Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Vejetaryen
Aile içi şiddetin mükemmel anlatıldığı, etkisinden çıkamadığım kitap..Gregor Samsa'yı anımsatan yerler de oldu ama Han Kang'ın üslubu kendine has..şiddeti reddetmenin anormal karşılandığı bir aile, toplum...insanlıktan utanıp(vazgecip) ağaç olmak istemek...
Baskı: Miras
Çocukken ebeveyn mağduru (cinsel taciz) olan yazar bu olayın hayatını ve ailesiyle olan ilişkisini nasıl etkilediğini harika bir anlatımla aktarmış. Öyle ayrıntılı duygu durumları ve psikolojik değerlendirmeler var ki hayran kalmamak elde değil. Bir kadının ailedeki dışlanmışlığı, çaresizliği, yalnız hissedişi, suçlanışı... iliklerime kadar hissettim tamamını. Çok başarılı bir anlatım..
Baskı: İskemlede Beş Ceset
İçinde beş ceset olmayan bir kitap.. zaten orijinal ismi de bu değil. Keşke Agatha Christie çevirilerini profesyonel biri yapsa, düzgün bir metin okusak.. katili tahmin edebildim bu sefer. İnsan okuya okuya Agatha gibi düşünmeye başlıyor 😊
Baskı: Masumiyet Müzesi
Dilini ve anlatımını çok beğendiğim bir kitap oldu. Orhan Pamuk eski kitaplarındaki gibi cümleleri uzatıp, bir cümleyi yarım sayfaya sığdırma gayretine girmemiş. Bilgi verme, kendini gösterme isteği de yoktu kitapta. Yazarın bu kitabının tam bir olgunluk eseri olduğunu düşünüyorum. Çok severek ve elimden bırakamadan okudum. Aşk hikayesi üzerinden Türkiye’nin batılılaşma sorunu anlatılmış. Baş karakterin ismi Kemal (Atatürk’ü çağrıştırdı). Sürekli ve sadece rakı içen bir karakter. Halktan bir kıza aşık oluyor ama o kızla bir araya gelemiyor bir türlü. Kız en sonunda arabayla bir Çınar ağacına çarpıp ( Çınar ağacı Osmanlı devletinin sembolüdür bilirsiniz) ölüyor. Enteresan geldi.. tarihleri falan inceledim. Bu konuda internette bir yoruma rastlayamadım. Kitabı okuyup bu ayrıntıları farkedip düşünen varsa kritik yapmak güzel olurdu
Baskı: Neruda'nın Postacısı
Naif, şiirsel ve akıcı bir anlatım.. özellikle postacı Mario ile Neruda’nın dialogları çok hoşuma gitti..
Baskı: Eylül
Burada yazılan olumsuz yorumlar çok şaşırtıcı. Kitabı günümüz Türkçesiyle yazılmış olarak okudum ve oldukça akıcı buldum. Karakter çözümlemelerini çok başarılı buldum. İkilemleri, hayatı yorumlayışları, girdikleri çıkmaz hepsi beni çok etkiledi. Son sayfaları merakla okudum ve tüm romanın bütünlüğü içinde final de anlamlıydı. Mehmet Rauf’un fotoğrafına baktım ve kafamda Necip canlandı. Onu görür gibi oldum.. okunması kesinlikle tavsiyemdir..
Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık
İnsanlık tarihini okudum sanki Buendia ailesinde.. her insanın eninde sonunda yalnızlığı ve hayatın bir döngüden ibaret olduğu.. müthiş imgeler, derin anlamlı bir hayal gücü.. bizim değerlendirmemize ihtiyacı olmayan bir başyapıt..
Baskı: Peter Schlemihl`in Garip Öyküsü
Gölgesizlik-vatansızlık yüzünden dışlanan, garipsenen bir adamın, aslında Chamisso’nun gerçek yaşam öyküsü..
Baskı: Flush Bir Köpeğin Romanı
Bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Flush adlı köpeğin ve sahibi İngiliz şair bir kadının bilinç akışı tekniğiyle yazılmış harika romanı.. zengin bir alt metne sahip, geçen tarihlere dikkat ederseniz dünyadaki önemli olayların ve savaşların simgeledikleri olayları izleyebilirsiniz..
Baskı: Hacı Murat
4-5 cilt yazılabilecek bir kitapken 160 sayfalık özeti çıkartılmış bir eser okumuş gibi hissettim. Yarıda bırakılan çok hikaye var kitapta bu nedenle verilen bazı detayları anlamsız buldum. Bir de Tolstoy’un yıllarca Shakespeare’i eleştirip, yerden yere vurarak kibrinin doruklarına çıkması, sonra da gidip Shakespearevari bir karakter yaratıp roman yazması ilahi adalet mi desem yoksa hayranlıktan kaynaklanan kibir mi desem bilemedim.. biraz hayalkırıklığına uğradığım doğru...
Baskı: Soğukkanlılıkla
Kitabı okurken yazarın bu olayı son derece nesnel yazdığını farkettim. Ve ayrıntıları okumak çok keyif verdi. İnsan psikolojisi ve adli olaylara ilgisi olanlar sıkılmadan okuyabilirler. Başarılı ve akıcı bir roman. Kendi hayatımla ilgili pek çok şeyi de düşünmeme neden oldu.
Baskı: Büyülü Dağ
"İnsanın gerektiğinde çıkarabileceği bir şapkası olmalıdır" diyor Mann. Hans Castorp'un içsel yolculuğuna tanık olmak isteyenlere tavsiyemdir. Kitapta pek çok konu tartışılıyor; hayat, belirli dönem Avrupası, felsefe, siyaset, sosyoloji, bilim, zaman, ölüm.... Bu konuların ışığında Hans Castorp'un hayatındaki değişim ve kendi hayatımızı sorgulayışımız başlıyor. Kitabı bitirdiğimde okumaya başlarkenki insan olmadığımı farkettim.. Uzun bir zamanda boş bir kafayla okunacak, çok iyi bir kitap..
Baskı: Körleşme
Halktan kopuk, snop, takıntılı ve bencil bir bilim adamının hikayesi bu. İlk bölümde düşünce evrenini, ikinci bölümde yaşadığı evreni, son bölümde kafasındaki evrenin psikanalizini okuyoruz. Zaman zaman sıkıcı, zaman zaman komik ve eğlenceliydi. Yazıldığı dönem itibariyle(2. dünya savaşı öncesi) yaşanan baskı ve gerginlik ortamına bir atıftır. Aslında o dönemden bu döneme coğrafyalar değişse de insanlık, zulüm, bencillik adına pek de bir şey değişmiyor..
Baskı: Tespih Ağacının Gölgesinde
Bu kitabı sevdim, Scout'un kendini, hayatı ve ailesini sorgulaması hoşuma gitti. Kendimle özdeşleştirdiğim bölümler oldu. Güzel bir finaldi..
Baskı: Don Quijote (2 Cilt Takım) La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade
Yazıldığı dönemde popüler olan şövalyelik kitaplarını yerme amacı taşıyan bir kitap olma özelliği altında çok katmanlı bir roman.. Masal dünyası, politika, felsefe, sosyoloji konularına dair çıkarımlar yer alıyor. Don Quijote bizi eğlendirirken düşündürtüyor. Bu yüzden bir başyapıt..
Baskı: Zorba
Zorba, düşündüren sözleriyle ruhumda iz bıraktı.Hayatı onun gibi yaşamamız gerektiğini düşünüyorum.. "Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane,kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı.Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu" "Her insanın kendi deliliği vardır; bana da öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır."
Baskı: Germinal
1800'lü yıllarda yazılmış bu başyapıtı 2016 senesinde büyük bir zevkle okudum. Yüzyıllar geçse de emeği sömürülen insanlar, dünyanın adaletsizliği, açlık, adaletli bir dünyaya beslenen umutlar bitmiyor. Zola bunu öyle güzel ve başarılı bir şekilde anlatmış ki romanı okumadım, resmen yaşadım. Elimden bırakamadım, son 30 sayfada ise koltuğa bile oturamadım heyecandan..Can Yayınlarının çevirdiği kitabı tavsiye ediyorum..
Baskı: Madam Bovary
Kitabı sıkıcı bulanların Geoffrey Wall'ın bu kitap için yazdığı çözümlemeyi okumasını tavsiye ederim. Flaubert, çok ince ve detaylı çalışarak yazmış romanı. Kendi hayatını okuduğumuzda yaşadığı bazı olayların kitaptaki olaylarla çakıştığını da görmekteyiz. Çok başarılı bir roman ve bana göre akıcı bir kitap..
Baskı: Yaşlılık
Okurken Dostoyevski'yi okuyormuş gibi oldum. Sıradan bir konuyu ironik ve düşündürücü bir anlatımla işlemiş. Psikolojik betimlemeler çok hoşuma gitti. Keyifle okuduğum bir kitap oldu..
Baskı: Lizbon'a Gece Treni
Severek, düşünerek, anlayarak ağır ağır keyfine vararak okudum. Çok değerli cümleler var kitapta. Okuduğum en iyilerden biri fakat sonunu pek beğenmedim. Alnına yazılan telefon ve Portekizce konuşan kadınla en sonunda bir bağlantı kurulacağını ummuştum. Hikaye yarım kalmış gibi oldu böyle sanki..