Dilara Korkmaz
@Dilara Korkmaz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Benim Yerim Senin Yanın (Crown's Spies, #4)

Julie Garwood'u severek okuyorum ama karakterlerin diyalogları tepkileri falan artık tekrar ediyor gibi geliyor.

Baskı: En Karanlık Yalan / Karanlığın Efendileri 6. Kitap

Gönlümün kahramanının kitabı bir sonraki olsa da bu mükemmeldi ve farklıydı. Yani ben bu kitapları bir oturuşta yutmaya alışmışım Gideon aslında ne dedi yanlış anlamayayım diye yavaş yavaş okudum. BOL BOL SPOİLER Şu Rhea'nın ölmesini dört gözle bekliyorum. Adını yazmaya üşendiğim sürtük kız kardeşi yüzünden canım Scarlet ne acılar çekmiş yani kadına az bile yaptı Scar. Öte yandan iblisler bedenden ayrıldılar aslında sevgililermiş Kabus ve yalan acaba nasıl ölmedi bu ikisi çok merak ediyorum. Ve her ne kadar ana kötülerimizden olsa da ben bu Galen'e üzülüyorum ya. Belki seride taraf bile değiştirmiştir ama kitaplar gelene kadar asla bilemeyeceğiz. Legion onun sayesinde toparlansa falan güzel olurdu. Ayrca bir de Amun ve Bianka akraba sayılırlarmış bunu büyük ihtimalle anlattılar Biankanın kitabında ama ara hikaye olduğu için maalesef biz okuyamıyoruz keşke çıkartsalar yani sonuçta 30 lira tam tamına yazarı sevmeme ve kitabı dört gözle beklememe rağmen acıdım arkadaş yani 25 liraya tamam da bu serinin ilk kitabı 20'ydi. Okurlar bu kadar bekletilmesin o zaman madem 30 alacaklar. Olan var olmayan var internetten falan sipariş etmedim çıktığını bilmiyordum ama internetten edemeyen insanlarda yok değil. Ayrıca Strider yani canım Amun'un sevgilisine fazla yürüme istersen inşallah platonik falan yapmazlar bu garibanı. Sienna da en son kalkmaya hareketlendi ama gitmesi inşallah 2 kitabı falan bulmuyordur dokuzuncu kitap onların sanırsam. Ayrıca aslında zalim olanın teknik olarak Kronos olması gerekirken Rhea'nın bu kadar zalim olması yani kızına senin oğlun öldü ilizyonu yaratmış Kron söylemese haberi olmayacak. Onlarda birbirlerine bağlılarmış gerçi sanırım 9 a kadar ya da 9 da ölecekler bilmiyorum bir yerde okudum ama hangi kitabın yorumuydu hatırlamıyorum kesin sevdirip öldürecek yazar.

Baskı: Bir Avuç Aşk (Warenne Dynasty, #4)

Devlin bu güne kadar okuduğum en inatçı en dövülesi en sinir erkek karakter kesinlikle. Virginia ise tam tersi onu her şeyi ile kabullenen ve sevmeye devam eden biri. Kesinlikle Devlin yerlerde daha uzun süre sürünmeliydi. De Warrene serisinin dördüncü ama bizde birinci kitabı. Gönülçelen var ilk o da orta çağ romanı. Biraz okumuştum kesinlikle o kadar hafif değildi. Dönemin sert şartları hiç çekinilmeden yansıtılmıştı farklı bir kitaptı ama bu kitabın içerisindeki şartlar diğer dönem kitaplarından farksız değildi. De warrene ailesinin üyelerinin kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Cliff, Rex, Eleanor ve onun Devlin'in kardeşine olan aşkı. Sean abisi gibi bir karakter olmaz inşallah. Yazar yarattığı karakterlerle-evet Devlin'e rağmen- sanırım Elizabeth Hoyt ve Julie Garwood'dan sonra yeni favorim oldu.

Baskı: Gece Yarısı Uyanışı (Gece Yarısı Nesli, #3)

Kargo gelir gelmez kitabı elime aldım ve bitirene kadar soluksuz bir şekilde okudum. Aslında ne yalan söyleyeyim ben bu kitabı çok büyük beklentiler içerisinde bekliyordum, çok fazla şey umuyordum. Onların aşklarının biraz daha ne bileyim yavaş bir şekilde gelişmesini umardım ne bileyim her şey çok hızlı oldu ki bunda, Elise'in savaşçılara getirdiği günlük benzeri defterinde katkısı büyük. Kitapta her şey çok hızlı gelişti. Daha kalın bir kitap olmasını beklerdim sonuçta bir çok kilit şey yaşandı ve olaylar çok farklı boyutlara taşındı. Ve bu kitapta hayatımıza giriş yapan Andreas Reicen(yanlış yazmış da olabilirim) var. Onun kitabını da çok merak ediyorum. Ve Chase'i de daha okumamıza uzun yıllar var gibi yayınevi bu hızla devam ederse elimde baston varken kitabı okuma şansına erişeceğim.

Baskı: En Güzel Hediyem (Crown's Spies, #3)

Kadın karakterlerin bu kadar saf olmalarını pek sevmiyorum. Kitabın akıcılığı, dili, olay örgüsü bunlar tabi ki JG klasiği sıkılmadan zevkle okudum ama Sara'nın her şeyi affedip Nathan'ın tabiri caizse kollarına atlamasından ziyade Caine'in de dediği gibi biraz süründürmesini beklerdim. Hatta kitabın başından itibaren bunun hayaliyle sonlarını bekledim. Ve bir de okurken kaçırdım mı bilmiyorum ama Sara'nın annesi nereye kayboldu mesela anlamadım. Kız direk adamla eve gitti zaten Nathan o arkasını bile dönmeden malikaneden kaçtı ayrı tuhaf mesele. Onun dışında, Matthew'un muradını gördük darısı eğer yeni bir kitap daha çıkarsa Jimbo'nunkini de görmek.

Baskı: Saklı Şehvet (Maiden Lane, #3)

İlk kitaptan beri en merak ettiğim çift Mick ve Silence'dı. Hoyt bu kitapta aşmışta aşmış. Yazarın bu zamana kadar çıkan tüm kitaplarında favori erkek karakterim oldu Yakışıklı Mickey. Beklentilerimi sonuna kadar karşıladı. Sıradaki kitap Winter'ın. Umarım kısa zamanda okuma şansımız olur. Belki o kitapta Nell Jones ve Harry'nin aralarındaki kıvılcıma şahit olabiliriz. Sonu çok fena bir yerde bitti. Yazar diğer kitabı beklerken delirmemizi istemiş herhalde. Ve galiba bir değil birkaç tane St. giles hayaleti var. Üstelik birbirlerinden haberdarda değiller çete falan değiller yani. Yetimhaneyi özlemişim arada bir görmek güzel oldu. Sıradaki kitapta bol bol görürüz umarım.Ne diyeyim ki. Yazarın doruk noktasındaki serisi. Kendini aşmış kitaplar. Umarım diğerleride bu çizgide devam ediyorlardır. Karakterlerinden, hayvanlarına kadar seveceğiniz bir roman. Ki burada Lad'i okuyunca bir köpek sahiplenesim geldi. Kendisi Harry'nin kurtardığı bir dövüş köpeği ama Mick'in yatağına çamurlu ve lağım gibi kokarak girmeyi tercih ediyor. Onu delirtmesini okurken oldukça eğlendim.

Baskı: Doyumsuz Zevkler (Maiden Lane, #2)

Elizabeth Hoyt her kitabında çağ atlamayı başarıyor. Bu seri kesinlikle önceki kitaplarından daha iyi gidiyor. Diğerleri de çok güzeldi ama bu seri başlı başına şaheseri olmuş Hoyt'un. Karakterler konusunda sıkıntı çekmiyoruz. Yazar ana karakterler haricinde dozunda olarak diğer karakterlere de yoğunlaşmış. Bu kitapta Temperence yoktu ama sonuçta bir sonraki kitap kız kardeşinin illaki vardır. Keşke daha fazla değer gösterse yayınevi bu yazara. Neredeyse bu aralar yorum yaptığım her kitaba serinin devamı çıksa da alsaydım dedim. Yayınevleri ilgisiz mi yoksa başka bir şey midir acaba diye umut ediyorum. Yurt dışındaki hayranlar gibi Wakefield dükünü, kız kardeşini ve Asa Makepeace'i okumak isterim ama daha çook bekleyeceğiz gibi görünüyor. Kitabın ana iki karakteri kesinlikle birbirlerini tamamlıyorlardı. Hero ne kadar ciddiyse Griffin o kadar hovarda ve umursamaz. Ya da bir umursamazlık maskesi takıyor diyelim. Griffin'in kız kardeşi ilk kitaptan hatırladığımız Godric St. John ile birlikte olacaklar yanılmıyorsam onu da çok merak ediyorum. Thomas kelimenin tam anlamıyla sinirleri zıplatacak bir karakter.Keçi kadar inatçı. Sinirlerimi bozdu. Bence Lavinia ile hemen evlenmek yerine biraz daha acı çekebilirdi.

Baskı: Ejderin Ateşi (Ejderha Serisi 5)

Bu seriyi kesinlikle çok özlemişim. Sanırım türünden Türkiye de çıkan en kaliteli seri bu. Olay örgüsü mükemmel ve çok hareketliydi. Dördüncü kitabın sonundaki savaş bu kitapta çok yoğun bir şekilde yaşandı ve bitti. Serinin altıncı kitabı Eibear ve Izzy'nin. Onları çok uzun zamandır okumayı bekliyorum umarım bir an önce yayınlanırlar. Kişiler, olaylar çok yoğun araya zaman girince biraz karıştırmadım desem yalan olur. Rhona ve Vigholf'u okumak kesinlikle çok eğlenceliydi ve diğer karakterlerin bakış açılarına onlar kadar yer verilmesi de. Briec'in kızı Rhion'un tam olarak ne olduğun gerçekten merak ediyorum umarım kısa süre de öğrenme fırsatı buluruz. Bu arada ben biraz Gwenvael ve Dagmar çiftinin beraber sahnelerinin de yer almasını isterdim ehem en azından bir çift laf ederken görseydik iyiydi Gwen'in bakış açısından.

Baskı: Kadere İnanır mısın? (Crown's Spies, #1)

İlk bölümde biraz bocalasam da Julie Garwood her zamanki gibi kalemini konuşturmuş. Kitabın sonlarında Lyon ve Christina'nın Dakota'ları ziyaret etmelerini bekliyordum. Rhone ve Diana'ya biraz fazla yer verilebilirdi onların aşklarını okumak keyifli olurdu ama Julie insanı merakta bırakmayı seviyor. Ve ayrıca Lyon'un annesinin James'in ne haltlar çevirdiğini bilmesini isterdim. Onun ardından dönüştüğü kadın tüylerimi diken diken etti. "Christina? Neden köpekler uzun süre kalmıyordu?" Christina bu soruya aldırış etmeyecekti ama Diana'nın ağzı açık bir şekilde ona baktığını fark etti. Lyon'un kız kardeşi ona az önce ikinci bir başı çıkmış gibi bakıyordu. "Köpeklere ne oluyordu?" "Onları yiyorduk," diye seslendi Christina gülmeden ona yalan söylemeye çalışarak. Harriet Hala yelpazesini düşürdü. Diana nefesini tuttu. Lyon gözünü bile kırpmadı, ta ki annesi kararlı bir şekilde, " James asla köpeğini yemezdi. Ah Tanrım, ne dedim ben?" diyene dek. Bu sahnede kahkaha attım. Kitapta bir çok eğlenceli bölüm vardı ama bu kısmı bu kadar beğenmemi okuyanlar daha iyi anlar.

Baskı: Kızıl Öpücük (Gece Yarısı Nesli, #2)

Seri hız kesmeden devam ediyor. Spoiler'lı yorum.. Bu kitapta Marek, patlamadan sonraki hasarını giderebilmek, daha çok ıssız yaratabilmek için kızıl adı verilen bir uyuşturucuyu piyasaya sürdürmüştür. Tabi bu uyuşturucuyu üreten kişi Tess'in eski erkek arkadaşının ta kendisidir. Dante, Issız avındayken titanyumun işe yaramadığı 'bir ıssız' ile karşılaşır, o sırada bir tuzağın içine çekilmiştir. Yaralı bir halde Tess'in veteriner kliniğine gelir ve ondan beslenir. Tabi kadının bir soy eş olduğunu fark ettiğinde artık çok geçtir. Hafızasını siler ve yanından ayrılır. Tabi kendisi de her ne kadar dirense de kadına karşı büyük bir arzu duymaktadır. Onu etkilemek için sanat galerilerine mi gitmeler, ölüm döşeğinde olan bir hayvanı mı getirmeler dersiniz. Bu kitapta Dante'nin duygularından oldukça emindim ama Tess için biraz daha derine inilebilirdi. Evet kitabın sonunda aşklarını birbirlerine söylüyorlar ama ben pek ne bileyim tatmin olamadım. Kitapta bir sürü detay var. Chase ki kendisinin kitabını merakla bekliyorum. Platonik aşkı olan ağabeyinin karısı ve Tegan bir sonraki romandalar keşke onu da alsaydım. Tegan'ın ilk defa bir duygu emaresi gösterdiğini görüyoruz. Elise bana fazla melankolik geldi gerçi onun yaşadıklarından sonra kim öyle olmaz ama Tegan ile olan yakınlaşmalarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Baskı: Gece Yarısı Öpücüğü (Gece Yarısı Nesli, #1)

Değişik bir bakış açısı ile yeni bir seri. Konuyu çok beğendim. İşleyiş tarzı ile prens serisine benziyorlar diyorlardı ama bana göre ondan çok daha dark olmayan bir ortamda ve daha hareketli geçiyor. Tegan ve Rio'yu bu kadar merak edeceğimi düşünmezdim. Bilseydim ilk iki kitap yerine bütün seriyi sipariş ederdim. Türünü sevenler için ideal bir seri.

Baskı: Meğer Ne Çok Sevmişim (The Hathaways, #5)

Lisa Kleypas romanlarını gerçekten çok seviyorum. Ve belki büyük bir beklentiyle aldığım için biraz hayal kırıklığına uğradım. Olaylar fazla hızlı gelişti ve tam olarak karakterlere adapte olamadım gibi oldu. Bazı şeyler çok çabuk açığa çıktı bazıları da hiç ortaya çıkmadı. Belki serinin son kitabı olması nedeniyle böyle hissetmiş olabilirim. Lisa Kleypas keşke Bennet'ın kitabını da yazsa ve yeni bir seriye adım atmış olsak. İki yaralı ruhun teselliyi birbirlerinde bulmalarını okumak eğlenceli olurdu. Ve bir de Hathaway ailemiz var tabi. Aralarındaki çekişmeleri okumak çok eğlenceliydi ve kotayı Leo yine ve yeniden aşıyor. O kısımları okurken çok eğlendim. Aileye beş kitaptır hakim olduğumdan onları anlamakta hiç sıkıntı çekmedim ama dediğim gibi keşke biraz daha detaylara girilerek anlatılan bir roman olsaydı. Yine de puanım 9/10

Baskı: En Karanlık Arzu (Karanlığın Efendileri Serisi, #5)

sen otur bir yıl kitabı bekle sonra 1 günde bitir. Her ne kadar çok güzel bir seri olsa da yayınevinin kitapları geç çıkarmasına bir anlam veremiyorum Yani yabancılar serinin bilmem kaçıncı kitabındalar bizde hala 6 yok. Neyse umarım en kısa sürede yayınlanır. Sadece bu yayınevide değil umarım diğerleride wattpad kitaplarına ağırlık vermek yerine önce bir yayın hakları kendilerinde olan serileri basarlar. Bu kadar geriden gelmek ve yavaş hızla çıkan kitaplar serilerin detaylarını unutmama neden oluyor, üstelik bu durumda yalnızda değilim. SPOİLER Aeron benim serinin başından itibaren o siyah kanatlarıyla gördüğümden beri en merak ettiğim karakter oldu. Kitabı da çok güzeldi. Diğer karakterlerinde bölümlerine diğer kitaplardaki gibi yer verilmesi çok hoş. Gilly, William, Galen, Legion... Olivia, Aeron'u öldürmeyi reddedip cennetten düşünce, kalan hayatını onunla geçirmek istiyor. Tabi Aeron bir öküz olduğundan başlarda olmaz bu iş dese de kendine engel de olamıyor o ayrı mesele. Ben Legion'un Aeron'u kıskanmasını anlıyorum sonuçta onu kurtarıcısı olarak görüyor, kendine bu kadar iyi davranan, hakaret etmeyen tek kişi o. Neden aşık olmasın ki? Sonunda Lucifer ile bir anlaşma yaparak insan bedeni alır ve eğer onunla 9 gün içerisinde birlikte olmazsa hem bedenini kaybedecek hem özgür iradesini hem de karanlığın efendileri öldürülecekler. Ah keşke Lucifer'ında bir kitabı çıksa dedim nedense bu sahnelerde. Daha sonra hatasını anlıyor gidip Galen ile yatıyor ve ben orada şok. Galen'in sakladığı bir şey var diye düşünüyorum ve bence karanlığın efendilerininde bu kadar birbilerine bağlı olmasını kıskanıyor ve özlüyor. Böyle bir anı olduğunu varsaydığım bir anda Legion onu ısırıyor ve ölmek üzere terk ediyor tabi o ölür mü hayır. Kitabın sonunda da zaten Olivia Aeron'a Galen'in onu aradığını söylüyor. Aralarındaki tutkuyu okumak çok güzeldi .Olivia saf bir melek Aeron da her seferinde bunu dile getiriyor. Onu tuzağına düşürdüğü için yaptığı numaralar ve baştan çıkarmaya çalışmasını okurken çok eğlendim. Serinin dördüncü ve beşinci kitabının arasında bir ara kitap var sanırım Lysander ve Bianka'nın. Keşke o da çıksaymış. Melek, Olivia'nın eğitmeni. O görevini yapmayı reddedince konsey de Aeron'u öldürmesi için onu gönderiyor. Ve başarılı oluyor. Cennet benzeri bir yerde, Aeron, dövmelerinden, kanatlarından ve iblisinden ayrılmış bir halde uyanıyor. Seride burada küçük de gözükseler Pandora ve Baden'de dahil oluyor. Pandoranın kutusu bulununca serbest kalabileceklerini söylüyor Baden ona. Baden'i de ayrıca çok sevdim umarım yakın bir zamanda kitaplardan birinde onu da tekrar görürüz ama o kadar olay varken hangi ara ölüp geri gelecekler falan ayrı mesele. Ayrıca kitapta Cronos ve karısı Rhea hakkında şok bir gelişme var. Ve bunun gibi okurken ağzınızı açık bırakacak bir sürü olay. Ve Sienna nasıl dirilecek diye düşünüyordum. Acaba Paris onu simsiyah kanatlarıyla görünce ne yapacak. Okumak isteyenler en kısa sürede amaçlarına ulaşır umarım. Ne diyeyim fantastik sevenlerin kesinlikle okuması gerek bir seri sizde benim gibi yapıp serinin bütün çıkan kitaplarını toplayıp alırsanız daha da tadından yenilmez oluyor.

Baskı: Kalp Asla Unutmaz (Matchmakers #4)

Serinin en merak ettiğim kitabıydı. İkinci ve üçüncü kitapta tam olarak neler oldu bilmiyorum ama serinin ilk kitabını beğenipte sonra bu kitabı sahafçıda görünce dayanamayıp aldım. İlk kitapta çok meraklandırıcı ve gizemli bir imaj çizmişlerdi gözümde. Ama bu kitapta daha farklı şeyler olmasını beklemiyordum desem yalan olur. Kitap çok güzeldi ama ne bileyim sanki eksik bir şey vardı gibi. Evet akıcıydı ama aralarındaki ilişkiyi farklı bir şekilde bekliyordum belki bu yüzden pek tatmin olamadım. Mesela Harriet adlı bir karakter vardı ona ne oldu değinebilinirdi. Birde dükümüzün duygularını biraz daha açık bir şekilde belli etmesini isterdim. 15 yıllık geçmişten sonra biraz daha yakın olabilirdi. Farklı davranabilirdi. Evet Francesca'yı seviyordu ve bu sevgiyi biraz belli etseydi çok farklı şeyler olabilirdi ama biz onu bu şekilde kabullendik vesselam.

Baskı: En Karanlık Fısıltı (Karanlığın Efendileri Serisi, #4)

Serinin her kitabını bitirdiğimde bu kitap favorim dedim. Aynı şey en karanlık fısıltı için de geçerli. Yenisini okuyana kadar bu kitap benim favorim oldu. Bir kere, savaş çok farklı bir boyut kazandı. Detaya inmeyeceğim spoiler olur ama kitabın başındaki ve sonlarındaki gelişmeler ile oldukça şaşırmakla beraber, bir sonraki kitapta iş hangi boyuta çıkacak çok merak ediyorum. Sabin, seriye adım atmasından itibaren en merak ettiğim karakterlerden biri oldu. Aşkını okumakta bir o kadar güzeldi. Geçmişteki kaybından sonra Gwen'e karşı kendini tutmaya çalıştı ama tabi ki fazla uzun sürmedi. Gwen, bir harpy, kitapta onunla alakalı çok ciddi bir detay var. Bu küçük çaplı bir şok geçirmemi sağlamıştı. Kendisi biraz güvensiz, kendini harpy doğasından arındırmaya çalışıyor ama sonunda varlığını kabul ediyor ve buna göre davranmaya başlıyor. Serinin diğer kitabı en karanlık arzu da satışta ama uzun zamandır yeni bir kitabı yayınlanmadı. Umarım biran önce biz de yurt dışındaki diğer hayranlar gibi kitaplara ulaşırız. Sonuçta oldukça fazla kitabı yayında olmasına rağmen kitaplar Türk okuyuculara çok geç ulaşıyor. Dileğim Amun, Paris, Torin ve Gideon'un hikayelerini bir an önce okuyabilmek. Gerçi bunun için daha çok bekleyecekmiş gibi hissediyorum. **** Onu istiyorum. Kızdan yoğun bir yorgunluk yayılıyordu ama Sabin’e onu özgür bıraktığı için teşekkür edercesine gülümsediğinde… Sabin yüzündeki saf mutluluktan ölebilirdi. Onu bende istiyorum, diye araya girdi Şüphe. Ona sahip olamazsın, dedi Sabin. Bu, kendisinin de olamayacağı anlamına geliyordu. Darla’yı hatırlıyor musun? O kadar güçlü ve kendinden emin olmasına rağmen, onu mahvetmeyi başardın. Neşeli bir kahkaha sesi geldi Biliyorum. Çok eğlenceli değil miydi?

Beni Sev Diye
10/1001.09.2015

Baskı: Beni Sev Diye

Asude'nin cehennem çiçeği hikayesini okuduğumdan beri Kristy'i bekliyordum. Uzun zaman bekledim ve bu güzel kitabı nihayet bitirdim. Beklentimin çok üstündeydi kesinlikle. Lilybeth ve Dave'in aşkına bu kadar çok yer verilmesine çok sevindim çünkü insan okumaya doyamıyor. Evet gel gelelim kitaba. Kristy, İskoçya'dan İngiltere'ye hizmetçilik yapmak için dönüyor ve tesadüfen! 7 yıl önce onu kovan kocası William Bradley Barlow'un malikanesinde çalışmaya başlıyor. Tabi ki bilmeden. Karşılaştıkları o malum gece sonrası Kristy onu tanıyınca tam bir sinir krizi geçiriyor. Bununla beraber sevgili kocası kendisini tanımıyor. Ve olaylar gelişiyor. Lilybeth ise kocasının iflasından sonra tam bir cehenneme düşmüş durumdadır. Ayrıca cadaloz bir cadıya dönüşmüştür! Bir gün yanında Leydi Radcliff varken arabaların tekerleği kırılıyor. Gerçi bu durum Lilybeth'in oldukça işine geliyor çünkü içler acısı halini sosyetenin en önde gelen dedikoducusuna göstermek istemiyor. Ve bu sıralarda karşısına çıkan yabancıdan gelen yardım teklifi ekmeğine yağ sürüyor. Diyalogları, karakterleri tarif ediş şekli ve yazım tarzıyla asla sıkılmadan okuyacağınız bir kitap bana göre.

Baskı: Jacob (Gece Gezginleri #1)

Aslında internette gördüğüm çoğu kişi iç sesin uzunluğundan bahsetmiş ama okurken bunu fark ettim desem yalan olur. Ben oldukça keyifli ve akıcı buldum kitabı. Keşke okumak için bol bol zamanım olsaydı daha hızlı bitirebilseydim bu romanı. Isabella ve jacop bana oldukça alacakaranlık serisini çağrıştırdı. Acaba fan-fic miydi diye düşünmeden edemedim. Ve şu süt olayı var. O sert adamları ellerinde alışık olduğumıuz gibi viski yerine süt ile görmek bana biraz tuhaf geldi. Yan karakterlere olan sevgim burada da devreye girdi. İnşallah bir an önce seri devam eder de gideon'un hikayesine kavuşuruz :)

Baskı: Ali'm (Bir Türk Masalı, #2)

Ali'm in o çılgın kafasında nelere dönüyor bir bir öğrendim bu kitapta. Tasvirler ve duygular beni benden aldı. Hayır diyorum ki kendi kendime bir insanın öküzlüğü nasıl devam et aslanım deme isteği bırakır insanda. Kesinlikle muhteşem bir kitaptı. Yavaş yavaş sindire sindire okuması lazım insanın. Kitapta sadece ali'nin bakış açısını okumak ayrı bir güzeldi. Bence Aslı'nın bakış açısını da eklemek kitabın büyüsünü bozardı. Ali'nin bakış açısından çocuğu olduğunda ve onu ilk kucağına aldığında nasıl hissettiğini okumak isterdim. Kısmet değilmiş.

Baskı: Sen Gelmeden Önce (Westmoreland, #3)

İçinde aşk saklı'dan tanıdığımız Stephan'ı okumak ayrı bir zevk oldu. Yazarın diğer kitapları kadar muhteşemdi.

Baskı: Olimpos'un Kanı (Olimpos Kahramanları #5)

Çocukluğumun kahramanı olan serinin bu şekilde bitmesini istemezdim. Riordan'ın okuduğum kitaplarından farklıydı. Son kitap olarak daha fazla detayın olmasını isterdim. Kıvırcık'ı neredeyse hiç görmedik.Annaneth ve percy'nin anlatımından bir bölüm de yoktu. Ama kitabın en sevdiğim kısımları kesinlikle Nico'nun olduğu bölümlerdi. Sanırım kendisi yeni bir aşka yelken açacak gibi :)

Baskı: Düşler Krallığı (Westmoreland, #1)

Kronolojik olarak westmoreland serisinin ilk kitabı. Ben ilk önce içinde aşk saklıyı okumuştum. Kitap çok kalındı ama yine de keşke bitmesin denecek kadar güzeldi. Ama bu kitabı ilkinden daha çok beğendim <3 royce kesinlikle düşler ülkemin kralı :D kitabı görünce biraz şaşırdım ilk okuduğum kadar kalın bir şey bekliyordum. Keşke daha uzun olsaydı epilog bölümü doyamadım çünkü :/ ama tam tadında bitti

ÖncekiSayfa 12 / 14Sonraki