Only
@Only

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Beklediğim Sendin
10/1023.01.2013

Baskı: Beklediğim Sendin

Son okuduğum fiyaskodan sonra, kış’tan sonra gelen bahar gibi, Beklediğim Sendin karşıma çıktı. Son zamanlarda sık sık yorumlarını görüp, çokta umut bağlamadığım kitaptı ama şaşırtıcı şekilde kendine hayran bıraktı. Bir aşk kitabı değil Beklediğim Sendin ve bence kitabı mükemmel yapanda bu. Eğer bir aşk romanı olsaydı vasat bir hikaye olarak yer edinebilirdi. Ama geçmiş esintileri taşıyan, capcanlı ve gerçekçi bir hayat hikayesi. A. J. Cronin, Joan Bagnel, Betty Smith ve benzeri yazarları okuyanlar, okuduktan sonra ne demek istediğimi çok iyi anlarlar. Kitap, dört mevsime ayrılmış ve okurken Kate Kontent’in bu süreç içerisinde geçirdiği değişimleri okuyoruz. Bir yıl gibi kısa bir süre öyle bir anlatımla buluşmuş ki, hayatımızdaki bir yılın bile önemli değişikliklere gebe olabileceğini göstermiş. Sevdiğim diğer bir yanıysa kötü karakter olmaması. Cidden kötü karakter yok ve Kate’in hayatında girmiş herkes bir şekilde, hayatında yer edinmiş ve geleceğine şekil vermesine yardımcı olmuş insanlar. Bunlar arasında Wallace ve Dicky özellikle beğendiğim kişiler oldu. Duyan çoğu kişi gibi bende yazarın erkek olmasına şaşırmıştım ve kitap bitince iyi ki de erkekmiş dedim. Duygulara çok boğmadan, yalın bir gerçeklikle, üstelik okuyanın yadırgamayacağı bir kadın karaktere hayat vermiş. Mükemmelliğine gölge düşüren tek şey var ki, sonu bana kısa geldi, yetmedi. Özellikle Val ile aralarında geçenlere biraz daha yer vermesini, tırmandığı basamaklara biraz daha şahit olmak isterdim. Daha yazmak istediğim çok şey var ama kendimi tutup, ‘herkese hitap etmeyecektir muhakkak ama birçok kişinin beklediği kitaplardan biri olacağını inanıyorum’ diyor ve bir alıntıyla son veriyorum. “Çoğu kişinin isteklerinden çok ihtiyaçları vardır. Yaşamlarını şekillendiren budur. Ama dünya, ihtiyaçlarını aşanlar tarafından yönetilir.”

Baskı: Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim şey bayağı olur sanırım. Rachel'dan sonra sporcu karakterlere alternatif olur diye düşünmüştüm ama feci şekilde yanılmışım. E. L. James'e laf etmiş biri olarak bu kitabı beğenmemin mümkümatı yok. 2'yi bile bazı kısımları için verdim. Hele son 100 sayfası o kadar kötüydü ki iyice atlayarak okudum. Kitaplarda cinsellik olmasına alıştık ama bunun üzerine oynanıp araya bir iki konu sıkıştırmak yanlış ve cidden okuduklarım arasında en iğrençlerinden biriydi. Sadece gri gibi yarım bırakmayıp zorla da olsa bitirdim. Söyleyecek çok şey var ama sinirlerim tavan yapıyor o yüzden bu kadar yeter. Bu kitapların furyasını da kim başlattıysa baya küfür yiyor benden. Keşke her 30 sayfaya ne kadar seks sahnesi yazabilirim diye düşüneceğine güzel bir karakter yazmışken üzerine gitseymiş. Ki o kısımlar da bile bir kalite olur. Bunda o kadarı bile yoktu.

Yazgı
8/1015.01.2013

Baskı: Yazgı

O kadarda beğenmedim maalesef. Başka yazarların onu feyz almasına alıştım ama kendisi bir süre sonra döngüye girince olmuyor.

Uykusuz Geceler
9/1015.01.2013

Baskı: Uykusuz Geceler

Yazardaki sihri bir türlü çözemiyorum. Konu basit hatta çoğu kez yüzlerce sayfa da pek bir olay olmuyor ama nedense hızla akıp gidiyor. Özellikle Nicholas'ın ağzından anlattığı yerler çok güzeldi. Hat safhada cinsellik olsa da içimi yumuşatan bir tarzı var yazarın. Diyalogları, küçük nüans ve dokunuşları sevmemde en büyük etken. Ara ara mayıştığım yerleri vardı :D Bizde çıkan bütün kitaplarında kadın karakterler bir şekilde darbe almış. Ve sanırım hepsi bu yüzden sağlam ve dik durabilen karakterler. İşte sevmem için bir sebep de bu. Takıldığım bir şey var ki Campbell neden seri yazmamakta ısrarcı. Mis gibi Henry var, Cassandra var orada, yaz işte ikisine de birer kitap. Millet komşunun dayısının oğlunu yazar sen uygun pozisyonda gol atamıyorsun, olmuyor ama böyle :D Beğendiğim çok diyalog vardı ama şu kısa alıntıyı yazmak istiyorum. Nicholas ölüm döşeğindeyken verilen bir gözdağı ;) - Antonia sıkıca elini tuttu. "Nicholas, yemin ederim ölürsen seni kendim vururum." -

Son Yargı
10/1013.01.2013

Baskı: Son Yargı

Bıçak Sırtı
9/1007.01.2013

Baskı: Bıçak Sırtı

En son okuduğum kitabından sonra biraz soğumuştum yazardan ama yeni yılla birlikte biraz değişiklik isteyince, okumaya karar vererek yerinde bir karar vermişim. Tabii öneride bulunanlara da teşekkür etmek lazım :D Kitap, anestezi uzmanı Kate'in masada kalan hastasının ölümüne sebebiyet verilmesiyle suçlanmasını konu alıyor. Konu çok değişik gibi gelmeyebilir ama işleyiş ve içindeki sürprizler çok heyecan vericiydi. Bir ara kendimden bile şüphe ettim (: Polisiye de olsa, olmazsa olmazım aşkta vardı içinde. Ve yazarın dili biraz daha samimi ve akıcı geldi bu kitapta. Sanırım bunda çevirinin de payı büyüktür o da ayrıca bir teşekkürü hak ediyor. Özetlersem polisiye ve romantizm okurlarının seveceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Tavsiye ederim (:

Baskı: Noel Meleği (Christmas Treats #2)

Neredeyse aynı zaman dilimi içinde aşkı bulan 2 kardeşin hikayesi. İlkinden daha iyiydi (:

Acımak
10/1002.01.2013

Baskı: Acımak

Miras
6/1029.12.2012

Baskı: Miras

Miras kitabı büyük gelgitlerle son buldu. Diğer karakterler yer yer kitabın akışını düşürürken baş karakterlerimiz Fanny ve Michael her geçişlerinde kitabın nabzını yükseltti. Kitabı okurken sıkıldım ya da bayıldım diyemeyeceğim. Kitap hakkında son sayfaya kadar tam bir karar veremedim. Fanny daha ilk sayfadan itibaren naifliği ile beni etkilemeye başardı. Michael ile arkadaşlıklarının zamanla aşka dönüşmeleri ise ayrıca hoştu. Kitap zaten temelinde Fanny'nin babasının karısının yokluğuna dayanamayıp sonunda intiharı ile başlıyor bence. Bunun sonrasında Fanny ve Michael tamamen kader tarafından uzaklaştırılıyorlar. Bir de buna büyükbabası tarafından Fanny'ye bırakılan miras eklenince işler iki genç için daha da zor oluyor. Kitaba adını veren bu miras aynı zamanda kitabın ana konusunu da oluşturuyor. Karakter olarak sevdiklerim kadar sevmediklerim de vardi haliyle (: Fanny naif ama tatlı bir genç kız. Michael ise gururlu ama aşık bir adam. Ah bir de Jonas var ki tam bir baş belası. Adam amca mı düşman mı belli değil. Daha ilk andan itibaren Fanny'nin mirasının üstüne konmak için yollar arayıp durdu. Diğer amcası Quincy ise tam bir hayırsever. Öyle bir adam nasıl olur da Sophie'nin babası olur o ayrı bir merak konusu. Diğer kitapların ana karakterleri olan Amanda ve Sophie ise sevimli karakterlerdi. Özellikle Sophie ve Paul'un kitabını merakla bekliyorum. Umarım Feniks bizi fazla bekletmeden bu kitapla da buluşturur. Son olarak sözlerime Michael'in sözüyle son vermek istiyorum. Size Michael'in Fanny'e olan aşkıyla ilgili sayfalarca yorum yapabilirim fakat Michael'in kendi ağzından çıkan bu sözleri ne demek istediğimi en basit şekliyle anlatacaktır. "Beni asla kaybetmeyeceksin Fanny" diye fısıldadı. "Ama ben seni kaybedeceğimi biliyorum ve bu benim felaketim olacak."

Baskı: Dalgalar Hep Aşk Getirse

İntikam için kötü adamlığa soyunan bir grup iyi adamla, uyum sorunu yaşayan sıradışı bir kadının, onların planına dahil olmasını anlatan eğlenceli öyküsü. Dayısının küllerini dökmek için bir yolculuğa çıkan Juli, tesadüfler sonucu kendini Alex ve tayfasının arasında bulur. Ve olaylar bu şekilde hız kazanır. Denizde geçen hikayeleri pek sevmeyen biri olarak kitap beni bile resmen kendine bağladı diyebilirim. Öncelikle çok eğlenceli ve karakterlerin hepsi son derece kendine özgü. Tam olarak ayak parmaklarıyla muz soyup yiyebilen bir yazarın yazacağı tarzda (: Yazarla ilk defa tanışıyorum ve yılın son sürprizi oldu bence. Yayıncıların son dakika sürprizlerini severim ama yine de bu kitaba yeterli hakkın verilmediğini düşünüyorum. Sessiz sedası çıksa da biraz daha duyurulmalıydı bence. Her şeye rağmen son anda karar değiştirip aldığıma memnun olduğum ve ilk kitabını başarılı bulduğum yazarı takibe alacağım bir kitap oldu. Eğlenceli zaman geçirmek isteyenlere de rahatlıkla tavsiye edebilirim (:

Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)

Julianne MacLean - Beni Aşka İnandır Amerikan varisleri serisinin ilk kitabı ‘Beni Aşka İnandır’ bitti. Hem dönem olarak biraz daha yakın bir tarih olması hem de benzerlerinden farklı olarak Amerika-İngiliz harmanlaması çok güzeldi. Farklı bir tat bıraktı bitirince. Kendine unvanlı bir koca bulmak için annesiyle İngiltere’ye gelen Sophia, çok geçmeden aristokrasinin şaşaalı balolarının aranan ismi olmuştur. Bu sırada James’in radarına girer ve istemeseler de birbirlerine çekilirler. Maddi olarak sıkıntı içinde olan James, her ne kadar kârlı olacaksa da Sophia’dan uzak durmaya çalışmaktadır. Çünkü ne kadar büyük faydaları varsa da kalbinin tehlikeye girmesini istemez. Ailesinde derin sırlar barındıran James, hem aşık olamayacağını düşünmekte hem de bunu sağlamak için elinden geleni yapmaktadır. Ama ne var ki Sophia’ya daha fazla karşı koyamaz ve en yakın arkadaşını bile hiç sayarak Sophia ile evlenir. Bu beklenmedik birliktelik dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir birleşme gibi görünse de, olaylar Sophia için hiç beklenmedik durumlara gebedir. Aile üyelerinin en gizli sırlarına tanık olan Sophia, yıllardır saklanan gerçekler bir bir açığa çıkarken, onların en büyük destekçisi olur. Ve en önemlisi James’e sevmekten korkmamayı öğretir. İlk kitap taze bitmişken ikinci kitabın yakında geleceğini bilmek çok güzel. Her ne kadar sonraki 3 kitapta kimlerin anlatılacağını bilsem de bu merak etmem için engel değil (:

Sır Tutabilir misin?
8/1013.12.2012

Baskı: Sır Tutabilir misin?

Şaşırtıcı ama beğendim. Bu tarz kitaplar pek tercihim olmuyor ama seveni çokken bir şans vermek istedim. Yalnız cidden tarzın yazarlarının eğitim aldığından şüpheleniyorum. Meditasyon dersleri falan. Yoksa bu kadar aptal durumlarda kızların tepkilerini verebilmek herkesin sinirlerinin kaldırabileceği bir şey değil. -Spoiler- Adam tüm Londra'nın önünde bütün kirli sırları döktü ve sonunda neredeyse yalvaracak konuma gelen Emma oldu. Hayret bir şey ya. Ne sinir oldum gece gece. Hayır kitap güzel de. Hele son düzlükte iyice açıldı ama sinir yaptı resmen. Bir de şu son 3-5 sayfa da toparlanma durumu nedir arkadaşım ya. Bütün çik-lit'ler mi aynı olur. Aşk istiyorum AŞK! Burada yetkililere sesleniyorum!

Baskı: Ömrüm Senindir (Bride Quartet, #4)

Aslında daha düşük verecektim de eskilerin hatrına kıyamadım. Roberts sevdiğim bir yazar ama nedense bazı kitaplarında okuyucu ile bir sınır çiziyor gibime geliyor ki bir türlü aşamıyorum. Bir önceki kitaptan çok mu beklentiye girdim nedir aradığımı bulamadım. Sadece diyalogları okudum ki onda da parti organizasyonlarını atladım. Çok riskli bir konu. Hayatımda duymadığım çiçeklerden bahsetmek, sanki biliyormuşuz gibi işleyişten bahsetmek ve bunu anlamamız beklemek zor. Film olsa bu 4 kitap bence çook daha iyi olurmuş. Çünkü bu tarz bir kitap görseli hakediyor okumak kesmiyor (:

Bana Bir Söz Yeter
10/1011.12.2012

Baskı: Bana Bir Söz Yeter

Bayıldım. Tek kelimeyle mükemmeldi. Kitap çıkınca baya hevesle almıştım ama ilk kitap orta karar olduğundan hemen okuyamadım. Sonra ablam uzun uzun ısrarla tavsiye etti. Gerçi yine okumadım :D En sonunda okuduğum kitap biraz sıkınca başladım ve 2 günde bitirdim. Konu olarak zaten ilginç olduğu belli oluyor ama benim için daha ziyade okurken sıkılma oranıma bakıyorum. Ve bu kitabı okurken tek satırında bile sıkılmadım. Hem güldüren hem de bir parça hüzünlendiren bir hikayesi vardı. Prescot başlarda sinirlendirse de bir yerinden sonra beyaz atlı prens kıvamına geldi :D Üçüncü kitabın temel taşları da bu kitapta atıldı ve grubun şımarık kızı Julia ile Prescot ailesinin kötü çocuğu Ben'in hikayesini çok merak ediyorum. Umarım fazla beklemeyiz (:

Baskı: Bazıları Hırçın Sever (Kincaid Hihgland #2)

Cidden Güllerin Fısıltısını aynı kişi mi yazdı merak etmeye başladım. 2 kitabında böyle harika olup onun vasat olması akıl almaz. İyi ki bu seri ile devam etmişler yoksa bir daha şans vermeyebilirdim (:

ÖncekiSayfa 7 / 22Sonraki