
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Dört (Uyumsuz, #0.1-0.4)
İlk üç kitaba nazaran biraz daha okunabilir bir kitap olmuş. Yazarın anlatımı az da olsa daha iyiydi. Hikayeyi Dört'ün gözünden izliyoruz. Çoğunlukla Beatrice öncesi olayları işlediği için o buram buram sözde romantizm kokan paragraflar okumak zorunda kalmıyoruz. Taklit ve kötü bir seriyi bitirmiş oldum.
Baskı: Fildişi İmparatorluğu (Temeraire Serisi #4)
Temeraire serisinin az biliniyor olması şaşılacak bir durum. Okuduğum dört kitap da kaliteli kurgu ve anlatıma sahipti. 13-15 yaş aralığından orta yaş üstüne kadar fantastik seri sevenlere önerebileceğim kitaplar. Bilin bakalım seri kaç kitaptan oluşuyor? Sekiz. Bizde kaçı çevrilmiş? Dört. Alın, okuyun. Da yayınevlerimiz serinin geri kalanını çevirmeye istekli olsunlar. Böyle yarım bıraktıklarında gıcık oluyorum her birine.
Baskı: Temeraire Serisi-3: Barut Savaşı
Iskierta'nın eklenmesiyle birlikte kitabın sonunda da olsa eğlenceli kısımlar gelmeye başladı. Umarım 4. kitapta yeni ejderhamız da rol alır. Temeraire bildiğimiz gibi, seviyorum hayvanı. Kaliteli bir seri.
Baskı: Gölge İz Bırakmaz
Telefonumdan pdf formatında okuduğum için bitirmesi uzun sürdü. Yazarın detaylı ve başlangıçta akıcı bulmadığım anlatımına ısındıktan sonra okunabilir kitaplar sınıfına girdi. Polisiyenin yanında Fransa'nın Pont-Aven kasabasının doğal güzelliklerini de sunması hoştu. Dilimize çevrilirse başka kurgularını da okumayı düşünebilirim.
Baskı: Temeraire Serisi-2: Yeşim Taht
Temeraire serisinin ikinci kitabı. Çin'e yolculuk ve Çin'de yaşananlar kurgulanmış. Çok iyi gidiyor. Nasıl ki mehter marşını dinlerken duygularımız kabarıyor, coşuyorsak; Temeraire'in savaş pozisyonu alması, pilotunu koruma durumları da benzer coşkuyu hissettiriyor okura. Üçüncü kitapla seriye devam. Yüre be Temeraire. Kim tutar seni...
Baskı: Temeraire Serisi-1: Majestelerinin Ejderhası
Keyifli bir seri. Fantastik, politik, macera ve tarihi kurguya sahip. Eğlenceli bir anlatım yok ama çok keyifli bir okuma sunuyor. Bir tek Laurence'ın klasik İngiliz aristokratlığına ısınamadım. Ama alıştım kuralcılığına. Temeraire çok tatlı. Ejderhanı Nasıl Eğitirsin'de ki Dişsiz'den sonra en sevdiğim Ejderha oldu. İkinci kitaptayım. Şimdiden serinin bitmesine iki kitap kalıyor diye hayıflanıyorum. Okur yelpazesinin çok geniş olması gerektiğini düşünüyorum.
Baskı: Gölün Dibindeki Ev
Sanırım kitabı beğenen ender okuyuculardan biriyim. Okurken; gerildim, heyecanlandım hafif de korktum. Özellikle gece. Anlatım ve kurgu güzeldi. Yorumlarda oluşan olumsuz havadan dolayı endişeyle başladım ama sayfalar ilerledikçe keyfim yerine geldi. Korku gerilim sevenlerin göz atmasında fayda olan kitap. Bir de kitabın sonu ile ilgili eleştiriler okudum. Bence makul bir son yazmış yazar. Türk okur illa ki nokta ile biten bir cümle bekliyor. Mutlu yaşadılar, evlendiler, onlar erdi muradına tarzı cümleler okumak istiyor. Biraz hayal acı verici oluyor çoğu okur için. Tatmin olamıyor. Benzer eleştiriler kafes için de yazılmıştı ki; o kitapta da son hikayeye uygundu. Ben keyifle okudum ve beğendim Gölün Dibindeki Ev'i.
Baskı: Direksiyon Adam
Beklentimin bir hayli üstünde çıktı. İyi bir film senaryosu tadında, gereksiz uzatılmamış, bol aksiyon ve heyecan. Böyle sürpriz kitaplara bayılıyorum.
Baskı: Gizli Kitap
Akıcı bir kitap. Hayatımdaki büyük dalgalanmalara rağmen bir kenara atamadım. Konusu fantastik. Akış güzel. Belki son bölümler biraz daha genişletilebilirdi. Aklım hikayede olmamasına rağmen sıkılmadan okudum.
Baskı: Davacı
Yazarın okuduğum ilk iki kitabı lise yıllarındaydı. Diğer kitaplarıyla hasbihal etme şansı uzun süre olmadı. Kaliteli yazar, kaliteli kitaplar yazıyor. John Grisham ve Harlan Coben'i aynı keyif standında bulunduruyorum. En azından kitaplarıyla tanışılması gereken bir yazar. Beğenip beğenmemek size kalmış.
Baskı: Yandaş (Uyumsuz, #3)
Serinin en durağan kitabıydı. Nihayet bin küsür sayfa okuduktan sonra kurgu dünya hakkında dişe dokunur bilgi edinebildik. İkinci kitabın yorumunda bir deney dünya olabileceğini düşünmüştüm. Yanılmamışım. Diğer iki kitaptan farklı olarak Yandaş'da anlatım Tris ve Tobias tarafından gerçekleştirilmiş. Okurken karakterlerin anlatımında fark göremedim. Çoğu zaman bölüm başına bakmadım bile. Aynı tekdüze anlatım vardı çünkü. Bu kitap da yazarın anlatımı biraz daha olgunlaşmış gibiydi. Aşna fişneyi sık kullanmakla beraber çizgi yukarılarda seyretmedi. Bolca öpüştüler. Hoşuma giden bir kaç durum değerlendirmesi haricinde başarısız bir seri okumuş oldum. Her tatil döneminde yaptığım gibi hoşuma gitmeyen bir seri seçmiş oldum. Normalde hikaye bu kitapta bitiyor. Fakat para tatlı gelmiş olacak ki yazar "Dört" isimli bir kitap daha eklemiş seriye. Sanırım bu kitapta da Tobias'ın gözünden olayları görücez. Zaten üçüncü kitapta onun bakış açısından da okuduğumuz için belki Tris'in cesurluğa gelmeden önceki dönemi Tobias bize anlatacaktır. Bir kaç kitap ara vermek istiyorum son kitabı okuyabilmek için. Çok sıktı.
Baskı: Kuralsız (Uyumsuz, #2)
İlk kitap için söylediklerim bu kitap için de geçerli. Zayıf ve taklit kurgu, üstüne kötü ve anlamsız diyaloglar, kötü anlatım. Romantik yaklaşım ilk kitaba göre kısmen daha az. Aksiyon var ki; kitabın tek elle tutulur tarafı o. Bir de son kısımda çitin ötesiyle ilgili bir şeyler geveledi. Truman Show filminin benzeri bir kurguya mı dönüştürüyor merak ettim. Okuyup görücez.
Baskı: Uyumsuz (Uyumsuz, #1)
Okur yorum ve puanlarına bakarak aldığım serinin ilk kitabı. Okumaya başladıktan sonra fark ettim ki genelde yorumlar genç ve kadın okurların yorumlarıymış. Beklentim fantastik bir seri okuyacağım iken çoğu yeni yetme kadın yazarın yapmış olduğu gibi romantik bir seri okumak oluyor. Çok zayıf bir kurgu, onlarca benzeri olan taklit bir dünya ve bolca romantik anlatım. Genç okur hoşlanabilir ama bana para verseler vakit ayırıp okumayacağım kitap türü. Para verip serinin tamamını aldığım için okuyorum. Hayat. Tek olumlu tarafı anlatıma biraz aksiyon katabilmiş olması yazarın. Haricinde olay 16 yaşındaki bir kızın 18 yaşındaki bir erkeğe hissettiklerine tanık olmamız. Öyle bir erkek ki kızımız her dokunuşunda elektrik çarpmışa dönüyor, ürperiyor v.s. Cesur, anlayışlı, nazik, leb demeden leblebiyi tasa koyup getiren, hem de yakışıklı, uzun boylu v.s. Tabii kızımıza da aşık. Kız da paçoz, minyon, uzun burunlu, sivri çeneli. Nerdeyse klasik Türk filmi. Ya da günümüzün Türk dizileri gibi. Sözde fantastik kitap yazdığını zanneden genç, özellikle kadın yazarların bu esnada ikinci olarak ne yaptıklarını da merak ediyorum. Kitaptan bir alıntıyla bitireyim; Hava soğuk ama Tobias'ın dudakları ve elleri sıcak. Başını eğip çenemin altından öpüyor. Rüzgarın gürültüsünden memnunum, böylece iç çektiğimi duyamıyor. Vagon sarsıldığında dengem bozuluyor ve bir elimi yere koyarak kendimi koruyorum. Oysa daha değdiği anda, elimi kasığına koyduğunu anlıyorum. Elimde sertliğinin baskısını hissediyorum. Elimi çekmem gerekir ama bunu yapmak istemiyorum. ...Bacağımı aşırtıp üzerine oturuyorum. Onu öperken kalbim boğazımda atıyor. Tobias doğrulup elleriyle omuzlarımı kavrıyor. Parmakları sırtımdan belime doğru kayarken ürperiyorum.
Baskı: Buz Prenses (Patrik Hedström, #1)
Polisiye türe göre ağır ilerliyor. Hikayenin sonuna kadar da çok fazla ipuçları sunmadı okura. Gösterdi ama açıklamadı. Klasik, her şeyi sonda göreceksiniz ve şaşıracaksınız havasında ilerledi kitap. Hikayeyi bağladığı son ilgi çekiciydi. Kurguda bir çok hata yakaladım. Ama tüm bunlara rağmen hikaye güzeldi. Anlatım güzeldi. Yazarın daha önce bir kitabını okumuştum. Fena değildi. Bu kitap yazdığı ilk romanmış. Başarılı olduğu için de yazmaya devam etmiş. İlk kitabı olmasına rağmen başarılı bir anlatım. Hikaye sonunda açık bırakılan konular vardı ki; diğer kitaplarında sonuca bağlamıştır diye düşünüyorum. Aynı kahraman üstünden yazmaya devam etmiş çünkü. Tavsiye edilebilir bir kitap.
Baskı: Uyuyana Kadar
Çok beğenerek okudum. Yazar az biraz tekrara düşse de, her bölüm ayrı bir merak unsuru içeriyordu. Kitap elimden düşene kadar, hatta uyuyup uyanıp yine sayfaları çevirdim. Kitabın en önemli özelliği sonunu merak ettirmesi ve sonunun benim tahminlerimin dışında gerçekleşmesi diyebilirim. Filmi de var zaten. Bir de gerçek çeviri ismi " Uyumadan Önce ". Bence hikayeye daha fazla uyuyor
Baskı: Kayıp Denklemler
Harika kitap. Aksiyon, macera, bilim kurgu, zamanda yolculuk v.b. her şey var. Keşke yayınevi bu kadar çok yazım hatası yapmadan basabilse şu kitapları. Bir de kafalarından atmasyon kitap ismi uydurmasalar. Orjinal çeviri ismi Bilgi Kuralı. Bizde ki uydurmasyon isim itici geldi bana. Bir çok defa alma imkanım varken almadım kitabı. Kapak tasarımı da iyi değildi. Adeta almayın diye uğraşıyorlar. Unutmadan yazayım; yazarın bir çok kitabı var ama dilimize çevrilmemiş. Bence bizde de sıkı bir okuyucu kitlesi oluşabilir. Keyifle, merakla ve beğenerek okudum hikayeyi. Özellikle zaman kurguları çok hoşuma gidiyor. İlla ki bir kaç kendi hayalini kurduruyor insana. Bilim kurgucular, aksiyon severler ve Roma tarihini merak edenler keyifle okurlar.
Baskı: Kırmızı Piyano
Kafes'i yazmış bir yazardan haliyle bir sonraki kitabında beklenti büyük oluyor. Yorumlardan dolayı beklentimi aşağı çeksem de; kafes için 10 puan dersem kırmızı piyano için bir 7-8 puanlık hikaye yine de bekliyordum. Okuduğum her sayfada hayal kırıklığım biraz daha arttı. Hikaye olayların başlangıcından ve bitiminden itibaren geriye dönüşlerle iki koldan ilerliyor. Merak unsurunun haricinde hiç bir duygu yok. Bir elli sayfa okuyunca zaten anlıyorsunuz ki her şey finalde netliğe kavuşacak. Sadece okuyorsunuz. Cümleler, cümleler, cümleler... Yine de yazarın diğer kitaplarını alıp okumaya devam edicem. Yazar potansiyeli var çünkü. Bir de kitabın orjinal ismi Black Mad Whell. Türkçesi Siyah Çılgın Tekerlek. Koyduğunuz Kırmızı Piyano ismi çok mu anlamlı? İthaki Yayın evi?
Baskı: Parafili (Maeve Kerrigan, #4)
Kitap isminin orjinal çevirisi " Tanıdığın Yabancı " gibi bir şey. Yayınevimiz yine kafasına göre bir isim uydurmuş. Parafili ismi hikayeye çok yabancı bir tanım olmasa da bu atmasyon kitap isimlerini sevmiyorum. Hikayeye, karakterlere bağlı kaldığınız gibi kitabın ismine de bağlı kalın. Serinin 4. kitabı. Bir önceki kitapta ki vasat kurgu ve anlatım açıkçası serinin devamını okuma konusunda isteksizliğe itmişti. İlk kitaptan itibaren düşen bir tempo vardı. Kararım elimde olanları okuduktan sonra diğerlerini alıp almamaya öyle karar vermekti. Bu kitapta yazar zirve yapmış. Kurgu, anlatım, akış ve tempo hep yüksek seyretti. Keyifle okudum. Yazarın şimdiye kadar yazdığı en iyi kitap bence. Umarım okumadığım serinin diğer kitaplarında bu çizgisini aşağıya çekmez. Bir kaç kitap ara verip seriye devam edicem. Yazım yanlışları yine sıkça vardı. Diliyorum bu yanlışlar da azalma eğiliminde olur. Bu kitabı polisiye severlere iç rahatlığıyla önerebilirim.
Baskı: Kanlı Topraklar
Bir Orhan Kemal klasiği. Hikaye 1930'larda geçiyor. Devrin Çukurova insanından kesitler. Hikaye iyi, güzel hatta karakterlerin dili ve şiveleri de iyi ama çok fazla argo kullanmış yazar. O bölgenin insanlarıyla bugün bile tanışık olsanız argo ansiklopedilerinin bir hayli kalın olduğunu öğrenebilirsiniz. Rahatsız eden kısmı küfürlerin dini ögelere de isabet etmesi. Pek öyle yeni nesil okuyucuya hitap edecek kitap değil. Taşrada yaşamışlığınız varsa daha fazlasını bulmanız mümkün.
Baskı: Umut Bıçağı
Yabancı Yayınlarının kapak tasarımı güzel. Siyah zemin üstünde kırmızı beyaz çalışma ve kenarlarının da siyahla renklendirilmesi hoş olmuş. Kitap ismi de ilgi çekici. İçindeki hikayeyi merak ettiriyor. Üç kitaplık bir serinin ilk kitabı. Serinin tamamı Deli Dolu yayınevi tarafından dilimize çevrilmiş. Çevirmenler farklı. Yabancı Yayınları devam kitaplarını çevirmezse diğer yayınevinden seriyi bitirmeyi düşünüyorum. İlk kitap aslında ortalarına kadar ilginç ve merak ettirici şekilde ilerliyor. Başlangıç hikayesi ve kurgusu güzel. Gençlere yönelik bir distopya diyebiliriz. Kahramanları da henüz çocukluktan yetişkinliğe adım atmakta. Hikayenin ilerleyen sayfalarında o ilginç ve merak ettirici ilerleyiş monoton ve tekrar eden bir anlatıma bürünmüş. Sürekli aynı şeyler oluyor. Kaç, kovalasınlar, yakalan sonra yine kaç. Oluşturulan dünya ile ilgili bilgiler yok denecek kadar az. Kahramanların dışında kalan karakterleri de yeterince tanıyamıyoruz. Sürekli bir kovalamaca devam ediyor. Aynı anlatım, aynı cümleler. Serinin diğer iki kitabında anlatım derinleşir mi bilemem ama bu kitapta hikaye oldukça sığ kalmış.
Baskı: Rüzgârlara Söyleyen
Biraz masalsı bir anlatıma sahipti. Kitabın ilk yarısında Hotel Rwanda filmi etkisi gibi boğazımı düğümlese de sonrasında anlatımın biraz fantastikleşmesi o etkinin kaybolmasına neden oldu. Çok aşağılara inmeyen ritmik bir anlatıma sahip. Okunabilir ve şans verilebilir bir kitap. Kurgunun gerçeklikten kayması biraz değerini düşürmüş. Ele geçerse göz gezdirmek fena fikir olmaz.
Baskı: O Asla Geri Gelmeyecek
Tam kıvamında bir kitap olmuş. Biraz psikoloji, biraz gerilim biraz da seks içeriyor. Yetişkinlere göre yani. Araya başka şeyler koymama müsaade etmedi. İki, üç oturumda bitirdim. Yüksek heyecanlı bir kitap olmasa da ve hikayenin ayrıntılarında eksik kalmış kısımlar bulunsa da puan kıracak yer bulamadım. Beğeneceğinizi umuyorum.
Baskı: Psikopat
Bir kere yazar ismi uydurma. Erkek değil, kadın. 14-15 yaşlarında kız diye düşünüyorum. Yıl içinde benzer yazılar okul içinde de okuyorum çünkü. Hikaye romantik. Öyle psikopatlı polisiye türü değil. Genç okuyucu romanı. Pek bir şey olduğu yok hikayede. Öptü, öpüştük, boynumu ısırdı tarzında yürümüş gitmiş. Çok çok sıkıcı değildi ama içi boş bir kitap. Belki 12-15 yaş aralığında gençler için olabilecek bir kitap. Ama o yaş aralığına bile tavsiye etmiyorum. O yaşlarda okumaları gereken bir sürü kitap var çünkü. Kısacası beğenmedim. Zamana ve paraya yazık oldu. Almaya, okumaya ve zaman ayırmaya değmez. Niye çevirmek için zahmet etmişler ki? Belki de etmemişlerdir. Belki de yazar Türk'dür. Bizim gençlerde moda çünkü hikaye kahramanlarına yabancı isim vermek. Nokta kitapevi bir daha senin bastığın bir kitabı kolay kolay almam.
Baskı: Artemis
Marslı'dan bile daha keyifle okudum. Marslı'da belli noktadan sonra sıkılmaya başlamıştım. Bu kitap tam dozunda kurgulanmış. Hatta biraz daha uzatsa bile sıkmazmış. Yerinde espriler gülümsetmeyi başarıyor. Özellikle erkek bir yazarın kadın karakter yazması ilginçtir. Çok zaman doğru duygulara basamazlar. Andy Weir bu konuda başarılı bir iş çıkarmış. Önceki kitabında olduğu gibi karakterimizin ağzı bozuk biraz. Argo bolca var ama hikaye ve karakterle beraber rahatsız etmedi beni. Henüz başı ama bu çizgide yazmaya devam ederse benim için yeni bir yazar kazanımı demektir. İyi bir bilimkurgu - fantazya olması ve iyi bir anlatıma sahip olması nedeniyle tavsiye edebileceğim bir kitap.