
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Türkiye`nin Toplumsal Hafızası
Türkiye'nin yakın tarihinde bulunan bir çok sorunun (Varlık vergisi, Ermeni nüfus, Mübadele vb) farklı makalelerde ele alınarak incelendiği ilginç bir kitap. Makale yazarlarının ilgili konuda ayrıntılı çalışmalarına ulaşmak için geniş kaynak listelerine de ulaşma olanağı sağlıyor. İlk baskısı 2001 de yapılmış, 2012 baskısında yeni ekleme yapılmamış...
Baskı: Wittgenstein'in Metresi
Wittgenstein'ın Metresi, ellidört kez reddedilmiş bir roman... Klasik roman kurgusunun çok dışında... Çok keyifli bir edebiyat... Anlatması çok zor, kolay olmayan bir metin... Ancak, çok keyifli... Mutlaka tekrar okuyacağım bir roman... "Roman yazacak kişiler, romanlarını, neredeyse yazacak hiçbir şeyi kalmadığında yazıyor." "Dünya olduğu gibi olan her şeydir..." - Wittgenstein "Güzel bir hediye almak için çok paraya değil, kesinlikle çok zamana ihtiyacınız var." “Felsefe, aklımızın dil aracılığıyla büyülenmesine karşı bir savaştır.” “Yine de, gencecik adamların bunca zaman önce oradaki bir savaşta ölmelerini ve tam üç bin yıl sonra yine aynı yerde ölmelerini inanılmaz buluyorum.” “Tanrı’m, erkeklerin bir zamanlar yaptıkları...”
Baskı: Tersine Devrimler / Siyaset, Şiddet, Sanat Ve Hayalgücü Üzerine Denemeler
Tersine Devrimler için Everest yayınlarına, özenli çevirinden ötürü Aslı Esen Arslan'a sonsuz teşekkürler... Çok sayıda not aldığım kitabın her makalesi ayrı ayrı tartışmayı hak ediyor. Kitap Giriş bölümünün ardından, Zafer Şoku (Nükleer Karşıtı-Küresel Adalet hareketleri), Ortaklaşa Umut, Tersine Devrim (Özgeciler Ordusu, İşçilik Sonrasının Hüznü) başlıklı makalelerden oluşuyor... Giriş bölümünde Graeber bu derlemenin ilk olarak Yunanca "Hareket, Şiddet, Sanat ve Devrim" (Atina, Black Pepper press, 2009) basıldığını, bu makalelerdeki bir çok savın 2008 krizi sonrasında otorite karşıtı eylemci hareketlerde yaygınlaştığını belirtiyor. Kitaptaki makalelerin tümü, 2004-2010 arasında yazılmış. Graeber bu nedenle yazıları "kafa karışıklığının hüküm sürdüğü, umut beslemek için ipuçları bulmanın çok güç olduğu bir dönemin eseri olduğunu belirtiyor. Graeber, öncelikle "başarılı" sonuçlar alınan hareketler sonrasında elde edilen "kazanımların" ne olduğu, yürütülen tartışmalar, "kazanmak ne demek?" sorusu üzerine odaklanan bir makale ile başlamayı seçiyor. Bu bölümü "Gezi tartışmaları"nın ışığında okumakta yarar var. Ortaklaşa umut, aynı tartışmaları daha ileriye taşımayı hedefliyor. Neoliberalizmin ekonomik değil, politik bir proje olduğu; hayal gücümüzü mahvetmek, hatta külfetli güvenlik önlemleri, akıl almaz askeri projeleri sayesinde kapitalist düzenin kendisini yok etmek için tasarlandığını vurguluyor. "Yaşadığımız günler"e daha farklı açılardan bakmanızı sağlayacak bir bölüm... Tersine Devrim, New Left Review dergisi tarafından reddedilen bir makale... Bu makalede Graeber, insanların özde ne olduğuna, dünyadan ve birbirlerinden ne beklemelerinin makul olacağına dair YENİ BİR DİL, YENİ BİR SAĞDUYU yaratmak için bir anca önce kolları sıvamak " gerektiğini, bunun için uygulanabilcek yol haritasını öneriyor.
Baskı: Dağlardan Sorun Beni
Tarihi olayları kurguda birleştiren romanda Carter, baş karakter Geronimo'da Apaçi yaşam anlayışını etkili biçimde ortaya koyuyor. Amerika kıtasının "keşfi" ile başlayan kitlesel kıyım dalgasının, Meksika sınırına ulaştığı, batının "vaad edilmiş toprakları"nın kızılderili kanı ile sulandığı bir dönemin hikayesi... Sapiens'in bitmeyecek gibi görünen "kanla sulama" özleminin bir başka sayfası daha... Kapak tasarımı: yorucu, renkler uyumsuz, çekiciliği yok... Kağıt, yazı karakteri seçimi : Yorucu olmayan, tekdüze (sıkıcı) bir sayfa düzeni... Çeviri: Keşke daha iyi, özenli bir çeviriden okunma olanağı olsa...
Baskı: Hazin Savaş 1914 - 1918
Uzun bir okuma süresi içinde bitirdiğim, hacimli kitap çok sayıda belgeye dayanarak hazırlanmış, kapsamlı bir araştırma. Yazarın doktora tezinden de bölümler içeren, tablo ve grafiklerle (tablo düzenleri, şekillerin basit excel çizimleri, doyurucu olamayan sunumlar) desteklenmiş. Okuma sürecime, İngiliz olmayan bir okuyucu için kitabın ne kadar anlamlıdır? sorusu eşlik etti. Hele de, yeni bir cumhuriyet kuran Türkiye'li bir okur için... Türkiye koca kitapta bir kaç kez geçmekte... Elbette ki, böylesine büyük bir savaşın çok çeşitli evreleri olduğu, yazarın bakışının İngiltere'ye odaklandığı söylenebilir. Ancak, kitabın İngiltere'nin savaşa girme, sürdürme konusunda ortaya koydukları da çok doyurucu değil. Her durumda, bu kitabın Türkçeye çevrilme nedenini açıklamak bence biraz zor... En çarpıcı bölümler, kitabın sonuna yalaşırken geliyor. Veri analizlerinden çıkarak, savaşın ortaya çıkma süreci, nasıl olup da sürdüğü (grevler, direnişler, hatta Bolşevik devrimi var arka planda), esaret, savaşın bedeli - tazminatlar (Keynes'in yaklaşımlarını oldukça ilginç buldum) bölümlerini çok daha ilginç buldum. Nihayet, son bölümde bulunan fotograflar çok çarpıcı... Her yanı savaşa bulaşmış bir ülkede, kendi gibi düşünmeyen herkesi "vatan haini" ilan edenler çoğalırken, kitaptan bazı bölümleri dikkatinize sunmak isterim: ... tüm işaretlere rağmen kimse böylesine kapsamlı bir savaşa cesaret edilemeyeceğini, savaş çıksa bile çatışmaların yerel düzeyde kalacağı düşünülüyordu. “Kutsal savaş”, “vatan savunması” ya da yok etme güdüsü, Ağustos 1914’ten itibaren dört bir yana dağılırken, kimi politikacıların liderlik ettiği, gerginliği dinsel düzeye çeken bazı gruplar, Birinci Dünya Savaşı’nı “takdir-i ilahi” kaçınılmaz bir son olarak gösterdi. Savaşın ilk günü, bazı basın organlarının "NİHAYET BAŞLADI!" diyerek savaşın kaçınılmazlığına vurgu yaptığını da not edelim. Ferguson: “Savaşın anahtarı, basın yoluyla insanoğlunun kendini zihinsel bakımdan sakatlamasıydı” diyor. Daha uzun bir değerlendirme için Ali Bulunmaz K24: http://t24.com.tr/k24/yazi/kimine-gore-cumbus-kimine-gore-kahir,310
Baskı: Kar İçin Değil Halk İçin (Eleştirel Kent Teorisi Ve Kent Hakkı)
Kâr için değil, Halk için... "Kent hakkı" nedir? Gezi parkı için yaşanan sürece bir de buradan bakın... Bizde "kentsel dönüşüm" olarak, her lafa başlayanın kendince tarif etmeye çalıştığı, esas olarak kamuya ait olanın, nasıl bölüştürüldüğü ile ilgili olan sürece çok kapsamlı bir bakış... Uzun bir okuma süresinde, tekrar tekrar yapılan okumalarla bitirdiğim çok iyi bir kitap... Esas olarak, konuya ilişkin 13 makaleden oluşan kitabın, çok zengin bir kaynak listesi de bulunuyor. Her bir makale, ayrı ayrı değerli iken, kitaptaki buluşma bütünü ayrıca değerli kılmış... Farklı ülkelerde yaşanan "dönüşümlerin " = soylulaştırmanın, düşük / orta gelir grubunu nasıl kentin çeperlerine sürdüğünün öykülerini, analizlerini, farklı çözümleri incelemek isteyenlere...
Baskı: Dylan Dog Dev Albüm 13 - İsimsiz
Büyük Albüm serisi 13, Lal kitap 3 olarak orijinal numaralandırmaya dönmemekte kararlı görünüyor... Dylan dog severlere, eski sayılardan göndermelerle varlık/yokluk, yaşamın anlamı temalı bir büyük albüm...
Baskı: Mezbaha No. 5
Çok zor bir konu, kolay okunabilen bir roman... Bir araya getirilmesi çok kolay olmayan bu işi Vonnegut büyük bir ustalıkla başarmış. April yayıncılık tarafından yeni basımı yapılmış, başarılı bir çeviriyle okurun ilgisine tekrar sunulmuş olan roman, öyküleme biçimi, bilimkurgu'dan ikinci dünya savaşının acımasız gerçekliğine geçişi, hayat-varoluş-ölüme dair söyledikleriyle mutlaka okunmayı hak ediyor.
Baskı: Alice'in Harikalar Diyarındaki Maceraları
Yazımının 150. yılında Norgunk yayınları tarafından özenli çeviri, orijinal çizimler, muhteşem tasarım ile basılmış olan kitabı okumak gerçekten büyük bir zevk oldu...
Baskı: Uzun, İnce Yolcular 37 Portre
Uzun ince yolcular, her birinin "hayatı roman" olacak nitelikte, ünlü - ünsüz (o zamanlarda yarı ünlü kavramı henüz yok) insanların yaşam öykülerinden oluşan bir "sivil ansiklopedi" çalışması... Hüzünle, keyifle, mutlulukla, gülerek, ağlayarak... kısacası insani tüm duygularla, hayatınızdan, geçmişinizden geçip gitmiş insanların yaşamları hakkında özetler okuyacaksınız... Keyifli okumalar...
Baskı: O Gün İçin Bir Şemsiye
Kitap hakkında açıklama bölümünde olmadığı için aşağıya alıntıladığım tanıtım yazısından da görüleceği gibi,"aykırı" bir anlatıcının yaşamının kısa bir bölümüne tanıklık ediyoruz. Anlatıcı, kolay anlaşılabilecek, sevilebilecek, empati kurulabilcek biri değil. Çarpıcı gözlemleri, hayatı sorgulama biçimi, yargıları da öyle. Zaman zaman tedirgin edici, okura kahramanın çok mahrem anılarına, hayatına giriyormuş rahatsızlığı veren ilginç bir okuma. O Gün İçin Bir Şemsiye'nin kırk altı yaşındaki anlatıcısı, bir "ayakkabı denetçisi"dir. Satışa sunulacak yeni modelleri test etmek için Frankfurt sokaklarında henüz sadece kendisinin giyebildiği ayakkabılarla gezinir.Hayatta kendi yolunu bulamamıştır, ama yolda eski aşklarını, arkadaşlarını ve anılarını bulur. Bir "varış noktası" yoktur görünürde, ama her adımda insan ruhunun görünmez yerlerine biraz daha yaklaşır. Sadece sokaklarda değil, bilincin coğrafyasında da yürür ve sıradan görünen bir insanın ne denli sıradışı olabileceğini düşündürür. Varoluşsal sorgulamalar için alışılmadık ölçüde canlı üslubu ve keskin gözlem gücüyle eşyaya ve insanlara her baktığında hayatın bize unutturmaya çalıştığı bir gerçeği hatırlatır: Yine hayatın kendisini. Hayatlarının yağmurlu ve uzun bir günden, bedenlerinin de o gün için gereken bir şemsiyeden başka bir şey olmadığını hissetme noktasına gelmiş insanların, Wilhelm Genazino'yla derin ve keyifli bir yürüyüşe çıkacakları O Gün İçin Bir Şemsiye'yi Çağlar Tanyeri Almanca aslından çevirdi.
Baskı: Şemsiye Akademisi : Dallas
Serinin ikinci kitabında hikayeyi biraz daha anlıyoruz. Hikaye tamamlanınca, öykünün değeri daha iyi anlaşılacaktır. Çizimleri, panelleri çok başarılı olan bu grafik roman okunmaya değer nitelikte...
Baskı: Mahşer - Kaptan Trips (Çizgi Roman)
Stephen King'in hikayesinden, iyi başlayan bir grafik roman uyarlaması. Altın kitaplar'ın 2013 de başlayıp, sonrasını yayınlamadığı iyi bir dizi. Umarım ilgi çeker de, devamı da yayınlanır...
Baskı: Canına Tak Eden Kadınlar
Kadına karşı uygulanan şiddetin başka boyutlarını gösteren bir çalışma. Üçüncü sayfa haberlerinden, eski Türk filmlerinden çıkmışcasına, acılı yaşamlar... "Çocukları okuldan alacakmış, 'Aldırmam,' dedim. Onun üzerine bizi dövdü. Sonra tüfeğini doldurdu. Evin içinde biz önde o arkada, kovaladı. Yoruldu, 'Hele bi uyuyum, uyanayım seni öldürcem' dedi bana. Tüfeği duvara yaslayıp, uyudu. Daldıktan sonra tüfeği aldım, vurdum. Şimdiye kadar çocuklarım için katlanmıştım ona, 'Çocukları da okuldan alacaksa niye katlanayım' dedim. Vurdum. Sonra da Jandarma'ya yürüdüm, teslim oldum. Hiç pişman değilim, keşke daha önce yapsaymışım." Kadınların kurbanı olduğu cinayetlerin sıradanlığına oranla, kadının kocasını öldürmesi, istisnai ve şaşırtıcı bir "olay" sayılır. Sibel Hürtaş, işte bu "olayların" failleriyle konuşuyor, onları konuşturuyor. Canına tak eden kadınların hikâyeleri…Dayak, cinsel şiddet, manevî baskı, çocuğuna yapılan işkence ve envai çeşit eziyet karşısında dayanma gücü kalmayıp kocasını öldüren kadınların hikâyeleri... Hızla tükenen titrek ümitler, "ağır tahrik" tanımını klişe olmaktan çıkartan zulümler… Çok defa çocuklarıyla beraber, gayya kuyusuna düşen kadınlar… Sibel Hürtaş, "kadınlara özgü 'ölümcül sessizliğin'" arkasındaki o korkunç gürültüye kulak vermemizi sağlıyor. (Tanıtım Bülteninden)
Baskı: Sesler Adacığı
Stevenson'un yazdığı dört öykü dışında, Borges'in öykü tadında bir de önsözünden oluşan bir kitap. Aslında, "hayatı roman gibi" olan yazarı tanımak, farklı tatlar içeren öyküler okumak oldukça keyifli... Ondokuzuncu yy sonlarından, farklı coğrafyalardan seslerini duyuran öyküler...
Baskı: Zorba
Aleksi Zorba, aslen Makedon olan, Osmanlı İmparatorluğu parçalanma sürecinde yaşamış, Kazancakis ile karşılaştıktan sonra, Girit'te yazarla birlikte çalışan, bu çalışma sırasında tanıdığımız bir kişilik. Yaşadıklarından damıtarak oluşturduğu hayat felsefesini, çok okuyan "Patron"u ile konuşmalarında öğrendiğimiz Aleksi Zorba mutlaka tanınması gereken bir kişilik. Kitap pişman olmayacağınız bir okuma serüveni vaad ediyor. Anthony Quinn'in can verdiği filmi de unutmayalım - Zorba the Greek-. Önce-sonra farketmez, bu klasik filmi de muhakkak izleyin. Girit'te Nikos Kazancakis'in mezar taşında yazılı olan, Aleksi Zorba'ya atfettiği sözcükleri bir gün görebilmeniz dileğiyle: Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm!
Baskı: Solgun Ateş
Solgun ateş, çok zeki bir yazar işi. Nabokov'un farklı kişilikler (mahlaslar) altında yazdığı üç bölüm (Önsöz, dört bölüm 999 mısralık şiir, dipnotlar) ile dizinden oluşmakta. Roman, kurgusal olarak oldukça farlı kurgulanmış. Okuru, dikkatli, tekrarlı, çevrimsel bir okumaya davet ediyor. Kesinlikle birden fazla (3-4) ayraca ihtiyaç var. Ayrıca, etnin ingilizcesini merak edip, özellikle şiirin müzikalitesini duymak isterseniz http://www.shannonrchamberlain.com/palefirepoem.html adresini kullanabilirsiniz. Kitabın çevirisi çok başarılı da olsa, böyle bir kitabın çevirisini yapmaktaki güçlük nedeniyle, çevirmenin de kitaba eklediği çok sayıda dipnot bulunuyor. Solgun ateş yayınlandığı 1962 yılından beri çok tartışılmış, daha ilginci halen de tartışmalar devam etmekte. İnternet üzerinden, ya da Goodreads'den çok keyifli, dipnotlu, "Nabokovyen" eleştiriler de, kitabın çevresini zenginleştirmekte. Zor, ama oldukça keyifli bir okumaya, Solgun Ateş'in edebi göndermelerinin peşinden gitmeye hazırr olduğunuzda, kitap sizi bekliyor olacak. Keyifli okumalar...
Baskı: Gelecekbilim Kongresi
Lem'in bu kitabı, Yıldız Güncesi, Yıldızlardan Dönüş, Gelecekbilim Kongresi sırasıyla giden bir üçlemenin son kitabı. Ne yazık ki, ilk iki kitabın baskıları tükenmiş. Gelecekbilim kongresi, son derece keyifle okunan, şaşırtıcı, çarpıcı bir kitap. Lem'in gelecekle ilgili öngörülerinin, kitaptaki atmosferin okuru çok şaşırttığı, okunası bir roman. Düşlediğimiz hangi GELECEK?
Baskı: Tanrının Kuraltanımaz Kulları İslâm Dünyasında Derviş Toplulukları (1200-1550)
Adı gibi çok ilginç bir çalışmanın sonuçlarını sunan, çok sayıda kaynağa ulaşılarak (dipnotlar okumayı biraz zorlaştırıyor)yazılmış bir kitap. Çok az bilinen bir dönemi anlatan, tarih meraklıları için zor bulunur bir kaynak.
Baskı: Eric (Diskdünya Serisi #12)
Bazı bölümlerinde çok güldüm. Eğlenceli bir kitap...
Baskı: Şahların Şahı
Şahların Şahı, İran İslam (Humeyni) devriminin bir özeti niteliğinde... Gazeteci - Yazar Kapuscinski, bir kısmı doğrudan gözlemlerine dayalı etnografik çalışmasını çarpıcı biçimde anlatıyor. Kelimeler, cümleler, ikinci bölümde masanın üzerinde duran fotografların betimlemeleriyle devrim öncesi şah dönemine gidiyoruz. Kapuscinski, İran'ın devrime doğru adım adım yaklaşmasını, devrimin hangi yöne, neden evrildiğini sade bir dille anlatıyor. Sadece doğrudan tanıklıklar nedeniyle dahi okunmayı hak eden bir kitap. Son olarak kitabı özenli biçimde yayınlayan Habitus kitap, ilginç yayınlarıyla dikkat çekiyor. Kitapseverlerin dikkatine...
Baskı: Solaris
Genellikle Tarkovsky'nin unutulmaz filmi ile hatırlanan Solaris, filme aktarımı oldukça zor, okuması çok keyifli bir roman. İnsanlık üzerine düşündürücü bölümler içeren kurgusu, sorgulamaları, hikayenin ve kurgunun gücü Solaris'i mutlaka okunması gereken kitaplar arasına alıyor. Özenli çeviri için İletişim yayınlarını da kutlamak gerek. Okuyunuz, okutunuz...
Baskı: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Yuval Noah Harari, insanın tarihsel yolculuğunu evrimci bir bakış açısıyla ele aldığı kitabını, yirmi bölüm (+sonsöz) halinde tasarlamış. İlk bölüm: Bilişsel Devrim, provokatif bir girişle başlıyor. Aslında bu yaklaşım, tüm kitap boyunca devam ediyor. Harari, tartışmaya açık olan bir çok konuyu tekrar okuyucunun dikkatine sunuyor. Bu arada, tartışmadan kabul edilen genel geçer çok sayıda "doğru" da "acaba öyle mi?" tartışmasında yerini alıyor. Örneğin, Tarım Devrimi konusunda yazar tarım devriminin "ileriye doğru" atılmış bir adım olup olmadığını tartışıyor, belki de bir hata olduğunu ileri sürüyor. İnsanoğlunun Birleşmesi başlıklı bölümde ele alınan işbirliği ağlarının kurulması, para, din ve imparatorluk kavramlarının ele alınış biçimi, tezler oldukça ilginç. En çok tartışılacak tezler de bu bölümde yer alıyor. Bilimsel Devrim başlıklı dördüncü bölümde, ele alınan konular (kapitalizm, serbest piyasa) okuru bu kavramları yeniden değerlendirmeye davet ediyor. Servet dağılımının her gün daha da bozulduğu dünyamızda, ölüm konusunu tartıştığı bölümler, dönüp tekrar okumayı hak ediyor. Kitabın tümü çarpıcı, yeni tezler, bakış açıları, artışmaya davet ile tüm okurların ilgisini hak ediyor.