Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yapboz
Yapboz okuyucuyu hüzünlendiren bir kitap. Kendi çevremizde karşılaşmasak da bu dünyada olduğunu bildiğimiz iğrenç bir olayın arkada bıraktıklarıyla mücadele eden bir aileyi anlatıyor.
Baskı: Küçük Arı
Nijeryalı Küçük Arı- asıl adıyla Udo- ve ablası, köylerindeki petrolün ticaretini yapan insanların köy halkına yaptığı katliama şahit olmuştur ve bu yüzden görgü tanıklarını öldüren yetkililerden kaçmaktadırlar. Günlerce bir ormanda durmadan yürüyen iki kardeş, sonunda bir plaja varırlar. Bu sırada plajda, editör Sarah ile kendisi gibi ünlü yazar eşi Andrew tatil yapmaktadır. Tatile gelmelerinin nedeni ise Sarah’ın Andrew’u aldatması sonucu yara alan evliliklerini tamir etmek istemeleridir. Udo ve ablası plaja vardıklarında peşlerindeki adamlar onlara yetişmiştir ve iki kardeş Sarah ve Andrew’a kendilerini kurtarması için yalvarırlar. Adamlar kızların hayatlarının bağışlanmasına karşılık karı-kocadan orta parmaklarının birer tanesini kesmelerini isterler. Sarah kendi parmağını keserek Udo’yu kurtarır ama Andrew parmağını kesmeyi kabul etmediği için Udo’nun ablası öldürülür.
Baskı: Kız Kardeşim İçin
Okurken duygulandığım ender kitaplardan birisi " Kız Kardeşim İçin". Göz yaşlarınıza hakim olmayacağınız bir kitap. Her karakter kendi ağzından olanları ve hissettiklerini anlatmış.Sürükleyici ve akıcı. Sonunu okuduğunuzda şok oluyorsunuz. Okurken hep ben olsaydım ne yapardım diye düşündüm. Bence sizde öyle düşünün.
Baskı: Cam Çocuk
Jodi Picoult’un yazdığı “Cam Çocuk” dili, kurgusu, konusu ve konuya bakış açısıyla gayet başarılı bir kitap. (Osteogenesis Imperfecta) hastası olan Willow’un Kalsiyum eksikliğinden kaynaklı olarak kemikleri oldukça kırılgan ve hassas. Bir hapşırmayla, bir sarılmayla bile kemikleri kırılabiliyor. Anne Charlotte, kendisine hamileliği zamanında çocuğunun bu hastalıkla doğacağının söylenmediği ve kürtaj alternatifinin sunulmadığı gerekçesiyle, doğum esnasındaki doktoru, aynı zamanda da en yakın arkadaşı olan Pipper’e tazminat davası açıyor. Charlotte bu davayı, Willow’u maddi açıdan daha rahat yetiştirebilmek için açıyor, fakat buna en yakındakilerini bile inandıramıyor. OI gerekçesiyle açılan Kusurlu Doğum davası, ailenin birbirleri ve çevreleri arasındaki bağların zarar görmesine yol açıyor.
Baskı: Taş Kağıt Makas
Jodi Picoult kitaplarında BİLİM, SUÇ, HUKUK, ORGAN BAĞIŞI, cinsel taciz, ensest ilişkiler ve SOYKIRIM v.s gibi konuları öyle güzel ele almış ki, okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve yargılamaya itip, doğu ve yanlışı açık şekilde ortaya koyuyor. LÜTFEN OKUYUN. Özellikle de KADINLAR.
Baskı: Az
11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu “mezarlık çocuğu” Derda’nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı’nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A’dan Z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman
Baskı: Erebos
Erebos, gerçek hayatla bağıntlı bir online bilgisayar oyununu konu alıyor.
Baskı: Asla Vazgeçme
Konu çocuklarınız olduğunda çok fazla şeyi bilmeniz mümkün müdür?
Baskı: Neva
Kitapta çok genişçe yer verilmekte olan gençlik yılları sendromu yaşanmaktadır.Yazarın bunu bu kitapta ne kadar iyi işlediğini görmakteyiz.Sonu acıda bitse kitap bize gençlik yıllarındaki bir erkek ve kızın ilişkilerini tam anlamıyla anlatıyor.
Baskı: Oyun
Geçmişi acılar ile dolu beş kişi, büyük bir fırtınanın etkisinde kalan Amerikan kasabasında mahsur kalırlar. Çevrelerinde acımasız cinayetler işlenmekte ve katilin aralarından birisi olma ihtimali kafalarımızı kurcalamaktadır.Karakterlerimiz neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamayacak şekilde psikolojik baskı altında tutulmaktadırlar. Katilin kim olduğunu bulabilmeleri için bu beş kişinin geçmişlerindeki ortak noktaları keşfetmeleri gerekmektedir
Baskı: Mefisto Kulübü (Rizzoli & Isles, #6)
Sıkılmadan okuyabileceğiniz kitaplardan.
Baskı: Siyah Adam
Siyah Adam, Bilim Kurgu-gerilim türü seven okurların elden bırakamayacakları bir gerilim romanı ama aynı zamanda önyargı ve genetik ayak izimizle oynamanın yarattığı yan etkilerle ilgili çarpıcı bir hikâye. Şiddet kapasitemizle ilgili, ancak daha da endişe vericisi aldatma ve yozlaşma kapasitemizle ilgili Siyah Adam sizi yerinize mıhlayacak. Yazar bu kitabında, 2100 yılında genetik mühendisliğinin varacağı noktaya dair kehanetleri ve vahşi bir insan avını birleştiriyor
Baskı: Amerika
Amerika, yapıtlarında 20. yüzyıl insanının korkularını, yalnızlığını, kaygı ve saplantılarını, kendi kendine yabancılaşmasını dile getiren Franz Kafka’nın ilk romanı.
Baskı: İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk “Yakın tarihimize damgasını vuran 31 Mart Vakası’nı çevresinde gelişen roman, nsanın en derinlerde saklı olan duyguları bile şaşırtıcı bir aydınlıkla gösteriyor.”, kitabın arka kapağında da dediği gibi, Ahmet Altan, bu önemli olayı farklı bakış açılarından değerlendirmiş. Osman, insanların deli sandığı, ölü büyükleriyle konuşan, onların sırlarını, ilginç hayatlarını paylaşan ve bundan büyük bir haz duyan, sıradan biri ve aynı zamanda günümüzde yaşıyor.
Baskı: Banko
Banko, gelip, doğup büyüdüğü toprakların çok çok uzağında bir adamın, hayatını özgürleştirme, hayata tutunma, hayatını kazanma ve aslında yeniden tam bir beyefendi’ye dönüşme hikayesini anlatıyor.
Baskı: Sil Baştan
Hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?
Baskı: Sisle Gelen Yolcu
Jean-Christophe Grangé , Fransız yazar, Bu sefer de insan beynini ele almış. Diğer kitaplarına nazaran daha az kanlı ve Fransa'nın belli başlı 3 -5 şehrinde geçen bol manzaralı , heyecan dozu yüksek betimlemeler, Şarap, Psikoloji, Psikiyatri üzerine detaylı bilimsel öğeler okuyucuya aktarılıyor. Çok katmanlı ve her bölümde adrenalin seviyesi yüksek bölümler okuyucuyu bekliyor. Sanki her sayfa, okundukça rüzgarla uçup gidiyor. Kitap okuma alışkanlığı olan biriyseniz ve özellikle benim gibi Grangé okurlarındansanız kitabın yüzlerce sürprizden, akıl almaz kurgulardan oluştuğunu tahmin ediyor olsanız gerek.
Baskı: Divan
Psikolog ve psikiyatristler'in içinde bulundukları kaosun gerçeküstü yanını kusursuz bir kurgu, etkileyici bir dil ve bir o kadar etkileyici vakalarla gözler önüne seren bir Irvin Yalom yapıtı: Divan.
Baskı: Zorba
Ben ülkem için öldürdüm, köyleri yaktım, kadınlara tecavüz ettim. Peki neden ? Çünkü onlar Türk'tü, Bulgar'dı! Lanet olası berbat bir salaktım. Şimdi insanlara bakıyorum, her insana... ve şöyle diyorum : İyi - Kötü... Yunan ya da Türk bana ne! Yediğim ekmeğine üzerine yemin ederim ki; yaşlandıkça bunu da sormamaya başlayacağım. İyi veya kötü.. farkı nedir ki? Hepimiz aynı yere gideceğiz.. Solucanlara yem olacağız.. Savaşın korkunç yüzünü görmek isteyenlere......
Baskı: Takunyalı Führer
isyana katılan aileden mi geliyor? rumlar niye "bizim çocuk erdoğan" diyor? iktidarında; ayasofya açılacaktı, kilise açıldı, cami ve kur'an kursu yıkıldı. mehdiliğe mi soyundu? tayyip hakkında türk değil diyen başdanışmanı. yırtık ayakkabı giydiği günlerden 3 bin dolarlık ayakkabıya. satılan değerlerimiz. kur'an bülbülü olarak lanse edilmesine rağmen, kur'an dersinden kaç aldı? amerikalıların çaylağı ve "at sineği." tayyip'in üç çocuk istemini üzerine alan kadın bakan. humeyni özlemcisi türkler kim? hizbullah ve ibda-c ile dans. mit, tayyip'i seviyor mu? tayyip'in en yakınındaki yerli uyuşturucu kaçakçıları. tayyip'in el ele olduğu çeteci dostları. tayyip'in korumalığını yapan çete lideri. tayyip'in önünü açan cinayetler. tayyip'in küresel teröristlerle olan bağlantıları. tayyip'in uluslararası uyuşturucu ve silah kaçakçıları ile ilişkileri. hablemitoğlu cinayetinin bilinmeyenleri. tayyip'in hitlerleşme süreci. ergenekon tertibi neleri örtüyor? ergenekon savcısına rüşvet gibi silah hediyesi. tayyip'in büyükanıt'a olan ilgisi. hacıhüsrev'de tayyip'e takılan lakap. paytak reco'nun şaibeli futbolculuk serüveni. sucukçuluk günlerinde insanlara at, eşek eti mi yedirdi? tayyip ile emine'nin evliliğe giden yolda bilinmeyenleri. cumhurbaşkanlığı'nı kaybettiren krizin perde gerisi. herkese hiddetli, pkk'ya şefkatli. otoriteye boyun eğen kasımpaşalı. ihh ve bağlantıları. --spoiler--
Baskı: Abdalın Bir Günü
Abdalın Bir Günü, geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan, çok katmanlı, deneysel bir roman. Sözlü anlatı geleneğinin modern bir ûslpla harmanlandığı, geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği Abdalın Bir Günü'nde Uzun, ünlü dengbej, Evdalé Zeyniké'nin trajik yaşamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı öznelleştirip, bir günü tüm yaşamın özeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor
Baskı: 2666
Bolano, 50 yıllık ömrünün son beş yılında, ölüme adım adım yaklaşırken 2666‘nın üzerinde çalışmaktaymış. Editörünün açıklamalarına göre, yazar öldüğünde metinde düzeltmeler dışında eksik kalmış bir kısım yokmuş. Daha sonra dosyaları ve notları toparlayıp yayına hazırlayan ekip, çok belirgin hataları düzeltmek dışında kayda değer bir değişiklik ya da ilave yapmamış. Yine de 2666, Bolano’nun bitmemiş romanı olarak biliniyor. Oysa kitapçıda kapağını beğenip kitabı satın alsanız, ne olduğunu bilmeden okusanız, bu açıklamalardan da haberiniz olmasa, bitmemiş bir roman olduğunu aklınıza bile getirmezsiniz. Bir başka ilginç detay ise kitabın yayımlanma biçimiyle ilgili. Bolano, beş ayrı bölümden oluşan 2666‘nın, birbiriyle bağlantılı beş ayrı roman halinde basılmasını tasarlamış. Editörü ve ailesi ise tek bir roman halinde basmaya karar vermişler. Bana kalırsa çok da iyi yapmışlar. Doğrusu koskoca kitabı bu haliyle okumak, hele yatarak okuyanlardansanız havada tutmak hiç kolay değil. Ama her türlü rahatsızlığı çekmeye değiyor. Birbirlerinden tamamen faklı tarzdaki beş kısmı bir seferde okuyunca kitabın gerçek gücü ortaya çıkıyor. Hem Guernica‘nın makul boyutlarda beş ayrı tablo olduğunu ve beş ayrı odada asılı durduğunu düşünün. O zaman Guernica olur muydu? * * * Klasik bir Bolano romanından bekleyeceğimiz her şey var 2666‘da. İlk olarak kayıp yazarlar ve dedektif gibi iz süren edebiyatçılar var. Bir görünüp bir kaybolan, bir daha da ortaya çıkmayan yüzlerce karakter var. Birbirinin içine giren ve çoğu zaman hiçbir yere varmayan öyküler var. Bol miktarda seks ve insanın tüylerini diken diken edecek dozda şiddet var. Sanat tarihine, dünya tarihine, felsefeye ve popüler kültüre son derece eğlenceli göndermeler var. Arka planda ise olabildiğince karanlık ve bir o kadar da eğlenceli bir mizah var. Tarantino’nun bütün senaryoları Borges tarafından birleştirilip yeniden yazılsa ve Lynch tarafından çekilse, ortaya çıkacak film, sanırım insanın üzerinde bu kitabın yarattığı etkiyi yaratırdı. * * * Konusu o kadar karmaşık ki, anlatması çok zor bir roman 2666. Birinci bölümde, Avrupa’nın dört farklı ülkesinden üç erkek ve bir kadın akademisyen/eleştirmenin başlarından geçenleri okuyoruz. Dördü de kariyerlerini Benno von Archimboldi adında bir Alman yazarı araştırmaya adamışlar (bu arada Bolano daha en başta romanın yapısı ile ilgili okuyucuya göz kırpıyor: bkz. Archimboldi’nin isim babasına ait meşhur resimler). Archimboldi, önceleri neredeyse hiç kimsenin duymadığı bir romancıyken, kahramanlarımızın yıllarca süren çabaları sayesinde zamanda bütün dünyada tanınıyor. Edebiyat çevrelerinde o kadar başarılı bulunuyor ki, yakında Nobel ödülünü alacağı konuşuluyor. Ancak Archimboldi gizemli bir yazar. Kim olduğunu, nerede yaşadığını bilen yok. Bu da ününe ün katıyor. Eleştirmenler bir konferanstan bir başkasına koşup Archimboldi hakkındaki tezler sunarken doğal olarak birbirleriyle tanışıyorlar. Başta arkadaş oluyorlar, sonra iyice samimileşiyorlar ve çok geçmeden dört kişilik bir takım oluyorlar. Birlikte Archimboldi’nin peşine düşüyorlar. Derken erkeklerin ikisi kadına aşık oluyor, kadın ikisiyle birden sevişmeye başlıyor (önce ayrı ayrı, sonra bir arada), ve adamlar da bu çok eşli durumu kabullenmeye çalışıyor. İlk bölümün sonunda kahramanların yolu Meksika’nın bir sınır şehrine, Santa Teresa’ya düşüyor. Buldukları ipuçlarına göre Archimboldi’nin en son görüldüğü yer burası.
Baskı: Incarceron (Incarceron, #1)
Bu Serinin devamını okumaya katlanamayacağı düşünüyorum. Yine de Fantastik türün meraklısıysanız okuyabilirsiniz. Açlık Oyunları'nı ve benzerlerini sevdiyseniz bunu kitabı da tahminim seveceksiniz...
Baskı: Yasak Tevrat
Tom Egeland’ın kaleme aldığı ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kitapseverlerin büyük beğenisini kazanan Yasak Tevrat’taki olaylar 11. Yüzyıldan günümüze kadar uzanıyor. Kitaba adını veren Tevrat’ın sırrı, Viking Korsanları tarafından Mısır’dan Norveç’e kadar taşınacaktır. 21. Yüzyıla gelindiğinde akademik çalışmaları esnasında parşömenleri bulan bir arkeoloğun hayatı alt üst olacaktır. Yasak Tevrat’ın sırlarının ortaya çıkmasını istemeyen bazı gizemli güçler, arkeoloğun çalışmalarını engellemeye çalışacaklar, ortaya solukları kesen büyük bir mücadele çıkacaktır