Şah-Rû
@Şah-Rû

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Faust
8/1008.10.2018

Baskı: Faust

Yazım sürecinin yazarın hayatına yayıldığını her satırında belli eden bir eser. Başlarda daha sade ve odaklı olan konu, ortalardan itibaren gösteriş ve coşkunluk kazanarak geniş bir yelpaze gibi açılıyor. Bu da çokça belirtildiği gibi sahnelenmekten ziyade okumak için yazılmış bir oyun olduğu duygusunu pekiştiriyor. Modern insan tragedyası olarak anılmasının da haklı bir nedeni var. Zira Faust’u yazıldığı çağda düşünürsek, Yeniçağ’dan Yakınçağ’a geçiş döneminde araştıran, sorgulayan ve aradığı cevabı bulmak için şeytanla bile antlaşma yapabilen bir insan figürü oldukça sarsıcı etki bırakmış olsa gerek. Tabi günümüzde göndermelerin tümünü anlamak mümkün değil. Yine de kendisinden sonraki olaylara bile yorumlanabilecek evrensellikle çıkarımlar var. “Bugün yapılmayan, yarın yapılmamıştır, Ve ziyan etmemeli bir tek günü bile” S.22

Değerlendirmeyi gör →
Az Şekerli
7/1028.09.2018

Baskı: Az Şekerli

Üstadın vefatından sonra yayınlanan son hikayeleri ve daha önceki hikayelerinin derlemesi. Ek olarak şenlikli bir röportajı yer alıyor. Fakat röportajın sivriliğinin aksine özellikle kitabın başlarında yer alan son öykülerinde adeta bir vazgeçmişlik, bir veda havası fark ediliyor. Öyle ki artık öfkesi bile dinmiş, kelimelerine dinginlik gelmiş sanki. Behçet Necatigil’in zarif vedası Anlamak şiirinde dediği gibi “Anlamak boyun eğiş.” olsa gerek...

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Kızılderili Masalları

21 masaldan oluşan bu derlemede Kızılderililerin doğaya olan bağlılıkları ve özellikle doğa olaylarını yorumlayış şekilleri dikkat çekiyor. Onurlu bir halk olarak masallarında sabır, erdem, cesaret ve adalet gibi kavramlar sıkça öne çıkıyor. Fakat bazı masallar oldukça sert. Kızılderililerin zorlu yaşamlarını yansıtan kimi hikayelerde kan gövdeyi götürüyor. Bu yüzden alt yaş gruplarına pek uygun değil.

Değerlendirmeyi gör →
Kral Lear
8/1026.09.2018

Baskı: Kral Lear

Kendi dilinde okuyamadığıma üzüldüğüm bir eser. Tam olarak yazıldığı dönemin diliyle okumak isterdim. Çevirisi bile bu kadar kıvrak bir dile sahipse orijinali nasıl lezzetlidir düşünmeden edemiyorum. Tamamen umutsuz, esaslı bir tragedya. Fakat aynı zamanda keskin bir mizahı var. Gözle görülen aldatıcı gerçeğin yanında ancak kör olunca görülebilen! yalın gerçeğin tezatı çok çarpıcı. Üstad, insan doğasını hemen her yönüyle işlemiş.

Değerlendirmeyi gör →
Esrarengiz Parmaklar
7/1013.09.2018

Baskı: Esrarengiz Parmaklar

Miss Marple’ın oldukça sonlara doğru dahil olması sebebiyle neredeyse hazıra konmasına rağmen “bakmak” ile “görmek” arasındaki farkın güzelce altını çizdiği çetrefilli bir macera. Katil konusunda kitap boyunca duman perdesine dikkat çekiliyor. Yani yanıltmaca olduğu saklanmıyor bile, yine de gerçek suçluyu tahmin etmek pek kolay değil. Christie’nin zekası çok başka gerçekten.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Titana Saldırı 15. Cilt

“Herkesin bireysel seçimi, bu dünyayı değiştirdi” Bölük Komutanı Hanji’nin adeta bölümü özetleyen bu sözü çok anlamlı. Monarşi’nin halka bakışı kadar halkın güdülme alışkanlığı da korkutucu. Ve maalesef çok tanıdık. :(

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Türkleri Anlama Kılavuzu

Türkiye’deki günlük yaşama özgü alışkanlıkların bir derlemesi. 70/80/90 aralığında çocuk ve genç olanlar hemen her maddeyi tanıyıp hak vereceklerdir. Fakat yazım dilini fazlasıyla basit ve mizahını da zayıf buldum.

Değerlendirmeyi gör →
Son Hafriyat
7/1031.08.2018

Baskı: Son Hafriyat, Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi - 2

İlkini aratmayan hatta biraz daha üste çıkan bir devam kitabı. Başkarakter Behzat Ç.nin neredeyse son 30 sayfaya kadar konuşmamasına rağmen kitapta hiçbir durağanlık yok. Karakterlerin iyice oturmuş olması en büyük artısı. Yine yoğun bir eril dil olmakla birlikte diyaloglar daha sağlam ve gerçekçi zemine çekilmiş. Dev bir inşaat alanı olan Ankara ise yine karakter ağırlığında yer alarak kitabı bir hayli zenginleştirmiş. Bir Türkiye klasiği olarak her yerin kazı halinde olması ve sürekli yer değiştirmesi hem kitabın temasına uymuş hem de gerilimi dengeleyen bir eğlence katmış.

Değerlendirmeyi gör →
Kırık Kanat
6/1025.08.2018

Baskı: Kırık Kanat

Uçma Sanatı isimli grafik romanında babasının yaşamını İspanya İç Savaşı eşliğinde aktaran yazar, bu sefer de annesinin hayatını yine aynı dönem eşliğinde sunmuş. İlk kitaptaki tarihsel değilse de bazı kişisel eksiklikleri tamamlayan Kırık Kanat, aynı zorluklarda “uçmayı” değil yere basmayı tercih etmesiyle dikkat çekiyor. Kadın olmanın zorluğunun evrenselliğini ortaya koyan eserin bir farkı da bakış açısında. Zira yazar babası ile kendini daha rahat özdeşleştirdiğinden annesine daha dışarıdan bir bakış sergilemiş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Ayaktakımı Arasında

“Yalan, kölelerle efendilerin dinidir… Gerçek ise özgür insanın Tanrısı!” 1905 devrimine yürüyen Rusya'nın bir panoraması. İşsiz kalan binlerce insanın, birbirinden kanlı şekilde bastırılan ayaklanmaların ve yaklaşan grevlerin ayak seslerinin duyulduğu, alabildiğine kasvetli bir oyun. Gorki, varlıklarını insani değerlerine kadar kaybetmiş olanları ustalıkla çizmiş. Üstelik bunu süslemeden alabildiğine yalınlıkla yapmış. En rezil koşullarda bile hayata tutunmaya çalışan karakterleriyle içe dokunan bir eser.

Değerlendirmeyi gör →
İnsan Olmak
8/1016.08.2018

Baskı: İnsan Olmak

Bir zamanların furyasıyla Cem Yılmaz’ın çok güzel ifade ettiği gibi “mutluluk içimizde, dünya barışı içimizde, KDV? İçinde içinde” tarzı kitaplar yüzünden kişisel gelişim eserlerinden kaçar olmuştum. Fakat İnsan Olmak ve Engin Geçtan’ın da kaynak olarak kullanıp kitabın birçok yerinde atıfta bulunduğu Erich Fromm’un Sevme Sanatı isimli eseri, son zamanlarda okuduklarım arasında türünün en iyi örneklerinden. Kitap mucizevi bir aydınlatma yaşatmıyor. Tam aksine ciddi derecede farkındalık yaratan bir çalışma. Başta kendi davranışlarımız ve tepkilerimiz olmak üzere çevremizdeki insanların davranışlarıyla ilgili müthiş isabetli tespitler yer alıyor. En önemlisi de bunları meydana getiren koşullarla gerisinde yatan sebeplere de değinmesi. Daha da derinleştirilebilir olmakla birlikte akıcı dille ve günlük yaşamdan örneklerle anlatılması kitabın anlaşılırlığı açısından büyük artı. S-41. Bir insanı sevmek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da içerir. S-77. Kişiliğin bireyleşebilmesi için, insanın kendisine ilişkin gerçekleri olabildiğince bilinçlendirebilmesi gerekir. S-82. Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilikse insanın kendi gerçekleriyle yüzleşebilmesini içerir. S-94. Bir insanın kaygılarından kurtulabilmesi için tek yol, kendi varoluş sorumluluğunu üstlenebilmesidir. S-96. İnsanın kendi sorumluluğunu üstlenmesi, bir başka insanın sorumluluğunu üstlenmesinden çok daha güçtür. S-103. Yapıcı ve yaratıcı düşünce yeni yaşantılara açılmanın hazırlığıdır. Eleştirici düşünce ise geçmişte yapılmış hataları yinelememeyi sağlar. S-159. Dünyada iki tür insan vardır: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler. Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdü. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!

Değerlendirmeyi gör →
Japon Masalları
7/1013.08.2018

Baskı: Japon Masalları

Sözlü halk edebiyatı ürünü olarak masallar, geçmişle geleceği birbirine bağlayan büyük kültürel değere sahiptir. Bu yüzden fırsat buldukça farklı ülkelerin masallarını okuyarak o kültürü besleyen kaynakları anlamaya çalışıyorum. Son zamanlarda bu türde neler çıkmış diye kurcalarken karşılaştığım bu eserde 22 Japon masalı derlenmiş. Birbirinden fantastik masallarda özellikle doğa ve hayvanlar aleminin Japon kültüründe ne kadar geniş yer tuttuğu ve bunun neredeyse tüm yaşamı etkilediği daha iyi fark ediliyor. Kitabın baskı kalitesini de ayrıca takdir ettim. Bütünüyle özenli bir çalışma olmuş. Ek bilgi olarak Bambu Oduncusu ve Ay Çocuk isimli masal, Isao Takahata’nın 2015 yılında vizyona giren Prenses Kaguya Masalı (Kaguyahime no Monogatari) isimli animasyonunun kaynağı olan efsane oluyor. Filmi önce izlemiş olduğum için kitapta karşıma çıkmasına hem şaşırdım hem sevindim.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Muhtelif Evhamlar Kitabı

Bazı eserlerde dil kıvraklığı vardır, dilin bütün inceliklerinden yararlanarak okuyucuyu ahenkle sürükler ya bu hikayelerde ise kurgu kıvraklığı var. Öyle kıvrımla işlemiş ki hikayeler arasında birbirinden ilmekler buluyorsunuz. Bu özellik sanki bir aynanın kırık parçalarına bakıyormuşum hissi verdi. Bir bütünün farklı yönlere bakan yüzleri ve yansıttıkları gibi. Hikayeler buruk, içe dokunan ve yeterince talihsizseniz tanıdık gelen cinsten. Aldığı tüm ödüllerin hakkını veren çok kuvvetli bir ilk kitap.

Değerlendirmeyi gör →
Gılgamış Destanı
7/1005.08.2018

Baskı: Gılgamış Destanı

Bilinen en eski destan ve tarihin yazılı ilk eseri olan Gılgamış Destanı, 12 kil tablete çivi yazısıyla yazılmış ancak toplamda yüzde 60’ına ulaşılabilmiş. Uruk Kralı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü arayışı üzerine olmakla birlikte Sümer yaşamı hakkında da önemli bilgiler veriyor. Milattan önce 2500-3000 yılları arasında yazıldığı tahmin edilen destanın şüphesiz en dikkat çekici yanı ise Büyük Tufan hikayesinin üç büyük dinin kutsal kitaplarında da aynen geçmesi.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Titana Saldırı 14. Cilt

Gittikçe parçalar birleşiyor yine de en büyük soru işareti hala ortada duruyor. Bu seriyi yer yer Fullmetal Alchemist’e benzetiyorum. Araştırma Birliği’nin bu durumdan kurtulması zor görünüyor. Monarşi Hükümeti daha neleri saklamış olabilir acaba?

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Her Temas İz Bırakır - Behzat Ç. Bir Ankara polisiyesi

Dizi uyarlaması yayınlanırken özellikle okumaktan kaçınmıştım. Tercihim kitabı önce okumuş olmaktan yana ama çoğunlukla tersi oluyor. Daha objektif olarak değerlendirebilmek için de arayı iyice açmayı tercih ettim. Fazlasıyla eril ve yer yer fazlaca basit bir dili olmasına karşın bir o kadar da samimi olduğu için oldukça akıcı. Finale dair sürekli açık verilmesini hatta kör gözüm parmağına yapılmasını saymazsak olay örgüsü de sağlam. Kitabın en büyük başarısı ise karakterleri. Gerçekçi ve kuvvetli karakterler çizilmiş. Bir de Ankara betimlemelerinin karakter derecesinde kullanılması kitabı çok beslemiş. Yolu bir kez de olsa Ankara’dan geçenleri bile yakalayacak detaylar var. Kitap başarılı bir ilk roman, dizi ise hem esere sadık hem de eseri tamamlayıp yükselten türden iyi bir uyarlamaymış.

Değerlendirmeyi gör →
Umami
7/1026.07.2018

Baskı: Umami

Yazarın ilk eseri olmasına karşın son derece rahat ve akıcı bir dile sahip olan kitabın ana karakteri kesinlikle Meksika. Kültürel motifler fon olmaktan çıkmış olay örgüsünün parçası olmuş adeta. Aksiyondan ziyade karakter odaklı bir hikaye olduğu için, zaman sıralaması olmaksızın anılarda savrulurken Meksika kültürünün renkleri de okuyucuyu sarıp sarmalıyor. Tabi bundan bol güneşli bir macera anlamı çıkmasın. Aksine toplumsal beklentilere ve dayatmalara karşı bir manifesto gibi. Kaybedilen tatların romanı olmuş Umami.

Değerlendirmeyi gör →
Uzaktan Aşk
7/1026.07.2018

Baskı: Uzaktan Aşk

Amin Maalouf bu kısacık librettosunda (opera metni) bile doğu ve batıyı sentezleyen masalsı dilini konuşturmuş. Sahnede de izlemeyi isterdim doğrusu. Hikaye tam olarak “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli”şeklinde özetlenebilir. Romantik bir tema olmasına karşın alttan alta kafamızda mükemmelleştirip ulaşılmaz hale getirdiğimiz imajlara da dokunduruyor. Bir tüyo olarak baştaki Rol Dağılımı bölümünün perde özetlerini de içerdiğini belirtmeliyim. Yani finali baştan öğrenmek istemeyenler bu kısmı sona bırakabilir.

Değerlendirmeyi gör →
Beş Küçük Domuz
6/1026.07.2018

Baskı: Beş Küçük Domuz

Hercule Poirot’nun en iyi koku aldığı maceralardan biri olsa gerek. Titiz dedektif, 16 yıl önce işlenen bir cinayeti çözmek için olaya tanık olmuş 5 kişinin hatıraları ve bakış açıları kadar koku hafızasından da ustaca yararlanıyor.

Değerlendirmeyi gör →
Fahrenheit 451
6/1011.07.2018

Baskı: Fahrenheit 451

Yazarın izni ile çizgi romana uyarlanan Fahrenheit 451, romanına göre fazlaca özet olmakla birlikte birçok karede totaliter rejimin getirdiği kabus ortamını yansıtmakta gayet başarılı olmuş. Distopya gibi zor ve derin bir türü çizgi romana aktarmak pek kolay olmasa gerek. Sanırım bu yüzden orijinal eserdeki pekiştirici detaylardan arındırılarak ana fikir öne çıkartılmış. Sonuçta kitaptan bağımsız olarak da okunabilecek kara bir çizgi roman çıkmış ortaya. Çizimleri ve özellikle de renk tercihlerini başarılı buldum.

Değerlendirmeyi gör →
Coriolanus
8/1009.07.2018

Baskı: Coriolanus

Romalı General Gaius Marcius Coriolanus karakteriyle ilgi çekici olduğu kadar, “etkiye açık cahil halkın görece tercihleriyle gelen demokrasi gerçekten demokrasi midir” gibi çetrefilli bir alt metne sahip bir trajedi. Coriolanus aslında antikarakter zira tüm erdemine karşın zehir yoğunluğunda kibir sahibi. Özellikle askerlik yapmadıkları için pleb sınıfına duyduğu nefreti her fırsatta dile getirmesi karakteri sevmeyi güçleştiriyor. Bununla birlikte hakkı teslim edilmesi gereken yanı ise kibriyle aynı oranda dürüstlüğü. Shakespeare, çok iyi asker olmasına karşın bu tür ayak oyunlarını reddettiği için asla konsül olamayacak bu karakteri işlerken, hem yüksek sınıftan yöneticilerin iktidar hırsının hem de halkın yanlış ellerde nasıl da kolayca yönlendirilebildiğinin altını dikkatle çizmiş. Bunu bu kadar ters bir başkarakterle yapması da ayrıca saygı duyulması gereken bir konu. Ek olarak, eser son iki sezondur İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından başarıyla sahnelenmekte.

Değerlendirmeyi gör →
Yol Boyu Şiir
6/1004.07.2018

Baskı: Yol Boyu Şiir

Aşk, Özgürlük, İnsan ve Tanrı olmak üzere üç bölümde toplanan şiirler genelde serbest müstezat biçiminde yazılmış. Şiirlerde doğa unsurlarının incelikle kullanılışı dikkat çekiyor. Kişisel favorim ise Kitap isimli şiir oldu. “… Açınca Faust’un sayfalarını Dört kişi olursunuz masada Goethe, Tanrı, sen ve Mephisto Girersin büyük bir aklın hendesesine …”

Değerlendirmeyi gör →
Maria ile Yunanistan
7/1001.07.2018

Baskı: Maria ile Yunanistan

Keyifli ve samimi bir gezi kitabı. Yunanistan’ın bilinen şehir ve adalarının yanında pek de bilinmeyen ve turistik olmayan ama her biri güzellik abidesi köylerine de yer verdiği için ayrıca sevdim. Maria Ekmekçioğlu, dostlarının da katkısıyla Yunanistan’ın hem tarihine hem de lezzetlerine bolca yer vermiş. Şahane fotoğrafların eşlik ettiği gezi notlarıyla kitabı rehber olarak kullanıp zevkli ve bol keşifli bir seyahat yapmak mümkün. Birçok köyün tarihi dokuyu özenle koruyuşunu imrenerek okuduğum rotadaki Elafonisi, ölmeden önce görmek istediğim yerler listesine üst sıralardan giriş yaptı. :)

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Genç Werther'in Acıları

Yazarın kendi aşk acısını Werther karakteri üzerinden kurguladığı eserin en dikkat çekici yanı intihar fikrini bu kadar cesurca ve hani neredeyse mantıkla savunması. Dönemin intihar vakalarını artırdığına şaşmamak gerek. İnsanı etki altında bırakabilecek yanları var gerçekten. En azından o çağda yaşayanları. Bu çağda bıraktığı etkiye gelirsek eğer sebebi tutku olmasaydı, misal hayat kavgası ya da sadece hayatla uyum sağlayamama nedeniyle böyle bir yol seçseydi işte o zaman dünya nüfusunu ciddi oranda azaltabilirdi. Yine de Werther'in baştaki umutlu düşünceleri ile finalde vardığı nokta arasındaki hüzünlü gelişimi çarpıcı. Yazım türü olarak mektuplar şeklinde ilerleyen, içerik olarak ise buhranlı bir eser.

Değerlendirmeyi gör →
ÖncekiSayfa 16 / 34Sonraki