Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Takunyalı Führer
isyana katılan aileden mi geliyor? rumlar niye "bizim çocuk erdoğan" diyor? iktidarında; ayasofya açılacaktı, kilise açıldı, cami ve kur'an kursu yıkıldı. mehdiliğe mi soyundu? tayyip hakkında türk değil diyen başdanışmanı. yırtık ayakkabı giydiği günlerden 3 bin dolarlık ayakkabıya. satılan değerlerimiz. kur'an bülbülü olarak lanse edilmesine rağmen, kur'an dersinden kaç aldı? amerikalıların çaylağı ve "at sineği." tayyip'in üç çocuk istemini üzerine alan kadın bakan. humeyni özlemcisi türkler kim? hizbullah ve ibda-c ile dans. mit, tayyip'i seviyor mu? tayyip'in en yakınındaki yerli uyuşturucu kaçakçıları. tayyip'in el ele olduğu çeteci dostları. tayyip'in korumalığını yapan çete lideri. tayyip'in önünü açan cinayetler. tayyip'in küresel teröristlerle olan bağlantıları. tayyip'in uluslararası uyuşturucu ve silah kaçakçıları ile ilişkileri. hablemitoğlu cinayetinin bilinmeyenleri. tayyip'in hitlerleşme süreci. ergenekon tertibi neleri örtüyor? ergenekon savcısına rüşvet gibi silah hediyesi. tayyip'in büyükanıt'a olan ilgisi. hacıhüsrev'de tayyip'e takılan lakap. paytak reco'nun şaibeli futbolculuk serüveni. sucukçuluk günlerinde insanlara at, eşek eti mi yedirdi? tayyip ile emine'nin evliliğe giden yolda bilinmeyenleri. cumhurbaşkanlığı'nı kaybettiren krizin perde gerisi. herkese hiddetli, pkk'ya şefkatli. otoriteye boyun eğen kasımpaşalı. ihh ve bağlantıları. --spoiler--
Baskı: Abdalın Bir Günü
Abdalın Bir Günü, geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan, çok katmanlı, deneysel bir roman. Sözlü anlatı geleneğinin modern bir ûslpla harmanlandığı, geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği Abdalın Bir Günü'nde Uzun, ünlü dengbej, Evdalé Zeyniké'nin trajik yaşamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı öznelleştirip, bir günü tüm yaşamın özeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor
Baskı: 2666
Bolano, 50 yıllık ömrünün son beş yılında, ölüme adım adım yaklaşırken 2666‘nın üzerinde çalışmaktaymış. Editörünün açıklamalarına göre, yazar öldüğünde metinde düzeltmeler dışında eksik kalmış bir kısım yokmuş. Daha sonra dosyaları ve notları toparlayıp yayına hazırlayan ekip, çok belirgin hataları düzeltmek dışında kayda değer bir değişiklik ya da ilave yapmamış. Yine de 2666, Bolano’nun bitmemiş romanı olarak biliniyor. Oysa kitapçıda kapağını beğenip kitabı satın alsanız, ne olduğunu bilmeden okusanız, bu açıklamalardan da haberiniz olmasa, bitmemiş bir roman olduğunu aklınıza bile getirmezsiniz. Bir başka ilginç detay ise kitabın yayımlanma biçimiyle ilgili. Bolano, beş ayrı bölümden oluşan 2666‘nın, birbiriyle bağlantılı beş ayrı roman halinde basılmasını tasarlamış. Editörü ve ailesi ise tek bir roman halinde basmaya karar vermişler. Bana kalırsa çok da iyi yapmışlar. Doğrusu koskoca kitabı bu haliyle okumak, hele yatarak okuyanlardansanız havada tutmak hiç kolay değil. Ama her türlü rahatsızlığı çekmeye değiyor. Birbirlerinden tamamen faklı tarzdaki beş kısmı bir seferde okuyunca kitabın gerçek gücü ortaya çıkıyor. Hem Guernica‘nın makul boyutlarda beş ayrı tablo olduğunu ve beş ayrı odada asılı durduğunu düşünün. O zaman Guernica olur muydu? * * * Klasik bir Bolano romanından bekleyeceğimiz her şey var 2666‘da. İlk olarak kayıp yazarlar ve dedektif gibi iz süren edebiyatçılar var. Bir görünüp bir kaybolan, bir daha da ortaya çıkmayan yüzlerce karakter var. Birbirinin içine giren ve çoğu zaman hiçbir yere varmayan öyküler var. Bol miktarda seks ve insanın tüylerini diken diken edecek dozda şiddet var. Sanat tarihine, dünya tarihine, felsefeye ve popüler kültüre son derece eğlenceli göndermeler var. Arka planda ise olabildiğince karanlık ve bir o kadar da eğlenceli bir mizah var. Tarantino’nun bütün senaryoları Borges tarafından birleştirilip yeniden yazılsa ve Lynch tarafından çekilse, ortaya çıkacak film, sanırım insanın üzerinde bu kitabın yarattığı etkiyi yaratırdı. * * * Konusu o kadar karmaşık ki, anlatması çok zor bir roman 2666. Birinci bölümde, Avrupa’nın dört farklı ülkesinden üç erkek ve bir kadın akademisyen/eleştirmenin başlarından geçenleri okuyoruz. Dördü de kariyerlerini Benno von Archimboldi adında bir Alman yazarı araştırmaya adamışlar (bu arada Bolano daha en başta romanın yapısı ile ilgili okuyucuya göz kırpıyor: bkz. Archimboldi’nin isim babasına ait meşhur resimler). Archimboldi, önceleri neredeyse hiç kimsenin duymadığı bir romancıyken, kahramanlarımızın yıllarca süren çabaları sayesinde zamanda bütün dünyada tanınıyor. Edebiyat çevrelerinde o kadar başarılı bulunuyor ki, yakında Nobel ödülünü alacağı konuşuluyor. Ancak Archimboldi gizemli bir yazar. Kim olduğunu, nerede yaşadığını bilen yok. Bu da ününe ün katıyor. Eleştirmenler bir konferanstan bir başkasına koşup Archimboldi hakkındaki tezler sunarken doğal olarak birbirleriyle tanışıyorlar. Başta arkadaş oluyorlar, sonra iyice samimileşiyorlar ve çok geçmeden dört kişilik bir takım oluyorlar. Birlikte Archimboldi’nin peşine düşüyorlar. Derken erkeklerin ikisi kadına aşık oluyor, kadın ikisiyle birden sevişmeye başlıyor (önce ayrı ayrı, sonra bir arada), ve adamlar da bu çok eşli durumu kabullenmeye çalışıyor. İlk bölümün sonunda kahramanların yolu Meksika’nın bir sınır şehrine, Santa Teresa’ya düşüyor. Buldukları ipuçlarına göre Archimboldi’nin en son görüldüğü yer burası.
Baskı: Incarceron (Incarceron, #1)
Bu Serinin devamını okumaya katlanamayacağı düşünüyorum. Yine de Fantastik türün meraklısıysanız okuyabilirsiniz. Açlık Oyunları'nı ve benzerlerini sevdiyseniz bunu kitabı da tahminim seveceksiniz...
Baskı: Yasak Tevrat
Tom Egeland’ın kaleme aldığı ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kitapseverlerin büyük beğenisini kazanan Yasak Tevrat’taki olaylar 11. Yüzyıldan günümüze kadar uzanıyor. Kitaba adını veren Tevrat’ın sırrı, Viking Korsanları tarafından Mısır’dan Norveç’e kadar taşınacaktır. 21. Yüzyıla gelindiğinde akademik çalışmaları esnasında parşömenleri bulan bir arkeoloğun hayatı alt üst olacaktır. Yasak Tevrat’ın sırlarının ortaya çıkmasını istemeyen bazı gizemli güçler, arkeoloğun çalışmalarını engellemeye çalışacaklar, ortaya solukları kesen büyük bir mücadele çıkacaktır
Baskı: Madde Ve İnsan
insan yaşadığı dünyada diğer farklı canlıların kendisi için yaratabileceği tehlikeyi etkisiz hale getirmiş olup canlılığın her ortamda yaşayabilme becerisinin sentezini kendi vücuduna yeni unsurlar ekleyerek değil çevresindeki her türlü maddeyi kullanabilme becerisini sağladığı beynindeki değişiklerle yapmıştır. Böylelikle çevrenin onu değiştirmeye zorlama etkisini tersine çevirip, çevresini kendine uygun olacak şekilde değiştirme mücadelesinin, hem kendine hemde üzerinde bulunduğu dünyaya zarar vermemesi yönünde olması gerektiği sonucuna götürmektedir. Bulunduğumuz bilgi düzeyi maddenin katı, sıvı, gaz, ses, ışık, koku, ısı ve dalga olarak şekil değiştirebildiğini öngörebilmektedir. Maddenin enejiye, enerjinin maddeye dönüşümü bize entropinin artma eğilimini göstermektedir. Entropi karışıklık, kaos, düzensizlik gibi bir çok açıklaması olmasına rağmen ben entropiyi hareket artışı olarak ele almayı yeğliyorum. İnsanın maddeye dolayısıyla çevresine bir düzen vermeye çalışması, kendisini sabit kılıp (değişken olmayan) çevresinin değişimini kontrol altında tutmaya çalışması varlığını korumaya yöneliktir. Varlığını korumak, madde ve enerjiyi kullanma imkânıyla özdeş hale gelmiş gibi görünüyor. Böyle bir durumda bile insan üzerinde durduğu temel ihtiyaçlarına bağımlı olması, yaşamasına elverişli ortamın (uygun sıcaklık ve uzay konumunun devam etmesi vb.) devam etmesi gibi hassas temellerin ne kadar sağlam olduğunu kestirememektedir. Bu iki unsur yani bağımlılık ve korku insanın temel özelliklerindendir. Varlığımızı meydana getiren ihtiyaçları karşılama yeteneğini, çevremizdeki madde ve diğer canlıları (hayvan ve bitki gibi) kullanarak geliştirmemize rağmen henüz uygun ortamın devamı konusunda şüplerimiz devam etmekte. Küresel iklimin kötü değişimlerini engellenmesi, sürekli barışın sağlanması gibi konulardaki başarının, enerji ve madde kullanımında geliştirilebilecek ve herkesin yararlanabileceği küresel sistemlerle mümkün görünüyor. İnsanın, maddeye karşı tutum ve davranışları, onu bilmesine paralel olarak belirgindir. Enerjiye karşı ise nasıl davranacağını belirleyememiş ve sınırlarını saptayamamıştır. Çünkü enerjinin, maddeyle dönüşümlü şekilleri hakkında gelişen bilgisi olmasına rağmen karanlıkta kalan daha birçok yönü bulunmaktadır. Bu değişim ve dönüşüm insanın yaşamasına uygun ortam değerlerinin (sıcaklık, hareket ve oran ) çok üst aşamalarında veya çok alt aşamalarında gerçekleşmektedir. İnsan(canlı) hem kendisi bir madde hemde maddeden enerji üreten bir varlıktır. Evrenin entropisine ne gibi etkileri olabilir ? Arttırmakta olabilir mi ? Biz tüm dünya insanları anlaşmanın yollarını bulmak zorundayız. Bu bir tercih değil zorunluluktur. Tarihe bakınız, kazanılan büyük ve uzun sürekli birlikteliklerin kaynağı madde ve enerjiye ait bilgilerin yenilenmesi ile olmuştur. Bu bilgiler güç ve hakimiyet için kullanılmış, bireysel erk veya grup tarafından temsil görmüştür. Bu bilgi eksikliğindeki yanlışlıklar sürerken ırksal ve inançsal gibi özelliklerimiz madde ve enerjiye ait bilgilerin yenilenmesinin devam etmediği ve anlaşmaların zaafa uğradığı aşamalarda ortaya çıkarak savaşların nedenleri olmuştur. Evrensel barışın sağlanmasında ulusal kimliğin, ırk ve inanç farklılıklarını sorun olmaktan çıkaran yapısıyla diğer ulus kimlikleriyle güç ve hakimiyet mücadelesi için değil, yazılı tarihin başına kadar gidilebilecek eski hesaplarla uğraşmakla da değil, ortak çıkarların oluşabileceği ve dünya kamuoyunu kazanabilineceği gibi bir çok birleştirici evrensel davranış ve sistemlerin ortaya konmasıyla mümkün olabilir. Tarihte yapılan savaşlar geniş ve büyük alanlardaki sınırlarını, çevresi alev ve insanlarla dolu olan küçük bir dünya sahnesine daraltmıştır. Terör insanlığın kanseridir. Tüm insanlığın kendi ile sorunlarını çözmesini, madde ve enerji hakkında ortak tutumunu geliştirmesini diliyorum. Yaşanabilir ve yaşatılabilir bir dünya olması dileğimle...
Baskı: Kan İzi "Narborough Köyü Cinayetlerinin Gerçek Öyküsü"
Baskı: 2012 Beklenen Tarih "Klasik Tarihin Yanılgısı Mayalar"