Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
Kitapta hayali bir dünya gözler önüne seriliyor. Okuyup bitirince çok da hayali olmadığını bir çoğunu zaman zaman bu ülkede öyle ya da böyle yaşadığımızı anlayabiliyoruz. Hayvan çiftliği kadar güzel olmasa da ikinci sırayı alabilir diyebiliriz. iyi ve başarılı bir kitap. okuyun okutun!
Baskı: Çalıkuşu
Bu kitabı ortaokulda sınav korkusu ile değil de gerçekten bilinçli olarak kendi isteğim ile okumuş olsaydım bende daha güzel bir izlenim bırakabilirdi. Neden bu tür değerli kitapları henüz algılayamayacağımız bir yaşta okumamız için bizleri zorlarlar anlamıyorum.
Baskı: Sır - Sufizm Üzerine Konuşmalar
Entel diye tabir ettiğimiz kesimin favori kitaplarından biri. 2-Ahh canım ne okuyorsun son günlerde? -Tabi ki OSHO! O inanılmaz!" Nereden elime geçti bilmiyorum, Okuyup anlayabilmek için kendimi zorladım ama olmadı. Yazar bir o konuya bir bu konuya atladı durdu. Sonunda oturup düşününce zaman kaybettiğimi düşündüm. Sonradan araştırıp öğrendiğim kadarı ile yazar Osho bu kitapları kendisi yazmamıştır. Vermiş olduğu kişisel gelişim seminerlerindeki kayıtların yazıya geçirilmiş halleriymiş. Demek ki problem buradan geliyor dedim kendi kendime :/
Baskı: Posta Kutusundaki Mızıka
Daha önce okuduğum kitaplardan oldukça farklıydı. Hatırladıkça yüzüme bir tebessüm çöküyor. Bitmesini hiç istememiştim. Keşke yazar bu kitabı 2, 3, 4, 5,... diye devam ettirse. Adı gibi anlamlı... Sanki çok uzaklardan sevdiğiniz birisi size mektuplar göndermiş gibi, öyle sevgi dolu ve öyle içten ki. Her bölümün sonundaki o kalbi delici cümleleri hiç unutamıyorum. Eğer bir kitap için" Başucu Eseri" tanımını yapmam gerekirse işte o kitap "Posta Kutusundaki Mızıka" olmalı.
Baskı: Sadece Aptallar 8 Saat Uyur
Aslında kişisel gelişim kitaplarından pek hoşlanmam. Bu türün yazarları kendileri yapamadıkları konularda edebiyatlarını konuşturarak insanları etkilemeye çalışıyorlar ama ben yemem böyle numaraları. Sayın Erdal Demirkıran'ın da yakınından aldığım bir bilgiye dayanarak söylüyorum; kendisi de yeri gelir on iki saat uyur. Kitap şişirme bilgilerle satılmak için yazılmıştır. İçeriğindeki bazı alıntı bilgilerin güvenilirliği konusunda da şüphelerim vardır. 4 puanım doğru olma ihtimallerine dayanarak genel kültür anlamında faydalı olacağını düşündüğüm içindir.
Baskı: İki Darbe Arasında
İskender Pala'nın otobiyografisi. İçine divan edebiyatından sentezler katmadığından olsa gerek, anlaşılır, sade, açıklayıcı ve merak giderici buldum. Aynı zamanda nasıl bir ülkede yaşadığımızı ve askeriyemizde ne saçmalıklar döndüğünü güzelce özetliyor bence ve bu kitap için Ekrem Dumanlı'nın şu sözleri çok yerinde olacaktır: "türk silahlı kuvvetleri'nde şerefiyle, onuruyla, namusuyla hizmet ederken insanların nasıl karalanabildiğini, alınlarının ortasına 'irticacı' damgasının nasıl vurulabildiğini anlatıyor yazar. acı tecrübelerini öfkeye kapılmadan naklediyor. bir dönem çalıştığı kurumun yıpranmasını arzu etmeden yazılmış bir eser duruyor karşınızda. ne var ki onca nezakete rağmen okuduklarınız içinizi kanatıyor. 'savaşa allah allah diye giden bir ordu' içinde bazı dindar kişilere 28 şubat döneminde nasıl kötü davranıldığını örneklerle görüyor, büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. açıkça söylemem gerekir ki; kitabı bitiremedim. yüreğim burkuldu, üzüldüm, kahroldum. bizim ordumuzda bu kadar büyük yanlışlar yapılmamalı; velev ki 28 şubat'ın anormal şartları söz konusu olsun."
Baskı: Gün Olur Asra Bedel
Bir ölümün ardından geçmişe dönük sorgulama, kültürlerinden yozlaştırılan insanlar... Yıllar önce okuyup çok etkilendiğim bir kitaptı. İnsanı pek çok şey hakkında düşünmeye sevk ediyor. Varoluşumuzu, sevgimizi, aşkımızı ve en önemlisi içimizdeki iyiyle kötüyü göstererek anlatan mükemmel bir yapıt. Uyarı; Okumak sabır gerektiyor
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
İşte gerçek bir 10 puanlık kitaptır ve bu sebepten olsa gerek; aradan yıllar geçmesine rağmen hala içimi acıtabiliyor. Bir çocuğun dünyasını başka hiçbir kitap bu derece masum, bu derece gerçekçi anlatamaz. Yasaklanması gibi saçmalıklardan bahsetmiyorum bahsetmek de istemiyorum. Seviyorum seni ZEZE. Benim küçük kahramanım!
Baskı: Moonwalk
Hayranı olduğum ve her zaman adımın başına koyduğum MJ nickiyle kendimi kendisine daha yakın hissettiğim Michael Jackson! Onun hakkında yazılmış bir kitabın tıpkı kendisi gibi harika olmasını isterdim. Kusursuz ve eksiksiz... Maalesef bu kitabın eksikleri var. MJ nin sadece 25 yaşına kadar olan dönemi anlatıyor. 5 yaşında sahnelere çıkmış bir insan için 20 yıllık deneyim aktarılıyor. Eksik kalan 26 yıllık muhteşem bir dönem daha var. Eminim birileri çıkıp bu eksik kalan yılları en güzel şekilde yeni nesillere sunacaktır. Teknik açıdan bakarsak son derece sade ve anlaşılır. Yer yer fotoğraflarla süslenmiş.Yazar dört yıl boyunca MJ'nin yanında bulunmaya çalışarak ve ona surular sorarak hayatını keleme almaya çalışmış. MJ eline kalem kağıt alsa ve kendi hayatını yazsa çok daha başarılı bir kitap olacağına şüphem yoktu ama artık böyle bir kitap okuma şansımız da maalesef yok :(
Baskı: Malcolm X
Biyografik kitapları pek sevmem ama bu kitap biyografik gibi görünse de içinde barındırdığı detaylar bir ırkın yaşadığı haksızlıkları gözler önüne sermektedir. Bence gerçek bir kahramandır Malcoml X maalesef bir yönüyle de başını çektiği hareketin kurbanı olmuştur. Özgürlük benim karakterimdir diyorsanız mutlaka bu kitabı okumalısınız. Ayrıca dilinin sadeliği ve akıcılığı yönüyle de kendini sevdirir, genel kültürünüz zenginleşir.
Baskı: Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter, #2)
Serinin 2. kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi büyülü ve gizemli bir dünyaya adım atıyorsunuz. Harry yeteneklerini keşfetmeye başlıyor. Sonlarına doğru ortaya çıkan Sırlar Odasına yolculuğu hiç unutamıyorum. Kendimi kaptırıp tek solukta okuduğum bir kitaptı.
Baskı: Harry Potter ve Melez Prens (Harry Potter, #6)
Harry Potter ve Melez Prens, serinin 4. ve 5. kitabına gören daha incedir. Kitabın sonunu düşündükçe hüzünlenirim. En sevdiğim karakterin en hayranlık duyduğum kişi tarafından 7. kitabı okuyana kadar anlam veremediğim ölümü... :(
Baskı: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter, #3)
Serinin 3. kitabı ile birlikte sihirli dünyada yeni yeni keşifler yaparsınız Harry ile birlikte ve tüm bunlar sizi her sayfada daha da heyecanlandırır. Sihir Bakanlığı, Azkaban Tutsağı (büyücü hapishanesi) bunları ilk kez bu kitapta görürsünüz ve şaşkınlığınız daha da artar. Ayrıca sizi çok seveceğiniz bir sürpriz beklemektedir. Sirius Black... Önünüze gerçek ama yaşadığınızdan çok farklı bir dünya sunar yazar. işte bu yönüyle mutlaka okunmaya değerdir bu seri.
Baskı: Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter, #1)
Harry Potter serisinin 7 kitabı da bende ayrı bir tat ve iz bırakmıştır. Hayal dünyamın kapılarını sonuna kadar açan Rowling e ne kadar teşekkür etsem azdır. İlk etapta her ne kadar çocuk kitabı olarak algılansada kesinlikle sadece çocuk kitabı değildir. 7 den 70 e herkesin kitaptan alacağı bir şeyler vardır. Yeter ki ön yargılarınız gözlerinizi kapamasın. Tüm detaylar öyle yerli yerindedir ki aklınızda hiçbir soru işareti kalmaz. Süpürge nasıl uçar ki? Hayaletler gerçekten var mıdır? Bir asa ile ne tür sihirler yapabilirsiniz? Bu sorulara takılıp kalmaz sonuna kadar yazılan her şeyin gerçekten var olduğuna inanır ve mutlaka yalnız kaldığınızda gizli gizli denemeler yaparsınız. Hatta belki geceleri pencerelerde Dumbledore'un sizi süpürgesiyle almaya geldiğini hayal bile edebilirsiniz. Kendinizi o sihirli dünyala ait hissetmişsinizdir bir kere, Rowling Harry Potter ve Felsefe Taşı'yla hayalin ötesinde bir dünyanın kapılarını açmıştır bizlere,,,
Baskı: Harry Potter ve Ölüm Yadigârları (Harry Potter, #7)
Ve muhteşem serinin son kitabı... Bir sonun yeni bir başlangıcı... Uzun olsun, bitmesin, bütün boşlukları doldursun, uyku bırakmasın, ve hatta lütfen Ron'a bir şey olmasın dedirtmiştir :) ayrıca bittiği içinde ağlatmıştır. Umarım bir şekilde Rowling kararından vazgeçer de seriyi devam ettirir ya da bize aynı tadı verecek yeni, yepyeni bir seri üretir.
Baskı: Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter, #5)
Kitabı heyecanla aldığım o güzel günü dün gibi hatırlarım. İnanamayabilirsiniz belki ama heyecandan iki gün okumaya bile başlayamamıştım. Kitabı elime alıyor ama yüreğimin çarpmasından dolayı okumaya konsantre olamıyordum :) Sonundan kendimi toparlamış ve okumayı başarmıştım. 1114 sayfalık bir kitap ve 2,5 günde bitmişti ve ailem kafamda bazı tahtalarımın ciddi ciddi eksik olduğunu düşünmüşlerdi. Tabi ben bu durumu hiç umursamıyordum, çünkü kitap öyle güzeldi ki... beni alıp uzak diyarlara götürmüştü. Mutlaka okunmalı...
Baskı: Harry Potter ve Ateş Kadehi (Harry Potter, #4)
Serinin 4. kitabı ve benim en sevdiğim diyebilirim. Kurgusundaki muhteşem zeka göz kamaştırıyor. Dostluk, arkadaşlık, zorluk, hayatın çetin ve dikenli yollarında genç bünyelerin dimdik savaşı... Hele sonlarına doğru ateşlerin içinde kavuruyor insanı.
Baskı: Hayvan Çiftliği
Güce, yönetime ve insan doğasına ilişkin yazılmış en önemli edebi eserlerden bir tanesidir. İlk bakışta bir çocuk masalı gibi görünsede barındırdığı öğeler kitaba görünenden çok daha derin anlamlar kazandırır. Küçükken okunduğunda o masum düşünce yapınızla Napolyon ve onun aksiyonları karşısında ister istemez bir tiksinti duyarsınız. Biraz daha büyüyünce imgeleri gerçek kişilerle bağdaştırabilecek noktaya geldiğinizde Orwel in zekâsını takdir etmeden yapamazsınız. Ayrıca siyasetin nasıl bir çöplük olduğunu alegorik olarak mükemmel şekilde anlatır. Son derece güzel vefakâr bir o kadar da acı ama gerçek analizlere sahiptir. Dün bugün yarın insanlar hep aynıdır, aynı kalacaktır mesajını çok iyi verir. Dünyadaki açgözlülük ve bencilliği gözümüze sokar. Aslında günümüz tabiri ile koltuk sevdasını daha başka nasıl anlatabilir ki yazar. Toplumun ne kadar kuzu bazılarının ise ne kadar domuz olduğunu, demokrasi kavramımın ne kadar hayalî olduğunu, "bütün hayvanlar eşittir ama domuzlar daha eşittir” sözü ile yüzümüze sert bir şekilde vurur. Tabi anlayana!
Baskı: Sonsuz Nur 1
Peygamber Efendimizi anlatan bir kitap her halükarda güzeldir elbette ki; Sonsuz Nur oldukça derin bir kitaptır. Yer yer günümüz türkçesinden uzak anlatımlar, uzun cümleler ve araya giren farklı detaylar sizi ana konudan uzaklaştırabiliyor. Böyle olması çok doğal çünkü kitap ele kalem kağıt alınarak yazılmamış, M.Fethullah Gülen'in sohbetlerin derlenmesi ve yazıya dökülmesi şeklinde olmuştur. Bu durumun kitabı okurken farkedilmemesi mümkün değildir. Kitabı bitirmek biraz sabır ister, eğer sabırsız tez canlı bir insansanız bırakın 3 serisini sadece 1. seriyi bile bitirmeniz mümkün gözükmüyor. Birde aklıma gelmişken eğer ucunda size vadedilmiş bir ödül varsa seri bir şekilde okuyup bitirirsiniz muhakkak ama aklınızda neler kalır orasını bilemem...
Baskı: Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi
Bende derin izler bırakan bir kitaptır. Bıraktığı izler iyi bir kitap olduğu için değil beni rezil ettiği içindir. Elime geçtiği zaman liseye gidiyordum ve bir arkadaşım okumam için vermişti. İçeriği hakkında en ufak fikrim yoktu. Kapağındaki güzel kıza aldanmış ve masum bir şeyler anlatıyor sanmış olabilirim. Felsefe dersindeydim, hocayı dinlemekten çok sıkılıyordum, sıranın altından gizlice kitabın ilk sayfalarına göz atmaya başladım. Hoca durumu fark etti ve kitabı alıp masasına geçti, ardından kitabı evire çevire bir güzel inceledi. Sonra yanıma geldi ve şöyle dedi:"bu yaşlarda bu tarz kitaplara ilgi duymanı bir psikoloji hocası olarak ben anlayabilirim ama diğer hocaların görürse anlamayabilir." o an ne demek istediğini anlayamamıştım, ta ki eve gidip kitabın ne mal olduğunu anlayana kadar. Gerçekten rezil olmuştum. Tavsiye etmem boş ve gereksiz bir kitap
Baskı: Suç ve Ceza
Suç ve ceza kavramlarına özgürce bir bakış, ağır bir sorgulama, vicdanın yaptırım gücü üzerine bir yaklaşım... Sizi uçuruma düşürecek, en ağır kuşkularınızla cezalandıracak, sizden çok şey alacak ve aynı zamanda size çok şey kazandıracak bir roman. Her satırında içinizden bir şeylerin çözüldüğünün farkına varacak ve iç titremelerinize engel olamayacaksınız. İnsanın iç dünyasını bu kadar gerçek anlatan bir roman karşısında belki de korkacaksınız ve bu romandan sonra Dostoyevski’nin tadı hep damağınızda kalacak. Çok büyük bir yazar olan Dostoyevski herhalde büyüklüğünden kaynaklanıyor olsa gerek hiç cinsellikle ilgilenmemiş seyircinin cinselliğe meyilli olabileceği yerlerde ise derhal konuyu değiştirerek örnek olmuştur ki bu detay benim için önemlidir Kitabın başkahramanı Raskolnikov ise belki de yazıyla var olmuş en ilginç karakterlerden biridir. Hatta hayatımda tanıdığım en derin ve beni en derinden etkilemiş üç beş kişiden biridir diyebilirim. Etrafındaki duvarı yıkıp sevgiyi tekrar keşfedene kadar kör kararlılığından en ufak taviz vermemiştir ve kitabın son sayfalarına kadar yüreğimi de tüketmiştir. Elinde baltayla tefeci kadını öldürmeye gittiği sahne ise bence dünya roman tarihinde bir daha asla yazılamayacak kadar güçlüdür. Elindeki balta ve o baltaya vuran ay ışığı Dostoyevski’nin akıl almaz dehasını tekrar ve tekrar kanıtlar. Dostoyevski bir katilin hislerini nasıl bu kadar iyi biliyor bu ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte bir insanı öldürünce neler hissedileceğini merak edenlerin bunu yapmasına gerek kalmadan bu kitabı okuyarak da bu duyguları anlayabileceği bir eser yaratmıştır. Raskolnikov kitabın başında 23 yaşındadır, kitap bittiğinde ise Sibirya’da kürek mahkûmu olarak hayatına devam etmekte olan ve sonsuza kadar yaşayacak bir kahraman... Suç ve Ceza’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır artık.. Özellikle belirtmeliyim ki bu harika kitabın Türkiye’de 46 farklı tercüman/yazar tarafından sunulduğu biliniyor. Okumayı düşünüyorsanız orjinal aslından tam metin olarak çeviri olmasına dikkat etmelisiniz. Tavsiyem ise Şule Yayınları- M. Ali Özkan çevirisi
Baskı: Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Müthiş övgüler duyup büyük beklentilerle okumuş olduğumdan olsa gerek bittiğinde beni hayal kırıklığına uğratmış olan kitaptır. Beni o kadar şaşırtmıştır ki söze nereden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum. Tam bir saçmalık abidesidir. İskender Pala gibi bir yazardan böyle bir kitap beklemediğim için şaşkın, öfkeli ve kendimden geçmiş bir durumdayım. Ülkemiz için son derece değerli bir edebiyat şairi, yazarı aynı zamanda eğitimcisi olabilir ama nasıl böyle bir hata yapabilir. Kitap kesinlikle gereksiz yere uzatılmış, bin bir türlü detayla hallaç pamuğu gibi atılmış inanılmaz zayıf bir kurguya sahip tabiri caizse yazar tüm bildiklerini sığdırmaya çalışmış. Bilgi kalabalığından başka bir şey değil. Çoğu yerde kitabın konusunu bile unutup biraz geriden alma ihtiyacı hissettim. Her şey bir tarafa kitap kimin ağzından anlatılıyor? Cevap: bir kitabın... Gerçekten saçma ve okunması gerekli olmayan bir kitap. 3 puanı neden verdiğimi bilmiyorum ama sanırım yazarına saygımdan dolayı. Nedense duruşunu ve ağırlığını seviyorum