Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: zaven biberyan
Uzun yıllar gözden ırak kalmış olmasına rağmen, eleştirmen Marc Nichanian tarafından Diaspora Ermeni yazınının başyapıtlarından biri olarak değerlendirilen Zaven Biberyanın romanı 1940lı yıllarda İstanbul Ermeni gerçekliğini, ülkedeki Varlık Vergisi, 20 Sınıf İhtiyat Askerliği gibi politik-ekonomik olayları arka plana alarak, bir ailenin penceresinden yansıtıyor.

Yazar: zaven biberyan
Arus, ardından bir kova su dökmüştü. Ben de geleyim şubeye demişti. Baret kabul etmemişti. Köşeden son kez görmüştü Hilda ile Arusun yüzlerini. Üç buçuk sene sonra dönüşünde artık bulamamıştı o yüzleri. Bu cansız kütleyi Adadaki evle kıyaslamak mümkün değildi. İçinde birinin yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyordu. Babamın babası yaptırdı bunu. Kendisi toprak oldu, babam toprak oldu, amcam toprak ol…

Yazar: kirkor ceyhan
Kirkor Ceyhan 1926 Zara doğumlu. Olanaksızlık nedeniyle okulu yarım bırakmanın acısını, Anadolunun sözlü tarih ve anlatı geleneğine özgü güçlü belleğiyle çıkaran bir yazar.Bu kitapta, Cumhuriyet reformlarının başlangıcına denk düşen 1930lu yıllarda, bir imparatorluğun tarihinden paylarına düşeni de omuzlarında taşıyarak yaşamaya çalışan sıradan insanların dünyasından kesitler bulacaksınız. Anlatı…

Yazar: kirkor ceyhan
Osmanlı İmparatorluğunun son, Cumhuriyet döneminin ise 1940lara kadar olan döneminin İç Anadolusunun, Zarasının, kitaplarda değil, insanların zihinlerinde, yüreklerinde, hatıralarında yazılı, içten, özlü, mizahi tarihi...Bahtsızların, felek vurgunlarının, zalim kaderin sillesinden kurtulmak için arkalarına bakmadan gidenlerin, onların ardından gözyaşı dökenlerin, tüm bunlara rağmen özledikleri gü…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Mıgırdiç Margosyan, Agos'ta 1996-1999 yıllarında yazdığı yazılardan yapılmış bir seçki sunuyor Zurna'yla. Usta yazar, bu denemelerinde siyasi meselelerden felsefi tartışmalara, Diyarbakır'daki çocukluluğundan cemaat hayatına, günlük yaşamdan sanata uzanan pek çok konuda okurla tatlı tatlı sohbet ederken, ortaya Türkiye'nin en yakın tarihinin net bir fotoğrafı da çıkıyor. &q…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Doğduğu yer Diyarbakırı, oradaki Ermenileri, Kürtleri, Türkleri, Süryanileri, Keldanileri, Yahudileri, bugün artık tarih olmuş bir kent yaşantısının en içten hikâyelerini anlatan Mıgırdiç Margosyan, Tespih Tanelerinde Diyarbakırdan okumaya geldiği İstanbula hayali bir köprü kuruyor. Kafle yollarında her birinin ailesi berdan berdan olmuş, tespih taneleri gibi dağılmış anne ve babasının, oğulların…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Ermenice edebiyat çevrelerinde Ermeni taşra edebiyatının yaşayan temsilcisi olarak bilinen Mıgırdiç Margosyanın Türkçede ikinci öykü kitabı...Öykülerinde, doğduğu yöreleri, Diyarbakırı, özellikle de 1940lı, 1950li yıllarda Diyarbakırdaki sıradan insanların günlük yaşamlarını sunan Margosyan, bu kitabında da bir Anadolu çeşnisiyle damaklarda çok değişik, hoş ve buruk bir tat bırakıyor.Ermeni, Süry…

Yazar: mıgırdiç margosyan
1988de Fransada verilen Eliz Kavukçuyan-Ayvazyan Ödülüne layık görülen bu kitapta Mıgırdiç Margosyan, 1950li yılların Diyarbakırından, Doğu Anadolu insanının yaşamından kesitler sunuyor. Ermeni taşra edebiyatının pirlerinden, hocası Hagop Mıntzurinin izinden giden Margosyan, yerel dili ve ağzı da kullanarak, her biri bugün artık toprak olmuş Khent Ağavni, Heredanlı Ğalo, Kure Mama, Keri Heço, Jam…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Metin... Sevgili çocuk, bu benim öte tarafa yazdığım ikinci mektup. Birincisi anam Hınonun ardından yazıp postaya attığım mektuptu; aradan bunca yıl geçtikten sonra hâlâ cevap alamadım. Sabırla bekliyorum ama, daha ne kadar bekleyeceğimi de doğrusu bilemiyorum. Anam mektup yazmadı; çünkü okuma yazma bilmiyordu; ama sen yazmalısın. Sen öte taraftan bize yazmalısın; resimli haberler ulaştırmalısın…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Diyarbekir... Hani küçük çocukların sıcak, cehhenemi yazın sıcağında önceleri Mar Toma Kilisesiyken daha sonra Ulu Camiiye dönüştürülen bu görkemli tarihi yapının avlusundaki kastallardan testilerine doldurdukları Hamravat Suyunun içine iki parça buz atıp sonra da Gazi Caddesinde, Dağkapıda, Dörtyol ağzında, Balıkçılar Başında ağzını bir tülbent parçasıyla örttükleri bu küçük toprak testilerinin…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Mıgırdiç Margosyanın Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan-Ayvazyan Edebiyat Ödülünü (Paris-Fransa) 1988 yılında kazanan Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) adlı kitabının, yazar tarafından yeniden, Türkçe olarak kaleme alınan karşılığı...Margosyan, 1938de Diyarbakırın Hançepek Mahallesinde (Gâvur Mahallesi) doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. 1966-72 y…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Ermenice edebiyat çevrelerinde Ermeni taşra edebiyatının yaşayan son temsilcilerinden biri olarak tanınan Mıgırdiç Margosyanın ikinci Ermenice kitabı...Bu kitapta 1950li yıllarda Diyarbakırda bir arada yaşayan Ermeni, Kürt, Süryani, bütün toplulukların ortak yaşam hikâyesi yer alıyor. Margosyanın öyküleri, okuru Diyarbakırın daracık sokaklarında, taş avlularında, damlarında gezintiye çıkarıyor.

Yazar: mıgırdiç margosyan
1995ten 2000e uzanan bir dönemde Türkiye ve dünyada yaşanan olayları kapsayan bu denemelerinde Margosyan, siyasi, toplumsal ve kültürel gelişmelerin derinliklerinde yatan, çoğu zaman görülmeyen ya da görülmek istenmeyen olguları seriyor gözlerimizin önüne. Bunu yaparken, didaktik bir öğreticilikten her zaman uzak durmayı başaran usta yazar, kâh neşeli kâh hüzünlü bir dille, kalemini sorunların ta…

Yazar: mıgırdiç margosyan
Yine Gâvur Mahallesi, yine daracık Diyarbakır küçeleri, Merheli, Dıngılhava, Mardin Kapı ve diğerleri...Okuru, satır aralarında saklı ince hüznü keşfetmeye çağıran bir yazın Margosyanınki. Diyarbakırı da, İstanbulu da anlatsa bu duygu yoğunluğu hiç azalmıyor.Gazeteci Ragıp Duran Allahsız Kalem isimli makalesinde bakın nasıl anlatıyor Margosyanı: ... Margosyanın diline bir dengbej gelip yerleşmiş…

Yazar: terry eagleton
1916'da, İrlanda'nın batı kıyısında bir kulübede, sıradışı kaçaklar biraraya gelmiştir. Ludwig Wittgenstein, İngiliz dargörüşlülüğünden yorgun, felsefeden ise tamamen bitap düşmüş bir halde Cambridge'den kaçmıştır. Yol arkadaşı Mihail Bahtin, Rus devrimci hiziplerinin tartışmalarından gına getirip, kendini oburluğa adamıştır. Onlar yüksek meseleler hakkında komik gevezelikler ederl…

Yazar: sabahattin ali
Sabahattin Alinin düşünür ve eleştirmen yüzünü görmek için, onun dergilerde yayımlanmış yazılarını okumak gerek. Öykü ve romanlarında bir anlatı ustası olduğunu kanıtlayan ve Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan Sabahattin Alinin gündeme ve sanata ilişkin yazıları, onunla yapılmış söyleşiler Hikmet Altınkaynakın derlemesiyle dergi sayfalarından sıyrılıp kitap boyutuna ulaşıyor. TADI…

Yazar: sabahattin ali
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum." Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kolları…

Yazar: sabahattin ali
Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyo…

Yazar: sabahattin ali
''İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama la…

Yazar: sabahattin ali
Bütün Öyküleri 2: Gözüm sekiz arşın kalınlığındaki taş duvarları aşıyor, güverte kenarında eteklerini uçurarak vincin işlemesini seyreden kızları, merdivenden kocaman yatak denkleri indirmeye çalışan hamalları görüyordu. Yerimden fırlamak, gardiyanları, jandarmaları şöyle elimin tersiyle iterek çıkıp yürümek, bir sandala atlayıp gemiye varmak ve kaptana: Çek! demek istiyordum. Gözümde tüten ne şe…

Yazar: sabahattin ali
İşte adaşım, sana seven bir Çingenenin hikayesi. Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir... Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, -söz aramız…

Yazar: ferhan şensoy
Bir ırmak kıyısında doğdum ben bir ırmak romandır bu hem el yazması elle tutulan elde var birinci cilt. ... Ayşeni seviyorum. Sanki bir kaynak makinasıyla beynime adını yazdılar. Fersiz bir ampul sarkar tavandan, öylesine büyür ki başımın gölgesi ak kağıt karanlık olur, ne cezve görünür ne çaydanlık, ben çizerim, Tepebaşı gazinosundan türk sanat musikisi yayılırken Haliç üstüne. Artık tüm incelik…

Yazar: ferhan şensoy
'bir ırmak kıyısında doğdum ben/ bu yüzden/ bir ırmak romandır bu özgeçmişsel/ hem el yazması/ elle tutulan/ elde var ikinci cilt/ sapını gülle donattığım kalem/ başkaldırıyor/ kurşun olarak/ dağlardan geliyor ırmak.' Kitaptan.
