Dunedan
@Dunedan

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Merderan'ın Sırrı (Perg Efsaneleri #2)

Devam kitaplarında, özellikle ikici kitaplarda hikâyenin tıkanmasına ve akıcılığın yitmesine alışmış biri olarak Merderan'ın Sırrı beni şaşırttı. Yine ufak-tefek mantık hatalarıyla beraber nur topu gibi bir de dil bilgisi hatamız var. "Leofold kabuğu yüzünden yara almaktan kurtulmaz, Satın Müstecaplıoğlu, Leofold kabuğu SAYESİNDE yara almaktan kurtulur." Sayın Müstecaplıoğlu, öptüm.

Baskı: Korkak ve Canavar (Perg Efsaneleri #1)

Genel olarak "iyi kitap" olarak nitelenebilecek bir kitap. Ve fakat Türkçe'de telif olmasına rağmen çeviri kitaplar gibi Orta Çağ bakış açılarına ve yaklaşımlarına sahip olması bir miktar soğuttu. Daha bizden satırlar okumak isterdim. Ayrıca pek çok önemli olayın oluşunu anlatmadan sonrasına geçmesi canımı sıktı. Onca zaman, onca yol sonra buluşan dostların karşılaşmalarına tanıklık edemiyorsunuz, sonrasındaki konuşmalarına kulak misafiri oluyorsunuz mesela. Ayrıca sadece üç yerde, üç cümlede de olsa yapılan kurgu hataları -üçü de aynı mantık hatası- "gerçekten iyi kitap" tanımlamasından uzağa oturttu kendini.

Baskı: İsmet Paşa'nın Kürt Raporu

Raporun tam metninin yer almaması gibi büyük bir ayıba karşı rapor hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmanızı sağlayan, fazlaca da bir şey beklememenizi tavsiye edeceğim kitap.

Baskı: Sultan Selahaddin El Kürdi

Daha evvel Son Yeniçeri'sini okuduğum Çamuroğlu'nun dili hâlâ akıcı, sade ve şaşırtıcı. Kendi türünde on puanı hak ediyor.

Bizans Altınları
2/1001.05.2012

Baskı: Bizans Altınları

Tek kelime: Kötü.

Baskı: Yaşlı Adamın Savaşı (Yaşlı Adamın Savaşı, #1)

Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaptı. Kitabı bitirmek için iki gün o kadar uzun bir süre gibi geldi ki... Scalzi'nin dili çok keyifli, gâyet akıcı. Cihan Karamancı'nın çevirisi ise rahatsız edici iyi. Hayalet Tugay'ı bekliyorum İthaki, haberin olsun.

İnci
8/1021.04.2012

Baskı: İnci

Toprak Ana
10/1017.04.2012

Baskı: Toprak Ana

Kılıç ve Büyü
8/1015.04.2012

Baskı: Kılıç ve Büyü

Kendi türünde (kılıç ve büyü) çok çok iyi bir kitap. Daha doğrusu bildiğim tek kitap. Fantastik kurguya yatkınlar tarafından çok beğenileceğine eminim. Öykü seçiminde sanırım türde ilk olanlar dikkate alındığı için iki öyküsü fazla yavan geldi. Fakat geri kalanlar olgun ve sağlam kurgular. Üzerinde dikkatle çalışılsa birer üçleme çıkarabilecek bu kurguların böyle 20-30 sayfa içinde verilmesi çok hoşuma gitti. Dün (14 Nisan 2012) İzmir Kitap Fuarı'nda görevliye sordum, serinin devamı gelmeyecekmiş ve bu kitabın tekrar baskısı da gündemde yokmuş. Sahaflar sizi bekler barbarlar.

Hamlet
7/1014.04.2012

Baskı: Hamlet

Baskı: Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok

Türk'e olanca düşmanlığına rağmen zihnimde saygın bir insan izlenimi edinmiş İlk Ermenistan Başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin; kendi partisini, partizanlığını, milletini ve milliyetini mantığın ve doğruculuğun azami kullanımı ve olabildiğince de tarafsızlık ile eleştiren, yeren, yücelten; Taşnaksutyun Terör Organizasyonu / Partisi'nin 1923'te yapılan yurtdışı konferansına sunduğu raporu. Mantıklı ve tarih bilinci gelişmiş bir Ermenî gözünden Ermenî-Ermenî, Sovyet-Ermenî, Avrupa-Ermenî ve Türk-Ermenî ilişkileri/keşmekeşi. Ve Türk'e yapılan mezalimin, Türk'e açılan savaştaki kalleşliklerin resmî belgesi.

Baskı: Knockaloe ve Meçhul Türkler

Enteresan adını ve D&R'daki yıkıcı indirimini görünce meraklanıp aldığım, pek bilgi sahibi olmadığım "savaşta sivil esaret" konusunda beni gayetle bilgilendiren, görevini iyi yapan bir kitap. Anlatımı rahat ve akıcı; fakat yine de edebiyattan uzak akademisyen anlatısının kokusunu duyumsuyorsunuz.

Derviş Evi
4/1015.03.2012

Baskı: Derviş Evi

Bir yerlerde arka yazısına denk gelip okuduğumda, Türkiye'de geçen bir bilim-kurgu olduğu için ve isminden mütevellit Türk-İslâm motifleriyle bilim-kurguyu birleştirdiğini düşündürdüğüm için (ki bilim-kurgulardaki inanç sistemi yokluğu büyük eksikliktir bende) doğruca Yakın'a gidip sipariş ettiğim, neredeyse bir ay da beklediğim kitaptır Derviş Evi. İlk sayfalardaki akıcı ve çekici anlatım uzun zamandır çetrefilli bir bilim-kurgu okumamış bünyeme iyi geldiyse de sonuç iki haftada kendini zar-zor okutan, tam bir Amerikan romanını kitaplığıma kaldırmam oldu. Amerikan popüler roman geleneği sanırım; yazar, kişiler hakkında tanıtım yapmadan, kahramanları içselleştirmeyi geçin, şöyle bir merhabalaşmamıza bile izin vermeden birbirinden tamamen kopuk ve alâkasız mekanlarda geçen bir sürü öyküye bodozlama dalıveriyor. Hikaye vasat. Klasik "Bizimkisi bir aşk hikayesi + 8 yaşındaysanız hayat gerçekten çok zor + Mavi hap mı, kırmızı hap mı = 3?" cümlelerini verdiğim işlemlere tâbi tutmuş. Sona doğru da hikâyeleri olur-olmaz yerlerinden birleştirip Trois Couleurs üçlemesindeki gibi tek sahnede kaynatmaya çalışmış. Araya biraz da azınlık mevzuatı yedirmeye çalışmı. Ama olmamış. Ne kurgusu kurgu, ne bilimi bilim. Sevgili McDonald (Old McDonald had a farm :), bilim-kurgu yazarı yaratıcı olur, canım benim. Minority Report izleyip Matrix izleyip gördüğünü yaz tatilini kompozisyon olarak yazan öğrenci gibi kaleme almaz. Ayrıca, o arka yazısı da sanırım bir başka kitaba ait; çünkü sadece isimler tutuyor, geri kalan anlatı kitabın içinde yok, olan da kırıntı. Toplamak gerekirse; Teletubbies çok daha bilim-kurgu. Üstelik daha heyecanlı bölümleri de var. (Sarılalım sıkı sıkı.)

Yamuk Bakan Öyküler
7/1003.02.2012

Baskı: Yamuk Bakan Öyküler

Uzun zamandır bilim-kurgu seçkisi yayınlanmayan bir ülkede yaşıyorsanız, MonoKL'ye saygı duymaktan başka şansınız yoktur. :) Kitap duyurulur duyurulmaz Yakın'a gidip "Böyle böyle bir kitap çıkacak, aman deyim getirin"li yakarışlarım karşı konulacak gibi değildi. Kitabın bir bilim-kurgu seçkisi olması dışında, MonoKL'nin "Başka Dünyalar" adı altındaki yeni serisinin ilk kitabı olması da cezbetti beni çünkü özellikle bilim-kurgu dalında bu tür diziler mühimdir ve benim çağımda hiç böyle bir dizi girişimi olmadı. Ben ya Metis'in "Kurgu Bilim Serisi"ni yahut Baskan'ın "Bilim Kurgu Serisi"ni okuyarak geldim bugünlere. Her ne kadar sadece bilim-kurgu türünü içermeyecek olsa da "Başka Dünyalar", çağımda yayınlanacağı için mutlandım. Ve lâkin kitabı açtığımda mutluluğum gölgelendi. Bunun birinci sebebi -ki en kıl olduğum mevzuudur-, okurken can sıkıcı bir süreklilikle sayfa çevirmeye sebebiyet veren dizin. 120 küsur sayfalık kitabın gerçek değeri yaklaşık 50 sayfa. Gel gör ki; basan arkadaşlar yaymışlar da yaymışlar. İkinci can sıkan özellik ise, tüm hikâyelerin daha evvel Türkçe'de, hem de çok yakın çevirilerle yayınlanmış olması. Cep Yayınları zamanında pek çok öyküyü yayımlamıştır evet; fakat bu durum, bu öykülerin tekrar yayınlanmasını gerektirmez. Her şeye rağmen yeni bir seri, yine bir bilim-kurgu seçkisi diyorum ve ilerleyen kitaplarda saydığım can sıkıcılıkların giderilmesini, tüm insanlık ve dünya-dışı zekî yaşam formları adına diliyorum.

Baskı: Yüzüklerin Efendisi [Tek Cilt]

Okumayanın çok şey kaçırdığına inandığım, okuyup da beğenmeyenin gözümden düştüğü şaheser.

Baskı: Atatürk ve Kayıp Kıta Mu

Fantastik kurguya yahut bilim kurguya yakınlar tarafından "insanlığın merkezinin çöküp oradan kurtulanların sıfırdan başlaması" kavramı pek yadırganmayacak bir önermedir. Fakat böylesi bir olguyu, bu kadar net ve somut yakın tarih ögeleriyle bir arada görmek, ilişkilendirmek beni epeyce heyecanlanmıştı. Bu tip kurgusal olaylara yakınlığı en çok yazılan isim Adolf Hitler olmuştur. Ve fakat burada, insanlığın sanat-bilim merkezinin araştırılması için emir veren isim olarak Büyük Mustafa Kemal'i görüyoruz. Enteresan, konuyla ilgili derinlemesine bilgi sağlamasa da konuya merakta ve kaynağa yöneltmede etkili bir kitap.

Atlantis
6/1001.02.2012

Baskı: Atlantis

Aldıktan bir sene kadar sonra okuduğumda keşke daha evvel okusaydım dediğim, edebiyat mekan seçimi olarak çok çok az rastgelinen "su altını" konu almış akıcı ve sürekleyici bir roman. Bir grup bilim adamının Atlantis arayışını konu alan kitap, yer yer Amerikan aksiyon filmi tadı vermesine rağmen -ki pek hazzetmem- dil olarak akıcı, kurgusal olarak şaşırtıcı. Güneşlenirken yahut yolda okunacak iyi bir kurgu.

Baskı: Şiirler, 4: Yatar Bursa Kalesinde

Şair deyince, şiirden bahsedince hep Nâzım Hikmet, olanca kalabalığı ve kudretiyle resmî geçit yapar zihnimde. Hiç bir şair Nâzım kadar üzmedi beni, hiç biri onun kadar sevindirmedi. Okuduğum üniversitede zorbalar tarafından tartaklandığım vakitler kendi derdime değil, Nâzım'a yapılan haksızlıklara kinlendim her kapağını açışta bu kitapların, sevgilimden ayrıldığımda giden kadına değil, Piraye'ye, Hatice'ye hasret kaldım, gecelerin kör vakitleri soğuk odalarda Nâzım'ın ağrılarını hissettim böbreklerimde, onunla gittim İstiklâl Harbi'nin en gözüpek cephelerine... Ben Nâzım'ı çok sevdim. İyi ki Türkçe okuyorum dedirten en mühim şairdir bende. Kordon boyundan çok şiirlerini okuduğum İzmir Körfezi'ne. Eğer okumadıysan Nâzım'ı, ama öyle internette olmaz; adam gibi kitaptan, bu kitaptan okumadıysan, oku. Mutlaka. "Öylesine sevilecek dünya, "yaşadım" diyebilmek için"

Baskı: Şiirler 2 / Benerci Kendini Niçin Öldürdü?

Şair deyince, şiirden bahsedince hep Nâzım Hikmet, olanca kalabalığı ve kudretiyle resmî geçit yapar zihnimde. Hiç bir şair Nâzım kadar üzmedi beni, hiç biri onun kadar sevindirmedi. Okuduğum üniversitede zorbalar tarafından tartaklandığım vakitler kendi derdime değil, Nâzım'a yapılan haksızlıklara kinlendim her kapağını açışta bu kitapların, sevgilimden ayrıldığımda giden kadına değil, Piraye'ye, Hatice'ye hasret kaldım, gecelerin kör vakitleri soğuk odalarda Nâzım'ın ağrılarını hissettim böbreklerimde, onunla gittim İstiklâl Harbi'nin en gözüpek cephelerine... Ben Nâzım'ı çok sevdim. İyi ki Türkçe okuyorum dedirten en mühim şairdir bende. Kordon boyundan çok şiirlerini okuduğum İzmir Körfezi'ne. Eğer okumadıysan Nâzım'ı, ama öyle internette olmaz; adam gibi kitaptan, bu kitaptan okumadıysan, oku. Mutlaka. "Öylesine sevilecek dünya, "yaşadım" diyebilmek için"

ÖncekiSayfa 2 / 4Sonraki