
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gülün Öteki Adı
Çok derinlemesine olmasa da güzel bir araştırma incelemeydi.Hristiyan ve islam mezhepleri arasındaki ilginç parellellikleri ve benzerlikleri anlatıyor, kullanılan resimler de çok güzel.
Baskı: Fahrenheit 451
Bir distopya şöleni mi değil, ya da ben aldığım duyumlardan çok büyük beklentiler içerisinde okudum, beklentilerimi karşıladı mı hayır, kurgu güzel anlatım yavan ama yine de okunur mu, evet ince okunabilir.
Baskı: Sessiz Ev
Harika bir Orhan Pamuk romanı, maziyle yaşayan Babaanne, ülkücü Hasan, sinsi cüce Recep, bezgin Faruk, güzel Nilgün.. Bir tabloya bakar gibi okudum..
Baskı: Seçilmiş Kişi
Harika bir antiütopya, hiç bir beklentim olmaksızın okumaya başladığım, rahatlıkla 3-4 saat içerisinde bitebilecek ve okunduğunda sizi bambaşka iklimlere götürebilecek romandır. Okuyunuz efendim.
Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
Bolca zamanınız ve bir ergenin gözünden yetişkin dünyasını çokça merak ediyorsanız buyurunuz efendim okuyunuz. Herkesin ballandırarak anlatmasına kanıp okudum lakin okumasam da olurmuş. Sığ ve sıkıcı bir anlatım bolca geçen "lanet, vay anasını,falan" filan işte bu kadar. Bir de Sallinger bu romanının filme çekilmemesini vasiyet etmiş.
Baskı: Kırmızı Pazartesi
Marquez' in o sakin, o dingin, masalsı ama abartıdan uzak anlatımı.. Başından sonu belli olmasına rağmen, akıcı bir roman.. Latin Amerika ülkeleriyle, Türk kültürü arasında ilginç benzerlikler yakalattı bana.
Baskı: Hayvan Çiftliği
Muhteşem metaforik bir anlatım, önsözde ve kitabın diğer tanıtım yazılarında bir Stalin taşlaması diye söz edilse de aslında aynen 19842 te olduğu gibi tümden bir iktidar taşlamasıdır ve mutlak okunması gerekir.. Çeviren Celal Üster' in başarısı da, romanı okurken adeta kendi dilinden okuyormuş hissi veriyor.
Baskı: Şairin Romanı
Murathan Mungan'ın bu romanıyla ilgili verdiği bir röportajda "okuyucular ilk 200 sayfaya sabretsin lütfen " diye bir cümle kurmuşluğu var,, Yani yazan da farkında ilk sayfaların ne kadar sıkıcı ki bana göre yer yer boğucu olduğunun.. Onun dışında ilginç bir konu ve ilginç bir çıkış noktası var romanın ama bunlar romanı okuyup, bitirmek için yeterli gelmedi bana.. Murathan Mungan' ın üzerinde 10 yıldan fazla çalıştığım dediği romanı, yarım bırakıp, sonrasını merak ettiğim yegâne romandır ayrıca..
Baskı: Muz Sesleri
Ece Temelkuran' dan bir " romanımsı " denemesi, okurken, belgesel mi, araştırma-inceleme mi, gezi yazısı mı, politik bir bakış mı, roman mı sahiden ne olduğunu tam anlayamadığım garip bir "romanımsı" dır benim için. Elbette bir eseri okurken illa da kategorize etmek gerekmiyor ancak bu her şeyden bir parça yapayım derken özünde hiç bir şey yapılamamış, olay örgüsü karmaşık hale getireyim derken sahiden sadece karmaşık hale getirilmiş, yer yer içimi bayan bir "romanımsı " ydı benim için..
Baskı: Masumlar
Yine kimlik, göç, aidiyet üzerine yazılmış masalsı bir anlatıma sahip, zihin dinlendirici, okuyanı başka iklimlere taşıyan bir roman.. Siyasi sebeblerle Cambridge' de yaşayan Brani Tawo ve onun şiirlere meftûn olan, iranlı göçmen Feruzeh'le aşkıdır romana konu olan.. Dediğim gibi masalsı, insanlığı ilgilendiren en derûni meseleleri bile okuyanı yormadan, hırpalamadan yapmayı başarıyor roman.. Ödüllüdür bir de..
Baskı: Erbakan Eziyet Edilerek Yalnızlığa Yükseltilen Bir Siyasal Liderin Portresi
Yakın tarih bilhassa 90' lar siyasetine, ilgi duyan, merak eden insanlar için mutlak okunması gerekenlerin başında, yine Soner Yalçın anlatımda, çok rahat ders kitabı sıkıcılığına düşülebilecek bir tür olan araştırma-incelemeyi adeta bir roman akıcılığıyla yazmayı başarıyor. Belgeye dayanmayan hiç bir şey kitapta yer almıyor, yazar olabildiğince nesnel olmaya çalışıyor..
Baskı: Bit Palas
E.Şafak 'ın görsel ve yazılı medyada ortalama bir reklam yıldızından, daha çok boy göstermediği zamanlardı.. Yazdıklarının asla, yazanın önüne çıkmadığı zamanlar ve benim bir E.Şafak meftûnu olduğum eski zamanlar.. Ama her zaman Bit Palas bambaşkadır benim için.. Bana göre, Bonbon Palas' ta yaşayan apartman sakinlerinin hayatları özelinde, tümden, Türkiye' ye sosyolojik bir bakışı içerir. Nihilist Tıp öğrencisi, çocukluğu sürgünde geçmiş Sidar, Zeytinyağı Tüccarının metresi, iyi kalpli Mavi Metres, Metin Çetin ve karısı Nadya, Gizemli Madam Teyze, zıt karakterli ikiz kuaför kardeşler Cemal ve Celal.. Ne güzeldir BitPalas ve ona can veren, aşırı sahici, orada burada hâlâ nefes alıp verdiğine dâhi inadığım muhteşem karakterleri.. ölmeden önce okunmalı..
Baskı: Giovanni'nin Odası
Siyahi ve eşcinsel yazar James Baldwin, yazarlık hayatı boyunca, dahil olduğu bu iki sosyal dezavantajlı grupla ilgili kamuoyu dikkati yaratmaya çalışmış, eserler vermiş hem de yaşadığı dönemin genel geçer anlayışına, ölçülerine göre hayli cesur sayılacak bir biçimde.. Bu romanda, yazar, eşcincellik konusunda derin sosyolojik tahlillere girmeden, salt iki insanın ilişkileri boyutunda ele almış.. Bir tarafta tolumun dayattıklarına bayrak açan Giovanni bir yanda da toplum baskısından henüz kimlik arayışını bile nihayate erdirememiş diğeri.. Dokunaklı, samimi, hüzünlü..
Baskı: Samizdat: Hakikatlere Dayanacak Gücünüz Var mı?
Soner Yalçın, araştırma-inceleme gibi belgesel niteliği taşıyan bir türü, adeta bir roman akıcılığıyla kaleme alıyor.. Kitabın kapağında sorduğu soru " Hakikatlere dayanacak gücünüz var mı? " mübalağa değil bire bir gerçeği yansıtan bir sorudur.Mutlak okunması gereken Soner Yalçın kitaplarının başını çekmektedir. Kitaba ad olarak seçilen "Samizdat" ayrıca mânidardır.. Sovyet bloğunu oluşturan ülkelerdeki kaçak yayınları ve bu yayınların el altından dağıtılmasını kapsayan bir terimdir Samizdat..
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
George Orwell' dan muazzam bir sistem aslında bir iktidar eleşitirisi, sonu hangi -izm le biterse bitsin aslında erki, iktidarı elinde tutanların,tüm politikalarının bunu kaybetmemek veya nasıl daha uzun vadeli ellerinde tutabilmek için halkların nasıl manipüle edildiğinin, alegorik, simgesel yer yer fantastik bir anlatımla taçlandırılmış hali, Ne güzeldir 1984.. Romanın aynı isimle ve adına itafen 1984 yılında çekilen filmi de, romanın o muhteşem ayrıntılarıyla tam bezenemeği için yetersiz kalmış gibi geldi bana ama son tahlilde muhteşem bir romandı son zamanlarda en çok etkileyen diyebilirim..
Baskı: Bir Geyşanın Anıları
Eğer Japon kültürel öğeleri ve geyşalık hakkında bilgi edinmek, bunu da geyşa olmak için eğitim alan küçük bir kız çocuğunun gözünden görmek istiyorsanız mutlaka okuyun, Zihninizde, sağda solda duyduklarımızla oluşan geyşa algısının yıkılıp yerine yenilerinin gelmesini sağlayacaktır, Dili yalın, süslü püslü anlatımlardan uzak duru ve sade.Adeta sizi alıp şöyle bir Japonya' ya götürüyor..
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Bu roman ne kadar muazzamdır, nasıl harikadır, okurken nasıl büyüler insanı ve bence eşi vardır edebiyat dünyasında ne de benzeri, Raif Efendi de, Maria Puder de benim dünyamda hâlâ bir yerlerde yaşamaya devam ediyor o kadar sahiciler.. Sebattin Ali Türk Edebiyatı' nın en muhteşem kalemlerinden bence..
Baskı: Kaiken
Grange' ın o harika olay örgüsü bu romanda,polis kahramının,Japon eşiyle,bitmekte olan evliliği veJapon kültürüyle bezenmiş, romanın başında katil belli, asıl kahraman onun peşinde gibi dururken, aslında olayın hiç de öyle olmadığı anlaşılıyor, Grange bu romanında da bende yine bir film izliyormuşçasına bir etki yarattı mesela romandaki asıl kahraman komiser Passan hep Dexter' daki Komiser Angel Batista gibi canlandı zihnimde.
Baskı: Beşpeşe
Benim için ilginç bir okuma deneyimi, hikaye aynı hikaye ama bir yazarın bıraktığını bir başka yazar devralıoyor aynı hikaye birden bambaşka bir üslupla devam ediyor ve her yazar karakterlere kendi üslubuyla ete kemiğe büründürüyor. Okuyalı epeyce oldu, tekrardan okuyabilirim hele ki bu kitabı oluşturan beş yazardan birini veya bir kaçını daha önceden okumuşsanız daha bir keyifli oluyor okuması.
Baskı: Şah ve Sultan
Sanıyorum ömrümde ŞahSultan' dan daha taraflı bakış açısıyla yazılmış bir roman daha okumam mümkün değil,Şah ismail ve Yavuz Sultan Selim arasından geçen siyasi mücadeleyi, savaşları anlatan kitap, satır aralarında islamiyetin yegâne yaşama biçiminin,salt sûnnilik olduğu mesajını verdi benim okumamda.Bunu dışında, olay örgüsün,akıcılığı, karakterlerin ak ve karadan ibaret olmaması da noktalarında da romanın hakkı teslim edilmeli.
Baskı: Araf
Aidiyet, kimlik,göçmenlik, göç, üzerine yazılmış en güzel kitaptır kânımca. Okyanus ötesi bir ülkeye bambaşka diyarlardan gelmiş insanların, Türkiye' li Ömer' in, Fas' lı ev arkadaşının ve diğer roman kahramanların yaşantılarından, bir varoluş, bir tutunma çabası çok sade, açık seçik anlatılmış romanda. Romanın ismi ne kadar güzel bir seçimdir ve sonu da bir o kadar beklenmedik ve vurucu..