
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Devrimin Kızı (The Book of Ivy #2)
İlk kitabı daha çok sevdim sanırım.Bishop gelene kadar fena değildi Ivy'nin hayatta kalma çabası Ash ve Caleb'i tanımak filan ama Bishop geldikten sonra Ivy'nin hareketleri beni baydı.
Baskı: Yıldız Tozu
Aslında bu kadar iyi beklememiştim kitabı ama hakikaten çok iyi çıktı. Kurgusu ve anlatım şekli çok güzeldi. Aradaki mektuplar,geçmişe gidip gelmeler, yoğun bakım ve mahkemelerin detaylı anlatımı tek kelimeyle harikaydı. İnsanın kafasında hiçbir soru işareti bırakmadan bitmesini ise ayrı bir sevdim..Kesinlikle tavsiye ederim. :)
Baskı: Ateşböceği Yolu (Ateşböceği Yolu, #1)
Yazarın duyguları aktarma şeklini ,sıradan denilebilecek bir konuyu içten bir şekilde anlatmasını sevdim ama acıyı, mutluluğu,öfkeyi dibine kadar yansıtması bana bu kitapta biraz fazla geldi.. Elime geçirsem Tully'yi bi kaşık suda boğacak kıvama geldim yani..Neyse yine de ikinci kitabı çok merak ediyorum. :)
Baskı: Sayuri
Çok ilginç bir o kadar da keyifli bir kitaptı.Ayrıca benim için 2015'in son kitabı.. Okurken ilk başlarda epey zorlandım,yazar kendince fantastik bir dünya oluşturmuş ve isimler,betimlemeler çok değişik .Bu yüzden yaratıkların,karakterlerin ne olduğunu anlamak epey zor..Mesela Suieen isimli karakteri epeyce bir süre dişi sandım ama erkek çıktı.. :D Ama akıcı anlatımı ve insanı sarıp bırakmayan kurgusu sayesinde üstesinden gelinebiliyor.Gerçi sonu beni biraz üzdü ,biraz aceleye gelmiş hissi uyandırdı ve açıkçası daha farklı olmasını isterdim ama bu haliyle de hiç fena değil.. Üstelik yazarın 1991 doğumlu oluşuna bakılırsa oldukça başarılı kitap bence..Tavsiye edilir.. :)
Baskı: Audrey'yi Bulmak
Diğer okuduğum Sophie kitaplarındaki tadı tam alamadım,bu kitabın daha basit daha sıradan bir anlatımı vardı.Lakin konunun işleyişini ve karakterleri çok sevdim. Özellikle Felix ve Frank'e bayıldım.Çok güldürdü ikisi de beni.. :) Tek takıldığım yer yazarın Audrey'nin hastalığı hakkında çok fazla açıklama yapmamasıydı ki son ana kadar bekledim bunun için.Yine de o malum olayı öğrenemedim.Kitap boyunca devamlı bahsedilip ama nihayete ermemesi biraz rahatsız etti beni.
Baskı: Tesadüf (Happenstance Serisi #1)
Aslında konusuna bakarak epeyce uzun bir kitap çıkarmış ama yazar niye böyle minicik bir kitapla sonlandırmış anlamadım..Kısalığından mütevellit duygu ve konuya hakim olma kısmını da özet geçmiş gibi.Akılda kalan sorular filan sonuna kadar gitseniz de çözüme ulaşmıyor,zınk diye bitiveriyor.Mesela Erin A. ve Erin M.'nin diğer Erin'e neden böyle davrandığı tam bir muamma. Gerçi serinin ilk kitabıymış bu ama neyse.. Diğer iki kitapta yazar ne anlatacak merak içindeyim şahsen..
Baskı: Düğün Günlükleri
Tam bir hayal kırıklığı.. :( Ayrıca diyaloglar cidden böyle yazılmak zorunda mıydı? Kitap boyunca bütün diyalogların böyle yazılmış olması çok sinir bozucu. kiki: bıdı bıdı bıdı.. thom: vıdı vıdı vıdı..
Baskı: Beden Dili
Sıkıcı bir hocanin dersini zoraki dinlemek gibiydi. Akici olmaktan cok uzak ve sanki caylak fbi ogrencilerine ders anlatir gibi anlattigi icin okumak epey zorladi beni. Birde hepsi bildigim seylerdi. Farkli bisiler bekledim ama umdugumu bulamayinca bitsin diye gozunu gozledim deyim yerindeyse.
Baskı: Aç Kalbini
Kitabin puanlamasina baktigimda aslinda beklentilerim epey dusuktu ama bu kitap sasirtti beni. Acikcasi daha once kuzey avrupa edebiyatina dair bisi okumamistim ve kitabin ortasina gelene kadar hikayenin Isvecte gectigini bilmiyordum. Yazarin adi yuzunden kitabin Italyada falan gececegini dusundum hep. Ama cok baska bisey cikti. Ilk sayfalardaki eglencenin laf sokmalarin yerini kitabin ikinci yarisinda tipik kadin-erkek iliskisine donmesiyle biraz hayal kirikligina ugramadim degil. Yazarin merak duygusunu canli tutmasiyla aradaki kultur farkini asabilecekler mi diye diye sona kadar geldim. Gerci ucu acik bir son birakilmisti ve ben boyle sonlardan cok hoslanmasam da yinede okurken keyifli zaman gecirdim diyebilirim.. Aaa birde yayinevi keske yoresel kelimelerin anlamlarini dipnot olarak dusseydi. Ingilizce kelimelerin tercume edilip isvec dilindekilerin oylece birakilmasi biraz sacma olmus cunku.
Baskı: Klara`nın İzinde
Seçilen konu güzel ama paragraflar arasındaki kopukluklar işin açıkçası okumayı epey zorlaştırmış,özellikle de ilk sayfalarda..Örneğin bir paragrafta heyecanla bişi anlatılıyorken bir alttaki paragrafa geçtiğinizde tamamen başka bir olay ve kişi üzerinden ilerleyebiliyor..Hal böyle olunca okuma zevki baya azalıyor..Ama yinede birbirine bağlı 3 hayatı okumak güzeldi.Her ne kadar dili epey sıkıcı olsa da..
Baskı: Gözde Bekar
Hic sevemedim.. Bunun gibi ayni konuya sahip yiginla kitap varken bu kitabin hicbir albenisi ve ayirt edici ozelligi yok. Diyaloglar, karakterlerin havada kalan durumlari,konunun bi sureden sonra baymasi filan..Zaman kaybi resmen.
Baskı: Labirent: Ölüm Emri (Labirent, #0.5)
Seriden daha akıcı ve iyiydi bence..Ama yine de yazarın dilini sevmedim. Böyle bir konu bu şekilde heba edilmemeliydi..
Baskı: Labirent: Son İsyan (Labirent, #3)
Sayın JAMES DASHNER şaka mı bu !!.. Böyle final mi olur, dalga mı geçiyorsun sen yaa.. Hani bu çocuk her şeyi hatırlıyordu ne oldu..Hepsi tırt çıktı.. Yetmedi 2 kitap boyunca gıdım ekşın olmasın sen 3. kitapta elinde ne kadar malzeme kaldıysa hepsini boca edip,çorba yap.. Yeminle şiştim,saç baş yoldum.. Dipnot.Bir kitap nasıl lüle edilir tasdikledim şuan.. >_< Gerçekten..
Baskı: Labirent: Alev Deneyleri (Labirent, #2)
İlk kitaba göre bir tık daha iyi ama sadece bir tık..Böyle olmasına rağmen yine de beklentilerimi karşılayamadı bu seri.. Yavan bir dil,heyecansız bir anlatım..Yazar caanım konuyu,kitabı mahvetmiş resmen..Umarım 3. kitapta fikrim değişir. Yoksa seriyi aldığıma çok pişman olacağım.
Baskı: Kocan Kadar Konuş 2 - Diriliş
Ilk kitap kadar cok eglendigim,begendigim habire tavsiye ettigim bi kitap olmadi ne yazik ki.. Ilkindeki esprili anlatim tarzi yerine bu kitapta daha fazla sosyal mesaj verme kaygisina dusmus gibiydi yazar. Sanki ilk kitabi yazdim ama ben o kadar da bos biri degilim demeye calismis ve bunun icinde neredeyse butun bilgi ve entellektuel birikimini gozumuzun onune serip kendini ispatlama cabasina girismis gibiydi. Bu yuzden ortaya bol felsefik mesajli, dusuncelerin fikirlerin havada ucustugu ,alt metinde ise ara ara efsun ve sinan'in hikayesinin anlatildigi bir kitap cikmis. Keske ilk kitaptaki cizgisini bozmasaydi dedim bittiginde.. Ha boyle kotu mu olmus ,hayir tabi ki. Ama elestiri ya da fikir kitabi okumak isteseydim bu ihtiyacimi diger kitaplardan karsilardim . Dipnot. Dugun arefesinde efsun'un hic bir seye ses cikarmayip boyle sumsuk sumsuk dolanmasina da ayrica uyuz oldum o ayri.
Baskı: Labirent: Ölümcül Kaçış (Labirent, #1)
Kitabin yazim dilini sevmedim. Ayrica kitapta aksiyonun cok az olup gizemin neredeyse cilkinin cikarilmasi cok bunaltti beni.. Umarim ikinci kitap boyle degildir.
Baskı: Aynadaki Ben
Yazarın dilini , anlatımını çok sevdim.Günlüğü okurken sanki onu ben yaşıyormuşum gibi hissettirmesi çok hoştu..İki farklı zamanı ve mekanı anlatırken yakaladığı uyum,küçük ama hoş detaylar hepsi çok güzeldi.Okurken hiç bitmesin,ben hep okuyayım istedim yani..Üstelik böyle bir hikayede zaman ve mekan arasında gidip gelirken arada kopuklukların olmaması alınan keyfi ikiye katlaması bakımından da benim için çok önemliydi..Kesinlikle tavsiye edilir.
Baskı: İskoçyalı'nın Kollarında (The McCabe Trilogy, #1)
Cabuk okunan bir kitap ama ceviri kaynakli sanirim yazim dili cok rahatsiz edici.. Hos konu ve islenis tarzi da cok matah birsey degildi ama..
Baskı: Son Savaş (Narnia Günlükleri #7)
Aslında film mi kitap mı sorusunun cevabı bende hep kitap olmuştur ama niyeyse serinin kitap versiyonunu sevemedim ben..Filmleri daha bir güzeldi sanki..
Baskı: Unutmanın Büyüsü
Gerçek mucize aklında değil kalbinin derinliklerindedir.Ailesiyle birlikte geçirdiği trafik kazasında başına aldığı darbeyle hafızasını kaybeden Gibby, bir unutup bir hatırladığı geçmişindeki bilinmeyenleri çözmeye girişir. Aklı karışmış,kelimelerini unutmuş, geçmişi silinmiş olsa da hayatını geri kazanmaya kararlıdır. Hatırlamasına yardımcı olmak ve kendini kanıtlamak için gazete çıkarmaya başlayan Gibby'nin, masum başlayan bu macerası bir ceset bulmasıyla rayından çıkar. Gelgitli hafızasıyla bu cinayeti aydınlatmaya çalışan Gibby, başını türlü belalara sokarken aşk, arkadaşlık ve küçük mucizeler ona bu yolda eşlik edecektir. "Lesley Kagen'in bu romanı diğerlerinden daha komik ve acı tatlı esintilerle dolu. Gibby'nin aklı başında olmasa da kocaman bir kalbi var." -Publishers Weekly- "Unutmanın Büyüsü sürprizlerle dolu, eğlenceli, sıra dışı bir kitap; güçlü karakterler ve dolu dolu aşk da cabası." -Lansing City Pulse- "Şeffaf, cüretkâr ve sımsıcak anlatımıyla Lesley Kagen, kitabın her sayfasında bizi yaratıcı hayal dünyasına çağırıyor." -Tasha Alexander- (Tanıtım Bülteninden) Arka kapakta yazılanlar sayesinde aldığım ama umduğumu bulamadığım bir kitap daha..
Baskı: Trendeki Kız
Cok sıkıldım okurken,surundu durdu elimde bitmek bilmedi bir turlu.. Karakterler cok siradan ve albenisiz bir kitap.Gidisat belliydi zaten basindan da, ne diye bu kadar yaygara koparildi bu kitap hakkinda hic anlamiyorum ben. Cok harika muhtesem mutlaka okunmali yazilarina artik itimat etmemek gerekiyor sanirim.