CE
@ceren

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Mezarla Randevu (Gece Avcısı, #1)

Jeaniene Forst'un yazdığı Gece Avcısı Serisi 6 kitabı da okundu, bitti. Soluksuz, nefes nefese kalmış bir şekilde hemde. :)) Bu seriyi daha önce neden okumamak gibi bir akılsızlık yapmışım bilemiyorum. Ah tanrım, müthiş bir seriyidi ! Sizde okuyun :) Fakat size şunu söyleyebilirim ki 5. kitaba başlamadan önce serinin yan kitaplarını okuyun. Ben direk bu seriyi tamamladım 5. kitapta biraz kopukluk yaşadım.. Sanırım yan kitaplarda ana seriyi etkileyecek olaylar olmuş. :) Ama fazla da etkilemiyor tabi. Ah aah Kedicik.. Bu Kedicik hem çok ateşli hemde ateşle oynuyor ! Ve Bones.. Yazarın Bones vampir olmadan önceki ona çizdiği hayata hayret ettim... Kİm 1800lü yıllarda erkek bir fahişe olabilirdi ki, Bones'ten başka :D Gülmekten kırılmıştım. Yazarın cesaretine bal hele :D Ama Cat ve Bones; ikisi de öyle bir bütün ki ! Komik, sinir bozucu ve ateşli. Hem iç çektittiriyor hemde göz devirmeme sebep oluyorlar. Aaah aah ! Yazarın diline hele bayıldım ! Merak uyandırıcı bir dili var. Gece Avcısı serisi kendine bağlayan, baştan çıkarıcı ve erotik bir seriydi. Seriyi severek okudum. Peşpeşe okudum. Soluksuz okudum ! Bu mükemmel seriyi okumanızı size de tavsiye ederim :)

Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)

Maureen Smith / Seninim Seninim kitabı büyük bir beğeni ile okundu, bitti. Maureen Smith ile bu kitap sayesinde tanıştım. Çok başarılı bir yazar. Mükemmel bir kitap. Yazarın dili öyle akıcıydıki. Ve kitap öyle eğlenceliydiki. Baştan sona yüzümde arsız bir gülümseme ile okudum resmen. Ama çok beğendim. Seninim romantik, seksi ve ateşliydi. Ve çok eğlenceliydi. Ba-yıl-dım..! Bayıldım ! Bu kitaba karşı koymak imkansız. Kitabın en güzel yanlarından biri de hızlı ilerlemesiydi. Öyle içini baya baya of hadi Lena, hadi Roderick aşk nerede kaldı, demiyorsun. İlk sayfadan nefesini içine çekiyor, son sayfaya kadar tutuyor, en sonunda kitabın bitmiş olmasının verdiği hüzünle salıveriyorsun. Ayrıca kitabın çevirisini ve kapağını da çok beğendim. Kapak tam kitaba uygundu. Çevirisi ise çok iyiydi. Zaten kitabı hiç başından kalkmadan 7 saatte mi ne okudum bitirdim. Öyle ki tuvalete gitmek bile işgenceydi. Ama elbette siz bu kısmı okuduktan sonra hafızanızdan hemen resetliyorsunuz ! :) Kitabın konusu ise kısaca; Lena ile Roderick'in hareketli geçen aşkları... Lena gündüzleri sıradan bir işkadını, geceleri ise başarılı ve zengin erkeklere eskortluk yapmayı tercih eden çekici bir dişi. Bu işi yapmasının nedeni ise ek gelir elde etmekten hoşlanması. Seks menüsünde olmasada, her insan hata yapar. Bir hatası da Roderick ile oluyor. Tabi olaya Roderick açısından hata olarak bakmak imkansız. [neden acaba:)] Roderick ise acımasız ve her istediğini elde eden bir işadamı. Ve Lena'ya bir teklifi var; Üç hafta boyunca Lena onun yatak fantezilerini gerçekleştirirse, Lena'nın terfi almasını sağlayacak yarım milyon dolarlık bir bağış yapacak. Herşey bir anlaşma aslında bir oyun olarak başlasada iş çığrından çıkıyor elbette ki. Kitabın arka kapağında ne demiş zaten; Arzular, karanlık çöktükten sonra daha derinden alev alır. Doğru ! Aaaaah, çok doğru !!! İşte bu yazdıklarım benim kitaba yorumumdu, zevkle okudum zevkle yorum yazıyor. Hala gülümsüyorum. Bu kitabı okumalısın arkadaş ! Hey sen yorumumu okuyan :) Kitaptan bir alıntı: ''Biliyorum ama bana bir hafta izin verirse, Ethan'a katılacağıma söz verdiğim mesleki gelişim eğitimine gitmek zorundayım. Yarın cuma en azından, haftasonunu uyuyarak geçirebilirim.'' ''Muhtemelen geçiremeyeceksin. Energizer tavşanı gibisin.'' Lena güldü. ''Sen kendine bak.''

Baba
8/1003.07.2012

Baskı: Baba

Caroline Leavitt / Baba Baba kitabı büyük bir hüzünle okundu, bitti. Hüzünlü, duygusal bir kitaptı. Güzeldi... Yazarı seviyorum. Dilini, tarzını beğeniyorum. Çok içten. Sıcacık. Baba kitabı, dokunaklıydı. Karakterler hikayeye çekicilik katmıştı. Moly: Yalnız ve iyi olan kişi. Anne ve kız kardeş. Doğum yapmak için kaldırıldığı hastanede yaşamla ölüm arasında gidip gelen bir kadın. Gary: Dürüst ve doğru olan kişi. Baba. Karısına aşkla bağlı, oğluna bakmaya çalışan adam. Gerta: Haftalık 1.000 $ maaş alan çatlak çocuk bakıcısı. (Kadın harbi çatlaktı ! Okuyunda görün valla kadını hatırladıkça gözlerimi deviriyorum.) Suzanne: Tarifsiz kişilik. Moly'nin ablası.Suzanne evini ve kardeşini daha çocukken terk etsede geçmişteki olaylar onun tarfaından anlatıldıkça beni en çok hüzünlendiren kişiydi. Fakat yaptıklarıyla şoka uğratadan da o oldu. Of hala sinirleniyorum. Sonra da hüzünleniyorum. İlk bakışta aşklar vardır ya hani, Moly ve Gray'in ki de öyle bir şey. Tanıştılar, sevdiler, evlendiler. Nasıl bir türdendir anlayamadığım komşuları oldu. (Ama cidden başka türdendiler yaw) Ve elbette bebekleri Otis doğdu... Moly doğum yapmak için gittiği hastaneye gittiğinde işler bir anda kötüleşiyor. Doktorlar neyi olduğunu bilmediklerinden resmen kadının üzerinde deneme yanılma yöntemi ile iyileştirme çalışıyorlar. Fakat Moly'nin durumu ne kadar ağır olursa olsun hayata tutunuyor. Gary ise işsiz kalmış bir halde hem Moly'nin tedavi masraflarını karşılamaya çalışıyor hemde yeni doğmuş oğlu ve onun bakımı ile başbaşa kalıyor. Ve yardım için Moly'nin geçmişine sığınıyor... Suzanne'ye... Kitap hem bir babanın oğluna olan sevgisini hemde eşine olan bağlılığını konu almış. Ve hoşuma giden bir kısımda Moly ve Suzanne'nin geçmişlerine değinmesiydi. Merakla okudum... Yazarı ve kitabı çok başarılı buldum. Kitabın çevirisini ise çok beğendim. Benim okurken zorlandığım tek kısım vardı; bölüm araları çok uzundu ! Uykusuz bıraktı beni :) Kısacası.. Kitap sıradışı, trajik ve güncel bir hikayeydi... Yazarın esinlendiği olayları yeniden yaşamak yürek parçalayıcı olsada ben severek okudum. Kitabı herkese tavsiye ederim... !!

Baskı: Sadece Sen (MacEgan Brothers, #5)

Michelle Willingham / Sadece Sen Sadece Sen kitabı okundu, bitti. Kitap bir içim suydu, vallahi. ;) BU YAZARA BAYILIYORUM. Yazarın dili öyle büyüleyici, kitap öyle nefes kesiciydiki... Okurken kendimden geçtim. Kitabın ne kadar romantik olduğunu adından da anlayabilirsiniz aslında; 'Sadece Sen'. Çok hoş ama değil mi? :):)) Kitap Ortaçağ (1180) İrlanda'sında ve İngiltere'de geçiyor. Honora evlilikten çok kılıç kullanmayı tercih eden bir kadın. Ve bu konuda da oldukça yetenekli. Fakat bir savaşçı olduğunu herkesten saklamak zorunda. Evan MacEgan ise evlenmek için gözüne güzeller güzeli, uysal Katherine'yi kestiriyor. Tabi Honora'nın çekimine kapılmaması imkansızdı. :) Ortada ki en büyük sorun ise Honora'nın Katherine'nin ablası olmasıydı.... '' Arzular, hayallerin önüne geçebilir mi? '' İşte bu sorunun cevabını öğrenebilmek için okudum... Soluksuz okudum... Hala içim kıpır kıpır. Çok güzel kitaptı. İç yakıyor bu kitap, iç ...! Bu kitabı okuyun... Okuyun... OKUYUN !

Baskı: Acılarla Gelen (MacEgan Brothers, #3)

Michelle Willingham'ın yazdığı Acılarla Gelen kitabı bitti. Aaah ! Vuruldum, tutuldum kaldım kitaba !!! Düşüp bayılabilir miyim ? ;) Yazar aşk ve ''tutkuyu'' büyüleyici bir şekilde dengelemiş. Okurken yazarın hissettirdiği duygular etkileyici. Sanırım kitaba akşam 21.00 gibi başladım gece 02.30 da bitmişti. (malesef):) - kitabı okumayı bırakamadım, kolaysa sen elinden bırak ! :) Ah ah Bevan ! Ah ! ♥ İrlanda'lı savaşçı Bevan, Genevieve'yi korumak için onunla evlenmek zorundaydı. Oysa Bevan Norman'lar tarafından öldürülen karısından sonra birdaha sevmeyeceğine yemin etmişti. Norman Genevieve ise onu 'ehlileştirmek' için döven (adi herif) sözlüsünden kaçmak için düşmana bile güvenmeye hazır. Geri Genevieve aşık olduğunda işi zor olsa da; Bevan kalibinde ki buzları eriten bir kadına nasıl karşı koyabilirdi ki? ;) MÜTHİŞ BİR KİTAPTI. Eline al, ilk sayfayı aç, okumaya başla ve kendini kaptır ! Herkese tavsiye ederim !!! << Not : Siz bunu okuya durun benim gözler yazarın diğer kitaplarını arayışı içersinde. >>

Baskı: Maskeli Balo (Warenne Dynasty, #5)

Yine Brenda.. Yine Brenda..! Muhteşem bir kitap olağanüstü bir yazar. Sayfalar akıp giderken yapabileceğim tek şey okumaktı... Ty'a sinir olmak. Anna'ya gıcık olmak. Elizabeth'e acımak... Kahkaha atmak, sevinmek ve üzülmek :) Çok güzel bir kitaptı.. okumalısınız..!! Fakat yazarın sadece bu kitabını değil tüm kitaplarını öneririm :))

Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)

AMİEE CARTER / TANRIÇA Tanrıça nefes nefese kalmış bir şekilde okundu, bitti. Olağanüstüydü! Duygusallık, melankoli, fantatik kahramanlar:) Kitap tam benim tarzımdı, o yüzden çok mutluyum şuan. :) Kitabı elime dün akşam almıştım, bitirdiğimde sabah 4.tü. Ama elimden bırakamadım ya... Bu yazarı tuttum. Hayalgücü, dili, yazdıkları beni büyüledi. Görseniz öyle bir okuyorum ki ! -Hadi kızı hadi tanrıça olacaksın, bastır ! -Of Henry! uyuz ettin beni, yanaş artık şu kıza ! ahahaahaa süperdi ya..! Tanrılar ve Tanrıçalar... Kate tanrıçalık testine tutulan bir ölümlüdür. Ondan önce ki tüm kızların öldüğü bit test... Testi geçerse Ölüler Diyarı Tanrısı Hades'in (yani Henry) kraliçesi olacak. Sonsuza kadar... Eğer testi geçemezse; herşeyi unutarak eski hayatına dönecek, tabi öldürülmezse. Annesinin hayatı için teste giröeyi kabul eder, Henry için devam eder. 7 test... 7 ölümcük günah... Ve benim için soluksuz geçen 7 saat. :):):) Harika harika harika bir kitaptı ! Yazarın dili çok düzgündü. Bol bol diyalog vardı... herkese okumasını tavsiye ederim ..!!!

Baskı: Wessex Kurdu (The DeBurghs, #1)

Deborah Simmons / WESSEX KURDU Bı kitaba ba-yıl-dım !! BAYILDIM. Mükemmeldi. Yazar her türlü duyguyu en derinlerinde hissettiriyor. Ve hersayfa da bende delirmiş bir kahkaha atma hali. Okurken gülmekten koptum ! Yanımda annem, saki delirmişim gibi bir bakış atıyor. Belki de delirdim. :) Bu kitap, bu Marrion adamı delirtir. İnatçı kız ya ! İnatçı, akıllı... Dunstan'da önce inatçılığına vuruluyor zaten sonra güzelliğine. Aşık oluyor da adamımız, aşka inanmıyor beeh :)) Ayy uyuz etti beni :):) ahahaaa.. ! :)) Süperdi kitap. Çok güzeldi ! Yazarın dili büyüledi. çok çok harikaydı..! herkese ama herkese okumasını tavsiye ederim... :)

Bir Soru Bir Aşk
8/1023.06.2012

Baskı: Bir Soru Bir Aşk

Kitabı hem çok beğendim hemde hiç beğenmedim. Nasıl oluyor bu anlamadım. :) Yazarı daha önce ki kitabından biliyorum; Bir Gün. Ağlaya ağlaya bayılarak okuduğum bir kitaptı. Bir Soru Bir Aşk kitabı ise aşk işinde olabildiğince duygusuzdu. Ama bir o kadarda komikti. Eğlenceli diyaloglar vardı. Kitap erkeğin, Bri'nin (Brian) ağzından ve bize 1980'li yılların kendi üniversite tecrübesini anlatıyor. Partiler, içki, Üniversiteler düellosu ve aşık olduğunu sandığı barbie bebek gibi bir hatun. Bu yüzden de rezillikten başka bir rezilliğe atlıyor hatta uçuyor. Eh kız barbie ama kendisi Ken değil işte... Çok... komikti.. :)):)):)) Keyifliydi.... Üniversite yıllarını hatırlamak isteyen herkese tavsiye ederim. :)

Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)

Elizabeth Hoyt / BANA AŞKINI SÖYLE kitabı okundu, bitti. Ah, ne güzel kitaptı o öyle ! Kitabı okumaya başlamamın sebebi ne konusuydu ne de kapağı. Beni ilk çeken yazarın kendisiydi; Elizabeth Hoyt ! Şuana kadar çıkımış tüm kitaplarını bir gece de okudum ve Bana Aşkını Söyle de bir istisna değildi. Elime aldığım günün gecesinde okunup bitmişti bile. Kitap kendine bağlıyor; kurgusu mükemmeldi, karakterler olağanüstüydü. Sayfaları soluksuz çevirdim, öyle keyif vericiydi ki. Konusuna gelirsek; Melisande yıllardır herkesten gizlediği büyük bir aşkala Lord Vale'i sevmektedir. Lord Vale ise onunla karşılaştığı halde adını bile asla hatırlamamktadır. Melisande onun kadınlarla flört etmesini ve nişanlıları (aslında sadece iki tane olmuş) tarafından mihrapta terk edilmesini izlemiştir. Ve keder içinde ki Vale'e büyük bir cesaretle evlilik teklifi yapan Melisande olur ! Melisande gizemli bir kadındır... Jasper Vale ise geçmişi sırlarla dolu bir adam... Ya birbirlerine açılacaklardı yada birbirlerini kaybetmeyi göze alacaklardı... Büyüleyici bir hikayeydi..!!!! Ben tutkuyla okudum.. İç çekerek, kıkırdayarak, şaşırarak... Okuduğuma memnunum ve gözüm çıkmamış kitaplarında. Size de okumanızı tavsiye ederim. Pişman olmazsınız. :):):)

Baskı: Söylemeyeceğine Söz Ver

Söylemeyeceğine Söz Ver kitabı göz yaşları ile okundu, bitti. Kitabın başlarında yazarın dili biraz tuhaf gelmişti, farklı fakat akıcı bir dili var. Okudukça alışıyorsun ve elinden bırakmak istemiyorsun. Söylemeyeceğine Söz Ver ilginç bir kitaptı. Değişiti... Güzeldi... Hüzünlüydü... Aslında bu roman bir hayalet hikayesi. Yada Çöl Gülü ile Patates Kız'ın dostluğunun hikayesi... Kate 10 yaşındayken en yakın arkadaşı Del öldürülüyor. Hiçbir zaman kimin yaptığının bulunamamasının yanısıra bır çok sır da saklı kalıyor. Ve aradan geçen 30 yıldan sonra başka bir küçük kızın aynı şekilde öldürülmesiyle, Kate hem bir çok sırrı ortaya çıkarıyor hemde katili bulma arayışına giriyor. Ve ona bu konu da yardım edense; Del !!! Yani Del'in hayaleti !!! Çok... İlginçti... Sanki gerçek... Yazar çok iyi kurgulamış. Okurken hiç sıkılmıyorsun. Katile gelince, o kısım benim için tam bir şok oldu. Öğrendiğim de verdiğim tepki şuydu ; - Yok artık, Yuuuh ! .. ;););) Şety başta katilden azıcık hoşlanmış, ah canım zavallıcık o da öyle biriymiş ne yaparsın demiş olabilirim de... :):):) Neyse... Ben bu kitabı çok sevdim ! Söylemeyeceğine Söz Ver bir masaldı... Bir hayalet hikayesi. '' Hayaletlere inanır mısın? '' Herkesin bir hayaleti yok mudur? Geçmişimizde ki her hata geleceğimizde ki hayalet olmaz mı? İşte bu sorular sorulduğunda kendiğine verebildiğin cevapta dürüstsen bu kitabı okuyupta beğenmeyecek tek bir kişi düşünemiyorum. Kitabı herkese okumasını tavsiye ederim ..!

Vahşi Adalet
10/1021.06.2012

Baskı: Vahşi Adalet

Vahşi Adalet kitabı okundu bitti. Bitmese olacaktı, biraz daha okusaydım keşke. :) Ama işte kitap güzel olunca anında, soluksuz okunuyor. Kitabı çok beğendim ! Tam benim tarzımdı ve çok zekice kurgulanmıştı. Cinayetler tüylerimi ürpertir, ağzım açık okurken vay be dedim ne canavarlar var. Bir de okurken etraf karanlık falan işte tek gece lambası açık, gaipten sesler duymaya da başladım. Sonra aman sen kenidini öldürülenlerin yerine değil öldürenin yerine koy dedim. :) Ne ? Evet caniyim tamam mı, ne var ? :)):) Şaka maka süper kitaptı he ! İyiki okumuşum diyorum. Yalnız en başta beni kitaba çeken konusu değil kapağı olmuştu. Kapak mükemmel ! Kitabın konusu ise kısaca; ormanın derinliklerinde bir evde berbat bir halde ki cesetler bulunuyor. Ve bu cinayetleri bir doktor işlemiş gibi görünüyor. Fakat ortaya mafya da çıkıyor. Bu noktadan sonra işin aslı organ ticareti gibi görünse de kimi cinayetler sırf katilin eğlencesi olmuş. Hatta onları bir nevi denek olarak kullanmış. Bana göre kitabın asıl çarpıcı kısmı; katil işte o derken, aslında o olmayabilir de diyorsun. Katil olarak tutuklanan doktorun mahkemeye çıkarılışını, beraat edişini, ortadan kayboluşunu okuyorsun. Tam artık herşey bitti, cinayetler kesildi derken aradan geçen dört yıl sonra herşey tekrardan başlıyor. olaylar aynı. Karakterler aynı. Sadece oynadıkları rol farklı. Aslında kitapta tek bir gerçek var; katliamların dehşet verici olması... Adaletin vahşi olması... Herkesin bir geçmişinin olması... Vahşi Adalet tüyler ürpertici bir öyküydü. Yazarı çok başarılı buldum. KİTABI HERKESE TAVSİYE EDERİM.

Kördüğüm
8/1021.06.2012

Baskı: Kördüğüm

veeee Kördüğüm biter ! Beni de yıkar geçer, bitirir. :) Yazar işin de usta olunca kitabın bitmesi için günler değil sadece saatler geçiyor. Ronnie ve Dylan. İki köşe yazarı. İkisi de inatçı, dik kafalı ve her ne kadar birbirlerini arzulasalarda duygusal ilişkiden kaçınan iki tip. Ve en sevdikleri şey ise birbirleriyle iddalaşmak: '' Ronnie buz hakeyi maçında kadın olduğunu gizleyerek hakemlik yaparsa, Dylan bacaklarına ağda yapar. O zaman Ronnie'de maratona katılır.'' Vesaire... Vesaire... Ve örgü örme üzerine bir iddaya tutuştuklarında kader de ağlarını örer. Kitap çok güzel başladı... Gülmekten okuyamadım bile. Öyle eğlenceliydi ki. Fakat ilerleyen sayfalarda yataktan çıkamaz oldular. Yazarın dili ve elbette ki çeviri mükemmel, seni alıp götürüyor. Fakat yataktaki eğlenceleri çok uzun sürdü. Oku Allah oku; tavşanlar gibiler ! Kimi yerlerde yataktaki faaliyetlerini okumaktan sıkıldım. Azıcık olay olsun dedim. Fakat kitaba karşı koyabilmek ne mümkün. Bu kadar etkileyici karakterler, gülmekten nefes almamı zorlaştıran diyaloglar varken kitap ateşini yükseltir aklını başından alıverir. :) :) :) Serinin ikinci kitabı için gözüm yolda ! Kördüğüm'ü size şiddetle tavsiye ederim fakat 18 yaşından küçükler için de uygun bir kitap olmadığını belirteyim.

ÖncekiSayfa 2 / 2Sonraki