
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kırmızı Pazartesi
Kitap güzeldi ancak bir o kadar da karışıktı. Yazar yan karakterlere aşırı yer vermiş ve bütün kasaba sakinlerinin isimlerini bilmemizi iştemiş. Toplumun duyarsızlığı ve sorumluluktan kaçışı iyi bir şekilde işlenmiş. Kisa ve öz demek isterdim ama kısa ve yorucu demek daha doğru olur.
Baskı: İçimizdeki Şeytan
-Zekanı mirasyedi gibi harcıyorsun ! Syf:267 -Bana istenilecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım... Syf: 47 -Sana kızgın değilim… Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum… Sonra seni seviyorum.. Neden sevdiğim bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim… "Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirleri arıyoruz." Syf:262-263
Baskı: Benim Hüzünlü Orospularım
"İnsanın sonunda başkalarının sandığı gibi biri olmaması olanaksız." ''Dünyada tek başına ölmekten daha büyük bir felaket olamaz.'' ''Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.'' ''Bir erkek babasına benzemeye başladığı an yaşlandığını anlar.''
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
Karakterler çok güzel işlenmiş. Resmen o anda, o ilçede yaşıyorsunuz. Kitap kendini okutturuyor, elden bırakmak mümkün olmuyor. Kesinlikle okumalısınız. Tavsiye ederim.
Baskı: Madam Darla`nın Paris Yakınlarındaki Hanı
Son senfoni iyi gibiydi. Okumayınca birşey kaybetmezsiniz.
Baskı: Patasana
Yine yeniden Ahmet Ümit. Ben çok beğendim, kesinlikle tavsiye ederim. Patasana'yı tanımalısınız. Etkileyici cümleler; "Ben zalimler cağında yaşayan bir alcaktım." "Çok değişmişsin Patasana. Yüzündeki masumiyet kaybolmuş, gözlerindeki parıltılar gitmiş, ölü bir koyun gibi bakıyorsun yüzüme. İçindeki ateş söndü mü, yoksa beceriksiz bir yontucunun elinden çıkmışa benzeyen bu bembeyaz yüz onları gizliyor mu ? Yaşlanmışsın Patasana. Yüzündeki çizgiler derinleşmeye başlamış, her an gülümsemeye hazır dudakların, sevinç duymaktan utanır olmuş, üzerine bir ağırlık çökmüş. Tatlı ürkekliğin, vakitsiz bir uyuşukluğa dönüşmüş. Yağız bir tay gibi yerinde duramayan bedenin, yaşlı bir kaplumbağa gibi yavaşlamış. Sen beni unutmuşsun Patasana. Varlığım artık seni heyecanlandırmıyor. Bana bir tablete bakar gibi bakıyorsun. Sesim, bu saraydaki herhangi bir kadınınkinden farksız senin için. Bir köylü nasıl istemediği bir fidanı köküyle birlikte söküp atarsa sen de öylece koparmışsın beni yüreğinden."
Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık
Büyülü bir kitaptı diyebilirim. Ancak beni çok yordu. Özellikle aynı isimlerin, sürekli tekrarı kim kimdi sorusunu sürekli sormaya neden oluyor. Kitabın başında olan soy ağacını ezberlemekte fayda var. Ilerleyen zamanda tekrar okumak isterim. O zaman daha az yorucu olacağını düşünüyorum. Kitabın içinden can alıcı diyebileceğim cümleler; "O zamanlar, dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki pek çok şeyin adı yoktu daha ve bunlardan söz ederken parmakla işaret edip göstermek gerekirdi." "Yüreğini kolla Aureliano, ölmeden çürüyorsun." "İnsanlar birinci mevkide giderken, edebiyat yük katarına atılırsa, dünyanın anası bellenmiş demektir." "Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen soyların, yeryüzünde ikinci deney fırsatları olmazdı." "Soyun atası ağaca bağlanır, sonuncusunu da karıncalar yer."
Baskı: Her Temas İz Bırakır - Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Çok güzel bir kitaptı. Dizi ve filminden farklılıklar var doğal olarak. Behzat Ç'nin iç dünyası çok iyi yansıtılmış bence. Polisiye, dram, dün ve bugünün gerçeklerini kısmen de olsa dile getirmiş Emrah S :) Behzat Ç. hayranlarının bu kitabı okumaması bence büyük eksiklik. Kesinlikle tavsiye ederim. "Saçma sapan konuşma LA !"
Baskı: Kar Kokusu
Zorla bitirdim kitabı. Daha doğrusu o beni bitirdi demem gerekiyor sanırım. Bence bu kitap Ahmet Ümit'in diğer kitaplarına göre yavan kalmış. Sanki başka biri yazmış da kitabın üzerine Ahmet Ümit adını kondurmuşlar. Vakit kaybı değildi ancak tavsiye edilecek bir kitap da değildi.
Baskı: Serenad
-"İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz dengesi." -"Coğrafya kaderdir." Kitap başta karışık hatta sıkıcı gelebilir ancak sonradan insanı kendine çekiyor. İçeriği biraz tarih biraz aşk ve tabiki biraz istanbul olan güzel bir romandı. Livaneli okurlarına, aşk romanı sevenlere tavsiye edebilirim.
Baskı: Bülbülü Öldürmek
-Istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır. -Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insan vicdanıdır. -Öyle tip adamlar vardır ki daha merhaba demeden tabancanı çıkarıp onları vurman gerekir. Vurman gerekir ama harcadığın kurşuna yazık. -Bir keresinde, kendinizi bir adamın yerine koymadıkça, o adamın yerinde olmanın nasıl bir şey olacağını anlamaya çalışmadıkça o adamı gerçekten tanıyamazsınız. -İnsanların çoğu iyidir Scout, yeter ki sen onları bir gün gör.
Baskı: Beyoğlu Rapsodisi
Güzel bir Ahmet Ümit kitabıydı. Kitap, olayların ilerleyişi olsun, Beyoğlu'nun eşsiz anlatımı olsun güzel bir kurguya sahip. Bazen aşırı ayrıntıya girip sıkıcı olmaya başlıyor diye düşünmedim değil. Ancak okunması gereken bir kitap diyebilirim. Özellikle İstanbul ve polisiye roman okurlarına kesinlikle tavsiye ederim.
Baskı: Kırmızı Saçlı Kadın
O. Pamuk'un okuduğum ilk romanıydı. Kitap bana biraz sıkıcı geldi. Dili sadeydi ancak olayları çok uzatmış ilk kısımda. İkinci kısım akıcıydı ancak tahmin edilebilen bir sona doğru gidildiği belliydi. Son kısım ise Kırmızı Saçlı Kadın'ın ağzından kısa ve çok üstünkörü bir özet gibiydi. Özetle okunur mu ? Okunur. Tavsiye edilir mi ? Kişiye göre değişir.
Baskı: Simyacı
Masal tadında yazılmış felsefi yönü ağır basan bir kitaptı. Biraz abartılmış olduğunu düşünüyorum. Ancak tadı damakta kalmıyor değil.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali'nin ilk okuduğum kitabıydı. Kitabın bitişi ile içimde bir boşluk oluştu. Bitmesin dediğim sayılı kitaplardan biriydi. Favori kitaplarım arasında yer alacak diyebilirim. Tekrar görüşmek üzere Sevgili Raif ve Maria. Sayfa sayısı az olmasına rağmen çok şey anlatıyor. Hala okumamış olanlar için tavsiye ederim. Yazarın diğer eserlerini okumak için şimdiden can atıyorum.
Baskı: Tuhaf Kütüphane
Cidden tuhaf kütüphane ve tuhaf bir kitap. Okumalık.
Baskı: Martı Jonathan Livingston
Verilmek istenen mesaj çok sade bir şekilde kısa ve net olarak dile getirilmiş. Fırsat bulduğunuzda okumanızı tavsiye ederim. Bir solukta okunabilecek bir eser. Şimdiden iyi okumalar.