
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Onüç Günün Mektupları
Mektuplardan oluşmasına rağmen şiir tadında. Yazar şair olunca şiirsel dilini mektuplarında da korumuş sanırım. Bu kadar duygusallık bana fazla olsa da okumanızı öneririm. Cemalettin Seber (Cemal Süreya) i merak edip yakından tanımak isteyenler için bir eser.
Baskı: İnsancıklar
Kitapta hep acaba ne olacak? diye merak ettim. Hep bir aksiyon olmasını bekledim fakat beklediğimi alamadım. Yazarın amacı sanırım yoksul insanların birbirleri arasındaki dayanışmayı, duygu paylaşımlarını, yoksul olsalar dahi sahip oldukları en ufak şeyi paylaşma isteklerini aktarmaya çalışmış okuyucuya. Bunu gayet güzel aktarmış ama duygu yoğunluğu bana bazen abartılı ve fazla geldi. Belki daha normal olabilirdi bu yoğunluk, bu biraz kitabı gerçek dışı yaptı benim gözümde. Kitabın sonu sanki ben de "ya bunda bir eksiklik var" düşüncesi uyandırdı. Kitap sanki tamamlanmadan bitmiş gibiydi. Fakat okuduğuma pişman olmadım. Okuyucuya bazı mesajlar verdiği ve aktardığı bir gerçek.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Bayağı bir süre önce okumuştum. Genel görüşlerin aksine bu kitabın abartıldığını düşünüyorum. Tamam güzel kitap, hoş kitap, yazar duyguları olayı güzel bir dille anlatmış ama... Nitekim bir Türk filminden ne farkı vardı ki? Türk filmlerinde de aynı konuyu ve aynı sonları görmüyor muyuz? Şaşırtan ya da bir Türk filminin anlattığından fazla bir şey anlatmadığını düşündüğüm kitaplardan. Sonuca gelirsek iyi kitap, hoş kitap, okuyun kesinlikle fakat kesinlikle mükemmel denemez.
Baskı: Satranç
Kitap çoğu kişinin söylediği gibi akıcı ve kendisini bir solukta okutuyor. Fakat yazarın amacını anlamakta zorlandım ben. Dönemin insan psikolojisine mi, hiçlik duygusu ile nasıl başedilebileceğine mi, eğlence olarak yapılan bazı şeylerin rekabet, aç gözlülük, en iyi olma hırslarına bürünüp hayatı daha kötü bir hale soktuklarına mı değinmek istemiş dersiniz? Aslında hepsini barındırıyor içinde fakat birşeyler eksik gibi ve bende şu açıdan büyük etki bıraktı diyemedim. Dilinin çok anlaşılır ve hafif olduğuna katılmıyorum. Bazı yerleri tekrar okumak zorunda kaldım. Kitabın sonuna geldiğimde de bu nasıl bir son dedim kendi kendime sanki böyle yarım yamalak kalmıştı kitap benim için. Okunmasını önermekle birlikte ilk sıralara koyacağım bir kitap değil kendisi benim için. 7/10
Baskı: Son Ada
Livaneli bu kitabında insan müdahalesinin doğaya ve insan yaşamına verdiği zararları anlatmış gibi görünebilir fakat düşünüldüğünde siyasi çıkarları uğruna yaşanılan alanı mahvetmek anlatılıyor. Kitapta anlatılanları ülkemiz için düşündüğümüzde de söylediklerinin hemen hemen aynısının yapıldığını görürüz herhalde. Bazılarının koltuk sevdası uğruna bu halkı uyuşturucu sözleriyle beyinlerini uyuşturup kendini haklı gibi gösterdiklerini, doğanın tahrip edilip daha sağlıksız ve yaşanmaz bir hâl aldığı gerçeği var bu ülkede. Dili de gayet akıcı ve kendini okutturan bir kitaptı. Kesinlikle öneriyorum. 9/10
Baskı: Mutluluk
Öncelikle Livaneli'nin yalın, sade, anlaşılması kolay, akıcı dilini seviyorum. Kendisini sıkmadan okutturuyor. Bir önceki okuduğum Serenad kitabı gayet güzeldi zaten. Bu kitabında değişik kişilerden yaşamlardan kesitlerle ülkemizin içinde bulunduğu sorunları ve sebeplerini bize aktarmak istemiş. Benim kişisel olarak ta farkında olduğum sorunlardı bunlar. Başarılı bir şekilde anlatmış bunları okuyucuya. Kendi aklında bulunan tespitlerin de yerinde ve doğru olduğunu düşünüyorum. Tabi ülke sorunlarından bahsetmiş genel anlamda da mutlu olmanın nasıl mümkün olabileceğinden de bahsetmiş. Kitabı bitirdiğimde "neyi düşlüyorsan, nerede kendini rahat ve mutlu hissediyorsan işte gerçek mutluluk o dur" mesajını aldım ben. Tek beğenmediğim yönü bazı bölümlerin ve hikayelerin gereğinden fazla uzun olması geldi bana. Bu nedenle 10 üzerinden 8 verdim. Ortalamanın üstünde bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Baskı: Kız Kulesindeki Kızılderili
Hoş bir tat bıraktı bu kitap bende. Kızılderililerden yola çıkarak dünyadaki tüm soy kırımlara, faşistliklere tepki göstermiş aslında. Güzel mesajlar veren yer yer ilginç bilgilerle bizi bilgilendiren bir kitap olmuş. Sunay Akın'ın tarihsel bilgisi gerçekten takdir edilesi. Fakat bazı bölümler bilgi bombardımanı gibi olmuş ve her bilginin başka bir bilgiyle ilintili olması yorucu ve konudan biraz uzaklaşmasına yol açmış. Onun dışında verdiği mesajlarla, bilgilerle beğendiğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Baskı: Melekler ve Şeytanlar (Robert Langdon, #1)
Zamanında puan verip bırakmıştım yorum yapmamıştım. Şöyle kitaplarıma bir göz gezdirirken okumayı düşünen arkadaşlara yardımcı olsun diye yorum da yapayım dedim. Kişisel olarak hayatımda okuduğum en sürükleyici kitap olmuştur. Acaba şimdi ne olacak? merakımdan dolayı saatlerce okuduğum olmuştur aynı gün ve dolayısıyla sayfa sayısı az olmamasına rağmen çabuk bitirdiğim bir kitaptır. Dan Brown'ın diğer kitaplarını okumadım fakat sırf bu romandan dolayı diğerlerini de okumak istemişimdir. Kesinlikle önerdiğim bir kitap.
Baskı: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Bitirdiğimde ilk defa bir kitap için "Bu ne ya?" dedim. Bir kitap bu kadar mı sıkıcı olur. İyi ki kısa kitap yoksa kendini bıraktırabilirdi yarıda falan. Bazıları demiş Müzeyyenle ayrılışını anlatıyor. Adam Müzeyyenle hiç birlikte olmadı ki ayrılsın. Platonik bir şeyler olabilir belki. Neyse sonuç olarak beni sıkan bıktıran bir kitap oldu. Konuşma diliyle samimi yazmış ama bir kitap için özensiz bir dil olmuş. Ben beğenmedim ama denemek isteyene de mani olmam.
Baskı: Yabancı
Kitabın varoluşçulukla ilgili olduğunu düşündüm okuyup bitirdiğimde. Nihilizm belirtileri gördüm karakterde. Düşündüğüm gibi olmadığını var sayarsak toplumun geneline göre yabancı birinin romanı da denebilir bir diğer bakış açısı ile. Yazar bunlardan birisini ya da hepsini anlatmak istemiş olabilir tam emin değilim. Az sayfada çok şey anlattığını söyleyebilirim. Ben okurken şahsen kafam karıştı. Bazı yerlerde ne anlatmak istediğini anlamadım. Bu nedenle bazı kişilerin çok yalın anlatmış konusu çok belli yorumlarına katılmıyorum. O nedenle de 7 puan verdim. Fakat okunmasını önerdiğim bir kitap olarak kalacaktır. İyi okumalar.
Baskı: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
İnsanın ufkunu genişletmesi, denenmemişi denemesi, yeni şeyler öğrenmesi için aşması gereken öncelikli şey ne? İşte bunu konu edinmiş ve üstü kapalı bir şekilde veriyor kitap. Aslında kişinin gerçek benliğini bulması ve kendisini tanımasıyla alakalı. Hoş bir tat bırakıyor. Okumanızı öneriyorum.
Baskı: Martı Jonathan Livingston
Okuyunca damakta hoş bir tat bırakan hikaye :) Martı Jonathan'ın hayatından gelişiminden diğer martılardan farklı olmasına sebep olan nedenlerden örneklerle insanlara mesaj veriyor yazar. Bunlar; vizyon, ileri görüşlülük, toplumun gelişememesinin sebepleri, kalıplara sıkışıp kalmak, yeni şeyler denememek, korgular, kaygılar vb. konular hakkında. Yalın ve sade bir dille bu mesajları vermiş yazar. Hoş bir hikaye olmuş. Kalıplarınızdan sıyrılmanız yeni şeyleri denemekten korkmamanız dileği ile. Okunmasını öneririm.
Baskı: Öteki
Mesleğimden dolayı karakterin içinde bulunduğu psikolojik hastalığı kitabın yarısına gelmeden buldum sayılır. O nedenle kitabın yarısından sonra hiç heyecanlanmadım. O nedenle 7 puan veriyorum benim için sürükleyicilik pek yoktu diyebilirim. Onun dışında paranoid şizofreninin belirtilerini görebileceğiniz güzel bir kitap diyebilirim. Bu alanla ilgileniyorsanız okuyabilirsiniz.
Baskı: Küçük Prens
Üstü kapalı cümlelerle insana, insanlığa, emek vermeye, değer vermeye dair bir çok mesajı barındırıyor içinde bu kitap. Okurken o kadar az sayfada bir çok anlam bulacaksınız.
Baskı: İyi Hissetmek
Bilişsel Kuramı Depresyon, Benlik Saygısı, Umutsuzluk vb. sorunlarda sistematik ve pratik olarak uygulanışını örneklerle kendi terapi oturumlarından küçük alıntılarla bize gösteriyor Burns. Mesleki anlamda bilgilerimi tazelediğim güzel bir kitap. Psikoloji alanında çalışan meslektaşlarıma çalışma alanlarında ve psikolojiye ilgi duyan gündelik sorunlarına çözüm arayan insanlara bibliyoterapi kitabı olarak önerilebilir.
Baskı: Hobbit
Filmi kitabından daha iyi bence. Genelde tam tersi olur ama Hobbit için durum bu şekilde. Hatta ktiabın bazı bölümlerde beni sıktığını söyleyebilirim.
Baskı: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları, #3)
İlk ikisi kadar iyi değildi. Sürükleyicilik biraz düşüktü. Fakat seriyi tamamlayan fena olmayan bir kitaptı.
Baskı: Şah Mat (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #1)
Kitabın yarısına kadar çile çektim resmen. Bu nasıl bir sıkıcılıktır nasıl bir kendini okutmazlıktır ilk 250 sayfada anlıyorsunuz. Kitabın yarısından sonrası bir şekilde kendini okutuyor o bölümlerde de pek heyecanlandırmıyor. Bir polisiye romanı için vasat diyebilirim. Vakit geçirmek için okuyun derim beklentiniz olmasın. Beklentim vardı fakat kitabın şişirilmiş olduğunu anladım.