Şah-Rû
@Şah-Rû

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (Napoli Romanları, #1)

Kitabın yalın gerçekçiliği öylesine kuvvetli ki biyografi ya da otobiyografi olmalı dedirtiyor. Kitap boyunca değinilen her türlü duygunun yoğunluğu, çocukluktan ergenliğe geçiş, 1950’lerin İtalyasının mahalle kültürü, büyüdükçe değişen mahalleler, büyüdükçe değişen bakış açıları… yani mekandan hislere kadar tüm betimlemeler sarsıcı bir kuvvetle kaleme alınmış. Ama en çok iki başkarakterin, Lenu ve Lila’nın birbirinden beslenip birbirinden zehirlenen arkadaşlığı büyülüyor. Bu çetrefilli ilişkide okurun da çocukluktan yetişkinliğe kadar tüm ilişkilerinden birer parça yakalaması mümkün.

Değerlendirmeyi gör →
Havada Kar Sesi Var
6/1003.01.2023

Baskı: Havada Kar Sesi Var

Erdal Öz’ün arka kapakta belirttiği gibi acemilik dönemi eseri diyebileceğimiz, fakat yeniden elden geçirilmiş öykülerinden oluşan bir kitap. İlk öykü kitabı olan Yorgunlar’dan dört hikaye de bu derlemede yer alıyor. Yazım dili sade fakat gözlemler oldukça kuvvetli. Farklı konulara, yerlere ve kişilere ait olmakla birlikte sanki hep karlı bir Anadolu toprağı hissi veren öyküler.

Değerlendirmeyi gör →
Noel Günleri
7/1003.01.2023

Baskı: Noel Günleri

Kimi eğlenceli kimi ürkütücü ama hepsi de masalsı olan öyküler ve onlara eşlik eden noel lezzetleri tarifleriyle tam bir yılbaşı eseri. Öyküler özellikle kuvvetli betimlemelerle klasik İngiliz Edebiyatı tarzıyla kaleme alınmışken, tariflerde ise daha modern tarzda keskin mizah kendini gösteriyor. Yazarın iki farklı türü ve yazım tarzını bir arada başarıyla kullanması dikkat çekici. Adeta kar yağarken, soba başında, battaniye altında masal dinliyormuş gibi keyif veren bir kitap.

Değerlendirmeyi gör →
Hayvan Çiftliği
8/1003.01.2023

Baskı: Hayvan Çiftliği

Orwell, Rus Devrimi’ni bir alegorik anlatım harikasıyla hayvanlarla özdeşleştirerek sosyalizm ve devrimin nasıl diktatörlüğe dönüştüğünün resmini çizmiş adeta. Stalin Rusya’sına beton sertliğinde eleştiriler içeren eser ne yazık ki birçok yönden tanıdık geliyor okuyucuya. Karakterlerin işleniş/uyarlanışındaki incelik ise hayranlık uyandırıcı.

Değerlendirmeyi gör →
Amok Koşucusu
7/1023.12.2022

Baskı: Amok Koşucusu

İntihar ederek hayatına son veren Zweig’ın biri aynı adı taşıyan ve bir şekilde ölümle bağlanan yedi hikayesinin yer aldığı eser. Daha ilk satırdan itibaren yazarın iç dünyası kadar umutsuz ve karanlık olan hikayeler aynı seyirde ilerleyerek çoğunlukla kaçınılmaz sona ulaşıyor. Yazarın uç duyguları ifade ediş şekli çarpıcı. Tutkulu ve takıntılı ruh hallerini müthiş bir kuvvetle işlemiş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Gece Yarısı Kütüphanesi

Kurgu ve tahmin edilebilirlik açısından zayıf olmakla birlikte güzel mesajlar barındıran ve umut veren tarzda bir roman. Aslında oldukça iyi bir konu ama fazla yüzeysel işlenmiş. Böyle bir ödül alabilecek güçte değil. Sade yazım dili ve basit mantığıyla akıyor. Bir Şey Öğrendim başlıklı kısım hem kitabı gayet güzel özetliyor hem de okuyana iyi geliyor.

Değerlendirmeyi gör →
Eskisi Gibi
7/1008.12.2022

Baskı: Eskisi Gibi

1960’ların başında bir eve dönüş öyküsü. Fransa’dan İtalya’ya hesaplaşma dolu bir yolculuk. Geri planda İtalya’nın çalkantılı siyasi süreci usulca işlenirken, iki kardeşin yol macerası hikayenin geçtiği yaz sıcağı gibi insanı sarıyor. Çizimlerde ise özellikle renklerin güzelliği dikkat çekiyor. Yüzleşmeleriyle çarpıcı ama duygusal bir grafik-roman.

Değerlendirmeyi gör →
Sahiden Hikaye
7/1008.12.2022

Baskı: Sahiden Hikaye

Birbiriyle bağlantılı hikayelerle ilmek ilmek işlenmiş bir kitap. Öykülerin sadeliği ve içtenliği kadar yazım dilinin kuvveti dikkat çekiyor. Buruk ama alttan alta keskin bir mizahla coğrafyayı adeta başkarakter olarak kullanmış.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Yolların Başlangıcı

Ağırlıkla geniş kökeniyle bağlantılı konuları işleyen yazar bu sefer alışık olduğumuz masalsı tarzın dışına çıkıp bir tür araştırma/anı kitabına imza atmış. Günlükler, mektuplar ve belgelerle desteklediği eserinde yine sürükleyici yaşamlara yer verse de içerik olarak daha farklı bir tada sahip. Yazarın ailesinden süregelen kültürel mirası hayranlık uyandırıcı. İzini sürecek çok köklü bir geçmişi var.

Değerlendirmeyi gör →
Yaban Kazı
6/1020.11.2022

Baskı: Yaban Kazı

Ogai Mori’nin Meiji Dönemi’nin sonlarında geçen ve kültürel detaylarıyla dikkat çeken eseri. Tamamen kapalı bir toplum olan Japonya’nın Meiji Dönemi ile birlikte batıya açılma çabalarının halka yansıyışı ve değişim sancılarının öne çıktığı kitapta, hikaye oldukça yalın bir şekilde aktarılmış. Bu sadelik ve duygulardan ziyade günlük yaşayışa yer veriş ise eseri çok daha ilgi çekici kılmış.

Değerlendirmeyi gör →
Odysseia
9/1020.11.2022

Baskı: Odysseia

İthaka hakimi Odysseus'un Truva Savaşı sonrasında evine dönüş yolculuğunu konu edinen, destan olarak derlenmesine karşın adeta bir roman sürükleyiciliğine sahip olan, Homeros’un iki büyük destanından biri. Birçok esere esin kaynağı olan destanın anlatım gücü ve betimlemelerin kuvveti çarpıcı. Adeta görsel bir özelliğe de sahip olan eserin okumaktan ziyade anlatılması için derlenmiş olduğu tespitlerine hak vermemek elde değil. Ayrıca halen üzerinde araştırmalar yapılıp yeni yönlerinin keşfedilmesi ise eserin derinliğinin bir kanıtı.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Işık Aşktan Daha Eskidir

Sanata hem içeriden hem dışarıdan bakan bir eser. Bir dönem romanı gibi ama geleceğe kadar gidiyor. Şiirsel bir dil ama bıçak gibi de keskin. Kitap boyunca işte budur dedirten bir çok saptama var. "İnsan gördüğü kadardır." Kimbilir hayatımızda ilk görüşte ıskaladığımız kaç eser var. Diyelim ki yaşanmışlıklar artık söz konusu eseri içselleştirebilecek kıvama getirdi peki o eserle tekrar yolumuz kesişecek mi? İlk okuyuşta sarmayan bir kitap, diğerlerinden daha fazla dikkat çekmeyen bir resim, içine çekmeyen bir tiyatro oyunu, sözleri etki bırakmayan şarkı, sıkıcı gelen bir film... "Kurgu, arzunun hayaletidir" Sanatçı olmayanların "sözleri" varsa, sanatçıların da bu kitaptaki ağırlığıyla düşünürsek "resimleri" var. Ve söyleyecek "sözler" olduğu sürece yaratılacak eserler de olacaktır. Ve her eser en azından kendi "gözünü/gözlerini" bulduğu sürece yaşamaya devam edecektir.

Değerlendirmeyi gör →
Şeytanın Çırağı
6/1023.10.2022

Baskı: Şeytanın Çırağı

Suçtan ziyade suçlu psikolojisine odaklanmış iki polisiye öyküden oluşan bir kitap. Mektup ve hatırat tarzında kaleme alınan öyküler Japon toplumuna dair sade izlenimlere de yer veriyor. Her iki öyküde en dikkat çekici yan ise gerçeğin göreceliği ve bunun yargı sistemini nasıl etkileyebileceği.

Değerlendirmeyi gör →
Canan
6/1023.10.2022

Baskı: Canan

Peyami Safa’nın nispeten acemilik eseri diyebileceğimiz kitabı. Her ne kadar ilk eseri değilse de özellikle toplumsal gözlemcilikteki ustalığı ve Doğu-Batı çatışmasını nokta atışı tespitlerle ortaya koyduğu eserlerine göre oldukça zayıf kalıyor. Yazım tarzı akıcı olmakla birlikte henüz Peyami Safa derinliğine sahip değil. Hatta diğer eserlere giden yolda neredeyse tek pencereden bakmış olması ileride kendini ne kadar geliştirdiğini daha net ortaya koyuyor. Finali de oldukça zayıf olmakla birlikte merak unsuru sonuna kadar başarıyla korunmuş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Bir Beyoğlu Düşü - Berlin'de Sanrı - Kanallar

Üç ayrı ülke, üç ayrı şehir, üç ayrı ama aslında birbirine bağlı öykü. Demir Özlü’nün melankolik ve içsel tarzıyla kaleme aldığı bu anlatılar, kişisel hatıralarından da beslenerek kurmaca ile anı arasında geziniyor. İlk öykü olan Bir Beyoğlu Düşü o zamanın Beyoğlusuna imrendirirken, tüm hikayelerde İstanbul’un yazarın hayatında ne kadar derin iz bıraktığı fark ediliyor.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler

Dazai, kendine has üslubuyla Japon masallarında yer alan figürleri gündelik hayata katarak alışıldık peri masallarından oldukça farklı fantastik öyküler ortaya çıkarmış. Öyküler ağırlıkla karamsar atmosfere sahip. İlk öykü olan Yeşil Bambu ise tamamen Konfüçyus öğretisi anlayışıyla yazılmış. Hikayelerdeki alt mesajlar okuyucuyu ister istemez yazarın kendi hayat öyküsüyle birlikte değerlendirmeye itiyor.

Değerlendirmeyi gör →
Sevme Sanatı
8/1002.10.2022

Baskı: Sevme Sanatı

Birkaç yılda bir okumaya gayret ettiğim, sevgi duygusuna dair neyi nasıl yapmalıyızdan çok neyin nereden kaynaklandığının altını çizen, ciddi derecede bilinçlendiren türde bir eser. Öyle nokta atışı tespitler var ki okurken bir sürü not tuttuğum ender kitaplardan biri oldu. İnsana empati kurdurduğu kadar kendi davranışlarını da ölçme ve insani ilişkilerini gözden geçirip çıkarım yapma imkanı veriyor. S.47 Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiģimiz etken (aktif) ilgidir. S.49 Saygı, korkmak ve çekinmek değildir. Sözcüğün kökenine (respect, "saygı"; respicere "bir şeye bakmak) göre bir insanı, olduğu gibi görebilme yetisini, onu özgün bireyselliği içinde fark edebilmeyi belirtmektedir. S.66 Sevgi aslında özgün bir kişiyle olan ilişki değil, bir tavır, sadece bir sevgi "nesnesine" değil tüm dünyaya karşı bağlılığını belirleyen bir karakter yönelimidir. S.68 Çaresizlik geçici bir durumdur, kişinin iki ayağı üzerinde durmasıysa sürekli ve geneldir. S.85 Tüm insanlar eşittir çünkü onlar Toprak Ana'nın çocuklarıdır. S.131 Bir insana salt kendi kendime yetemediğim için bağlıysam o kişi ancak bir can simidi olabilir. Aradaki bağın sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur. Mantığa aykırı görünse de yalnız kalabilme becerisi, sevme becerisinin koşuludur. S.139 Nesnel ve akıllı olma yetisine sahip olmak sevme sanatını başarmanın yarı yolu sayılır, ancak kişinin bunu ilişki kurduğu tüm insanlar için geçerli kılması gerekir.

Değerlendirmeyi gör →
Ken Taç Dis
6/1002.10.2022

Baskı: Ken Taç Dis

Zafer Algöz yine kendine özgü üslubuyla döktürmüş. Kelimenin tam anlamıyla “biz anlatınca böyle olmuyor “örneği. Çok kıymetli isimler, çok renkli maceralar ama en çok da dolu dolu yaşanmışlık var. Bu seri gidebildiği yere kadar gitmeli.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: SPQR Antik Roma Tarihi

Erken Roma tarihine dair oldukça kapsamlı bir eser. Hem ciddi kaynaklardan yararlanılmış olması hem de gündelik yaşam detaylarına yer vermesi önemli. Yazar, kronolojik tarih sırasında akademik araştırma şeklinde değil de Roma tarihini belirleyen kritik noktaları baz alarak ve yorumlar eşliğinde sohbet havasında aktarmış.

Değerlendirmeyi gör →
Dublörün Dilemması
7/1001.09.2022

Baskı: Dublörün Dilemması

Sırasıyla anlatıcı rolüne geçen renkli karakterleri, kıvrak yazım dili ve gayet yaratıcı sıfat ve betimlemeleriyle başarılı ve eğlenceli bir postmodern roman örneği. Gerek doğru düzgün dikiş tutturamayan karakterleri gerekse girdap misali kurgusuyla Oğuz Atay, İhsan Oktay Anar ve Alper Canıgüz başta olmak üzere bolca Afili Filintalar tadı barındırıyor. Ayrıca yazarın birikimi gerçekten göz dolduruyor. Sadece anılan isimler bile başlı başına bir genel kültür geçidi.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk

Hemen herkesin aklında olan “ya başka yerde daha iyi, daha güzel bir hayat varsa” sorusunu irdeleyen bir roman. Çocukluktan gelen kapanmamış meseleleri ve uyumsuzlukla tam bir “modern zaman insanı” olan başkarakterin toplum içinde varolma, çoğunluk tarafından kabul görme, hadi daha net olalım sürüye uyma baskısı altında verdiği bireysellik mücadelesi okur için oldukça tanıdık geliyor. Sade bir anlatımı olmakla birlikte gözlemlerin gerisindeki derin felsefe dikkat çekici. Fakat bu kadar kuvvetli gözlemlere rağmen karakterin eylemsizliği de ironik.

Değerlendirmeyi gör →
Asmalımescit 74
6/1020.08.2022

Baskı: Asmalımescit 74

1930’larda Beyoğlu ağırlıkta olmak üzere İstanbul’da sağlam bir bohem yaşamı olduğunu gösteren eser. Fikret Adil anılarıyla sanat ve edebiyat tarihimizin önemli isimlerinin -isimleri değiştirilmiş olarak- maceralarına yer verirken döneme dair oldukça canlı portreler çizmiş. Sohbet havasında ilerleyen anlatıda Beyoğlu ve mekanları da en az Fikret Adil’in edebi çevresi kadar başrolde.

Değerlendirmeyi gör →
Ardından
7/1020.08.2022

Baskı: Ardından

Oblomov gibi yazıldığı dönem ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir eser. Natsume Soseki, Meici dönemine kadar dışarıya kapalı bir toplum olan Japonya’da batılı tarzda denilebilecek bir eser ortaya koyarak kendisinden sonra gelen yazarların önünü açmış bir yazar. Bu eserinde de Japon edebiyatında neredeyse ilk kez kullanılan dışarıya dönük kavramlar ile Japon geleneğini başarıyla harmanlamış. Böylece Japon okurlar için yenilikçi bir edebiyat, farklı ülke okurları içinse Japon kültürüne dair bir eser olarak iki yönlü etkisi var. Ayrıca kitapta dönemin Japonyasına yoğun bir eleştiri göze çarpıyor. Bu sayede kapalı bir toplumun dünya ile ilişki kurarken ne kadar zorlandığı ve geçiş döneminin sancıları daha iyi anlaşılıyor. Ek olarak İthaki Yayınları’nın Japon Klasikleri Dizisi’nin kapakları gerçekten çok şık.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Gün Ortasında Karanlık

Adı verilmeyen bir ülkede, içeriği belirtilmeyen bir devrimin ertesinde geçen eser, tersine dönen bir devrimin yarattığı kabusu resmediyor. Bu belirsizlik distopik altyapıyı oluştursa da uzak gelecek yerine aşağı yukarı eş zamanlı tarih kullanılması başta olmak üzere birçok detayıyla bariz bir Rus Devrimi ve Stalin eleştirisi içermekte. Devrimin önde gelen isimlerinden Rubashov'un, 1 Numara olarak anılan liderin gözünden düşmesiyle başlayan süreç "sonsuzluk omuz silkmişti" gibi nefis bir kapanış cümlesiyle sona eriyor. Hapishane edebiyatı diye bir tür oluşturabilecek kadar güçlü bir kitap. Sorgu aşamaları, o 6,5 adımlık hücrenin atmosferi, Kadrat Alfabesi, mahkumun geçmişiyle yüzleşmesi, trampet uğurlaması gibi birebir gerçek hayattan alınan ve tüyleri diken diken eden kısımlarla birlikte hemen hiç aksiyon içermemesine karşın son derece akıcı bir eser.

Değerlendirmeyi gör →
ÖncekiSayfa 6 / 34Sonraki