Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kiraze
Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkılarak yazılan Kiraze, Osmanlı tarihindeki bankerlik sisteminin ve rüşvet olaylarının bilinmeyen yanlarını ortaya çıkarması açısından da ilgi çekici bir roman. 1492 yılında İspanya'dan çıkıp İstanbul'a gelen Esther Kira, sarayla içli dışlı olup dönemin önde gelen bankerlerinden ve sır katiplerinden biri olur. Ancak ilk mali krizde kellesini kurtaramaz. "Kiraze" Sadece bir yahudi kadınının hikayesinden ibaret değil... Safiye Valide Sultan'nın sırdaşı, akıl hocası olması onu daha bir gizemli hale getiriyor... Solmaz Kâmuran'a göre aslında Kirâze romanının kahramanı ne Kirâze, ne de başka birisi, bu romanın bir baş kahramanı yok. İç içe geçmiş örgüler içinde ilerleyen roman sık sık Kirâze'nin hikayesine dönüşler yapsa da önemli bir ölçüde 16. yy. Osmanlısını ve Avrupası'nı anlatıyor; İngiltere sarayındaki taht kavgalarından Vatikan'daki garip ilişkilere, Avrupa'nın büyük şirketi Mendeslere, oradan Osmanlı'yla başı sık sık derde giren Venediklilere kadar 16. yy. dünya tarihinden kesitler görmek mümkün. Kâmuran, Kirâze'ye yalnız bir Yahudi kadının hikayesi olarak bakılamayacağını söylüyor. Kirâze'de yazarın kurguladığı bazı karakterler dışında tarihi kişilikler doğru zaman ve mekanda konumlanmışlar. Tarihsel romanın gerçeğe sadık kalmak gibi bir mecburiyeti olmadığını bilmemize rağmen gene de neler gerçek, neler kurgu diye merak ediyoruz: "Kirâze'nin ailesindeki karakterler ve özel yaşantısı kurgu öncelikle. Ama dört tane oğlu olduğu kesin. Bu dört oğlundan üçünün kendisiyle birlikte öldürüldüğü de kesin. Dördüncüsünün de Müslüman olup Aksak Mustafa Çavuş lakabıyla anıldığı da bir gerçek. Mendes de gerçek, zaten Osmanlı tarihinden Mendes müessesesi diye ayrı bir bölüm var. Bir Yahudiye dükalık verildiği de tarihi doğruları yansıtıyor. Nasi ailesinin bugünkü İsrail'in bulunduğu yere kentleşme çabaları ve İspanya'da Yahudi cemaati önderinin İspanya kralına karşı yaptığı konuşma gerçek, kurgu değil".
Baskı: Elif
Yazarın Rusya'yı baştan sona gezdiği (elifin tanımının bir reenkarnasyon olayı olması) ve bu ruhsal yolculuğunda, Türk kızı Hilal karşısına çıkıyor ve kendisine bu yolculukta eşlik eden sıradışı bir keman virtüözü olarak yerini alıyor. 9288 km’lik Trans Sibirya Mistik yolculuğunda krallığını arayan yazar eski hayatına elif’i bularak dönmektedir. Geçmişi ile hesaplaşması ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Simyacı kitabı kadar da olmasa bile okunabilir kitaplar arasında. Tanrı’yı bilen tarif etmeye yeltenmez, tarif eden Tanrı’yı bilmez. (syf;111) Seni seviyorum çünkü, dünyadaki bütün aşklar aynı göle akan farklı ırmaklar gibidir. O gölde kavuştuktan sonra hepsi tek bir aşk olur, yağmur bereketi ile toprağa yağar.
Baskı: Kayıp
Hem heyecan uyandıran hem de kader ve özlem gibi derin konuların coşkulu bir dille anlatılan bir roman. Kayıp,okuyucunun hayal dünyasına girecek kadar gerçekci olan üç eşsiz karakterin hikayelerini birlikte dokuyor. Kayıp, tanıdığınız herkesin eline tutuşturmak isteyeceğiniz türden bir kitap. Yazar Jodi Picoult'un kitaplarını okuyan okurlar anımsar, aynı çizgi ve duygu yoğunluğu ve yoğun bir şekilde merak uyandıran hikayesi gayet güzel. Ara ara hikayede (çeviriğ hatası diyelim buna) kopukluklar olsa da, Hepimizin hayatta kalmak için aradığı karmaşık ve yürek parçalayıcı yollara yapılan ustaca hazırlanmış bir gezi…”
Baskı: Sürü
Kitabın en başında basit bir harita ile deniz diplerinin yapısı, kıta sahanlığı, derin deniz çukurları gibi yüzey oluşumları gösteriliyor ve insanoğlunun uzay hakkında bildiklerinin denizlerin altı hakkında bildiklerinden çok daha fazla olduğuna dikkat çekilerek kitaba bir giriş yapılıyor. Peru sahilleri, Norveç açık denizlerindeki petrol araştırmacıları, İngiliz Kolombiyası gibi kuzeyden güneye bir hat üzerinde denizlerde bir takım anormallikler meydana gelmeye başlıyor. Kaybolan balıkçı, balinaların sebepsiz yere teknelere saldırması ve saldırganlaşması, petrol araştırmacılarının deniz tabanının garip mikroorganizmalar tarafından işgal edildiğini tespit etmesi (bilinen ama evrim geçirmiş deniz altı canlıları) gibi olaylar silsilesine bilim adamları şüphecilikle yaklaşarak bunların bir tesadüf olamayacağını söylerler. Önce bireysel ve küçük gruplar halinde başlayan araştırmalar, bir süre sonra durum tüm ülkeleri ve hatta gezegenimizi tehdit eder hale gelince, dünyanın en iyi bilim adamları ile bir araştırma grubu kurularak araştırılır. Matematik, fizik, biyoloji bilimleri ve tabii ki dünyamızın ekolojik dengesi ile ilgili birçok bilgi içeren kitap 800 sayfa ve küçük puntolarla basılmış olmasına rağmen kesinlikle sıkıcı değil. Kitabın sonunda, yazarın araştırmalarından ve kendilerinden yardım aldığı bilim adamlarının bir listesi var.
Baskı: Canavar
Canavar çok hassas bir konuyu, pedofili ve pedofillerin cezalandırılmasını ele alıyor. Bernt Lund, 9-10 yaşlarında birçok kız çocuğuna tecavüz edip akla gelebilecek en vahşi işkencelere maruz bıraktıktan sonra katletmekten hüküm giymiş bir sapık. İdam cezasının olmadığı İsveç adalet sistemince gönderildiği Aspas hapishanesinin cinsel suçlardan hükümlü mahkumların olduğu bölümünde cezasını çekmekte. Bir nakil esnasında etrafındaki gardiyanları yaralayarak kaçmayı başaran Lund'un, özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz yaptığı ilk şey yapmayı en iyi bildiği şey oluyor ve bir kız çocuğunu daha katlediyor. Fakat bu sefer sert kayaya çarpıyor,zira öldürdüğü kızın babası bu sapığın onu elinden kaçıran adalet sistemince yakalanamayacağından emin. O yüzden bu pisliğin başka çocukların daha canını yakmasını engellemek için adaleti kendi eline almaya karar veriyor. Kurulumu itibariyle bir gerilim romanı gibi görünse de aslında o türe ait bir yapıt değil Canavar. Kitabı yarıladığınızda yukarıda bahsettiğim olay örgüsü kabaca bir sonuca ulaşıyor. Yazarların asıl ilgilendiği husus,böylesi bir sapığı elinden kaçıran ve yakalayamayan bir adalet mekanizmasının yapamadığını yapan bir adamın işlediği cinayet,İsveç hukukundaki tabiriyle başka cürümlerin ortaya çıkmasını önlemeye yönelik bir orantılı güç kullanımı mıdır, yoksa sebebi ne olursa olsun diğer cinayetlerle eşdeğer biçimde cezalandırılması gereken bir eylem midir? Yazarlar bu tartışmada kendilerini konumlandırdıkları noktayı bir noktaya kadar belli etseler de,konuyu olabildğince farklı açılardan ele almaya çalışıyor ve bunda belli ölçüde başarılı da oluyorlar. Acılı babanın işlediği cürümü haklı bulan halk adamın ceza almamasını savunurken,bunlardan bazıları bu yönde karar çıkması halinde etrafında pedofil olduklarından şüphe ettikleri kimselere bir linç hareketi başlatmak için fırsat kolluyorlar. Öte yandan yargı çevreleri de ömür boyu müebbetin,arkasında yatan sebep ne olursa olsun böyle bir suç için ideal bir ceza olduğu kanaatinde. Kızı hunharca katledilmiş baba karakteri ise tüm bu tartışmaların uzağında,yaşamak için bir neden arayan bir adam haline gelmiş durumda. Zaten hikayedeki okuyucuya sunulan pusula da baba karakteri oluyor,zira adamın kızı kaçırıldığında yada katledildiğinde yaşadığı acıyı içinizde hissedebiliyorsunuz. Olayı bu şekilde birçok farklı yönden ele almaya çalışan yazarlar, hikayeyi mantıklı olarak kabul edilebilecek bir şekilde sonuca bağlarken kesin cevaplar vermekten kaçınıyorlar ama benim şahsi kanaatim sorununun kökeninin, bu tarz suçlarda babanın kestiği cezayı daha en başta kendisi kesmesi gereken adalet sisteminin "adalet" anlayışında yattığı yönünde. Yazarların da bu minvalde bir tavırları olduğunu hissediyorsunuz okurken. Canavar, uzun zamandır rastladığım en sürükleyici roman. Dan Brown'ın yazı stili andıran bir tarzları var yazarların. Hızlı okunabilmek kimilerince edebi düşüklük olarak kabul edilse de bizim o taraklarda bezimiz yok tabi. Getirilebilecek bir eleştiri yan karakter sayısındaki gereksiz fazlalık,bu karakterler hikayenin genel akışına çok bir etki etmedikleri gibi kendi bireysel hikayeleri de bir sonuca bağlanmıyor. Öte yandan sapığın küçük kızlara yaptığı muamelelerde biraz fazla tasvire kaçılmış,bu kısımları okumak bir hayli rahatsız edici olabiliyor. Bu hususlar dışında, hem çok keyifle okunan hem de okurken insanı düşünmeye sevkeden,son derece başarılı bir roman Canavar. Herkese tavsiye edilir.