mucdem
@mucdem

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Replika13
9/1024.02.2021

Baskı: Replika13

Uzun zamandır ilgimi çeken bir kitaptı. Şu ana kadar okuduğum kitaplar arasında farklı bir konuya ev sahipliği yaptığının farkındaydım ama sonunda vay be deyip şaşırtacak kadar farklı olduğunu düşünmemiştim. Robotlar (hem önceden programlanmış robotlar ve sadece insan gücüyle çalışan robotlar), İnsansılar (insana en yakın mekanizmaya sahip tür) ve İnsanlar… Eve’nin ailesi öldürülmüş, kendisi ise yapılan infazdan hasarlı bir şekilde kurtulmuştur. Hayatını hasta büyükbabasına yardım etmek için gladyatör robotlar arenasında dövüşerek sürdürüyordu. Ta ki işler karışana kadar.. Yalanlarla örülü bir dünyada yaşayan Eve, her yeni günde kendisi ve çevresi ile ilgili yeni bir sırrı öğrenirken; kime güvenecek? Sürükleyici ve gizemli bir kitaptı. Eve’nin yoldaşı olan robot Çekirge’yi ise çok ama çok sevdim. ************* “Korkma, Çekirge.” Eve maşinasının gövdesine vurdu. “Bir arızalı bu kadar güzel bir robotu mahvedemez. Hele de ben uçururken.” Eve’in kulağındaki hoparlörden bir ses yükseldi. “Doğru. Eve’e biraz inan, ufaklık.” “Ah, teşekkürler, Lim.” Eve gülümsedi. “Hiç sorun değil. Sen ölünce her şeyin bana kalabilir, değil mi?

Baskı: Bir Çapkının Evlenme Teklifi

Yayınevi, yazarın Cynster serisine uzun bir ara vermişti. Ama son bir yıl içinde peşpeşe serinin iki kitabını çıkartarak şaşırttı. Tabi böyle şaşırtmayı sık sık yapabilir, hiç problem olmaz. Serinin genel konusu Cynster erkekleri aşka ve evliliğe tövbeli olsalar da kaderden kaçamıyorlar. Onlardan biri olan Demon Cynster da maalesef Felicity Parteger’in rüzgarına kapılıyor. Bu ikilinin ortak tutkusu olan atlar ve at yarışları sayesinde aralarındaki kıvılcım harlanıyor. Eğlenerek ve peşlerindeki kişi kim çıkacak diye merakla okudum. Yazarın kitapları genel anlamda eğlenceli oluyor. Ama genelde kitaplarında bir şey eksik oluyor. Bu durum çeviriden kaynaklı da olabilir duygu eksikliğinden de olabilir.. Hala çözemedim bu durum ama şu bir gerçek ki o eksiklik her neyse yazarın kitaplarını okumaktan vazgeçemiyorum. *************** “Bu korkunç bir şike; bir taraftan Dillion’u kurtarmamız gerekiyor, diğer taraftan da senin Jokey Kulübüne karşı sorumluluklarını düşünmeliyiz. Sanırım bu sadakatle onur arasında bir seçim yapmak gibi bir şey.” Aynı ses tonuyla devam etti. “Sen hangisini seçersin?” Demon elleri cebinde kıza bakıyordu. Sonra gözlerini ondan ayırıp şöminenin önünde volta atmaya başladı. “Bilmiyorum.” Kıza rahatsız edici bir bakış attı. “Sen cama tırmanmadan evvel, ben de bunu düşünüyordum.”

Küçük Prens
10/1017.02.2021

Baskı: Küçük Prens

Kitabın ebatına bakınca ince hafif bir kitapmış gibi görülüyor; ama içinde evreni sığdıracak kadar derin anlamlar taşıyor. Kitapla ilgili ne anlatsam, hissettirdiklerini nasıl anlatırsam anlatayım sanki bir şeyler eksik anlatacakmışım gibi kelimelere dökemiyorum. Bu kitabı bu kadar geç okuduğum için pişmanlığım sadece. ------------------- #alıntı Bu anıları büyük acılar içinde yazıyorum. Arkadaşım koyununu alıp gideli altı yıl oldu bile. Burada onu anlatmaya çalışıyorsam, nedeni onu unutmak istemememden başka bir şey değildir. Çünkü bir dostu unutmak çok acı şeydir. Hayatta herkesin dostu olmuyor ki. Ayrıca bir gün onu unutursam sayılardan başka hiçbir şeye ilgi duymayan büyüklere dönüşme ihtimalim de var. ********** Ne diyeceğimi bilmiyordum. Kendimi çok beceriksiz hissediyordum. Ona nasıl ulaşıp, yoldaşlık edebileceğimi bilmiyordum. Ne gizemli yer şu gözyaşları cumhuriyeti… *********** “Evet,” dedim Küçük Prens’e. “İster ev olsun, ister yıldızlar, ister çöl… Onları güzel kılan şey kesinlikle görünmez bir şey!” ************ “Senin oradaki insanlar,” dedi Küçük Prens. “Tek bir bahçede beş bin gül yetiştirmelerine rağmen bütün bu güllerin arasında aradıklarını bulmaktan acizler.” “Doğru.” Dedim. “Oysa aradıkları şey tek bir gülde veya bir damla suda bile gizli olabilir.” ********** “O yıldızlardan birinde oturduğum ve güldüğüm için, geceleyin gökyüzüne baktığında senin için bütün yıldızlar gülüyor olacak. Senin gülmeyi bilen yıldızların olacak.”

Baskı: Ölümü Oynamak (Dedektif Kim Stone, #4)

Kim Stone serisinin dördüncü bizde çevrilen son kitabını da sonunda okudum. Stone ve ekibinin suçluların peşinde ipucu arayışlarını okurken hop oturup hop kalktım. İki farklı olay, iki farklı suçlunun sonunda nasıl aynı yola girdiğini adım adım okurken herkesten şüphelendim ama sonunda hiç ummadığım biri çıktı. Yine soluksuz okudum umarının serinin devam kitapları kısa sürede çıkar. ----------------------- #alıntı Kim polis müdürü Woodward’ın makamına girmeden önce kapıya bir kere vurdu. Patronunun odası Halesowen polis merkezinin üçüncü katında köşe bir ofisti. Sabit telefonun ahizesi adamın kulağındaydı. Aniden telefonu kapatmadan önce yüzünde hafif bir can sıkıntısı belirdi. “Gir kelimesini beklemek hoşuna gitmiyor mu?” diye homurdandı. “Hmmm… Beni görmek istemişsiniz efendim.” Dedi Kim. Patronu onun geleceğini sanki bilmiyordu. Woodward saatine baktı. “Yaklaşık bir saat önce.” “O kadar olmuş mu gerçekten?” ******** Kim kahvesinden bir yudum aldı. “Ben de gidip büyük patrona bilgi vereyim.” Bryant sırıttı. “İyi eğlenceler.” “Aslına bakarsan sen de benimle geliyorsun.” Dawson kıs kıs gülerken Bryant’ın yüzü düştü. Merdivenlerden çıkarlarken Kim “Pekala Bryant, yine ne hata işledin?” diye sordu. “Ben de tam aynı soruyu sana sormak üzereydim.” ******* “Şef, başka bir vakaya nakledilmeyi talep ediyorum.” dedi Bryant, Kim’in arkasından. “Biz ölümlülerin çok azı hem seninle hem onunla aynı anda baş edebiliriz.” “Reddedildi” diye cevap verdi Kim.

Saklı Miras
10/1013.02.2021

Baskı: Saklı Miras

Dawson, Ada, Gavin, Deborah, Murat, Peratha, Stone, Felicia, Hilary ve Creon.. Hepsini okumayı tek kelimeyle özlemişim… Serinin üçüncü kitabında konu kendini tekrar ediyordu ve bana durağan gelmişti. Ama bu kitapla kesinlikle eski heyecanını tekrar yakalamış. Konusundan bahsedip heyecanını kaçırmayacağım. Soluksuz okuduğum bir maceraydı. Yeni sırlar, yeni gizemli düşmanlar ortaya çıktığı gibi bu kitapta bazı bilinmeyenler de cevap buldu. Ayrıca kitapta ufak bir sürpriz kişilere de rastlıyoruz. Tamamen doyurucu bir kitaptı. Serinin devam kitabını büyük bir merakla beklemeye başladım. Umarım bu sefer fazla beklemeyiz. -------------------- #alıntı "Onları doğurduğun için teşekkür ederim," dedi Stone sırtını konsola yaslarken. Lyon kucağında ayağa kalkmış, Stone'un yüzüne dokunuyor, yeniden kendisiyle oynamasını istiyordu. "Ne demek, benim de hoşuma gitti işte," dedi Ada elini sallayarak. #alıntı “Barıştık öyleyse.” “Pek sanmam,” dedi Peratha elini sallarken. “Bana kalırsa hala kendini beğenmiş ukalanın tekisin.” “Sen de öylesin.” “Ama kendime tahammül edebiliyorum. Aynı anda iki ukalayı kaldırabilir miyim, emin değilim. Yine de meydan okumaları severim. Her gün sınırlarını zorlayacak mücadeleler görmüyorum.” Creon başını iki yana sallarken ellerini cebine soktu. “Gerçekten eğlenceli olacak,” derken Peratha’yı şakağından öperek uzaklaştı. #alıntı3 “Kiminle görüşüyorum? Dedi Dawson. “İsmim Melody. Ben kiminle görüşüyorum?” “Karım yanında mı?” Melody yarım bir şekilde gülümseyerek arkasına yaslandı. “Kendisini tanıyor muyum?” “Karamsar, yabancılardan hoşlanmayan ve sinirlerini yıpratacak kadar umursamaz biri.” “Ah pekâlâ.” Melody telefonu indirerek hafifçe eğildi. “Sanırm kocanla konuşuyorum. Tam olarak seni tarif ediyormuş gibi geliyor.”

Baskı: Büyücü Varis (The Heir Chronicles, #2)

Vaaauvvv diyorum başka diyecek bir şey kalmıyor.. Serinin ikinci kitabı da ilk kitabında olduğu gibi ilk bölümler de karakterleri olay örgüsüne oturturken sıkıcıydı. Ama sadece ilk üç bölüm ondan sonrası nefes almadan okumadım. İlk kitaba göre daha bir heyecan dolu olduğunu söyleyebilirim. On altı yaşındaki Seph McCauley, başına gelen talihsizliklerin sonucu son üç yılını okullardan atılarak geçirmiş; eğitimsiz, güçlerini kontrol edemeyen bir büyücüdür. Sonunda Havens adlı bir liseye gönderilen Seph’in hayatı bundan sonra büyük bir kargaşaya ev sahipliği yapıyor. Joseph McCauley’in gizemi bu kitap ilgimi çeken ve kitabı akıcı hale getiren en büyük unsurdu bence. Ve kitabın sonunda meşhur Ejderha’nın kimliği sonunda açığa çıkıyor. Şahsen o olduğunu tahmin bile edememiştim. Serinin üçüncü kitabını da en kısa sürede temin edip okuyacağım. Görüşmek üzere..

Baskı: Savaşçı Varis (The Heir Chronicles, #1)

https://birumuthayal.blogspot.com/2021/01/cinda-williams-chima-savasc-varis.html#more Kitabın giriş ve gelişme bölümü çok sıkıcıydı. Olaylar nasıl birbirine bağlanacak, bu iş nereye varacak soruları içerisinde umutsuzluğa kapanmak üzereyken; son iki yüz sayfa beni canlandırdı.

Baskı: Bukalemun - Yamandağlı

yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2021/01/aslhan-doga-bukalemun-yamandagl.html#more

Babil Ayini
4/1027.01.2021

Baskı: Babil Ayini

Yazarın okuduğum ilk kitabı olan “Babil Ayini” haftalarca elimde süründü. Fazla bilgi ağırlıklıydı; o sebeple de ister istemez okurken sıkıldım. Yazarın kitapları hakkında genel yorumlar iyi olduğu için yazara bir şans vermek istedim. Ama okurken içinde bulunduğum ruh halimden kaynaklı yada okuduğum kitap tarzımın dışında olmasından kaynaklı sıkıldım. Şu an ne hatırlıyorsun diye sorun koskoca bir hiç.. Kitabı bitirmeye o kadar odaklandım ki okuduğumu anlamak için bir sayfayı o kadar tekrar ettim ki.. Kısacası hiç zevk almadım. Yazarın diğer kitaplarını da o sebeple okumayı düşünmüyorum.

Umut Mevsimi
5/1014.01.2021

Baskı: Umut Mevsimi

yorumum için : https://birumuthayal.blogspot.com/2021/01/brenda-novak-umut-mevsimi.html#more

En Aydınlık Gölge
8/1009.01.2021

Baskı: En Aydınlık Gölge

https://birumuthayal.blogspot.com/2021/01/jennifer-l-armentrout-en-aydnlk-golge.html Vauvvv diyorum başka da bir şey diyemiyorum.

Gece Vardiyası
6/1004.01.2021

Baskı: Gece Vardiyası

Yeni yılı polisiye kitap ile açmak istedim. Üç kitaptan oluşan dedektif Renee Ballard serisinin ilk kitabı bana biraz sönük geldi. Dedektif Ballard geçerli bir sebepten dolayı üstünü şikayet etmesi sonucu haksız bulunan taraf kendisi oluyor. Bu sebeple de artık sadece gece vardiyasında çalışıyor. Kısaca gece vardiyasına sürülüyor. Yine kendi vardiyasında önemsiz görülen ama detaya girince farklı yöne götüren üç ayrı olay ile karşılaşıyor. Dedektif Ballard, faillerin peşine düşerken nereye bağlanacağını ya da üç olay da tek bir noktaya bağlanacak mı diye çok merak ettim. Ve bu süreçte sıkıldım. Yazarın okuduğum ikinci kitabı, açıkçası ilk kitabı Kara Yankı idi ve onu daha çok sevmiştim.

İkinci Şans Kafe
8/1001.01.2021

Baskı: İkinci Şans Kafe

Aralık ayını on yedi kitapla 2020 yılını ise yüz beş kitap ile bitiriyorum. Umarım yeni yıl başta sağlık olmak üzere mutluluk, huzur getirir, 2021 yılı, 2020 yılını hiç aratmaz. Herkese mutlu seneler dilerim!!! Yazarın bizde çevrilmiş ilk kitabı. Kitap kapak görseli ve arka kapak yazısıyla ilgimi çekmişti. Ve içinden sevimli, bazen hüzünlü bazen eğlenceli, okurken yüzünde bir tebessüm bıraktıran bir hikaye çıktı. Sevdim. Ailesi tarafından terk edilen Kaylie’nın güçlü duruşunu, bilmediği geçmişinden korkmasına rağmen gerçeğin peşine düşüşünü ve o esnada edindiği dostlukları, arkadaşlıkları ve beklenmedik aşkı okurken sayfalar aktı gitti. --------------- “Luna insanlara sahip çıktığını söyledi.” Fincanını ağzına götüren Ten’in kaşları havaya kalktı.“Luna’yla arkadaş olduğunuzu bilmiyordum.” “Daha bu sabah tanıştık,” dedi Kaylie çöreğinin kırıntılarıyla oynarken, Ten’in bakışlarından nasıl bir anlam çıkarması gerektiğini bilmiyordu. “Kafe hakkında konuşmak için uğramıştı.” “Hiç zaman kaybetmediniz, değil mi?” “Birbirimizi tanımak için mi?” “Lafı erkeklere getirmek için.”

ÖncekiSayfa 14 / 72Sonraki