serpil
@serpil

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Zoraki Düşes
4/1021.06.2013

Baskı: Zoraki Düşes

Zoraki Düşes //Sally MacKenzıe Konusu güzel başlayan,dialoglar da kahkalarla güldüğüm etkileyici bir girişten sonra,konunun gereksiz yere lastik gibi oradan buradan uzatılması sayesinde durağanlığa giren bir kitap halini aldı benim için.. Ben ki okuduğum kitaplarda dialoglar dan büyük keyif alırdım,anladım ki bir yerden sonra sıkıyor. Özellikle de tam aksiyon sahnesinde -ki bu sahneler zaten bir elin beş parmağını geçmez- araya gereksiz muhabbet girdi mi işin tadı tuzu kaçıyor... Uzun uzun yazmayacağım konusunu,kitabın kapak arkasında yazılanları geçmeyecek yazdıklarım,zira kitabın başında o konuyu beğendiğim ve çok güldüğüm dialoglar da o kısma kadar :))) hakkını vermek lazım altıncı bölüme kadar güzel devam etti kitap.. Yazar'a birazcık güvenmiş olsaydım,serinin üçüncü kitabını okumak için cesaret toplardım. O zamana kadar belki unutur okuma kararı verrebilirim. Zaten bu serinin tamamını bizlerin okumaya,yayınevininde çıkarmaya ömrü yetmez :))

Oniks (Lux, #2)
6/1021.06.2013

Baskı: Oniks (Lux, #2)

Oniks-Lux 2 // Jennifer L. Armentrout Lux serisinin ikinci kitabınıda okuyarak suyunu çekmiş bulundurmaktayım 1 ve 2 kitap arasında çok kararsız kalsam da Deamon'un bu kitapta daha çok olması ve öküzlüğü Katy'e devretmesi sevindirici oldu benim için.. Evet, kesinlikle rolleri eğiştirdiler bu kitapta. Katy daha başına buyruk,daha "ben bilirim" havalarındaydı. Sonrasında da tüm bedelini ödedi... Daemon,Katy'i iyileştirdikten sonra tek beden olmaları hala devam etmektedir. Kalplerinin aynı anda atmasına ve ayrılamaz bir bütün haline gelmelerine sebep olumuştur. Ama bu iyileştirmenin Katy'e verdiği en büyük zarar-kimine göre- nesneleri ve objeleri haraket ettirme gücüdür. Henüz bunları kontrol edememesi bir çok soruna yol açmaktadır. Ve bu konuda kendisine yardıma gelen yeni çocuk! Katy'e ders vermeye başlar. Bu durum Daemon'un hoşuna gitmesede,bu çocuğa karşı olumsuz duygular beslemesine en gel olamaz. Kasaba da da her zamankinden fazla Arum ve Savunma askerlerinin bulunması işlerini daha da zora sokacaktır. durumlar karışık bir hal alır ve Daemon'u süpriz bir ziyaretçi beklemektedir. Kitabın sonunda ki bu süpriz misafir Lux serisinin üçüncü kitabını beklememizi zorlaştırdığı kesin ve umuyorum yayınevi sıcağısıcağına okumamızı mümkün kılar.... Yazar'ın hali hazırda bir serisi,MELEZ Sözleşmeleri kitabıda elimde hazır ve okunmayı bekliyor ve ne yalan söyleyeyim ben bu serisini daha çok merak ediyorum ama beklemek zor olduğu için bu serinin son kitabının da çıkmasını bekliyorum :)) Yazarın hayal gücünü seveceksiniz,ben keyifle okudum ve bu yüzden dir ki TAVSİYEMDİR.... Serpil....

Göçebe
6/1006.06.2013

Baskı: Göçebe

Baskı: Gözyaşlarımı Sildiğim Gün

Linda Howard // Gözyaşlarımı Sildiğim Gün Çok çok uzun zamandır Linda kitabı beklememe değdi diye düşündüğüm ve okurken her türlü duyguyu barındıran bir kitap. Yazarın polisiye - aşk kitaplarına birde dramı eklemesi, Loto dan ikramiye kazanmak gibi geldi bana :)))) Kesinlikle çok ama çok özlemişim. Milla, David'in Meksika da doktorluk kariyerini tamamlaması için hamile haliyle yanına yerleşir. Doğumundan iki hafta sonra bebeğiyle çıktığı pazar alışverişinde iki adamın,kucağından bebeğini kaçırmasıyla hikaye başlar ve on yıl sonrasına gider. Bu on yıl içinde Milla'nın hayatında çok şey değişmiştir. Kendini oğlunu bulmaya adar ve kaçırılma olaylarının aydınlatılması için bir arama kurtarma derneği kurar. Her kayıp ve kaçırılma olayında başarılı olsa da bir tek kendi bebeğini bulamamıştır. Bu konuda ilerleme kaydettiği en önemli bilgi. Diaz adında birinin bu işte parmağı olduğudur. Bir gölge gibi yaşayan, herkesin korktuğu,infazlarda acımasızlığı ile tanınan ve istemediği sürece ortaya çıkmayan bu adam kimdir ve Milla'nın beneğini gercekten o mu kaçırmıştır....??????? Tüm sorular kitabın içinde ve her bir sorunun cevabını okurken keyif duyacağınıza eminim... Ahh unutmadan Diaz James şuana kadar okuduğumuz en soğuk, en duvar ve en korkutucu bakışlara sahip tek karakter olabilir ;))) Mutlaka tavsiyemdir... Serpil....

Baskı: Aşk Kokan Çiçekler (Chesapeake Shores #2)

Sherry Woods / Aşk Kokan Çiçekler Ve yine ilk kitap AŞKA ŞANS VER aynı tebessümle okunarak bitince büyük keyifle ikinci kitabı beklemeye koyuldum ve kesinlikle her anına değdi diye bilirim. Kitabı elime aldığımda Chesapeake kıyılarını ve O'Brien ailesini cidden özlediğimi farkettim Bu kez karakterimiz, Bree ve hayatına nasıl yön vereceğine dair en ufak bir bilgisi bile yoktur. Kız kardeşi Jess'in otel açılışına geldiğinden beri tetk ettiği kasabada kalan ve Oyun yazarı olmak için gittiği Chicago ya dönme hevesi taşımamasını işindeki başarısızlığa bağlar. Artık yeni bir hayat kurma isteğinde dir. Ve işe kendine küçük bir çiçekci dükkanı açmakla başlar. Hiç bir engelin olmadığını düşündüğü sırada, öğrendiği gerçek pes etmesine izin vermez. Bu engel, kasabadaki en büyük ve bol çeşitli seraya sahip, inatla Bree'ye çiçek vermeyi reddeden eski sevgili Jake den başkası değildir. Ve bir insan bir insan dan ancak ve ancak bu kadar nefret edebilir ve bu kadar karşı konulamaz hissettirir ;))) Kitabı okurken, o kadar dingin okuyorsunuz ki nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Gereksiz ayrıntılardan uzak, insanı sıkmayan ve akıcılığıyla keşke bitmeseydi diyeceğiniz güzel bir hikaye. Ve bence kitabı güzel kılan diğer bir özelliği kitabın içindeki diğer aşklarıda anlatışındaki sadelik. Benim merakla beklediğim bir seri ve kitaplığımın kıymetlilerinden. Bu nedenle; TAVSİYE EDERİM... Serpil....

Baskı: Aşkın İki Yüzü (Lone Star Sisters #2)

Susan Mallery / Aşkın İki Yüzü İlk kitap BANA BİR AŞK BORÇLUSUN o kadar keyifle okunmuştu ki bu kitabı beklerken inanılmaz heyecanlıydım. Ve kesinlikle okurken de aynı heyecana Nail oldum. Titan kardeşlerin ikincisi Skye Titan, despot babasının gölgesi altında yaşayan ve babası her ne isterse onu yapmakla kendini yükümlü hisseden kızkardeştir. İlk aşkı Mitch'i de babasının istediği adamla evlenmek için terk ettiğinde, o an için doğru kararı verdiğini düşünmekteydi. Eşi ölüp çocuğuyla bir başına kaldığında babasının yanına geri döner ve kendi Vakfı'nı kurarak yaşamaya devam eder.. Ta ki Match geri dönüp yarım kalan duygularının farkına varana kadar. Ama Mitch eskisi gibi değildir. Terk edilmenin acısını orduya katılarak onca yılını verdikten sonra bir bacağı eksik ve aksi biri olarak kasabaya geri döner. Skye şimdi hem Mitch ile hemde babasının gayri meşru oğlunun Vakfı'na yaptığı suçlamaların üstesinden gelmek için büyük mücadele vermek zorundadır. Kısaca konu bundan ibaret ben keyifle okudum ve bu seriyi kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın diğer yayınevi den çıkan ve devamını getirme tenezüllünde bulunmaması bu seriyi benim için daha çok cazip kılıyor diye bilirim Tavsiye ederim Serpil...

Baskı: Seninle Bir Gece (The Derrings #3)

"Sophıe Jordon / Seninle Bir Gece" bitti nihayet Kararsız ve sabit fikirli karakterleri okudum da bu kadarını tahmin edemedim. Sağolsun çevirmen arkadaş da kitabın sonlarına doğru yorulmuş olmalı ki çeviriyi katletti. Jane Seth, Seth de Jane oldu bir çok yerde gerisini kendi hayal gücüme bıraktım. Yazarın okuduğum diğer iki kitabına nazaran vasat bir kitapta bence. Hele onca şeyden sonra son bir sayfasında sevdiğini kabul etti ya Seth daha ne diyeyim. Fazla uzun uzun yazmayacağım. Yazarın ilk iki kitabı; Düğün Gecesi Kendini Aşka Bırak Kitaplarını şiddetle öneririken, bu kitap için sizin boş anınıza ve bol paranıza bırakıyorum... Serpil....

Baskı: Atlantis'in Yükselişi (Poseidon Savaşçıları #1)

Poseıdon Savaşçıları / ATLANTİS'in YÜKSELİŞİ- Alyssa Day İtiraf etmeliyim ki okumaya başlarken bu kadar eğleneceğim aklıma gelmemişti. Sonuçta Fantastik bir kitap,beni eğlendirecek ne olabilir ki diye düşünmüştüm. Ama yanılmak ne kelime bodoslama düştüm diye bilirim :))) hani bir sayfasını da gülmeden geçemedim. Böyle yazdığıma bakmayın, duygulanmak ve hırslanmakta garanti bu kitapta. Belki konusu aman aman etkileyecek cinsten değil ama dialoglar ve karakterlerin samimiyeti arayı kapatıyor.. Atlantisin ve yedi kıta' nın Prensi Conlan Trident adlı silahı çalan kişiden almak için yeryüze gelir. Yedi yıldır Vampirler kraliçesine esir olduğu için öldüğü sanılan Conlan'ı görenlerin korkmaları için bir sebebi vardır. Ona ait olan onundur.... Yedi savaşçısı ile birlikte geldiği yeryüzünde yüzünü göremediği Ruh eşi,Aknasha ile birbirlerine tutku ile bağlanırlar. Riley,sosyal hizmetlerde çalışan kendi halinde bir insandır. Sahilde uğradığı saldırıdan sağ çıkmasını bu gizemli adama borçlu olsa da,aralarındaki mesafeye rağmen akıl yoluyla konuşabilmeleri Riley'i şaşırtmaktadır. Zira bunu sadece kendi kız kardeşiyle yapabildiğine inanıyordu... Trident'in yerini saptamada yardımcı olunacağına inandığı Riley'i yanında götürmekten başka çaresi olmayan Conlan bu durumdan çok memnundur. Riley'in Conlan ve diğer dev yedi savaşçıyı küçük görmesi beni kahkalara boğdu. Hayatınızda bu kadar pervasız bir bayan karakter daha tanımamışsınız dır eminim :))) bu arada, Seri sekiz kitaptan oluşuyor, ikinci kitap Kral'ın intikamcı savaşçısı,yani Conlan'ın kardeşi Venn'in hikayesi... ben okurken keyif aldım ve sabah başladım akşama bitirdim :)) gerisini siz düşünün artık ;) Serpil....

İki Yabancı
3/1008.04.2013

Baskı: İki Yabancı

HAYATIMDA İLK KEZ BİR KİTABI BU KADAR UZUN SÜRE ELİMDE SÜRÜNDÜRDÜM :// çok sevdiğim yazarımdan böyle bir kitap beklemiyordum inanın... ya ben diğer okuduğum üç kitabının üzerine çıtayı yüksek tuttum yada her yazarın vaar olan nazar boncuğunu unutarak böyle bir konuyu yazara yakıştıramadım... kitabın sonunda iyi güzel herşey birbirine bağlandı bağlanmasına ama o ana gelene kadar bu kadar karmaşaya ne gerek vardı demeden edemedim... birşeyler değil,çok şeyler eksikti kitapta ve ben boşlukları ne iile dolduracağıma bir türlü karar veremedim. kısaca allem ettim kallem ettim an itibari ile kitabı bitirdim. yazarın diğer kitaplarını şiddetle tavsiye ederim, ama kesinlikle bu kitabı ile başlamamanızı öneririm.. BENCE yazarın en vasat kitabıydı. beğeneni muhtemelen vardır, ben başlarken büyük umutlarla başladığım ve ilk 70 sayfasını üç günde okuduğum,sayfalar sanki hiç bitmeyecek gibi geldiği için mi bilemem,bildiğim tek şey bana keyifli anlar yaşatmadığı.... Serpil....

Baskı: Sensiz Olmaz (Chicago Stars, #3)

Susan Elizabeth Phıllıps // Sensiz Olmaz Günümüz hikayelerinden sağolsun yayınevleri,okumayı sevdiğimiz yazarları tek tek sandığa koyunca elimizde bir tek Susan Elizabeth Phıllıps kaldı... İyiki de kalmış yoksa ben kendisiyle hiç tanışamaz ve okuyamazdım... Öyle ki şuana kadar üç kitabınıda birer günde bitirdim... Yazarın kalemi şu hep dediğimiz sıkmayan,aytıntıya girip de bizi kasmayan cinsten.. Çok tavsiye edeceğim günümüz yazarı vardır ve kesinlikle "Susan Elizabeth Phıllıps" sıralamanın ilklerinden diyebilirim... Chicago starsın oyun kurucusunu televizyonda ilk gördüğünde,aradığı aptal baba adayının en uygunu olduğuna karar veren Fizik Profesör'ü Jane, sıkı bir planla karşısına çıkar. Bir daha karşılaşmayı ummadığı Cal Bonner,namı değer Bombacı Jane'nin planını öğrendiğinde intikam duygusuyla dolup taşar ve Jane'i gözlerden uzak doğup büyüdüğü kasabaya götürür... Olayların ve duyguların ardı arkası kesilmeden ve nasıl bittğini anlamadan sonuna geliyorsunuz kitabın... Ben on saat gibi kısa bir sürede,hani soluksuz okudum denir ya? aynı o durumda okudum ve bitirdim :))) Ayrıca yazarın en sevdiğim yanı, Kitabın içinde farklı aşlara da yer veriyor olması :) Kim olduğunu okurken öğrenin ;) Yedi kitaptan oluşan serinin üçüncüsünü de çok şükür okuyarak,aynı hızda diğer kitapları okuma temennisi ile herkese Şiddetle TAVSİYE ederim... serpil...

Cesaretin Var mı?
8/1025.03.2013

Baskı: Cesaretin Var mı?

Vıcky Dreılıng / Cesaretin Var Mı? Historical kitaplarda yeni yazarlar ile tanışmak benim için her zaman risk taşır. Ve bu yazarın kitabını ilk elime aldığmda çekimserliği atamadım üzerimden. Taaa ki ilk otuz sayfasını okuyana kadar :))) Sonrası nasıl olduğunu anlamadan bitiverdi. Yazarın dialogları en okumak istediğim türden,tüm nüktedanlığıyla kitabı okuma hevesini kat be kat arttırdı :) Çöpçatanlık yapan bir çok leydili kitap okudum ama genelde muhatap bir başka leydi olurdu. Bu kez eş bulunmasını isteyen bir Lord'du ve hatta Dük ünvanına sahip bir Lord. Konusu kitabın arka kapağında en kısa haliyle yazılmış olduğu için konuya fazla değinmeyeceğim, ama es geçmemem gereken tek şey yan karakterlerinde okurken kitaba kattığı heyecan ve tat her kitapta karşımıza çıkmayan güzellikteydi. bu kitap için üzülerek söyleyeceğim tek şey seri olması... Üç kitaptan oluşan How To Series serisi'nin ilk kitabı bu ne yazıkki. 1. Cesaretin Var Mı? 2. How to Seduce a Scoundrel ( Julianne ve Hawk ♥ ) 3. How to Ravish a Rake ( Amy Hardwick ) umalımda yayınevi bizi çıldırtmadan seriyi yayınlamayı başarır... Ben çok keyif alarak okudum, tavsiye ederim... Serpil....

Anne Kalbi
8/1013.03.2013

Baskı: Anne Kalbi

Nar Ağacı
10/1011.03.2013

Baskı: Nar Ağacı

Nar Ağacı // Nazan Bekiroğlu Çok uzun zamandır okuduğum kitaplara yorum yazar,kendi şahsi düşüncelerimi dökerim satırlara. Kitapların sayfalarında kendimi kaybetmişsem,son sayfayı kapattığımda hafsalımda kalan satırları tekrar tekrar okuyorsam içimden şayet, o kitap benim kıymetlim olmuştur. Yerli yada yabancı yazarların yazdığı ve çok beğendiğim kitaplarla karşılaşmışımdır mutlaka ,ama NAR AĞACI bir başka anlam kattı OKUDUĞUM kitaplara… İtiraf etmeliyim ki ben,SERPİL arkadaşınız,kardeşiniz bu kadarını beklemiyordu. Zamanında okuduğum BRONZ ATLI / Paullina Simons kitabını yere göklere sığdıramayan ben, aynı dönemi satırlara döken NAZAN BEKİROĞLU yazarımızı es geçmenin utancını yaşıyorum şimdi. Son sayfayı kapattığımda aklıma düşen ilk düşünce kesinlikle bu oldu. Her iki kitapta kendince farklı güzellikler taşısada bu iki kitap, NAR AĞACI ‘nın yerine hiçbir kitabı koyamam… Kitabın ilk satırlarında 1912 yıllarına gidiyorum,Zehrayı Büyükhanımı, Hacıbeyi ve Zehra’nın abisi İsmail ile tanışıyorum. Bahçelerinde İsmailin diktiği Nar Ağacı ile o dönemin mutluluğunu okuyorum her bir satırda. Trabzonlu olmamın verdiği avantajı kullanmak istedim bazı yerlerde,ama ne mümkün, Gül Cemal vapurunu bile bu kitapta tanıdım öğrendim. O dönemi onlarla yaşayıp öğrenmek ve her bir anlarına şahit olmak, İsmailin İstanbul mekteplerinde eğitim görme hevesi, Zehranın resim çizmek için eğitimi ve bu eğitimi vermek için ona yardım eden Celil Hikmet bey. Rus donanmasının Trabzon kıyılarına saldırmaya başlaması ile Trabzon eskisi gibi değildir artık. Şimdi zaman muhacire çıkma zamanıdır Zehra ve ailesi için. Tek tesellileri bıraktıkları topraklara bir gün dönebilme umududur.. İran’ın Taht-ı Süleyman’ında,Tebriz’in halı tüccarının oğlu beyzade Setterhan…. Ve Setterhan’ın gönlünde Azam… Taht-ı Sülayman’nın her karış toprağına kurban Setterhan, ne oldu nasıl oldu da her şeyi geride bırakıp,kendi toprağından memleketinden kopup karadenizin Batum ilçesine yerleşti? Kervan larla geldiği bu yere yaşamaya karar verdi… Ve nasıl oldu da Karadenizli Zehra ile Tebrizli Setterhan birbirlerini buldu…. Yazarın satır arasında dediği gibiydi okurken hissettiklerim, “Zehra’nın hikayesine geçildiğinde aklım Setterhan da kalıyor,Setterhan’ın kine geçtiğim de Zehra da”… ben de Hocam gibi ordan oraya savruldum durdum merakla hasretle ve mutlulukla…. Çok severek okuduğum bu Romanı tavsiye etmekten ve her bi karakter ile tanışmaktan gurur duydum…. Not: kitabın 506. Sayfasının son satırlarını okurken kaderin akıl almaz haritasına şahit olacaksınız…. SeRpiL…..

ÖncekiSayfa 5 / 11Sonraki