
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Beni bu kadar ağlatıp da kendini bu kadar sevdiren başka tek bir varlık daha yoktur şu dünyada. Nen var Zezé?
Baskı: Hayalet Kalp
Okuma listemde bile yoktu. Kütüphanede cildinin rengi dikkatimi çekti, elimi attım. Çocuk kitabı olmasına rağmen öylesine İngilizce deneyeyim diye aldım ama şansıma bölümümle ilgili bir şey çıktı. Biyolojiye ilginiz varsa hoşlanacağınız bir kitap. Denizanaları türleri; mesela dünyanın en zehirli canlısı olan kutu denizanası, “yetişkinliğe eriştiğinde hücrelerini çocukluk dönemine taşıyabilen” bir nevi ölümsüz Turritopsis dohrni... Bu tür şeyleri duymak sizde merak ve daha fazlası için istek uyandırıyorsa daha fazlasını 12 yaşında bilime meraklı bir çocuktan dinlemenizi tavsiye ederim.
Baskı: Postacı Kapıyı Çalmayacak
Laurel, kimselere anlatamadığı şeyleri kendisine yakın hissettiği bu dünyadan farklı trajik hikâyelerle göçüp gitmiş kişilere mektuplar hâlinde yazan liseli bir kız. Kitap da bu mektuplardan oluşuyor. İnsana o içini dökerkenki huzurlu yalnızlığı hissettiren bir kapak ve ilâveten bizim Türkçe basımın, içeriği bir başka selamlayan o şirin adı: Postacı Kapıyı Çalmayacak... Böyle bir çerçeveyle çok heveslenerek alsam da ilk sayfayla hevesim söndü diyebilirim. Yaşıma uymadı sanırım. 13 yaş civarı bu kitap için bence en etkili zamanlar. “Dağın yamaçlarında uyuyakalmışsın ve kurt, dağdan inmiş. Şimdi birisi seni uyandırsın istiyorsun. Kurdu kovalasın ya da onu öldürsün. Ama kurdun, senin içinde olduğunu fark ettiğin an her şeyi anlamaya başlarsın. O kurttan kaçamazsın. Seni sevenler de o kurdu öldüremezler çünkü o kurt senin bir parçan. Ona baktıklarında seni görür ve bu yüzden ona ateş edemezler.”
Baskı: Olağanüstü Bir Gece
“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.” Alışılagelmiş şekliyle olayların iç içe geçerek olay zinciri oluşturması yerine, bir kişinin ait olduğu kesimin normlarının ve kalıplarının o kişinin ruhunu ve benliğini sarıp sıkan ince bir zincir oluşturduğunu ve her olayla bu zincirin bir halkasının koptuğunu ve böylece kişinin yaşam damarlarının ilk defa çağladığını hayal etmek Olağanüstü Bir Gece'ye daha yakın olacaktır... Mutlaka bir şans verin :) “Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadıklarına inanıyorum.”
Baskı: Jane Eyre
Yıllarla beraber aradan yitip giden kelimelerle -aynı durumları, duyguları, düşünceleri ifade ettiğimizi zannederken- aslında ne de çok şey kaybetmişiz!
Baskı: Karanlık Taç (Cam Şato, #2)
Yazar sanki okurun boğazına bir dirseğini dayıyor, öbür koluyla da bak işte böyle böyle oluyor diye öteki taraftaki ansiklopedi kadar kitabını üstünkörü anlatıyor. Son yüz sayfaya gelince de boğazdaki dirseği çekip okurun ensesine yapışıyor “Bak sen bunları görmemişsin, ben iyi saklamışım!” diye sırları okurun gözüne gözüne sokuyor. Tabii kitabın sonunda “o-hoo daha bunun devamında neler neler var, bitmedi!” demeyi de ihmal etmiyor. En azından benim tüm hissettiğim bu. Beş yüz sayfanın, dört yüz sayfasında sıkıntıdan patlamazsanız yüz sayfalık bir ziyafet var! Puanımın nedeni, kitabı birkaç hafta boyunca kapağını bile kaldırmadığım dönemleri de içeren iki aydan fazla sürede okuyarak kitaba dahil olamayışımda benim de suçumun olması ve hala beni heyecanlandıran kısımlardan gözümü alamayıp fakirin ekmeğine sarılmam. Bu yüzden seriye devam!
Baskı: Senden Geriye Kalan
Yazarın önemli konuları sizi sıkmadan, bunaltmadan belki çok da büyük bir fark yaratmasa da bir şekilde sevdirerek işlemesini seviyorum. Ha sinir bozucu durumlar oldu ama bir şekilde görmezden gelebildiğim noktalar olarak kaldılar sadece. Forman'ı seviyorum; en azından bu kesinlikle pekişti artık ♥ “Kucağında bir dolu taş vardı ve onları güzelce ayıklayıp kendine bir kolye yapmayı becerdin. Oysa Meg çeşit çeşit mücevhere sahipti ama o bunlarla kendini asmayı tercih etti." “Buraya uğrayacağını söyleyen bir arkadaşımı arıyor ama spotlar yüzünden hiçbir şey göremiyordum. Sonra seni gördüm. Aradığım kişi sen olabilirmişsin gibi."
Baskı: Kızıl Kraliçe (Kızıl Kraliçe, #1)
Güzel bir kapak, çoğunluğun ölüp bittiği yorumlar... Halbuki ilk bölümler gerçekten sarmıştı. Bunlar az sonra saydıracağım kitabı okumamın basit nedenleri. Aşk üçgeni benim için uygun bir tanım olamayacak burada. İlla üç taraf barındıran bir isim bulmak zorunda olsaydım da ben buna... tost derdim. Çünkü kız tam bir kaşar. Kızın özel güçleri vardır + kız bir başka güzeldir, oğlan büyülenir. (Kız⇔Oğlan) Kıza tehlike yaklaşır, oğlan kızı korur. (Kız⇔Oğlan) Kıza başka oğlanlar yaklaşır, oğlan kıskanır. (Kız⇔Oğlan) Klişeler, klişeler... Tamam yaratılanları sevelim Yaradan'dan ötürü de, bu türdeki bir sevgi de bu kadar ucuz bu kadar basit olmasın ya. Formülü öğrenen kitap yazıyor arkadaş. Koyduğu ögeleri (misal o güçler) sağlamlaştırmak yerine yazar her şeyden katmış biraz ondan biraz bundan... E çorba olmuş bu! (Bilmiyorum belki de biraz acıkmışımdır, şu an başka benzetme bulamıyorum gerçekten xD) Yeni Zaman diye bir milattan bahsediliyor ve bunun üzerinden 300 küsür de yıl geçmiş. Bu zamanda, iyi güzel, çeşit çeşit yapılardan bahsediliyor da iş teknolojiye gelince daha araba diyor, motor diyor, kulaklığıyla falan ekranlı bilgisayar diyor. Bırak ya, at arabası kullanan nesil uçağı gördüğünde n'aparsa bizim şu an o tür tepki verebileceğimiz bir şeyler beklerdim. Sevgili yazar; Sonuç olarak; darbecilerin, teröristlerin (ba ba ba, ölümleri bir amaca hizmet edecekmiş, bari biraz üzülüyormuşsun gibi yapsaydın pislik) ve bir de hastalık derecesindeki aptalların kafasına mı bakmış olduk yani? Bravo ya, gerçekten güzel kafaymış.