thyructus
@thyructus

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Rama'nın Sırrı (Rama Serisi #4)

Seri ilk kitabından sonra oldukça farklı bir tarzda devam etti ve bu kitapta bu farklılık zirveye çıktı. Pembe dizi tadındaki bölümler olmasa daha iyi olabilirmiş. Serinin finali de beni tatmin etmedi doğrusu. İlginç fikirler barındırsa da güzel bir kapanış kitabı olmadı benim için maalesef.

Bab-ı Esrar
3/1026.08.2021

Baskı: Bab-ı Esrar

Okuduğum en kötü Ahmet Ümit kitabı. Adeta ısmarlama yazılmış gibi. Son derece zayıf bir kurgu, kötü bir gizemli atmosfer yaratma çabası ,kartondan karakterler ve aralara serpiştirilmiş Mevlevilik bilgileri.

Kavim
4/1026.08.2021

Baskı: Kavim

Ahmet Ümit'in yazı dilinde, kurgusunda bir olmamışlık, bir hamlık, bir çiğlik, edebi bir lezzetsizlik algılıyorum hep. Bu kitapta da böyle hissettim.

Hava Adamı Ariel
7/1026.08.2021

Baskı: Hava Adamı Ariel

Belyaev'in bu kitabında da Verne ve Wells'i anımsatan akıcı ve sürükleyici üslubunu görüyoruz. Maceranın genelde Hindistan'da geçiyor olması , Hint kültürü adına ufak tefek bilgiler edinmek adına hoş olmuş. Belyaev, kapitalist batının insanı sömürme yönündeki kötücül doğasına da hikayede yer vermiş.

Baskı: Kan Varsa (Holly Gibney, #2)

King'in dokunaklı cümlelerine alıştığımdan daha çok rastladığım bir kitap bu. "Bay Harrigan'ın Telefonu" King'in çocukluk ve ilkgençliği ne kadar güzel yazdığını hatırladığım öyküsü oldu. "Kan Varsa" ise okuduğumuz ikinci Holly macerası. "Kan varsa haber de vardır" deyiminin mantığını çözüp " haber varsa kan da vardır" diyen bir diğer "yabancı"nın peşinde bu kez de Holly. King Holly maceraları yazmaya devam edecek gibi geliyor kitabın sonundaki notlarına bakarsak. "Chuck'ın Hayatı" sıradışı kurgusu ile kitabın en "Kingdışı" öyküsü olmuş. "Sıçan" ise King'in daha önce çok kez değindiği yazma sancılarını işleyen ve yazarlık üzerine ipuçları ile dolu bir öyküsü. Öyküler daha iyi olabilir miydi? Evet ama King okumak yine de her zaman büyük zevk.

Baskı: Rama Bahçesi (Rama Serisi #3)

Nihayet Rama ile ilgili gizemin biraz olsun çözüldüğü ve kendileri ile ilgili bazı bilgiler edinebildiğimiz kitap. Bu ipuçları dışında kitabın çoğunluğu Rama'daki küçük grubumuz, sonradan gelen insan yerleşimciler ve insanlığın her yere götürdüğü bencilliği, hırsı, tamahkârlığı, yıkıcılığı ve bitmek tükenmek bilmeyen aptallığı üzerine. İlk iki kitaba göre daha sürükleyici bir okuma olduğunu da söylemeliyim.

Baskı: Rama II (Rama Serisi #2)

Clarke ve Lee ortaklığının çok da iyi sonuç vermediğini düşündüğüm devam kitabı. İlk 100 sayfayı atlattıktan sonra Rama macerası başlıyor asıl. Ancak yine de Rama'nın gizemleri çok da ortaya çıkmıyor. Onun yerine Rama içerisindeki kozmonot ekibi arasında yaşanan bir komployu takip ediyoruz çoğunlukla. Devam kitaplarında Rama ile ilgili daha çok şey öğrenmeyi ümit ediyorum.

Kukla
3/1019.06.2021

Baskı: Kukla

Ateş ve Buz
8/1011.06.2021

Baskı: Ateş ve Buz

Öykülerin ustasından kalemini incelikle kullandığı, içe dokunan, şok eden, merak ettiren üç ustaca öykü. Bradbury'nin öykücülüğü edebi hazları garanti eden türden.

Baskı: Rama'yla Buluşma (Rama Serisi #1)

Clarke'ın 3-d yazıcı tasarımı dahi içeren mantıklı bilimsel ve teknik detaylarla dolu kitabı bilimkurgu okurlarını çok tatmin edecek bir yapıya sahip. Ama ortada bir hikaye yok. Bu kitabı 4 kitaplık serinin girizgahı olarak düşünmek lazım sanırım. Tüm kitap Rama'nın tanıtımı ile geçti çünkü neredeyse.

Baskı: Küçük Tanrılar (Diskdünya Serisi #13)

Pratchett'dan dinler, tanrılar, inanış, felsefe, bağnazlık üzerine bir mizah şöleni. Seride şu ana kadar okuduğum kitaplar içinde en beğendiklerimden biri oldu. Diskdünya' gerçekliğinde, dünyamızın tersine, bağnazların kaplumbağa sırtındaki düz dünya yerine küre dünya fikrini savunuyor olmaları, küre dünyaya inanmayanları engizisyon işkencelerinden geçirmeleri çok etkileyici bir ironi olmuş.

Makine Yazı
4/1005.05.2021

Baskı: Makine Yazı

Kitabın anlatımı , hikayenin içine girip takip etmeme engel oldu. Okuyucuyu bu dünyaya hazırlamadan balıklama içine daldırması, o dünyada yaşayanların düşünüş, yaşayış ve iletişim biçimini, bu zamanda yaşayan biz okuyucular için açıklayıcı bir yol seçmeden hikayeyi sürdürmesi yazarın edebi bir yol deneme tercihiydi deyip saygı duysam da , güzel ve tatmin edici bir okuma olmadı benim için.

Baskı: Başka Bir Dünya: Kraliçe

İlk kitaba nazaran biraz daha ilginç fikirler barındırıyor olsa da yine de klişelerle dolu zayıf bir kurguya sahip bu kitap. Chattam seriyi 8 kitap olarak tasarlamış ama her kitap bu düzeyde gidiyorsa yurtdışında devam kitaplarını okuyanlara sabır diliyorum. Genç yetişkinler için piyasaya sürülen kitaplar aynı tornadan çıkıyormuş gibi geliyor.

Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut

Kitabı okumaya başlar başlamaz, henüz okumasam da Amin Maalouf'un Semerkant kitabı ile kıyaslamaya başladım kafamda tuhaf bir şekilde :) Maalouf'un Işık Bahçeleri kitabını çok sevmiştim, muhtemelen Semerkant'ta da benzeri bir yetkinlikle yazdığını düşünüyorum. O nedenle kafamda edebi bir başarı beklentisiyle bu kitabı okuyarak önyargılı davranmış oldum tabii. Yine de edebi açıdan zayıf bir kitap oldu benim için. Haşhaşiler konusunu biraz daha detaylı öğrenmek adına ilginç gelse de , batının oryantalist " harem fantezileri"ni kitapta uzun uzun okumak sıkıcı geldi.

Triffidlerin Günü
9/1022.04.2021

Baskı: Triffidlerin Günü

İlk olarak bir uyarı yapayım. , Barry Langford'un yazdığı ve güzel saptamalar yaptığı kitabın başındaki sunuş yazısını, romanı okuduktan sonra okumanızı öneririm. Çünkü yazı, romanla ilgili çokça detay içeriyor ve bu durum okuma zevkinizi bozabilir. 1950'lerin silahlanma yarışını, nükleer silah çılgınlığını, Sovyetlerde yapılan tarımsal genetik araştırmalarını, romanının kurgusuna çok iyi bir şekilde yerleştirmiş ve ortaya soluksuz okunan bir eser çıkarmış Wyndham. Üslubu için söylenen " mantıklı fantezi" deyişini, bu romanın kurgusunda net bir şekilde görüyoruz. Romandaki olayları uçuk fikirlere sapmadan mantıklı temellere oturtmuş Wyndham. Romanın dili çok akıcı. Klasik bilimkurgu sevenlere öneririm Triffidlerin Günü'nü. Krizalitler gibi bu romanını da çok beğendim. Sevdiğim bir bilimkurgu yazarı daha bulmuş olmak sevindirici.

Baskı: Cadılar Dışarıda! (Diskdünya Serisi #11)

Pratchett bu kez bizi masal kahramanlarıyla ilgili bir maceraya sürüklüyor korkunçlukları ile sevimli cadılarımız Nine Havamumu, Dadı Ogg ve Magrat Sarımsak eşliğinde ve çok komik bir anlatımla.. Maceranın bir noktasında Nine'den ensesine süpürge yiyen Gollum ile karşılaşmak beni çok güldürdü. Pratchett'ın popüler karakterleri maceralarına böyle konuk etmesi de çok eğlenceli oluyor.

Krizalitler
9/1009.04.2021

Baskı: Krizalitler

Normal olarak tanımlanana, farklı olana, değişime, bağnazlığa, muhafazakârlığa, gelişime, evrime dair çok güzel, çok akıcı, çok sürükleyici bir roman. Yazarın bir nükleer felaket sonrası dünyasını çok fazla detay vermeden anlatıp sezdirmesi çok güzeldi. Finali de oldukça çarpıcı ve sertti. Bir anlamda ters köşe duygusu yaşattı bana. Böyle derli toplu , soluksuz okunabilecek bir tempoyu cümlelerle yaratabilmek bir yazarlık ve çeviri başarısıdır. Bu malzeme günümüzün yayıncılık anlayışıyla sündürülüp 3-5 ciltlik bir seriye uzatılırdı. Bu seri kitap anlayışının aslında çoğu zaman ne kadar zorlama olduğunu fark ettim bu kitabı okurken. Gerçi kendimle çelişmek olacak ama Yeni Zelanda olduğu anlaşılan Deniz Ülke'yi ve Michael ile Rachel'in yolculuğunu da okumak isterdim :) Wyndham'ın üslubu çok hoşuma gitti ve diğer kitaplarını da sipariş ettim.

Resimli Adam
8/1006.04.2021

Baskı: Resimli Adam

Bradbury'den yine edebiyat hazzı veren cümlelerle süslü, iç burkan, hüzünlendiren, korkutucu, gerilimli, komik bilimkurgu hikayeler toplaması. Kitaba adını veren Resimli Adam için de birkaç hikaye olsa harika olurdu.

Zamansız Dünya
5/1001.04.2021

Baskı: Zamansız Dünya

Katı bilimkurgunun ustalarından Larry Niven bu kitabında da bilimin keskin hesaplamalarını kullanmış. Kanser hastalığına çare bulunması umudu ile hasta bedenini hiperuykuya yatıran kahramanımız 2190 yılında uyandırılır. Ama çok geçmeden kendini kısa ama etkili bir eğitimin ardından , başka gezegenleri dünyalaştırabilecek materyallerle dolu bir gemiyle uzaya yollanır. Ancak kahramanımız uzayda isyan eder ve bu görevi yapmak yerine galaksinin çekirdeğine kadar gitmeye karar verir. Uzun dönemli hiperuykular eşliğinde bu gezisinden tekrar güneş sistemimize döndüğünde aradan 3 milyon yıl geçmiş ve sistemin gezegen yerleşimleri bile değişmiştir. Genişleyen güneşten korunup uzaklaşmak için dünya dış gezegenlere kadar uzaklaşan bir yörüngeye yerleştirilmiştir. Kitabın buraya kadar olan bölümü oldukça ilgi çekiciydi benim için. Ama kahramanımız tekrar dünyaya indikten sonraki kısımda kitap sıkıcılaştı. Dünyada geçen bölümde ilgi çekici şeyler olmasını bekleyerek sayfalarca okuyup durdum ama hiç de öyle olmadı. O kadar uzun süre geçtikten sonra insanlığın değişimini daha ilgi çekici bir kurguyla yansıtabilirmiş Niven. İyi başlayıp vasat devam eden bir kitap olmuş. Yazarın iki kitaplık serisinin bu ilk kitabı , Türkiye'de alışık olduğumuz üzere tamamlanmayıp tek kitapla kalmış. Belki ikinci kitapta hikayeyi toparlamıştır Niven diye umut ediyorum. Çeviri de bir 6:45 klasiği olarak kötüydü elbette.

Baskı: Başka Bir Dünya / Üçlü İttifak

Vahşi ve kanlı sahnelerle dolu korku gerilim kitaplarıyla tanıdığımız Chattam'ın gençler için yazdığı bu fantastik macera serisinin bu ilk kitabı inandırıcılıktan uzak bir evren ve kurguya, derinlikten uzak karakterlere sahip. Gençlere dolaylı dersler vermek için doğa katliamını ve sonuçlarını bir hikayeye dönüştürmesi fena fikir değil ama işleyiş sıkıntılı. Yetişkinlerin olmadığı, elektriğin ve elektronik aletlerin kullanılamadığı bir dünyada gençlerin ve çocukların 6 ay gibi kısa bir sürede bir sistem ve toplumsal düzen kurmaları çok da gerçekçi değil. Yazarın neden böyle bir zaman kurgusu yaptığını anlayamadım. Onlarca farklı romanda, filmde , çizgi filmde, oyunda , çizgi romanda görüp ezberlediğimiz ve artık sıkıldığımız ateş, su, toprak, hava güçlerine sahip özel çocuklar fikri de kitabın bir başka zayıf yönü. Chattam'dan beklenmeyecek kötülükte bir iş.

Baskı: Tırpanlı Adam (Diskdünya Serisi #10)

Pratchett'dan ÖLÜM'ün tırpanı kadar ölümcül keskinlikte bir mizah fırtınası daha. Ancak bu kez başrolde ÖLÜM olduğu için olsa gerek kitapta hüznün payı biraz daha fazlaydı. Bu kitabın şakalarının konusu ise korkunun meşhur karakterleri vampirler, zombiler, canavarlar idi. Diskdünya serisi mizahi fantastik edebiyat alanında beni hep memnun edecek bir seri sanırım. 10. kitabı da çok sevdiğime göre devam kitaplarını da beğeneceğim belli ki.

Baskı: Göze Göz Dişe Diş Diyen Kız (Millennium, #5)

Larsson'un üzücü bir şekilde 50 yaşında erkenden hayatını kaybetmesi ile yetim kalan müthiş bir seri Millenium. Ancak ne yazık ki seriyi devam ettiren Lagercrantz alıştığımız Larsson üslubundan çok uzak, çok yavan bir tarzda yazıyor. Haliyle olan bu güzel seriye oluyor. Keşke 3 kitap ile kalsaydı , devamını merak ederdik tabii ama en azından bu kötü devam kitaplarına maruz kalmazdık. Larsson derinlikli bir konu kurgulamış. O nedenle olayların geçmişi işlendikçe yeni karakterlerin dahil olması kaçınılmaz. Ancak biz bu seriyi Lisbeth Salander ile sevdik. Bu kitapta ana karakter olmaktan çıkıp bir yan karaktere dönüşmüş sanki Lisbeth. Lagercrantz'ın kurgusu , Larsson'un ince ince işlediği giriftliği düşündüğümüzde adeta çocuksu bir halde. Neden yazdığına anlam veremediğim, hikayeyi aksatan detaylarla dolu kitap. Lisbeth'in hikayesini tamamlamak için bu kötü tarza katlanmaya devam edeceğim maalesef. Eğer doğruysa Stieg Larsson seriyi 10 kitap olarak tasarlamıştı diye okumuştum çünkü bir yerlerde.

Bir Mars Destanı
8/1021.03.2021

Baskı: Bir Mars Destanı

Weinbaum' la tanıştığım bu kitap, yazarın bilimkurgu ve diğer türleri ustalıklı şekilde harmanladığı öykülerden oluşuyor. Asimov'un giriş yazısı kitabı daha kıymetli kılmış. İlginç bir şekilde kitaba adını veren ve övülen öyküler olmasına rağmen iki Mars öyküsü kitapta en az sevdiğim öyküler oldular. Bana Rick & Morty dizisindeki Rick'i hatırlatan Hollandalı öfkeli ve kibirli bilim insanı Haskel van Manderpootz ve zengin bir işadamının her yere geç kalmakla meşhur ve çapkın oğlu Dixon Wells'in maceralarının anlatıldığı Eğer Dünyaları ve İdeal adlı mizahi öykülerini çok beğendim. İkilinin bir üçüncü maceraları daha varmış, keşke o da eklenseydi kitaba. İlk sanal gerçeklik fikrinin işlendiği öykülerden olduğu söylenen Pygmalion'un Gözlüğü bu özelliği ile ilginç bir öykü. Hızlı adaptasyon ve evrim konusunu işleyen Uyumun Doruğu ve Io uydusunda geçen ve farklı yaşam türleriyle karşılaştığımız Üşütük Ay adlı macera öyküsü de beğendiğim öyküler oldular.

Baskı: İlk (Bilimkurgu Seçkisi)

Yerli bilimkurgu adına kıymetli bir derleme daha. Bülent Somay'ın bilimkurgu tarihinden satırbaşları ile dolu bilgilendirici önsözü kitabı daha da değerli kıldı benim için. Kitabın kapağında da "Bilimkurgu Seçkisi" alt başlığı olsa bu türe ilgi duyan okuyuculara daha kolay ulaşırdı. Beğendiğim öyküler, Burak Akbayrak'dan Orbit, Fuat Sevimay'dan Sonunardı, İsmail Yamanol'dan İlk Görev, Pınar Duman'dan Sofi ile Şuku ve Selim Erdoğan'dan Rasyonel Aşk öyküleri oldu.

ÖncekiSayfa 1 / 36Sonraki