaya hazır değil. Sürekli bir sorgulama, kendi hayatını düşünme. Annelik, anne kavramları bu kadar mı basit? Kitapta fazlaca intihar eden karakter var. Hele Mike göz göre göre vakti gelince intihar edeceğini vurgulayıp, bile isteye bunalıma giriyor. Çok kasvetli, en mutlu anlardan mutsuzluk çıkarmaya can atan karakterlerle bezeli bir kitaptı. Hiç tarzım değil. Ben beğenmedim. En azından sonu, güzel ve mutlu bitse belki birazcık kurtarırdı. Yazarın bir kitabı daha kütüphanemde mevcut, okunmayı bekliyor. Bu kitaptan sonra da daha çok bekleyeceğe benziyor.

Küçük Siyah Elbise
8/1007.08.2016

Baskı: Küçük Siyah Elbise

Toni doğup büyüdüğü kasabadan ve ailesinden genç bir kızken ayrılır. Kendi ayakları üstünde durmak ve kendini kanıtlama çabası sonuç verir ve düğün organizasyon şirketi kurar. Fakat onun, kendisini terk ettiği düşüncesine daha fazla dayanamayan annesi Evie 'nin geçirdiği felç sonucu, Toni kasabaya döner. Toni'yi kasabada sırlarla dolu geçmişi, hayalini kurduğu geleceği ve mucizelerle dolu 'Küçük Siyah Elbise' beklemektedir. Sıkmadan okunan, alışılmış gibi görünen fakat ilginç kurgusuyla, hoş güzel bir kitap olmuş. Yine de sonu daha uzun ve detaylı olabilirdi, sanki aceleye gelmiş. Bir de karakterin yaşları, üstlendirildikleri roller için büyük olmuş. Gözünüzde canlandıramıyorsunuz. 71 yaşındaki kadın merdiveni sarkıtıp, çatı katına çıkabiliyor. Ondan bir kaç yaş küçük diğer bir kadın evde hizmetçilik yapıyor. Diğer karakterler içinde bu gibi şeyler söyleyebilirim. Fakat sonuç olarak, yaş olayına takılmadan okuyunca beğendiğimi söyleyebilirim.

Adem'den Önce
10/1007.08.2016

Baskı: Adem'den Önce

Jack London hangi konuya kalemini dokundursa mükemmel bir hikaye , harikulade bir kitap ortaya çıkaran nadide yazarlardan biridir. Kâh olayları bizzat yaşayarak yazmış; kâh hayvanların sanki bedeninde varolmuşcasına, onların duygu ve düşüncelerini okuyucuya yansıtarak, adeta yaşatarak kaleme almıştır. 'Ademden Önce' isimli eserinde de dönemin bilim adamlarının çalışmalarından yararlanarak, eski çağlardaki ilkel insan yaşamını anlatıyor. Küçük bir çocukken başlayan rüyaları aracılığıyla, ilkel çağlarda yaşamış diğer benliği olan 'İri Diş'in yaşadıklarını anlatıyor. Ustaca bir kurguyla gelişim evrelerine göre farklılık gösteren insan gruplarını aynı ortamda bulunduruyor. Yaptığı kıyaslama ve tasfirlerle de gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Kitapta adı geçen bu gruplar: 'Ağaç Adamları', 'Halk' ve 'Ateş Adamları'. Benden bu kadar dahası için kitabı okuyun, pişman olmazsınız.

Yedi Gün Yedi Gece
7/1007.08.2016

Baskı: Yedi Gün Yedi Gece

Kitapta 1819 yılının Londra'sında yaşayan, kardeşleri için kendilerini feda eden iki kişinin imkansız aşk ilişkisi anlatılıyor. İngiliz aristokrat kesiminin saçma ve hiç bir yerde yazılı olmayan fakat herkesin bildiği kurallar vurgulanıyor. Ayrıca kitapta, evli kadınların sevgili edinmelerinin görmezden gelinme, hoş görülme saçmalığı; bekar kızların aile üyelerinin evliliğindeki sorunların, onların evliliğini imkansızlaştırması; sosyete taktim törenleri ve kişilerin ünvanlarının önemi gibi İngiliz sosyete gelenekleri işleniyor. Fakat tarihi romantik kitapları seven ben ne yazık ki bu kitabı beğendim. Yazar aşkı derinleştirmeden cinselliği fazlasıyla ön plana çıkarmış. Romantik kurgu çok zayıf, diyaloglar sığ ve sıradan olmuş. Yazar hakkında okuduğum kadarıyla kendisi yerel kütüphanede ki bütün tarihi aşk kitaplarını okumuş ve o da kitap yazmayı denemiş. O zamandan beridir ustalaşmak için var gücüyle çalışmaktaymış. Kendisine azmi, cesareti ve mütevaziliği için 10 puan veriyorum. Fakat kitabı için aynı düşüncede değilim maalesef. Umarım ilerde daha beğeneceğim kitaplarıyla tanışırım.

Köprü
8/1007.08.2016

Baskı: Köprü

'Köprü' bu kitabın adının yanı sıra kitap severlerin, kitap aşıklarının hep hayal ettiği, sahip olmak, dahil olmak ya da içinde kaybolmak istediği o yerin adı: Bir kitabevinin. 'Köprü', sahibi olan Charlie için hiç bir zaman kâr amaçlı işlettiği bir mekan olmadı. Hep kitaplarla insanlar arasında bir 'Köprü' olmasını istedi ve bir çok insanın hayatını kitapların değiştirmesine, güzelleştirmesine şahit oldu, aracı oldu. Ve zaman geçip ikinci bir şansa ihtiyacı olunca, bu kez o 'Köprü'ye kendisinin ihtiyacı vardı. Acaba o 'Köprü' kurulabilecek miydi? Charlie'nin ailem dediği kitabevi müdavimlerinden, en çok sevdiği iki genç olan Molly ve Ryan da; ellerinden kayıp giden onca yılı geri alabilme ihtimalini hiç düşünmediler. Yine de her şeye rağmen ikinci bir şansları olacak mıydı? Kitabın kapağında yazdığı gibi "İkinci Şansların Hikâyesi". Az çok olacakları tahmin etseniz de kitap cazibesinden hiç bir şey kaybetmiyor. Bir kaç saatte zorlanmadan, her yaş aralığında okunabilecek olan kitabı bazen tebessümle, bazen umutla, bazen de hüzünlenerek okudum. Beğenerek de bitirdim.

Kağıttan Kentler
7/1007.08.2016

Baskı: Kağıttan Kentler

Yazarını bilmeden okusam John Green tarzını tanırdım.Kitap biraz 'İlk Aşk' , biraz da 'Alaska'nın Peşinde' den izler taşıyor. Lise mezuniyetine haftalar kala, aşık olduğu kızın ortadan kaybolması üzerine;Quentin ve onun en yakın arkadaşları, kendisine bıraktığı mesajları takip ederek Margo'yu aramaya başlarlar. Bu arada liseden mezun olmak zorundalar ve sınavlara çalışmalı, mezuniyet balosuna katılmalılar. Amerikan gençliğinin aşırı çılgınlıklarının da anlatıldığı; kolay okunan, merak uyandıran, kurgusu sürükleyici ve eğlenceli bir kitap olmuş. Fakat sonu daha güzel olabilirdi. Yazar yine okuyucuya istediğini vermemiş. Çok fazla beklenti içine girmeden eğlencesine okunabilir.

Baskı: Ölümlü (Faniler Kitabı Üçlemesi, #2)

'Faniler Kitabı' serisinin ikinci kitabı olan 'Ölümlü' kitabını okuyandan, okumayanlara dostça bir tavsiye: Önce 'Yasaklı' kitabını okuyun! Yoksa bu kitaptan hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Şimdi yoruma geçebiliriz :) Serinin çıkış konusu; genlerinden korku haricinde bütün duyguların yok edildiği insanlığın, yeniden yaşaması için yıllar süren çaba, gizem ve beklenen kurtarıcının gelmesi. İşte bu kurtarıcı da, yaklaşık 400 yıl önce Hükümdar olacağı kehanetinde bulunulan genç bir oğlan Jonathan. İkinci kitapta Jonathan'ın kanını alan 'Ceset' ler 'Fani'liğe terfi ederek, 'Kirli Kanlı'larla gerçek hükümdarları kabul ettikleri oğlanı tahta oturtmak için savaşıyorlar. Fantastik kurgunun tavan yaptığı kitapta; olmaz denen olabiliyor, imkansız görünen yanıltıyor, olaylar çok hızlı ve aksiyonlu yaşanıyor. Kitapta o kadar çok şey oluyor ki, olaylar bazen karmaşıklaşıp bir bakmışsınız çözülüyor. Aslında aksiyonlu ve karmaşık kitapları severim fakat bunda beni rahatsız eden bir şeyler var. Bilemiyorum belki kanını veren karakterlerin sürekli 'Yaradan' diye adlandırılması, belki de fantastik bile olsa imkansızın zorlanması. Kararsız kaldığım, herhangi bir tavsiyede bulunamayacağım, serinin bir kitabını okuduktan sonra tamamlama takıntım olduğundan dolayı diğerini de okuyacağım, -tabii biraz ara verdikten sonra- bir kitabı daha bitirmiş bulunmaktayım.

ÖncekiSayfa 20 / 26Sonraki