Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Zaman Çarkı, 02. Kitap: Büyük Av
Tabii ki iyi...
Baskı: Kasabamız / Winesburg, Ohio
Gayet kısa öykülerden oluşmasına rağmen ilerledikçe bütünleşen bir yapıya sahip. Her ne kadar bir kişinin öyküsünü anlatmasa da olaylar bir şekilde Gazeteci George'ye bağlanıyor ucundan bucağından. Yazım tarzı olarak enteresan fakat her öykü kendi içinde başlayıp bittiğinden ve farklı kişilerden bahsettiğinden kitabın sonunda bile yeni bir karakterle tanışıp onu çözmeye çalışmak insanı biraz yoruyor.
Baskı: Vadideki Zambak
Roman tekniği ve taktiği deyince aklıma gelen ilk kitap olmuştur Vadideki Zambak. İkinci okuyuşumda da yanılmadığımı kanıtladı.
Baskı: Güneş de Doğar
Hemingway'ın olaya odaklı yazım tarzı sıktı beni. Bahis mevzuu dağınık ve neredeyse kabul edilemez olsa da; kötü bir kitaptı diyemiyorum.
Baskı: Fareler ve İnsanlar
İlkokul zamanında okunan bir kitabın bu denli akılda kalıcı olması ender rastlanan bir durumdur. Steinbeck'e saygılar. Öptüm John. :)
Baskı: Zaman Çarkı, 01. Kitap: Dünyanın Gözü
Uzun zamandır başlamak istememe rağmen büyük bir keyif ve randımanla okuyamadım. Hikaye, örgü, kurgu beklentimin altında olsa da ve Jordan özellikle büyük öneme sahip olayları önemsizler gibi açıklamasız / belirtmesiz geçtiği için "Nasıl lan?" dedirtse de bunca destansı özelliği ve devasa ciltleriyle en azından "Okudum" demek için okunması gereken kitap.
Baskı: Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım
"Hard-core Sci-Fi" dedikleri budur.
Baskı: Bir Kara Kedi için Blues
Sahaf arkadaşımın "Al al, bulunsun kitaplığında, iyi kitap" gazıyla aldım ama... Çok farklı frekanslardayız.
Baskı: Tanrıların Alfabesi (Perg Efsaneleri #4)
Bu sefer olmuş. Kurgu ve mantık hataları yok, bizden bir şeyler barındırıyor, duygu aktarımı on numara ve göz yaşartan bitişler. Perg Efsaneleri'nin böyle özenilmiş bir kitapla bitmesi, yakıştı. Diğer bir seriye referans olabilecek açıklıklar belki ilerde Perg ve Dernas'ı tekrar ziyaret edebileceğimizi gösteriyor.
Baskı: Bataklık Ülke (Perg Efsaneleri #3)
Evet; bu sefer mantık ve imlâ hatası yok. Üstelik diğer kitapların aksine bu sefer geçmiş kurgular ve bunlarla iniltili olaylar daha çok yer bulmuş kendine. Ve bu sefer daha bizden öğeler taşıyor. Pers Efsaneleri, üçüncü kitabında daha bir toparlanmış. Ve fakat sonunun biraz aceleye getirilmiş olması ve çok alâkasız biçimde dördüncü kitaba bağlanması iki puan kırdırttı. Koca kitap boyunca beklenilen olayın yarım sayfada geçiştirilmesine alışamadım hâlâ...
Baskı: Muhteşem Gatsby
Konunun beni pek sarmayacağını fark ettimse de Can Yücel'in yüzü suyu hürmetine başladım ve lâkin Can Yücel'in zaten vasat olan kitabı iyice dibe çekiştirdiğini fark ettim. Konu, gelişmeler, anlatım Can Yücel'in çeviri tarzına hiç mi hiç uygun değil. Ki Hamlet çevirisine de dayanarak söylüyorum; Can Yücel iyi bir çevirmen değil. Türkçe söylemek dese de kendi, yine de "ben yaptım"ı çok fazla hissettiriyor Can Yücel. Olduramadım.
Baskı: Merderan'ın Sırrı (Perg Efsaneleri #2)
Devam kitaplarında, özellikle ikici kitaplarda hikâyenin tıkanmasına ve akıcılığın yitmesine alışmış biri olarak Merderan'ın Sırrı beni şaşırttı. Yine ufak-tefek mantık hatalarıyla beraber nur topu gibi bir de dil bilgisi hatamız var. "Leofold kabuğu yüzünden yara almaktan kurtulmaz, Satın Müstecaplıoğlu, Leofold kabuğu SAYESİNDE yara almaktan kurtulur." Sayın Müstecaplıoğlu, öptüm.
Baskı: Korkak ve Canavar (Perg Efsaneleri #1)
Genel olarak "iyi kitap" olarak nitelenebilecek bir kitap. Ve fakat Türkçe'de telif olmasına rağmen çeviri kitaplar gibi Orta Çağ bakış açılarına ve yaklaşımlarına sahip olması bir miktar soğuttu. Daha bizden satırlar okumak isterdim. Ayrıca pek çok önemli olayın oluşunu anlatmadan sonrasına geçmesi canımı sıktı. Onca zaman, onca yol sonra buluşan dostların karşılaşmalarına tanıklık edemiyorsunuz, sonrasındaki konuşmalarına kulak misafiri oluyorsunuz mesela. Ayrıca sadece üç yerde, üç cümlede de olsa yapılan kurgu hataları -üçü de aynı mantık hatası- "gerçekten iyi kitap" tanımlamasından uzağa oturttu kendini.
Baskı: İsmet Paşa'nın Kürt Raporu
Raporun tam metninin yer almaması gibi büyük bir ayıba karşı rapor hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmanızı sağlayan, fazlaca da bir şey beklememenizi tavsiye edeceğim kitap.
Baskı: Sultan Selahaddin El Kürdi
Daha evvel Son Yeniçeri'sini okuduğum Çamuroğlu'nun dili hâlâ akıcı, sade ve şaşırtıcı. Kendi türünde on puanı hak ediyor.
Baskı: Yaşlı Adamın Savaşı (Yaşlı Adamın Savaşı, #1)
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaptı. Kitabı bitirmek için iki gün o kadar uzun bir süre gibi geldi ki... Scalzi'nin dili çok keyifli, gâyet akıcı. Cihan Karamancı'nın çevirisi ise rahatsız edici iyi. Hayalet Tugay'ı bekliyorum İthaki, haberin olsun.
Baskı: Kılıç ve Büyü
Kendi türünde (kılıç ve büyü) çok çok iyi bir kitap. Daha doğrusu bildiğim tek kitap. Fantastik kurguya yatkınlar tarafından çok beğenileceğine eminim. Öykü seçiminde sanırım türde ilk olanlar dikkate alındığı için iki öyküsü fazla yavan geldi. Fakat geri kalanlar olgun ve sağlam kurgular. Üzerinde dikkatle çalışılsa birer üçleme çıkarabilecek bu kurguların böyle 20-30 sayfa içinde verilmesi çok hoşuma gitti. Dün (14 Nisan 2012) İzmir Kitap Fuarı'nda görevliye sordum, serinin devamı gelmeyecekmiş ve bu kitabın tekrar baskısı da gündemde yokmuş. Sahaflar sizi bekler barbarlar.
Baskı: Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok
Türk'e olanca düşmanlığına rağmen zihnimde saygın bir insan izlenimi edinmiş İlk Ermenistan Başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin; kendi partisini, partizanlığını, milletini ve milliyetini mantığın ve doğruculuğun azami kullanımı ve olabildiğince de tarafsızlık ile eleştiren, yeren, yücelten; Taşnaksutyun Terör Organizasyonu / Partisi'nin 1923'te yapılan yurtdışı konferansına sunduğu raporu. Mantıklı ve tarih bilinci gelişmiş bir Ermenî gözünden Ermenî-Ermenî, Sovyet-Ermenî, Avrupa-Ermenî ve Türk-Ermenî ilişkileri/keşmekeşi. Ve Türk'e yapılan mezalimin, Türk'e açılan savaştaki kalleşliklerin resmî belgesi.
Baskı: Knockaloe ve Meçhul Türkler
Enteresan adını ve D&R'daki yıkıcı indirimini görünce meraklanıp aldığım, pek bilgi sahibi olmadığım "savaşta sivil esaret" konusunda beni gayetle bilgilendiren, görevini iyi yapan bir kitap. Anlatımı rahat ve akıcı; fakat yine de edebiyattan uzak akademisyen anlatısının kokusunu duyumsuyorsunuz.
Baskı: Derviş Evi
Bir yerlerde arka yazısına denk gelip okuduğumda, Türkiye'de geçen bir bilim-kurgu olduğu için ve isminden mütevellit Türk-İslâm motifleriyle bilim-kurguyu birleştirdiğini düşündürdüğüm için (ki bilim-kurgulardaki inanç sistemi yokluğu büyük eksikliktir bende) doğruca Yakın'a gidip sipariş ettiğim, neredeyse bir ay da beklediğim kitaptır Derviş Evi. İlk sayfalardaki akıcı ve çekici anlatım uzun zamandır çetrefilli bir bilim-kurgu okumamış bünyeme iyi geldiyse de sonuç iki haftada kendini zar-zor okutan, tam bir Amerikan romanını kitaplığıma kaldırmam oldu. Amerikan popüler roman geleneği sanırım; yazar, kişiler hakkında tanıtım yapmadan, kahramanları içselleştirmeyi geçin, şöyle bir merhabalaşmamıza bile izin vermeden birbirinden tamamen kopuk ve alâkasız mekanlarda geçen bir sürü öyküye bodozlama dalıveriyor. Hikaye vasat. Klasik "Bizimkisi bir aşk hikayesi + 8 yaşındaysanız hayat gerçekten çok zor + Mavi hap mı, kırmızı hap mı = 3?" cümlelerini verdiğim işlemlere tâbi tutmuş. Sona doğru da hikâyeleri olur-olmaz yerlerinden birleştirip Trois Couleurs üçlemesindeki gibi tek sahnede kaynatmaya çalışmış. Araya biraz da azınlık mevzuatı yedirmeye çalışmı. Ama olmamış. Ne kurgusu kurgu, ne bilimi bilim. Sevgili McDonald (Old McDonald had a farm :), bilim-kurgu yazarı yaratıcı olur, canım benim. Minority Report izleyip Matrix izleyip gördüğünü yaz tatilini kompozisyon olarak yazan öğrenci gibi kaleme almaz. Ayrıca, o arka yazısı da sanırım bir başka kitaba ait; çünkü sadece isimler tutuyor, geri kalan anlatı kitabın içinde yok, olan da kırıntı. Toplamak gerekirse; Teletubbies çok daha bilim-kurgu. Üstelik daha heyecanlı bölümleri de var. (Sarılalım sıkı sıkı.)
Baskı: Yamuk Bakan Öyküler
Uzun zamandır bilim-kurgu seçkisi yayınlanmayan bir ülkede yaşıyorsanız, MonoKL'ye saygı duymaktan başka şansınız yoktur. :) Kitap duyurulur duyurulmaz Yakın'a gidip "Böyle böyle bir kitap çıkacak, aman deyim getirin"li yakarışlarım karşı konulacak gibi değildi. Kitabın bir bilim-kurgu seçkisi olması dışında, MonoKL'nin "Başka Dünyalar" adı altındaki yeni serisinin ilk kitabı olması da cezbetti beni çünkü özellikle bilim-kurgu dalında bu tür diziler mühimdir ve benim çağımda hiç böyle bir dizi girişimi olmadı. Ben ya Metis'in "Kurgu Bilim Serisi"ni yahut Baskan'ın "Bilim Kurgu Serisi"ni okuyarak geldim bugünlere. Her ne kadar sadece bilim-kurgu türünü içermeyecek olsa da "Başka Dünyalar", çağımda yayınlanacağı için mutlandım. Ve lâkin kitabı açtığımda mutluluğum gölgelendi. Bunun birinci sebebi -ki en kıl olduğum mevzuudur-, okurken can sıkıcı bir süreklilikle sayfa çevirmeye sebebiyet veren dizin. 120 küsur sayfalık kitabın gerçek değeri yaklaşık 50 sayfa. Gel gör ki; basan arkadaşlar yaymışlar da yaymışlar. İkinci can sıkan özellik ise, tüm hikâyelerin daha evvel Türkçe'de, hem de çok yakın çevirilerle yayınlanmış olması. Cep Yayınları zamanında pek çok öyküyü yayımlamıştır evet; fakat bu durum, bu öykülerin tekrar yayınlanmasını gerektirmez. Her şeye rağmen yeni bir seri, yine bir bilim-kurgu seçkisi diyorum ve ilerleyen kitaplarda saydığım can sıkıcılıkların giderilmesini, tüm insanlık ve dünya-dışı zekî yaşam formları adına diliyorum.
Baskı: Yüzüklerin Efendisi [Tek Cilt]
Okumayanın çok şey kaçırdığına inandığım, okuyup da beğenmeyenin gözümden düştüğü şaheser.