
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları, #3)
Her şeyiyle güzel bir seriydi. Biterken bir boşluk-burukluk karışımı bir şey bıraktı içimde. Ateşi Yakalamak'ta çalan şu şarkı da ayrı bir tat verdi kitabın son sayfalarına: https://www.youtube.com/watch?v=C-W40iW2MRs Üç kitap boyunca yaşanan bütün o olayları ben de yaşamış gibiyim, gerçekten yaşamış gibi yorgun hissediyorum. Neyse ki sonsöz üzerimdeki kalan dramı aldı biraz da rahatladım. Neden bu serinin bu kadar sevildiğini anlamıyordum ama okuyunca anladım ki cidden sevilesi bir seri. Teşekkürler Suzanne Collins...
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Ana karakterini sevmediğim nadir romanlardan biri. Kendimden hiç bir parça bulamadığım, hatta sevmediğim bazı insanlardaki o kendi insanını kollama, bencillik gibi huyları bulduğum bir karakter Katniss Everdeen. bir de "ben" diliyle yazıldığı için iki katına çıkıyor bu duygu. Cansız objeler hakkında bile "şu'nun bana şunu yapmasına izin verdim gibi" çeviriler de cabası. Ha ana karakterde sevdiğim bir şey varsa o da ara sıra gelen farkındalığı, özeleştirisidir. Onun haricinde zaten modern zamanların en akıcı olay örgüsüne sahip serilerinden. Kitabın son bölümü olan 27. bölüm sanki 28. bölüm de varmış gibi bitti. Vakit kaybetmeden Alaycı Kuş'a geçmek gerek.
Baskı: Kiralık Konak
Lisedeki yazılı sınavlarda yazar - eser eşleştirmelerinden aşina olduğumuz, konusunu da "yanlış batılılaşma" diye geçiştiriverdiğimiz ama bundan çok daha fazlası olan roman. Dönem insanının psikolojisi, kayıtsızlığı, ufacık bir alanda bile insanların ne kadar da birbirinden farklılaştığı, mezhep genişlemesi diye de tabir edebileceğimiz yeni adet ve eğlencelere eski ve yeni insanların tavrı, tutumu ve daha bir sürü insanda hem ilgi, hem endişe uyandırabilecek durumlar anlatılmış. Konağın sahibi ve ahalinin babası, büyükbabası Naim efendinin bu yeni dönem içerisindeki dramatik durumunu şu sözler çok güzel anlatmış: "Asrın tepkileri onu ite ite evvela şehirden konağın içine, sonra konağın içinden bu odaya sürükleyip tıkmıştır. Buradan ötesi, biliyordu ki, artık yoktur ve sevince yakın bir hisle biliyordu ki, buranın ötesi ahiret denilen sessiz ve ilahi alemin ilk merhalesidir."
Baskı: Hacı Murat
Çok fazla karakter olmasına rağmen çoğunluğu akılda yer edinebiliyor. Okuduğum ilk Tolstoy romanı olduğunu itiraf edeyim ama Rus Edebiyatı'na alışık birine yabancı gelmecek bir roman. Biyografik bir özelliği var romanın hatta vaktiyle yeşilçamda Cüneyt abimiz de filmini çevirmiş Hacı Murat'ın. Cüneyt Arkın'dan anlaşılacağı üzere destansı, epik bir yanı var hikayenin; sonları özellikle. Tavsiye ediyorum..
Baskı: Bir Delinin Güncesi
Yazılışının üzerinden 173 yıl geçmesine karşın ilgiyle okunabilen, tiyatrolarda oynanan bir esere ölümsüz gözüyle bakmak gerek sanırım. Okuduğum basımın içerisinde 3 öykü bulunmakta; Bir Delinin Güncesi , İvan İvanoviç ile İvan Nikiforoviç Nasıl Bozuştu? ve Portre. En sonda o olduğu için mi en çok ondan etkilendim yoksa en çok o mu bana hitap etti bilmiyorum ama Portre'yi daha bir ilgiyle okudum. "Bayramlık giysideki bir leke, gündelik elbisedeki lekeye göre daha çok göze batar." İşte size tertemiz bir bayramlık. Okumanızı tavsiye ederim. Mutlu okumalar.
Baskı: Palto
"Davasına kimsenin sahip çıkmadığı, kimsenin yakınlık göstermediği, bir iğnenin ucuna yerleştirdiği sıradan bir sineği bile alıp milroskop altında incelemeyi ihmal etmeyen doğa bilimleri uzmanlarının dahi dikkatini çekmeyen bir yaratık..." Gogol'ün Ölü Canlar'ından sonra okuduğum ikinci eseri. Malum yarım kalan eser, dramatik bir yaşantısı olan roman.. Palto'yu da şu meşhur "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık." sözü üzerine okuyacaklarım listesine almıştım ama iyi de yapmışım. Kısa ama insanı insanlık üzerine düşündüren bir hikaye.. Klasik bir başlangıç, fantastik bir son...
Baskı: Sofie'nin Dünyası
11.Sınıfta felsefe öğretmenim tavsiye etmişti de ancak şimdi okuyabildim. O zaman okumak belki daha doğru olabilirdi ama eğer benim gibi amatör, çok da bilmeyen bir felsefe meraklısıysanız yaşınız ne olursa olsun okuyun. Felsefe tarihini başlangıcından günümüze kadar izleme fırsatı sunuyor: Çok da detaya inmeden, bildiklerimizi tekrar dile getirerek, birkaç tane de yeni bilgi öğrenerek...
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
Bence burdaki en mühim olay Hosseini'in sadece kadın dünyasını bu denli başarılı anlatmakla kalmayıp, dramı, pişmanlıkları, geç kalınmışlıkları da bu kadar içten anlatabilmesi. Ve o bunu yaparken ülkesinin yaşadığı süreci de adım adım takip ediyoruz. Okunmalı..
Baskı: Katre-i Matem
Matem Damlası.. Gerçekler ile kurgu kısmı ancak bu kadar güzel harmanlanabilirdi. Bu kitapta olmayan yok: Tarih derslerinden kulağımıza çalınan olaylardan, kişilerden tutun da aşka, koşuşturmacaya,edebiyata kadar. Dönem bir roman okuyucusunun zevkine göre gayet güzel anlatılmış. Ayrıca uzun olmasına aldırmayın, oldukça sürükleyici ve daha da olsa okunası .. :)
Baskı: Böyle Buyurdu Zerdüşt
İçinde herkesin kendine göre benimseyebileceği veya yadırgayabileceği bir sürü düşünce mevcut. İnsanlık için yazılmış Zerdüştçe bir eleştiri ve rehber kitabı. Yorumlara bakınca biraz da abartılmış olduğu aşikar. Bu tarz fikir dolu bir kitap yazmak için en iyi teknik bu mu? Bugün olsa Zerdüşt böyle mi buyururdu tartışılır..
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
Etkileyici... Sabahattin Ali'nin henüz okuduğum ikinci romanı ama öyle bir dile sahip ki bu iki kitap, bana tasavvur edemeyeceği bir durum bir duygu yokmuş hissi veriyor. Kelimeler tetris blokları gibi oturuyor. Okumak için herhangi bir gayret sarf etmeniz gerekmiyor, o an kafanız dolu değilse elinize almanız yeterli. Konu ise oldukça ilginç bir dönemde, insana hem tanıdık hem yabancı gelen kişilerin arasında geçiyor. Tek sıkıntısı şu oldu benim için: arka kapaktaki yazıları genellikle kitabı almadan önce, fikir sahibi olmak için okurum; olması gereken de bu sanırım. Fakat arka kapaktaki yazı, kitabın yaklaşık 80 sayfası boyunca bir durumu beklememe sebep oldu. Normalde sürpriz olması gereken kısmın sürprizi de böylece kaçtı. Sonra bir de kitaba şöyle bir göz gezdireyim derken sonsözden, o kadar cümle arasında yakaladığım bir cümle - ve belki de en ehemmiyetli cümle - de kitap boyu başka bir sürpriz olayı beklememe sebep oldu. Hadi ikincisi benim enayiliğim ama artık arka kapakları da korkarak okuyacağım herhalde... :)
Baskı: Uçurtma Avcısı
"Yeniden iyi biri olmak mümkün" Bir kitap neler yapabiliyor böyle? Uzanmışım yatağıma, açmış okuyorum. Hayatımda aksiyon namına bir şey yok. Rahat bir hayat yaşıyor, duygulardan arınmış gibi hissediyorum. Ama bir kitap düşünün ki belki hayat boyu hissedemeyeceğiniz kadar 'çeşitli' duyguyu size hissettirebilsin. Kitap bittiğinde belki hayat aynı hayat ama artık daha bir insan gibiyim... Yazar tarihi, kurmacayı, dramı harmanlamış; belki kendi yaşamından dolayı, farklı kültürleri, gelenekleri çok iyi aktarmış. Eğer dikkatli okuyacak olursanız karakterlerin konumlarına, statülerine bakarak bir iki sayfa sonrasını kestirebilirsiniz ama daha fazlasını biraz zor.. "Baba, kötülerin bile canını yakmanın günah olduğunu söylerdi. İstemeden kötü olmuşlar, bazen de düzelirlermiş.."
Baskı: Hiç Yoktan Bir Evren
Lise fizik bilgisi veya basit bir fizik ilgisi ile okumaya kalkınca insanı bir hayli zorlayan kitap. Kesinlikle az çok bir şeyler anlıyorsunuz ama kitabın tamamına vakıf olabilmek için işin içinde olmak gerek sanırım..
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Tam da okumam gereken yaşta okumuş oldum sanırım bu kitabı. 10 numara, özellikle 2.Bölüm IX.Kısım müthişti. "İktidarbir araç değil, bir amaçtır. Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlük kurmak için devrim yapar. ... İktidarın amacı İktidardır."
Baskı: Aylak Adam
Yarısından sonra yeni yeni tadını alabilmişken bitti.. Bu mu yani? Yok mu ikinci cildi falan? Niye yok? Çok içten, çok anlamlı, çok düşündürücü.. ama çok da kısa.. Ben çok beğendim. Oğuz Atay romanlarını okuyan, seven biri hala okumamışsa Aylak Adam'ı, durmasın hemen okusun. Bilmiyorum başka bu tarz 'bizden' romanlar da var mı okuyunca "ben niye bugüne kadar okumadım bunu?" diyeceğim..
Baskı: Peter Pan Ölmeli (Dave Gurney, #4)
Serinin 4'üncü ve gerçekten seriye yakışır bir kitabı.. Karakterler yine çok iyi. Medeleine olabilecek en iyi eşlerden biri herhalde :) Bu kitabın en sevdiğim yönü ise edebi bir polisiye olması. Yani herhangi bir polisiye romanda olmasını beklemeyeceğimiz hayata dair güzel bir cümle, bir felsefi düşünceyle veya hoş bir doğa betimlemesiyle karşılaşabiliyoruz. Bazıları şikayet edebilir bundan; özellikle betimleme kısmından ama başka türlü de herhangi bir amerikan dizisinden farkı olmaz ki bu kitapların.. Ah bir de, ilerde horoz sahibi olursam adını Horace koymam ihtimaller arasında yüksek pay sahibi oldu bu kitapla,; Medeleine öldürdü beni Horace Horace diye :)) Kitabın temasına yakışır bir cümle: "Beyinlerimiz uygunluk konusuna o kadar düşkün ki, 'mantıklı olmakla' gerçeği birbirine karıştırıyorlar." İyi okumalar...
Baskı: İlyada
Güzel bir çeviriden okursanız daha çok keyif alırsınız. Benim gibi mitoloji ile fazla ilgili olmayanlar için bile oldukça akıcı idi, sıkılmadan okudum diyebilirim. Sadece sanki köyün ahalisi tanıtılıyormuş gibi 50 60 tane aslında olaylarda çok da etkisi olmayan komutanların tanıtıldığı kısımlar sıkıcı olmaya yakındı ama yine de birçok yayın "adlar dizini" bölümü bulundurduğu için karakterleri akılda tutma zorunluluğunu ortadan kaldırmış. Takdir ettim...
Baskı: 100 Bullets Vol. 2: Split Second Chance
100 Kurşun çizgi roman serisinin 2. kitabı imiş. Abimden edindiğim kitabı hiç bi fikrim olmadan okudum ama birinci kitabını okumamış biri için bile gayet keyifli, heyecan verici.. Tavsiye edilesi bir seri
Baskı: Karamazov Kardeşler
Dostoyevski'nin en sevdiğim eseri.. O konuşkan, laf cambazı karakterleri yok mu, müthiş müthiş...
Baskı: Simyacı
Okumaya erken yaşta başlamamış bizim dönem insanlarının ilk kitaplarındandır alşemist...
Baskı: On Küçük Zenci / Mavi Trenin Esrarı
Başarılı bir NTV çizgi roman uyarlaması..
Baskı: Cesur Yeni Dünya
muazzam... özellikle sondan bir önceki bölümüyle tavan yapıyor...
Baskı: Bugünü Yaşama Arzusu
Bittiginde bir grup terapisine gozlemci olarak katilasim dahi geldi. Psikoloji ve felsefeyle ozellikle ilgilenmeyenlere tavsiye ediyorum Irvin Yalom'un kitaplarindan sonra ilgilenmemek elde degil :)