ME
Okur profili

merve0zcan

İstanbul

Bir blogger, okumayı ve uyumayı sever, kedi mıcırıcısı, öğrenci, paranormal fani...

Puanları ve değerlendirmeleri

Tümünü gör
Ruhun Ateşi  (Ateş Serisi-2 )

Ruhun Ateşi (Ateş Serisi-2 )

Ruhun Ateşi (Ateş Serisi-2 )

5/10

http://www.kitabisevda.com/2013/07/14-ukg-turu-ruhun-atesi-rita-hunter.html Annesi babası öldüğünden beri Liliana -kuzen-, Sophie ile aynı evde yaşıyor, aynı onun kız kardeşiymiş gibi davranılıyordur. Ne yazık ki, fazla şımartılmış olmasından gelen bir kendinden eminlikle, Sophie'nin herşeyine göz koyan Liliana'nın en son gafı, Sophie'yi çileden çıkarıyor. Aynı onun önerdiği gibi evlenmek için gözüne kestirdiği bir lordu ele geçirmeye çalışıyor Sophie. Amacı Liliana'ya ders vermek. Ama işler hiç de onun umduğu gibi gitmiyor tabii. Ruhun Ateşi, Ateş serisinin ikinci kitabı. Ancak seri farklı karakterleri ele alıyor. Benim gibi ilk kitabı okumayanlar bir sorun yaşamayacaklardır. Ben gayet güzel okudum. Hatta daha da bir gizemi vardı kurgunun. Kim kimdir bilmediğim için daha çabuk adapte oldum -spoilerlerla ilgili problemlerim var-. Yukarıda da söylediğim gibi ben pek tarihi aşk romanı okumam, tür beni itiyor. Tur için Ruhun Ateşi önerildiğinde pek sevmesemde olur dedim. Zaten ben demesem, Romancekolik ve Yorumbaz bir kiralık katil tutup beni vurdurtabilirdi; hayatta kalmak istiyordum... :D kitabisevda"Böyle kaşlarınızı çatarak taliplerinizi korkutmaya mı çalışıyorsunuz Bayan Langford?" "İnanın bana bunun için özel bir çaba sarf etmiyorum lordum. Fakat benden kaçmak için hep bir neden buluyorlar." "Pek de kalbiniz kırılmış gibi görünmüyorsunuz." "Şeker yemiş bir at kadar kederliyim." Liliana kitapta ki çirkef, sürtük kuzen; asıl olay yaratan şahsiyetti. Aslında her şey onun yüzünden ürüyordu bile denilebilir. O olmasa Sophie'nin hayatı bu kadar karmaşık olmayacak, zavallı kız hayatını bir öküzle harcamak zorunda kalmayacaktı. Liliana aslında benim Brendan için uygun gördüğüm bazı özellikleri taşıyordu. Liliana'nın sebepsiz sürtüklüğünü çıkarıp, Sophie'nin saflığını koysak muhteşem olurdu. Kitap bildiğiniz deli etti beni. Neden mi? İlk önce Sophie'den gireyim olaya. :D Bir insan bu kadar su katılmamış salak olabilir mi? İlk 200 sayfa benim için bir aç bir kapa oldu. Oradan sonra su gibi aktı. Kitabın başından size ufak bir örnek vermek istiyorum. Demek istediğimi anlayacaksınız. Liliana'ya olan hoş görüsü bazen gerçekten sizi bunaltabiliyor. Hayatınızın 10 yıldan fazlasını bencillikleri ile rezil etmiş, her fırsatta ailenizi size karşı çeviren birine bu kadar müsamaha göstermezsiniz. Olayların akışı bazen çok çabuk dedirtti bana. Özellikle 115 ve 124'ü not ettim. Çünkü o sayfalarda geçen olay yüzünden ÜKG'nin çok başını ağrıttım. :D Anlatım bakımından akıcıydı. Yazım hatası gözüme çarpmadı. Önceki kitaptan tanıdığınız kızıl afeti de bu kitapta görüyoruz. Ancak benim ilgimi en çok Mimi ve onun cinsiyeti çekti. Gülümsememi, kitaba ısınmamı sağlayan nedenlerden biriydi. Kate'in meme takıntısı da benim için doruk noktalarından biriydi. Fifty'de gasplar varsa bu kitaptada meme olayı vardı. İlk 30 defada anlamıştık memelerinin güzel olduğunu kızam. :D Sonuç olarak bana türü neden sevmediğimi hatırlattı. Ancak nefret etmedim kitaptan, sadece sinirden, öfkeden kudurdum. :D Diğer arkadaşların yorumlarını azçok inceledim. Onlar bayılmışlar, o yüzden türü seven arkadaşlara öneriyorum.

20.11.2013

Doktor Uyku (Medyum, #2)

Doktor Uyku (Medyum, #2)

Doktor Uyku (Medyum, #2)

10/10

Doktor Uyku'da Danny Torrence ile birlikteyiz, ilk Medyum'da hayat buldu. Ancak bu sefer karşımızda ufak bir çocuk yok; en azından romanın büyük bir kısmında. Kitap Danny'nin geçmişini bize hatırlatarak, Overlook otelinden sonraki hayatından kısa kısa kesitler sunarak başlıyor. Dick'in ona nasıl tavsiyeler verdiğini, Overlook'un nasıl peşini asla bırakmadığını ve Danny'nin nasıl asla normal bir çocuk, ilerde ise nasıl asla normal biri olamayacağını defalarca gösteriyor King bize. Ve o nasıl gösteriş! Daha kitabın ilk 10 sayfasında, siz bir fansınız. Kelimenin tam anlamıyla bu kitapta yaklaşık 30 yıllık sürece ara ara bakarak Danny'nin çöküşüne, ilk defa yardım istediği ana, kendine yeni bir hayat çizişine ve Doktor Uyku oluşuna tanık oluyoruz. Onun gibi insanlarla tanışıyoruz ve nihayetinde onun da, aynı Dick'in dediği gibi, öğretmen olma zamanı geliyor. Danny'nin adım adım çöküşünü okurken iki ayrı bakış açısı daha bize rehber oluyor; "Onlar" (Kardeşlik) ve "Abra". Arada King gelecek olaylardan bize haberler vererek merakın tavan yapmasına ve tasvirleriyle sizi daha da etkisine almaya devam ediyor. Siz bazen bir çocuğun gözünden okuyor olabilirsiniz kitabı, ama emin olun yetişkinlerin bile baş edemeyeceği sahneleri detaylıca anlatıyor ve kafanıza yer edinmesini sağlıyor. Bu sefer Danny'nin başı belada değil. Kendilerine "Onlar" "Kardeşlik" adı veren bir grup yetenekli çocukları öldürüp, onların ışıltılarından vampir gibi beslenerek ölümsüzlüğe ulaşmak için otobanları fethediyorlar. Ve son hedefleri güçlü bir çocuk olan Abra. Daha bebekken Danny ile iletişime geçen Abra, başının belaya girdiğini anladığında yardım için Danny'e gidiyor ve birlikte bu tehlikeli insanlardan kurtulmaya çabalıyorlar. King'i okurken aklıma sürekli Neil Gaiman'ın nasıl hikayeyi ilmek ilmek ördüğü, farklı farklı hikayeleri kitapta nasıl birleştirdiği geldi. Neil'de sıkılırken King'de bu yoktu. İkisinin de kısmen doğaüstü konularda yazdığını söyle biliriz ama tabii tarzları ve ele aldıkları konular çok farklı. Stephen King'i daha çok okunabilir, aşık olunabilir bulduğumu inkar edemem. :D Gerçi Neil daha karizmatik... :D Doğaüstü şeyleri okumayı ne kadar sevdiğimi sık sık dile getiriyorum. Ancak King'in bunu olağan hayata enteğre edip bize sunması, "komşunun kim olduğunu gerçekten biliyor musun?" düşüncesini sinsice aklına ekmesi, daha da kötüsü, benim gibi otobüste giderken "acaba biri aklımı okuyor mu? Okuyorsa lanet olsun, hemen başka bir şey düşün, lalallala," diye düşünen birini daha da paranoyak yapacak şekilde anlatması gerçekten harika. Okurken güldüm, şok geçirdim -bir yerde harbi şok geçirdim-, hayran oldum, korkmadım ama ne olacak diye çok merak ettim, Danny'e de azıcık dibim düştü. Kitaba bayıldım. bu turda yer alıp, yıllar sonra değil de şimdi okuduğum için çok mutluyum. Çok gerçekçi yazıyor. Ustalığı da buradan geliyor. Kitabın sonu ise... Lanet olsun dedirtti bana... Tasvirleri, hikayenin kurgusu, insanlar arası ilişkileri ele alışı ve kadere olan inançları ile beni mest etti bu kitap. Korktuğu söyleyemem, arada güldüğüm su götürmez, Danny'e ve sahip olduğu ve sonradan kazandığı değerlere, temelde iyi oluşuna ise hayranım. Bu kitabın da filmi olur mu acaba diye çok merak ediyorum. Ancak kitabın ne kadarını ekrana aktara bilirler ki? Kısacası öneriyorum bu kitabı. Kısa tur vaktinden dolayı Medyum'u okuyamadım ama sıradaki King kitabım o olacak gibi duruyor... King'in ilk kitabını ve son kitabını okuyup aradaki farkı gördükten sonra bunu yapmamam imkansız olurdu zaten.

20.11.2013

Aynı Yıldızın Altında

Aynı Yıldızın Altında

Aynı Yıldızın Altında

10/10

http://www.kitabisevda.com/2013/07/ukg-blog-turu-ayin-yildizin-altinda-john.html Aynı Yıldızın Altında sanıldığı gibi sırf ölümü, kanseri bütün şeytani olasılıkları anlatmıyor bize. Onu okurken gülüyorsunuz, üzülüyor, sinirleniyorsunuz ve elbette ağlıyorsunuz. Sevgiyi, ailenin önemini anlıyorsunuz. Ölüme sırıtabiliyor, iki insanın nasıl bu kadar uyumlu olabildiğini düşünüyorsunuz. John yeşil gözlü bir canavar. John ezer. John ağlatır. John sövdürür. John tekrar tekrar okutur. -kitabın en yıkıcı anlarında ki duygularım. Hazel ve Gus bir maceraya çıkıyorlar. Peşlerinde de biz. Onları takip ediyoruz. Onlara aşık oluyor, onlarla beraber belki de bir parçamızı kaybediyoruz. Kurguyu kurgu ile özümsüyoruz. "O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum: Önce yavaş yavaş sonra bir anda." Kitapta, John'un da gayet güzel açıkladığı gibi kanserle savaş mücadelesi yok. Belki onu yendiğini sanan ya da onunla yaşamaya alışkın insanların hikayesini okuyorsunuz. Bir destek grubuna sırf ailenizi memnun etmek için gidiyorsunuz ve hayatınız değişiyor. Size kurtuluş sunmuyor. Ama hayatın neler getireceğiniz bilemezsiniz diyor. Augustus ve Hazel böyle tanışıyorlar. Bir birlerinin vaz geçilmez birer parçası olup kısa sürede bir ömürü yaşıyorlar. Onların hikayesinin yürekleri dağladığı gerçeğini kimse reddedemez. "Acı hissedilmeyi talep eder." Peki neydi yıldızlarında ki hata? Doğru zamanda yanlış bedenler de olmaları mıydı? Isaac gibi bir sona da boyun eğebilirlerdi. Acıları onları yaratmıştı. Bir birlerini buldukları için şanslıydılar... "Peki," dedi sonsuzluk kadar uzun gelen bir süre sonra. "Belki peki bizim sonsuza dek'imiz olur." "Peki," dedim. İlk geçen sene okudum The Fault In Our Stars'ı. Goodreads'tan biriyle beraber miydi? Öyle bir şey. Bu kadar yoğun, duygusal ve içten olmasını beklemiyordum. Asla beklemiyordum. Şok olmuştum. Hıçkıra hıçkıra ağlamış, yastığımı düşmanım bellemiştim. Çevirisi, şekli şemali ve başta kendisiyle çok sevdiğim, kütüphanemde bulunmasından tarifsiz zevk aldığım bir kitap. John'da çok sevdiğim bir yazar. Türü seven sevmeyen herkesin okuması gerekiyor. Okuduğunuz da hem niye daha önce okumadım diye hayıflanacak hem de neden başladım diye lanet okuyacaksınız. Okuyun. Okuyun. Okuyun. Anlatımı, çılgınlıklarıyla unutulmazlar arasına girecek. En azından ben girsin istiyorum. :D "Ah Hazel Grace, hiç sorun değil. Kalbimin senin tarafından kırılması bir onur olurdu."

07.07.2013

Everlasting Bad Boys (The Dragon Kin 0.5)

Everlasting Bad Boys (The Dragon Kin 0.5)

Everlasting Bad Boys (The Dragon Kin 0.5)

6/10

http://www.kitabisevda.com/2012/04/everlasting-bad-boys-dragon-kin-05.html Can't Get Enough, Shelly LAurenston (G. A. Ailken) Shalin ve Ailean'ın hikayesi; "Bizim sahip olduğumuz şeyi bulabileceğini düşünüyor musun?" diye fısıldadı, sesi uyuşuk geliyordu, vücudu onunkine yaslanmıştı. Ailesini kalbine yakın tutup Ailean fısıldayarak cevapladı, "O kadar şanslı olacağını sadece umabiliriz." İlk hikayeden olan bu alıntı bence kitabın ne kadar güzel olduğunu anlatıyor. Dragon Kin serisinin diğer kitaplarda adı defalarca geçen Ailean'ı okuma şansı bulduğum için çok mutluyum onun sevgili eşiyle olan ilişkisi öyle güzel ve büyüleyciydi ki kitaptaki diğer hikayeleri bayağı bir sönük bıraktı. Okumayı seven Shalin bir kütüphanede çıplak Aileanla karşılaşır ve Ailean onu öper kıskanç Prenses bunu duyar ve Shalini kuzeyli vahşi ejderhala gelin olması için satar ve Ailean gelir onu kurtarır onu aile evine götürür, yıllardır aralarında olan çekime direnmeyi bırakırlar ve birlikte olurlar, kitabın sonunda ise Prenses başka bir ejderha ile eşleşir bizimkiler de problemlerini aşarak mutlu sona ulaşır. Spellbound, Chntnia Eden İkinci hikayede bir cadı topluluğunu öldürmeye çalışan kötü bir büyücüye karşı çağırılan kiralık bir katil ile cadının hikayesi anlatılıyor. Fena sayılmaz ama ilk hikayenin de tadı olmadığı kesin. Turn Me On, Noelle MAck Üçüncü hikayede ise güneş ışığı olmaktan sıkılıp insan bedenine giren ve bir kıza aşık olan bir adam var. Bir reklam şirketi satıl almıştır ve çalışanına aşık olmuştur. Kız onun kimliğini öğrenince biraz panikler ama sonunda orta yolu bulurlar. Bu hikaye bana pek inandırıcı ve sürükleyici gelmedi sadece mantığını kavramak için okuduğumu söyleyebilirim.

09.04.2013

Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

The Perfect Play (Play by Play #1)

8/10

http://www.kitabisevda.com/2012/04/perfect-play-play-by-play1.html Çok samimi, hareketli ve aynı zamanda romantik bir kitaptı. Özellikle aile için şakalaşma olan kitapları ayrı bir seviyorum. Kitap okurken bana biraz Breaking Dawn ve Shades Of Grey'i hatırlattı. Breaking Dawn çünkü Nathan adlı bir çocuk var ve yakışıklı kızın hayatına giren yeni bir erkek. Shades Of Grey çünkü kızımız zengin hayata adımını atıyor, çok seksi bir adam var. Benlki okuyanlar benim gibi bunu düşüneceklerdir. Kitap çok kıcı, pek komik olduğunu söyleyemesem de beklentilerimi karşılayan bir kitaptı. Tek sorun tavşanlardan beter olmalarıydı. Ayrıca anlayamadığım bir çok spor terimi vardı. Hani şu bildiğimiz amerika da elle oynanan futbol. Dikkatimi çeken başka bir öğe ise tam tamına kötü bir karakterin olmamasıydı. Liz'e yarı kötü diyebiliriz. Ama tam manasıyla kötü bir karakter göremedim. Tara 16 yaşında hamile kalıp çocuğunu tek başına büyütmüş bir annedir. Bİr gün davet düzenlerken ünlü fdutbolcu aynı zamanda playboy olan Mick ile tanışır aralarında hızla gelişen ilişki. Liz, yani Mick'in menejerinin Nathan'ın babasının uyuşturucu satıcısı olduğunu ifşa etmesiyle olaylar kötü bir sonuca gider

09.04.2013

Tatlı Bela (Beautiful, #1)

Tatlı Bela (Beautiful, #1)

Tatlı Bela (Beautiful, #1)

8/10

http://www.kitabisevda.com/2013/04/9-ukg-blog-turu-tatl-bela-jamie-mcguire.html Yorum çok daha süslü blogu ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum :)) ÖNCE Bu kitabı blog tur için seçmeden önce bir çok yerde gördüm. Sonuçta goodreads'ı can damarım olarak tanımlıyorum ve Tatlı Bela yaklaşık 100.000'den fazla okundu olarak işaretlenmiş. Yani kaçırmak imkânsız. İşin içinde aşk olduğu kesin ama ya ben size bu kitabı paranormal ve YA sandığımı ve böyle başladığımı söylesem. Hayır, hayır yüzüme tükürmeyin! Okuyorum okuyorum bir türlü doğaüstü olaylar olmuyor. Ama ilk şoku çabuk atlattım. O An Okurken çıldırdım desem? kitabın başı biraz hızlı gelişti bunu söylemek istiyorum önce. Her şey sanki asıl olaya gelmek için formalite olarak ardı ardına dizilmişti. Asıl konuya yani Kuduz it Travis ve Abby'nin tanışıp yakınlaşmasına, aşık olmasına gelince iki karakteri de parçalamak istedim. Karakterlerin görünüşünün pek tarif edilmediğini düşünüyorum. Kitabı okurken Abby'nin tam olarak nasıl saçı var ya da gözleri hangi renkti pek hatırlayamadım. Tabii Travis biraz daha fazla tanımlansa da diğer karakterler gibi oda eksikti. Kitabı okurken o kadar çok sinir oldum ki, o kadar çok Travis'in korumacı doğasına hayran kaldım ki... Abby'nin geçmişinin mükemmel olmaması, şu an ki halinin aksine geçmişinde o kadar sorunun yatması kitabı sevme nedenlerimdendi. Temposu sürekli değişen bir kitap. Kimin eli kimin cebinde azıcık kaybettiğiniz de bir kitap. Bazen karakterlerin cinsel kimliklerinden bile emin olamıyorsunuz. Bu gerçekten dedikoduya açık bir konu. :D Peki ya dövmeler? Kötü çocuğun vaz geçilmezleridir onlar. Motorsiklet? Beni de kap götür beni de sev Travis demek geliyor bazen insanın içinden. Aynı zamanda o kadar da kötü birisi ki. Tam bir playboy, onu sevmek Abby için aslında biraz kalp kırıklığına davet vermek gibiydi... Sanki Abby'i de sevmek kolaymış gibi... SONRASI Bitirdiğim de yüzümle bir gülümseme vardı. İçimde çok şiddetli duygular uyandırdı. Bu her kitapta olmuyor. Bu yüzden Tatlı Bela'yi önerilebilecek kitaplar listeme ekledim. Şuan yorumu yazarken bile gülüyorum.

07.04.2013

Sana Soyundum (Crossfire, #1)

Sana Soyundum (Crossfire, #1)

Sana Soyundum (Crossfire, #1)

10/10

http://www.kitabisevda.com/2013/02/7-ukg-blog-turu-sana-soyundum-sylvia.html Tutkunun ateşi önce ikisini, sonra bizi yakacak! Şaka yapmıyorum, kitap daha beni ilk sahnesiyle etkisi altına aldı. İlk 100 sayfa nasıl geçti bilmiyorum. Her yönüyle tatmin etti. İdeal bir uzunluğa sahipti. Gerek çetin ceviz Eva ve Gideon'un arasındaki konuşmalar, krizler olsun, gerek Cary'nin o gaylere bindirilen espirili hoş havası olsun okumaya bayıldığım, okumak için neden bu kadar beklemişim dediğim kitaplardan biri olup çıktı. Gri'nin Elli Tonu ile çok karşılaştırıldı ve ben pek bariz benzerlik göremedim. Belki erkek karakterler benziyor ama onun dışında ben Gideon'un Grey'e bin bastığını düşünüyorum. Hele Eva, bu tür kadınlara bayılıyorum. Geçmişindeki yaraları silemese de hayatına devam eden, çabalayan, korksa da bir sonraki adımı atan bir kadın. Ana'dan bunalıp daha gerçekçi bir kadın istiyorsanız, Eva tam size göre. Sadist yönüm onlar eziyet çekip, içleri paramparça olurken o kadar eğlendi ki. Okuruna göre bir kitap anlayacağınız! Erotizm kitapta önemli bir yer kaplıyor, ben bir yerden sonra türü sevmeme rağmen "Ay bu ne be!" dedim. Tavşan gibiler. Yapmadıkları yer kalmıyor. Çok da eğlenceli sahnelere gebe bu olaylar. Eva ve Gideon'un ilk tanışma sahnesi bile bence olayları özetleleyen bir durum: Eva yerdedir ve adamın ayaklarını görür önce, sonra cehennemden yükselmiş esmer, gri gözlü bir meleği incelemeye başlar. Bu sahneyi ilk okuduğumda kahkaha attım. Gideon'un çok yakışıklı, Eva'ın manken gibi olduğunu söylememe gerek yok. İkisi de sosyetik tipler. Belirli bir kültürel birikimleri, paraları ve problemleri var. En çok komiğime giden şey: Bu Gideon neden her binanın sahibi? Adam zengin kabul ama... Eva, Gideon'un sahip olduğu bir şeye adım atmadan nefes dahi alamıyor.Evi, iş yeri, yemek yediği yer, otel, spor salonu ZİNCİRLERİ... İki karakter de geçmişlerinde büyük olaylar yaşamış, bu onları kalıcı olarak yaralamış. Size bunları söyleyip kitabı mahvetmeyeceğim tabii. Ama bu tür olaylar bana göre değil diyorsanız iki kez düşünün diyorum. Kitabın çevirisine aşık oldum desem. Eğer hesaplarımda bir problem yoksa bu okuduğum ilk Türkçe'ye çevrilmiş erotik kitap. Gri'nin Elli Tonu'na şöyle bir bakıp "Laters, baby'ye ne demişler öyle" deyip şeytan kovarcasına kütüphanemin uzak bir yanına bırakmıştım. İlk sayfalar da "ben ne okuyorum" şokunu yaşadım, ama sonrasında hikaye beni öyle çekti ki aklıma bile gelmedi bu anlık şok. Türü seviyorsanız kaçırmayın diyorum. Daha kitabı bitireli bir kaç saat oldu ama ikinci kitabın hayalleri ile yanıp tutuşuyorum. 3. kitap çıkmadan okumayacağım!

25.02.2013

Cam Şato (Cam Şato, #1)

Cam Şato (Cam Şato, #1)

Cam Şato (Cam Şato, #1)

5/10

http://www.kitabisevda.com/2013/02/cam-sato-sarah-j-maas.html Celaena Sardothien, Yeraltının kraliçesi. Bir yıl tutsak kaldığı Endovier'den ruhunu satmak pahasına da olsa çıkmayı ve özgürlüğünü istiyor. Celeana 12 yaşından beri dünyanın en iyileriyle suikast için eğitilen, dünyanın en yetenekli belki en geç ve şüphesiz en ünlü suikastçisi. Kitabın sonlarına doğru onun yeteneğini daha iyi hissediyor neden bu adı hakkettiğini çok iyi anlıyorsunuz. Köle olarak geçirdiği bir yıldan sonra Kralın düzenlediği bu yarışma bir umut kapısı onun için, bir yılını daha o cehennemde geçirirse sağ çıkamaz. Arkasından komple kuranların, tehlikli suçluların arasından kolaylıkla sıyrılacağından emin, boşuna ona Kraliçe demiyorlar ama birileri kralın yaver adaylarını öldürmeye başlayınca soğuk bir korku içine işliyor. Kickass Lady var dediler geldik moduyla başladım Çam Şato'ya. Bir bakıma öyleydi de suikastçiler, ölüm, çeşitli suçlular, yaratıklar... Celaena'nın dramatik bir geçmişi var. Bunun haricinde kitabın çoğunluğunda bana şımarık bir kız gibi geldi, bu bir suikastçiden bekleyeceğim tavırlar değildi aslında. Ben daha soğuk, hesapçı ve taşlaşmış beklerdim ama Celeana'nın da büyüsü bu olsa gerek. Kitap paranomal bunu söyleyelim artık, bayağı bir süre belli olmuyor. Heyecanlı ilerlediği için bunun farkına varmıyorsunuz ama. Gene de kitabın biraz uzun olduğunu itiraf etmeliyim. oku oku bitmedi. O sonunda bir şeyler olacak, bekliyorsunuz, ama gelmiyor. Hele en can alıcı noktalar, yaverlerin yarışma sahneleri, kesiliyor. Bir yerden sonra bu da ayrı bir hayal kırıklığı oluyor benim için. Dövüş sahnelerine bayılıyorum. Cinayetler, kısaca gizem çok hoş yerlere götürüyor. Kitapta en sevdiğim yerler oraları oldu. Gizli yerlere.:D Celeana'yı kitap kurdu kahramanlar arasına katabiliriz, zira onca işi arasında kitap okumaktan kendini alıkoyamıyor. Chaol ile Dorian meselesi beni boğdu. Bence ikisi birleştirirsek tam bir erkek eder. Şu durumdaki halleri bence Celeana'yı tatmin etmez, çok zayıflar. Dorian'ın cazibesi kitabı okutan önemli öğelerden biri.

17.02.2013

En çok ilgilendiği etiketler

Tümü

Son aktiviteler

M
merve0zcaniçin kendine kitap hedef koydu
07.01.2014
2014 Okuma Hedefi

Hedef: 100 kitap

M
merve0zcankitap düzenlemesi yaptı
07.01.2014
Gölgeler (Gölgeler, #1)
Gölgeler (Gölgeler, #1)

Yazar: jessica verday

"Muhteşem! Gölgeler baştan sona soluksuz okuyacağınız bir roman." -L.J. Smith-, The Vampire Diaries'in yazarı Abbey'nin en yakın arkadaşı Kristen, Sleepy Hollow Mezarlığı civarında kaybolunca herkes onun öldüğünü düşünür ve intihar ettiğine dair dedikodular baş gösterir. Abbey, dostunun arkasından yas tutar ama içten içe onun öldüğüne inanmayı reddetmektedir. Bu sırada Kri…

kitap düzenlemesi yaptı
Gölgeler (Gölgeler, #1)
Gölgeler (Gölgeler, #1)

Yazar: jessica verday

"Muhteşem! Gölgeler baştan sona soluksuz okuyacağınız bir roman." -L.J. Smith-, The Vampire Diaries'in yazarı Abbey'nin en yakın arkadaşı Kristen, Sleepy Hollow Mezarlığı civarında kaybolunca herkes onun öldüğünü düşünür ve intihar ettiğine dair dedikodular baş gösterir. Abbey, dostunun arkasından yas tutar ama içten içe onun öldüğüne inanmayı reddetmektedir. Bu sırada Kri…

M
merve0zcan2 kitap inceledi
20.11.2013
Ruhun Ateşi  (Ateş Serisi-2 )
Ruhun Ateşi (Ateş Serisi-2 )

Yazar: rita hunter

Sophie Langford çileden çıktığında birilerinin hayatı kökten değişecekti... Sevgi dolu bir ailede büyüyen Sophie’nin huzur, zenginlik ve bolca sıradanlıkla geçen hayatındaki tek renk, seneler önce bir kazada ailesini kaybeden kuzeni Liliana’ydı. Ailesine katıldığı ilk günden itibaren anne ve babasının sevgisi de dahil ona ait her şey üzerinde sinsice hak iddia eden kuzenini kabullendiğini sanıyo…

M
merve0zcan2 kitaba başladı
20.11.2013
M
merve0zcankütüphanesine ekledi
20.11.2013
Ruhun Ateşi  (Ateş Serisi-2 )
Ruhun Ateşi (Ateş Serisi-2 )

Yazar: rita hunter

Sophie Langford çileden çıktığında birilerinin hayatı kökten değişecekti... Sevgi dolu bir ailede büyüyen Sophie’nin huzur, zenginlik ve bolca sıradanlıkla geçen hayatındaki tek renk, seneler önce bir kazada ailesini kaybeden kuzeni Liliana’ydı. Ailesine katıldığı ilk günden itibaren anne ve babasının sevgisi de dahil ona ait her şey üzerinde sinsice hak iddia eden kuzenini kabullendiğini sanıyo…

Kitaplığından

Tümünü gör

Testleri ve çözdükleri

Tümünü gör