Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Elveda Haziran
Kitap okumayı seviyorsunuz değil mi ? Peki kitap içinde kitap okumaya ne dersiniz ? Ve bir kez daha kitap sevginizi perçinlemeye. O zaman ne duruyorsunuz ? Bu kitap tam size göre. Kitap okumayı sevmeyen ya da az seven birine, bu kitabı hediye edin.Ya da o kişinin bu kitabı almasını sağlayın.Ve sonra arkanıza yaslanın ve mucizenin keyfini çıkarın. Hangi kitaptan mı bahsediyorum? Yakın zamanda Arkadya Yayınları’ndan çıkmış olan Sarah Jıo’nun Elveda Haziran adlı kitabından,tabii ki. Öncelikle kitabın çevirisi son derece akıcı.Yazı puntosu tam istediğim gibi.Arada yazım yanlışları tek tük var ama onu da nazar boncuğu sayıyorum. İlk başlarda kitap biraz durağan fakat bu sizin kitabı elinizden bırakmanıza sakın ama sakın neden olmasın.Az sabredip devam ettiğiniz de derinliği olan bir kitabı okuduğunuzu anlayacaksınız. Bu kitapta; June adlı bir kadının bir gün teyzesi Ruby’nin vefat etmesi üzerine, eski yaşadığı yer olan Seattle’a geri dönmesini,teyzesinin ona bırakmış olduğu mirası kurtarmak için elinden geleni yapmasını ve günlük telaşelerin içerisinde kendisini bekleyen bir sırrın peşinden gitmesini vb heyecan ve merakla okuyacaksınız. Aynı zamanda; aile,arkadaşlık,dostluk,kardeşlik bağı ve aşk üzerine güzel bir kitap okumuş olacaksınız. Okurken çoğu zaman; gülümseyecek, kimi zaman duygulanacak kimi zaman ise sinirleneceksiniz.Kısacası birçok duyguyu bir arada yaşayacaksınız. Kitabı okurken,büyük sır hakkında bir çok kez tahmin yürüttüm.Hatta tamam artık kesin çözdüm ben bu sırrı, dedim. Ama yanılmışım, tahmin ettiğimin ötesinde bişi oldu. Yazar beni ters köşeye yatırdı ve yazarın zekasına ve kurgulama yeteneğine bir kez daha hayran oldum. Vay be! dedim.İşte budur. Fazla detaylı bir şekilde yazmakta istemedim çünkü okuyacak kişilerin heveslerinin kaçmasını istemem. Bu kadar kelime ve cümleden sonra diyorum ki, bu kitabı hiç tereddüt etmeden alıp okuyun hatta okutturun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Arkadya Yayınları’na bu kitabı büyük bir titizlikle hazırlayıp yayınladıkları için çok teşekkür ederim.Ve bir puan verecek olursam bu kitaba beş üzerinden beş puan verirdim. Sevgiler…
Baskı: Sevginin Büyüsü
Yüzümde buruk bir gülümsemeyle okumuş olduğum, İndigo Kitap’tan çıkmış olan Sevginin Büyüsü adlı kitabı çok ama çok beğendim. Kitap ülkemizde yayınlamadan çok önce, zaten benim ilgimi çeken bir kitaptı. Ama hangi yayınevinin haklarını satın aldığını tabiî ki de bilmiyordum.Sonra aradan zaman geçti ve bir baktım ki yepyeni bir yayınevi olan “İndigo Kitap” bu kitabın yayın haklarını satın almış ve üstüne üstlük, çıkaracakları ilk kitapmış. Nasıl sevindim anlatamam,çıkacağını öğrendiğim zaman.Kitabın konusunu çok beğenmiştim, tam benim sevdiğim tarzdı. Ve kitap çıktı, ben durur muyum hemen aldım lakin biraz yoğunluğumdan biraz da bitmemesi için çaba sarfederek,ağır ağır okudum. Gelelim kitabımıza; öncelikle kitabımızın çevirisi son derece akıcı,yazım hatası sıfır diyebilirim.Yazı puntosunun biraz küçük olması sadece bu kitabın tek olumsuz yanı idi bence. Kitabımızda; çok ama çok tatlı ve akıllı bir kızımız var adı: CeeCee.(Karşımda olsa yanaklarını sıka sıka öpeceğim bir kız oldu benim için ) Bu kızımız küçük yaştan itibaren ailesi yüzünden,sorumluluklar almaya başlamış ve bu sorumluklarla baş etmeye çalışan biri.Yaşı küçük olmasına rağmen bu sorumlulukları büyük bir olgunlukla çözmeye çalışıyor.Tabi zorlanmıyor da değil. Bir gün bir olay sonucunda, CeeCee büyük teyzesinin yanına yerleşmek zorunda kalacak ve orada geçmişinin kendisinde yarattığı izleri, yavaş yavaş; teyzesi, teyzesinin arkadaşları,evin bakıcısı ki ne bakıcı ama( Oletta) ve aynı zaman da çok eskiden beri arkadaşı olan Bayan Odell sayesinde silmeye çalışacak. Bu kitapta; sadece kadınlar ve onların yaşamlarını,olaylara ve insanlara bakış açılarını; masalsı ve büyüleyici bir tat da okumayacak aynı zamanda okurken ,bir yandan hayata bakışınızı değiştirecek,bir çok olay ve cümle ile karşılacaksınız.Hala günümüz de bile geçerliliğini yitirmemiş olan ırk ayrımını da o masalsı tat içerisinde, sıkılmadan okuyacaksınız. Bir sürü mesaj içeren,herkesin kendince bir şeyler bulacağı bir kitap kısaca. Kitabı okurken çoğu zaman duygulanacak,çoğu zaman CeeCee’nin bazı varsayımlarına gülecek,çoğu zaman da insanlar arasında yaşananlara kızacaksınız. Lakin bu kitabı çok seveceksiniz. Bunun garantisini size veriyorum. Çok fazla detay kitapla ilgili veremiyorum,çünkü detay vererek o büyünün kaybolmasını istemiyorum. Bu kadar cümleden sonra kısaca diyorum ki; başucu niteliğindeki bu kitabı herkese tavsiye ederim. Ve bir puan verecek olursam tabiî ki de beş üzerinden beş puan veririm. Son olarak bu kitabı,büyük bir titizlikle biz okurlara sundukları ve yayınladıkları için İndigo Kitap’a çok teşekkür ederim.
Baskı: Masum Koza
Olimpos Yayınları’ndan çıkmış olan Özge Erkin’in Masum Koza adlı kitabını şu an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Bir kitap cidden çok iyi isse güzelse yorum yapmakta çok zorlanıyorum.Her zaman dediğim gibi hakkını veremeyeceğimden ötürü korkuyorum.Ama gene de bir şeyler yazmaya çalışacağım. Öncelikle yazarımız Özge Erkin’in kalemi çok kuvvetli ,bunu belirtmek istiyorum; kelimelerle ve cümlelerle müthiş bir şekilde oynamış, yazım dili çok akıcı. Kitabı okurken, zamanın su gibi akıp geçtiğini anlayamıyorsunuz. Tek olumsuz yanını belirteyim; olaylar arasındakı hızlı geçişler,bir kopukluk tabiî ki yok ama hani biraz daha detaylandırsaydı, bazı yerleri daha da güzel olurdu. Kitapta küçük yaşta babası tarafından tecavüze uğrayan ( her ne kadar saklanmaya çalışsa da ülkemizin sorunlarından bir tanesi ) Hayal adlı kadının; yaşamış olduğu sorunları, erkeklerden intikam almak için aşkı silah olarak kullanmasını, fakat en son savaşı için tüm zırhlarını kuşanırken, Poyraz ile tanışmasını ve ikisinin arasında gelişen şaşırtıcı olayları okuyacaksınız. Kitap sadece iki karakter üzerine yoğunlaşmayıp,yan karakterleri de anlatan bir kitap.Yan karakterler olan; Aziz Baba ki herkesin böyle bir babaya sahip olmak isteyeceği bir adam. Devran ki keşke herkesin benimde böyle bir abim olsa diyeceği biri.Aslan ve Demet ki böyle güzel, böyle sarıp sarmalayan arkadaşlarımız olsa dedirtecek kişiler . Aynı zaman da yazarımız olay örgüsü içinde,olaylarla ilgili çok güzel şarkı seçimleri de yapmış.Kesinlikle okurken bir yandan dinlenmenizi de tavsiye ederim. Kısacası bu kitabı okurken bir yandan duygulanacak- hüzünlenecek bir yandan ise gülümseyeceksiniz. Bu tarz kitaplar seviyorsanız ve değişik bir soluk almak istiyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Bu kitabı bizlerle buluşturduğu içinde Olimpos Yayınları’na çok teşekkürler. Sevgilerimle…
Baskı: Tersyüz
Bugün sizlere Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan “Tersyüz” kitabını yorumlayacağım. Öncelikle kitabın çevirisi akıcı, bunda çevirmen Arzu Altınanıt’ın ve editör Tuğçe Nida Hanım’ın büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir kitabı rezil de eden vezirde eden çevirisidir, sonra akabinde kitabın editi , redaksiyonu vb. Lakin söylemeden de geçemeyeceğim kitapta bir çok yerde bilinmeyen kelimeler mevcuttu.En azından benim bilmediğim kelimeler. Bunlar dipnot düşülebilirdi.Çünkü okurken bir yandan okumak bir yandan o kelimenin anlamını araştırmak yorucu olduğu gibi o an kitabın okuma hızını da düşürüyor. Ve de arada sıra da yazım hataları da yok değildi, vardı. Bunları nazar boncuğu olarak adlandırıyorum. Kitabın her zaman ki gibi yazı puntosu da gayet iyidi. Şimdi gelelim kitabımıza. Bu nasıl bir kitaptır ? Bir yandan yüzünüzü güldüren birkaç sayfa sonra sizi duygulandıran. Bir kitap. Aşkın naifliğini satır aralarında bulacaksınız. Hele günümüzle kıyaslarsak böyle bir aşk var mı dedirten bir kitap olacak sizler için. Aynı zaman da kitapta ; aile bağlarını, arkadaşlığı, dostluğu, bir savaşın insanlar üzerindeki etkisini, fedakarlığı ,sevgiyi ve en önemlisi dediğim gibi aşkın saflığını naifliğini bulacağınız ender kitaplardan bir tanesi. Kitabın arka kapağında da yazdığı üzere modern “Güzel ve Çirkin” masalı okuyacaksınız lakin masal tadında olmasına rağmen ,okurken aynı zaman da sizi düşündürecek, hayattan dersler verecek nitelikte bir kitap. Kısacası okurlarına bir şeyler katabilen sırf okuyalım rafa kaldıralım mantığında okuyabileceğiniz bir kitap değil. Hani bazı kitaplar vardır ; okursunuz, aradan belli bir süre geçer bir ıkı yıl vb. Her okuduğunuz da sizin görüş açınıza daha önce okurken fark etmediğiniz anlamlar katar,bu kitapta onlardan bir tanesi bence. Bu kitap ciddi anlamda insanlara bir sürü mesaj veriyor. Bunlardan bir tanesi; ne oldum değil, ne olacağım demeli insanlar. Ve yazar ;Fern ve Ambrose isimli iki ana karakterin gözünden; sırf bir insanı güzel yada yakışıklı olduğu için değil, “O” olduğu için sevilmesi gerektiğini, çok güzel anlatmış. Bu kitabı okumak istiyorsanız, hiç tereddüt etmeden alıp okuyun, diyorum. Film tadında bir kitap okuyacağınızın garantisini veriyorum. Ve bu kitaba bir puan verecek olursam “5” üzerinden “4” puan verirdim. Yabancı Yayınları’na da bu kitabı bizlerle buluşturduğu için teşekkür ederim. Sevgilerimle.
Baskı: Sana Kapıldım (Fixed #1)
YORUMUM : Elf Yayınları’ndan çıkmış olan “Sana Kapıldım” adlı kitabı okuyup bitirdim , lakin ülkemizde yaşanan tatsız olaydan ötürü yorum yazmayı erteledim açıkçası. Öncelikle kitabın çevirisi gayet başarılı. Arada tabi tek tük yazım hataları da var ama bu okurken sizi rahatsız edecek düzeyde değil, ve benim için önemli kriterlerden biri yazı puntosu ve sayfa kalitesi aynı zamanda . Yazı puntosu okunacak düzeyde , sayfa kalitesi de gayet iyi idi. Sana Kapıldım , Fixed serisinin ilk kitabı. Ve kitabımız erotik bir kitap.Lakin sırf erotikliğe yönelmiş bir kitapta değil, içinde aşkı sevgiyi, insanların psikolojik sorunlarını, aile bağlarını da içeren bir kitap. Ve bunu yaparken yazar ,hepsini çok güzel bir şekilde harmanlayarak arada hiçbir kopukluk olmadan aktarmış . Kitapta ; Alayna adı bir kadın var. Bu kadın işletme üzerine yüksek lisans yapmış ve çalıştığı barda yükselmeyi hedefleyen biri.Aşık olmaktan kaçınan, zeki, güzel ve alımlı bir kadın , aynı kendi içerisinde psikolojik sorunları var.Bunları aşmaya çalışıyor bir yandan da . Ve karşısına hiç umulmadık bir anda yakışıklı , zengin bir adam çıkıyor . Bu adam onu gözüne kestirdiğinden beri adım adım takip etmekte. Adı : Hudson. Hudson da ne kadar yakışıklı ne kadar zengin olursa olsun onun da kendi içinde boğuştuğu bir takım psikolojik sorunları var. Ve Hudson , Alayna’nın çalıştığı barın sahibi. Ve bir gün Hudson Alayna’ya geri çeviremeyeceği bir teklif sunacak ve bu teklifle birlikte ikili arasında adım adım aşka giden bir ilişki başlayacak.(Ne nasıl olacak okuyun görün , fazla detay vermeyeceğim :) ) Şahsen okurken büyük bir keyif alarak okudum; kimi yerde yüzüm kızardı, kimi yer de güldüm kimi yerde duygulandım, kimi yerde sinir oldum. Kısacası bir sürü duyguyu bir arada yaşadım . Bu kitabı okumak isteyenler hiç tereddüt etmeden kitabı alıp okusunlar, bence. Keyif alacaklarının garantisini verebilirim. Lakin gene de +18 yaş ve üzerinin okumasını tavsiye ederim. Her şey yaşında güzel . Şimdi bunu yazdım diye , 18 yaş ve altı kesim daha çok merak edebilirler ama kitap kaçmıyor, elbet okursunuz. Kitapçılarda mevcut ;) Son olarak ise bu kitabı bizlerle buluşturduğu için Elf Yayınları’na çok teşekkür ederim. Ve kitaba bir puan verecek olursam bu 10 üzerinden 9 puan olurdu . Saygılarımla….
Baskı: Güller İçinde Yalnız
Nemesis Kitap’tan çıkmış olan “Belinda Alexandra’nın Güller İçinde Yalnız” adlı kitabını okuyup bitirdim. Kitabı , on beş – yirmi günlük bir süreçte okudum.Böyle uzun bir sürece yayma sebebim ; kitabın tarihi bir kurgu üzerine oturtulmuş olması. Ve ben tarihi veya tarihi kurgu kitaplarını okurken kitapta bilmediğim konular varsa internetten de araştırarak ve okuyarak daha fazla bilgi edinmeye çalışırım. Yoksa kitabın çevirisi gayet iyi.Akıcı bir şekilde okunuyor, yazım hataları nadir de olsa var. Ama bu sizi okurken rahatsız etmiyor . Bu kitap hakkında diyebileceğim en önemli unsur; bu kitabı kafanızı dağıtmak için okuyamazsınız , öyle düşünerek başlarsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü kitabımız her ne kadar masalsı bir tatta başlasa da sayfalar ilerledikçe olayların içine ki bu olaylar, tarihi olaylar, girmeye başlıyor. Kitapta ; bir gün bir bebek, Kurt lakaplı biri tarafından manastıra bırakılır , bu bebek ki ismi Rosa , rahibeler tarafından büyütülüp, yetiştirilir ve 15-16 yaşlarına geldiğinde manastırdan ayrılmak zorunda kalır ve zengin bir ailenin çocuğuna , müzik dersleri ve yabancı dil dersleri vermek için mürebbiye olarak gider .Gideceği yer bir villadır. Bu öyle bir villadır ki daha önce yaşanmış olaylara ve gelecekte yaşanacak olan olaylara şahit olacaktır. Bir nevi gizemli bir villa diyebilim .Özellikle evde yaşayan ve markiz çok gizemli ve tuhaf insanlardır. Ve markiz , Rosa için hayatı çok çekilmez kılacaktır.Rosa’nın hayatı, bu villaya gelmesiyle birlikte tamamen değişir . Olaylar yer bakımından İtalya ‘da geçmekte; Floransa eyaletinde. O zamanlar İtalya’nın başında Mussolini adlı bir diktatör var. Kendisinden başka kimseyi düşünmeyen bencil bir adam. ( adı üzerinde diktatör ) Ve İkinci Dünya Savaşı. Almanlar ve Naziler’in devreye girmesi ,İtalya ve Almanlar arasında ki gelgitler , villada ki yaşamı ve diğer insanların yaşamını etkileyecektir.Özelikle Rosa’nın yaşamını . Faşistlerin insanlara zulümleri, antifaşistlerin , partizanların ülkeyi kurtarma çalışmaları ve ülkeyi kurtarma aşamasında Rosa’nın oynayacağı faktör . Devletin savaştan sonra ki durumu , Rosa’nın hayatıyla ilgili bildiğini sandığı fakat bilmediği gerçekler,sürprizlerle dolu yaşamını okuyacaksınız .( Fazla detay verip hevesinizi kursağınızda bırakmayayım ) Şahsen kitabı okurken her sayfasını merakla okudum , nefes nefese. Ve kitapta bana göre hiç gereksiz bir detay yoktu , her bir olay diğer bir olayın nedeni ve sonucuydu. Ayrıca kitap sizi ters köşeye yatırıyor, hiç beklemediğiniz olaylar gelişiyor ve sürprizler sizi bekliyor . Bu kitap bana göre 2014 yılının en iyi kitaplarından olmaya aday hatta sadece 2014 yılı değil, kült bir kitap olmaya aday. Zaten çıkmasını heyecanla beklemiştim. İyi ki beklemişim iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu . Ama dediğim gibi kafa dağıtmak için okuyayım mantığıyla başlar ve okursanız sizin için olumsuz bir sonuç ortaya çıkabilir. Her sayfası dolu dolu bir kitap. Bence tarihi kurgu sevenlerin okuması ve kütüphanesinde bulunması gerektiğini düşünüyorum. Kitabın tek olumsuz yanı ; bir sürü karakter ve olayı içinde barındırdığından akılda tutmak azıcık zorlaşabiliyor. O yüzden de yavaş okuyabiliyorsunuz .
Baskı: Böğürtlen Kışı
Ben şimdi ne yazsam hangi kelimeleri kullanıp hangi cümleleri sarfetsem bu kitabı anlatmak için yetersiz kalacak , şu an ki duygularımı ifade edemeyeceğim . Ben hiç abartısız mükemmel ötesi bir kitap okudum . Gerek dış kapağı –iç kapağı, gerek sayfa kalitesi , gerekse yazı puntosu ve en önemlisi çevirisiyle dört dörtlük bir kitap oldu benim için. Eeee haydi artık söyle bu hangi kitap ? Bu kadar seni etki altına alan sana bu satırları yazdıran, dediğinizi duyar gibiyim Evet beni bu kadar etkileyen kitap ; Arkadya Yayınları’ndan çıkan Sarah Jio’nun Böğürtlen Kışı adlı kitabı. Kitap bitmesin diye ağırdan aldığım halde kitap bitti , keşke hiç bitmeseydi ve yüzlerce sayfa daha olsaydı da ben okusaydım .Sevgili yazarımız Sarah Jio yapmış yapacağını , müthiş bir kurgu ortaya çıkarmış, tebrik ederim.♥ Kitaptan biraz bahsedecek olursam , Mayıs ayında çok ender rastlanan bir kar fırtınası sonucunda, çocuğunu kaybeden bir annenin ( adı: Vera ), duygu yüklü hikayesi diyebiliriz kısaca. Ama kitapta sadece bir annenin çocuğunu bulma çabalarını değil , aşkı- sevgiyi, arkadaşlık – dostluk ve aile bağlarını , zengin insanların nasıl acımasız olabileceklerini , tabi aynı zaman da zengin olmasına rağmen iyi kalpli insanların da olduğunu , asla pes etmemeyi ( etmemek gerektiğini ) bu kitapta kısaca okuyacaksınız . Aslında detaylı bir yorum yazabilirim lakin tüm o büyülü atmosferi bozmak, hevesinizin kursağınızda kalmasını istemiyorum ve zaten en başta da dediğim üzere ne yazarsam yazayım bu kitap için yeterli olmayacak . Bu kitap okunup sonra bir kenara kaldırılacak ve unutulacak bir kitap değil, yıllar sonra bile okuduğunuz da aynı tadı alabileceğiniz, size bir şeyler katabilecek, duygu yüklü (her duyguyu içinde barındıran ) ender kitaplardan bir tanesi .. Bu kitaba ben bayıldım ve bir puan verecek olursam, hiç abartısız bin de bin beş yüz puanı veririm. Ve son olarak bu kitabı bizlerle , titizlikle ve özenle buluşturduğu için Arkadya Yayınları’na çok teşekkür ediyorum.Saygılarımla…
Baskı: Yalancı Aşık
Nemesis Kitap’tan çıkmış olan , Tawna Fenske’nin Yalancı Âşık kitabını , okuyup bitirmiş bulunmaktayım. Öncelikle, kitabın çevirisi çok akıcıydı. Yazı puntosu tam istediğim gibiydi. Tabi arada tek tük yazım hataları vardı , ama bunu nazar boncuğu olarak görüyorum. Kitabımız, tam bir romantik komedi ve film tadında.Kitapta ; Violet adlı bir kadının, günün birinde annesinin bir olay sonucunda sakatlanması üzerine annesinin mesleğini kısa süreliğine devralması ki annesinin mesleği , medyumluk . Violette’in asıl kendi mesleği ise muhasebecilik. Ama gelin görün ki annesinin hatrı için kısa süreliğine medyumluk yapmaya ikna oluyor. Ve asıl olaylar onun medyum olmasıyla başlıyor . Kızımız hiç medyumluktan anlamıyor ve başına bir sürü iş açıyor , aslında acemi şansı da var kızımız da yok değil . :) Medyumluk işini devr almasından sonra bir adamla tanışıyor adı Drew .Drew de bar işletiyor . Aynı zaman da yakışıklı bir doktorumuz da var , adı Chris. Violet bu iki adam arasında zaman zaman gelgitler yaşıyor, kalbini mi yoksa mantığını mı seçmesi konusunda .Fakat en sonunda bir tanesinde karar kılıyor , tabiî ki de . Ama genede yaptığı ufak bir hata sonucu ilişkisi tehlikeye girebiliyor. Bakalım Violet , bu olaydan sıyrılabilecek mi ve aşkı bulabilecek mi ? İşte bunların bütün cevabı , okurken yüzünüz de tebessüm oluşturacak , bu kitapta saklı. Okuyun, görün ;) Şahsen ben çok beğendim . Kesinlikle tavsiye ediyorum . Ve Nemesis Kitap’a bu kitabı bizlerle buluşturduğu için çok teşekkür ediyorum. Bir puan verecek olursam da on üzerinden dokuz puan veriyorum.Saygılarımla…
Baskı: Araf (Providence Üçlemesi, #1)
Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan , Jamie Mcguire ‘nin Providence Üçlemesinin ilk kitabı olan “Araf’ı” okuyup, bitirmiş bulunmaktayım. Öncelikle ; kitabın yazı puntosu , kapak tasarımı , iç kapak tasarımı ve çevirisi iyidi . Kitap rahat bir şekilde okunuyordu. Bu benim bir kitapta önem verdiğim kıstaslardan biri /bir kaçıdır. Kitabımız; paranormal- aşk türünde yazılmış bir kitap. Nina adlı bir kızın günün birinde babasının ölümüyle birlikte hayatının nasıl değiştiğini , onu koruyan – kollayan ve yıllardır onu seven Jared adlı koruyucu meleği ile nasıl tanıştığını ve bu tanışmanın akabinde gelişen olayları , babasının ölümünün arkasında yatan sır perdesini aralamayı çalışmasını , arkadaşlarıyla ve ailesiyle yaşadığı ilişki , aralarında ki diyaloglar, şeytanlara karşı savaşmalarını yazar o kadar güzel bir şekilde anlatmış ki kitabın çoğu yerini soluksuz bir şekilde okudum diyebilirim. Zaten bu kadar cümleden sonra anlamışsınızdır, kitabımız aynı zaman da bol aksiyonlu bir kitap Ve en önemlisi şuydu ; ne yaşarlarsa yaşasınlar, Nina Ve Jared’in birbirlerine karşı duydukları aşk ve sevgi. Şahsen onların aşkına gıpta ettim. Kısacası film tadında bir kitap okumaya hazır olun.Hatta tavsiyem geceleri yatmadan öncede bu kitabı okuyun ki belki rüyanız da okuduğunuz bölümler kendiliğinden senaryolaşıp, Nina ve Jared’in o büyülü dünyasına , rüyanızda da adım atmış olursunuz (hemde görüntülü fena mı ) Okumak isteyenlere bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyor ve kitaba puanımı veriyorum ; on üzerinden dokuz puan . Yabancı Yayınları’na bu kitabı bizlerle buluşturduğu içinde çok teşekkür ederim.Saygılarımla…
Baskı: Düğün Hediyesi (Four Weddings and a Fiasco, #1)
Arkadya Yayınları’ndan çıkmış olan Lucy Kevin’in Düğün Hediyesi adlı kitabını okuyup bitirmiş bulunmaktayım . 4 Düğün 1 Fiyasko adlı serinin ilk kitabı olan “Düğün Hediyesi “; kapağı , iç kapağı , çevirisi ve yazı puntosuyla dört dörtlük bir kitaptı .Titiz bir çalışmanın ürünü olduğu belliydi . Kitap’ta ; Julie adlı bir kadının bir gün bir eleştirmenin Andrew Kyle ‘ın verdiği bir puan yüzünden restoranının kapanması ve bunun akabinde Rose’un Köşkü adlı mekan da bir düğün için iş bulması ve bu işi elinden geldiğince en iyi şekilde yapmaya çalışmak istemesi , fakat hiç beklenmedik bir sürprizle karşılaşması ve bu sürprizin onun hayatını değiştirmesini konu alan bu kitabı okurken , çok eğlendim. Kısa metrajlı 100 dakikalık bir romantik komedi filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Hatta kitabı okurken , konusu biraz daha farklı olan bir film aklıma geldi , başrollerinde Catherine Zeta Jones , Aaron Eckhart ‘ın oynadığı Aşkın Tarifi filmi ( No Reservations ) . Kitap zaten çok kalın bir kitap değil , fazla da yorum yazamıyorum , yazabilirim lakin bu sefer detaya kaçmış olurum.Bu da okuyacak kişiler için iyi olmayabilir , hevesleri kursaklarında kalmasın . Aynı zaman da kitaptan alınabilecek nasihatler de mevcut . Kısacası ben bu kitabı beğendim . Okumak isteyenlere tavsiye ederim . Son olarakta , bu kitabı bizlerle buluşturduğu için ARKADYA YAYINLARI’NA çok teşekkür ediyorum.Devamını da bekliyor olacağım .Kitaba da bir puan verecek olursam 10 üzerinden 8 puan verirdim .
Baskı: Bob'un Dünyası - 2
Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan James Bowen’in –Bob’un Dünyası adlı kitabını, okuyup bitirmiş bulunmaktayım . Bob’un Dünyası adlı kitap , Sokak Kedisi Bob’un devamı niteliğinde , ilk kitapla az da olsa bağlantı var , yazar geçmişte şunu yapmıştım dediğin de aaa ne yapmıştı acaba dememek için , ilk kitap okunmalı . Ama bağımsız da okunabilir . Çevirisi son derece akıcı idi . Yazım hatası yok denecek kadar azdı . Yazı puntosu her zaman belirttiğim gibi benim için çok önemlidir, yazı puntosu da gayet iyi di.Sayfa kalitesi de.Ayrıca kapakta çok tatlıydı . Yani kitap,titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu belli ediyordu . Bu kitapta ; yazarımız James Bowen hem kendi dünyasında ki olayları hemde kedisi Bob ile birlikte yaşamış olduğu iyi – kötü , duygusal – neşeli anıları kaleme almış .Kitapta aynı zaman da , aile , arkadaşlık ve dostluk ilişkilerini , sevgiyi, inancı , umudu ve sadakat konuları işlenmiş . Bir insanın en dibe vurduğu an da, yaşamına girecek küçük sevecen bir varlıkla(buradaki varlık Bob tabiî ki :) ) hayatının nasıl değişebileceğini okurken kimi yerde duygulandım kimi yerde gülümsedim . Bu kitabı okuyan herkes ,kendine özgü dersler çıkarabilir. Ve hiç kedi sevmeyen biri bile kucağına bir kediyi alıp sevmeyek isteyebilir.Özellikle Bob gibi bir kediyse … Kısacası ,ben bu kadar içten bir anlatımı olan bu kitabı çok sevdim Ve okumak isteyen herkese tavsiye ederim . Bu kitabı bizlerle buluşturduğu için Yabancı Yayınları’na da çok teşekkür ediyorum .Saygılarımla…
Baskı: Dublin Caddesi (On Dublin Street, #1)
Şu dakika itibariyle, “Dex Kitap’tan çıkmış olan Samantha Young’ın Dublin Caddesi” adlı kitabını okuyup , bitirmiş bulunmaktayım . Bu kitap için ne yazsam az kalacak , öncelikle onu belirteyim , abartmıyorum bilginize. Kitap daha piyasaya çıkmadan önce çok sevgili Ütopik Kızların Günlüğü(blog tur) tarafından çok merak uyandıracak bir şekilde tanıtıldı .Tabi bu tanıtımlar benim üzerimde de etkili oldu. Neyse. Öncelikle kitabın çevirisi çok ama çok akıcı .Arada tek tüm yazım hataları vardı.Ama o bir nazar boncuğuydu bence . Yazı puntosu ki bu benim için önemli bir kıstas, boyut olarak da gayet iyidi . Sadece Dex’tan minik bir ricam var; lütfen kitap kapaklarını biraz daha sert kapak yapsınlar.O kadar titiz okumama rağmen en ufak bir kıvrım olunca halimi düşünün diyorum Bu bir minik ricaydı . Gelelim kitaba ; kitap masal tadındaydı açıkçası , büyüklere masallar diyebileceğim tarzda bir kitaptı. Konusuna kısaca değinecek olursam ; Joss adlı bir kadın var.Joss yaşadığı üzücü bir olay sonucunda kendi içine kapanık , fazla insanlarla sıkı fıkı olmayı sevmeyen bir tip .Ve Joss bir gün taksi beklerken aynı anda bir adamla taksiye binmesi sonucu ki bu adam Braden , hayatı yavaş yavaş değişecektir. Bu değişim inişli çıkışlı bir hayatı da beraberinde getirecektir. (okuyun görün ) Kitapta ; aile , arkadaşlık – dostluk ilişkilerini, aşkı- sevgiyi , sadakati , insanların geçmişte yaşadıkları sorunları ve bu sorunları aşmaya çalışmalarını vb. yazar “Samantha Young” çok güzel bir şekilde ele almış.Tabi akıcı okumamız da çevirmenin ve editörlerinde payı büyük. İlk defa bir kitabı okurken gecenin bir yarısı kahkahalarla güldüm karnıma ağrılar girdi. Kimi zaman da hüzünledim .Kimi zaman sinir oldum . Bir sürü duyguyu , bir arada yaşatan bu kitabı ben çok beğendim . Ve devamını umarım çok beklemeden okumak nasip olur . Okumak isteyenlere tavsiye ediyorum lakin lütfen +18 yaşından küçükler okumasın .Çünkü kitapta erotizm de mevcut . Rahatsız ediyor mu aşırı derece de ? Hayır, lakin küçük yaş grubunun okumaması taraftarıyım . Bu kitaba bir puan verecek olursam yüz üzerinden bin beş yüz verirdim . Son olarakta bu kitabı bizlerle buluşturduğu için önce Dex Kitaba , sonrasında bana bu kitabı hediye ettiği için , “O” kişi kendisini biliyor , çok teşekkür ederim.Saygılarımla…
Baskı: Eczacının Kızı
Feniks Kitap’tan çıkmış olan “Charlotte Betts’in Eczacının Kızı” adlı kitabını , okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım . Eczacının Kızı adlı kitabın çıkmasını ,uzun bir süredir bekliyordum . Beklediğime de değdi açıkçası. Gerek kitabın konusu , gerek yazı puntosu ve gerek çevirisi bakımından dört dörtlük bir kitaptı benim için . Tabii arada yazım hataları yok değildi , vardı .Lakin bu göze batacak derecede değildi .Ama dediğim gibi çevirisi çok akıcı bir kitaptı . Bu yüzden çevirmeni ; Solina Hanım’ı tebrik ederim . Kitapta ; 1600 ‘lü yılların İngiltere’sine tanık oluyoruz (yaşam biçimlerine);sefalete , vebaya , yangınlara ve bunlar sonunda yaşanan göçlere .Aynı zaman da kitabın adın da anlaşılacağı üzere , kendisini babasının mesleği olan eczacılık alanında yetiştirmiş bir kızımız var .Kızımızın adı Susannah .Susannah babasıyla birlikte yaşayan , onun öğrettiği ilaçları hazırlayan bir kız .Tabi o zamanlar bir bayan olarak bu mesleği icraa etmesine pek iyi gözle bakılmıyor açıkçası .Bunun sıkıntılarını yaşıyor ,Susannah zaman zaman . Susannah’ın annesi bir olay sonucunda vefat etmiş ve bu olay onun evlenmek istememesine neden oluyor. Babasıyla mutlu mesut kendi hallerinde yaşarken , babasının bir gün evlenmek istemesi ve eve üvey anne getirmesiyle hayatı bir anda değişiyor.Ve pek gönlü razı olmasa da , eczanesine gidip gelen bir beyefendiyle evleniyor . Evlendikten sonra ,her şeyin iyi gitmesini , hayatının iyi bir yöne doğru yol olmasını beklerken maalesef umduğu gibi olmuyor .(fazla detay vermekte istemiyorum , açıkçası ) Kısacası kitapta ; bunun akabinde yaşanan olayları , daha öncede belirttiğim gibi ,o dönem yaşanan ve illet bir hastalık olan veba ve vebanın getirilerini ,insanların istemesede hayatlarını değiştirmek zorunda kalmalarını , hayatta kalma mücadelesini , insanlar arasında ki ilişkileri , aile , arkadaşlık ve dostluk bağlarını , tam her şeyden umudunu kesmişken yeniden aşık olabilmeyi , fedakarlığı vb konuları , yazar arada hiçbir kopukluk olmadan , kafa karıştırmadan masalsı bir tatla anlatmış . Tekrar ediyorum çevirmeninde çok büyük payı var , akıcı bir şekilde okunmasında . Bu kadar cümleden sonra belki anlamışsınızdır ; kitap masalsı bir tatla yazılmış lakin okuyalım ve bir kenara kaldıralım mantığında değil yani boş bir kitap değil , her insana kendinden bir şeyler katabilecek bir kitap , kültürel yönüde var .Okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız . Kesinlikle bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum .Alın okuyun /okutturun . Ve bu kitabı bizlerle buluşturduğu için Feniks Kitap’a çok teşekkür ederim .Az kalsın unutuyordum kitaba bir puan verecek olsam on üzerinden dokuz puan verirdim .Saygılarımla…
Baskı: Eğer Yaşarsam (If I Stay, #1)
Pegasus Yayınları’ndan çıkmış olan “ Gayle Forman’ın Eğer Yaşarsam “adlı kitabını okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım . Bu kitabı tam da şiddetli bir grip geçirdiğim sırada okudum .Ve dedim ki ; Aman Allah’ım ! Kitabın adı ; Eğer Yaşarsam ve ben tam da zamanında grip oldum , eğer hastalığı atlatabilirsem okuyabilecekmiyim ? Devamını getirebilecek miyim ? Ve şükür ki gribi atlattım ve kitabımı sağ salim bir şekilde bitirebildim . Tamam , artık sadede gel ve kitap hakkında bize bilgi ver dediğinizi duyar gibiyim . Kitabımız , iki kitaptan oluşuyor yani seri bir kitap . Eğer Yaşarsam ; kapağı, iç kapak tasarımı , yazı puntosu ve en önemlisi çevirisiyle harika bir kitaptı . Yazım hatası yoktu . Çok titiz bir çalışmanın ürünü olduğu buradan belli idi. Kitap , bir young adult tarzında yazılmış .Yani genç yetişkinlere yönelik .Lakin bu sizin kitabı okumak isteyipte , okuyamamanızı engellemesin .Çünkü ; bence her yaşa hitap edebiliyor . Kitapta ; Mia adlı bir genç kızın ailesiyle birlikte çok mutlu bir gün geçirmesinin ardından başlarına gelen kötü bir olay sonucu , hayatının değişmesini , geçmişle gelecek arasında gidip gelmesini okuyorsunuz . Aynı zaman da kitapta ; müzik hakkında bir takım bilgiler ediniyorsunuz . Aşkı , sevgiyi , aile bağlarını okuyorsunuz .Ve okurken , deminde bahsettiğim üzere geçmiş -gelecek arasında gidip geliyorsunuz ama arada bir kopukluk yok . Kafanız karışmayacak , bundan emin olun . Lakin kitabın sonu, heyecanlı bir yerde bitti. Bu yüzden , yakın bir zaman da geleceğini umduğum “SEN GİTTİĞİNDE “ adlı kitabı merakla bekliyor olacağım . İnşaallah en kısa süre içerisinde çıkar. Kitaba bir puan verecek olursam , on üzerinden dokuz puan verirdim . Ve son olarakta bu kitabı bizlerle buluşturduğu için , “PEGASUS YAYINLARI’NA “ teşekkür ederim .Saygılarımla….
Baskı: Kelimelerin Derin Sessizliği
Martı Yayınları’ndan çıkmış olan “KELİMELERİN DERİN SESSİZLİĞİ “adlı kitabı okuyup bitirmiş bulunmaktayım . Kitabın ilk tanıtımını görür görmez ve konusunu okuduğumda , bu kitap benim olmalı ve ben bunu okumalıyım diye düşündüm ve alıp okudum .İyi ki de alıp okumuşum . Kitap, cidden ön kapağında yazan yazıya harfiyen uymuş “Bu kitap ürkütücü bir şekilde kusursuz “ Evet kitap kusursuzdu . Öncelikle kitabın çevirisi son derece akıcı bir çeviriye sahip .Kelime hatası yok denecek kadar az, yazı puntosu tam istediğim gibiydi .Hemen hemen bütün kitap yorumlarımda bu konulara değiniyorum ama bir kitabın okunmasını sağlayan olmazsa olmazlar benim için napabilirim Kısacası titiz bir çalışmanın ürünüydü. Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam ; kitapta Hong Kong’tan annesiyle birlikte Amerika’ya göç etmiş Kimberley adlı bir kızın , yılmadan –pes etmeden zorluklara nasıl göğüs gerdiğini , tüm zorlukları nasıl aştığını aşama aşama okudum ve okurken ki beni her kitap kolay kolay ağlatamaz , duygulandırır ama ağlatamaz bu kitap beni ağlatmayı başardı . Kimi zaman yüzümde bir gülümseme de oluşmadı değil . Onlar olayları yaşarken sanki ben uzaktan onları izliyordum . Kitapta aynı zaman da ; arkadaşlığı , dostluğu , aile bağlarını ,hele bir tane teyze vardı ki düşman başına (Paula Teyze ) git saçını başını yol , yolasım geldi Ne diyordum hım aile bağlarını , aşkı , yazar öyle güzel bir şekilde anlatmış ki arada hiçbir kopukluk yok . Kitapta ders alınabilecek pek çok nokta da var .Bunlardan bir tanesi; insanın şansını kendisinin yarattığıdır . Çok doğru . Neyse bu kadar cümleden sonra kısacası diyorum ki bu kitabı tereddüt bile etmeden alıp okuyun ve okutturun , pişman olmayacaksınız . Unutmadan birde puan verirsem bu kitaba on üzerinden yüz veriyorum .Birde bizlerle bu kitabı buluşturduğu için “MARTI YAYINLARINA “çok teşekkür ederim .Saygılarımla….
Baskı: Şans
Eksik Parça Yayınları’nın ilk kitabı olan “KAREN KİNGSBURY’NİN –ŞANS “adlı kitabını okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım . Öncelikle kitap çıkmadan önce ilgimi çeken bir kitap olmuştu .Konusu çok hoşuma gitmişti açıkçası . Bana sinyal gönderen kitaplardan bir tanesiydi ve okuduğuma pişman olmadığım için mutluyum . Çevirisi sade ve akıcıydı .Bazı yerlerde kelime hataları da yok değildi, vardı .Fakat bu okurken çok fazla göze batmıyor ve cümlenin gidişatını bozmuyordu . Biraz önce de söylediğim gibi yayınevinin ilk kitabı.Gerek sayfa kalitesi , gerek iç kapak tasarımı ,gerek yazı puntosu benim için çok iyi idi , kitap titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu gösteriyordu . Konusuna kısaca değinecek olursam ; Ellie adlı bir kızın , ailevi sorunlardan ötürü çok sevdiği arkadaşı ve ilk aşkı Nolan’dan ayrılmak zorunda kalması, lakin ayrılmadan önce birbirlerine verdikleri bir söz , bu söz ki onları aradan yıllar geçse de birbirine bağlayacak ve belki de son şansları olabilecek bir söz. .Bakalım bu sözü yerine getirebilecekler mi? (Okuyup göreceksiniz ) Kitapta; arkadaşlığı – dostluğu , ailevi bağları , aşkı , inancı ,affetmeyi , sevgiyi ve mektupların etkisini yazar çok güzel bir şekilde anlatmış . Kitap aynı zaman da Hıristyanlık dinini biraz fazlaca ele almış, bu benim için biraz sıkıcı olmadı desem yalan olur fakat buna rağmen kendi inancımıza da uygulayabileceğimiz bir takım nasihatleri de içinde barındırıyor. Kitap, asıl gelişme bölümünde heyecanlı bir hale dönüştü .Sonlara doğru acaba ne olacak merakıyla okudum . Kısacası ben bu kitabı beğendim ve severek okudum . Kitabın içerisinde alınabilecek çok güzel dersler ya da nasihatlar diyeyim , var. Okumayanlara , okumak isteyen kişilere kesinlikle okumalarını tavsiye ediyorum .Eksik Parça Yayınları’na da bu kitabı biz okuyucularla , buluşturdukları için çok teşekkür ediyorum .İnşaallah yazarın diğer kitaplarını da okumak nasip olur . Unutmadan , kitaba bir puan verecek olursam ; ON ÜZERİNDEN SEKİZ PUAN veriyorum . Saygılarımla…
Baskı: Kardeşimin Hikayesi
Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi adlı kitabını okumuş ve şu an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Aslında biraz daha erken bir süre içerisinde bitebilirdi lakin , kurs ödevlerim- sınavım , kişisel meseleler ve sıcaklığı da ekleyince ,bitirmem azıcık geç oldu . Zülfü Livaneli ,üstad , gene yapmış yapacağını , sayfaları döktürmüş resmen . Kitabı okurken zaman kavramı ortadan kalkıyor ve siz o olayların içerisinde kendinizi buluyorsunuz , kitap cidden çok akıcı . Ve her sayfa da acaba ne olacak merakıyla okuyorsunuz . Ve bu kitap hiç beklemediğiniz ya da tahmin edemeyeceğiniz sürprizlerle dolu . Yazar beni kendisine bir kere daha hayran bıraktı . Kitabın konusuna gelecek olursak ; Arzu adlı bir kadının bir gün bir davet sonrasında, esrarengiz bir biçimde öldürülmesi , bu ölümün arkasında neler olabileceği merakıyla Podima adlı bir köye bir gazetecinin gelmesi , olayları araştırmak istemesi ve Ahmet Bey’den olayı aydınlatacak bilgiyi ona aktarmasını istemesi , Ahmet Bey’in bildiklerini aktarması , aktarırken bir hikayeyi de – kardeşinin hikayesini- anlatması ve bunun akabinde gelişen olaylar , süper bir şekilde aktarılmış . Yorum yazarken kelimelere dökmekte zorlanıyorum , çünkü anlatılmaz okunur dedirtecek bir kitap oldu benim için. Film tadındaydı . Ve bu kitabı bana hediye eden arkadaşıma çok teşekkür ederim .O kendisini biliyor . Bu kitabı okuyun ,cidden okuyun .İçinde tüm güzellikleri (aşkı , sevgiyi , dostluğu , aile bağlarını , polisiyeyi vb ) barındırıyor . Son bir cümle daha , “ ZÜLFÜ LİVANELİ’NE “ bu kitabı yazdığı için ve “ DOĞAN KİTAP’TA “ bu kitabı çıkardığı için çok ama çok teşekkürler .Saygılarımla (D)
Baskı: Yağmur Sonrası
Arkadya Yayınları’ndan çıkmış olan SARAH JİO’NUN YAĞMUR SONRASI “ adlı kitabını okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım . Aslında bitmesin diye baya uğraştığım bir kitap oldu .Lakin her güzel şeyin bir sonu vardır , bu kitapta onlardan bir tanesiydi . Öncelikle kitabın çevirisi çok akıcı ve kitapta kelime hatası bile yok, desem yeridir. Kitap zaten kapağıyla bile beni gel oku diyen bir kitap . Yazı puntosu tam istediğim gibi, aralarda bazen duraklamak için konulan ı semboller kitabı daha rahat okunacak bir kıvama getirmiş . Bu saydıklarımın hepsi , bu kitapta emeği geçen kişilerin titiz bir çalışmayla bu kitabı ortaya koyduklarının bir göstergesi . Kitabın konusuna kısaca değenirsek , nişanlı olan bir kızın (Anne Calloway) , İki Dünya Savaşı esnasında arkadaşı Kitty ile birlikte Bora Bora adlı bir adaya gönüllü hemşire olarak gitmeleri , bu ada da başlarına gelen olaylar, savaşın acı yüzü , arkadaşlık –dostluk ilişkileri , ailevi bağlar, aşk , fedarkarlık , ada da esarengiz bir şekilde gerçekleşen bir cinayet ve bu cinayet sonrasında gelişen olaylar ve en önemlisi de aradan ne kadar zaman geçerse geçsin aşkın gücünün kaybolmadığını , umudun her zaman var olduğunu , yazar SARAH JİO , çok güzel bir şekilde olayları birbiriyle harmanlayarak ve arada hiçbir kopukluk olmadan , film tadında biz okuyuculara aktarmış . Ben kitabı okurken aynı zaman da kitabı yaşadığımı da hissettim . Bu çok nadirdir benim için, kitabı okurken aynı zaman da yaşamak . Dediğim gibi kitap bir film tadında idi .Bu yüzden öncelikle yazarını tebrik ediyorum sonrasın da ise bizi bu yazarla tanıştırdığı ve özenli çalışmayla bu kitabı bizlere sundukları için ARKADYA YAYINLARI’NA teşekkür ü borç bilirim . NOT: Kitaba puan veriyorum , yüz üzerinden bin beş yüz ;) Saygılarımla…
Baskı: Tatlı Bela (Beautiful, #1)
Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan “ Jamie Mcguire’nin Tatlı Bela kitabını”, okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım , bitireli iki gün oluyor ama bugünlerde biraz yoğun olduğumdan yorum yazmaya ancak fırsat bulabildim . Öncelikle şunu söyleyebilirim kitabın adı gibi kendisi de çok tatlı bir kitap .Çevirisi akıcı lakin bazı yerlerde kelime hataları fazla idi .Ve bazı yerlerde bu hatalar göze batabiliyordu, ne yazık ki .Gene de kitabın geneline baktığımda nazar boncuğu olarak , o yazım hatalarını varsayıyorum. Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam ; Abby adlı bir kızın( ki bu kız kendi halinde ,dersleriyle ilgilenen , küfür bile etmeyen ve alkol kullanmayan bir kız ) bir gün arkadaşlarıyla bir dövüşü izlemeye gitmesiyle, evet yanlış duymadınız, bir dövüşe gitmesiyle, ora da deli dolu ,sempatik ama aynı zaman da bela biri( tatlı bela ) olan Travis♥ ile tanışacaktır .Ve hayatı ,bu tanışmayla birlikte yavaş yavaş değişime uğrayacaktır . Kitapta ; aşkı , arkadaşlık ve dostluk ilişkilerini ,aile bağlarını , fedakarlığı vb . okuyacaksınız . Kitabı okurken , çoğu yer de olayların gidişatını da tahmin edebilmeme rağmen ,çoğu yer de beni şaşırtan olaylar da yok değildi .Süprizler de vardı .Okursanız göreceksiniz .:) Aynı zamanda , Abby ile Travis ikilisinin ve arkadaşlarının arasında geçen diyalogları okurken çoğu yerde güldüm ve bazı yerlerde duygulandım .Bazı yerler de de sinir oldum :) Buna rağmen ben , bu kitabı çok sevdim. Kısacası , okumayan herkese, özellikle genç yetişkin kitaplarını seven herkese, tavsiye ederim . Ve serinin ikinci kitabını da merakla bekliyor olacağım .Yabancı Yayınları’na da bu kitabı çıkardıkları ve bizlerle buluşturdukları için , teşekkür ederim .Saygılarımla …
Baskı: Kıyıya Vuran Hayatlar (Seaside Knitters Mystery, #1)
Martı Yayınları’ndan çıkmış olan “ SALLY GOLDENBAUM – KIYIYA VURAN HAYATLAR “ adlı kitabı şu an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım . Bu sıralar , bazı sorunların üst üste gelmesi ve yoğun olmam sebebiyle kitabı ancak bugün bitirebildim . Bu tamamen benden kaynaklanıyor , bunu belirteyim . Öncelikle kitabın dili çevirmenin de etkisiyle çok sade ve akıcı .Kitapta yazım hatası yok denecek kadar az .Yazı puntosu da tam istediğim gibi idi . Kitap, biraz Debbie Macomber ‘ın kitaplarına benziyor ama farklı . Kitap, bir kadının(İsmi : Angie ) esarengiz cinayeti ile başlıyor ve bu cinayeti çözmeye kararlı insanların birbiriyle arkadaşlık –dostluk ilişkilerini , aile bağlarını ve aynı zaman da aşkı ve sevgiyi de okuyorsunuz . Ne yaşanırsa yaşansın asla pes etmeyen ve birbirinden kopmayan insanlar . Cinayeti çözmeye çalışmaları esnasın da , bende acaba ne olacak kim öldürdü , neden yaptı ? gibi sorulara cevap bulmaya çalıştım. Her sayfa da heyecanın dorukta olduğu , süprizlerle dolu bir kitaptı, benim için. Yazar, konuları birbiriyle çok güzel arada bir kopukluk olmadan harmanlamış ve ortaya güzel , en azından benim için bir kitap konmuş . Kısacası , ben bu kitabı çok beğendim .Ve bir puan verecek olsam 10 üzerinden 9 puan verirdim . Martı Yayınları’na da bu kitabı bizlerle buluşturduğu için çok teşekkür ederim .Serinin devamını bekliyor olacağım ( seri demişken ,sanırım birbirinden bağımsız kitaplar olacaklar) Saygılarımla….
Baskı: Dostluk Ekmeği
Arkadya Yayınları’ndan çıkmış olan Darien Gee’nin Dostluk Ekmeği kitabını okumuş ve şu an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım . Kitaba başlayalı bir haftayı geçmişti ama bu kitapla alakalı bir geçkinlik değil , bugünler de benım biraz yoğun olmamdan kaynaklandı . Öncelikle şunu diyebilirim ki ; kitabın konusuna bakmadan sırf kapağı için bile alınabilecek bir kitaptı benim için .Cidden çok güzel bir kapak tasarımı olmuş , gerek dış kapak , gerekse iç kapak tasarımı , sayfa kalitesi ve yazı puntosu da benden tam puan aldı , her şeyden önce benim için yazı puntosu çok önemli ( gözlerim açısından ) ayrıca aralarda sembolik işaretler olması , bölüm başlarına gelmeden de okurken ara vermemi sağladı ( sağlıyor ). Kitabın çevirisi de son derece akıcı ve sade.Kelime hatası bile yok , en azından ben rastlamadım . Kitabın konusuna gelirsek ; bir gün bir kadının kızıyla birlikte(Julia ve Gracie ) eve geldiklerinde kapının önünde bir ekmek bulmaları ve bunu pişirmeleri sonucunda gelişen olaylar , Julia’nın yaşadığı acı tatlı olaylar , günün birinde Madeline ve Hannah adlı iki kadınla tanışması , bu iki kadınında kendilerine has yaşadıkları acı tatlı olaylar , bu üç kişinin arkadaşlık – dostluk süreçleri , ailevi ilişkiler – bağlar , aşk , yardımseverlik vb . konular o kadar güzel ve yalın bir biçimde arada hiçbir kopukluk olmadan anlatılmış ki , sanki kitabı okumuyor da orda ki kişilerle birlikte ben de onlarla o anı paylaşıyordum . Kitabı okurken, hayatla ilgili çıkarılabilecek çok güzel dipnotlar ve dersler var .Onlardan bir tanesi de ; küçücük bir dilim ekmeği bile paylaşırsanız onun size bir şekilde geri döneceği ; bir arkadaşlık bir dostluk olarak geri dönebileceği ve sevgiyi arttırma da etkin rol oynadığı (oynacağı ) idi . Bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum , okuyun ve hatta okutturun . Ve on üzerinden on bir veriyorum .Bu kitabı bizlerle buluşturduğu içinde “ ARKADYA YAYINLARI’NA “ çok teşekkür ederim .Saygılarımla..
Baskı: Nasıl Kadın Olunur?
Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan , Caitlin Moran’ın – Nasıl Kadın Olunur ? adlı kitabını bitirmiş bulunmaktayım . Bu kitabın dili çok sade ve akıcı, okurken sayfalar su gibi akıp gidiyor .Tabi bunda çevirmenin de etkisinin olduğu yadsınamaz gerçeklerden biri. İçten bir anlatıma sahip olan bu kitabı okurken , sanki okumuyor da odanızın bir köşesinde oturmuş yazarla sohbet ediyorsunuz , o kadar içten bir anlatıma sahip . Kitaba kısaca değenirsem ; yazar bu kitapta , kendi hayatından da örnekler vererek , kadınların yaşamlarına dair (kadın olmanın getirdiği sorumluluklar ,zorluklar vb ) olayları anlatmış. Anlatırken ; tatlı – sert bir dil kullanmış .Hatta bazı yerler azcık müstehcen .Ama bu sizi sıkmıyor aksine konuya daha bir odaklanmayı da sağlıyor .Kısacası yazarımız zeki bir anlatımla , biz bayanlara güzel bir kitap sunmuş . Bu kitabı , özellikle hemcinslerime (bayanlara ) tavsiye ederim . Okurken çoğu yerde gülüceğinizi de garanti ediyorum . Yabancı Yayınları’na da bu kitabı bizlerle buluşturduğu için çok teşekkür ederim .Saygılarımla…
Baskı: Sevgi Uğruna Yaptıklarımız
Pegasus Yayınları’ndan çıkmış olan , “ KRİSTİN HANNAH’IN – SEVGİ UĞRUNA YAPTIKLARIMIZ “ adlı kitabını, bitirmiş bulunmaktayım . Kitabı ,İstanbul Tüyap Kitap Fuarı’ndan almış olmamıza rağmen ,bir iki sebeptan dolayı , elime alıp okumak istememiştim .Fakat hata etmişim , canım yazarımın kitabını bekletmekle . Neyse sonuca bakalım , bugun itibariyle kitabı bitirdim . Bazı kitaplar için yorum yazarken acayip zorlanıyorum , çünkü ; hakkını acaba verebilirmiyim ,endişesi taşıyorum .Bu kitapta onlardan bir tanesi idi . Kitabın çevirisi son derece sade ve akıcı .Bunda çevirmenin büyük katkısı olduğu yadsınamaz,bir gerçek . Kitabın konusuna kısaca değenirsem ; Lauren adlı bir kızın yolu, bir gün Angie adında bir kadınla kesişir . Ve ıkısının hayatıı o günden sonra değişime uğrar ,bu iki kadın arasında ortak bir bağ vardır , ikisi de aynı şeyin özlemini çekiyordur (bir ailenin ) ve her geçen gün yaşadıkları acı- tatlı olaylar onları birbirine bağlayacaktır . Kitapta; aile , dostluk ve arkadaşlık ilişkilerini , aşkı , yardımseverliği ve fedakarlığı , yazar o kadar güzel bir şekilde , olaylar arasında hiçbir kopukluk olmadan anlatmış ki ileriki sayfalarda acaba ne olacak hevesiyle okudum . Ben bu kitabı okurken çok etkilendim , hele sonlara doğru çok ama çok duygulandım . Yazarım “KRİSTİN HANNAH “ gene yapmış yapacağını ve harika bir kitap ortaya çıkarmış . Bu yazar ne yazsa daha konusuna bakmadan alıp okuyacağım ender yazarlardan bir tanesidir. Bu kitabı okurken yanınızda , mendilde bulundurun .Kesinlikle tavsiyemdir .Ve bir puan verecek olursam kitaba yüz üzerinden bin beş yüz verirdim . PEGASUS YAYINLARI’na da bu yazarın kitaplarını çıkardıkları için çok teşekkür ederim .Umarım en kısa zaman da yeni bir kitabını daha okuma fırsatını bize sunarlar .Saygılarımla…
Baskı: Sokak Kedisi Bob - 1
Yabancı Yayınları’ndan çıkmış olan , “James Bowen’ın –Sokak Kedisi Bob “ adlı kitabını bitirmiş bulunmaktayım . Yabancı Yayınları’nın ılk kitabı olan bu kitabı okurken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım .Çevirisi son derece akıcı olan bir kitaptı , kelime hatası bile yoktu .Titiz bir çalışmanın ürünü olduğu buradan belli oluyordu zaten .. Kitabın konusuna kısaca değinirsek ; James adlı bir adamın bir gün, sarman bir kedi bulmasıyla hayatının nasıl değiştiğini ,başına gelen olayları bir kedinin insan hayatın da ne gibi değişikliklere yol açacağını yazar çok güzel bir şekilde anlatmış . Bence kitabın anlatımı , sıcak ve yumuşacık olmasından ötürü bu soğuk şubat günlerin de , adeta bir kadife görevi görmekte .Okurken kimi yer de duygulandım kimi yer de kahkaha attım diyebilirim . Kedileri , genel anlam da severdim.Fakat bu kitabı okuduktan sonra kedilere karşı ilgimin arttığını da söyleyebilirim . Aynı zaman da hayatla ilgili dersler çıkarılabilecek bir kitap olduğun dolayı da ,bu kitabı çok ama çok beğendim .Herkese tavsiye ederim (ediyorum ) Ve son olarakta , bu kitabı bizlerle buluşturduğu için YABANCI YAYINLARI’NA teşekkür ediyorum .Saygılarımla…