hergene54
@hergene54

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Shanna
5/1025.03.2016

Baskı: Shanna

Kitap hele şükür bitti.Yazardan mı,çeviri yüzünden mi bilmem,anlatımında bir sıkıntı vardı.Bir de çokça yapılan tasvirlerle sıkıntıyı çoğaltmış.Bu sıkıntı, yazarın okuduğum üç kitabında da vardı.Ama bu kitap gerçekten diğerlerinden kötüydü.Ben bu kalın romanı bitirmek için sabrımın son kırıntılarını da kullandım .Bu yüzden okumak için tavsiye edebileceğim bir kitap değildi. Elimde yazarın bir tane daha kitabı var ama bundan sonra Kathleen E.Woodıss okumam heralde.

Nabız (Collide, #2)
8/1018.03.2016

Baskı: Nabız (Collide, #2)

Ne istediğini bilen karakterleri seviyorum.Gavin Blake'te bunlardan bir tanesiydi.Emily'i istiyorum dedi ve bir şekilde elde etti.Bu puanım Gavin için, bu seri onun sayesinde okunmaya değer bir seri oldu. Alın okuyun pişman olmayacaksınız.

Baskı: İki Entrika Bir Düğün - İsmail

Sekizlik bir kitap mıydı emin değilim. Puanımı Nehir Erdem için verdim.

Elveda Haziran
8/1011.03.2016

Baskı: Elveda Haziran

Kurgu hep mi aynı olur kardeşim ? Günümüzü sorgulayıp,geçmişe merhaba demek. Bu yüzden ben iyiden iyiye bu yazardan soğumaya başladım :( ama kabul etmek lazım bu kitap fena değildi.

Baskı: Gitme - (Kayıp Şehir, #3)

Selvi Atıcı sen ne yaptın bebeğim?Kitabı okurken Tunç'tan nefret mi etsem yoksa sevsem mi bilemedim.Bu iki duyguyu okurken, Tunç'a karşı fazlasıyla hissettim.Bir de Hayat'a acımakla meşgul oldum.Yani anlıyacağınız duygu fırtınası yaşadım. Her kitaba nasip olmaz duyguları okuyucusuna geçirmek.Bana göre bu kitap onlardan biriydi.Sıradan şekilde başladı ama sonrası Tunç'un Hayat'a yaptıklarıyla beni kitaba bağladı.Hayat'a üzülürken,iste tam bu anda Tunç'tan nefret ettim ve tabiki Hayat'ın babasından.Hayat'ın yaşadıklarını,Tunç'un nefretini ve sonrasındaki pişmanlığını her satırda fazlasıyla hissettim.Bir de aile babası Deryal beyimiz var.Tunç zaten bu beyimizin oğlu oluyor.Onu bu satırların arasında okumakta ayrıca çok güzeldi. Selvi Atıcı'nın kalemini seviyorum Okumaya değer kalemlerden biri olduğunu düşünüyorum özellikle bizden biri olduğu için.Pinokyonun Rüyasında hayal kırıklığı yaşamış olsam da benim için 'Gitme' bunu fazlasıyla telafi etti. Şimdi sırada ne var bilemiyorum ama Adem ya da onun oğlu Ali'yi okumak heralde güzel olurdu ;))

Baskı: Aşktan Kareler

Rachel Gibson tarzını sevenlerin beğenebileceği bir kitap.Ne eksik,ne fazla.Çerezlik kitap yani ;))

Baskı: Anlaşma (Off Campus, #1)

Çok iddaalı bir kitap çünkü Goodreads'a göre 2015 yılının en iyi romantik beş romanından biriymiş.Ben de ilk çıktığında hemen aldım okudum.Beğendim.Eğer beklentisiz okumaya başlarsanız sizin de beğenebileceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Hannah ve Garret çok tatlıydı.Kitabı ikisinin ağzından okumakta ayrıca güzeldi.Aynı ortamda olmalarına rağmen birbirini tanımayan çiftimiz,amfide Hannahın A ,Garret'in beklediğinden düşük not almasıyla birbirlerini farkediyorlar aslında Garret farkediyor.Ortalamasını düşüren dersi yükseltebilmek için Hannahın ona ders verebilmesini teklif ediyor.Kitabın bundan sonrası benim için çok eğlenceliydi.Garretin yılmak bilmek çabaları,Hannah'ın teklifini geri çevirmeleriyle sonuçlanıyor ta kii Hannahın bir açığını yakalayana kadar.Sonrasında gelişen olaylar,Hannahın ve Garretin bir şekilde birbiriyle yakınlaşmasına sebep oluyor.Çok ayrıntıya girmiyorum ama kitap bir şekilde yaşanılan cinsel saldırının ve aile içi şiddetin üzerinde durmaya çalışmış.Bu okuyucuya nasıl geçtiği tartışılır ama bir şekilde yaşamış insanı etkilediği gerçeğini değiştirmez.Hannah ve Garret bunları yaşamış kişiler.Bana göre okuyucuyu bunatmadan yaşadıkları uygun şekilde anlatılmış.Ben Hannah ve Garreti çok sevdim.Aralarında ki dialoglar okunmaya değerdi.Özellikle telefon mesajları beni gülümsetti.Tek bir şey var o da onların üniversite ortamıyla, bizim üniversite ortamının farklı olması sebebiyle, bazı olayların bize ters gelmesi.Bu da sanırım kültür farkı :) Son zamanlarda Yabancı Yayınları çok güzel kitaplar yayınlıyor.Ben de özelikle bu yayınevinin çıkan kitaplarını takip etmeye çalışıyorum.Bu kitapta onlardan biri.Ben beğendim.Sayfalarını sıkılmadan,satırları atlamadan,keyifle okudum.Tavsiye ederim.

Baskı: Ruhumdaki Canavar (Monster in His Eyes, #2)

İlk kitabı Karissadan dinlemiştik.Bu kitabı da İgnazio Vitali yani Naz'ın ağzından okuyoruz.Okurken de onun karanlığında boğulduk adeta.Kitabı bana göre diğerlerinden ayıran,farklı yapanda bu karanlık taraf.Güzel şeyler söylemek isterim ama bu kadar karanlığın,çirkinliğin içinde söyleyecek güzel bir şey bulamıyorum.Sadece etkileyici,bir solukta okunan,akılda kalıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bu da yeterli sanırım.

Baskı: Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1)

Okuduğum olumsuz yorumlardan sonra her ne kadar kitabı sevmemeye uğraştımsa da merakla sayfalarını çevirdim. Kızın yaşının küçüklüğünü saymazsak ve benim gibi bir çoklarını rahatsız eden zevk adına yapılan tecavüz sahnelerini görmezden gelirsek, bir solukta okunan kitaplardan olduğunu söyleyebilirim. Kitap bittiğinde ikinci kitabı okumaya fazlasıyla yetecek kadar ilgi çekici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Anlatım,kurgu,çeviri oldukça iyiydi.Laf kalabalığı yoktu.Karakterleri akılda kalıcıydı.Özellikle de Ignazio Vitali...Sevip sevmemek arasında kaldığım karakter oldu.En yakın arkadaşı tarafından ihanete uğramış ve hamile karısını bu yüzden kaybetmiş,hayatını uzun yıllar bunun intikamını almak için yaşayan karanlık bir adam,bir mafya üyesi. Daha ilk başta onda farklı bir şey olduğu hemen hissediliyor. Karissa ise annesinden başka kimsesi olmayan şehre üniversite okumaya gelen masum genç bir kız.İkili arasındaki başlayan ilişkiyi yaş yüzünden yadırgayarak okunuyor ama sonra yavaş yavaş öyle bir karanlıklar içine dalınıyor ki bunu farkedemiyorsunuz bile. Kitabın bazı yerlerinde Grinin elli tonunda ilk defa duyduğumuz ve greyi anımsatan yerleri olmadı değil ama İgnazio, kesinlikle kişilik olarak ve yaptıklarıyla daha sert,daha gizemli ve tehlikeli bir adamdı. Yani anlıyacağınız bu kitap çok masum duyguları alıp karanlıklar içinde yok edebilecek bir kitap. Bence günümüz aşk romanlarından sıkıldıysanız alternatif olarak okunabilecek bir kitap ama sevip sevmeyeceğiniz konusunda bir şey diyemiyorum.

Sonsuza Kadar Benim
5/1028.01.2016

Baskı: Sonsuza Kadar Benim

Kitap konu olarak çok ama çok klişeydi.Bir de okuyucusuna duyguyu geçiremediğine inanıyorum.Bu yüzden okunmasa da olur diyebileceğim kitaplardan birisiydi.

Aşk ve Gurur
10/1025.01.2016

Baskı: Gurur ve Önyargı

Ooo My Darsy diyerek başlamak istiyorum sözlerime.Günümüz romanlarından sonra, popülaritesini günümüze kadar kaybetmemiş 200 yıllık bir roman okumak gerçekten bana iyi geldi.Arada klasiklere dönmek gerekiyor sanırım. Klasiklerin içinde en kolay okunan ve anlaşılan bu kitabı ikinciye, aynı zevk ve heyecanla okudum. hiçbirşeyin aslında göründüğü gibi olmadığını,gururun ve önyargılı olmanın gerçekleri görmemizi engellediğini anlatan çok güzel,naif bir romandı.Okuyun okutun diyorum.(Bu arada kitabın Aşk ve Gurur adında çekilen filmini seyrederek pekiştirdim. tabii kitapla arasında küçük farklılıklar olsa da filmini de çok beğendim.Kitabı okuduktan sonra filmini de mutlaka seyretmenizi öneririm.)

Baskı: Tess'in Gözyaşları (Monsters in the Dark, #1)

Bu kitabın adını çok duymuştum ama köle - efendi içerikli bir kitap olduğunu duymamıştım.Okuduktan sonra sevmedim diyebilirim. Böyle sapıkça hastalıklı,dayaklı fantazileri okumaktan hoşlanmıyorum. Bu kitapta benim için böyle bir kitaptı. Ama sizi olumsuz etkilemek istemem çünkü kitabın kurgusu,çevirisi,anlatımı çoğu kitaba göre çok daha iyiydi,bir solukta okudum. Puanımı da zaten buna göre verdim. Tess şimdiye kadar okuduğum kitaplar içinde en iğrendiğim karakterdi.TESS'in gözyaşları bana göre daha çok aksın.Beter olsun.İstediği oldu işte aradığını buldu.Zevk için bi ton sopa yiyecek ve mutlu olacak. Q ise Tess ten farkı yoktu benim için,içindeki karanlık yönü bastırmaya çalışan zavallı biriydi. Q bence de Greyle bir olamaz.Q greyden daha sadist ve daha mazoşist...

Baskı: Tehlikeli İçgüdü (Rosemary Sahili, #2)

Serinin ikinci kitabı hem Rush, hem de Blair'in ağzından anlatılmış.Ben Blairi kazanmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır Rush ı bu kitapta daha çok sevdim. Sonlara doğru biraz saçmaladı ama Allahtan sonradan toparladı..Blair bu kitapta biraz daha pasifti. Woods Blair'e her zaman destek olmasıyla, bence serinin en sağlam karakteriydi. Okuyucuya geçen kitapta açıklanan sırla ilgili birde sürpriz vardı.Öyle aman aman bir seri değildi ama boş vakitlerinizde okuyacağınız çerezlik kitaplar olarak düşünülebilir.

Baskı: Tehlikeli Temas (Rosemary Sahili, #1)

Öncelikle kitap kapağı çok ateşliydi demek istiyorum.Okurken kapağını saklamak istenmesine sebep olanlardan hemde :) Neyse kitaba gelecek olursam; okumaya biraz önyargıyla başladım sanırım çünkü üvey kardeşlerin birbirini arzulamasını yanlış buluyorum.Blairin ve Rush'un hikayesi de böyle bir hikayeydi.Bu kısmı görmezden gelinirse okuduğuma değdi.Anlatımı akıcıydı.Blairi sevdim.Ünlü bir Rock yıldızının zengin oğlu olan Rushun başlarda Blaire davranışlarından hiç hoşlanmadım.Tavırlarıyla soğuk itici,kendine fazla güvenen bir karakterdi.Sonradan Blaire sevgisini de samimi bulmadım.Blair ise ayaklarının üzerinde durma çabalarını severek okudum ama ikisi hangi ara birbirine bu kadar bağlandı anlamadım. Kitapta sevdiğim başka karakterlerde vardı.Grand,Jimmy ve özellikle Woods.Bir de herkesin bildiği ve bizim de kitabın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir sır vardı tabi bu sır ikisinin yine de bir araya gelmelerine engel olmamıştı ama... Kitabın finali sırrın oraya çıkmasıyla bitti.Sır Rush'un kardeşi Nan ile ilgiliydi Blairin sırrı öğrendikten sonra nasıl etkilediğini nasıl tepki verdiğini gördük.Bundan sonra ise neler yaşayacağını öğrenmek için hemen ikinci kitaba geçmek gerek.

Baskı: Duvarların Dili Olsa (Cocktail #1)

Kitabı beğenenler çok fazla ama ben beğenmedim.Beni açıkçası hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü Caroline karakterini hiç sevmedim.Kitap baştan sona onun takıntısı üzerine yazılmış. Okurken başlarda eğlendiğimi söyleyebilirim ama sonradan o kadar çok or aşağı, or yukarı :( bahsedildi ki beni baydı. Simon'u sevmeme rağmen o bile kitabı kurtaramadı ...

Baskı: Sevgim Sana Ait (The Wallflowers, #3)

2015 yılını okumaktan keyif aldığım bir kitapla bitirdim.Sevgim Sana Ait #Lisa Kleypas ın en duygusal,en romantik kitabıydı bana göre. Süs bitkileri adını verdikleri grubun en sessiz en utangaç kekeme kızı Evie'nin kabuğundan sıyrılıp kendi kararlarını veren cesur biri haline dönüşmesi okurken, kötü geçmişiyle çapkın ST Vincent'in da görünenin aksine iyi ve duyarlı biri olarak okumak gerçekten keyifliydi. Özellikle Vincent'in Evie karşı duyarlı davranışları çok hoştu. Bence en iyi Lisa Kleypas çiftİydi. BU güzel çiftin hikayesini okurken,hikaye içinde ( Hathaway Serisini önce okuduğum için ) Cam Rohan'ı görmek ise beni ayrı bir memnun etti .Ben tabii ki Cam hayranı olarak Cam Rohan'ın kumarhane geçmişi hakkında bu kitapta biraz daha bilgi sahibi olup, kendisine yine hayran oldum. Sıkılmadan bir çırpıda okuyacağınız güzel bir hikayeydi. Zaten Lisa kitaplarının özelliği olan kolay okunan ve akıcı anlatımıyla hikayeyi sevmemek elde değil.Tabi bunu söylerken çevirmeni unutmamak lazım. Ben çok beğendim. Bu tarz kitap okumayı seviyorsanız kesinlikle LİSA KLEYPAS 'ı okumanızı öneririm.

Baskı: Meğer Ne Çok Sevmişim (The Hathaways, #5)

Serinin beşinci ve son kitabıydı.Hathaway ailesinin son bekarı,hayvanlara düşkünlüğü ile bilinen Beatrix'in hikayesiydi.Elbette eksikleri vardı (özellikle Cristopherin mektubu yazanın Beatrix olduğunu öğrendikten hemen sonra sırılsıklam aşık olması ve evliliği çok acele olmuş :) ) ama okuduğum serinin en sevimli ,en eğlenceli, en keyifli kitabıydı. Özellikle bütün aile fertlerini bir arada çoluk çocukla görmekten, onları okumaktan büyük keyif aldım.Zaten Hathaway Ailesi karakterleri ve hikayeleriyle benim çok beğendiğim, okurken keyif aldığım bir seri oldu. Kitaplığımda Lisa KLEYPAS köşesi oluşturmaya başladım. Okumayanlara, özellikle eğlenceli kitap okumak isteyenler tavsiye ederim.

Baskı: Daha Sabaha Çok Var (The Hathaways, #4)

Hathaway ailesinin tek erkeği aynı zamanda Ramsey Lordu olan Leo'nun ve mürebbiyemiz Bayan Marks'ın hikayesini keyifle okudum. Serinin önceki kitapları gibi bu kitapta kolay okunan ve çabucak biten sevimli bir hikayeydi. Okuması eğlenceli bir seri,tavsiye ederim

Baskı: Gecemi Aydınlat (The Hathaways, #3)

Poopy bence Hathaway ailesinin en sıradan üyesiydi.O yüzden hikaye Harry üzerine kurulmuştu. Ne yalan söyleyim Harry'i Poopy'den daha çok sevdim. Poopy'nin sıradanlığının aksine Harry akıllı,ne istediğini bilen,elde etmek için savaşan zeki bir karakterdi.Diğer kitapları daha çok sevmeme rağmen, bu kitabı da büyük bir zevkle okudum.Kitabın sonunda ağabey Leo ve mürebbiye Bayan Marksın hikayesine öyle bir giriş yapmış ki sıradaki kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.

Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)

Serinin ikinci kitabıydı.Hathaway ailesinin ikinci kızı Win ile uzun yıllardır ailenin yanında kalan roman Meripen'in hikayesiydi. Meripen çocukluğunda roman kabilesi tarafından ağır yaralı olarak ölüme terkedilmiştir.Onu bulan Bay Hathaway ailesinin evine getirerek tedavi etmiş,sağlığına kavuşmasını sağlamıştır.O günden sonra aile ona kucak açmış, aileden bir gibi davranmışlar Meripen ise ailenin bu yaklaşımına karşı,onlarla kalıp,elinden geldiğince yardım etmeye çalışmıştır.Aslında orada kalma sebebi Win'dir,Win'e karşı yoğun duygular beslemektetir. Meripenin Wine karşı gösteremediği duygularını, kuşu görmesi için penceresinin camını hergün silmesi,kızıl hummadan ölürse onun peşinden ölmek istemesi şeklinde okumak güzeldi. MERİPEN ölecek kadar seviyordur fakat çocukluğunda romanlar arasında yaşadığı vahşi hayat yüzünden böyle bir beraberliğin olmayacağının bilincindedir. Win ile bir geleceklerinin olamayacağını bildiği için, onun başka birini sevip evlenmesini isteyecek kadar değer veriyor :( Bana göre Meripenin aksine Win'in sevgisini daha samimi buldum. Her ne olursa olsun sevgisinden vazgeçmedi. Sonunda romanların meşhur yatağından kız kaçırma sahnesiyle muratlarına erdiler. Gerçi Leo Meripenin aklını başına getirmeseydi ortada bir şey olmazdı ya neyse.. Çok akıcı,kolay okunan sizi sıkmayan bir hikaye.Hathaway Ailesi gerçekten komik,eğlenceli ve aykırı karakterleriyle benim beğenimi kazandı.Özellikle Cam Rohan'ın Hathaway ailesine kabilem diyerek onları sahiplenmesini çok hoş buldum.Meripenin dramatik tavırlarına karşın,Cam'ın olaylara esprili ve bilgece yaklaşımları ile benim favori karakterim oldu.Amelia'nın anaçlığı,Beatrix'in hayvanlara düşkünlüğü,Leo'nun umursamaz dalgacı tavırları aileye sempatimi artırdı.Poopy karakteri hakkında henüz bir şey diyemiyorum.Onu heralde anlatıldığı kitabında daha yakından tanıyacağız.Birde aileye yeni katılan mürebbiye Bayan Marks var.Leonun onu kızdırmak için çabalaması karşısında atışmalarını okumak eğlenceliydi. Bu kitap için söyleyeceğim başka bir şey de Cam ve Rohan da bulunan dövmenin gizemi çözülüp,ikisini yakından ilgilendiren sır ortaya çıkıyor. Ben keyifle okudum.Seriyi okumaya devam ediyorum

Baskı: Benimle Kal (The Hathaways, #1)

BENİMLE KAL Amelia, Win, Leo, Poppy, Beatrix'ten oluşan Hathaway ailesini anlatan serinin ilk kitabı.Anne ve babalarının ölümünden sonra kardeşlerinin başında onlara kol kanat geren Amelia'nın hikayesiydi. Kolay okunan ve sizi sıkmayan anlatımıyla kolayca hikayenin içine giriliyor. Seri kitabının ilki olduğu için kardeşleri de bizimle yeterli bir şekilde tanıştırmış. Bir de Cam Rohan var tabi.Yarı roman olan Cam, yerleşik düzenden sıkılmış,herşeyi geride bırakıp tıpkı romanlar gibi özgür yaşamayı düşündüğü sırada Amelia ile karşılaşır.Aralarındaki çekim ve tutku her ikisi içinde inkar edilemez boyuttadır. Bence kitabı özel kılan Cam Rohan olmuş.Kitaba kesinlikle gizemli bir hava katmış. Okurken ona hayran olmamak elde değil.Cam'ın Amelia'a arasıdaki çekim ve Hathaway ailesine sahip çıkması gerçekten okumaya değerdi.Şimdi ikinci kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum.

Baskı: Pinokyo'nun Rüyası - (Kayıp Şehir, #2)

Okumak için sabırsızlandığım bir kitaptı. Yazarın diğer iki kitabını çok sevip beğendiğim için maalesef bu kitabı okuduktan sonra hayal kırıklığına uğradım. Bunun sebebi herhalde hikayeyi sevememiş olmamdı. Gazelin yaşadıklarına üzülsemde hikayesini sevemedim,ne yazık ki Ömer'de hikayeyi kurtarmaya yetmedi.Hatta bir ara Ömer'in Gazeli düşünme şekli olan 'Çikolatan çekmecede' cümlesi o kadar çok geçti ki beni çikolatadan soğutacak diye korktum. Kitabın en beğendiğim yerleri Deryal ve Adem ikilisini okuduğum yerleriydi.Ömer'in geçmişte Deryal ve Adem ikilisiyle nasıl tanıştığını ayrıntılı biçimde öğrendik ve onları evli ve çocuklu olarak sevgi dolu görmek süperdi. Dediğim gibi yazarın diğer iki kitabını çok sevdiğim için bu kitap benim beklentilerimi çok karşılamadı.Yine de piyasadaki özellikle çerezlik dediğimiz kitaplardan iyiydi.Selvi Atıcı sevdiğim bir kalem,bir sonraki kitabını herzamanki gibi merakla bekliyorum.

Ay Bahçesi
9/1012.12.2015

Baskı: Ay Bahçesi

Ben İan ve Selena'nın hikayesini çok sevdim. Uzun zamandan sonra okuduğum en iyi Kristin Hannah kitabıydı.

Kor Adası
10/1009.12.2015

Baskı: Kor Adası

Bu yazarı seviyorum. Bana yine iyi bir roman okuduğumu hissettirdi. Tavsiye ederim.

ÖncekiSayfa 4 / 11Sonraki