
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kuşku
Bu tür için güzel bir kitaptı. Sıkılmadan okumak mümkün. Kitapta birkaç yazım hatası var sonraki baskılarda giderilir muhakkak. Okurken can sıkıcı olacak kadar çok değiller. Yine de kaptırmış gidiyorken yazım hatası gerçek dünyaya döndürüyor ve bu durumda canın biraz sıkılıyor elbette. Bütün karakterlerin ruhsal sorunları var ve hepsi Frost denilen deneme aşamasında ki ilacı kurtarıcı olarak görüyor. Tek bir ilacın peşinde farklı nedenlerle koşturan ve birbirleriyle kıran kırana mücadele eden, bir ara birbirlerinin işkencecileriyken bir ara müttefikleri haline gelen bu insanların hikayesini okumak zevkliydi.
Baskı: Bazıları Hırçın Sever (Kincaid Hihgland #2)
hem eğlendim hem üzüldüm hem gerildim ve netice olarak kitaba bayıldım. Connor nasıl Percy oldu? Bunun hikayesini okumak çok keyifliydi. Kesinlikle tarihi aşk romanı sevenler bu kitapta hoşlarına gidebilecek çok şey bulurlar. Sophie ve Crispin bir sonraki kitabın konusu olur mu? Umarım olurlar; çünkü ikiside bence derinlerinde çok güzel bir hikaye barındıracak karakterler barındırıyorlar. Tavsiye ne kelime hemen okuyun derim.
Baskı: Final (Fısıltı, #4)
İyi ki bitti bu seri dedirtti ya bana..daha başka bir yorumum yok..üç kitabı sular seller gibi okuyupta son kitapta nasıl sıkıldım okurken anlatamam..Becca'ya notum: umarım yeni kitaplarında böyle seri olsun diye yaymaya çalışmadan konuyu tadında bitirirsin....
Baskı: Bazı Kızlar Isırır (Chicago Vampirleri Serisi, #1)
Bazı kızlar ısırır benim üzerimde ne yazık ki sivrisinek ısırığı gibi bir etki bıraktı. Bu türe giren kitapları severek beğenerek okuyorum. Bir Bones&Cat okuduktan sonra Morganville Vampirlerinden sonra, Ethan&Merit benim için şu ana kadar okuduklarımdan daha yukarıya taşıyan bir kitap olmadı. Bu seriyi tamamen yabana da atamam. Benim için fark yaratmamış olsa bile kendi başına okunmaya değer bir seri. Serinin devamını takip eder miyim bilemiyorum ama seçimimi daha önce okuduğum serilerden yana kullanırsam birşey kaybetmişte olmam. Onlar biterse elde bu serinin varlığını bilmenin rahatlığı olur benim için.
Baskı: Obsidiyen (Lux, #1)
Daemon hakkında Kathy'nin" hıyar ve öküz" tanımlamalarına katılıyorum. İnsanı bu kadar sinir eden bir uzaylıya başka türlü hitap etmeyi ben de düşünemezdim. Tamam çocuk öküz ama niye öküz? Kathy'i ve kız kardeşini kötü uzaylı Arunlardan korumak için. Yani aslında "ben bir uzaylıyım- demeden bir insanı kendinden uzak tutmasının başka bir yolu yok. Bunı Daemon için iyi hal kabul etmek gerek. Bununla birlikte Dee'nin insan arkadaş edinmek için bu kadar çaba göstermesi ve diğer Luxen'lerin buna çare bulamayarak hem kendilerinin hem Kathy'nin başını belaya sokmalarının mantığını anlayamadım. Madem uzaylısın Arun'larla başın dertte ne diye daha çok belaya davetiye çıkarırsın..Daemon'i da anlayamadım. Madem sen artık Kat'i aileye soktun, birçok kereler üzerinde iz kalmasının müsebbibi oldun eee o halde derdin ne senin evladım diyesim geldi. Bu kadar kendini kasacağına ve Kat'i üzeceğine madem yol ver aşka..değil mi ama? :)
Baskı: Küller (Ashes Trilogy, #1)
bu kitap için yorum yapmak çok zor. İkinci kitabı derhal okumam gereken bir yerde bitmesi ilk sebep ayrıca kitap nasıl bitecek Alex Tom'u bulabilecek mi, Chris ne olacak, Chris'in karanlık tarafı ne...? O kadar çok soru var ki kafamda. Nasıl meraklardayım anlatamam. Gölgeler 'i hemen okumam gerek ama üçüncü kitap çıkmadan bunu yaparsam kendime eziyet etmeye devam etmiş olurum. Keşke üç kitap birden elimde olsaydı ve ben bütün sorularıma cevap bulabilseydim... Offf....
Baskı: Öpüşünde Saklı (Bridgerton, #7)
doğrusu bu kitabı diğerlerinde olduğu gibi çıkar çıkmaz değil epey bir süre bekledikten sonra alıp okudum. Dolu dolu gülüp eğlendiğim söylenemezdi. Niye böyle oldu anlayabilmiş değilim. Kitabı beğenmediğim falan zannedilmesin çok sevdim aslında. Yinede ilk kitaplarda okuduğumuz ufaklıkların "büyümüşte aşık olmuş bak sen " duygusundan sıyrılarak okumayı başaramadım. Hep o ufak halleriyle ne tatlıydılar diyerek kendime ve onlarla aramıza istemeden mesafe koydum. Sanırım bu engeli aşsaydım daha fazla keyif alabilecektim. Gareth'ı ve Hycanith'i okurken küçük kardeşimin aşk hayatını bilmeye ne kadar meraklıysam o kadar merakla okudum:) Yazar kahramanlarını nasıl benimsetmişse artık aleyhime işlemiş oldu bu durum. Fakat ailenin parçası olmak derseniz evet gerçekten olmuşum.:))) Çok tatlılar yahu. Bu seri bitince yalnızlık yoksunluk yaşayacağıma eminim:)))
Baskı: Eve Dönüş
Bir Sandra Brown bir Linda Howard kitabı okuduysanız Mariah Stewart 'ın kalemini seveceğinizi düşünüyorum. Neticede aynı şekilde fazla bir uğraş gerektirmeden çözülen bir olay, bu olay yüzünden başı dertte olan bir kadın ve doğru zamanda doğru yerde bulunan yakışıklı bir erkek var bu kitapta. Kadının ve adamın geçmişte mutsuz ilişkisi etkisinde devam eden gelecek planları, birbirlerini hayatlarına kabul etmeler ve beraber denge kurmak için hayatlarında yaptıkları değişimler ya da değişmemeler :))) Günümüz polisiye aşk kitapları okumak isterseniz güzel bir seçim. Linda ve Sandra dan ne bir eksik ne bir fazla..Sadece bu yazara şans vermeniz ve benim haklı olup olmadığımı görmeniz gerek.
Baskı: Bazıları Ateşli Sever (Kincaid Hihgland #1)
isminin çağrıştırdıkları yüzünden bir türlü okumaya cesaret edemediğim bir kitaptı. Meğerse hiçte öyle korktuğum gibi değildi..Aksine oldukça eğlenceli bir kitaptı. Hayatımın en yoğun olduğu döneminde dün akşam başlayıp bu akşam bitirdim. Bazıları Hırçın Sever kitabını okumayı çok istiyordum artık yolu açmış oldum ve gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirim..İyi ki sonunda karar verip alıp okumuşum diyorum..Yüksek sesle güldüğüm yerler bile oldu. İskoçların adı geçse o kitabı okumak gerektiğini düşünür oldum..:))
Baskı: Umut Işığım
daha filmi çıkmadan önce okumakla iyi ettiğimi düşündüğüm bir kitap... Pat ne kadar süredir akıl hastanesinde kendi deyimiyle "o kötü yerde" kaldığını ve neden orda olduğunu hafızasından silmiş, hatırladığı tek şey karısı Nikki'yi feci halde üzdüğü ve ona layık bir eş olamadığı . Bu yüzden onu geri kazanmak için nazik bir insan olmaya çalışmak. Babası, kardeşi, en iyi dostlarıyla hayatını geri kazanmak ama en çok Nikki'yi geri kazanmaya çalışırken hayatına kendisi gibi hafif çatlak Tiffany çıkıyor.. Tiffany'de Pat'i kazanmak için herşeyi yapmaya başlıyor.(açıkçası bu sahneleri seyretmek için film merakla bekliyorum) Klasik bir kaçan kovalanır hikayesi ama anlatım o kadar farklı ki, açıkçası basit bir kaçan kovalanır hikayesi demekta açıkça haksizlık olur... Bu kitapta umutları ve hayatları tepetaklak olmuş Tiffany ve Pat'in birbirlerine umut ışığı verirken kendi diplerine ışık vermeyen mumlar olduğunu görüyoruz. Bir süre sonra ikisi birbirinin ışıklarında yıkanmaktan zevk almaya başladıklarını farketmelerinin, birkaç düşünceli insan, birkaç mucize ve bolca sevgiyle örülü bir hikaye okumamızı sağlıyor...Çok sevdiğim bir kitap oldu...Filmini merak ediyorum ama..Umarım okursunuz ve benim gibi beğenirsiniz..Hayat devam ediyor ve geçmişimizde ne olursa olsun her gün eğer görmeyi başarabilirsek mucizelerle dolu ve tek yapmamız gereken o mucizelerin bize ne anlatmak istediğini doğru anlamak. Bunun için içimizde ki ışığı umutla beslemek gerek...Benim payıma kitaptan düşen hisse bu oldu...2013 ün ilk kitap yorumumu saygılarımla sunarım:)))
Baskı: Oyunbozan
aşk ve gerilimin bir arada olduğu bir kitap demiş Chicago Tribüne ama ben kastettiği aşk ve gerilim ne olduğunu merak ettim. Bu kitapta benim gözüme çarpan tek şey komediydi.. Tina başına buyruk bir gazeteci. Yazdığı dedikodu köşesi yüzünden ölüm tehditleri alınca patronu tarafından bir koruma tutuluyor. Koruması Cal... Macera başlıyor ve sonlanıyor. Seri olduğu söylenen kitap yazarın ilk kitabı henüz yeni bir kitabı yok. Bu kitap sanırım Cal ve Tina ile tanışma kitabımız. Açıkçası Cal bahsi geçen aşkla ilgili olarak bir sonraki kitaplarda epey iyi iş çıkartacak.. Bu kitapta sadece cool takıldı ama cool dediysem her ne kadar çok geri planda kalmış olsa da varlığı yeterdi diyebilirim.. Hikayede dişimin kavuğuna gitmedi orası ayrı..Sue ve Miliie Teyze ise Tina'nın 80 yaşlarında ikiz teyzeleri..Bu kitapta bayıldığım iki karakter ve onların geçtiği her satırda gülmekten gözümden yaş geldi.Tina'nın ve Cal'ın tehdidin arkasında kim olduğunu ve süre gelen cinayetleri araştırırken Sue Ve Millie Teyzelerin maceraya katıkılarını okumak son derece eğlenceliydi.. Ancak çarpıcı bir aşk ya da gerilim aranıyorsa değil kesinlikle bir tutam polisiye bir tutam aşk bol kepçe eğlence aranıyorsa bu kitap sizin için biçilmiş kaftan olacaktır.. Raflarda rastlarsanız elinize mutlaka alıp bir kaç satır okuyup bu kitaba bir şans verin diyerek tavsiyemi yapar esenlikler dilerim :)
Baskı: Korsan Günlükleri
Ben bu kitabı yazarın hatırına hadi hayatımda korsanlarda olsun ne çıkar diyerek aldım. Okuduğum kitapta aşk varsa seyrettiğim filmde aşk varsa bayılırım. Bu kitapta ise aşk olmadığı halde(sadece İspanyol altınlarına duyulan aşk vardı) keyifle okudum. Yazarın Jurassic Park yazarı olduğunu öğrendiğim için tavsiye etmek ne haddime zaten bilen bilir okur diyorum. Gaddarlığı, hırsı, entrikayı, yamyam yerlileri, deniz canavarlarını penceresinden sokağa dışkılanan, gündüz gözüyle adam kesilen, bir zamanda okumak işinize geliyorsa bu kitabı kaçırmayın derim. Yoksa amanın amanın diyerek daha ilk sayfada bırakırsınız. Ancak deniz tutkunları için biçilmiş kaftan bir kitap olup son sayfaya geldiğinizde ya sonra ya sonra diyebilirsiniz..
Baskı: Buzdağı (Dirk Pitt, #3)
Dirk Pitt henüz 32 yaşında bu romanda..Kitapları çıkış tarihine göre almadığım için son kitaplarında artık araba koleksiyonunu yapmış saçları ağarmış emekliliğe bir adım kalmış haliyle okuduğum Dirk Pitt 'in 32 yaşında NUMA özel projeler müdürü olduğu bu kitabı severek okudum. Bilhassa Dirk'ün yaşama saygısını keşfeden İzlandalı Doktorun, Pitt'e "eğer birgün zorunluluk hasıl olursa öldürmekten çekinme yoksa korkarım yenilgiyi tadarsın " nasihatını bu kitapta okumuş oldum. Pitt'in cafcaflı elbiseler içinde kırıtışını okumak kitabın en komik yeriydi..Kısacası güzeldi..Tüm Cussler severlere tavsiye ederim..
Baskı: Kıyamet Gemisi (Oregon Files, #5)
bu kitapta İstanbul'da metro kazıları sırasında çıkan liman batığı kazısı sırasında Zavala ve Austin İstanbula geliyorlar...Bir şekilde Kapalıçarşı Topkapı Sarayı Sultanahmette Fethiye'de bulunuyorlar..Burada Cemil gibi ve küçük heykeller yapıp satan bir Fethiye yerlisi romanın içinde yer alıyor..Türk İnsanına dair tasvirlerini okurken çok zevk aldım.. Bir şekilde bizi o kadar güzel işlemiş ki okurken yazara hayranlığım bir kat daha arttı..Üstelik bizden çok şey olduğu için bu kitabını hepsinden bir tık daha fazla sevdim. Aksiyon Dirk Pitt maceraları kadar yoğun olmasa bile Zavala ve özellikle Austin zevkle okunuyor.
Baskı: Metres
doğrusunu isterseniz şantajcının kim çıkacağı konusunda bütün tahminlerimde yanılmış bulunmaktayım. Kont M. nin basit bir çiftçiyken uzak bir akrabasından kalan ünvanla zekasını buluşturup yinede içinde hala masum bir delikanlı barındırması ve bu delikanlıyı hayal kırıklıkları ve sosyetenin acımasızlığından korumak için ortaya aşılması güç kırılması imkansız kurallarla donatmasına rağmen en sonunda onu anlayacak biraz çılgın kurallara karşı agresif hayat dolu Bayan B. ile karşılaşınca kitabın başında yer alan bütün kurallarının üstüne kara ve kalın kalemle çizmesini okumak çok keyifliydi.. İnce esprilere bayılırım. Kont M. nin ve Bayan B. nin atışmaları çok keyifliydi. Bu kitabı uzun süre okumamış olmama üzülsemde sonunda okuduğum için mutluyum.
Baskı: Kurt Ve Kumru
şu an kasım ayındayız kitabın sonuda kasım ayının soğuğunda bitiyor ama öyle güzel bir son ki benim içimde mayıs tomurcukları yeşilleniyor..eğer tarihe meraklıysanız ve kitabın geçtiği dönemlerin şartlarının ne olduğunu zihninizden çıkarmazsanız kitabın başını okurken 21.yy ın da içinde pek çok vahşet barındırdığını düşünürseniz kitaba ve yazara değil insanın içinde ki kötülüğe isyan edersiniz. Bu kitabın sayfaları arasında kendime kah ağız dolusu gülecek hikayelerde buldum kah bir erkeğin anatomisinin 1066 yılından bu yana pek evrim değiştirmediğine hayrette ettim. Spoilerlar dilimin ucuna gelip gidiyor ama kendimi tutuyorum. şu an salonumun zeminine saman dökülmemiş ya da şömineden tüten dumanla nefessiz kalmamış ya da eşimin geyik avından dönmemiş oluşuna hayret ederek kitabı anıyorum. Herşey o kadar gerçek gibiydi..Sanki o kahramanların hepsi kalenin(evimin) içinde bir yerlerde yaşıyorlar. Şu an Kurt'un atı Hun (o ne muhteşem ne tarz bir hayvan) 'un homurtusu kulağıma geliyor. Mutlaka okunmalı..Kitapla ilgili kötü birşeyler kulağınıza çalınırsa gözümle görmeden inanmam deyip sizde mutlaka bu kitabı okuyun. Aşk romanı severseniz bu fırsatı kaçırmayın derim..
Baskı: İçinde Aşk Saklı (Westmoreland, #2)
bu kitap için senelerdir yapılan yorumlara benim yapacağım yorumun ne eksilteceğinin ne çoğaltacağının farkında olarak tek bir söz yazamıyorum.. Aşk romanı okumak isteyenlere hele birde tarihi aşk romanı okumak isteyenlere bence ilk olarak önermek gereken kitap bu kitap..Birinci neden bundan sonra okuyacağı her kitabın bir yerinde mutlaka bu kitaptan bir an bir kelime bir hikaye gözüne takılacaktır..İkinci neden bu kitabı okuduktan sonra pek çok tarihi aşk romanı okuyacak ama en güzel en başarılı en çok satan en beğenilen kitap bile olsa okuduğu mutlaka o kitapta eksik bir tat bulacaktır.. İçinde Aşk Saklı bence birden çok kez okunmaya değer bir roman...