
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Dün gece sıcaktan bunalıp balkonda devam ettim Barış Bıçakçı'nın Bir Süre Yere Paralel gittikten sonra kitabını okumaya. '' Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçlarımı balkondan aşağı sarkıtacağım, kendimi boşluğa bırakacağım. yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra onlara anlamayacakları şeyler anlattım, diyeceğim. öyle olsun.'' Kısmını okurken balkon demirliklerine tutunduğumu farkettim. İstemsizce Başak'ın intiharını okurken balkon demirlerine ulaşabildiğim yere kadar tutunup, bırakıp, kitaba tutunup, demirliklerin biraz daha üst kısımlarına dokunmaya çalıştığımı farkettim. Bir de Şimdi bu duvar yazısını görünce ; '' Balkon demirliklerine tutunmak yetiyor mu ? '' diye düşünmedim değil. O kadar cesur değilim Başak, o kadar cesaretli değilim Barış Bıçakçı...
Baskı: Candy: İki Eroinmanın Aşk Hikayesi
Kitap bitene kadar elimden bırakmak istemedim. Ara verdiğinizde bile tek düşündüğünüz kitaptaki olaylar oluyor. Beynime çivi gibi çakılan hikayesiyle unutamayacağım ve ikinciye okuma gücü bulamayacağım bir kitap.
Baskı: Posta Kutusundaki Mızıka
Kitabı okuduktan sonra; '' Sevgili dost '' diye başlayarak bir mektup yazdım Öylesine, kendime.
Baskı: S*ktir Et
Kişisel gelişim kitapları çoğunlukla sıksada bu kadar okuyucusu olan kitabı merak edip okuma girişiminde bulundum, büyük beklentilerimi pek karşılayamadı diyebilirim.
Baskı: Yaz Bitmesin
Yaz tatili dönüşü sehirler arası otobüs yolculuğu yaparken okumustum bu kitabı ve hakkaten etkilemişti bu yüzden :)
Baskı: Sofie'nin Dünyası
Kitabın adının '' Felsefeye Baslarken'' de olabileceği bir kitaptır.
Baskı: Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım (Yedinci Gün #1)
Gerçeküstü, mitolojik kitap severler asla sıkılmadan okuyabilirler, güzel bir aşk hikayesi .
Baskı: Gelmiş Bulundum
Şiirler yazdım, kitaplar okudum Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum Derinlerde kaldım böyle bir zaman Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
Baskı: Göğe Bakma Durağı
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım
Baskı: Alacakaranlık (Alacakaranlık, #1)
Her zamanki gibi, yine kitabı filminden çok daha güzel olan bir roman.
Baskı: Yalnızlıklar
Çok çok beğenerek okuduğum bir kitaptı. Kitabı okurken birazda okuduğum zamnında psikolojisiyle içimin burkulduğunu, yalnızlığın dibine vurduğumu hissetmiştim gerçekten bundan baska dip olamaz diyorsunu ama bir baköıssınız daha da dibe gidiyorsunuz hala.. Demiş ya Hasan Ali Toptaş '' kimileri düşer yalnızlığa, kimileri yükselir.. '' O düşüşü dibine kadar yaşayan bir insan olarak bu kitap bana ilaç gibi gelmişti.
Baskı: İt Cazı
Uzun süredir aradığım baska bir kitabı bulunca kısa süreliğine ara vermek durumunda kaldım :)
Baskı: Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır
Okuduğum en iyi kişisel gelişim kitabı kesinlikle.
Baskı: Aklından Bir Sayı Tut (Dave Gurney, #1)
Okuduğumda kafamda net olarak canlandırabildiğim karakterlere asık olan insanım :) Bu yüzden bu kitabın bened ayrı bir yeri var.
Baskı: Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye
Pira' ye hayran biri olarak bu kitabı okuduğumda daha da hayran oldum.. Piraye'nin Nazım'a olan askı kadar güzel bir aşk daha tanımadım. Nazım'ın Moskova'daki mezarı iki kişilik, Vera'nın külleri tam da Nazım Hikmet'in kalbinin üstüne yerleştirilmiş.. Nâzım düşünceleriyle sınanmış, aşkıyla, şiirleriyle. Piraye o dönemde o kadar sıkıntıda kalmış ki üç kuruş kazanmak için ne iş varsa yapmış, oysa kültürlü bir kadın, dil biliyor ama Nâzım’ın karısı olduğu için iş bulamıyor… Yani yaşamlarıyla sınanmışlar, onların elinde kala kala aşkları kalmış ve aşk Nâzım’ın en umutsuz anında bitmese de büyük bir yara almış.. Nâzım hiçbir kadını Piraye kadar sevmemiş ama hiçbir kadın da ona Piraye kadar sadık kalmamış. Bir kadın ilk askı, diğer kadın ölene kadar onunla.. Her ne kadar Piraye'ye çok haksızlık edildiğini düşünsemde, çok şanslı kadın aslında.. Ama hala düşüncem aynı, Nazım Hikmetin mezarı yanında Piraye olmalıydı Vera yerine..
Baskı: Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Henüz bitirmedim ama kitaba baslamamadaki en büyük etken kitabın basındaki yazı oldu ''Bize kalırsa aşkı tanımayan bir okuyucu bu kitabı hiç okumamalıdır '' Duyduğum rivayetlere göre kitaba basşalıyıp eğer sonuna kadar okuyamazsak henüz askı yaşamamısız demektir. Askı öğrendikten sonra yeniden kitabı okumayı denemeliyiz. Bu yönden oldukca dikkatimi cekti. Sanırım ben gerçek aşkı yasamısım, hala devam ediyorum okumaya :)