
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü
‘Ben bir gün yan yana yürümeyi öğreneceğimize inanmak istiyorum. Düşündüm ki eğer her birimiz, diğerine elini uzatırsa bu dünyayı, huzur dolu bir ahenk içinde yaşadığımız daha güzel bir yer haline getirebiliriz.’ Kişisel gelişim kitaplarını sevenler için ilham verici olabilir. Bana pek hitap edememiş olsa da dünya benden ibaret değil elbette. Yine de altını çizeceğim pek çok cümle buldum içerisinde.
Baskı: Taş Kağıt Makas
Sürükleyiciliği inanılmaz. Hem bir an önce bitsin hem de bitmesin dediğim bir roman oldu. Ters köşe konusunda oldukça başarılı. Nasıl yani diye düşünüp tekrar okudum anlayabilmek için. Bu kadar başarılı bir kurgunun hiç eksiği olmamalı diye düşünürüm. Ama elimden düşürmeden bitirmeme rağmen anlayamadığım bir tutarsızlık var. Bundan sonrası spoiler içerir. Başlangıçta Adam’ın annesinin öldüğü kazayı yukarıdan izlediği ve arabayı kullanan kişiyi teşhis edemediği ifade edilmiş. Kitap ilerledikçe aslında kazada arabayı kullanan kişinin Adam olduğu, Adam’ın ağzından itiraf ediliyor. Fakat Amelia ile yüzleşmelerinde ‘arabayı kullanan sendin’ denmiyor Adam’a. Baştan beri Amelia durumu biliyorsa -ki biliyor,bildiği için hayatına girmiş- bunu yüzüne vuracak bir karakter çizilmiş. O nedenle bu tutarsızlık sonradan canımı sıktı. Sonda ki Sam bölümü finali biraz havada bırakmış. Sam iyi kötü bir şeyleri fark etti ama ‘eeeee??’ Çok güzel giden bir dizinin anlamsız finalini izlemiş gibi hissettim bittiğinde.
Baskı: Üstat Pire
Fantastik dünyayı sevenler için etkileyici bir kitap. Yazım dili ve çevirisi oldukça başarılı. Sakin ve sindire sindire okumazsanız biraz işler karışıyor. Bir solukta okuyup bitirmek isteyenler için biraz karmaşık gelebilir. Olay örgüsünü ve kişileri yerleştirince akıp gidiyor.
Baskı: Gece Yarısı Kütüphanesi
Herkes zaman düşünmüştür tercihlerimi başka şekilde kullansam ne olurdu diye. Bu kitap tam olarak bu konuya değiniyor. Konu güzel, geçişler vs sürükleyici ancak tarif edemediğim bir acelecilik sezdim okurken. Yani geçtiği hayattan memnun kalmayıp döneceği o kadar belli ki 2 sayfa atlayıp Nora’dan önce dönüyorsunuz kütüphaneye. Aradaki 1-2 sayfa çok ilgi çekici gelmiyor. Son hayatına kadar hiç ikilemde kalmadığını görüyorsunuz. Bu da okur olarak benim heyecanımı söndürdü. Akışın finale kadar bu şekilde devam edeceğini öngörmek zor değil. Bir de cümle yapısını çok derin bulmadım. Konu itibariyle daha dolgun cümleler tercih edilebileceğini düşünüyorum. Sık sık ‘cidden’ kelimesini okumak sıkıcıydı mesela. Vakit geçirmek için okunur ama etkisinden çıkılamayacak düzeyde değil açıkçası.
Baskı: Algernon'a Çiçekler
‘İnsanların sana gülmesine ses çıkarmazsan daha kolay arkadaş bulursun.’ Sonuna gelene kadar bu kadar etkilenebileceğimi asla tahmin etmiyordum. Zirveye çıkıp uçurumdan yuvarlanışına şahit olmak, hep sahip olmayı istediğin şeye sahip olunca yaşadığın hayal kırıklığı ve öfkeye ortak olmak çok başkaydı. Ah Charlie..Göz yaşlarıyla uğurladım seni..
Baskı: Hamnet
Çok etkileyici.. Agnes’ın acısını tüm gerçekliğiyle kalbimde hissettim okurken. Yaşandığını bilerek okumak ayrıca hüzünlendirdi. Uzun süre hatırlayacağım bir eser..
Baskı: Beni Ödülle Cezalandırma
Ebeveyn olan, olmaya hazırlanan ve eğitimcilerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle çocuğunuza görevlerini yaptırmakta zorlanıyorsanız anlaşamıyorsanız mutlaka faydası olacaktır. Kitapta havada kaldığını düşündüğüm tek şey ortaya bir ödül koymayıp ne yapmamız gerektiği.. Yani iç motivasyon olmadan ödüller ile verimli kazanım olmayacak kabul ama iç motivasyon kazandırma önerileri konusunda yeterli bulamadım kitabı. Bir de hala ödülün tu ka ka olduğu fikrinde değilim. Uygun konuda, ölçülü dozda olumlu alışkanlıklar kazanılmasına destek olacak itici bir güç olduğu konusunda düşüncelerim aynı. Okunsun, okutulsun :)
Baskı: Günahın Üç Rengi - Madalyonun Öteki Yüzü
belki dizi haline getirilmiş olmalarından kaynaklı ister istemez aynı sürükleyiciliği bekliyorsunuz ama bu bir roman değil. belli oranda değiştirilmiş olsa da olmadı ya gitmedi bir şekilde tat vermedi okurken. bence herkes kendi işini yapmalı. doktorsa doktor. yazarsa yazar. eldeki hikaye sağlam olsa da edebi dil olmadan bir yere kadar.
Baskı: İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali o kadar başarılıdır ki Macide'yi anlatırken Macide,Ömer'i anlatırken Ömer olursunuz okurken.Kızarsınız,yakasından tutup silkmek istersiniz Ömer'i ya da Macide'ye çek kapıyı çık demek istersiniz.. Kürk Mantolu Madonna ile karşılaştırmanın bu esere haksızlık olacağı kanaatindeyim. Bir devam kitabı muamelesi yapıp aynı tadı beklemek,son sayfayı çevirdiğinizde size hayal kırıklığı hissettirebilir.Kürk Mantolu Madonna'dan aldığınız gazla bu kitaba sarıldıysanız önerim yeni bir dünyanın kapısını araladığınızı,Maria Puder defterinin kapandığını kabul edin.Çünkü Macide bunu hak ediyor.Keyifli okumalar :)
Baskı: Mefisto Kulübü (Rizzoli & Isles, #6)
Serinin her yeni kitabında zekasına,kurgusuna aşık olduğum kadın..Özellikle gecenin bir yarısı okuyorsanız koridordan gelecek ufak tıkırtılara kayıtsız kalamıyorsunuz.Bu seri bitince ya paranoyak olacağım ya da seri katil.Gerilimin tanrıçası yaşa varol!
Baskı: Siliniş (Rizzoli & Isles, #5)
Rizzoli&Isles serisinin şimdiye kadar ki en etkileyici kitabı.Zaman zaman nabzımın hızlandığı enfes bir Gerritsen klasiği.Şiddetle tavsiye edilir.
Baskı: Günahkar (Rizzoli & Isles, #3)
Son satıra kadar heyecanın kesilmediği bir Gerritsen klasiği.
Baskı: Yaşamak Seni Sevmek Gibi
Nazım Hikmet gibi bir üstadın hayatını anlatan bir kitap kaleme alıyorsanız en azından yeterli özeni gösterip sözlerin arasına sıkışmış olan 'orjinalsozler.com' ve onlarca yazım hatasının düzeltilmesi gerekirdi.Hakkı verilerek yapılmayacaksa hiç yapmamak daha iyi bir tercihtir.
Baskı: Elif Gibi Sevmek
Şiir namına bir beklentiniz varsa -almadan önce- bir kez daha düşünmenizde fayda var.Konu bütünlüğü olarak hiçbir kalıba sokamadım kendisini.Esinlenmeler o kadar bariz,kimi kafiyeler/tamlamalar o kadar zorlama ki...Konuyu ilahi aşk ile harmanlayayım derken secdeyi,namazı,orucu,ezanı o kadar vurgulamış olması ticari kaygıdan başka bir intiba uyandırmıyor.Başucu kitabı olmak bir yana hayal kırıklığının sözlük karşılığı olabilir ancak.
Baskı: Ölmek Kolaydır Sevmekten
Hem hemen bitmeli hem de hemen bitmemeliydi.Güzeldi vesselam.Kalemine sağlık.
Baskı: Her Şey Bilmediğin Gibi
'Sana hala aşığım ama Türkçe yazıldığı gibi yaşanmıyor.' Doyumluk hislerimizin tadımlık cümleleri.
Baskı: Hasretinden Prangalar Eskittim
"Umutsuzluğa düşmek" ise bir devrimciye yasaktır.Cellat elinde işkencede ölüme bir soluk kalmışken bile.Yalnız yasak değil ayıptır da.Çünkü devrimcinin kendisi,insanlığın yarını ve umududur.Bir kural,bir ilkedir bu.Namussuzluğun,alçaklığın egemen olmadığı,soylu,güzel ve onurlu bir dünya,bu temel ilke üzerine kurulur... "...Biz ki,yarınıyız halkın Umudu,yüzakıyız Hıncı,namusu... Şafakları, Taa şafakları Hey canım, Kalbim,dinamit kuyusu..." Ne güzel adamsın sen.Ne mert..
Baskı: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
'Sen kim oluyorsun ki sana bir tekne vereyim,Sen kim oluyorsun ki bana bir tekne vermeyeceksin' Çok enfes bir bakış açısı..Okunası.
Baskı: Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda
Yazılanların bu kadar doğru olması ne kadar acı.Kalemine sağlık yine vurmuşsun acı gerçekleri yüzümüze..
Baskı: Pulbiber Mahallesi
'Dünyaya bir kadının eli değse Zeyna! Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa Tozlar havalansa...' Çok güzelsin be.Fazla güzelsin.
Baskı: Abim Deniz
Sonunda ağlayacağımı bile bile çok sevdiğim bir filmi izlemek gibiydi.Sanki ne kadar yavaş okursam o kadar geç katledileceklerdi. 'Büyüme Deniz' dedim içimden çoğu kez.O son sayfayı çevirdiğimde satırlar onu ölü kılsa da fikrimdeki Deniz bir kez daha canlandı. 25 yıllık bir ömrü 43 yıldır konuşuyor olmaktır Deniz'i büyük yapan.25 yaşında ülküsü uğruna,yalvarmadan,af dilemeden,başı dimdik yürümesidir kendisine hayran bırakan.Hayata karşı bir duruştur onların hikayesi.Fikirlerini benimsemeyebilirsiniz,eylemlerini doğru bulmayabilirsiniz bunlar mümkün.Fakat ideal sahibi olmak,ülkü sahibi olmak,mert olmak,yiğit olmak,gözü dönmüş bir anlayışa karşı ipe dimdik yürümek ne demek öğrenmek isterseniz okuyun bu kitabı.Onu tanıyın.Ne kadar emek verildiği her satırından belli olan bu belgesel tadında eseri mutlaka edinin. Küçük bir sızı kalıyor insanın içinde bitirince.Kendi 25 yaşını düşünüyor insan.Hangi çizgideyiz? Ne kadar bağlıyız ülkümüze? Neleri göze alabilir insan fikirleri uğruna? Belki tüm bu soruların cevabıdır bugün doğan ve doğacak olan binlerce çocuğun 'Deniz' olması.Adına türküler yakılan biri olmak kolay değil zira...
Baskı: Yeniden Başlamak İçin Güzel Bir Gün
Bir insan 10 yılda ne kadar değişebilir? 'hiç değişmedim' diyenler bu kitabı okuduktan sonra da aynı fikirde olursunuz umarım..Sıcak,içten ve 'siz hatalısınız','insanlar değişir' mesajını tepemize vura vura anlatmayan bir kitap.Bir de geçmiş ilişkilerinize sempatiyle bakmanızı sağlıyor ki taze ayrılık sonrası elinize geçtiyse barışmanız uzun sürmeyecektir :)
Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık
Son cümlesi gözlerimden kayıp gidince 'bitti mi yani' hissi uyandıran enfes bir yapıttı benim için.Evin bir köşesinden izler gibi akıp gitti sayfalar.Okurken anladım ki hepimizin hayatında köhneleşip kaderimize terk edildiğimiz anda,viraneye dönecekken yılmadan,umutla bahçemizdeki ayrık otlarını temizleyip,ortancalar yeşerten bir Ursula var.İlk kez bir kitabı daha bitirmiş olmanın hazzını hissedemedim sonuç olarak. Ve Marquez...Yıllar içerisinde tekrar tekrar okuyacağım bu başyapıtı başucuma koyup,aziz hatıranın önünde saygıyla eğiliyorum..
Baskı: Ay Hadi İnşallah! (Pucca Günlük, #4)
Hayatının ciddi kararlarını bir insana göre belirlemek,gözünü karartmak ya da deli cesareti..Bunların hepsinin tek sebebi var mutlu olmaya çalışmak.'mutlu olmak için bıdı bıdı bıdı yapın' diyenlerin aksine 'mutsuz olmak için yaptıklarımı yapmayın' diyen bir seriydi bana göre. Eğlenceli bir dille yazdığı için belki de 'boş kitap' yaftası vuruldu.Hepimizin içinde bir parça PuCCa var itiraf edelim.Hayatımızın merkezine bir kişiyi koyup dünyayı onun etrafında döndürmedik mi hiç? Defalarca vazgeçip geri dönmedik mi? Soyadı bana yakışıyor mu diye içinizden isminizin ardına eklemedik mi soyadını? ya da delirecek kadar kıskanmadık mı birini? Biraz kendimize karşı dürüst olalım bence.Onu/kendimi okudum,ona/kendime kızdım,onun/kendim için ağladım..Ve sevdim seni kadın.