
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Belalı Düğün (Beautiful, #2,5)
sakız gibi uzatmaya ne gerek var ki? kitap bomboş! tatlı bela'ya yapılır mı, cıkcıkcık..
Baskı: Gölge Ateşi (Ateş, #5)
ve bir muhteşem seri daha bitti. bir yerlerde devasa hayalgücüne sahip insanlar var...
Baskı: Gökyüzünün Uzak Ucu
basit, yormayan, eğlenceli. dinlenmek için bile okunur.bu kadını seviyorum
Baskı: Ella ve Micha'nın Sırrı (The Secret #1)
gereksiz, saçmasapan, zaman kaybı. blog turlarına güvenip kitap alınmaması gerektiğinin kanıtı.
Baskı: Ve Dağlar Yankılandı
şimdiii, çok fazla beklentiyle, deli gibi heyecanlanarak alınmış, kapağına, arkadaki tanıtımına ölünmüş bir kitap. daha önce iki kitabına hayran olunmuş, beni perişan etmiş muhteşem bir yazar. çok etkileyici başladı, yine anlatım şahane, betimlemeler hayran kalınacak cinsten. ama ilk etapta dikkat çeken - çeviriden olduğunu sanıyorum- cümlelerde zaman sorunu. geniş zamanda anlatırken geçmiş zamana geçmiş örneğin. başlarda, anlattığı masalda dikkatimi çekti fakat masal anlatıldığı için kasıtlı yapmış olabileceğini düşündüm. ileride de pek çok kez karşılaşınca şaşırdım doğrusu. çok iyi bir başlangıç, içimi acıtmaya başladı, şimdi ne olacak da bizi nerelerde şaşırtacak, yüreğime nasıl bir kazık saplanacak. abdullah, peri, sabır, masume, pervane, nebi derken hikaye birden dağılıyor; yan karakterlerin hayatlarına, kim bence çok azı gerekliydi, fazlasıyla değinmiş, konudan acayip sapmış. idris, ikbal ve oğlu, markos, bunların hepsi kendi hikayeleriyle bambaşka bir romanın kahramanı olabilirlerdi bence. onlarla kıssadan hisseler yapmış sanki. oysa sadece hikayeden uzaklaştırdılar beni. peri'nin hayatında şoklardaydım. detaylara gömülürken birden jet hızıyla ve yine gereksiz ayrıntılarla peri torun torba sahibi oldu. yurtdışındayken kızının hasta olduğu bir bölüm var mesela, ben hala anlamadım neden yazmış. daha çok şey yazmamak lazım sanırım okumayanlar için, tamam durdum. böyle eleştiriler yazarken içim sızlıyor, yazara konduramıyorum, yine de diyorum okuttu kendini, kötü diyemem. ama kıyaslanamaz "uçurtma avcısı" ile, yanından geçemez "bin muhteşem güneş"imin.
Baskı: Tutkulu Notalar (Sinners on Tour #1)
mezhebim o kadar geniş değil!
Baskı: Cehennem (Robert Langdon, #4)
iyi, güzel, heyecanlı, merak uyandırıcı, şaşırtıcı. ama işin aslı hep aynı dan brown. kısıtlı süre, çözülmesi gerekenler, tarihi yerler, tablolar, şifre çözme, langdon'un zekası ve fobisi, en sonunda da dünyayı kurtarmaca. bir daha dan brown okur muyum, belki okurum ama kitabına para vermem!
Baskı: Aşk Seni de Vurur (Higlands' Lairds, #3)
berbat!!!
Baskı: Kardeşimin Hikayesi
Livaneli'ye yine gözüm kapalı aldım romanını, kardeşimin hikayesi! hiçbir yoruma bakmadan, konusu nedir bilmeden. çünkü sen yazmıştın. ve yine pişman olmadım. bir kez daha saygıyla eğildim önünde, böyle bir dil, böyle bir üslup! herşeyden çok tasvirler aldı götürdü beni. umarım birkaç tane alıntı yapsam sorun olmaz senin için; bu tepeden Karadeniz'in bir insan gibi değişen, kılıktan kılığa giren hallerini izlemeye gelirdim. bazen öfkelenir, bitmek bilmeyen bir enerjiyle sahildeki kayalıklara kafa atardı, bazen kıyı çizgisini diliyle nazlı nazlı yalardı, ender olarak da bir göl gibi kıpırtısız kalır, içine kapanırdı. karadeniz'i bi roman kahramanı gibi ruhsal gelgitleri, öfkeleri, sevdaları, umutları ve mutsuzluklarıyla tanımayı öğrenmiştim. * dedim ya, bütün bunlarda bir işaret görüyorum ben. demek ki buraya yerleşmem, burada kalmam, belki de burada ölmem, buraya gömülmem gerekiyor. neden mi? çünkü eski hayatımla hiçbir ilgisi yok. bana ay krateri kadar yabancı bir yer. ne bir kişiyi tanıyorum ne de beni tanıyan biri var. sorulardan, arkadaşlıklardan, toplumdan uzak, kendi içine dönen bir hayat. bütün istediğim bu. * insan her şeyi untarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı! * "peki sizin ayrıcalğınız ne?"diye soruyor. "çok basit" diyorum. "okumak, sadece okumak. okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. o zenginlerin arkadaşları birkaç finasçı, üç beş hlding yöneticisi. üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: aristoteles, platon, ibn rüşd, faulkner, homeros, nietzsche, ibn haldun... bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?" * aslında aşk kelimesini hiç sevmediğimi, günümüzde bunun bir pazarlama aracına dönüştüğünü söyledim. aşk dendiğinde sanki küçülüyordu her şey. o zaman gerçek aşka ne ad verdiğimi sordu. "karasevda" dedim. "karasevda?" "evet!" dedim. "işte insana o çılgınlıkları yaptıran duygunun adı budur. karasevdayla aşk farklıdır birbirinden. asıl tehlikeli olan da karasevdadır. * aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir. * bambaşka bir psikolojiye sürükledin beni, dün gece tabiri caizse şok yaşadım.meraklandım, şaşırdım, üzüldüm, birçok insani duygu vardı ama hepsinden önemlisi ilk sayfadan itibaren "dil" di. baştan sona anlatımlar, ifade, bu kadar akıcı, bu kadar sıkmaktan uzak, bu kadar mükemmel olabilirdi. teşekkürler livaneli, kendimi bildim bileli hayatımdasın. önceleri müziğinle, sonra usta kaleminle. umarım uzun yıllar daha güzel hikayelerini paylaşırsın benimle..
Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)
berbattı!
Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)
bu kadar kötü olabilirdi, taklit etmeye çalışmış onu bile yapamamış.zaman kaybı..
Baskı: 90'lar Kitabı Çocuk mu Genç mi?
beklentilerimin çok altındaydı
Baskı: Küçük Mucizeler Dükkanı (Blossom Street Serisi 1)
amerikalıların anlayışının kıt olduğunu bana bir kez daha ispatlayan, okuduğum için kendimi yediğim, gereksiz, boş bir kitap
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
yıllar geçmiş olmasına rağmen öyle güncel ki! hepimiz birer smith'iz
Baskı: Aklından Bir Sayı Tut (Dave Gurney, #1)
tümüyle hayal kırıklığı
Baskı: Ejderha Dövmeli Kız (Millenium, #1)
bu seri gerçekten de çok sürükleyici
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
gözyaşlarıma boğulmuş sayfaları olan güzelim kitap