onursan

Detayları:  Onur San, İstanbul, 40 yaşında, Erkek
İlgi Alanları:  One pill makes you larger
Sevdiği Kitaplar Türleri:  And one pill makes you small
Hakkında: 
And the ones that mother gives you Don't do anything at all Go ask Alice When she's ten feet tall
37 takip ettiği ve 38 takip edeni var. 152 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu

smile 53

smile 53: sürü kitabını bitirdikten sonra takas yada satmayı düşünürmüsünüz her yerde o kitabı arıyorum

6 yıl, 2 ay önce gönderildi
soztekin

soztekin: Blogunu sevdim, iyi yazıyorsun, hatta hala iyi, yani kısa parmaklarla bile... Ama yine kaptırmış olmalısın işe güce. Bence boşlama. Sevgiler...

6 yıl, 7 ay önce gönderildi

Son Haberler

onursan bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 gün önce
onursan okumuş bitirmiş.
Koloni

Onlar çocuktular... En mükemmel elmasların saflığındaydılar... Ne ufak bir lekeleri... Ne de en ufak bir kusurları vardı... Ve ne de en ufak bir günahları... Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı... Pariste bir Ermeni katedralinde işlenen bir cinayet. Kan yok, cinayet aleti yok, yara bere yok... Biri yaşlı ve huysuz emekli bir polis, diğeri Çocuk Bürosunda görevli, ancak açığa alınmış uyuşturucu müptelası genç bir polis. Bu ikisi, gitgide hunharca bir hal alan ve peşpeşe işlenen cinayetlerin katilini veya katillerini bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Birbirlerine ihtiyaçları vardır, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ancak bu cinayetler sıradan bir seri katilin işi değildir. Gizli servisler, naziler,Yahudiler, ülke içinde ülkeler, ve siyah bölgeler... Sanki birileri bir şeyleri gizlemek istemektedir. Fransanın göbeğinde başka bir ülke olabilir miydi? Bu ülkeye kim veya kimler göz yumuyordu? Burada neler yapılmaktadır? Kaçırılan çocuklar ile öldürülenler arasındaki bağ nedir? İki polisin çabası cinayetleri açığa kavuşturmaya yetecek midir? Yoksa...

Onlar çocuktular... En mükemmel elmasların saflığındaydılar... Ne ufak bir lekeleri... Ne de en ufak bir kusurları vardı... Ve ne de en ufak bir günahları... Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı... Pariste bir Ermeni katedralinde işlenen bir cina... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 gün önce
onursan okumuş bitirmiş.
Beş Şehir

Ömrünü yekpare zamanın arayışıyla sürdüren ve yazan Ahmet Hamdi Tanpınar, ilk kez 1945te basılan kitabında İstanbul, Ankara, Bursa, Konya ve Erzurumu doğal, tarihsel ve kültürel dokusuyla anlatıyor... Okuru şehirlerin dışından içine ve içinden dışına doğru kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Fatih Andının kitabın ilk iki baskısını ve tefrikasını karşılaştırarak hazırladığı bu eleştirel basım, Tanpınar külliyatına da yeni bir boyut kazandırıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar kitabının önsözünde Beş Şehirin asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta çatışır gibi görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla, onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur. (...) Sade millet ve cemiyetlerin değil, şahsiyetlerin de asıl mana ve hüviyetini, çekirdeğini tarihîlik denen şeyin yaptığı düşünülürse, bu iç didişme hiç de yadırganmaz. Mazi daima mevcuttur. Kendimiz olarak yaşayabilmek için, onunla her ân hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz. Beş Şehir işte bu hesaplaşma ihtiyacının doğurduğu bir konuşmadır. Bu çetin konuşmayı, aslı olan meselelere, daha açıkçası, biz neydik, neyiz ve nereye gidiyoruz suallerine indirmek ve öyle cevaplandırmak, belki daha vuzuhlu, hattâ daha çok faydalı olurdu. Fakat ben bu meselelere hayatımın arasında rastladım. Onlar bana Anadoluyu dolduran Selçuk eserlerini dolaşırken, Süleymaniyenin kubbesi altında küçüldüğümü hissederken, Bursa manzaralarında yalnızlığımı avuturken, divanlarımızı dolduran kervan seslerine karışmış su seslerinin gurbetini, Itrînin Dede Efendinin musikisini dinlerken geldiler diyor. Beş Şehir, yazarın anlattığı kentlere olduğu kadar hayata ve zamana da bakışımızı yenileyecek, yeni bir kan verecek önemli bir kitap. TADIMLIK1928 sonbaharında Ankaraya ilk geldiğim günlerde Ankara kalesi benim için adeta fikr-i sabit olmuştu. Günün birçok saatlerinde, dar sokaklarında başı boş dolaşır, eski Anadolu evlerini seyrederdim. Bu evlerde yaşadığımdan çok başka bir hayat tahayyül ederdim. Onun içindir ki Yakup Kadrinin Ankarasının çok sevdiğim ve doğruluğuna hayran olduğum baş taraflarını okurken içim burkulmuştu. Hâlâ bile bu keskin realizmin ötesinde, bütün imkânsızlığını bilmeme rağmen bir anlaşma noktası bulunabileceğine inanırım. Samanpazarından bugünkü eski Dışişleri Bakanlığına inen eski Ankara mahalleleri, çarşıya ve kaleye çıkan yollar, Cebeci tarafları üzerimde hep bu tesiri yapardı. O biçare kerpiç evlerin bütün fakirliğini iyi bilmekle beraber kendimde olmayan bir şeyi onlarla tasavvur ederdim. Onların arasında, bir sıtma nöbetine benzeyen ve durmadan bir şeylere, belki de fakirliğin altında tasavvur ettiğim ruh bütünlüğüne sarılmak, onunla iyice bürünmek arzusunu veren bir ürperme ile dolaşırdım. Gerçeği budur ki, Anadolunun fakirliğinde vaktiyle kendi hastalığı olan ve insanını asırlarca tahrip eden sıtmaya benzer bir şey vardır. Tadanlar bilir ki hiçbir lezzet, sıtma üşümesi ile yarışamaz. Kaç defa Cebecide veya kalede bu evlerden birinde oturmayı düşündüm. Fakat evvela Ankara Lisesinde, sonra Gazi Terbiye Enstitüsünde o kadar cemiyetli bir hayatımız vardı ki, bir türlü bırakamadım. Zaten o seneler Ankara memurlarının çoğu resmî dairelerde, hatta vekâletlerde kalıyorlardı. Hakikatte şehir bir taraftan Millî Mücadeledeki sıkışık hayatına devam ediyor, bir taraftan da yeni baştan yapılıyordu. Her tarafta bir şantiye manzarası vardı. Hiçbirinin üslûbu yanıbaşındakini tutmayan, çoğu mimarî mecmualarından nakledilmiş villâlarıyla, küçük memur mahalleleriyle yeni şehrin kurulduğu devirdi bu. Tek bir sokakta Riviera, İsviçre, İsveç, Baviera ve Abdülhamid devri İstanbulu ev ve köşklerini görmek mümkündü. Yeni yapılmış sefaret binaları da bu çeşidi arttırıyordu. Sovyet sefareti modern mimarînin kendisini aradığı bu 1920 yıllarının en atılgan tecrübelerinden biriydi ve daha ziyade büyük bir vapura benziyordu. İran sefareti ise eski Sâsâni saraylarının hatıralarında bir Şark üslûbu aramıştı. Biz birkaç arkadaş Belçika sefaretinin sakin ve gösterişsiz, klâsik yapısını seviyorduk. Bu tecrübeler arasında Türk mimarîsi de kendine bir üslûp yaratmaya çalışıyordu. Türk ocağı binası, Etnografya Müzesi olan bina, Gazi Terbiye Enstitüsü, İstanbulda Yeni Postahane ve Dördüncü Vakıf Hanı ile başlayan tecrübenin devam idiler. Sonradan Güzel Sanatlar Akademisinde arkadaşlık ettiğimiz Prof. Egli, Cebecideki Musikî Muallim Mektebi ile çoğu dıştan taklit eden bu tecrübeleri ilk defa modern malzemenin imkânlarıyla birleştirmeye muvaffak olmuştu.

Ömrünü yekpare zamanın arayışıyla sürdüren ve yazan Ahmet Hamdi Tanpınar, ilk kez 1945te basılan kitabında İstanbul, Ankara, Bursa, Konya ve Erzurumu doğal, tarihsel ve kültürel dokusuyla anlatıyor... Okuru şehirlerin dışından içine ve içinden dışına... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta önce
onursan bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
onursan okumuş bitirmiş.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
onursan bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Daha Fazla Göster

onursan şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

Islamic History A Very Short Introduction

%0

Hiç

%0

2019 Okuma Hedefi - onursan

%110
onursan 60 kitap hedefinden 66 kitap okumuş.

Kütüphanesinden Seçmeler

Denemeler
Russell
Trendeki Kız
Notre Dame'ın Kamburu
Semerkant
İnsanlar Uyanıyor
Sordum Kara Çiçeğe
Şeffaf
Ölüm Dansı
Tehlikeli Oyunlar
Dönüşüm
Güneşe Uzan
Cehennem (Robert Langdon, #4)
Benim Hüzünlü Orospularım
Ölüm Çığlığı
Ben, Robot
Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Fareler ve İnsanlar
Tanrıya Karşı Söylev
Zar Adam
Dune Sapkınları (Dune Serisi 5. Kitap)
Arsenik
Gelecekbilim Kongresi
Bir Kara Derin Kuyu
Beyoğlu Rapsodisi
Star Wars - Jedi Arayışı
Mahşer
Bin Muhteşem Güneş
Harry Potter ve Ölüm Yadigârları (Harry Potter, #7)
Beş Şehir
Shogun
Sefiller Cilt 4
Amerikan Tanrıları (Amerikan Tanrıları, #1)
Yolda
Pis Moruğun Notları

Favori Yazarları (2 yazar)

emrah serbes
oğuz atay
tüm favori yazarları

Çözdüğü Testler (2 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (2 liste)

Takip Ettikleri (37 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (38 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

onursan, hiç bir gruba katılmamış.

Okuma Güncesi (tümü)

Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bir Kara Derin Kuyu
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Islamic History A Very Short Introduction
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Hiç
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bir Bilim Adamının Romanı
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bir Mühendisin Dünyası
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Kutsal Aile
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz