MI
@Midkema

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Mühendislik Elektromanyetiğinin Temelleri

Lisenin basit sayısal konularını yalayıp yutmuş, elinin altında sürekli bir dört yüz sayfalık tomruk büyüklüğünde konu anlatım ve de test kitapları olan bana ilaç gibi geldi. Soruların içeriğinin toplamını yüzde iki yüzden alırsak, üç, yüzde altmış matematik, geometri ve fizik olur. Kimyaperver olarak kimyanın yerbölümü azdı. Gerek kitap gerek incelediğim bitirme tezlerindeki azlığı vereceğim kararlar doğrultusunda geleceğimi etkileyebilir. Olumsuz gibi sezilse de kalemi sağlamlaştıran bir artı. Mâmafih evde bir Elektronik ve Haberleşme Mühendisi'nin olması soruları terlemeden çözmemi sağladı. Hedeflerimin üstüne çıkmış olmak da cabası. Verilen sistemde istenilen işaretin gücünü, transfer fonksiyonunu, impuls cevabını, bant genişliğini, çıkış işaretini, işaretin sistemin çıkısından ne kadar sonra gözlemlendiğini bulabilmem bana katma değer kazandırdı. Bunlar Diferansiyel Denklemler ve Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (Akışkanlar Mekaniği'nin kaçış yolu) kadar eğlenceli olmasalar bile. Lisenin bir şey vermeyen yetişeğinden uzaklaşmak isteyenler vardır. Buyursunlar. Yiğidin harman olduğu kitap. Konunun çekik ustasından özel ders. Ana disiplini Elektrik-elektronik mühendisliği kabul edilen mesleklerden birini okumak isteyenler varsa bu tomruk, fakültedeki ikinci veya üçüncü senede, yani bilime giriş veya mühendisliğe girişte yardımcı olabilir. İTÜ Makine (Makina?) Mühendisliği'ni 4.00 ortalamayla bitiren rekortmen Prof. Dr. Fuat Pasin'in ''Makine Dinamiği'' önerebileceğim benzer kitaplardan olabilir.

Yaz Dedi Tanrı
6/1012.08.2013

Baskı: Yaz Dedi Tanrı

Didem Madak kokuyor. Onun kadar mı? Olsa ne değişir? Güzel bir şâire gelmiş ve geçiyor. Yoluna eşlik edin. ''O gün Tanrı'yla yollarımızı ayırdık. Sonrası dinim benim, sonrası ölüm -dirim, sonrası ana dilim, susmak; -dilimin ucuna tecavüz eden küfürleri bir nefeste yutma sanatı- Ki bir kere düştün mü suskuya, hiçbir çığlık duramaz karşında!''

Baskı: Olduğu Kadar Güzeldik

Kitabı okuyalı bir ay oldu. Etgar Keret sayesinde kendime yerleştirdiğim bakış açısı vardır. Öyküler olabildiğince kısa olmalı. ''Ben bir hikayenin mümkün olduğunca kısa olması gerektiğine inanıyorum. Benim için öykü yazmak mühim bir görevdir. Yanan evdeki küçük bir kızı kurtarırmışcasına aceleyle yapılması gerekir.'' İlk kitaptan daha minik. İlk kitapta olduğundan daha uzun öyküler. Bu uzun öyküler beni tıkamış mıydı ne? Boğazımdan geçmiyordu, Ünsal Eriş'in o küçük öyküleri tadında olsun istiyordum bunları da. Aceleye geldiğine inanmamakla beraber olduğu kadar olmuş derim. Ve elbet ''Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın'' hoş öykü. ''Söylenişi bile güzel.''

Aylak Adam
10/1016.07.2013

Baskı: Aylak Adam

Dininizin kitabı vardır ya... Benim dinim yok ama kitabım var. O da budur, ne ilerisi ne de gerisi.

Lucky
4/1015.07.2013

Baskı: Lucky

Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)

Kitabı neredeyse bir oturuşta bitirdim. Öncel olarak iki ana konu olması oldukça iyiydi. Biri beyinlerimize diğeri kalbimize saldırdı. Adalet ve Mehmet'in ölümü. Adalet dışındaki konu nereden tutsan insanı sinir eden cinstendi. Alper Kamu aile üyelerini kıskaca alarak bunu çözdü. Afili Filintalar'ın Menteş'i gibi bir jeneriklik söz kaygısı yoktu. Ondandır kitap akıp gitti. M.M.'nin de editör olmasına rağmen gözden kaçan fazlaca hata bulunmaktaydı. Bir kıyas söz konusu olacaksa Ruhi Mücerret bittiğinde kendimi Maraton Muharebesi'nden çıkmış bir asker gibi hissetmekteydi. Cehennem Çiçeği bittiğinde kitabı düşüncemde alkışladım ve defalarca okunacak kitaplar rafına ekledim. Kitabın isminin nereden geldiği kitapta geçmese bile kitap diliyle konuşacak olursak: *bkz Oğullar ve Rencide Ruhlar. Canıgüz dokuz sene gibi bir süre daha yaşatma bize. Üç sene sonra tekrar gelsin Kamu. Fakat hep insanın en olgun olduğu o yaşta, çağda kalsın.

Baskı: Gökyüzü Sineması - İki Film Birden

Yazar kendi yaşam çizgisinden öyküler çıkartıyor. Böylelikle bir kalıp uydurmaya ya da rol yapmaya gerek duymuyor. Dünyanın ihtiyaç duyduğu ''seviyeli samimiyet'' var iki uzun öyküsünde de. Kitabı elinize alıp okumaya başladığınızda sohbette paslaşan bir dost edinmiş oluyorsunuz. ''Hikâyenin Hikâyesi ve Hevesî'' bu samimiyetin sayfalara iliştirilmiş hâli. Türk yazar ve şâirlere hediye edilmiş bir kitap. Orhan Kemal, Kemal Tahir, Edip Cansever, Leylâ Erbil, Muzaffer Buyrukçu, Selim İleri barındıran bir eser. Kitabın isminin de İkinci Yeni'nin Turgut'unun ''Göğe Bakma Durağı'' şiirinden gelmesi de ne büyük güzellik. Çok fazla parantez içi kullanımı ve üç noktaların bir önceki kadar yoğun oluşu sıkıntı yaratıyor. Ehemmiyetli, oluşmuş bir veciz vardır: ''Sinema eğlence değil, sanattır.'' Bu kitap sanat kitabı.

Semaver
6/1014.06.2013

Baskı: Semaver

Sait Faik'in cümleleri istemsiz bir şekilde Chicago'dan ''Does Anybody Really Know What Time It Is?'' parçasını getiriyor aklıma, tüm öykülere daha derin anlam katkısı yapıyor. Tıpkı Can Atilla'nın müziğinin İhsan Oktay Anar kitaplarındaki havasında... Böyle büyük öykü anlatıcılarının kitaplarını değerlendirmek hadsiz hesapsız bir durum görülüyor. ''Benimle Birlikte Seyahatten Dönen İnsanlar'' bölümündeki 15 Aralık 1934 tarihinde Varlık'ta yayımlanmış ''Sevmek Korkusu'' öykü derlemesinin en hoş olayıydı. Her cümlesi ezberlenecek kadar mühimdi. Aforizmaların keskinliği ve iki sayfada anlatılan olayların tüm hayatı değiştirebilecek kapasitede olması bu kitabı okumanız için iyi neden. Bir oturuşta BİTİRİLECEK, fakat ABARTILMAYACAK bir derleme.

Ruhlar Dükkanı
5/1008.06.2013

Baskı: Ruhlar Dükkanı

Ruhlar Dükkân'ı bir hastalık. Kafa yorucu ve bulandırıcı. King genellikle kitaplarında ana karakter kullanır ve yanına yardımcı karakterler ekler. Başka karakterler varsa bunlar olayın, ana kurgunun üç veya dördüncü perdesinde yer edinirler. Bir gerilim romanında bu kadar çok karakter kullanılması gerçekten yorucuydu, hastalıktı. Yorgun bir beyin ve ruh hâliyle çekilmez olabiliyor. Bir kasabanın tüm halkını, mekânlarını bu kadar kurcalamak bu kitabı iyi yapar mı, öyle mi? Bilmiyorum fakat beni yorgunluktan hasta ettiğini çekinmeden söyleyebilirim. Kubbenin Altında farklı bir boyutta durduğu için oradaki aktif karakteri sorgulamamıza gerek yok, Ruhlar Dükkân'ında çokça var gibi gelmekte. Castle Rock kasabasında bir müddet misafir olacaksanız bu müddet benim yaptığım gibi ''bir hafta'' değil en az ''iki veya üç hafta'' olmalı. Ek olarak da, kitapta adını görünce sevindiğim birkaç mekândan biri tabii ''Shawshank Hapishanesi''ydi. Uzun zamana yayılırsa keyifle okunacak bir roman, hedefleriniz varsa size köstek olacaktır.

Baskı: Gece Yarısını Dört Geçe

Kırklareli Kitap Fuarı'nda, yarı fiyatından daha ucuza almıştım. Böyle bir alım yaptığım ve araştırmalarımda ''Gece Yarısını Dört Geçe'' öykü derlemesinin yazarın en iyi öykülerini barındırdığına yönelik yorumlar bu kitabı bilerek, isteyerek ağırdan okumama neden oldu. Sayfalarındaki dört novelladan ''Umacılar'' ve ''Güneş Köpeği'' güzellikte eşit gider. Umacılar öyküsü bana popüler bir Amerikan dizisini hatırlattığı için başka bir heyecanla okumuştum. Zamanında J.J. Abrams'ın Lost senaryosu için Stephen King'den yardım istediğini biliyordum. Bu yüzden böyle bir öykü beni şaşırtmadı. Diğer öykü kitaplarında aynı ana konuyla bir şeyler yapmış olsa da bu kadar etkileyici olmamıştı. ''Güneş Köpeği''yse yazarın paranormal kurgu hayranlarını sevindirecek, mutlu edecektir. Fakat hataya düşüp ''Gece Yarısını İki Geçe'' kitabını başka bir eser sanıp almayın, okumayın. Buradaki öykülerin ikisi orada da var.

Yedinci Gün
5/1008.06.2013

Baskı: Yedinci Gün

O tarifsiz biçem bu kitapta da doruk noktasındaydı. İlk kırk sayfası ağır bir gülle gibi ilerliyordu ki, yazar melekler üzerinden dille nasıl oynayabildiğini gösterdi. O dönümden sonra kurgu derinleşmeye başladı. Birkaç noktada elim kitapta, ağzım açık duvarları seyrettim. Bunlar güzel tepkilerdi... Oysa ''Puslu Kıtalar Atlası''nı okurken verdiğim tepkilere yakın tepkiler vermek isterdim.

Okçuların Efendisi
6/1008.06.2013

Baskı: Okçuların Efendisi

''Okçuların Efendisi''ni iki sene önceki yaz tatilinde okumuştum. Hafızamda kaldığı kadar: ''Conn Iggulden'' hiç boş bir tarih anlatmıyordu. Tarihi taslak alıp olayları kurguladığını şimdi daha iyi çözümlüyorum. Baştaki Cengiz Han sahnesi hâlen aklımda duruyorsa bunun etkileyiciliği tartışılır. Tarih anlatmak yerine bu genç zekâsıyla ünlü bir fantazya yazarı olabilirdi. Bernard Conwell yolunda ilerledi, ilerliyor. Tarihperverler kaçırmamalı.

Baskı: Büyük Tanrı Pan - En Derindeki Işık

Arthur Machen ve Büyük Tanrı Pan'ı Stephen King'in bir öykü derlemesinin başında alıntı yapmasıyla keşfetmiştim. O öykü kitabı ne kadar okuma zevkimi yerle bir etse de böyle bir kitabın keşfinde yardımcı olduğu için kızamıyorum. Kral'ın kitap hakkındaki olumlu yorumları da geçerli bir neden. Büyük Tanrı Pan'daki karakterlerin bilgece diyalogları sevmemin büyük sebebi. Arthur Machen bu noktadan ileriye gidemedi belki, fakat bunun karşılığını sinemada ve edebiyatta kült olmuş bir eserle aldı.

Karahindiba
7/1007.06.2013

Baskı: Karahindiba

Sinan Sülün'ü ''Kültür Mafyası'' ve ''Büyükkeyif''e yazdığı yazılar, öykülerden tanıyordum. Bu genç yazarın ilk öykü kitabı üç öyküden oluşuyor. ''Aralık'', ''Mavi Pelikan'' ve kitaba adını veren final öyküsü ''Karahindiba''. İlk öykü Yusuf Atılgan'a ithaf edilirken ikinci öykü Sabahattin Ali'ye ithaf edilmiş. Güzel öyküler okumak isterseniz bu kitap yardıma yetişmiş olur. Yazarın çok yakın olduğu ''Mahir Ünsal Eriş'' ikinci kitabını yayımlamaya hazırlanırken Sinan Sülün de ondan geri kalmamalıdır. Fakat şimdilik belirli sitelerde yayınladığı boyut olarak çerezlik öykülerle yetineceğiz.

Baskı: Kara Kule 4,5:: Anahtar Deliğinden Esen Rüzgâr

Kasım ayının başlarında okuduğum öykü kitabıydı. Hatırladığım kadarıyla ''Kara Ayaz'', ''Deri-Değişen'' ve kitaba da adını veren ''Anahtar Deliğinden Esen Rüzgâr'' öykülerinden oluşmaktaydı. ''Kara Ayaz'', ''Büyücü ve Cam Küre'' ve ''Calla'nın Kurtları'' arasında kalan bir bölümü anlatmaktaydı. Bu anlatım ilk kırk sayfa ve sondaki üç, dört sayfayla tamamlanıyordu. En arkadaki bölüm ''Kara Ayaz'' değil, ''Fırtınanın Sonu''ydu. ''Deri-Değişen'' öyküsü Roland Deschain'in gençliğini, başından geçen bir olayı anlatarak aydınlatıyordu. ''Deri-Değişen 1. Bölüm'' ve ''Deri-Değişen 2. Bölüm'' arasında kalan kısımda ''Anahtar Deliğinden Esen Rüzgâr'' bulunuyordu. Öyküler Kara Kule ve Roland'ı ilgilendiren bilgiler içermekteydi. Sai King'in çocuk karakterleri oturtamaması kitabın büyük kaybı.

Karanlık Çökünce
4/1007.06.2013

Baskı: Karanlık Çökünce

Bazı bazı öyküler ortalama bir öykücünün yazabileceği seviyedeydi. ''Willa'' öyküsüyle gizemli giriş yapılmıştı. Fakat ''Koşa Koşa'' kurgunun basitliği yüzünden sıkıntı çektirdi. ''Harvey'nin Rüyası'' kitabın en kısa öykülerinden biri olmasına rağmen en az kitabın başyapıtı ''N.'' ve ''Cehennemden Gelen Kedi'' kadar etkileyiciydi. ''Mezuniyet Günü''nde çok farklı bir şeyler denemeye çalışan, farklı bir King vardı. Gereksiz bir öyküydü. ''Günbatımı Notları'' kısmı tüm öykülerin ''neden yazıldığı ve ilhamının nereden geldiğine dair'' güzel açıklamalar vermekteydi.

Karanlık Öyküler
5/1007.06.2013

Baskı: Karanlık Öyküler

Canan Kim'in çevirisiyle okumuş olmak büyük şans. Kara Kule'nin ''0.5''i olarak görülen ''Eluria'nın Küçük Hemşireleri'' öyküsünü Nejat Ebcioğlu'ndan okumak istemezdim. Ön sözü çok samimiydi. Hayatına ışık tutmadan geçemedi. Öykü derlemelerinde en fazla üç öyküsünün iyi olduğu yazar, benim gözümde bu geleneğini yine sürdürmüş. ''Eluria'nın Küçük Hemşireleri'', ''Siyah Giysili Adam'' ve ''Sadece Fransızca Tarif Edebileceğiniz O His'' fark edilir oranda iyiydi. Övülen ''1408'' öykücü kimliğimdeki beni tatmin etmese de çoğu ''Sadık Okur''u sevindirecektir.

Ben Tek Siz Hepiniz
6/1007.06.2013

Baskı: Ben Tek Siz Hepiniz

''Ben Tek Siz Hepiniz''i aldığınız gün gece gelmeden bitecektir. Yirmi yedi öykünün hepsi birbirinden kuvvetli, ilham perilerini getirici. Beş bölüme ayrılan öykülerin arasından en iyilerini çekeceksek, bunlar: ''Nakavt'', ''Evdeki Uçak Uçaktaki Deprem'', ''VIP Kulüp'ün Satanist Sakinleri'' olacaktır.

Yazma Sanatı
7/1007.06.2013

Baskı: Yazma Sanatı

Bir sandalye KAPIN ve Steve'in karşısına kurulun! O anlatırken siz sayfaları çevirmekten de geri kalmayın. Bilgi çöplüğü yazarın kültüründen parçalar alın. Amerikan edebiyatının önde gelen fantastik, korku ve bilimkurgu yazarlarının King üzerindeki etkisini öğrenin. Bu kitap bir ev ortamı.

Baskı: Gizem ve Hayalgücü Öyküleri

Mitra Yayınları hoş bir şey yapmış. Gizem ve Hayalgücü Öyküleri'nin yanı sıra etiketi bulunmayan ''Hayalgücü Öyküleri'' üzerinde de konuşmak gerekir. Çevirmenleri daha önceden hiç duymadığımdan korkarak yaklaşmıştım. Korkularım beyhudeymiş. Edgar Allan Poe'nun vurucu öykülerini barındıran kitapların çevirileri gayet akıcı. ''Kuyu ve Sarkaç'', ''Usher Evi'nin Çöküşü'', ''Kara Kedi'', ''Kızıl Ölüm'ün Maskesi'', ''Uzun Sandık'' öykülerini tekrar görmek ve okumak ruhumu temizledi. Poe dozu şart.

Baskı: Çılgınlığın Ötesi

Kitap orijinal durumunda ''Rose Madder'' olarak yayımlanmıştı. Dokuz ay önceleri okuduğum bu kitaptan aklımda kalanlarla bir değerlendirme yapmak gerekirse: King çocuk karakterler yönetmesini bilmiyor ama olgun kadın karakterleri biliyor. Korku beklentiniz olmasın. Gerilim ve psikoloji arasında gidip gelen bir eser. Yazarın sıkılmadığı ''Ka'' sevgisi kendini burada da göstermekteydi. Kara Kule mitiyle kesin birleşmesi olmamakla beraber çok kafa yorulursa ikisinin ince bir noktada buluştuğu fark edilebilir.

Ruhi Mücerret
6/1007.06.2013

Baskı: Ruhi Mücerret

Okumak ve sürüklenmek de zorlandığımı açıklamalıyım. Ruhi Mücerret, Menteş'in diğer kolaj öykülerinden oluşan kitaplarından daha süslü, yaldızlı. Her bölümde bir özdeyiş olması bir süre sonra jeneriklik söz boyutuna geçti. Kurgusu hoş ve iki ana karakteriyle iyi zaman geçiriliyor. Kitabın ''Civan Kazanova'' bölümlerinden birinde Emrah Serbes'le ilgili güzel de bir haber aldık. M.M. bizi ters köşeye bırakmamıştır umarım.

Baskı: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...

Barış Bıçakçı'nın duruluğu, Mahir Ünsal Eriş'in zararsız arabeskiyle birleşince böyle bir kitap doğuyor. Eriş çocuk karakterleri yazmasını iyi biliyor. Büyümüş de küçülmüş karakterler rotalarından şaşmıyor. ''Çok Sıkılırdı Arkadaşı Ölen Çocuklar'' öyküsü ismiyle bile etkileyebiliyor. Bu hikâyenin ardından ''Ben Evlenmeyi Boşanmaktan Daha Çok Seviyorum'' ve ''Her Kanser Bir Ölümdür'' diğerlerinden daha çok sevdiğim öyküler. Eriş, Bıçakçı okurlarının seveceği bir kalem.

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki