
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Küçük Prens
Küçük Prens gezegenler arasında yolculuk yaparken rastladığı yetişkinleri eleştiren bir miniğimiz. Bilmiyorum bu kitabı bu yaşımda okumasaydım sözleri bu kadar anlamlı gelir miydi? Çünkü Küçük Prens'in eleştirdiği 'o yetişkin'lerin arasında kendimi gördüm. Çok alelade söylenmiş gibi gelen bir cümle bile defalarca altı çizilecek kadar düşündürücü mesela. Kitapta düzeni eleştiriyor Küçük Prens, bencilliği, bakar körlüğü, kibiri, memnuniyetsizliği eleştiriyor. Minicik yüreğiyle, söyledikleriyle o kadar haklı ki. Mesela bu kitabı okuyunca çocuk olmak istiyorsunuz, hep masum kalmak istiyorsunuz. Kitabı okurken çocuk yanınız yaptığınız bencillikler, körlükler yüzünden size kızarken yetişkin yanınız ders alıyor, utanıyor. Avcunuzun ortasına bir Küçük Prens almak istiyorsunuz, kalsın sizinle hatırlatsın masumiyeti istiyorsunuz. Velhasıl kelam yazılacak, çizilecek çok kelime olsa da cidden ama cidden güzel kitaptı, güzel yürekti Küçük Prens.
Baskı: Ölmek Kolaydır Sevmekten
Sevilen bir yüzün böylesine keder kaynağı olabilmesine inanmakta zorlanıyordu Ragıp bey.. Kitapta böyle onlarca sizi etkileyebilecek cümle bulabilirsiniz.. Aşk..Savaş..Tarih..Hepsini güzel bir şekilde toparlayabilmiş yazar..Osman'ın ölüleri ile konuşması ölülerin itirafları ve söylemleri oldukça etkileyici..İçimizde ki savaş meydanları mı daha ürkütücü yoksa gerçek savaş meydanları mı?diye düşündürüyor yazar..savaş insanların hayatlarına da nasıl sirayet ettiğini çok iyi görüyorsunuz..
Baskı: Bir Dilekle Başladı Her Şey (Blossom Street Serisi 5)
Çok beğenmemiş olmama rağmen, seri kitaplardan birini okuduysam diğerlerini de okumak zorunda hissetme huyum nedeniyle son kitabı da okudum ve yine aynı tereddüdü yaşadım. Tüm bu kitapları yazan acaba bir yazar mı, yoksa bir lise öğrencisi mi? Kitabın baştan sona olay örgüsü öyle basit bir dille anlatılıyor ki 16 yaşındaki bir gencin günlük dili gibi. Karakterlerin tüm hareketleri detaylarıyla ağır ağır anlatılarak insanı çileden çıkartıp birkaç satır atlayarak okuma isteği uyandıracak kadar sıkıcı…
Baskı: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)
Dr Gary Small'ın hayatı boyunca tecrübe ettiği en ilginç vakaları anlattığı bir kitap BPGD. Bir tür anı anlayacağınız. Ama hasta doktor güvenirliğini ihlal etmemek için bazen adları, semtleri değiştirmiş. Bir Genç bir psikiyatrist olarak Gary ile hayata atılıyoruz, o işinde uzmanlaştıkça odası, egosu, serveti, namı ve ailesi de onunla beraber büyüyor. Onun başından geçen en ilginç vakalar belki döneminde gerçekten öyleydi de ama bugün bir çok olayı az çok biliyoruz.Yazar yaklaşık 30 yıllık bir dönemi kitapta anlatıyor ve insanların zamanla nasıl da Psikiyatriyi daha açık zihinlerle kabul ettiğine de tanık oluyoruz. Günümüzde hala psikologa gidenlere deli muamelesi yapılırken bunun 20 yıl öncesini az buçuk hayal edebilirsiniz. Üstelik Gary'nin anlattığı gibi diğer doktorlar bile Psikiyatriyi bir bilim olarak görmüyorlar bile. Gary'nin mesleğinin günlük hayatına nasıl etki ettiği de veriliyor aslında metinde. Yani işi iş yerinde bırakma gibi bir ihtimali yok..Eğer yazarın egosunu görmezden gelirseniz oldukça akıcı ve yer yer eğlenceli bir kitap.
Baskı: Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye
Piraye her şeyden önce Nazım'ın sığınacak limanı..İhanet etsede ona ateş saçlı kadını vazgeçilmezi tutkusu..Nazım tutkuya yeniliklere aşık aslında Piraye kararlarına..Ama nasıl olupta bu kadar farklı iki insan birbirinin bütünü olabiliyor dedirtiyor kitap. Nazım toplumu değiştirmek istiyor savaşıyor uğraşıyor ..Hapis hasret onlara vız geliyor..Ta ki Nazımdan bir mektup gelene kadar..Nazım Hikmet'in maceralı hayatına savaşına bencilliklerine büyük şairliğine yakından tanık oluyorsunuz..
Baskı: Anna Karenina
Anna kareninayı oldukça silik ve silüet bir karakter olarak algılıyorum.Karakterinin ne keskinlikleri, ne girintileri, ne çıkıntıları, ne tepeleri, ne de dipsiz kuyuları ya da çıkmazları mevcut. belki Tolstoy'un bu romandaki esas karakteri Levin olduğundan çok ama çok gölgede Anna. Neden mi böyle düşünüyorum? Anna'nın ne Vronsky'e duyduğu aşkta, ne oğluna olan sevgisinde, ne de aşkı ile toplum arasında kaldığı ve gerçek bir trajedi olabilecek o yaşantılar içinde trajik bir karaktere hiç de yaklaşmadığını hissediyorum. Dostoyevski yazsa idi Anna'yı öyle bir kadın yapardı ondan, onun toplum ile aşkı arasında kalmışlığını öyle hezeyan ve deliriumlarla işler, öyle karasızlıklar ve iniş çıkışlar yaşatırdı ki Anna'ya, Anna'nın kaybedenliğini öyle barok çizgilerle vurgulardı ki okur ona Tolstoy'un Anna'sına duyduğundan çok daha derin bir şefkat duyardı. belki de bu Dostoyevski karakterlerinin çok daha deliliğe yakın oluşu ile hatta aslında bizzat Dostoyevski'nin oldukça deli oluşu ile ilgili... oysa Anna, bilge bir romancı olanTolstoy'un elinden çıkarken derinleşmeden kalmış işte... bu yüzden kendisini treninin altına atışında bile o intiharın romantik yüceltici etkisini yaşatmıyor Anna okura... intihardan çok kısa bir süre önce derin bir hesaplaşma ya da bir hezeyandan ziyade, artık Vronsky'nin aşkına cevap veremediği gibi inandırıcılıktan oldukça uzak bir nedenle yetinmek zorunda kalıyor okur. üstelik bu bizzat bir intihar nedeni olabilecekkenAnna'nın içdünyasında nasıl keskin bir acı yaşadığı hissedilemediğinden havada kalıyor trenin altına atlayarak kendisini öldürüşü..
Baskı: Aşk ve Gurur
250 sayfa boyunca o kadar sıkıldım ki. Yarım bırakmayı bile düşündüm. Kitabın yarısına kadar sevdiğim tek karakter Bay Bennet idi. Komik cevapları ile beni epey eğlendirdi. Sıkılmadan, büyük ilgiyle okuduğum tek bölüm 20 sayfadan oluşan önsözdü. Bilgilendirici ve doyurucuydu. Önsözleri her zaman sevmişimdir. :) Aşk ve Gurur'u göklere çıkartamıyorum ama indiremiyorum da. Çok kararsızım. En iyisi Aşk ve Gurur benim için arada bir kitap olarak kalsın. :) Dünyayı daha iyi tanıdıkça, hoşnutsuzluğum artıyor ve her geçen gün, insan karakterinin kararsızlığına ve insanların görünüşlerine ne kadar az bel bağlanabileceğine olan inancımı doğruluyor. (sayfa 196)
Baskı: Semerkant
İran tarihine çok fazla yer verilmiş ..Tarihle fazla ilgilenmiyorsanız sıkıcı bile geleblir.. Rubailer yine de okunmaya değer.Hayyam'ın daha farkllı anlatılacağını düşünmüştüm ..Hiç bitmesin dediğim kitaplar arasında yer almayacak:)
Baskı: Koku
Burnuyla gören ;gören,duyan ,hisseden ama kokmayan bir adam.Betimlemelere öyle bir kaptırıyorsunuz ki;O dönemin Fransa'sı kafanızda canlanıyor ve kendinizi romanın içinde buluyorsunuz.Okuduktan sonra kokular hakkında daha fazla şey düşünebilirsiniz.Yazarın bu kadar koku bilgisi şaşırtıyor insanı.Ayrıca çevirinin kusursuzluğunu dile getirmek gerekiyor.Almanca'dan çevrilen bu eser Türkçe yazılmış hissi verecek kadar iyi çevrilmiş.
Baskı: Ve Dağlar Yankılandı
Kitabın içinde karakterlerin farklı hayat hikayelerine tanık oluyorsunuz .Kitabın sürekli geçmişi anlatması hikayenin içine girmekte zorluyor insanı ..Çok akıcı değil hikayeler hep başka hikayelerle bölünüyor ..Bin Muhteşem Güneş ve Uçurtma Avcısında ki tadı yakalayamadım..Beklentilerimin altında kaldı ama yine de okunmalı diye düşünüyorum ..
Baskı: Mavi Tüy Gönülsüz Bir Mesihin Serüvenleri
Mavi Tüy; “Ben Kimim?”, “Nereden geliyorum?”, “Nereye gidiyorum?”, “Düşüncelerimle hayatımı nasıl yönetiyorum?” gibi basit felsefik sorularımıza yanıt aramamızı sağlayan ve farkındalığımızı göklere çıkaran bir ruhsal destan!
Baskı: Bab-ı Esrar
Ahmet Ümit'in kitaplarında edebi bir tat aldığımı söyleyemem özgün bir yanı da yok sanki belli kalıplarla yazılmış ve ortalama bir Amerikan romanı gibi bir etki bıraktı üstümde. Sanki basit konulu polisiye B kalite bir Hollywood filmini izlemek gibiydi...
Baskı: Aşkın Son Nefesi
Çok sığ bir dille anlatılmış..Şems ve Mevlana hakkında çok daha başarılı kitaplar var..
Baskı: Ateş, Güneş ve Ada
Yazar kitabında, erkeklerin ergenlik dönemindeki ruhsal durumları üzerinde durmuş. . Etkileyici olduğunu söyleyemem ..Sonuç herkes kitap çıkarmamalı:)
Baskı: Serenad
Üç kadının hikayesi, asıl roman kişisi Maya Duran’ın Frankfurt-Boston arası uçak yolculuğu süresine sığdırdığı hatırlamalarıyla ve copy/paste bilgi notlarıyla zenginleşiyor. Maya Duran’ın kendi hikayesi de bir “kadın hikayesi” olarak ayrıca dikkat çekici.Okunmaya değer..